ala kurdistan
Ey Reqîb

Mısır diktatörü gitsin, Suriye ve İran dötatörleri kalsın mı?

 

Ortadoğu diktatörlüklerinin gitme zamanı gelmiştir. Tunus ve Mısır devrimi ile demokratikleşme süreci başlamıştır. Sıra açık olarak Yemen diktatörlüğüne gelmiştir. Yemen de halk sokaklardadır.


Bunlara geçmeden Türkiye ve Kürdistan’ı ilgilendiren bir noktanın altını çizmek istiyorum:


Dışişleri Bakanı Davutoğlu Mısır diktatörlüğünün gitmesi ile “cumhuriyet ve demokrasinin birlikteliğini” dile getirdi. Başbakan Erdoğan, halkın isteklerine boyun eğilmeli, Mısır diktatörü gitmeli derken Sakarya ve Türk milleti ile Mısır güzellemelerinden bulundu.

Amen na!

Tunus diktatörünün gidişine "evet" dediniz. Anladık. Mübarek gidişine de “evet” dediniz. Buralarda devrimler istediğiniz için değil, Türkiye’nin bölge çıkarlarını esas gözettiğiniz için söylediğinizi gayet iyi anlıyoruz.

Mısır’da krallığı yıkarak ordunun yönetimi ele alması epey uzun sürdü, Mübarek diktatörlüğünün devrilmesi ile iktidarlarının sonuna gelmiş bulunuyorlar.

Suriye’de Mısır’dan sonra ordu iktidarı aldı, kısa bir evreden sonra Hafız Esad başa geldi. Buda asıl ordu ve bürokrasiye dayanıyor. Hafız esad öldü ve krallıklarda olduğu gibi yerine oğlu Beşar Esad geçti. Mısır ve Suriye diktatörleri benzerdir. İkisi de ulus-devletçi ve orduya dayanan diktatörlerdir.

Mısır’ı alkışlayan Türkiye yönetimi ve Başbakan Erdoğan acaba Suriye diktatörlüğüne ne diyor? Buyur madem benzer diktatörlere karşısınız, Beşar Esad’ı gelin beraber uğurlayalım. Ne dersiniz?

Ya İran demokrasiyle mi yönetiliyor? Halk yönetimde mi? Siyasal partiler serbest mi? 1979 İran devriminden sonra baştaki Hizbullah yani Allahın Partisi şah yerine bir grup molla diktatörlüğünü kurdu ve bunlarda Mısır, Tunus ve Suriye’deki gibi ordu ve istihbarata dayanıyor ve böylece ayakta kalıyorlar. Burada tek parti diktatörlüğü vardır. Kemalist sisteme benzerdir. Kemalist cumhuriyet ulus-devletli bir cumhuriyetti. Bunlarda Şiiliğe dayalı bir ulus devlettir. Tek parti sultası ve ordunun, istihbaratın borusu İran’da ötmektedir.

Başbakan, AKP ve Türkiye yöneticilerine soruyoruz? Eli kalem tutan ve sıkça Ortadoğu’nun demokrasisi ve diktatörlüklerin gidişinden dem vuran Medya kalemşorlarına soruyoruz?

Sahi İran ve Suriye diktatörlüğü ve tek parti yönetimi hakkında niye suskunsunuz? Suriye’nin 50 yıllık bir diktatörlük, İran'daki 32 yıllık bir diktatörlüktür. Göstermelik parlamenter sistem bile yoktur. İnsan haklarının izine bile rastlanmaz. Niye bir kelime bile yazmıyorsunuz?

Tuhafıma gitmiyor. Türkiye devlet ve hükümet olarak Suriye ve İran rejimi ve diktatörlüklerinin ayakta kalmasını istiyor.

Medya yazarları, spikerler, yorumcular ABD’nin Mübarek rejimini desteklediğini ve şimdide gitmesini istediğini söylüyor ve aradaki çelişkiye işaret ediyorlar.

Evet, ABD’ye geldi mi konuşuyorsunuz. Ama sıra benzer tarzda Türkiye-Suriye, Türkiye-İran ilişkilerine geldi mi niye konuşmuyorsunuz?

Devletin ve hükümetin politikasını doğrudan ve dolaylı onaylıyorsunuz. Buralarda rejimler devrilmesin ve değişmesin ama bazı göstermelik reformlar ve göz boyamalar yapılmasından yanasınız.

Kürdistan ve Kürtler açısından ise Ortadoğu rejimlerinin ve diktatörlerinin yıkılması onaylanmalıdır. Buralarda demokrasi ve insan hakları ile hiçbir ilgisi olmayan rejimler gitmelidir. En başta Suriye ve İran rejiminin yıkılması ve değişmesi şüphesiz tercih edilir.

Erdoğan ve AKP’nin Sünni Müslüman oluşuna bakmayınız. Onlar yakın Müslümanlıktan çok devlet çıkarlarını ve milliyetçiliği esas alır. Lübnan’da kendilerinin mezhep bile saymadığı ve “beşinci mezhep” saydıkları Hizbullah’ı desteklediler. Oysa Lübnan başbakanı Sünni Müslümanlardandı.

Eğer Mısır ve Suriye’yi karşılaştırırsak, Mısır kültürü ve geçmişi, aydınları vb koşulları ile Suriye’den daha ilerdeydi. Suriye diktatörlüğü Mübarek diktatörlüğünden daha berbattır. İran yaptığı uygulamalarla Mısırdan daha da kötüdür.

Suriye ile en çok iyi ilişkileri olan Türkiye ve İran’dır. Batı açısından alırsak, onlar İran ve Suriye rejiminin değişmesini kendileri içinde olsa istiyorlar.

Türkiye’nin Mısır’a desteği, Mısır ayağı ile İsrail’i daha köşeye sıkıştırmak amaçlıdır. İsrail konusunda İran, Suriye, Türkiye yakınlaştı.

Türkiye ekonomik olarak büyüyen bir güçtür. Erdoğan vb, emperyal ekonomik ve siyasi çıkarlar uğruna Osmanlının kaybettiğini değişik biçimde kazanmak istiyorlar.

Çünkü Türkiye’de esen genel hava Arap ülkeleri ve Ortadoğu Osmanlıdan koptuksan sonra kötüleşmiş yönündedir. “Osmanlı adaletliymiş”; madem Osmanlı diktatörlüğü “adaletli”, demek ki Başbakan Erdoğan’da yayılmak ve açılmak için günümüzün “adalet”, “demokrasi” vb kavramları kullanıyor.

ABD ve Avrupa’ya gelince, küresel dünya gerçekliğinde mevcut Ortadoğu rejimleriyle bir yandan ilişki sürdürüp desteklerken öte yandan değişmesini istemektedirler. Kendi çıkarlarına ve dünya ilişkilerine çokta uygun görmemektedirler.

Hepsinin diktatörler gitmek üzere iken veya giderken açıklamalarda bulunması bundan dolayıdır. Türkiye bir yönüyle bu kervanı dikkate alıyor.

Başbakan Erdoğan, hükümet ve TC yöneticileri, medya şu yanı başınızda ki İran ve Suriye diktatörleri için ne dersiniz?

Adaletli ve demokrasiden yanaysanız gelin farklı dillerden de konuşsak, siyasetler ve görüşler farklı olsa bile bunlara da karşı çıkalım!

Bunu yapmazsanız, bir diktatörün gidişini alkışlarken, diğer diktatörlere kardeş dersiniz.

Bu da kimsenin gözünden kaçmaz. Haberiniz olsun!


[email protected]


kurdistan-aktuel

 

Комментарии только разблокирована после модератор одобрил их.

Filtered HTML

  • Адреса страниц и электронной почты автоматически преобразуются в ссылки.
  • Разрешённые HTML-теги: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Строки и параграфы переносятся автоматически.

Plain text

  • HTML-теги не обрабатываются и показываются как обычный текст
  • Адреса страниц и электронной почты автоматически преобразуются в ссылки.
  • Строки и параграфы переносятся автоматически.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Политика

Эрбиль, Курдистан - В послании по по случаю 25-й годовщины  химического нападения  на Халабджу, премьер-министр Турции Реджеп Тайип Эрдоган назвал убийственную жестокость Саддама Хусейна как престу

Аналитика

Так, к примеру, турецкий режиссер Мустафа Алтыоклар несколько раз публично выступал даже за необходимость отделения Курдистана (!) для последующего объединения с Турцией на равных условиях

СМИ

В газете Вашингтон таймс опубликована  заметка журналиста Jennifer Harpe в которой он  пишет, что численность курдского населения округа Нешвилл, за последные годы, значительно увеличилась и этот р