ala kurdistan
Ey Reqîb

Soykırıma Katliam Diyemeyenler Tayfasına

 

Çizgiler net olmalıdır. Bir davan var ise, net konuşacaksın. Davan yoksa susacaksın. 

AKP saflarında bir sürü ‘Kürt kökenli’ ‘milletvekili’ var. Şirnex’in Qilaban ilçesinde 34 sivil ve masum Kürd katledildi, AKP’li ‘Kürt kökenli’ zatlardan çık çıkmadı. Katledilen milletin ‘vekilleriler’ ya. Kendilerinden bir hereket beklememiz en doğal hakkımızdır. Kürdün kan teriyle kendini adam / kadın sayan kendini bilmez 70 küsur boynu yoğun ve karnı şişman arasında tek bir kişi 13-15 yaşlı çocukların katline ‘katliam’ diyemedi. 

Sizin erkekliğinizi de, kadınlığınızı da! 

Uludere’de katledilen çocuklarınız yaşındaki çocuklarınızın gözlerine nasıl bakıyorsunuz? Hiç utanmıyor musunuz? Sizleri alın teriyle besleyen milletin karnınıza tıkıştırdığınız ekmeğinden utanmıyor musunuz? 

İçlerinden en ‘cesaretlisi’ galiba Amed’li bir grup seçmeni Türkün sofra artığı parasıyla zengin olarak satın almış Galip Ensarioğlu’dur. Roboski soykırımı ile alakalı en cesaretli sözleri şöyle oldu: “Hesabı sorulmazsa elbette ki eleştiriler haklı olur ancak biraz daha zamana ( altı ay oldu – H.Ş. !!!)ihtiyaç var. Beş ay değil, beş asır da geçse üzerine örtülemez, hesabı sorulacaktır”. Bu ifade ile Kurdistan’da can çekişen başbakanına bayağı bir yardımcı oldu. Kürdün katliamını, soykırım düzeyindeki cinayeti “olay”, “kasıt”, “ihmal” sözleri ile geçiştirmeye gayret etti. 

Başbakanını aklama teşebbüsü ile Ensarioğlu, “Uludere olayı (‘olay’ ha! Erkeksin, ‘katliam’ diyeceksin – H.Ş) terörle (!!!) mücadeleyi zafiyete uğratmayı, Kürt sorununda çözümü engellemeyi amaçlayan devletin içinde kümelenen çetelerin, siyasete ve topluma yön vermeyi amaçlayan bir eylemi olarak görüyorum” dedi. Bu sözler lafların ütüsüne aldanan birçok Kürdün hoşuna bile gitti… 

Ensarioğlu’nun cevabını Demirtaş iyi veriyor: 

“AKP muhiplerine sordu: Ne oldu?

Demirtaş, "Başbakan Erdoğan, 'Ben de izledim o kişilerin kim olduğu anlaşılmıyor' diyor. Yani o kişilerin kim olduğunu bilmeden vur emri verdiniz. AKP'nin bu katliamı sahiplendiğini belirtiyorduk. AKP'li yazarlar 'bu AKP'ye karşı bir tuzaktır' diyorlardı. Günlerce bunu köşelerinde ve televizyonda işlediler. Başbakan ne dedi 'Uludere'de bize kurulmuş bir tuzak yoktur' dedi. Kraldan daha çok kralcı geçinenler ne oldu (Ensarioğlu yani – H.Ş). AKP'yi aklamaya çalışanlara soruyorum: Ne oldu? 'İstihbarat bizim, uçak bizim, biz vurduk' diyor daha ne desin. Hatta o kadar öfkeleniyor ki göğsünü gere gere bizim istihbaratımızdır diyorlar. AKP'yi kurtarmaya çalışan aydınlar, yazarlar, gazeteciler (ve de ‘kürt kökenli’ siyasetçiler – H.Ş.) elinizi vicdanınıza koyun. Bakın genel başkanınız ne diyor, siz onu halen aklamaya çalışıyorsunuz" şeklinde konuştu. “

Demirtaş, AKP'lilere seslendi: "Genel Başkanınız bize kan pazarlığından bahsediyor. Asıl ABD'de, Pakistan'da, bomba yüklü predatör almak için eş zamanlı yapılan görüşmeler kan pazarlığıdır. Ne yapacaklar bunu, ekin mi biçecekler? Kan alacaklar bununla. Bunu görün. Bu çağrım AKP'de vicdanı olan herkesedir.". 

AKP saflarında ‘vicdanı olan’ Kürt kökenliler var mı? Varsa, ispatlayacaklar. 

BDP’yi de boş verin, zaten onlarla da davalıyız. 

Vicdan denen bir şey vardır, olmalıdır. Şeref, haysiyet, mili gurur… bunlar AKP’de kümelenmiş ‘Kürt kökenliler’ için bir laf mıdır sadece? Bu zatların hiç mi namus, şeref, Kürdlük, gayet, haysiyet, vicdan, erkeklik, kadınlık, muslumanlık anlayışları, duyguları yoktur? 

Bu kadar mı düşürüldüler? Bu kadar mı düşkündürler? 

BDP ve PKK’yi boş verin. Onlar kötüdür, kemalisttir, kendini bilmezdir… Siz daha mı iyisiniz? Sizler ki, sofra artığı için sıraya girmiş karnı tok, beyni boş enayilersiniz. 

“Enayi” sözü bile sizler için bir lütuftur. 

Ne sandınız, bu devran böyle mi sürecek? 

Bir de ‘türk kardeşlerimizin’ barış ‘güvercini’ Kemal Burkay’ımız var. 

“İlkehaber” kendisini sıkıştırmış, o da twitt bastırmış. İlkehaber iyi yayın yapıyor, onlara bir 'lütuf' olsun: 

“Kemal Burkay, 'Sayın Burkay, Roboski'ye ne zaman sıra gelecek?' sorumuza twitter hesabından adeta cevap verdi.

Kürt siyasetçi Kemal Burkay, ilkehaber'in dün manşetten sorduğu 'Sayın Burkay, Roboski'ye ne zaman sıra gelecek?' sorusuna twitter hesabından adeta cevap verdi.

İşte Sayın Kemal Burkay'ın o twitleri...

'Uludere'de öldürülenler (‘katliam’ demiyor – H.Ş) kaçakçı ya da değil, neticede 34 insanımız acımasız bir şekilde katledildi (şükür Xwedê! – H.Ş). Bu kabul edilir türden bir durum değil.'

'Uludere olayı (katliam demiyor – H.Ş) kirli savaşın yol açtığı nice trajediden sadece biri ve eğer doğru sorgulanmazsa maalesef sonuncusu da olmayacak...'

'Uludere'deki acı olay (katliam demiyor – H.Ş.) bir kez daha şu soruyu önümüze koyuyor, koymalı: “Şiddetle neyi çözeceğiz? Dökülen kan, çekilen bunca acı yetmedi mi?”

“Çekilen bunca acı ve dökülen kan” yerine senin alternatifin ne, Sayın Burkay? Kocaman bir hiçlik, boşluk… 

Alternatifin yok, dolaşma ortalıklarda. 

Bizim Kemal Burkay’ımız 34 masum, genç, çocuk yaşında Kürdün parçalanarak katledilmese ‘ilkehaberin’ zoruyla ‘katliam’ demeye mecbur edilmiştir. İlkehaber’e bravo!. En iyisi, mecbur edilenleri atmaktır. Ulusalcı öze sahip olduğuna inandığımız HAK-PAR Genel Başkanı Sayın Bozyel’in Burkay’a hiç ihtiyacı yoktu ki! Herhalde içten bir baskı yedi. (HAK-PAR’ın Kürt kökenli bir AKP’li kontranın gerillalar tarafından alıkoyulmasına ‘açıklama’ ile yanıt vermesi ise talihsizlikti. Böyle hataları tekrarlamazlar umarız). 

Her neyse… 

‘Taraf’ta PKK’ye yapılan haksız saldırılardan dolayı Ahmet Altan’ın yazılarının kurdistan-post’ta yayınlanmaması için bir girişimim olmuştu, arkadaşlarım kabullenmediler. Ahmet Altan ve ‘Taraf’ın kendilerinin bile inceden itiraf ettikleri AKP – Erdoğan diktatörlüğünün erseye getirilmesindeki rollerinden dolayıydı tepkim. 

AA dediğim Ahmet Altan’a kanım halen de ısınmamıştır ama şunu ifade etmekte hiçbir sakınca görmem: ‘AKP’de kümelenmiş ‘Kürt kökenliler’ ve onlar..!, sizin ‘Kurdî haysiyetiniz’ Ahmet Altan’ın tırnağı kadar değildir. 

Kimin kim olduğu ve ne olduğu Roboski katliamına gösterdiği tepkiye vurularak tanımlanacaktır. 

Roboski, Halepçe’den daha ağır cinayettir. Neden? Saddam İran’la savaşıyordu, Erdoğan ve kafatasçı Türkiye devleti ise Kürdlerle savaşıyor! 

Hejarê Şamil
[email protected]

 

28-05-2012, kurdistan-post.eu

Комментарии только разблокирована после модератор одобрил их.

Filtered HTML

  • Адреса страниц и электронной почты автоматически преобразуются в ссылки.
  • Разрешённые HTML-теги: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Строки и параграфы переносятся автоматически.

Plain text

  • HTML-теги не обрабатываются и показываются как обычный текст
  • Адреса страниц и электронной почты автоматически преобразуются в ссылки.
  • Строки и параграфы переносятся автоматически.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Политика

Эрбиль, Курдистан - В послании по по случаю 25-й годовщины  химического нападения  на Халабджу, премьер-министр Турции Реджеп Тайип Эрдоган назвал убийственную жестокость Саддама Хусейна как престу

Аналитика

Так, к примеру, турецкий режиссер Мустафа Алтыоклар несколько раз публично выступал даже за необходимость отделения Курдистана (!) для последующего объединения с Турцией на равных условиях

СМИ

В газете Вашингтон таймс опубликована  заметка журналиста Jennifer Harpe в которой он  пишет, что численность курдского населения округа Нешвилл, за последные годы, значительно увеличилась и этот р