ala kurdistan
Ey Reqîb

AKP Hükümeti ve Edroğan UCM'de Yargılanabilir mi

Her şey 1 Ocak 2013 günü 1500 kişilik El Nusra gurubunun "Haseki'de bulunan rejim güçleriyle savaşacağız" gerekçesiyle Ceylanpınar üzerinden Serêkani'ye geçerek Haseki yolu üzerine karargâh kurması ile başladı. Bundan bir gün sonra 700 kişilik bir çete gurubu daha Türk Ordusu denetiminde 7 tank ve çok sayıda ağır silahlarla birlikte Serêkaniyê'ye geçerek YPG güçlerine saldırdı. YPG çete guruplarına karşı direnince çatışmalar başladı.

Bu süreçte görsel medyaya düşen görüntülerde Türk askerlerinin çete guruplarını Serêkaniyê'ye nasıl geçirdiklerini adım adım izledik. YPG eşsiz bir kahramanlıkla bu çete guruplarını 23 Ocak günü Serêkaniyê'den çıkardı.

İşte o günden bu güne Türk ordusu ve AKP hükümetinin El Qaide bağlantılı selefi guruplara doğrudan yardım yaptığı tartışmaları gündemden eksik olmadı.

Yakalanan TIR'lar, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki TIR görüntüleri, öldürülen veya esir alınan çetelerin üzerinde çıkan belgeler, görgü tanıklarının ifadeleri, AKP sözcüleri ile Erdoğan tarafından yapılan açıklamalar ve daha bir çok veri Türk Hükümetinin El Nusra ve IŞID'a askeri yardım sunduğu konusunda kuşkulardan öte bir kanaat oluşturdu. 

ABD ve Avrupa basınında da bu kanaati pekiştiren onlarca yazı ve görüntü yayınlandı.

Yine bu süreçte El Nusra Hıristiyan kasabası Keseb ve Sadad’da yüzlerce sivil öldürdü. HRW ÖSO ve bağlaşıklarının bu katliam nedeniyle BM'den UCM'de yargılanmalarını talep etti. *

Birleşmiş Milletler IŞID'ın Şengal'deki uygulamalarını ise "İnsanlığa karşı işlenen suçlar" olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Obama "Selefi güçler Türkiye üzerinden Irak ve Suriye'ye geçiyor" diyerek Türkiye'yi açık bir biçimde suçladı. Bu süreç YPG güçlerinin koalisyonun hava desteği ile Grê Spî'yi denetime alması ile sonuçlandı. Aynı dönemde ABD İnsan Hakları raporunda Türkiye'nin El Qaide ve IŞID'a destek verdiği biçiminde bir rapor yayınladı.

Diyarbakır'daki HDP mitinginde patlatılan bombalarının faili yakalandı ancak bu olayın nasıl ve kimlerin yardımı ile gerçekleştirildiğine ilişkin Türk makamları tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kobani'de gerçekleşen son katliamda da IŞID çetelerinin Türkiye üzerinden, askerlerin yardımıyla geçtiğine ilişkin çok sayıda veri basına yansıdı.

Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın etnik bir dini gurubu (Êzidiler) hedef alan onlarca söylemi var. Ve en son olarak "Ne pahasına olursa olsun, Suriye'nin Kuzeyinde bir oluşuma izin vermeyeceğiz" sözleri saf belirlemedir. Öte yandan bu konuda orduya talimat vermesi ise savaşa dahil olma kararı olarak değerlendirilmelidir.

Safını bu şekilde net olarak belirlemiş olan Türkiye'ye karşı Kürdler ne yapabilir, ne yapmalıdır?

Her şeyden önce Suriye'deki savaş yeni bir evreye girdi. Suriye ve Irak'ta IŞID'a karşı savaşan ve IŞID'ı gerileten YPG ve Peşmerge güçleridir. Rejime bağlı ordu ve milis güçleri artık IŞID'a karşı direnemeyecek duruma gelmişlerdir. Öyle ki artık Haseki'yi de YPG güçleri savunmaktadır.

Bu durumda YPG Suriye devriminin öncü gücü haline gelmiştir. Artık istese de bundan geri dönemeyecektir. Esas alınması gereken en önemli tespit budur.

Durum bu aşamaya gelmişken Rojava yönetimi Arap ve Hıristiyan unsurları da yanına alarak yeni bir Suriye hükümetini oluşturma çalışmalarını başlatabilir/başlatmalıdır.

Böyle bir girişime zor durumda bulunan rejim güçlerinin de destek vermesi ve hatta saf değiştirerek katılmaları da kuvvetle muhtemeldir. Diplomasi kanalları işletilerek, uluslararası camiada bu hükümetin tanınması sağlanabilir.

Geçici nitelikte böyle bir hükümetin kurulması Suriye savaşına dahil olan Türkiye ve İran'ın da elini kolunu bağlayacaktır. Suriye devriminin en güçlü bileşeni Kürdler olduğunda, Suriye yapısı içinde istedikleri statüyü de böylece elde etmiş olurlar. Güney Kürdistan'da  da süreç benzer bir biçimde gelişmiştir.

Sorunu bu biçimiyle ele aldığımızda Kür toplumunun uluslararası hukuk kişiliği sıfatını edinme problemine cevap da bulmuş olacağız. Uluslararası hukukun temel unsurları devlet dışı yapılanmalar değil, devlettir. Kürdler bu yolla devlet kişiliğine sahip bir araca ve temsil gücüne sahip olabilir. Orta vadede böyle bir girişim tahminlerin ötesinde olumlu sonuçlar yaratabilir.

Örneğin IŞID, El Nusra ve Rejim'in ve buna bağlaşık unsurların (devlet ve hükümetlerin) işlediği insan hakları ihlallerini Uluslararası  Ceza Mahkemelerine ve Lahey Adalet Divanına taşıyabileceklerdir.

Ancak Kürdler mevcut durumda böyle bir araçtan yoksundurlar, işgal ve katliamla karşı karşıyadırlar. Daha acil durumlar vardır.  

a- Türkiye'nin Rojava'yı işgaline engel olmak

b-Türkiye'nin IŞID ile bağlantılarını uluslararası baskı yoluyla frenlemek ve hatta engellemek.

Peki Kürdler UCM'ye gidebilir mi?

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), uluslararası ceza hukuku kapsamında kurulmuş, devlet sorumluları tarafından işlenebilecek soykırım, insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarını soruşturmak ve kovuşturmak amacıyla uluslararası toplum tarafından yaratılan daimi ve bağımsız bir yargı organıdır. (17 Temmuz 1998 Roma Statüsü)

UCM'de devletler değil, gerçek kişiler yargılanır. Dolayısıyla dava da gerçek kişilerin aleyhinde açılır. Devlet başkanları, askeri yetkililer gibi.

UCM'de yargılanmanın temel koşullarından biri de ilgili devletin Roma statüsünü imzalamış olmasıdır. Bu statünün oylanması sürecinde Türkiye çekimser oy kullanmış ve statüye dahil olmamıştır. Dolayısıyla Türkiye'de işlenebilecek suçlardan veya yetkili kişilerin insanlığa karşı işleyebilecekleri suçlardan dolayı yargılanması oldukça zor görünmektedir.

Peki bu durum mütecavize örneğin Türkiye'ye insanlık suçunu işleme yetkisini mi veriyor?

Davayı kim açacak, kimler talep edebilecek?

-Mahkeme savcısı dava açabilir.

-Roma statüsüne tabi olan devlet makamlar ve

-BM Güvenlik Konseyi Mahkeme savcısından böyle bir davanın açılması için talepte bulunabilirler.

-İşlenen suçlardan dolayı mağdur olan gerçek kişiler de bu mahkemeye taraf olarak dahil olabilir.

Her ne kadar Türkiye Roma Statüsünü kabul etmemiş olsa da kanaatimce BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği BM Güvenlik Konseyin'den taleple Mahkeme savcısını dava açmaya zorlayabilir.

Böyle bir süreçte önemli olan davanın açılması veya böyle bir girişimde bulunulmasıdır. Davanın nasıl sonuçlanacağı ise ayrı bir konudur.

Ayrıca devletlerin yargılandığı Uluslararası Lahey Adalet Divanı'nda (LAD) dava açılması yolları da denenmelidir. LAD'da devlet dışı çeşitli gurupların da dava açabileceği içtihat edilmiştir. Bu durum ayrıca araştırılmalıdır.

Ancak bu yola gitmeden önce ön delil oluşturmak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne giderek ilgili devlet veya kişiler aleyhinde birkaç mahkûmiyet kararını almak hem mümkün hem de gereklidir. Böyle bir karar ilgili devleti ve kişileri hem teşhir eder, hem de ileride UCM ve LAD'de yargılanmalarının önünü açar.

Bu aşamada öncelikli olarak Türkiye'nin çete unsurlarına verdiği destekten dolayı yüzlerce kişi AHİM'de tazminat davası açabilir. Bu mahkemenin vereceği mahkumiyet kararı Türkiye'yi uluslararası platformda zorlar ve çetelere verdiği desteğin kesilmesini sağlar.

İkinci aşama olarak Suriye ve Irak'ta Kürdlere karşı işlenen soykırım ve insanlık suçlarını araştıracak bir komisyon kurulmalı. Bu komisyonun asıl görevi delil toplamak olmalıdır. Bu deliller basın üzerinden ifşa edilerek Uluslararası camia üzerinde baskı kurulur, UCM'de dava açılması sürecine dahil olmaları sağlanır. Bu olmazsa bile böyle bir girişim Türkiye üzerinde ciddi bir baskı oluşturur, Türkiye'yi pasifize eder.

..........

*HRW'nin faillerin UCM'de yargılanma talebinin hangi hükümlere dayandığı ayrıca tartışılmalıdır. 

Hüseyin Turhallı

28 Haziran 2015

Yorumlar

Sayin Turhali yaziniz cok guzel Fakat øgrenmek istedigim bu davayi takip edecek kurum veya kisiler varmi

Mesala hukucu oalarak sizin hangi katkiniz vardi.

Saygilar

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News