ala kurdistan
Ey Reqîb

Iran'ın Kurdistan Işgalinin ortaya çıkardığı gerçekler - Erdem Aydın

Geride bıraktığımız 15 Ekim’i 16 Ekim’e bağlayan gecede Irak ordusu ile İran pasdaranları ile paramiliter gücü Haşdi Şabi’nin Kerkük ve çevresi başta olmak üzere Irak Kürdistan’ının bazı kentlerine yönelik işgal operasyonuna start vermesi ile Irak hükümetinden gelen aksi yöndeki açıklamaları bir oldu. Zira merkezi hükümetten gelen ve kamuoyunu yatıştırmaya dönük açıklamaların cephede işgalci durumundaki güçlere taktiksel bir avantaj sağlamaya yönelik olduğu ortaya çıkmıştı.
 
Sabaha doğru işgal operasyonunun hedefinde Kerkük’ün yanı sıra Selahattin vilayetine bağlı Xurmatu, Diyala eyaletine bağlı Haneqin, Celevla, Mendeli ve bu bölgelerdeki petrol yatakları olduğu anlaşıldı. Oysa sonraki günler giderek daha korkunç bir tabloyu ortaya çıkarmıştı.
 
İran, Irak ve Haşdi Şabi milislerince kalkışılan operasyon yalnızca bu bölgelerle sınırlı değildi. Musul’un kuzeybatısında yer alan Şengal ve Rabia Sınır Kapısı, doğusunda yer alan Mahmur ile kuzeydoğusundaki Başika ilçeleri de ele geçirilecek bölgeler olarak hedeflenmişti ve bu hedef de kısa bir sürede gerçekleştirildi. Keza Kerkük ve Kürdistan’ın güney kentlerinden hızlıca geri çekilen Peşmerge güçleri, Musul’un ilçelerinden de Erbil’e doğru savaşmadan çekilmek zorunda kaldı. Elbette bu geri çekilmenin temelinde YNK içindeki bazı siyasiler ile peşmerge komutanlarının büyük ihaneti bulunmaktadır.
 
İşin ilginç yanı Peşmergenin birkaç ufak çaplı çatışma dışında neredeyse hiç savaşmadan çekildiği tüm bu bölgelerin 2005 Irak Anayasası tarafından belirlenen tartışmalı bölgeler kapsamında yer almasıydı. Bu durum da İran’ın ve güdümündeki Irak merkezi hükümetinin hedefini gün yüzüne çıkarmıştır: tüm tartışmalı bölgelerin yanı sıra Kürtlerin elindeki petrol sahalarına hakim olmak…
 
Yazımızı kaleme aldığımız saatlerde Heşdi Şabi milislerinin Kerkük ile Erbil’i birbirine bağlayan karayoluna yönelerek Erbil’i de işgal girişimlerine kalkışması ise tamamen Kürdistan’ı ve bilhassa KDP’yi tartışmalı bölgelerin Irak yönetiminin kontrolüne geçmesine razı etmekten ibaret taktiksel bir girişimdi.
 
1. İşgalin Gerekçesini “Bağımsızlık Referandumu”na Bağlayanlar Yanılıyor
IŞİD’in bölgedeki yükselişi ile beraber tartışmalı bölgelerin Kürtlerin kontrolüne geçmesini merkezi Irak hükümeti hiçbir zaman kabullenmedi. Lakin o tarihlerde Irak Ordusu’nun içinde bulunduğu aciziyet ve daha büyük tehdit olarak IŞİD’in tüm bölgeyi etkisi altına alması, Bağdat’ın tartışmalı bölgelere odaklanmasını engelleyen bir faktörler olmuştu. Esasen bölgeyi yakından takip eden şahsımın emin olduğum konu IŞİD’in, bölgeden temizlenmesinden sonra sıranın Kürtlere geleceği yönündeydi. Zira Kürtleri Duhok, Erbil ve Süleymaniye’ye hapsetmeye dönük Baas Rejimi tarafından uygulana gelen politika şimdilerde Şii Bağdat yönetimine miras kalmış görünüyor.
 
Dolayısıyla 24 Eylül’de Güney Kürtleri tarafından büyük bir irade ortaya konularak gerçekleştirilen Bağımsızlık Referandumu’nun İran’ın Kürdistan işgaline zemin hazırladığını iddia etmek çok da yeterli gelmemektedir. Aksine bu tarihte Kürtlere en fazla desteği veren ABD’nin telkinleri ile bölge ülkelerinin tehditlerinin Mesut Barzani liderliğindeki KDP ile YNK içindeki destekçileri tarafından karşılık bulmaması, kendi özgür iradeleri doğrultusunda hareket etmeleri, Güney Kürtleri açısından tarihi bir olaydır ve getirisi çok daha fazladır. Üstelik Irak yönetiminin peşine İran pasdaranları ile paramiliter Haşdi Şabi güçlerini takıp Kürdistanı işgale kalkışmasının uluslar arası hukukta yeri olmadığı gibi ciddi bir suç olduğunu da hatırlamakta fayda vardır.
 
2. İran, Kürdistan İşgalinin Bedelini Ağır Ödeyecektir
Obama dönemi ile başlayan İran’a yönelik softening ( yumuşama ) politikası ile Suriye’de Ruslar ile gerçekleştirilen askeri işbirliğinin İran’ı bir süredir güçlendirdiği gibi bölgede oluşturmak istediği Şii yayılmacılığını kolaylaştırdığı bilinen bir gerçek. Fakat buna rağmen Suriye’de giderek ciddi alan kazanan ve Esad yönetimi üzerinde büyük baskı oluşturan İran’ın bu yükselişinin Esad yönetimince ve Ruslarca pek de kabul görmediğinin bilinmesinde fayda var.
 
Obama yönetiminin softening politikasının Trump yönetimince pek de destek bulmadığını zaten kamuoyu önünde Amerikan yetkililerince yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır, hatta son günlerde mevcut Amerikan yönetiminin İran’ın bölgede yükselişe geçen tehdidini bertaraf etmeye dönük daha sıkı önlemlerin alınmasından sıklıkla bahseder olması sıranın İran’a geldiği yorumlarına neden olmaktadır.
 
Kürdistan işgaline kalkışmasından öncesine kadar İran’a yönelik siyasi baskı ile ağır ekonomik ambargo girişimini yalnızca Amerikan yönetiminden geldiğini, bu girişimlerin henüz Avrupa devletlerinden karşılık bulmadığını, Rusya’nın da bilhassa Suriye’deki işbirliği nedeniyle İran’ın dizginlenmesi girişimlerine destek vermediğini söylemek mümkündür. Fakat son günlerdeki gelişmeler, bizlere bu tablonun giderek İran aleyhine döneceğini düşündürmektedir. Zira Kerkük başta olmak üzere Irak Devleti ile Kürdistan Bölgesi arasında 2005 Irak Anayasası çerçevesinde varılan anlaşma ile tartışmalı bölgesel statüsüne alınan yerlerin tamamının İran pasdaranları ile kontrolündeki Haşdi Şabi milisleri tarafından işgal edilmesi Amerikan yönetimine büyük bir koz vereceği açıktır. Bunun yanı sıra Avrupa ülkelerinin ve Rusya’nın da haddini fazlasıyla aşan İran’dan siyasi desteğini çekecek bir tablo oluşturacağını gelecek günlerin göstermesi olasıdır.
 
3. Barzani’nin En Büyük Hayal Kırıklığı Türkiye Olmuştur
Kürdistan Bölgesel Yönetimi kontrolündeki tartışmalı bölgelerin işgalinin ortaya çıkardığı bir diğer acı gerçek, tıpkı Erbil kapılarına dayanan IŞİD karşısında gösterdiği sessizliğin Türkiye tarafından bir kez daha sergilenmiş olmasıdır. Hatta bu kez Ankara, sessizlikten öte İran’ın Kürdistan işgalini onaylayan bir siyasi duruşu gösterecek kadar Irak Kürtlerini gözden çıkardığını son olaylar göstermiş oldu.
 
Kuşkusuz Türkiye’nin ortaya koyduğu bu politika, Türkiye Kürtleri açısından şaşırtıcı olmasa da Irak Kürtleri ve bilhassa Barzani ile KDP yönetimi açısından büyük bir hayal kırıklığı oldu. Zira merhum Özal’dan yakın dönemlere kadar KDP’nin ve Irak Kürtlerinin hamisi durumunda olan Türkiye, hem siyaseten hem de iktisaden Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni destekleye geldi. Fakat ne hikmetse Türkiye’de 2015’te çözüm süreci’nin sona erdirilmesi akabinde Erdoğan iktidarının içte HDP’ye, bölgede ise özellikle PYD ve silahlı oluşumu YPG’ye karşı tutumu ciddi bir sertleşmeye evrildi. Yine de bu sert tutumun Irak Kürtlerini de içine alarak toptancı bir düzeye çıkacağını sanırım kimse tahmin edemiyordu.
 
Oysa bu konuda unutulan iki realite oldu; biri Ortadoğu’nun sürekli değişen dengeleri ( halk deyimi ile ihanetler üzerinden şekillenen bir coğrafya olması ), ikincisi de Türkiye’nin İttihat Terakki’den devraldığı ve günümüzde muhafazakar iktidara sirayet eden ve artık kabak tadı veren bölünme sendromunun yol açtığı sürekli diken üstünde durma hali…
 
Cumhuriyet Türkiyesi için adeta bir paradigmaya dönüşen bölünme sendromu’nun son kurbanları da Güney Kürtleri oldu. Bölgeyi ve Kürt gerçekliğini okumaktan uzak Erdoğan iktidarının, Türkiye için hiçbir şekilde tehdit oluşturmayan Güney Kürtlerini, İran Şii yayılmacılığına teslim etmesi Irak Kürtlerinin olduğu kadar tüm bölge Kürtlerinin toplumsal hafızalarına kazınan bir ders olacaktır. Türkiye bu adımı ile başta Kerkük gibi stratejik bölgelerin ve petrol kuyularının İran’ın kontrolüne girmesinin önünü açtığı gibi, son yıllarda bölgede ciddi bir tehdide dönüşen Şii yayılmacılığının önünde ciddi bir set olma potansiyeline sahip Kürtleri güçten düşürerek Türkiye’nin gelecekte daha büyük bir tehdide maruz kalmasının önünü de açmış oldu. Sözün özü, bundan sonrasını düşünen Türkiye olacaktır.
 
4. İç Çelişkilerin Gün Yüzüne Çıkması İç Temizliği Hızlandıracaktır
Güney Kürtlerinin yalnızca 21. Yüzyıldaki siyasi tarihine bakıldığında dahi görülebilecek en belirgin siyasi tablo, kuşkusuz iki parti arasında gerçekleşen kronik bölünmüşlüğüdür. Hatta başını Barzani ailesinin çektiği Kürdistan Demokrat Partisi ( KDP ) ile başını Talabani ailesinin çektiği Kürdistan Yurtseverler Birliği ( KYB yahut Kürtçe kısaltması ile YNK ) arasında uzun yıllar süren iç savaş, Körfez Savaşı sürecinde ABD’nin girişimleri ile sona erse de iki siyasi oluşum arasındaki çekişmeler hiçbir zaman son bulmadı.
 
Özellikle KYB içinde bulunan ve Talabani ailesine mensup başını Hero İbrahim Ahmed, Ala Talabani, Pavel Talabani gibi İrancıların çektiği kanat, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin siyasi bütünlüğünü bozan bir etken oldu. Yine sonraları KYB’den ayrılan Newşirvan Mustafa’nın liderliğinde kurulan Goran Partisi’nin sert KDP karşıtlığı ile İrancı eğilimleri bölgenin siyasi bölünmüşlüğünü daha da derinleştirmiştir. ( Burada parantez açarak belirtmekte fayda gördüğüm nokta, Goran’ın Kürdistan idaresi altındaki topraklarında adil gelir dağılımı, ordunun iki siyasi partinin kontrolünden çıkarılarak tarafsız bir şekilde ortak yönetime bağlanması, yolsuzluk ile etkin mücadele, alt yapıya daha fazla yatırım yapılması gibi sosyo-ekonomik sorunlara dönük söylemleri yerinde ve doğru söylemlerdi. Kurulduğu tarihten itibaren halk tarafından karşılık bulan ve son seçimlerde ikinci büyük parti olmayı başaran Goran’ı son yıllarda gerileten nokta ise sanırız Barzani yönetimine karşı sergilediği uzlaşmaz tutumu ile İrancı siyaseti terk etmek noktasında gösterdiği isteksizliği oldu.).
 
Güney Kürtleri açısından ağır bir hezimet olan başta Kerkük ve petrol yataklarının işgalinin ortaya çıkardığı en belirgin gösterge neredeyse 30 yıldır kendi bölgelerinde de-facto bir yapıya kavuşan Kürdistan bölgesinin öncelikle siyasi bütünleşme akabinde devletleşme sürecini yeterince sağlıklı işletememesi oldu. İyi bir zamanlama olan yaklaşık 30 yıllık süreç zarfında ne kurumları yeterince oturabildi, ne merkezi Bağdat yönetimine olan ekonomik bağımlılığına çözüm bulunabildi. Çoğu zaman kendi memurlarının ve permergenin maaşlarını dahi ödemekte güçlükler yaşayan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bu aciziyeti, YNK içindeki İrancı kanat ile Goran’ın sürekli ekmeğine yağ sürdü.
Şunu da belirtmekte fayda var ki Mesut Barzani yönetimi, siyasi bütünleşme ile sosyo-ekonomi temelindeki sorunlara çözüm bulma noktasında ciddi çabalar ortaya koysa da, bu çabalar ne yazık ki siyasi ve askeri gücün en az yarısını elinde tutan Talabani ailesinin önde gelen kimi fertlerince karşılık bulamadı. Merhum Celal Talabani’nin sağlığının bozulması ile siyasetten çekildiği son yıllarda yerini dolduran ve İrancı siyasetleri gün gibi ortada olan Hero İbrahim Ahmet, Pavel Talabani, Ala Talabani gibi siyasetçilerin Kürtlerin son dönemlerde elde ettikleri büyük kazanımları kavramaktan uzak, dar ve menfi siyaset geleneğinde ısrarcılıkları Güney Kürtlerinin içinde bulunduğu sorunları derinleştirdi.
 
Bundan sonraki süreç kanaatimizce gerek YNK içindeki ihanetçi kesim ile gerek Goran hareketinin siyasi tasfiyesinin olacağı yönündedir. Irak kimliğinden ve gerçekliğinden uzak yeni bir kuşağın söz sahibi olmaya başladığı Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarında artık Irak merkezi yönetime bel bağlayan yahut ekmeğini İrancılıkta arayan kadroların mevkilerini ve güçlerini koruması çok zor görünmektedir.
 
Burada ortaya çıkan soru şu olmalıdır:
Yeni ortaya çıkacak siyasi oluşumların hedefleri, programları ve politikaları ne yönde olacak, bağımsızlıktan yana mı yoksa İran mandası olma yönünde mi? Bizce bundan sonraki süreçte Berhem Salih gibi genç ve gelecek vaat eden siyasetçileri mercek altına almakta fayda vardır.
 
5. Ciddi Askeri Güç Olarak Görülen Peşmergenin Zaafiyetleri Ortaya Çıktı
Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin askeri gücü konumundaki Peşmergenin iki başlılığı, toprakların savunulmasında ciddi bir zaafiyet doğurmaktaydı ki bunu da son işgal harekatında göstermiş oldu. Oldukça güçsüz olan Irak ordusu ile İran kontrolündeki Haşdi Şabi milislerinin saldırılarına yanıt verebilecek gücü olduğu halde, merkezi komutadan ve anlık stratejiden yoksun olması, peşmergenin henüz profesyonel bir ordudan çok uzak olduğunu göstermektedir.
 
Askeri strateji açısından cephede büyük bir ihanet ile karşılaşıldığında elbette başvurulacak en isabetli karar, hızlı bir çekilme ile birlikleri merkeze yahut en azından daha güvenli bölgelere çekmektir. Pavel Talabani gibi YNK’li komutanların hiç savaşmadan cepheden çekilmesiyle Kerkük gibi birçok kenti savunmasız bırakması karşısında diğer peşmerge komutanlarının süratle çekilmeleri isabetli bir karardı. Fakat burada asıl sorgulanan iki nokta var;
 
-Kerkük’ün yanı sıra Celevla, Haneqin, Xurmatu gibi kentlerden çekilen peşmerge, elinde tutulması ve savunulması çok daha kolay olan kuzey cephesinden neden çekildi?
 
Kaldı ki Suriye Kürt bölgeleri ile de sınır olan Rabia ve Şengal’in yanı sıra, Musul’un kuzeydoğusunda bulunan Başika ile Musul – Erbil arasında yer alan Mahmur’dan da çekilmesi, KDP yönetimini ve o bölgeleri elinde tutan silahlı gücünü tartışmalı hale getirmektedir. Batı ve güney cephesinde ortaya çıkan büyük zaafiyet, kuzey cephesinde ortaya konacak ciddi bir savunma ile nispeten telafi edilebilir, böyle bir başarı Kürdistan yönetimine zaman kazandıracağı gibi yeniden toparlanıp diğer cephelere de güç kaydırmasına fırsat verebilirdi. Anlaşılan o ki KDP’nin siyasi kadroları ile peşmerge içinde de ciddi iradesizlik, ihanet ve sorunlar bulunmaktadır.
 
- Yıllardır ABD başta olmak üzere Almanya, Fransa gibi devletler tarafından donatılan ve eğitilen peşmerge birliklerinin son olayda ciddi bir stratejisinin olmaması ve taktiksel yetersizliklerle kendini göstermesi akıl tutulmasına neden olacak cinstendir.
 
Bu iki noktadan yola çıkarak peşmerge ile ilgili kafalarda oluşan soruların şimdilik anlamlı yanıtlar bulamaması Kürtlerde ciddi manada huzursuzluk oluşturmaktadır. Acaba tıpkı IŞİD’in Erbil’in kapılarına dayandığı gibi yahut Kobani olayında olduğu gibi Amerika, gözüne kestirdiği ve son yıllarda ciddi bir tehdide dönüşen İran’ı bertaraf etmek amacıyla Kürdistan yönetimi ve peşmerge üzerinden böyle bir strateji geliştirmiş olabilir mi?
 
Son günlerde kafalarda oluşan sorulara yanıt olabilecek en anlamlı tasarım bu. Kuşkusuz Amerika’nın böyle bir planının olup olmadığını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Şayet hedef buysa, İran’ı ve kontrolündeki paramiliter güçleri zorlu günler bekliyor demektir. Yok böyle bir Amerikan stratejisi söz konusu değilse, peşmergenin tümüyle lağvedilip yeniden inşa sürecine sokulması hayati bir mesele olarak Kürdistan Yönetimi’nin önünde duran büyük bir sorun niteliğini daha uzun yıllar koruyacaktır.
 
6. Amerikan Yönetiminin Bağdat Aşkı Yersiz Değil
“Referandum sonrası çaresiz kaldığımız takdirde Bağdat’ı seçeriz, Erbil’i değil”
Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Falih Feyaz’ın, bir Rus kanalına verdiği mülakatta Amerikalı yetkililerin kendilerine bu açıklamayı yaptığını söylemesi son günlerde gerçekleşen olaylarda Amerikan tutumunun anlaşılması noktasında önemli bir göstergedir.
 
Esasen Irak Kürdistan halkının iradesinin tecellisi anlamına gelen 24 Eylül Bağımsızlık Referandumu’na baştan beri ABD ve koalisyonun diğer ortakları karşı gelmekteydi. Bunun en önemli nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:
 
-Şimdilik Irak’ın toprak bütünlüğü, mevcut Trump yönetiminin Ortadoğu politikasının temel hareket noktalarından biri.
-Giderek bölgeyi kontrolü altına alan İran’ın ve oluşturmak istediği Şii Hilali’nin frenlenmesini Amerikan yönetimi, işbirliği yapılabilir olarak gördüğü Abadi yönetiminin desteklenmesinde buluyor. Zira Abadi’yi iç siyasette sürekli baskı altına alan Nuri Maliki’nin direktifleri doğrudan İran’dan aldığı biliniyor. Dolayısıyla Maliki’nin ve Dava Partisi’nin iktidara gelmesi ABD’nin Irak politikasını çıkmaza sokabilir.
 
Amerika’nın Bağdat aşkını, İran’ın bölgede yükselen yayılmacılığının frenlenmesi hedefinde aramak gerek. Bu politikanın aynı zamanda madalyonun diğer yüzünün de olduğunu bilmekte fayda vardır. Gerek yönetimde gerekse de askeri gücünde iki başlı yapıya sahip Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlığını şu aşamada reel görmeyen Amerika, ortaya çıkacak bağımsız bir Kürt devletinin güçsüz ve istikrarsız kalacağı gibi Bağdat yönetimini de tümüyle İran’ın kontrolüne bırakacağı kaygısı var ki bu kaygının elle tutulur birçok geçerli nedeni var. Bu kaygı nedeniyle Trump yönetimi, Kürtlerin kendilerini ve Amerikan çıkarlarını zora sokacak girişimlerden kaçınmaları gerektiğini söyleyip durdu.
 
Beyaz Saray’ın Irak Ordusu görünümlü gerçekte ise İran Pasdaranları ile güdümündeki Haşdi Şabi milislerinin Erbil kapılarına dayanacak kadar ilerlemelerini büyük bir sessizlik içinde karşılamasının bir diğer nedeni de Barzani başta olmak üzere bağımsızlık referandumuna destek veren Kürtleri cezalandırmaktır. Bu tutumla Beyaz Saray, Irak Kürtlerinin Amerika’nın desteği olmadan kendi bölgelerinde dahi ayakta duramayacağı mesajını vermiş oluyor.
 
Trump yönetiminin Bağdat’ı Erbil’e tercih etmesinin gözlerden kaçan bir nedeni de son yıllarda Barzani yönetiminin Rusya ile ilişkilerini geliştirme çabaları ve bu çabaların ekonomik işbirliği ile taçlandırma girişimleridir.
 
Bilindiği gibi Rusya’nın önde gelen petrol arama şirketi Rosneft’in Kürdistan’da doğalgaz arama faaliyetleri için ciddi bir kaynak ayırdığı ve projenin yakın tarihlerde başlayacağı anlaşma çerçevesinde öngörülmektedir. Bu ve benzeri ticari anlaşmaların Beyaz Saray’ın onayını almadan gerçekleştiği göz önünde bulundurulmalıdır.
 
Sonuç Olarak…
Bütün bu bilgiler ışığında Güney Kürtleri açısından alınacak en büyük dersleri maddeler halinde sıralayacak olursak;
-Öncelikle siyasi bütünlüğünü sağlamadan, siyasette ve yönetimde çift başlılığı ortadan kaldırmadan bağımsızlığa kalkışılması ciddi hatadır.
-Ekonomisi Bağdat’a bağımlı olan bölgesel yönetimin bu bağımlılıktan çıkmak ve iktisadi açıdan kendi ayakları üzerinde durmak adına politikalar üretmesi ve bunları başarıyla uygulamaya geçirmesi ikinci önemli önceliktir. Keza memur maaşlarını dahi ödemekten aciz bir yönetimin halkında da uyandıracağı bir güven söz konusu değildir.
-Ülke savunmasının temeli olarak kurulan peşmergedeki çift başlılığın yanı sıra savaşma kabiliyetine sahip olmayan kadroların hala peşmerge bünyesinde tutulmasının hiçbir mantığı yok. Bundan daha önemlisi adeta paralı askerlik halini alan mevcut sistemin kaldırılıp, zorunlu askerlik sistemine geçilememesi Kürtlerin kontrolündeki toprakların savunulmasında da ciddi bir güven vermemektedir.
 
-Ülke içinde hâla feodal kodlara sahip, kurumsallaşma anlayışından uzak, çözümü çevresindeki devletlerin maşası olmakta bulan, kendi aile yahut parti çıkarlarını ulusal çıkardan üstün gören siyasilerin, bürokratların, askerlerin hatırı sayıda olduğunu göz önünde bulundurmak ve bu kesimleri devletin tüm kademelerinden tasfiye etmek, güçten düşürmek yapılacaklar arasında ilk sıralarda yer almalıdır.
 
-Bölge ülkeleri ile ilişkilerde de Bölgesel Yönetim, ciddi zaaflar ortaya koydu. Diplomasinin temel kaidesi olarak mutlak manada dost ülke olamayacağı gibi düşman ülke de olamaz; devletler arası ilişkileri belirleyen yegane belirleyenler, oportünizm ve rasyonalizmdir. Oysa bu temel gerçeği göz ardı eden Barzani’nin Türkiye’ye karşı duyduğu aşırı dostluk ile YNK’nin ve Goran’ın dozu kaçmış İrancı siyasetlerinin, kritik dönemlerde yol açtığı en belirgin sonuç siyasi, iktisadi hatta askeri bağımlılık oldu. Devlet siyasetinde de her türlü aşırı bağımlılık, bir şekilde esareti getirir.
 
Kaldı ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bir türlü anlayamadığı nokta, Türkiye ve İran’ın bitmek bilmez bölünme parayonasıdır. Dolayısıyla bu iki ülke, varlıklarını tehlikede gördüğü vakit, sırtını dönemeyecekleri yahut gerektiğinde zora başvuramayacağı hiçbir bölgesel aktör yoktur. Daha somut bir ifade ile dış politikasını besleyen bölünme paranoyası nedeniyle Türkiye, kendini dost gibi gösterdiği Barzanilere dahi sırtını dönmekten çekinmez; bu realite, IŞİD’in Erbil kapılarına dayandığı olayda görüldüğü gibi İran’ın son işgal operasyonu ile de ortaya çıkmış oldu.
 
Her zaman inanarak savunduğum bir gerçek vardır; gerek devletlerin gerekse de devletlerin politikalarını şekillendiren siyasal sistemlerin kırılma noktaları vardır. Bu kırılma noktaları içinde büyük tehlikeler barındırabildiği gibi, doğru okunduğunda ciddi fırsatları da barındırdığı görülmektedir; önemli olan aktörlerin bu kırılma anlarını nasıl ve hangi niyetle okuduklarıdır.
 
Yapay Suriye ve Irak devletlerinin İngiltere ve Fransa inisiyatifiyle kurulduğu günden bugüne bilhassa Güney Kürtleri’nin bağımsızlıkçı çabaları kesintisiz devam ede geldi. Son yüzyıllık süreçte bu zorlu sürecin çok daha sancılı dönemleri oldu; buna rağmen mücadeleciliğini ellerinden bırakmayan Güney Kürtleri bir şekilde yeniden toparlanma sürecine girmeyi başardılar. Bu kez de bunun üstesinden gelecekleri kuşku götürmez bir gerçektir.
Elbette kendi iç çelişkilerini çözüme bağlayıp, siyasi istikrarını sağlayıp gerçek manada kurumsallaşma sürecini başarıyla gerçekleştirdikleri takdirde…
 
Erdem AYDIN / Selahaddin Üniversitesi – Erbil 
( makale İngilizce’den çevrilmiştir )
 
 

Yorumlar

Dogru ve yerinde bir analiz kutluyorum , sayin Hejare Samile yazdigim yorumla cogu konuda ortusuyor

ABD bizi deneme tahtasi olarak öne surdu ve aci gercegi gözler önune serdi , Bashurda birlik degiliz ve icihanet mevcut, simdi sira ameliyat donemi , ya durust YNK ve PDK yetkililer acimasizca bu curukleri ameliyat ederler , yada emekliye ayrilirlar

Abd nin yaptigi etiklikle hic olcmeyelim , alakasi yok , hersey cikar ve karsilikli anlasmalar uzeri yuruyor , Massud Berzani refarandumu ertelemedi ve dogru yapti , ABD de ne yazik ki biz Kürdler homojen bir halk ve ordu olmadigimizi gosterdi

Bazi arkadaslar kiziyor , diyor bunun neyi iyi , arkadasim icimizdeki curukleri gormuyorsak bu ABD nin sucu mu ??

Her saldirida biz birbirimizi satiyorsak , bu da mi ABD nin sucu ?

Abadi le ABD bir sure devam edecek mecburiyet den , fakat Abadi Kerkuk ve tartismali bolgeleri Hashdi Sahbi , Iran Devrim Muhafizlari ve Qassim Suleymani ve butun Talabani aylesi , Goran ve Komala Islami siyasal ve propaganda destegiyle aldigi ni acaba ABD bunu gormuyor mu

Sanki ABD o kadar mi kor , bunun hesabi kacinilmaz , demek Tillersona Suudiler ve Israil bunun kabul edilmeyecegini bildirdiler

PDK nin eh buyuk hatasi TC cok guvenmek , ulusal ordu ya , ulusal Kurumlasmaya tek basina gidilmez , bu ancak birlik ve butunlukte olur

Sayin Berzani PDK ve butun Bashuru topyekun dizayn eder , yada bunu baskasi yapar , simdi butun curukler ameliyat masasina yatirilmali ve ameliyat edilmeli gelecek3 sene icinde

Eger bu yapilmaz sa , ihanet herdefa cesaret bulur ve tekerur eder

Bu yazida katilmadigim cok sey var.Bu plan ABD denin isine gelmistir.Iran akliildir.Geri ceklimistir.ABD bundan sonra,Irak ile iliskilerini goturecektir.Kurtler hata yaparak kaybetmislerdir.Kerku Irak a kalmistir.ABD bundan rahtsiz degildir.ABD soyle dusunmektedir.Ben Kurlere bir sns tanidim ama kullanmadilar.Simdi,bu imkani Iraka veriyorum.Iran su andan itibaren Irakin Kurdistan bolgesinde yoktur.Hasti nin cekilmesi bundan oturudur.

Barzan Tuk devletine IID saldirilari doneminde degil,her donemde guvenerek hata yapmistir.TC guvenilmemesi yasinda cocuk bile bilebilir.Bunlar 50 yillik antlasma yapmanin ve Istanbulu mekan tutmanin bedeli simdi odemislerdir.

Bir baska sourgeci devlete guvenen hic bir lider benim liderim degildir.Bu guneylilerin ilk hatasi degildir.Son hatasida olmiyacaktir.Sait Kirmizitoprak,1984 I-KDP  saldirisi,PKK ile savas,YNK ile savas,yada YNK inin ayni sekilde hatalari ..Hep ayni oyundur.TC ye guvenirseniz sizi iste boyle satar!!. PKK da bu hatalari yapmakta cekinmemektedir.Bu davranisinizin kazanimi nedir?

Sidi Barzani bizlere Avrupada ve Amerikada eylem ve protesto onermektedir.Iyide ,simdi  kimi  protesto     edelim      sen       Turkiye         ile dostsun.Parani TC bankalarina yatiriyorsun.Kongren vari?Meclisin varmi?Sana verilen hangi olanagi kullandinki.

Mustafa Kemal ne yapiyor .Sivas kongresi,Erzurum Kongresi,ilk Meclis.

Ben olmeye hazirim ama ABD ye tavir almam.ABD bana sans verdi ben kullanmadim..Daha dogrusu sen kullanmadin.Dunyaya sunni bloktan girdim.ISID in Tukiye ile    ilgisi yok dedin.Meclis acmadin,kongre duzenlemedim.Kurumlarin olmadi.

Gunu geldiginde ABD IRAN i vuracaktir,.Ama Kerkulden oturu degildir.Kerkuk de taslar oturmustur.Kurtler  karsi saldiriya gecmedigi surecede ,bu degismiyecektir.

 

 

 

§imdi ulusal kurtulu§ hùkùmeti yani sava§ hùkùmeti yada konseyi ilan edilmesde ima edildi.Haliyle secimler iptal edildi.brèz Barzani ilà yolla devam.beklenilmeyen ve istenilmeyen bir durum ixanet ilà onùmùzde.Bagimsizlik §olenimiz iptal edildi ama bagimsizlik deyil.

Bizim gibi Ari olan Farslarin tarihi biz Kurdlere ixanet tarihidir.Tabi ayni durum diyer Ari kawimler içinde oyledir.Turani dev§irme devleten once Fars dev§irme devleti vardi.

Tarihciler Elam Kurd Akabatan sarayinda yapilan bir Fars darbesini bize nasil namerdce yapildigini yazar.Sava§a giden Elam ordusundan dolayi  (40 bin ki§ilik Elam Kurd ordusu) Fars dedigimiz 7 pars prensisin saray darbesidir.Yani sava§ halinde Kurdi xencerleme darbesi.Elam saray kapisini acanlar ilà Kerkùk sava§ hattinda kapi açan xainler yine bizim xainler.

Sonra yine iç sava§lar ve iç ixanetle saf deyi§tiren xainlerin hùneri olan peymani kesr-i §irin 1639.Xainleri temsil eden lanetli o sinir ta§i.Yine Fars darbesi.

Yine sava§ ve iç gùcsùzluk dostlarimizin sirt cevirmesi ve Mahabat Kurd Cumhuriyeti,nin o hazin sonu. Belkide dunya tarihinde ilk asilan cumhurba§kanimiz merhum Qazi Muhammed.Yine fars darbesi.

A§betal 1975 zafere ramak kala yine Ereblerin hùrmùz bogazi ticaret yolunu Farslara verirler ve Ereb -Fars itifakindaki Fars darbesi.

yine sava§ ve Kurd kazanimi yine Fars oyunu ve hilebàzligi merhum Qassimlo,un Hassan sabahin suikasti.

yine ayni durum sava§ ve Ereb Fars ittifaki ve iç ixanetle Fars darbesi.

KURDISTAN POST galiba merhum Qazi,nin vasyetnamesini sutunlara asmaniz gerekli.

Bu adamin parasini sayin Barzani oduyor,o yuzden sayin scharro' yu uyurma geregi duydum...bu kadar adamci olmayalin Kurdistan kaybediyor,Barzani kazanmis,Talabani kazanmis umrum da degil...

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News