ala kurdistan
Ey Reqîb

Zozan Kurdish Shop

Yezda-İsmail Beşikçi

IŞİD Haziran 2014’de Musul’u ele geçirdi. Irak ordusu, polis gücü, 50 bin üzerindeki mevcutlarına rağmen, 1500 civarında mevcudu olan IŞİD karşısında hiçbir çatışmaya girmeden geri çekildi. Irak ordusunun ikinci büyük karargahı Musul’daydı. Her türlü silah araç gereçleri, silah depoları IŞİD’in eline geçti.

IŞİD Ağustos 2014'de, Şengal’e saldırdı. Şengal, Kürdistan’dan koparılmış parçalardan biriydi. Irak ordusunun koruması altındaydı ama Irak ordusu Şengal’i korumuyordu. Irak ordusunun, polis gücünün, Şengal’de güvenliği sağlamaktan uzak bir tutumu vardı. Bu durum karşısında, güvenliği sağlama konusunda peşmerge devreye girdi ama peşmerge, gelişkin, son teknoloji silahlara sahip değildi. Aynı zamanda yeteri kadar silaha da sahip  değildi. Bu silahlar, Irak’ın elindeydi ama Irak peşmergeye, büyük talebi olmasına rağmen bu silahları vermiyordu.

IŞİD’in, en son teknoloji ile üretilmiş silahlarla Şengal’e saldırısının ilk günlerinde, peşmerge panikledi, geri çekilmek durumunda kaldı. Herşeye rağmen, peşmergenin geri çekilmesi doğru değildi, elindeki silahla yetersiz de olsa, IŞİD saldırıları karşısında direnmesi, sivil halkı saldırılara karşı koruma görevini sürdürmesi gerekirdi.

IŞİD’in Şengal’e saldırısı sırasında ve sonrasında büyük bir Ezidi soykırımı yaşanmıştır. Yezda, bu soykırımı anlatan bir roman… Romancı Metin Aktaş, Ağustos 2014 ve sonrasında, Ezidi soykırımının nasıl yaşandığını, Ezidi genç kızı Yezda’nın ağzından anlatıyor (Metin Aktaş, Yezda, Aram Yayınevi, Kasım 2016, 178 s. )

Yezda, Ezidi dininde, üst kast sınıfını oluşturan bir pirin kızıdır. 15 yaşındadır. Yezda Ezidilerin peygamberi sayılan Şey Adi’nin anasının adıdır. Yezda’nın ağabeyinin adı da Musafir’dir. Musafir, Şeyh Adi’nin babasının adıdır. Musafir, soyu, Emevi Halifesi Mervan el Hakem’e dayanan bir din adamıdır. Pir Casim’in, kızına ve oğluna Şeyh Adi’nin anasının ve babasının isimlerini vermiş olması Şeyh Adi’ye bağlılığının bir göstergesidir. Şeyh Adi 1075 yılında, Lübnan’ın Bakaa Vadisi’nde doğmuştur. 1162 yılında ölmüştür. 15 yaşında evden çıkmış, kendisine yeni bir gelecek aramaya başlamıştır. Laleş’te vefat etmiştir. Mezarı Laleş’tedir. Şeyh Adi’nin, Zerdüştlüğü de içeren Kürd inançlarını, İslam faktörü ile kaynaştırarak farklı bir din yarattığı söyleniyor.

Suriye’de iç savaşın gelişmesi, Irak’a, Kürdistan’a, Şengal bölgesine de yansır. IŞİD’in Şengal’e saldırısı ihtimali arttıkça Şengal şehrinden, köylerinden ayrılıp Şengal Dağı’na sığınmalar da başlar. Yezda ve Ağabeyi Musafir de, babalarını, evden ayrılıp Şengal Dağı’na sığınma konusunda ikna etmeye çalışır. Fakat, babaları Pir Casim evi terk etmek istemez. “Öleceksem evimde öleyim” der. Tanrı Ezda’nın, Melek Tawus’un, Şeyh Adi’nin, kendilerini koruyacağını söyler.  Ezidi dininin yaymaya çalıştığı düşüncelere, geleneklere çok bağlı olan bir kişidir. Hayatını, Şeyh Adi’ye adayan bir kişidir.

Bu arada, Yezda’nın ablası Mayan, köylerindeki, Arap şeyhi Ali’nin oğlu Raşid’e aşık olmuştur. İki genç birbirlerini sevmektedir. Fakat gerek Ezidi dini, gerek Müslümanlık, başka dinden olan kişilerle evlenmeyi yasaklamaktadır. Bu kesin kurala rağmen, gençler evlerinden kaçarak evlenirler. Bunun üzerine Ezidi aile de, Müslüman aile de gençler için ölüm kararı alırlar. Ve bu kararlar uygulanır. Birkaç gün  sonra her iki gencin  de cesedi bir tarlanın kıyısında bulunur.

Ezidi dininde kastlar mevcuttur. Her kast kendi arasında evlilik yapar. Hem kastlar arası evlilikler hem de başka dinden olanlarla yapılan evlilikler ölüm nedenidir. Bütün bu baskılara rağmen Raşid’in küçük kardeşi Yusuf ile Yezda arasında da sevgi yeşermeye başlamıştır. Her iki  gencin de birbirlerine karşı ilgisi gün geçtikçe artmaktadır. Pir Casim’in eşi Jiyan da üst kast sınıfına mensup bir aileden gelmektedir.

Mayan’ın ölümü üzerine, Yezda, ağabeyi Musafir ve anneleri Jiyan Pir Casim’e tepki gösterirler. Bu tepkiler üzerine Pir Casim dua odasına girip aileyle ilişkisini kesmektedir. Pir Casim, yılda iki defa, 40’ar gün oruç tutmaktadır. Tanrı Ezda’ya, Melek Tawus’a ve Şeyh Adi’ye dua etmektedir.

Raşid ve Mayan öldürülence, köydeki Sünni Müslümanlar, “kızınız oğlumuzu ayarttı” diyerek, Ezidi aileye saldırıya geçmişlerdir. Bu saldırı sırasında Pir Casim’in ailesi hem dövülmüşler, hem de maddi bakımdan zarara uğramışlardır.

İşte, Pir Casim’in ailesi böyle bir yıkım içindeyken, IŞİD’in Şengal’e saldırısı başlar. Yusuf aileyi Şengal Dağı’na götürmek için traktörüyle Pir Casim’in evine gelir. Pir Casim ikna olmaz. “Öleceksem kendi evimde öleyim” der. “Kızım ve karım Jiyan gidebilir” der. Karısı Jiyan kocasının, Pir Casim’in yanında kalır. Yezda traktöre biner. Yolda, Yezda’nın arkadaşı Hindi’yi de traktöre bindirirler. Traktörün kasası hıncahınç doludur. Yolda, gerek arabalarla, traktörlerle, gerek yürüyerek Şengal Dağı’na ulaşmak isteyen kalabalık Ezidi gruplarıyla karşılaşırlar.

İşte romanın konusu, bu noktadan itibaren, 15 yaşındaki Yezda’nın başından geçenlerdir. Yezda ve Hindi, Şengal Dağı’na ulaşırlar. Ama IŞİD askerleri Şengal Dağı’nı da işgal etmeye başlamışlardır. IŞİD işgal ettiği köylerde, kadınları çocukları bir tarafa, erkekleri bir taraf ayırmaktadır. Savunmasız erkekleri kurşuna dizmekte veya birbirlerine kalın iplerle bağlayıp üzerlerine benzin döküp canlı canlı yakmaktadır. Ve bu operasyonlar sırasında, IŞİD’liler, “Allahu ekber” diye bağırıyorlardı. IŞİD’in Ezidi Kürdlere karşı geliştirdikleri bu operasyonlara köydeki Müslüman Araplar, yoğun bir destek vermektedir. “Köyde Müslüman Araplarla Ezidi Kürdler birbirlerine Dünya ve Güneş kadar uzaktırlar." (s. 17)

Şengal Dağı’nda, Yezda ve arkadaşı Hindi, IŞİD’den gizlenerek hayata  tutunmaya çalışırlar. Açlık, susuzluk gün geçtikçe artmaktadır. Şengal Dağı’na ulaşabilmiş Ezidiler arasında da açlık ve susuzluk çok büyük bir sorundur. Ama gizlendikleri alanlarda, IŞİD’in yapıp ettiklerini de izlemektedirler. IŞİD Ezidi erkekleri kurşuna dizmektedir. Bu sırada panik atak yaşayan Yezda, “yapmayın” diye bağırır. Bu bağırmadan sonra, Yezda yerlerini belirtmiş olur. Kısa zamanda IŞİD’in eline geçerler.

IŞİD her iki arkadaşı birbirlerinden ayırır. Yezda’nın, IŞİD’in elinde esaret günleri başlar. IŞİD emirinin evinde, daha sonra IŞİD komutanlarının denetimi altındaki evlerde, seks kölesi olarak kullanılır. Sonra esir pazarlarında satışa çıkarılır. Rakka’da da esir pazarı kurulmuştur.

Yezda’yı evine getiren emir, komutan, bir Kürd'dür. Yezda, onun telefonda Kürdçe konuşmasından Kürd olduğunu anlar. Kuzey’den bir Kürd… Ama, kendisine Kürd demez, Müslümanım, der. Kürd olmayı hakaret olarak algılar. Bu Kürdlerin İblis (şeytan) soyundan geldiklerini söyler… “Hz. Süleyman bin bakireyle bugün Kürdistan denilen alandan geçiyormuş, İblis yollarını kesmiş. Bakirelere ayrı ayrı tecavüz etmiş. Kürdler, işte bu tecavüzden sonra üremişler.” (s. 64)

Yezda, IŞİD’lilerin elinde seks kölesi olarak kullanılır, daha sonra da esir pazarında satılır. İslam dininin, savaşta esir alınanların köle olarak kullanılmasına cevaz verdiği vurgulanır. Esir pazarında Yezda’yı, Hacı Cuma isimli ihtiyar bir esnaf satın alır. Hacı Cuma’nın bir gözü kördür.

Hacı Cuma Rakkalıdır. Esir pazarı orada da kurulmuştur. Evde, Hacı Cuma’nın karısı Ayşe, kocasına ve Yezda’ya çok tepki gösterir. Ayşe, Yezda’ya çok kötü muamele eder. Saçlarını keser. Kafasını bir numara ile tıraş eder. Halbuki, Ezidi dininde, gerek kadınların, gerek erkeklerin, saçlarını kesmeleri, dinin yasakladığı bir durumdur. Saçının kesilmesi, kafasının bir numara ile tıraş edilmesi onun Ezidi olduğunu, her zaman köle olarak alınıp satılacağını gösteren bir semboldür. Ayşe, evin temizliğini yaptırdıktan sonra, Yezda’yı her zaman karanlık bir odada kilit altında tutar. Hacı Cuma’nın ona yaklaşmasına hiçbir zaman izin vermez. Hacı Cuma, karısı Ayşe’yi, "Yezda’yı başka birine satacağım” diye oyalar. Sopa ve terör eşliğinde, Yezda’yı, Müslüman etmeye çalışmak, namaz kılmayı öğretmek, dualar ezberletmek, Ayşe’nin çok önemli bir görevidir.

Ayşe ve Hacı Cuma, Yezda’ya karşı çok kötü muamele eden kişilerdir. Ama Hacı Cuma’nın ihtiyar anası çok iyi bir kadındır. Bu kadın, gizli gizli, Yezda’ya, köleliği kabul etmemesini, evden kaçmasını salık verir. Bu kadın, Yezda’ya, oğlunun ve gelininin ruhsal bir köle olduğunu söyler, “sen bedensel bir kölesin, sen kurtulabilirsin, ama onlar kölelikten kurtulamaz” der. “Bu dünyada iki türlü kölelik var kızım, biri insanın bedeninin köleleştirilmesi, biriyse, insanın ruhunun köleleştirilmesidir. Köleleşmiş bir bedenin zamanla özgürleşme şansı vardır ama köleleşmiş bir ruhun hiçbir zaman özgürleşme şansı yoktur.” (s. 80)

Yezda bu teşvik ve destek sonunda evden kaçmaya cesaret eder ve kaçar. Kadınların, Rakka’da, çarşıda çok azının dolaştığını farkeder. Çarşıda dolaşırken, demir kazıklara çakılmış insan kafaları görür. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeyen Yezda hemen kırsal alana açılır. Kırsal alanda, tarlada çalışan bir babayla ve iki kızıyla karşılaşır. Başından geçenleri onlara anlatarak yardımlarını ister.

Karşılaştığı bu kişinin ismi Musa’dır. Musa, Yezda’yı sahibine yani Hacı Cuma’ya teslim etmek niyetindedir. Ama kızları babalarının bu niyetine karşıdır. Akşam, Yezda’yı evlerine götürürler. Musa’nın karısı Fatma da Yezda’ya iyi muamele eder. Yezda’nın kurtulması için çaba gösterir. Bu arada Hacı Cuma, karısı Ayşe’yle birlikte sık sık Musa’nın evine baskın yapıp köleleri Yezda’nın orada olduğunu bildiklerini, teslim edilmesini isterler. Musa ve ailesi, Yezda’yı bir sandığa saklayarak evlerinde böyle bir kölenin olmadığını söylerler. IŞİD polisi eşliğinde evi didik didik ararlar ama üzerinde, yataklar, yorganlar yığılı olan sandığa bakmayı akıl edemezler. IŞİD polisinin bilgisinin dışında evlerde köle saklamak ölümle karşılanan bir eylemdir. Kimseler böyle bir eyleme kolay kolay cesaret edememektedir.

Fatma’nın kardeşi Recep, IŞİD’de görevli bir polistir. Fatma ve kızları, Yezda’yı, Recep’in yardımıyla, Tel Abyat’daki bir Müslüman Kürd aileye teslim etmeye çalışırlar. Recep, Tel Abyat’a giderek bu Kürd aileyle ilişki kurar. Kürd aile Yezda’yı kabul edeceğini söyler. Ama Recep, kardeşi Fatma’yı ve yeğenlerini kandırarak, Yezda’ya bir tuzak kurmuştur. Tel Abyat’a falan gitmeden, Rakka kırsalında bir yerde, Yezda’yı Osman adlı birine sattığı anlaşılır. Yolda, Yezda’ya birkaç kere tecavüz eder. Osman, kızı Zeynep’le birlikte oturan, Müslüman, yaşlı  bir Araptır. Recep, Yezda’yı Osman’a teslim eder. Tuzak o zaman anlaşılır.  Birkaç gün sonra, Recep tekrar Osman’ın evine gelir. Fiyat konusunda anlaşmazlık çıkar.  Anlaşmazlık çatışmaya dönüşür. Çatışma sırasında Osman ve kızı Zeynep, Recep ölürler. Yezda Osman’ın köpeğiyle yalnız kalır. Ve hemen oradan uzaklaşır.

Yolda giderken büyük bir kalabalığa rastlar. Onlar da IŞİD’den kaçmaktadır. YPG, bu kalabalığa yön verir. Yezda, bu kalabalıkla birlikte, Peşhabir Sınır Kapısı’ndan  Kürdistan’a, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne geçer. Yezda burada kamplardan birine yerleştirilir. Şahid bin Car bu aşamada Yezda’ya yardımcı olur. Yezda burada, Şehrazad gibi IŞİD zulmüne uğrayan başka kadınlarla tanışır. Herkes, başlarından geçenleri birbirine anlatır.

Kamp sorumlusu Şahid bin Car, Yezda’yı, babası Pir Casim’le görüştürür. Yusuf’un kampa Pir Casim’i nasıl getirdiğini, anası Jiyan’ın IŞİD tarafından nasıl katledildiğini orada öğrenir. Fakat babası Pir Casim, Yezda’yı kabul etmez. Onunla konuşmaz. IŞİD tarafından kirletilmiş olduğunu düşünerek, binbir türlü  eziyet ve cefadan arta kalan kızını kabul etmek istemez. Laleş’de Baba Şeyh,  IŞİD tarafından zorla alıkonulmuş kadınları ve kızları Ezidi erkeklerle evlendirmektedir. Pir Casim bunu bildiği halde, kızını kabul etmez, onunla konuşmaz, kızının kendisine yaklaşmasına izin vermez. Fakat, Şahid bin Car’ın ısrarı üzerine, Yusuf tarafından kampa nasıl getirildiğini, karısı Jiyan’ın nasıl katledildiğini anlatır.

IŞİD, Ezidi erkekleri, birer birer kurşuna dizerken, toplu halde, birbirlerine bağlayıp üzerlerine benzin döküp yakarken sıra Pir Casim’e geldiğinde, bir Müslüman Arap şeyhi, IŞİD askerlerinin yanına yaklaşarak şöyle der. “Bu adam, Ezidilerin kutsal hazinelerini saklıyor." Bunun üzerine Pir Casim’i öldürmezler. Ezidilerin kutsal hazinesinin gösterilmesi için baskı yaparlar. Pir Casim, Ezidilerin kutsal hazinesi falan olmadığını söyler. Başka da bir şey söylemez. Söylemesi için baskıyı, zulmü artırırlar. Zincirlerle bir ağaca bağlanıp başı bir numara ile tıraş edilen Pir Casim bu baskıyı, zulmü şöyle anlatır. “IŞİD askerlerinden çok, Sünni Müslüman Arap komşularımızın yaptıkları, söyledikleri beni daha çok öldürüyordu. Çevremde toplanarak beni, köpek gibi çağırıyor, üzerime tükürüyor, çiş yapıyor, orama-burama çöp dürtüyorlardı. Beni köpek gibi havlamaya zorluyorlardı, zincirlerimi söküp köyde dolaştırıyorlardı." (s.120) Bütün bu aşamalarda “Allahu  ekber” diye bağırıyorlardı.

Bu baskılara rağmen Pir Casim konuşmaz. Bunun üzerine, “eğer konuşmazsan, karını getirip senin gözlerinin önünde yakarız” derler. Pir Casim’den ses çıkmayınca, Jiyan’ı Pir Casim’in gözlerinin önünde, canlı canlı  yakarlar (s.128).

Yezda, Şahid bin Car tarafından, Laleş’e, Baba Şeyh’e gönderilir. Baba Şeyh Yezda’yı bir Ezidi erkekle evlendirmeye çalışır. Yezda evlenmeyi düşünmez. Türkiye üzerinden Avrupa’ya kaçmayı hayal eder. Kendisi gibi düşünen bir Ezidi kızla birlikte kaçma planları yapar. Laleş’den gizlice ayrılıp dağ yollarını kullanarak Türkiye’ye geçerler. Yol arkadaşı, yolda karşılaştığı bir Ezidi erkekle evlenir. Yezda yine yalnız kalmıştır. Diyarbakır’da bir kampa yerleşir. Kampta arkadaşı Hindi’yle karşılaşır. Birlikte, Yunanistan’a kaçma planları yaparlar.

Yoldayken, gerillalarla, insan kaçakçılığı yapan gruplarla karşılaşırlar. İnsan kaçakçıları, Ezidi kadınlarına, tuzaklar kurarak, onları Avrupa’ya gönderiyoruz diye fuhuş yuvalarında çalıştırmanın peşindedirler. Gerillalar, bunlardan birkaçını cezalandırır ve onlardan ele geçirdikleri dolarları bu kadınlara vererek yol masraflarının karşılanmasını sağlar.

Yezda ve arkadaşı Hindi Ege’ye kadar ulaşırlar. Yunanistan’a geçmek için lastik bota binerler. Bot hıncahınç doludur. Bot denize açılır. “Yarım saat sonra Yunanistan’dayız” denir. Bir süre sonra, bottaki bir Müslüman, Ezidilere hakaret dolu sözler sarfeder. Ezidi erkekler buna tepki gösterir. Botta kavga başlar. Bu kavgayı durdurmak için büyük çabalar sarfedilir ama bu çabalar başarılı olmaz. Bu kavga sırasında bazı insanlar denize düşer. Sonunda bot alabora olur.  Bottaki insanların tümü denizdedir. İnsanlar boğulmamak için çırpınmaktadırlar. Yezda da denizdedir, boğulmamak için çırpınmaktadır. Gözlerini açtığı zaman kendisini bir hastanede bulur. Yine Türkiye’dedir. Yunanistan’a geçememiştir. İnsan kaçakçıları bir defa daha kazanmışlardır.

 Dil, Anlatım

Romancı Metin Aktaş, bunları çok akıcı bir dille anlatmaktadır. Metin Aktaş’ın çok güçlü anlatımı var. İnsanların duygularını çok iyi yansıtmaktadır. Doğa-insan ilişkilerini çok çarpıcı bir şekilde betimlemektedir.

“Sevinç naraları atan Sünni Müslümanların sesleri, silah sesleri gök gürültüsü gibi köyü sarmaya başlamıştı.  Acı ve sevinç aynı anda, aynı yerde yaşanıyordu. Bir nar ağacının altında yere çökmüş bir yaşlı kadın gözyaşları dökerek dua ediyordu. Ayakları çıplaktı. Başındaki poşuyu yere indirmiş, keçeleşmiş, pamuk gibi ak saçları yüzüne dökülmüştü. Yanında bir kediyle üç yavrusu vardı. Kedi yavruları miyavlayarak yaşlı kadının çevresinde dolanıyorlar, nar ağacının kökünde pusuya yatmış kedi ise, nar ağacının dalları arasında, cıvıldaşan serçelere saldıracak anı bekliyordu. Kargayı gören serçeler, onunla oynamak istiyorlarmış gibi daldan dala uçuşuyorlardı. Yularını koparmış kır bir beygir dörtnala yanımızdan geçti. Az sonra, onun ardından koşan çıplak ayaklı bir adam göründü…” (s.37)

“Ezidiler, Şengal Dağı’na sığınmaya çalışıyordu. İnsan selinin ucu bucağı yoktu. Başı Şengal Dağı’nın eteklerine ulaştığı halde, sonu görünmüyordu. Şu an Şengal Dağı, çekirgelerin saldırısına uğramış bir buğday tarlasını andırıyordu, dehşet vericiydi gördüklerim. Binlerce insan dağın doruğuna kaçıyordu. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler ardına bakmadan kaçıyordu. Kimse nereye gideceğini bilmiyordu…”  (s.41)

“Top mermilerinden korunmak için insanlar kaya altlarına sığınmaya çalışıyorlar, bazen de yer kapma yüzünden birbirleriye kavga ediyorlardı…. Açlık, susuzluk ölüm korkusu bu insanları vahşi hayvanlara döndürmüştü….” (s. 43)

“… Hemen yakınımızda bir kadın cesedinin üzerinde iki metre büyüklüğünde  siyah bir yılan duruyordu. Yılan bizi gördüğünde kaçacağına, toplanarak başını havaya kaldırıp tıslamaya başladı. Bizi gören kartallar, şahinler, akbabalar, korkup havalanarak bir süre cesetlerin üzerinde dolandılar ama çok geçmeden içlerinden bazıları cesetlerin üzerine kondu. Çok korkunç vahşi sesleri var. Çakal kaçıp gitmedi. Uzak bir mesafede durmuş bize bakıyordu. Şimşek hızıyla alçalan bir kartal, yılanı kaptığı gibi havalandı. Gökyüzünde kartalla yılanın savaşı başladı. Nasıl yaptıysa yılan kartalın kanatlarına dolanmayı başardı. Kartal kanatlarını kurtaramayınca, kavisler çizerek yılanla birlikte yere düştü. Bir başka kartal kavgaya karıştı…” (s. 51)

“Kendisini bir uçurumdan aşağı atmış, ama hala ölmeyerek uçurumun içerisinde bir kızvan ağacının altında inleyen yaralı bir kadın gördüm. Kadın yaşıyordu ama üç kartal, canlı canlı onu yiyordu…” (s. 52)

“Dağın yükseklerine çıktıkça, arada bir önümüze çıkan, çalı ve dikenler çoğalmaya başladı. Hindi aç bir keçi gibi, kurumaya başlamış otların içerisinde bulduğu otları yiyor, zorla bana da yediriyor. ‘Hayatta kalmak için yemek zorundayız, keçilerin yediği her otu biz insanlar da yiyebiliriz’ diyordu…” (s.57)

Metin Aktaş’ın Avesta romanında da böyle güçlü anlatımlar var (Avesta, Fam Yayıncılık, Mayıs 2015, 348 s.).

YPG, Gerillalar

Romanın birçok yerinde, YPG ile ilgili çok olumlu anlatımlar var. Kıyamet günlerinde, Ezidi halka yardımcı oldukları vurgulanıyor. Günümüzde de PKK/KCK  Şengal’de varlığını sürdürmektedir. Şengal kaymakamının isteklerine rağmen, Şengal’i terketmemektedir. Bu konuyla ilgili bazı düşüncelerimi kısaca ifade etmek istiyorum.

PKK/KCK’’nin Şengal’deki varlığını, Ezidi Kürd halkına, güvenlik sağlamanın ötesinde düşünmek gerekir. Şöyle ki, Şengal Kürdistan’dan koparılmış bir alandır. Kerkük gibi, Xanekin gibi… Bu durumu ifade temek için, “tartışmalı bölgeler” şeklinde bir kavram da kullanılmaktadır. Fakat, kanımca, “tartışmalı bölgeler” kavramı yanlıştır. “Tartışmalı” kavramı, sorun öyle de anlaşılır, böyle de anlaşılır gibi bir anlama sahiptir. Halbuki, Şengal’in Kürdistan’dan koparılan bir alan olduğu, bu konuda bir tartışma olmadığı çok açıktır.

Saddam Hüseyin dönemine kadar, Şengal tam anlamıyla Ezidi Kürdlerin yaşadığı bir yerleşim alanıdır. O zamanlar Şengal’de tek bir Arap aile yoktur. Saddam Hüseyin 1975’de, Şengal’in nüfus yapısını değiştirmek için operasyonlara başlamıştır. Ezidi köylerini yakıp yıkmış, Ezidilerin yakılan, yıkılan bu köylere geri dönüşlerini önlemek için her önlemi almıştır. Örneğin su kuyularına, çeşmelere beton dökmüştür. Ezidileri yeni kurulan ve Köy-Kent denen daha büyük yerleşim birimlerinde toplamıştır. Bu güvenlikçi bir uygulamadır. Ezidi halkın değil, devletin güvenliğini esas alan bir uygulamadır. Köy-Kent denen bu alanlara Arap ailelerini de yerleştirmiştir. Arapların Şengal’de görünmesi 1975'ten sonrasıdır. Kürdistan’ın nüfus yapısını bozmak, Kürdistan’a Arapları yerleştirmek, Kürdleri Arap çöllerine sürgün etmek, Irak’ta da Suriye’de de Baas Partisi’nin en önemli çabasıdır.

Baas Partisi’nin üç temel ilkesi vardı. Birlik, Sosyalizm, Bağımsızlık. Birlik, Basra Körfezi’nden Fas'a kadar, Arap anavatanını birleştirmek anlamına geliyordu. Ama Baas anlayışında, Arap Anavatanı Kürdistan’ın güneyini de içeriyordu. Arap  Ortodoks Hristiyan Mişel Eflak (1912-1989),  Arap Sünni Müslüman Salah Bitar (1911-1980), Arap Alevi Zeki Arsuzi (1899-1968) ve Arap Ekrem Hawrani, (1912-1996) Arap Baas Sosyalist Partisi’nin 1940’lardaki kuruluşundan beri bu ilkeleri kararlı bir şekilde savunuyorlardı Mele Mustafa Barzani, Kürdistan Demokrat Partisi, Baas Partisi’nin bu ‘birlik’ anlayışına şiddetle karşı çıkıyordu. Kürdistan’ın ayrı bir ülke olduğunu, Kürdistan’ın, Kürdistan’ın  güneyinin,  Arap Anavatanı içinde değerlendirilemeyeceğini vurguluyordu. Kürdlerle Saddam Hüseyin arasındaki anlaşmazlıkların önemli bir nedeni buydu. Bu konu Kürdlerle Araplar arasında sık sık gündeme geliyordu.

.

Irak’ta da Suriye’de de devletler, devlet terörü uygulayarak Kürdistan’ın nüfus yapısına müdahale ettiler. Irak’da Saddam Hüseyin (1937-2006) döneminde, 1973 ve sonrasında bu çok gelişti. Suriye’de, Cumhurbaşkanı Nurettin el Atasi (1929-1992) döneminde, 1966-1970 yılları arasında çok yaygın bir uygulamaydı. Daha sonra Hafız Esad (1930-2000) bu uygulamayı 1970 ve sonrasında kararlı bir şekilde sürdürdü.

1958’de, Suriye ile Mısır, Arap Anavatanı’nın birleştirilmesi konusunda bir anlaşma yaptılar. O zaman Mısır Cumhurbaşkanı Abdülcemal Nasır (1918-1970) Suriye Cumhurbaşkanı Şükrü el Kuvvetli’ydi (1891-1967). Birleşik Arap Cumhuriyeti, 22 Şubat 1958-29 Eylül 1961 arasında yaşam buldu. Başarısız bir uygulama olduğu için feshedildi. 1958’den önceki duruma geçildi. Arap Anavatanı’nın birleştirilmesi çabaları sonuçsuz kaldı. Ama, Kürdistan’ın güneyini Arap Anavatanı içinde gösterme her zaman sürüp gitti. Bu anlayış, Kürdlerin kararlı tepkisine rağmen hiç kesintiye uğramadı.

PKK/KCK  Şengal’de, YBŞ isimli bir örgüt kurmuştur. Ezidi gençleri örgütlemeye çalışan bir örgüt. Bu örgüt Haşdi Şabi ile işbirliği içindedir. Haşdi Şabi’nin Kürd düşmanı bir örgüt olduğu çok açıktır. Irak hükümetinden maaş da almaktadırlar.  Bu maaşın, son zamanlarda kesildiği söylense de, niyeti göstermesi bakımından önemlidir.

Bu bakımdan, PKK/KCK’’nin, orada varlığını sürdürme çabası, Irak hükümetine, Irak  devletine hizmet anlamına gelmektedir. Bunu, Ezidi Kürd halkına, Şengal halkına güvenlik sağlama diye yorumlamak doğru değildir. Bu, Kürd toprağını, Irak hükümetine, Irak devletine bağlama çabasıdır. Bir Kürd örgütünün,  Kürdistan’ın öz çıkarlarını, Kürdistan’ın genel çıkarlarını bir kenara itip hatta bunu hiç düşünmeyip, Irak hükümeti için çaba göstermesi kabul edilemez. Laik , sosyalist enternasyonel de ümmetçi enternasyonel de Kürdlere hiçbir şey vermemektedir. Her iki enternasyonel de Kürdlere karşı, Kürdlere müşterek baskı kuran devletlerin haklarını çıkarlarını savunmaktadır.

“Şengal’de sadece Kürdler yaşamıyor”, diyerek enternasyonalci görünmek kendini bilmemek anlamına gelmektedir. Kendini bilmeden ona-buna hizmete kalkmak sağlıklı bir tutum değildir.

Kardeşlik…

Kürdlerle Arapları bir arada yaşatmanın da hiçbir anlamı yoktur. Örneğin, Şengal’de, Şengal köylerinde, Kürdlerle Araplar, birbirlerine Dünya ve Güneş kadar uzaktırlar. Ezidiler soykırım yaşarken, bu soykırıma en çok Ezidilerin komşuları Araplar IŞİD’e destek vermişlerdir. Bu ortamda “kardeşlik” olur mu? Bir bağımsız Kürd devletiyle, Irak devleti arasında, giderek Araplarla Kürdler arasında kardeşlik ilişkileri oluşabilir. Ama bugünkü ortamda, Kürdlerin Irak’a bağlı kalması durumunda “kardeşlik” oluşması mümkün değildir. Kardeşliğin temel koşulu şudur: Eğer senin sahip olduğun haklara, özgürlüklere ben de sahipsem aramızda zamanla, bir kardeşlik oluşabilir. Aksi halde, senin sahip olduğun haklara ve özgürlüklere kavuşmam devamlı olarak baskı altında tutulursa, böyle bir kardeşliğin oluşması mümkün değildir.

Ezidiler-Baas Partisi ilişkisi

2014 Ağustos’unda, IŞİD’in Şengal’e saldırısına, peşmerge güçlerinin  geri çekilmesine, bazı Ezidi ailelerin Şengal şehrini terk etmek ve Şengal Dağı’na sığınmak konusunda ikircikli davranmasına farklı bir açıdan daha bakmakta yarar vardır.

Hüseyin Turhallı, 4 Ocak 2017'de, kurdistan-post eu’de, “Şengal Kürdistan mı?” başlıklı bir yazı yayımladı. Bu yazı, Ezidiler, Baas Partisi, Şengal, Kürdler/Kürdistan gündeme geldiği zaman, çok aydınlatıcı bir yazıdır. Bu yazının öğrettiklerini kısaca şöyle anlatmak mümkün: Ezidiler, en azından Ezidilerin bir kısmı, Saddam Hüseyin döneminde, Baas Partisi’ne çok yakın bir tutum izlemektedir. Bu tutum, Kürdlere/Kürdistan’a  oldukça uzaktır.  Örneğin Ezidiler Saddam Hüseyin’e siyasi müsteşarlık yapmaktadır.

IŞİD’in  önemli bir kesiminin, Saddam Hüseyin’in Muhafız Alayları’nın elemanları olduğu bilinmektedir. Saddam Hüseyin döneminde, Ezidilerin Baas Partisi’yle çok yakın ilişkide olduğu söylenmektedir. Ezidiler-Baas Partisi, Cumhuriyet  Muhafızları ilişkisi, Ezidilerin de bilgisi dahilindedir. IŞİD’in Şengal’e saldırısı gündeme geldiği zaman, Ezidilerin, bir kısmının, “Baasçı dostlarımız yine Şengal’e geliyor…” anlayışı içinde olmaları mümkündür. Bu saldırı haberlerine rağmen Şengal’i terk etmemek,  böyle yorumlanabilir.  Peşmergenin, “çekilelim, Ezidiler katliama uğrasın…” anlayışı içinde olduğu elbette söylenemez.

Bugün Duhok’da, Ezidi Sosyal ve Kültür Merkezi Yüksek Meclisi isimli bir kurum var. Bu kurumda çok geniş bir kütüphane ve müze bulunmaktadır. Geleceği olan bir kurum… Bu kurum, örneğin bu durumları, günün koşulları içinde tartışabilir. Bunun dışında, Ezidi dininde, çok sert bazı ilkeler vardır. Örneğin, kastlar arası evlenmek ölüm nedenidir. Bir Ezidi’nin başka dinden olan bir kişiyle evlenmesi ölüm nedenidir. Bu kaideler yumuşatılabilir. Kast sistemi yumuşatılabilir. Bütün bu konularda, Ezidi Sosyal ve Kültürel Merkezi şüphesiz çok önemli hizmetler yapabilecek bir kurumdur.

 

 

Yorumlar

Beşikçi'nin bu yazıda, kurgusal bir metni, yani uydurulmuş bir metni, belgeymiş gibi, bir anı kitabıymış gibi görmesi ve bu şekilde uzun uzadıya, yaklaşık 2500 sözcükle anlatması çok da yerinde değildir.

İkincisi, Metin Aktaş, edebiyat oldukları kuşkulu anlatılarıyla farklı güç odaklarına, kimi çevrelere yaranmaya çalışan, üçüncü sınıf bir yazardır. Onu bu kadar önemsemesi, kaale alması, yine yerinde değildir.  

Diğer önemli bir konu da şudur: DAIŞ, Musul'u alırken, sivil halka yönelik herhangi bir saldırısı olmadı önce. Hatta Irak ordu mensuplarına yönelik de katı bir saldırısından kimse haberdar değildi.

IŞİD'in vahşi yüzü ve vahşeti, daha sonraları, bizzat kendilerinin İnternete koydukları propaganda amaçlı videolardan anlaşıldı.

IŞİD Şengal'e saldırdığından ellerindeki hafif piyade tüfekleriyle 10 kadar Peşmerge vardı. Çatışmanın hiçbir anlamı olmadığını, eğer çatışırlarsa, öldürülen mensuplarından dolayı halka kötülük yapacakları tahmininden dolayı, ellerindeki bir-iki pikaba atlayıp geri çekildiler. DAIŞ'in sivil halka yönelik bu kadar vahşice davranacakları bilselerdi, tıpkı Hucam Surçi gibi kahramanca davranacaklarından şüphe duymuyorum.

Ama PKK, bu 10 kadar Peşmergenin makul bir niyetle geri çekilmesini, sürekli bir propaganda malzemesi olarak kullandı. PKK, çoğu yerde 3 tane, bazen de 7 tane gerillanın Şengal halkını kurtardığını da yazdı durdu.

Şengal'de 3 kişi ile, 7 kişi ile kahramanlık yaptığını söyleyen PKK, hiçbir zaman Kobanî'deki durumu anlatmadı.   

PKK'nin yayınevi olan Aram yayınlarından çıkan Metin Aktaş'ın kitabına, bu çerçeveden de bakılmalı!

Ama Beşikçi'nin şunları demesi çok önemlidir:
"PKK/KCK’’nin, orada varlığını sürdürme çabası, Irak hükümetine, Irak devletine hizmet anlamına gelmektedir. Bunu, Ezidi Kürd halkına, Şengal halkına güvenlik sağlama diye yorumlamak doğru değildir. Bu, Kürd toprağını, Irak hükümetine, Irak devletine bağlama çabasıdır. Bir Kürd örgütünün, Kürdistan’ın öz çıkarlarını, Kürdistan’ın genel çıkarlarını bir kenara itip hatta bunu hiç düşünmeyip, Irak hükümeti için çaba göstermesi kabul edilemez. Laik, sosyalist enternasyonel de ümmetçi enternasyonel de Kürdlere hiçbir şey vermemektedir. Her iki enternasyonel de Kürdlere karşı, Kürdlere müşterek baskı kuran devletlerin haklarını çıkarlarını savunmaktadır."

Somùrgecilik Kurdistanda i§galcilerin askeri hakimyetidir.Ama zaferi deyildir.Kobani ve §engaldeki zafer, Kurd ulusunu devletle§meye gotùren Kurdistan silahli kuvvetlerinin zaferidir.Pe§merge,gerilla ve §ervanin zaferi Kurd ulusunun silahli kuvvetlerinindir.Bunu hazmedemeyen ve korkan i§galciler uzatinlarini siyasi fitne ve fesadi idelojik kilikla harekete geciriyorlar.

Yahudi ve Ermeni ulusunun yazar ve edebiyatcilari i§galci zùlmùnù yazarlarken kendi ulusularinin ulusal onurunu incitmemeye dikkat ederler.Kurdin kole pazarinda satici tellaligi halen yapan edebiyatcilarimiz yanli§ yapiyorlar.

Stalingratta deyil Kobani,§engalde Kurd ulusunun evladlari ulusunun intikami ve istiklàli için aziz ve azize canlarini verdiler.canè senger olanlar fitne ve fesad ki§iler deyildi.Kendi ulusunun silahli kuvvetlerine orada,burada sen yoktun yada kactin,gelmedin demek Kurd vatanperverlerinin siyasi ahlaki olmamali.Kurdistan hepimizin ulusal mùlkùdùr.

Kurd ulusu çok dinlidir.Somùrgecilige din ve mezheb baki§ acisi Kurd ulusunun birligine kar§i boluculuk yapmaktir.Saddam ve Hafiz  sosyalist ùlkelerin yardimi ilà devlet kurup bizi somurge statusùnde tutular.Tirkler sunni islamla devlet kurdular.Farslar §ia islamla devlet kurdular.seni hangisi ùmmedi karde§ yada sosyalist yolda§ kabul etti Kurd evladi?

Kurd ulusuna Kurdistan devleti bir ulusal varlik zaruretidir.idelojik olmayan Kurdistan silahli kuvvetleri ulusumuzu vatanimizi ve devletimizi korumakla mùkeliftir.Kurdistan devlet parlementosunda demokratik bir sistem hepimiz için yeterlidir.Meddeni dùnya bunu yapiyor.Bizede bu gerekli.Biz Kurdlerin ulusal mùlkùnù gasp edip varligimiza qest u qerezi olan namerd i§galcilere kar§i Kurd olarak durmak aziz bùyùklerimizin bizlere nesixet ve §iret dolu vasiyetleridir.

Cama§ir makinasini,bula§ik makinasini,elektirkli sùpùrgeyi,mutfak robotlarini içad edenler bile ben kadini kurtardim demedi.Lakirdi sahibleri diktator heveli §arki idelojik insanlardir.Biz Kurdlerden uzak.

Pratik sahibi olmak

iste pratik sahibi olmak böyle birseydir. oturup yerinde dedikodular ile olmuyor bu isler.

bu vahseti kürdlere yasatanlar umarim bu dünyada cehennemlerini bulurlar.

hangi dine hangi mezhebe sahib olursa olsunlar , kürdün cekmedigi, zulmü yasamadigi bir yer var mi ?

madem makul sayida oilmayan pesmerge kacmistir, yerine makul olan pemerge hemen yetisseydi !

bakin pesmerge benim kürd kardesimdir ama bu kadar yozlasmis bir hale gelmesi beni üzüyor. yine pkk nin siyaseti örnegin kuzeyde, artik anlamini yitirmistir. eger kürdistan adina siyaset yapanlar bir an önce akillarini baslarina almazlar ise bu cektiklerimiz bitmeyecektir. güney gercek ve namuslu bir yönetim sekline kavusmalidir. osmancilik ne ise , ailecilik de odur. bu cagda , gecmislerin yarattigi degerler ile biraksinlar genc ve yetenekli , cagdas yönetim sekillerini uygulayabilecek bireyler sürdürsün bu isi.

pkk ye gelince : eger bu halki zafere ulastiramayip , yok tc nin demokratiklesmesi , yok anayasasi , yok islam birligi yok erdogani düsürecegiz söylemleri ile savasi sürdürmenin pek bir anlami yoktur.

yarin erdogani düsürdügünüzü varsayalim , sonra ? yerine hakan gelir , dogru mu ? ne degisir ?

simdiye kadar gelenler , kimi gidenleri aratmadi mi ?

bundan sonra da degismeyecektir... !

ya topyekün savas,  yada bu isi birak !

kürd sehirleri yakilip yikilirken , biz daha devreye girmemisiz demek kabul edilir degildir. adama demezler mi neden devreye girmiyorsun ?

neyse söylenecek cok sey var ama o yigit genclerimizin hatirina , bazen az konusmak da anlasilmak icin yeter diye düsünüyorum .

 

Bu yazinin her cumlesine karsi elestiri yazabilirsiniz, ilk olarak PKK hic bir zaman Sengal Kurdistan topragi degildir demedi; oranin ozel bir statusu vardir,oraya ora halki kara versin dedi mesala Musul Kurdistan topragimidir? Sayin Barzani'ye gore degildir yada PKK ve Hasdi Sabi isbirligi icindedir diyor oysa hepimiz biliyoruz ki Kurdlerin dusmani ola erdogan'in secim kampanyasi icin sayin Barzani Amed gelmistir....ben daha ne yazayim!!!!

ne hazin besikci pkk sengaldan cekilsin diyiyor. pkk kimlerden olusuyorki. besikci TC güneyden cekilsin demiyor, niye acaba?

Kure ezidi sen ne büyük yalancisin bari yalan söylerken delilsiz söylenir Tipki yüzüne gözüne bulastiranlar gibisin bir öyle pesmerge bes on degildi cünkü tv görüntüsü mevcut öyle tokat gibi adamin suratina carparlar ama sen siradan biri oldugun icin degmez görüntü yayinlamaya insalah yalanina türkler gibi kendin inanmiyorsun

DAIŞ, Kürtlere önce Batı Kürdistan'da saldırdı. Telabyad ve Kobani kırsalında, üstün silah gücüyle, çok kısa sürede köy köy YPG-PYD güçlerini sildi süpürdü, gelip Kobani'ye dayandı. Videolarda izledik, halen İnternet'de duruyorlar. Birçok köyde gerillalar, köylerden çekildi, "kaçtı" diyemem. Savaşta "kaçtı" diye bir şey yok, çekilmek var.

DAIŞ, üstün silah gücüyle, Kobani şehir merkezinde de, mahalle mahalle YPG-PYD güçlerini, yine Furkan el-Fırat güçlerini adeta ezdi, şehrin % 80'nin ele geçirdi. Son hamleyi yaparak şehri tamamen ele geçirip Bayram namazını kılmak üzereyken, ABD devreye girdi. DAIŞ güçlerini havadan bombalamaya başladı önce. Aynı zamanda uçaklarla YPG-PYD güçlerine havadan silah indirdi. Ardından, ağır silahlarla donatılmış, zırhlı araçlarıyla 200 kişilik Peşmerge gücü, Habur Kapısından giriş yaparak Kobani'ye ulaştı. Ve böylece Güney Kürdistan'da YPG-PYD güçlerinin kaderi, pozisyonu, durumu tamamen değişti, yükselişe geçti...

Eğer böyle bir gelişme olmasaydı, DAIŞ, Kobani'yi yuttuktan sonra çok kısa sürede Efrin'i alıp Qamışlo'ya yönelecekti. Böylesi hayati bir müdahale olmasaydı eğer, bugün, YPG-PYD güçleri diye bir şey de kalmayacaktı. Bu, çok açıktır.

Peşmerge gücü Habur Kapısından Viranşehir'e doğru ilerlerken, on binlerce Kürt yolun etrafına dizilmiş, Peşmergeleri coşkuyla karşılıyordu. Bu durum, modern Kürt tarihinde çok büyük bir olaydır, çok önemli bir gelişmedir.

PKK'ye ait 24 saat yayın yapan onlarca Tv kanalı vardı, onlarca gazete ve dergileri vardı, onlarca İnternet siteleri vardı... Haber olarak bile, bu kadar önemli bir olayı vermediler. Hala da bu kadar önemli bir gelişmeyi yok sayıyorlar. Ama öte yandan, sürpriz bir manevrayla Kuzey Irak'ta Kürtlere saldıran, Şengal'e baskın yaparak, büyük bir güçle Erbil'e doğru ilerleyen DAIŞ ordusuyla çatışmanın anlamsız olduğunu, dolayısıyla geri çekilmeyi uygun bulan, Şengal'deki 5-10 kadar Peşmergenin, iki pikaba atlayıp geri çekilmesini, PKK ve basını, yazarları, taraftarları, bunu abartarak, Peşmergenin Şengali, Êzidîleri DAIŞ'e teslim ettiğini, hatta Barzani'inin DAIŞ ile işbirliği yaptığının propaganda şeklinde hep öne sürdüler. Sürekli işlediler bunu, defalarca okuduk, dinledik onlardan...

Bir Kürt olarak bunların doğru şeyler olmadığını söylüyorum. Bu kadar gözü kara anti-propaganda, PKK'ye dönük geri tepmiştir diyorum. Farkında değiller mi?

Mesrur Barzani, Güney Kürdistan'da çok önemli bir yetkilidir, önde gelen, geleceği olan çok önemli bir siyasi şahsiyettir. Kasım 2014'de, Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, PKK'yi savundu, sahiplendi. Terör örgütü olmadığını söyledi.

Geçen yıl, Kerküklü bir Türkmen, Ekim 2016 tarihinde PKK için "terörist" dediğinde, en önce Barzanilerden bir komutan buna tepki gösterdi. "Terörist sizlersiniz" dedi.

Yine, daha öncesinde, Eylül 2016'da Selahattin Demirtaş heyet olarak Erbil'de, Kürdistan Federe Devleti Başkanı Mesut Barzani'yi ziyaret ettiğinde, en üst düzeyde bir protokolle karşıladı. Mesut Barzani, her zaman olduğu gibi, çok sıcak mesajlar verdi. Mesut Barzani, her zaman çok olumlu, çok sıcak ve birleştirici mesajlar vermektedir. Diğer Kürt güçlerine, örneğin PKK ve liderlerine yönelik hiçbir zaman uygun olmayan bir ifade kullanmamıştır. Çok nazik, çok babacan bir dille, PKK'nin, artık kara propagandadan vazgeçmesini rica etti Demirtaş'tan. Demirtaş ilk basın açıklamasında bunu duyurdu.

Bugün, dünyanın önde gelen bütün devletleri, en üst protokolde Mesut Barzani'yi, Güney Kürdistan Hükümeti yetkililerini muhatap görüyor. Güney Kürdistan devletleşmiş olarak, bağımsızlığına ilan etme arefesindeyken, PKK basınının, PKK taraftarının, sanki dünyada Barzani'den daha büyük bir düşman yokmuş gibi, her haberde, her yazıda, her yorumda Barzani'ye küfretmeleri, bütün varlığıyla anti-Barzani propaganda yürütmeleri doğru bir davranış değildir, kazandırıcı bir yanı yoktur...

Şengal'de sorun çıkarmanın, Irak Haşdi Şabi güçleriyle işbirliği yapmanın, PKK'ye kazandıracağı hiçbir şey yoktur.  

PKK'nin bu davranışları artık Kürtleri çok rahatsız ediyor. PKK ve taraftarlarının bu politikadan vazgeçmesi gerekir. Yoksa, Kürtler PKK'den vazgeçer, geçmektedirler, hatta vazgeçmişlerdir diyebiliriz!

Kuzey Kürtleri artık PKK'yi iyi tanıyor. Diyarbakır'ın nabzı bunu çok iyi gösteriyor.

 

Biz Bu Barzanicilerin yalanlari ile bas edemedik bu bize dert oldu ama bizde size boyun egmiyecegiz buda size  dert olsun!!! Bir kere devrimi yüzde 10 yapar bunu o man kafaniza sokun!! Bu arada ' Rudaw post' hayirli olsun!! Bu mücadele sizlersiz basladi sizsizde devam eder!! ABD bile artik orta doguda PKKyi desteklerken sizde desteklemeyin!! En büyük düsmanimiz TC ile iliskiler tikir tikir ama ne hikmetse heryazilarinda Pkkyi elestiriyorlar?? Bölge valisi Necirvan her ay Istanbulda magaza kapitiyor cit yok ama olsun  yakisiyor kerataya!!! Ben Bu Barzanicilerin bir kere olsun TCye birsey yazdiklarini ne duydum ne okudum,akillari sira TC Pkkyi ezdi Barzani öne cikti havasindalar, ne derseneniz ne yazarsaniz yazin Barzani Sünnücülük akiminda Dais den haberi vardi ama silah ters tepti, olan insanlarimiza oldu ? Birtaneside yazmiski Pkknin Sengaldeki kahramanligi abartili ?? Sanki bizim gözümüz yok kulagimiz yok, yalansa neden Ezidi halki Pkkye Tapiyor ??? Güneydeki halk bile Apo hayrani, bir ISIdli barbar bir Pesmergenin kafasini keserken en Son istegin nedir diye sordugunda baskan Apoyu görmek isterdim demis Barzaniyi degil Bu hepinize yeter.benim maksadim kimseye satasmak degil hatta birakalim eski defterleri düsmana karsi nasil mücadele etmemiz gerek derken hala PKK elestirisi sikmaya basladi.

Brèz M.Yilmaz. Kurd Seyidinin idam olmadan oglu Re§ik Gozlerinin onunde idam edildikten sonra yùregindeki o derin aci ilà i§galçi katil tirklere soyledigini sizin BARZANI tabi tùm Kurdlere kar§i kullanmaniz hiçte yaki§ik deyil.Sunni Kurdler sunni  i§galci tirk deyildir.

Bu §ehircilik ve mezhebcilik Kurd ulusunun hayrina dayil.Kendiniz ulusal kimligi kullanmaz ama dini kimlikle siyaset yazmaniz Kurd ulusuna kar§i yapilmi§ boluculuktur.Hangi Kurd  i§galcilerin §ia-Alivi ve Nasuryani dini ùzerinden Kurd Alevi karde§ine nefret duygulari yaziyor.Bu Tunceli kimliginden vaz edin. Dersim Kurdistanin bir §ehridir.Biz Kurdler çok dinli bir ulusuz.Kurd Aleviligi ve Ezidi Kurdler Kurd ulusunu olu§turan ayni irk ve tarihi payla§iyor.

Yapmayin bunu. Sizin karde§iniz biziz.Bizim karde§imiz sizlersiniz.Selamlarla.

 

 

   Hoca objektif degil niye oyle anlam veremedim.Gecen Avusturalya gezisinde Guney Halki neden maas icin yuryor anlam veremedim demisti.Bagimsizli mucalesi verilirken para elbetteki talidir.Ancak Guneyin yoneticileri Nisantasinda magaza kappatti halk buna bakip maas istemezmi, isteyemezmi.Ayrica Sengalin Irak hukumetine teslim edilecegini soylemek orada yasimini yitiren onlarca Hpg Ypg militinani gormemektir. Birde birakin Ezidiler kararlarini kendileri versin savunulmalari gereken zamanda olmayanlar simdi habire onlara akil veriyor nasil yasamak istiyorlarsa yasasinlar.Bildigim kadariylada Ezidiler Sengale Baas tarafindan yerlestirilmisti bu noktada H Turhalliya katiliyorum Sengal Kurdistanmi.Ayrica Guney Kurdistanda binlerce Turk askeri var Guney TC ye teslim edilecek sonucunumu cikartalim.Tabiki Kurd orgutleri butun ulkelerle iliskilenebilir goruseilir. Bu neden teslimiyet olarak algilaniyor.

Sayin Be$ikci güzel bir deneme YAZISI kaleme almi$tir..Êzidi Kürtlerinin DAI$-ISIS vah$etine nasil maruz KALDIIKLARINI yazan bir romancinin ROMANINI okuyucuya sunuyor..Ancak ; kendisi de bir tek TANRILI din olan Yezidi dininin de Kürt halkini NASIL PERI$AN ETTIGINI, özünde islam ve yahudilik gibi COK KATI kurallara sahip oldugunu deklare ediyor..Êzidilik , Zerdü$tlük ekseninde vuku bulmu$ bir dindir..Ve Zerdü$lük ise milattan  2700-4200 önce ortaya cikmi$ bir dindir..Yahudilik,Hiristiyanlik ve islam COK BÜYÜK ORANDA ZERDÜ$LUKTEN ETKILENMI$ VE ZERDÜ$TLÜGÜN KURALLARINI KENDILERINE MALETMI$LERDIR.Ancak bütün bu dinlerde elektrigin olmadigi insanligin KARANLIK döneminde ortaya cikmi$lardir..Ortada da sistem olarak KÖLECILIK vardir...Kürdistan da Kürtlerin degi$ik dinlere mensup olmalari gayet olagandir ve demokratiktir de..Benim bazen islam'la ilgili " keskin" ifadelerimin ise katiyetle müslüman Kürde bir hakaret TA$IMADIGINI belirtmem gerek.Herkesin dini inanci kendisine..Ancak ; icinde ya$adigimiz bu uzay caginda Kürtler yeniden HACI,HOCA ve $EYHIN arkasina TAKILARAK YAGMUR DUASINA MI CIKACAKLAR?Bilim hergün ne kadar yagmur yagacagini, bir metre küp topraga ne kadar yagmur dü$ecegini; rüzgarin hangi yönden saatte kac kilometre HIZLA esecegini söylüyor..Kúrt duami edecek yoksa bilime mi inanacak? ..Sayin Be$ikci PKK nin Irak Kürdistaninda Ha$di $abi, Irak devleti ile olan anti Kurdi ili$kisini ele$tiriyor..Ele$tirileri cok yerinde ele$tirilerdir..Ancak PKK nin lider kadrosu Kurdistani olmaktan coktan CIKMI$LAR..Bir tek isimleri Partiya Karkerani Kurdistanin KURDISTANI silmeleri gerekiyor..Acik bir bicimde PKK anti Kurdi bir cizgi tutturmu$ gidiyor..Bakur'a Kurdistani zaten wirane edip harabeye cevirdiler..Gellê Kurd bu karda KI$TA CADIRLARDA YA$AM MÜCADELESI veriyor..O yüzden ben PKK ye PARTIYA WÊRANKIRINA KURDISTAN diyorum..Ve PKK'den Aidat, BAGI$, Kampanya dai altinda ödedigim maddi KATKILARIMI geri istiyorum..Gecelere, yürüyü$lere gittigimin maddi ve manevi degerlerimi geri istiyorum..Serwxebun,Berxwedan ve özgür Gündem ve diger PKK Yayin organlarina ödedigim paralarimi geri talep ediyorum..Önüne gelen her Kurdi örgütü ilkel ve otonomici olarak niteleyen PKK nin $imdiki cizgisinden ötürü KINIYORUM..Eger Kurdi degilseniz gidin Arap ve Türklerin genclerini daga götürün..Türk ve Araplardan aidat, kampanya isteyin..Sonrada Duran Kalkan öncülügünde Yozgat $ehrinde KOZIK, HENDEK  SAVA$LARI verin; Kuzey Kurdistan da degil..$engal ve Ba$ura Kurdistani da AMASIZ, MAMASIZ terkedin..Bakur'u WÊRAN ettiniz, bari Ba$ura Kurdistani RAHAT BIRAKIN.. 

 Edit.: Kürd partilerinin birbiri ile kıyaslanması fayda sağlamadığı gibi çok bıktırıcı olmaya başladı. 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Zozan Kurdish Shop