ala kurdistan
Ey Reqîb

Bağımsız Kurdistan Kuruldu

Bunca ayrılıktan sonra başka nasıl başlayayım ki? Elbette ki, ‘BİJÎ KURDİSTAN / YAŞASIN KURDİSTAN!.

Bağımsızlık 26 Eylül 2017’de mi ilan edilir, 21 Mart 2018 günü mü? Daha sonra mı? Hiç önemli değil. Bu devlet kuruldu artık. İlanı her zaman yapılabilir.

Bu günleri 40 yıldır bekliyorum. Bu günleri yaratan yüzbinler, milyonlar ana toprağı boyladılar.

Sadece beklemedik, mücadelesini ölümüne verdik bu günün. Dilimiz bundan bu kadar uzun…

Hiç şaşmadık, tek bir millim şaşmadık Kurdistan’ın bağımsızlık sevdasından. Şaşmayan on binlerce Kürdümün ayaklarının tozu, başımızın tacı olsun.

Özgürlük ve bağımsızlıktan şaşmayan on binler, geleceğimizin garantisidir.

Üstelik “Tüm dünya birleşip üzerime gelse bile bağımsızlık sevdasından vaz geçmeyeceğim. Arkamda 50 milyonluk bir halk var” diyen bir lider insanımız da var. 

Ulusların kaderinde iz bırakan bazı süreçler, günler, haftalar var. Bu günleri kazandın mı, tarihini ve geleceğini kazanırsın.

Yaşadığımız günler de onlardan!

Bendeniz sosyolojik olarak da, siyaset felsefesi açısından da tüm Ortadoğu siyasal sistemine karşıdır. Gelgele Barzani’nin “küçük Barzanistan’daki derebeyliğini” asla kabul etmez. Böyle dedim ya… ‘kürt kökenli Sidik yarışçıları’nın çok hoşuna gitmiştir mutlaka. Onları bir sınıf olarak lağvetmek, Kurd gençlerinin boyunun borcu olmalıdır.  

Bazıları diyor ya: “Aslında biz de bağımsızlık istiyoruz. Barzani’den dolayı işte, adam bırakmıyor ki, bağımsızlık yandaşı olalım…”.  

Bu aralar sosyal medyada, “Barzani kötü olduğu için yüz yılda bir defa ele geçen tarihi fırsatı kaçırmaya mecburuz” diyen uydurukları, sözde siyasetten anlayıp ulustan, milletten anlamayan üşütükleri hizaya getirmekle uğraştık.   

**

Bir Cemal vardı, herhalde Batmanlı Cemal. “Heval Cemal”. Zindanda yatmıştı, bir aralar Romanya sorumlusu idi. Düz tabandı. ‘Düz taban Cemal’ da diyorlardı. Yaşıyorsa, mutlaka PKK’de yönetici bir pozisyondadır.

Hiç unutmam… Maxmur (Mahmur) kampı yönetimi olarak oturmuşuz, KDP ile ilgili bir konuyu tartışıyoruz. Konunun ne olduğunu şurada anlatamam ama örnek mahiyetinde diyelim ki, 1000  (bin) nüfuslu bir köyde muhtemel (!) bir ajan var. Söz konusu ajanı yakalamak ve imha etmek lazım. Cemal, eylemi garantiye almak için 1000 nüfusun tümünü imha etmeyi önerdi! Bu, bir örnek. Ama tıpatıp mantık aynı. Bunu önerdi yani. Ve Cemal aynen şu cümleyi kullandı: “Pire için yorgan da yansın, anasını satayım”. Zaten “Bir pire için yorgan da yansın” ifadesini ilk kez ‘heval’ Cemal’den duymuş oldum. 

Günümüzde Referandum karşıtı bir cümle okuduğum anda Batmanlı Cemal’in aslında çok da antipatik olmayan yüzü canlanıyor gözlerimin önünde.

Kürdler bu kadar da ahmak olamaz. Tarihe şahitlik etmiş bir milletin çocukları pire için yorganını yakar duruma getirilmiş…

Böylesi sakat fikirli kardeşlerimizi kurtarmak, onları adam etmek de bizim görevimiz. Sırt çevirerek onları adam edemezsiniz. 

DEVLETLER SAVAŞLARDAN DOĞAR!

Barzani’nin ‘Arkamda 50 milyonluk bir halk var’ sözlerini aylardır bekliyorduk. Çok doğru bir tespit yaptı. Gerçekten de Kürd halkının tamamı bağımsızlığın şiar adamı olan Barzani’nin arkasındadır bugün.

“Tüm dünya birleşip üzerime gelse bile bağımsızlık sevdasından vazgeçmeyeceğim”.

Ortadoğu gibi bir yeryuvarlağı cehenneminde uygarlığın / cennetin kurucusu, sahibi Kürdler bir devlet kursun, savaşsız-filansız bağımsızlık ilan etsin! Öyle bir şey olmaz.

Gerçi Kürdler son yıllarda insanlığın yüzkarası DAEŞ isimli islami alçaklara karşı zafer kazanarak, UYGARLIĞI KURTARAN HALK olma unvanını da kazandılar.

Bundan sonraki savaşlar Kürdlere vız gelir! 

TİRK Û ARAB Û FARIS KURDİSTAN’A SALDIRABİLİR Mİ?

Bağımsızlık Referandumu öncesi türk, arap, fars saldıracak diye tedirgin olan yurtseverlerimiz var. Kürdü her şeyle korkutmak mümkündür ama savaşla korkutmak asla mümkün değil. Bin yıldır hep savaştık. Bağımsızlığa saatler kala mı savaştan çekineceğiz?

Birkaç yıl önce Güney’de bağımsızlık ilan edilme arifesinde Arap ve Türk kepazeliği DAEŞ’i ortaya çıkarttılar. DAEŞ yenildi, yani türk û ecem û arap kepazeliği yenildi. Bugün Ankara, Bağdat ve Tahran (Şam kıçını masadan kaldıracak durumda değil) Kurdistan’a açıktan saldıramaz!

Bu işgalci devletlerin saldırısı, Kürdün bağımsızlığı konusunda ‘çekinceli’ davranan ABD’yi çekincesiz Kurdistan Devleti hamisine dönüştürecektir.

Türkiye ve diğer Sünni Arap devletleri, Kurdistan’ın bağımsızlığını tanıma konusunda ABD’ye göre davranacaklar.

BAŞKA KİMLER VAR…

Ne ABD’den, ne de Avrupa’dan Kürdler bağımsızlık ilan ederse, tavır alırız biçiminde bir laf edilmedi. Sadece ‘İŞİD ile mücadele zayıflar, bölgede karışıklık artar’ gibisinden dostlar pazarda görsün açıklamaları yapılmakta. Bu, ‘Avrupa dünyası’nın Güney Kurdistan’ın bağımsızlığını çoookktan kabullendiğinin kodlarıdır.

Rusya, Çin cephesi var. Rusya, Kurdistan’ın bağımsızlığı ile ilgili ABD’yi takip eden bir politika, yaklaşım izleyecektir. Hatta, Rusya istihbaratı iyi çalışsa, ABD’den bir gün önce dahi Kurdistan’ın bağımsızlığını tanıyabilir.

Çin, ekonomik çıkarlara göre hareket eder. Kendini ağırdan da alabilir. Karşıtlık asla yapmaz.

Dünya hazır yani.

Ufak tefek müslüman devletleri dünyadan sayılmaz. 

 

PKK’NİN REFERANDUM SİYASETİ

Kürdler arasında ‘anti Kurdistan devleti’ fikrinin babası PKK’dir. Kürd hareketleri arasında Kurdistan Devleti’nin oluşmamasını programına almış tek partidir. Anti referandum çalışmaları yürüten Gorran ve Komele, Kürdistan devletinin kurulmasına karşı değiller. Onlar iç siyasi mücadele hesapları ile yanlış partisel kararlar aldılar. Onların ‘anti Barzaniciliği’, anti Kurdistancılık düzeylerine kadar vardı.

Goran ve Komele, yeniden kendilerini toparlayarak doğru kararlar alabilir, Kurdistan devletini kurma sürecine katılabilirler. Katılacakları da  muhtemel.

PKK’ninki tam bir fiyaskoydu. Anti referandum kampanyasına ‘anti-Barzani ailesi’ propagandası ile başladı PKK. Bu propaganda ile yalnızca kendine maddi, finansal ve örgütsel bağlarla bağlı olanları ikna edebildi. Mesud Barzani’nin kararlı duruşu, PKK’nin anti Barzani kampanyasını suya düşürdü.

Qendil yönetimi her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı referandum sürecinde. ‘İyi polis’, ‘kötü polis’ oyunları da baş tutmadı. Abas’ın bir telden, Cuma’nın başka bir telden çalması işe yaramadı. Bireysel tahminlerime göre PKK, bu referandum sürecinde 1999-2016 yıllarında kaybettiği tabanın yarısı kadar bir taban daha kaybetti. Güvenirliliğini kaybetti en başta. Kürd entelektüel kesimi nezdinde açığa düştü.  Bugün PKK, neredeyse tüm Kürd bilim ve edebiyat, kültür sanat camiası tarafından sarı kart görmüştür.

PKK’nin Gorran’ı filanı da arkasına alarak ‘ulusal kongre’ şeyleri ile referanduma karşı yürüttüğü siyaset de tutmadı. Tutma şansı da yoktu. Eğer Qendil yönetiminin aklı başında olsaydı, Dursun Ali Küçük’ün rewsenbir.com ve kurdistan post’ta yayınlanan Ulusal Kongreyle ilgili yaptığı röportajlar serisini inceler ve hiç olmazsa, partisel çıkarları açısından doğru karar alırlardı. Nerede?..

En son HDP eşbaşkanı olan Salahattin Demirtaş’a Öcalan kadar itibar ve otorite kaybetmediği için bir yazı yazdırdılar… ‘Bağımsızlığın savunulduğu’ bu MİT mühürlü yazıda Öcalan’ın Kurdistan’a ve Kurd halkına kaybettiren “Kurdistan’sızlık paradigması” şart koşuluyor, Türk’ün Kurdistan olamasın arabası, Kürdün devletleşme atının önüne konuluyordu.  

PKK bu referandum sürecinde hem kendisi kaybetti, hem de Kurd halkına kaybettirdi. Ne var ki, PKK’nin anti propagandasının ters tepmesi de oldu. Yüzlerce değil binlerce Kurd bireyi, PKK’nin “Barzani gericiliği”, “Barzanistan” filan anti propagandaları sayesinde sırtlarını PKK’ye, yüzlerini Güney Kurdistan’a çevirdiler.

Bugünlerde ciddi bir hayal kırıklığı yaşayan Qendil yönetimi, ne yapacağını şaşırmış durumda. “Kurdistan fikrini çöp sepetine atan” çöpçü Hatip Dicle DTK’sının birkaç gün önceki kongresinden Bağımsız Kurdistan’a destek çıkması, Qendil yönetimi ile tabanının Bağımsızlık meselesinde birbirinden ne kadar kopuk olduklarını da gözler önüne sermiştir. 

BARZANÎ!?..

Hiç hata yapma şansı kalmadı.

Kendine hata yapma şansı bırakmadı.

Diktatörlük suçlamasına ‘Ben ve ailem aday olmayacak’ diye yanıt vererek püskürttü. Düşmanları değil sadece, makamına göz diken dostları da, aşiretdaşları da sağ köşeye yatırdı.

İlginç bir kişilik…

Rahat, sabit, kararlı.

İyi ki, var.

25 Eylül’den sonra bu ilginç kişilikle kavgamız tekrardan başlayacak. Çok önerilerimiz, eleştirilerimiz olacak. Siyasi değil, kültürel bazda kavgalarımız olacak. Zaten siyasi yazılar yazmayacağımı yazının sonunda beyan edeceğim...

 

BEN NASIL YAKLAŞTIM REFERANDUMA?

Barzani’nin yerine ben olsaydım, Güney Kurdistan’ın Bağımsızlığını 2013’te Kerkük’süz, Şengal’siz ilan ederdim! Benim tercihim de fena sayılmaz. Bu yöntemle de Kerkük ve ‘tartışmalı bölgeler’ Kurdistan’a katılırdı…

Kek Mesud çok daha sabırlı. Millim millim ördü.

15 Ağustos’ta, tarihi bağımsızlık referandumuna 40 gün kala sosyal medyada bireysel kararımı yansıtma ihtiyacı hissettim:   

 

 “Vurgu farkımız; yaşam farkımızı, kalite farkımızı, düşünce farkımızı ortaya koyar.

Asla “referandum olmayabilir mi?” olumsuz sonuç çıkar mı, çıkmaz mı” diye sormam, sordurtmam. Aklımın kıyısından dahi geçirmem bölesi fikri kepazeliği.

Olmalı!  Der, noktamı koyarım. Ve olması için elimden geleni yaparım.

“Farklı gerekçeli olmazcılar”ın topuna da kuşkuyla bakarım. Onların xwedê giravî “özgür düşünce ve tercihe” değil, türkün, farsın, arabın veya alman’n parasına âşık garibanlar olarak görür, hallerine acırım. Onları hoş görmem, karşı gelirlerse hiç çekinmeden yüzlerine tükürürüm.

İran’a, Irak’a TC’ye ve PKK’ye rağmen Referandum olacaktır, başarıyla sonuçlanacaktır. Bağımsız Kurdistan sevdasının en vacip adımlarından biri atılacaktır.

Bu tarihi referandumdan sonra çamura batmış kardeşlerimizden vazgeçecek değiliz. Bağımsız Kurdistan vatandaşı olmak zevkinden vazgeçecek kadar da eşekleşmediler.” 

 

HEJAR?

Bundan böyle Hejarê Şamil siyasi yazılar yazmayacak (Siyasi sorulara yanıtlar, röportajlar olablir).

Kurdistan kuruldu, misyon bitti!

Kurdistan’ın Güneyinde kuruldu sadece. Devamı çorap söküğü gibi gelecektir. Diğer parçaların bağımsızlık kazanmasına ramak kaldı. Yani kazandık!

“Büyük Kurdistan” karmaşık bir konudur. BÜYÜK KURDİSTAN, Ortadoğu’nun en güçlü ve gelişkin federatif devleti olabilir. Bu projeyi üretebilen ve gerçekleştirecek güçte olan binlerce Kürd genci var.

Kürd devletleşti. Kürd nasıl millet olacak? Bundan böyle kafa yoracağımız iş, konu budur. 

Hejarê Şamil

hejare_shamil@hotmail.com

 

 

YORUMLAR...

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News

Toplum

Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel orga