ala kurdistan
Ey Reqîb

Bayrak-Hile ve Hukuk

Kürdistan bayrağının yakılması, yırtılması bir suç durumudur. Bu suç dünyanın bütün ülkelerinin kanununda yer alıyor. Rojava özerk yapısının böyle bir kanundan yoksun olması onu sorumluluktan kurtarmaz.

ENKS bu hukuksal boşluktan Pers ve Arap hilesi ile yararlanmak istiyor. Ve hukuk işte tam da bu noktada devreye girmelidir. Provokasyonlar bireysel çabalarla değil, hukuksal düzenlemelerle önlenmelidir. 

Geçtiğimiz günlerde ENKS taraftarlarının Rojava'nın Amudê kentinde yaptıkları yürüyüşe saldıran bir gurup hızını alamayarak Kürdistan bayrağını da yakıp yırtmıştı.

ENKS ve KDP'ye yakın basın yayın saldırıyı Rojava asayişinin yaptığını söylerken Asayiş "kendilerine Devrimci Gençler adını veren gurup yapmıştır. Olayla herhangi bir alakamız yoktur" biçiminde bir açıklamada bulundu.

Olay faillerini yakalayıp sorgulamayan Asayişin olayla mutlak bir ilgisi vardır. Bu açıklama kendisini kandırmaktan öteye bir anlam ifade etmiyor.

Kürdistan bayrağının yakılmasına haklı ve yoğun tepkiler yükseldi. Mesud Berzani "Bunu yapanlar tarih karşısında lanetlenecektir. Failleri mutlaka bedelini ödeyecektir" derken Kürdistan parlamentosu da olayı kınayan bir bildiriyi oybirliği ile kabul etti. Kürd basınında ve sosyal medyada olay değişik boyutlarıyla tartışıldı. Kimi lanetledi, kimi zımnen haklı buldu.

Türk basını da  bu olayı "Berzani'den PKK'ye savaş" biçiminde manşetten sevinç haberleri ile verdi.

Bu konuda dikkat çekici bir değerlendirmeyi de Selahattin Çelik yaptı. Çelik rudaw'da yayınlanan makalesinde özetle-ana fikir olarak  "Provokasyonlara araç olunmamalı. Ancak PKK'nin MİT ile görüşmeleri dururken, ENKS ile MİT'in görüşmesini dillendirmek inandırıcı ve dürüst bir tutum değildir" diyor.

Daha önceki bir yazımda "Son dönemde objektif, aklı başında ve vicdanlı makaleler yazan iki Kürd aydını var. Bunlardan biri Recep Maraşlı, diğeri ise Selahattin Çelik'tir" demiştim. Bu düşüncemi halen de koruyorum.

Lakin Selahattin Çelik'in burada yanlış bir mukayesede bulunduğunu ısrarla ve özenle belirtmek istiyorum.

Savaş kiminle yapılıyorsa barış da onlarla yapılır. PKK'nin muhatabı Türk devletidir. PKK'nin alt kadroları MİT veya devletin diğer kurumlarıyla görüşebilir. Ancak Öcalan ve PKK üst yönetiminin MİT ile görüşmesi politik açıdan bir zafiyettir. Hata burada. Böyle bir zafiyet çözüm de getirmez. Getirmedi de. Bu konuyu onlarca yazıda işledik.

Ancak ENKS'nin Urfa'da, Antep'te, Ankara'da, İstanbul'da MİT ile görüşmesi ve Türk devletinden Rojava'ya müdahale talebinde bulunması utanç verici bir durum. Vatana ihanet suçu kapsamına girer. Bu suç durumu, herhangi bir olay ile mukayese edilemez.

ENKS'nin vatana ihanet kapsamında değerlendirilebilecek onlarca eylemini ve çalışmasını burada anlatabilirim. Mesela daha dün Siyabend Haco El Cezire'ye verdiği röportajda bütün bunları açık açık anlatıyor. Selahattin Çelik'in yazısında katılmadığım asıl nokta vatana ihanet suçu kapsamına giren olaylar ile bazı görüşmeleri mukayese etmesidir.

Ancak burada üzerinde özenle durulması gereken iki nokta var.

ı-Kürdistan bayrağının yakılması, yırtılması bir suç durumudur. Bu suç dünyanın bütün ülkelerinin kanununda yer alıyor. Rojava özerk yapısının böyle bir kanundan yoksun olması onu sorumluluktan kurtarmaz. PYD ve Rojava asayişi bundan sorumludur. Suç yapanlarla birlikte azmettirenler de bulunup yargılanmalıdır.

PYD yönetiminin, PKK yönetici ve sempatizanlarının Kürdistan bayrağına yönelik yaklaşımları, bayrağa ilişkin suçun işlenmesine vasıta oluyor. Bu bir zafiyettir. ENKS de bu zafiyeti bir hile aracı olarak kullanıyor. Provokasyonlar da bu biçimde gerçekleşiyor.

Hukuksal bir çözüm, bayrağa ilişkin siyasal çözüm için iyi bir fırsat sunuyor. Bayrak kanunu bu provokasyon ve suç durumunu ortadan kaldırabilir. Rojava'nın karar ve onay mercileri öncelikle bu nitelikte bir hukuksal düzenlemeye gitmelidirler.

ENKS bu zafiyeti bir hile aracı olarak kullanıyor dedik. Mesela nasıl?

MÖ 520 yılında Pers Kralı Camses ile Mısır Kralı III. Bizamtik Gazze civarında amansız bir savaşa tutuşurlar. Camses bu savaşta yenilmek üzere iken Mısır askerlerinin kedilere taptığını öğrenir. Bunun üzerine Camses etrafta ne kadar kedi varsa toplar asker mızraklarının ucuna bağlar.

Karşılarında kutsal kediyi gören Mısır askerleri kedilere kılıç kaldıramaz. Camses'in askerleri saldırıya geçerek Mısır ordusunu kılıçtan geçirir, darmadağın eder....

..../....

Hz. Ali ile Muaviye iktidar savaşında 657'de Sıffin'de (Rakka yakınlarında) karşılaşırlar. Muaviye ordusunun başında Amr İbnül As isminde kurnaz bir komutan vardır. Muaviye'nin ordusu yenilmek üzere iken Amr İbnül As ceylan derilerine yazılmış Kuran ayetlerini mızraklarının başına geçirerek Hz. Ali'nin ordusuna saldırma emrini verir.

Hz. Ali, bunun bir hile olduğunu söylese de askerleri Kuran ayetlerine karşı kılıç kaldırmaz. Hz. Ali'nin ordusu yenilir ve sonucu Kerbela'da biter.

ENKS de Kürdistan bayrağını aynen böyle bir hile için kullanıyor. Mesele bunu bilmek ve bu provokasyona gelmemektir. Bayrak kanunla, hukukla korunursa bu hile biter.

ıı- Kürdler ölçüsüz bir toplumdur. Ölçü olmayınca değerlendirmelerin bir değeri de olmuyor. Şu bayrak meselesinde yazılan yüzlerce makaleye, siyasi değerlendirmeye bakalım. Bir mahalle dalaşından, kahve köşelerinde kükremekten, yada stadlarda amigo bağırışlarından öteye gitmiyor.

Aslında Kürdler tümüyle ölçüsüz değil. Bir ölçüleri var:

Tarafgirlik. "

Benim ağam dünyanın şahı, aşiretim dünyanın en ünlü, en şanlı aşiretidir" ölçüsü. .

Ölçü yoksa o halde bulalım.

Yukarıda ENKS'nin vatana ihanet suçu kapsamına giren eylemlerinden ve Rojava yönetiminin normsuzluğundan söz ettik.

PYD veya Rojava yönetimi rahatlıkla şunu yapabilir.

Mesela dünyanın en ileri demokrasi kültürüne ve hukukuna sahip İsveç'in "Savaş Hali Kanununu" olduğu gibi iktibas edebilir. Kabul edilen bu kanuna göre mahkemeler kurar, kararlar verir. Kim ne diyebilir o zaman?

Rojava Kürdistan ağır bir saldırı altındadır. Savaş hali durumu vardır. Mesela İsveç savaş hali kanununda 45 yaşın altında bulunan tüm erkekler zorunlu olarak süresiz askere alınır, motorlu tüm taşıtlara belirsiz bir süre el konulur, araziler işgal edilebilir, vatani görevlerini yerine getirmeyenler vatandaşlıktan atılabilir.

Dünya halklarının meşru müdafaa karşısında geliştirdikleri hukuksal normlar, sadece PYD ve Rojava yönetimine değil, aynı zamanda ENKS ve Güney Kürdistan yönetimine de hakikati öğretebilir.

Ve Hukuk sadece tarla sınır sorunlarını çözen bir mekanizme değil. Uygun zaman ve zeminde değerlendirildiğinde siyasal sorunların da en etkili çözüm aracıdır. 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Siyaset

Bu sözler, sayın Erdoğan’a ait; ABD Başkanı D.Trump’ı eleştirmek için… Hafta başında Büyükelçilere yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne, bayram havasında şenlikler eşliğinde geçi