ala kurdistan
Ey Reqîb

“Ev Jin û Mêrê bi Maskê”- İsmail Beşikçi

“Ev Jin û Mêrê bİ Maskê”

Suzan Samancı yeni bir kitap yayımladı.  Ev Jin u Mêrê bi Maskê, Kürd diliyle kaleme alınmış öyküler kitabı. Kitabı Avesta Yayınları yayımladı. Bu kitapla ilgili bazı duygularımı ve düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Suzan Samancı’yı, 1990’lı yılların ortalarından beri tanıyorum. 1993’de, Reçine Kokuyordu Helin, 1996 da, Kıraç Dağlar Kar Tuttu kitapları yayımlanmıştı. 1997 de, Suzan Samancı’nın verdiği bir röportajı hatırlıyorum.  Bu röportajda ana diliyle yani Kürdçe yazamadığını, bundan da büyük acı duyduğunu anlatıyordu. Kürdçe’sinin yetersiz olduğunu,  konuşabildiğini ama Kürdçe yazamadığını, dile getiriyordu. Asimilasyonun yıkıcı, tahrip edici etkilerini dile getiriyor, Kürdçe’sini ilerletmek için çaba harcadığını da vurguluyordu.

Bu tarihlerden sonra, Suzan Samancı’nın, kitaplarını, yazılarını, röportajlarını ilgiyle izledim. Taraf Gazetesi 2007 de, yayına başlayınca, Suzan Samancı da bir süre yazdı. Daha sonra, özel çalışmalarıyla daha yoğun ilgilenebilmek için haftalık yazılarını bıraktı.

Suzan Samancı’nın, Ev Jin u Mêrê bi Maskê  kitabını edebi yönüyle, uzman arkadaşlar şüphesiz inceleyeceklerdir. Kürd Dili ve Edebiyatı, Kürd kültürü açısından  bu eser çok daha önemlidir. Bu, dil bilinciyle, tarih bilinciyle, toplum bilinciyle ilgili bir konudur. Bu, asimilasyonun, onun tahrip edici ve yıkıcı etkilerinin bilincine varmış bir Kürd yazarın, bu durumun üstesinden gelme mücadelesiyle ilgili bir sorundur, bir duruştur. Türkçe yazan bir Kürd yazar bu mücadeleyi nasıl sürdürdü? Kendi ana dilinde bir eseri Kürd dilinde bir eseri nasıl üretebildi? Bu bakımdan,  Suzan Samancı’nın, Ev Jin û Mêrê bi Maskê yapıtının çok değerli  çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu çerçevede, Türk diliyle yazan Kürd yazarlarıyla ilgili bir-iki söz söylemek gerekir kanısındayım.

Türkçe yazan Kürd yazarları ne yazarlarsa yazsınlar yapıtları Türk edebiyatı çevresinde değerlendirilir. Bunlar, Kürdistan’ı, Kürdistan coğrafyasını, savaş, gerillayı, Pêşmerge’yi, vs. anlatabilirler. Korucuları, ihanetleri, Kürd eşkıyaları kaçakçılığı, Kürd şeyhlerini, Kürd aşiretlerini vs. anlatabilirler. Edebi olarak, roman, öykü, şiir… ne yazarlarsa yazsınlar, Türk diliyle yazdıkları sürece eserleri Türk edebiyatı çevresinde değerlendirilir. Çünkü edebiyat dil ile ilgili bir alandır. Edebiyat, dilin estetik kullanımıdır. Kürd dili ile yapılıyorsa, Kürd edebiyatı vardır. Kürd dili yoksa Kürd edebiyatı da yoktur. Türk diliyle Kürd edebiyatı olmaz.

Bir yapıt, Kürdlerden, Kürdistan’dan Kürd toplumundan söz ediyor diye, o yapıtın Kürd edebiyatına ait olduğu söylenemez.

Pearl Buck, (1892-1973) ABD’li bir yazardır.  Başta  Ana romanı olmak üzere  pek çok yapıtı Çin’i anlatır.  Kendisi uzun süre Çin’de  yaşamıştır. Çin  toplumunu, Çin’deki aile ilişkilerin anlatıyor diye, Pearl Buck’un ve yapıtlarını Çin edebiyatına ait olduğu söylenebilir mi? Elbette hayır.  Pearl Buck, Amerikan edebiyatı çevresinde değerlendirilen bir yazardır. 1938 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü ABD Li bir yazar olarak , Amerikan edebiyatından bir yazar olarak almıştır.

Edward Morgan Forster, (1879-1970) bir İngiliz yazardır. Başta Hindistan’a Bir Geçit olmak üzere, pek çok  yapıtında Hindistan’ı anlatır. Bu yapıtlar, Hindistan’ı anlatıyor diye Hind edebiyatından sayılır mı? Karl May (1842-1912) bir Alman yazardır. Başta, Vahşi Kürdistan’ın İçlerinde,  olmak üzere birçok yapıtında Kürdistan’ı anlatır. 19. Yüzyılda, Güney Kürdistan’ı, Güney Kürdistan’daki toplumsal ilişkileri  Kürdlerin kendi içlerindeki kavgaları  iyi anlattığı kanısındayım. Ama, Karl May’ın eserleri hep Alman edebiyatı çevresinde değerlendirilir.

Çek yazar Frantz Kafka (1883-1924) Çek değil, Alman edebiyatı çevresinde yer alır. Çünkü eserlerin Çek diliyle değil, Alman diliyle yazmıştır.

İrlandalı yazarlar Samuel Beckett (1906-1989), James Coyce (1882-1941) İrlanda değil İngiliz edebiyatı çevresinde yer alırlar.

Frantz kafka’nın, Almanca, Samuel Beckett’in ve James Coyce’in İngilizce yazmasıyla, Kürd yazarların Türkçe  yazmaları arasında önemli bir fark vardır.  Kafka’nın Almanca, Beclett’n ve Coyce’in İnglizce yazmaları bir bakıma kendi tercihleridir. Kürdlere,  Kürd yazarlara ise Türkçe dayatılmıştır. Bu, Kürdlerin Türklüğe asimilasyonu programının çok önemli bir boyutudur. O zaman bu sürecin bilincine varmak, o programı boşa çıkarmak da önemli olmalıdır.

Suzan Samancı’, Hülya Yetişen’e verdiği bir röportajda, edebiyat üzerine görüşlerini açıklıyor. Suzan Samancı’yla Edebiyat ve Yabancılaşma Üzerine Söyleşi  (kürdistan-post eu, 13 Ekim 2014) Bu çok değerli söyleşide anadiliyle yazamayan yazarlardaki yabancılaşma konusu da irdeleniyor. Söyleşide, edebiyatın dil ile ilgili olduğuna, dilin estetik kullanımı olduğuna vurgu yapılıyor. Söyleşinin bir yerinde de “Yaşar Kemal’i nereye koyacağız, Yılmaz Güney’i nereye koyacağız?” diyerek ikircikli bir tutum sergileniyor. Durum çok açıktır, Yaşar Kemal’i, Ahmet Arif’i, Yılmaz Güney’i elbette Türk edebiyatı çevresine koyacağız. Çünkü eserlerini Türkçe yazmışlardır. Türk diliyle Kürd edebiyatı olmaz.

Günümüzde, Metin Aktaş, Hasan Bildirici, Haydar Karataş gibi yazarların yapıtları da Türk edebiyatı çevresinde yer alır.

Kürd edebiyatı denince,  Baba Tahire Uryani (938-1010),  Eli Hariri (11. Yüzyıl),   Melayê Batê  (1417-1491) MelayÊ Ciziri (1570-1640) Feqiyê Teyran  (1590-1660) Ehmedê Xani (1651-1706)  Heci Qadirê Koyi  (1817-1897) Ehmedê Xasi (1867-1951)  Erebê   Şemo ( 1897- 1978) gibi isimler akla gelir. Günümüzde de, Mehmet Uzun, Hesen Mete, Helim Yusiv, Furat Ceweri, Rojen Barnas  gibi isimler… Bu yazarlar, şairler yapıtlarını Kürd diliyle yazmışlardır. Günümüzde, artık pek çok Kürd yazar eserlerini Kürdçe olarak yazmaya, yayımlamaya gayret etmektedir.

Ev Jin u Mêrê bi Maskê, Türk diliyle yazan, fakat asimilasyonun yıkıcı, tahrip edici etkilerinin bilincine varmış bir Kürd yazarın Kürdçe’sini geliştirerek asimilasyonu üstesinden gelmesiyle ilgili mücadelesine önemli bir örnektir. Yazar, Kürdçesini geliştirerek edebi eser yazmaya başarmıştır. Kürdçe’sini edebi bir eser yazacak kadar geliştirmiştir.

Avesta Yayınları’nın, Avesta Yayınları yöneticisi Abdullah Keskin’in  Kürd diline, Kürd edebiyatına, Kürd kültürüne hizmet büyüktür.  Nubihar yayınları’nın, yayın yöneticisi Süleyman Çevik’in hizmeti de büyüktür. 22 Yıldan beri Kürdçe olarak yayımlanan Nubihar, Aralık 2014 de 125. Sayısını yayımlamıştır. 2014 Sonbaharından itibaren yılda iki defa yayımlanacak olan Nubihar Akademi Kürd diline, edebiyatına ve kültürüne ayrı bir hizmettir.

Uluslaşma sürecinde, ulusun kuruluş döneminde tercümenin çok büyük bir rolü vardır. Dünya klasiklerinin, İngilizce’den, Fransızca’dan, Almanca’dan, Rusça’dan, İtalyanca’dan İspanyolca’dan, vs. Kürdçe’ye çevrilmesi, Türkçe’den, Arapça’dan, Farsça’dan Kürdçe’ye tercümeler yapılması, Kürdçe’den bu dillere tercümeler yapılması önemlidir. Weşanên Lis bu bakımdan çok önemli bir yayınevidir. Weşanên Lis, günümüze kadar pek çok dünya klasiğini Kürdçe’ye kazandırmıştır. Bu tercümelerin, Kürdçe’nin ilerlemesindeki rolü büyüktür.

Bu tercümelerin hem Kumanci, hem Sorani dikkate alınarak yapılması da önemlidir. Zazaki.net çevresinde Zazaki ile ilgili çalışmalar da yapılmaktadır. Roşan Lezgin’in, Malmisanij’in, Munzur Çem’in, Doğan  Karasu’nun çalışmaları dikkate değer.

Burada, bu konuyla ilgili olarak bir ilişkiye daha dikkat çekmekte yarar vardır. İspanyolca, İspanya dışında, Latin Amerika’da da konuşulmaktadır. Güney Amerika’da, İspanyolca resmi dildir. Brezilya hariç, Orta ve Güney Amerika ülkelerinde İspanyolca resmi dildir. Brezilya’da da Portekizce resmi dildir. Ama İspanyol edebiyatından ayrı, Meksika, Colombiya,  Şili,  Arjantin… edebiyatları vardır. Portekiz edebiyatından ayrı Brezilya edebiyatı vardır.

Simon Bolivar (1783-1830), Jose San Martin ( 1778-1850)  Francisco Miranda  (1750-1816) dan beri Orta Amerika’da ve Güney Amerika’da, İspanyollara karşı savaşarak bağımsızlık mücadelesi verenler yine İspanyollardır. Bu İspanyollar,  Cristof Colomb (1451-1506) döneminden beri İspanya’dan, Orta Amerika’ya ve Güney Amerika’ya göç etmiş İspanyollardır.  Göçlerle gelen bu nüfus büyümüş, çoğalmıştır. Yerlileri sömürerek, onların zenginliklerine el koyarak güçlenmiştir. 19. Yüzyılda İspanya’ya karşı bağımsızlık savaşı vermişledir. Bağımsız olduktan sonra resmi dil olarak İspanyolca’yı seçmeleri doğaldır. Brezilya’da da benzer bir süreç yaşanmıştır. Coğrafi koşullara göre de Meksika, Arjantin, Colombiya vs. edebiyatları gelişmiştir. Bu süreci, Orta ve Güney Amerika’daki Maya, Astek, İnka medeniyetlerinin, yerlilerin imhasından ayrı bir süreç olarak değerlendirmek gerekir.

Kürdlerin durumu elbette çok farklıdır. Türkçe Kürdlere dayatılmıştır. Bugün, Kürdlerin çoğu okula tek kelime Türkçe bilmeden başladıklarını vurgulamaktadır. Dayakla, küfürle, aşağılamalarla… Türkçe öğrendiklerin dile getirmektedir. Asimilasyon politikasının bir yönü de şüphesiz devlet şiddeti uygulayarak Türkçe’yi egemen kılmaktır.  Burada bir sorun yoktur. Sorun şuradadır. Bugün, Türkçe yazan Kürd yazarlarının bir kısmı, “yazılarınızı, kitaplarınızı neden Kürdçe yazmıyorsunuz?” sorusuyla karşılaştığı zaman,  “Türk dilinin hayranıyım…” şeklinde cevap veriyor. Sorun buradadır. Bu kadar dayaktan, aşağılamadan, küfürden sonra bu hayranlık nasıl medyana geliyor?

 

 

 

 

Yorumlar

BİR KURDDEN DAHA KURDSÜN HOCAM

Son paragrafta vurgulanan sorun için diyecek söz bulmakta zorlanıyorum. Gerçek anlamda aydınlanmış bir Kürd yazar, kendi anadiliyle eser vermeme nedeni olarak "Türk dilinin hayranıyım..." demek gafletine düşmeyecektir.  Anadilini kullanabilme kabiliyetinden yoksun birinin kendisine faydası da olamaz. Şahsen akademik düzeyde Kürtçe bilmediğim için hatalı kelime ve cümle yapısı kullanmamak için ve sıradan bir yorumcu olmamın rahatlığıyla Türkçe yazıyorum.

Konuyla doğrudan ilgili olmamakla birlikte yorum yazdığım an itibariyle Kürdistan Post daki en güncel yazı olduğu için burada yazmak zaruretinde olduğum bir ikihusus var:

1- Kürt din adamlarından bir kesim (ki kanımca bu adamlar yobazlıkları itibariyle DAİŞ(IŞİD)çi olma potansiyelinde kişilerdir ) öldürülen çeteciler için özel bir mezarlık yapılmasını önermişler. Neymiş geleceğe ibret olsunmuş. Gizliden gizliye sempati duyduğunuz cihatçıları ölümsüzleştirmek girişimine ne de güzel kılıf bulmuşlar...DAİŞ dediğin selefilerin inancında mezar denen kavram sapkınlık ve putçuluk olarak tanımlanıyor. Sırf bu yüzden adamlar paeygamber türbelerini bile yağmalayıp bombalıyor, Kabe'nin yıkılması gerektiğini çünkü insanların Allah'a değil aslında Kabe içindeki Hacerül Esved'e tapıldığını iddia ediyorlar. Birileri utanmadan bu insanlık düşmanları için Kürdistan'da mezarlık yapalım diyor. ( Hacca gidenlere sorulsa KaraTaş'a mı tapıyorsun Allah'a mı tapıyorsun sizce o insanlar ne cevap verir, sizlerin vicdanına bırakıyorum.)

2- Kobani toprağı bu DAİŞ çetecilerini kabul etmeyecektir. İnsani değerleri olmayan bu güruh gömülmeyi hak etmiyor. Gömmemek için çok önemli bilimsel bir dayanağımız var: Toplum sağlığı ve hijyen gereği cesetler yakılmak suretiyle imha edilmelidir. Uzak Doğu ülkelerinde ceset yakmak normaldir. İslam alimleri ortak içtihatla DAİŞ çetecilerini mürted yani kafir olarak tanımlandıklarına göre islami ritüellere göre gömülmeyi de hak etmiyorlar. Ölüye hakaret gibi amacımız asla yoktur, EBOLA VİRÜSÜ taşıdığı tıp çevrelerince kanıtlanmış bu cesetleri ancak yakarak halk sağlığını koruyabiliriz. Özel kıyafetli sağlık timleri kurularak alev püskürten tüpler kullanarak yerdeki kokmuş cesetleri yaka yaka Kobani'yi baştan başa temizlemelidir.

İsmail Beşikҫi hocamɪn Suzan Samancɪ´nɪn “Ev Jin û Mêrê bi Maskê“ adlɪ öykü kitabɪ hakkɪndaki yazɪsɪnɪ büyük ilgiliyle okudum. Bu kitaptan ilk sözedenin kürtҫe yazan ҫevreden birisinin olmamasɪ bana eziklik hissini de yaşattɪ, İsmail hocamɪn sözkonusu yazɪsɪ. Yɪllardɪr Suzan Samancɪ´yɪ anadili kürtҫe değil, türkҫe yazdɪğɪ iҫin eleştirenlerin, bu ilk kürtҫe kitabɪna hoşgeldin deme gibi bir sorumluluklarɪnɪn olduğuna inanɪyorum.

Buna benzer bir tavɪr Îlhamî Sîdar´a karşɪ da gösterilmişti. Sîdar da Türkҫe yazdɪğɪ bir kaҫ romanla tanɪnɪyordu. Kürtҫe yazmadɪğɪ iҫin epey eleştirildi. Ta ki o da Samancɪ gibi büyük bir özveri ile kürtҫe yazɪ dilini geliştirip 2011 de Tehma Xweliyê, 2013´ün başlarɪnda Jan adlɪ romanlarɪnɪ anadili kürtҫe yazɪncaya kadar. Bildiğim kadarɪyla yakɪnda üҫüncü kürtҫe romanɪ Xewneke Payɪzê ҫɪkacak.

 

İsmail hocamɪn anlayɪşɪna sɪğɪnarak yazɪsɪnda eksik olan iki hususa kɪsaca değinmek istiyorum:

  1. Kürtҫe yazan günümüz yazarlardan söz ederken, sadece yurt dɪşɪnda yaşayan yazarlarɪn ismi verilmiştir. Bunu özellikle yaptɪğɪna inanmɪyorum, ama en az Yaqob Tilermeni, Șener Özmen, Ciwanmerd Kulek ve hepsinin isimlerini yazamayacağɪm ülkede yaşayan onlarca ҫok başarɪlɪ kürtҫe eser veren yazarlar var.
  2. Konumuza bağlɪ olarak Kürtҫe´den Türkҫe´ye yapɪlan ҫeviriye de az yer verilmiş makalesinde, İsmail hocam. Kürtҫe yazmak elbette önemli, ama bu yazarlarɪn „kürt yazar“ ünvanɪnɪ aldɪktan sonra eserlerini türkҫeye ҫevirttirdiğinde (diğer dünya dillerine değil de özellikle İsmail hocanɪn yazɪsɪnɪn son paragrafɪnda değindiği gibi kendilerine zorla dayatɪlan Türkҫeye) hiҫ bir anlam ifade etmez. Ne yazɪkki ismi verilen yazarlarɪn-Rojen Barnas dɪşɪnda-bu kategoriye giren yazarlardɪr.

 

Computerin virus görmesin, İsmail hocam!

Tu bi xêr hatiyî, Suzan Xan!

 

Husên Duzen, 03.02.2015

***

Xalê Hus'ten

Mamosteyê Hêja Kek Husên'e

Bu güzel yorumunuz için size ayrıca teşekkür etmek istiyorum. 

Saygılar, sevgiler 

(H.T)

Miguel Cerventes Saavedra "Don Quijot" uyla modern romanin yazari olarak kabul edilir.Deyim yerindeyse Dostoyewski gibi yoksulluk icerisinde ölen, bu Osmanli ile sawasta bir elini kaybetmis büyük yazarin en büyük destekcisi,kendi birikimi,icerisinde büyüdügü dil ve kültür ve fakat en önemliside Osmanlinin Kürdler yardimiyla Konstantinopol u ele gecirmesiyle ticaret yollarini kaptiran Ispanya nin Amerika yi keshfiyle kazandigi ekonomik refah,kulturel zenginlik ve siyasi istikrardir,yani kapitalizme evrilmenin yarattigi muazam potansiyeldir,yazarin yoksullukla bogusmasina ise paradoks diyelim.

"Hepimiz onun paltosundan ciktik" diyen Dostoyevski (bazilari bu sözü Turgenyeve mal eder) elbetteki Gogol u kasteder.Ancak Gogol,Dostoyewski,Turgenyev,kisacasi büyük Rus edebiyatinin en büyük destekcisi edebiyat elestirmeni Belinski dir,hani bu "yeteneksizligi" yüzünden Universiteden atilan Belinski.Pushkin ve Tolstoy u birey olarak belki Belinski cemberine dahil etmiyebiliriz ancak bir edebiyati edebiyat yapan en büyük ve en önemli noktalardan biride edebiyat elestirmenligidir ve Rus edebiyatinda Belinski az ünlü degildir.Kurd yazari kadar kurd edebiyat elestirmeni olmazsa olmaz diyelim biz buna.

Psikologlarin "Bir insanin anadili onun evidir" diye müthis izah ettigi anadil konusu "Sorani" konushanlari saymazsak Kurmanc ve zazalarin,siyasi yan bir tarafa psikolojik olarak bile darbeli olduklarini belirtmekte bir sakinca yoktur.Ancak edebi kapasitesi bir yana,Siwerek zazalarindan M.Uzun un kurmanciyi ögrenip yazmasi takdir edilir.Elbette yazdiklarinda büyük dil hatalari hemen farkedilir.Ancak modern kurd yazarlarinin hepsinin "Celadet Bedirxan in kuyusundan" ciktiklarini rahatlikla söyleyebiliriz.Bu yüzden Kurmancinin Bashurun aksine Rojavada iktidar dili ve egitim dili oldugunu yakin zamanda görürsek,Kurmanci ve Kurd edebiyatinin büyük bir sicrama imkanina sahip olacagi söylenebilir.Yalniz korkarimki Rojavada arabi ve tirki daha cok siyaset dili olacak.

Xocanin deginmedigi ancak kökü Bitlislere uzanan bir William saroyan ne ermeni ne de bitlis edebiyatcisidir,o bir Amerikan edebiyatcisidir ve Amerikandir.Selim Berekat Filistinli bir shairdir,kurd olmasi onu kurd shairi yapmaz..Bazi kurdlerin örnegini vermesini pek sewdikleri Cengiz Aytmatov ise elbette rus literatüründe tasnif edilir,yalniz poiltik xaritada Kirgiz diye anilir.Atatirkin ölmedigine kanit olarak ismini yasar kemal yapan kisinin bir kurd edebiyatcisi oldugunu iddia edenin ise sadece aqlina shasarim!

Suzan samanci yi tebrik edeyim ve M.Uzun örneginde oldugu gibi Kurmanci nin ögrenilebileceginin mümkün oldugunu belirteyim.Paradoksa bakinki türk dilinin en büyük hayranlarindan biri de M.Uzun du.M.Uzun Celadet Bedirxanin "Hawar" ve "Ronahi" sine "Bîra Qederê" sine derinligine dalmis ve adeta yasayarak ögrenmistir.Bende "Hawar" i okudum,müthis tarihi ve edebi degeri olan bir yapit.Kurd dili,kurd edebiyati ve kurd tarixine derinligine dalmak istiyenlerin en büyük kaynagi odur!

Beshikci xocaya bu yazisi icin spas dikim!Realizmi,Romantizmi,surrealizmi,Rönesansla yashayan awrupali bana bir gün shöyle demishti; Biz her seyi ekip bictik,biz de toprak doydu,sizde ise tarla halen sürülmemis.

Hurmetler

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News