ala kurdistan
Ey Reqîb

Devlet Masal, Çıplak Kareler Gerçeği Anlatıyor-Yavuz Özcan

Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel organları) bir iple birbirine bağlayalım biraz yürütelim, eğlenelim dediklerini duyduklarını belirtiyorlar. 
 
Yavuz ÖZCAN
Bilmem utananlar var mı şu Muğladaki karelere , elbette utanıyorum diyen olacaktır, ama ve lakin devlet bu karelerin azlığından sikayetçi,dünyaya reklamlarını yapmak için bundan daha iyisi yok. Reklamın iyisi kötüsü yok derler ya o cinsten işte…
‘Bu resimler hayatımda tanık olduğum en korkunç karelerdendi. Bir gazeteci olarak çok resme, çok sert görüntülere bakmak zorunda kaldım ama bu fotoğraflarda olan şey, gelecekten de adeta bir yansımayı içinde taşıyordu’. Güzel ve doğru bir cümle. Ama ben farklı düşünüyorum. Yıllardır her tür dramı, acıyı yaşayan, tanıklık eden bir gazeteci olarak…Aytekin Tuğluk’un annesinin cenazesinin mezarda çıkartılması bana yukardaki cümleyi kurdurttabilir, ama bu son olaydaki karelere metebolizmam alışalı hayli zaman oldu ne yazık ki…Muğla da olanları geniş bir ekip olarak araştırmaya koyulduk ve ilginç sonuçlara, bir o kadarda ilginç ilişkiler ağına ulaştık. Çıplak soyulup elleri arkadan bağlanarak asfalt yola yatırılanların kimler olduğunu ve bu görüntüleri kimin çektigini nasıl sosyal medyada yayına sokulduğunu,öldürülen 7 kişinin infaz edildikleri,operasyonu yöneten binbaşının kim olduğunu,infaz edilenlerin ikisinin portakal bahçesine atılarak köylülerin şahitlik etmeleri veya bölgeye psikolojik bir korku salınmak istenildiği ve en önemliside Lazkiyeden gemi ile nasıl geldiklerini,kısaca öncesini, sonrasını (beş koldan) araştırdık. Hikaye çok karışık ve çetrefilli olduğundan dolayı mümkün oldukça tane tane, sade bir şekilde anlatmaya çalışacağım, ama yinede çok sade bir anlatım olacağını sanmıyorum. Biraz uzun olacak ama hangi hikayemiz kısa ki diyeceksiniz haklısınız…Bu haberin kendi doğasında bir tuhaflığı hemen sezeceksiniz, baştan sona değil de,sondan başa haber akışı olacaktır,bu yüzden  kusuruma bakmayın bu tuhaflıktan dolayı….Tüm bu hatırlatmaları yaptıktan sonra başlayalım…
 
Operasyon bölgesinde bir garip 'köy boşaltma' hikayesi
Köyceğiz'in Sultaniye köyü’nün Büyük Karaağaç Mahallesi sakinleri Aksaz Deniz Üs Komutanlığı'nın mahallelerini 'askeri yasak bölge' ilan etmesi sonrası  TBMM Dilekçe Komisyonuna dilekçe uzerine dilekçe yollamaya başlamışlar. Rivayet o ki, dilekçe komisyonu üyeleri,gel şunlara bir bakalım, gitmisken birde denize gireriz deyip Sultaniye köyü’nün yolunu tutmuşlar...
TBMM Dilekçe Alt Komisyon Başkanı AK Parti Bursa Milletvekili İsmail Aydın, komisyon üyesi CHP Bursa Milletvekili Kemal Ekinci ve AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, ilk olarak Marmaris'teki Aksaz Deniz Üssü'ne giderek Üssün askeri yetkililerle görüşüyorlar. 
Kendilerine eşlik eden AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden ve CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ile birlikte  Büyük Karaağaç Mahallesi'ne gıden Milletvekillerini, köylüler heyacanla karşılıyor. 
 
Milletvekili İsmail Aydın, yaptığı açıklamada, köylülerin komisyonlarına yaptığı başvuru üzerine incelemede bulunmak üzere bölgeye geldiklerini söylüyor. Köylülerin tapulu arazilerindeki birtakım haklarının engellendiği yönünde şikayetleri bulunduğu belirten Aydın, “ Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti. Bunun gereği olarak kanunlara istisnasız herkes riayet etmek zorundadır. Aksaz Deniz Üssü'nü ziyaret ederek komutanlarla görüştük. Mahallenin güvenlik gerekçesiyle boşaltılmasını istiyorlar. Hukuk ne diyorsa, neyi gerektiriyorsa o yapılacaktır” diyor. 
 
Mahallenin ikinci derecede askeri alanda yer aldığına işaret eden Aydın, bu tür yerlerde yaşayanların günlük hayatlarını hiçbir kısıtlamaya maruz kalmadan sürdürebileceklerini söyledi. Aydın, bu statüdeki yerlere sadece dışardan gelen kişilerin girişinde kısıtlama olduğunu vurguluyor. 
 
Köy muhtarı Rahim Yıldırım ise 1978 yılında mahallelerinin askeri alan olarak belirlendiğini ifade ederek, boşaltılmak istenilen mahallenin yaklaşık 2 bin dönüm genişliğinde, 40 haneli ve 138 kişinin yaşadığı bir yer olduğunu söylüyor. Yıldırım, “Askeri üs ile aramızda az bir mesafe var. Şu anda işgalci olarak görülüyoruz. Askeriye buraya bizden sonra geldi. Aramızdan bir çay geçiyor ve bu çayın sınır olarak belirlenmesini istiyoruz. Köydeki bazı arazilerin dönümü 6 bin liraya kamulaştırıldığına değinen köy sakinleri, bunun çok az olduğunu  ” dile getiriyor . Burada Milletvekilli Aydın’ın, bu statüdeki yerlere sadece dışardan gelen kişilerin girişinde kısıtlama olduğunu vurgulaması yaşatılan bu trajedinin ana kaynağı olarak sunulacak. Bu satırları hafizanızın bir yerine kaydedin şimdilik dursunlar öylece…Haberin akışı içinde size lazım olacak…Olayın çok karışık olmasından ötürü Sayın Ertuğrul Kürkçü’nün İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde sordugu soruları cevaplayarak devam etmek bu karışıklığı biraz da olsa giderecek fikrindeyim.Sayın Kürkçü, dört Ekim’de Muğla’da güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan ve insanlık onuruna aykırı bir şekilde çıplak fotoğrafları çekilerek sosyal medyada paylaşılan yedi kişiyi soruyor haklı olarak.
 
Kürkçü ’4 Ekim 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri, Muğla Seydikemer-Kaş(Seydikemer-Kumluova D-400 ) kara yolu üzerinde iki aracı durdurarak içindeki yedi kişi yere yatırmış, çırılçıplak soyulan bu insanların fotoğrafları çekilerek sosyal medyada paylaşılmış, yoldan geçmekte olan vatandaşlara bu şekilde teşhir edilmiş gözaltına alınan kişiler, karayolunun üzerinde uzunca bir süre çıplak bir şekilde bekletilmiştir. Daha sonra karakola götürülen yedi kişinin çıplak fotoğrafları tekrar çekilmiş ve sosyal medyada paylaşılmıştır.
Fotoğrafları çeken ve paylaşan kişilerin, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerine mensup olduğu basına yansımış, söz konusu ters kelepçe ve işkence görüntüleri kamuoyunda tepkiye yol açmıştır.
 
Bu Gerekçeyle;
2.Yakalanan şahısların fotoğrafını çekerek sosyal medyada paylaşan kişi Bakanlığınız personeli midir? Hangi görevde bulunmaktadır? Söz konusu paylaşımın ilk çıkış kaynağının olduğu sosyal medya hesabı tespit edilmiş midir? Tespit edilmişse bu hesap bakanlığınıza bağlı çalışan bir personele mi aittir? Tespit edilmemişse nedeni nedir?  
     CEVAP : Fotograf ve video çekimlerini yapan İçisleri Bakanlığı’nın bir elemanı veya çalışanı değildir. Başbakanlık Basın - Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne bağlı yarı resmi bir haber ajansı çalışanı tarafindan çekilmiş ve bu görüntüler Binbaşı Yavuz Oruç’un talimatıyla sosyal medyada paylaşılmıştır. Ajans çalışanı operasyonu yöneten Binbaşı Yavuz Oruç tarafından çağrılmış ve askeri araca alınarak olay yerine götürülmüştür.Operasyon Binbaşı Yavuz Oruç’un Mutahit dostu tarafindan Binbasi Yavuz Oruç telefonla aranarak Mersin plakalı araçların markası ve plakası verilmiş ve bunun üzerine Binbaşı komutasındaki Jandarmalar araçları Seydikemerden-Kumluova  D-400 karayolunda seyir halindeyken durdurulmuş, görgü tanıklarına göre önce normal bir üst araması yapılıp kimlikleri kontrol edilmiş.Yaklaşık 5-6 dakika sonra Jandarma isçileri önce tekme tokat ve silah dipçikleriyle dövdüğünü, sonra tüm elbiseleri zorla askerlerin işçilerin üzerindeki bazı elbiseleri yırtması suretiyle çıplak hale getirilen işçiler,elleri arkadan kelepçelenerek asfalt yola yüzü koyun şekilde yatırılmışlardır. Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel organları) bir iple birbirine bağlayalım biraz yürütelim, eğlenelim dediklerini duyduklarını belirtiyorlar. Nedense bu işlemden vaz geçtiklerini ve aynı yönden gelen ve durdurulan araçların önü açılarak olay yerine kadar gelmelerine izin verildi ve araçlardan inen insanların tümünün olay mahaline geldiğini belirten tanıklar, araçlardan çıkan bazıları ağır küfürler ederek teroristler sizi lime lime ederiz diyerek ön tarafta bulunan yerdeki iki şahsa  küfürler eşliğinde tekmeler attıklarını gördüklerini gazeteci arkadaşlarımıza  aktarmışlardır.
 
3. Söz konusu fotoğraflar sosyal medyadan sonra gazetelerin internet sayfalarında da yer almıştır. Bu fotoğrafları gazetelere gönderen kişinin kimliği hakkında bir araştırma yapılmış mıdır? Yapılmamışsa nedeni nedir?   Sayın Kürkçü, soruyu yönelttiğiniz İçişleri Bakanı’nın böyle bir araştırma yapmasına gerek olmadığını vede yapmayacağını sizde ve bizde iyi biliyoruz. Ajans muhabiri askerler tarafindan götürülmüş ve hem fotograflar hemde video çekimler profesyonelce yapılmıştır. Bu muhabir, gazeteci arkadaşlarımızın ısrarlı sorularına sadece  ‘hayatımı tehlikeye atıyorsunuz’diye sitem etmiştir Sayın Kürkçü…
 
4.Hukukun temel kurallarından “masumiyet karinesi” ne açıkça aykırı olan bu olay konusunda Cumhuriyet Savcılarının yürüttüğü bir soruşturma var mıdır? Var ise bu soruşturma hangi aşamadadır? Yok ise Bakanlığınız bu hukuki yolun açılması konusunda şikayetçi olacak mıdır? Olmayacaksa nedeni nedir? Nedeni Kürd olmaları ve her kürdünde ‘terörist’ olduğu gerçeğidir. Sayın Kürkçü yaptığımız araştırmalarda 24 Eylülde Suriye'nin Lazkiye limanından gemilerle’ terör örgütü’ mensuplarını kaçak yollarla Akdeniz ve Ege kıyılarından yurda sokan Suriyeli 3 gemi personeli ile bir ‘PKK terör örgütü’ üyesi, 15 gün önce Muğla Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyonla yakalanmışlardır. Bu bilgi deneyimli güvenilir bir gazetecinin Muğla Emniyetinde sözlü olarak aldığı bilgidir. Basına bu olay yansımamıştır. Bu olay 7 Ekim günü arkadaşımıza aktarılmıştır. Böyle bir operasyonun olup olmadığı konusunda Emniyet Müdürü dahil hiç kimsenin haberinin olmadığını tahayüd edebiliriz. Keza yaptığımız araştırmalar sonucu böylesi bir bilgiye ancak 7 Ekim günü bir gazeteci arkadaşımıza üst düzey bir  emniyet yetkilisinin kendisine şifayen söylemiş olmasından ibarettir.Bu bilgi anlayacağınız üzere, bir rivayetten ibarettir…
 
6.Gözaltına alınarak işkence ve kötü muamele gören şahıslar ne ile suçlanmaktadır? Söz konusu araçlar bir istihbarat üzerine mi durdurulmuştur? Gözaltına alınan kişilerin kimlik bilgileri nelerdir? Gözaltı işlemi sonrasında söz konusu şahısların üzerinden silah veya benzeri mühimmat çıkmış mıdır? 
 
Cuşhurbakanına suikasten tutun,FETÖ davasının yapılacağı mahkeme salonunu basmak, Şuğla ıl emniyet Müdürlüğünü basmak,Valiliğe baskın düwenlekten tutun da,Köyceğiz gölü suyuna zehir katmaya kadar oldukça ağır ithamlarla suçlanmaktalar…Sayın Kürkçü,gazeteciler tarafindan olay günü ve olayın sonrası iki günde hiç bir silah ve muhimat gösterilmemiştir. Normal koşullarda gösterilmeside mümkün değildir. Çünkü sözkonusu 7 kişi insaat isçisi ve Narenciye bahçelerinde çalışan isçileridir.  Sayın Kürkçü, aradan 3 gün geçtikten sonra, medya, siz bu medyaya ne dersiniz bilmem, ama biz zift sözcüğüne kıymışız…Muhimatı sormuştunuz ya, ‘Seydikemer-Kumluova yolunda yakalan ve Muğla’nın Köyceğiz İlçesi Toparlar Şelalesi yakınında çıkan çatışmada öldürülen PKK’lı 5 teröristin üzerlerinde ve çantalarında çok sayıda silah ve mühimmat ile patlayıcı bulundu.1 kalaşnikof tüfek ve bu tüfeğe ait 5 şarjör, 2 adet M16 silah ve bu silaha ait 10 şarjör, 3 tabanca ve bunlara ait 3 şarjör, 21 el bombası, 5 kilogram plastik patlayıcı, 93 elektrikli kapsül, 2 elektrikli bomba düzeneği, 4 kutu 5.56 mm’lik mermi, 1 termal dürbün, 1adet 125’lik top, 1 top infilaklı fitil, 1 kutu içerisinde patlayıcı, 1 elektronik LED lambalı devre, 1 akü, 1 tablet, 1 cep telefonu ve 1 taşınabilir şart cihazı ele geçirildi’diye yazdılar gazeteler. Bu denli büyük bir cephanelik, sanırım sizinde gözünüzde kaçmamıştır. El deymemiş bakir çiçekler gibi tertemiz öylecene duruyorlar…Bunu yazan gazetecilerden bazılarına, siz bunları gördünüz mü diye sordum ‘yok ama resim olarak gösterdiler’ dediler. Sizce, bizde bu resimlere inanmalımıyız….
Evet Sayın Kürkçü istihbarat demiyelim de, telefonla ihbar üzerine bunlar çıplak soyularak teşhir edilmişler. Bu yere yatırılarak teşhir edilen kişiler inşaat ve narenciye bahçelerinde çalışıyorlar. Öldürme ve çıplak teşhir etme olayları birbinden farklı ve bağımsız olaylardır.Yakalanarak  çıplak bir şekilde dünyaya tanıtılanlar 4’dü bir Mütahite  3 aydır çalıştıkları  halde, paralarının büyük kısmını almadıkları için, işi bırakıp  bir başka işe gidiyorlar Kumluova’ya. Diğer 3 kişi  ise, narenciye bahçelerinde bir komisyoncunun yanında çalışmaktalar ve bunlarda aynı şekilde mağdur edilmişlerdir. Bu insanlarının tümü zaman zaman birlikte çalışıyorlar,hepsi kürd, arkadaştırlar ve birbirlerini tanıyorlar. Yaptığımız araştırmalarda…Narenciye bahçesinde çalışan 3 kişi bahçe sahiplerine değilde, bahçeleri satın alan aracıya çalışıyorlar.Yani bahçelerdeki meyveleri satın alan ve bunları hale götürüp satan komisyoncuya…Mütahit ve komisyoncu birbirlerini iyi tanıyorlar ve aynı zamanda AKP’de aktif çalışan iki kişi.
 
Antepli olan mütahitin bir başka avantaji var onuda hemen belirteyim.  ‘Madeni Sanatkarlar Odası Başkanı ………., İlçe Jandarma Komutanlığı görevindeyken Muğla’ya tayini çıkan Binbaşı Yavuz Oruç’a hizmetlerden dolayı plaket takdim etmiş.
 
………gerçekleşen töreninde konuşan Binbaşı Yavuz Oruç, "Ben Nizip’i ve Niziplileri çok sevdim. Burası benim ikinci memleketim. Buradaki insanlar da ağabeylerim, kardeşlerim oldu. Bu nedenle bugün bu plaketi bana layık gören Madeni Sanatkarlar Odası Başkanı ………. ve yönetimine teşekkür ediyorum" demiş. Bu haberden yanlış bir sonuca varmayın sadece Nizip burda önemli ve Binbaşının burda hayli icraatlarının olması açısından önem arzediyor…Antepli mutahit Binbaşı Yavuz Oruç’la memleketten iyi tanışıyorlar ve Muğla’ya geldikten sonrada birlikte hani ‘raki demlenmesi’ derler ya onu zaman buldukça yapıyorlarmış.Gittikleri mekanların sahipleriyle ve müşterileriyle görüştük gazeteci olarak, bunu beraberliği hepsi doğruladı hatta içlerinde ‘iyi içiyorlar’ deyip gıpta edenler bile oldu. Mutahit isçilerin işi bırakmasını onur meselesi yapınca, komisyoncu arkadaşına sende şunların paralarını verme ‘ben analarını….’ diye küfür sallayıp arkadaşınında olurunu alarak doğru zamanı kollamaya başlamış.  4 Ekimde isçiler paralarını gelip istemişler aralarında bir tartışma olmuş,mütahit ‘para falan yok, vermem bir daha gelmeyin gelirseniz görürsünüz’ diye tehdit etmiş. Binbaşıya telefon açarak PKK lilerin ormanda silahlarını sakladıklarını ve araçlara binerek şehire indiklerini,aracın cinsini plakasını vermiş . Zaten Binbaşı daha önceden meseleyi bildigi için  'Fırtına' ismini koyduğu operasyonu başlatıyor. Sayın Kürkçü, operasyon ilk olarak narenciye bahçelerine gidip komisyoncudan paralarını isteyen 3 kişinin öndeki araçları durdurularak elleri kelepçelenerek başlatılıyor. Ve kendilerine yukarda belirtiğim  ‘Mahallenin ikinci derecede askeri alanda yer aldığına işaret eden Aydın, bu tür yerlerde yaşayanların günlük hayatlarını hiçbir kısıtlamaya maruz kalmadan sürdürebileceklerini söyledi. Aydın, bu statüdeki yerlere sadece dışardan gelen kişilerin girişinde kısıtlama olduğunu vurguluyor’. Binbaşı Yavuz Oruç askerlere yakaladığı bu 7 kişinin defalarca Karaagaç mahlesine gittiklerini ve Üssu gözetlediklerini söyleyip işkence yapmalarını istediği, operasyon içinde bulunan 7 Kürd kökenli askeri geri yollama kararı aldığıda konuşulanlar arasında… 
Vurulan diğer 7 kişininde infaz edildiğini,ikisine bomba bağlanarak öldürüldüğü gelen bilgiler arasında.Muğla Zıpkınlar Komando Taburu Binbaşı Yavuz Oruç’un nasıl yaralandığı  ise henüz gizemini koruyor…
 
Bakan Soylu: Örgüt, Akdeniz ve Ege açıklarına gelip, tatil beldelerine sızmaya çalışıyor
 
Soylu’nun gemi ile geldiler söylemi 1990’larda Dersimde yapılan bombalamalar sonucu çıkan yangınlarla ilgili olarak Tansu Çiller’in gazetecilerin sorusuna verdiği ‘bunlar PKK’nin helikopterleridir’ sözüne taş çıkaracak cinsten.
 Hatay sınırındaki Suriye'nin Lazkiye şehrinden 14 kişilik bir grup olarak Türkiye'ye giriş yaptıklarını söylüyor Soylu. Peki neden ? Bunu uzmanlara,deneyimli gazetecilere sorduk. Deneyimli gazeteciler Çiller’de ve daha sonrasındakiler de hep tarih verdiler. Soylu, önce Nisan dedi, sonra bunu geriye çekerek Kasım yaptı…Bir gazeteci arkadaşımız kulis bilgilerinin her zaman çok önemli olduğunu belirterek ‘Soylu aslında 27 Kasım diyecekti. PKK’nin kuruluş tarihidir, o zaman ölüm tarihi olsun mukabilinde.Ancak PKK’yi çok iyi tanıdığını düşünen Cumhurbaşkanı’nın bir baş danışmanı bunun doğru olmayacağı, hatta PKK’nin reklamı olacağını Soylu’ya söyleyince Soylu’da 20 olsun bari demiş. Baş danışman ‘iyi olur’ dediği konuşuluyor. Tabi PKK’yi çok yakından tanıyan baş danışman olunca haliyle merakımı tetikliyor ve şeytanın avukatlığına beni zorladı. Kim bu ‘mübarek’ dedim…Vallaha bu baş danışman PKK’nin tüm kurumlarına zamanında gazeteci olarak girmiş çıkmış demez mi ? Ne hikmet dedim… Bu operasyonu yapan Binbaşıyla aynı soy ismi taşıyor, acaba kardeşler mi diye düşünmedim değil tabi…Peki Soylu niye gemi diyor soruma, deneyimli bir siyasetçi ise ‘Yani diyorki biz sınırları denetime aldık. Artık kuş uçurmuyoruz. Ama onlar yeni yollar deniyorlar biz anında bunuda boşa çıkarıyoruz demek istiyor.Bak Sabah Gazetesine ne diyor : ‘El muhabarat organizasyonu’ diyor.Haberin spotunu şöyle
‘Yapılan araştırmalarda, son grubun üç hafta önce bölgeye ulaştığı belirlendi. Son gelen grubu getiren ve Lazkiye'den yola çıkan geminin Suriye gizli servisi El Muhaberat tarafından kiralandığı saptanırken, gemide de El Muhaberat'ın bir görevlisinin bulunduğu tespit edildi’. Haber dediğin böyle olur zaten’diyerek sözünü noktalıyor….
 
 
 

Yorumlar

Osmanlida oyun coktur.Bu oyularin birkacina bende maruz kaldim.Bundan dolayi,sasilacak bir durum görmedim.

Kahpe AKP’li TC’nin kahpe kurdi M Metiner! Ve metiner gibi dusunen soysuz urdler

irkci AKP’li lerin ve TC’nin Kurd dusmani olduklarini nezaman anlayacaksiniz?

turk debletiyle iliskisini koparmsyan Kurd Dunyanin en asaglik insanidir...

rr

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News

Toplum

Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel orga