ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Yüzyıllık Ah,Toplumsal Hafızanın İzinde 1915 Diyarbekir /Okuma Notları-Hülya Yetişen

Hikâyeden önce tarihtir elinin altındaki » Ahmed Çeko Jiyan

Bugün 24 Nisan 2016.

Ermeni soykırımının 101.ci yıldönümü.

Bilindiği gibi, 24 Nisan 1915’te İstanbul’da Ermeni toplumunun önde gelenleri evlerinden toplanarak Çankırı ve Ayaş’a doğru yola çıkarılmıştı.

Tehcir, ülkenin tümünde resmi olarak 27 mayıs 1915’te başladı

1915-1917 tarihleri arasında Ermeniler, »Devlete ihanet ettikleri » gerekçesiyle ülkeden zorla sürülüp  katledildi, kimi de zor koşullardan dolayı yasamını yitirdi.

Ermeni meselesi,  2007’de Hrant Dink’in öldürülmesiyle daha yoğunluklu konuşulur  ve tartışılır hale geldi. 

30 yıldan fazla süren savaş,  Kürd toplumunda büyük değişimlere yol açarken, siyasi bir özne olarak meşrulaşan Kürdler, geçmişleriyle yuzlesmeye,  1915’te soykırıma uğramış Ermeni halkıyla  kendi yaşadıkları arasında bir özdeşlik kurmaya başladılar.  

İsmail Besikçi Vakfı  bütün bunlardan yola çıkarak 2013’te « 1915 Diyarbekir Kürdler » adlı bir proje çalışması başlattı.

 « Yüzyıllık Ah, Toplumsal Hafızanın İzinde  1915 Diyarbekir Kürdler  adli proje çalışması Ocak 2015’te kitaplaştırıldı. Kitabi geçen yıl  Tülin Dağ bana vermişti. Kitabi okudum ama hemen yazamadım. Okuduklarımı sindirmek zaman aldı. Günlerce mide ağrısından kıvranıp durdum.

Babası ünlü bir siyasetçi olan yakın okul arkadaşımın dedesi Sait Bey’in Lice’de tahsildar olarak görev yaptığını, Ermeni klisesinin olduğu Mêlhe köyüne gelip, Ermenilerin arazilerine el koyduğunu, aileye  bu yorede  « Mala Mahmo » dendiğini yine Roşan Lezgin’in anlatımlarından öğrendim.( Yüzyıllık Ah,  sayfa268)

Kürdler arasında, 1915 Ermeni soykırımının cesaretle konuşulması gözlemine dayanan bu araştırmanın, Proje koordinatürlüğünü Namık Kemal Dinç , saha araştırmalarını da  Adnan Çelik, ve Serdar Öztürk yapmış. Bir yıl büyük bir emekle süren bu çalışmanın teknik işlerini de  Sevgili Tülin Dağ  üstlenmiş.

Proje çalışmasıyla ilgili kitabın sunuş yazısında ; Kürd siyasetinin tarih okumalarında Ermeni soykırımının merkezi bir yere sahip olmasa da halkın hafızasında, 1915’in derin izler biraktığını, hatıraların çok diri ve güçlü olduğunu,  Kürdlerin  bugün yaşadıkları mağduriyetin  bir sonucu olarak,  Ermenilerle ve kendi geçmişleriyle  yüzleşerek  geleceğe daha güçlü adımlar atmak istediklerini, görüştükleri kişilerin istekli ve samimi anlatımlarının bununla ilgili olduğunu, Kürdlerin kendi atalarının bir kısmının bu suça ortak  olmasından dolayı suçluluk duydukları belirtilmiş.

Yine yazıda, sahada elde edilen verilerin « 1915’te Kürdlerin Rolü neydi ? » sorusunun ötesine geçtiğini, Kürdleri bir kolektif bütün olarak tanımlamaktan ziyade tarihsel ve sosyolojik olarak aktörleri birbirinden ayrıştırdığını Kürdler diye bir genelleme yapmanın doğru birşey olmadığına dikkat çekilmiş.

Bu sözlu tarih projesiyle , Diyarbakır merkez, ilçe ve köylerinde yaşayanların 1915 hafızasının izi sürülürken, tanıkların  kendi dillerinde konuşmalarına önem verilmiş, Kürdçe’nin Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde konuşma yapmalarına da imkân sağlanmış.

Neden bu proje için Diyarbakır seçildi  sorusuna  yapılan açıklama da şöyle :

« ..Saha olarak Diyarbakir’i belirlememizin birkaç nedeni var. Diyarbakır,Osmanli devletinin hâkimiyetine girdiği bugüne kadar bölge açısından hep idari merkez konumundadır.1847 tarihinde çok geniş bir alanda kurulan Kürdistan Eyaleti’nin yönetim Merkezi Diyarbekir’dir.1915’e gelindiğinde de şehir merkezi konumunu korumaktadır.Bu konumu yaratan Diyarbekir valisi Dr.Reşit’in Ermeni soykırımındaki organizatör rolü ve coğrafi konumundan ötürü Diyarbekir’in kuzeyden gelen Ermeni kafileler için bir geçiş Güzergâhi olmasidir… 1915’ten farklı olarak bugünün Diyarbakır’ı aynı zamanda Kürd hareketinin en önemli şehirlerinden birisidir….. »(Yüz yıllık Ah,sayfa17)

Kitabiın sunum yazısında  şehrin bazen Diyarbakır bazen de Diyarbekir olarak yazıldığını, bunun bilinçli bir tercih olduğunu ,Cumhuriyet öncesi şehre Diyarbekir dendiği, 1937’de Bakanlar Kurulu kararıyla Diyarbakır’a dönüştüğü konusuna da açıklama getirilmiş.

Diyarbekir’de soykırıma giden sürecin örgütlenmesinde, İttihat ve Terakki’nin ilk kurucularindan Çerkes Dr. Reşit’in  başat bir  rolü var. 8 ay süren valilik görevinde, Dr.Reşit  Diyarbekir’de  120 binden fazla  Ermeni’yi katletmiş.  Şeyhmus Diken yaptığı özel araştırmada  bu rakamın daha da yüksek olduğunu söylüyor.  

1915 soykırımında,  sözlü anlatımlardan, Kürd ağaları ve beyleri dışında paramiliter kürd milisleri« eskeren Bejik » ya da cendirmêyen bejik »lerin de önemli bir görev üstlendiklerini  öğreniyoruz. Bejiklerin hakiki asker olmadığı, yerel milisler olduğuna vurgu yapılıyor. Bejikler’i  bugünün korucuları olarak tanımlayabiliriz.

İttihatçılar, tehcirin ardından Ermenilerden kalan mal ve mülklerin kaydı için iki mülkiye ve bir maliye memurundan oluşan Emval-i Metruke(Terkedilmiş mallar) adıyla bir komisyon kuruyorlar.Ocak 1916’ya kadar değişik alanlarda 33 komisyon oluşturuluyor. Ermenilerin tüm malları önem sırasına göre bir defterde  kayıt altıina alınıyor.Ama kayıtlarin tutulduğu bu defterler günümüzde  hâlâ ortaya çıkarılmış değil..

Tarihçi Mehmet Platel 1915 sonrasında Diyarbakır’da Ermeni mülklerinden istifade eden 4 ana grubun olduğunu söylüyor.Devlet kurumları, burjuvazi,muhacirler ve ordu.

Alan çalışmasında Siverekli gazeteci Zulküf Kışanak’la yapılan görüşmede , Kışanak, Kürdlerin Ermeniler’den kalan mallara gelişigüzel el koymadığını , devletin 1930’lı  ve 40’lı  yıllarda malları ihaleye çıkararak, kürdlere sattığını söylüyor.

Sahada çalışan arkadaşlar, Diyarbakıir’in neredeyse bütün ilçelerinde görüştükleri kişilerden benzer sözleri duyduklarını, görüşmecilerin Ermeni mallarına el konulmasıyla ilgili, ilk değindikleri kişilerin ağalar,beyler ve aşiret liderleri olduğunu, Silvan,Lice Cunguş, Ergani,Hazro ve Eğil gibi yerlerde daha çok ağa ve beylerin adı ön planda tutulurken, Kulp’ta ise aşiret yapısının güçlülüğüne vurgu yaptıklarını aktarıyorlar.

Yine saha çalışmasında, Soykırımın toplumsal örgütlenmesinde en önemli aktörün, Diyarbekir’in şehirli Müslüman eşrafi olduğu ortaya çıkıyor. Dr.Reşit’le yakın ilişki içerisinde olan şehir eşrafının müslüman kitle nezlinde katliamın meşrulaştırılması için propoganda yaptıkları  ve Müslümanları Ermenilere karşı kışkırtarak, ilişki ağları üzerinden katliami tüm Diyarbekir geneline yaymaya çalıştıkları gözlemleniyor.

Kişisel tanıklık ve aktarımların, sözlu tarih hafızasında, son derece güçlü  bir karşı- hafızanın yaratılmasına da neden olduğu belirtilirken, Hafıza mekânları üzerine çalışan Pierre Nora’nın  hafızanın « somuta, uzama,imgeye ve nesneye kök saldığını » bu açıdan süreklilik duygusunun, kokunun mekânda temellendiği düşüncesine de vurgu yapılıyor.

Hafıza mekânlarının çok büyük bir kısmının Ermenilerin toplu olarak katledildikleri mekânlar olduğu gözlemleniyor.Hafızalarda yer etmiş mekânlar arasında en çok dillendirilenler şunlar :Çüngüş’e bağlı Yeniköy’ün güneyindeki Duden , Lice ile Hani arasında bulunan Serdê köyünün kuzeyindeki Kuna Rômi  Diyarbakır şehir merkezinin kuzeyinde yer alan Eğil ve Silvan’da Newela Kusti(ölüler deresi) vb..

Kaynakça’yla birlikte kitap 405 sayfadan oluşuyor. Çalışmanın sonsöz’ünde, 1915 Ermeni Soykırımı ile yüzleşme konusunda ülkenin Batısı’ndan farklı olarak yüzleşme ve konuşma isteğinin olduğu, ama yüzleşmenin nasıl olacağına dair farklı yaklaşımlar olduğu belirtilerek,güven ortamı yaratılmadan bu farklılıkların  tartışılmasının  olumsuz sonuçlar doğuracağına dikkat çekiliyor. Soykırımın üzerinden bir asır geçmesi nedeniyle, Ermeni halkı ve Kürdler arasında bir mesafenin oluştuğuna , yabancılaşmanın da yaşandığı belirtilerek, iki halkın yakınlaşmasının zaman alacağına dikkat çekiliyor.

****

Türk resmi ideolojisinin inkâr asimilasyon ve imhâ politikası devam ediyor. Son iki yıldır« Barış süreci  «adıyla yürütülen  görüşmelerin Kürdlere yönelik bir tasfiye süreci olduğu artık gün ışığına çıkmış bulunuyor.

1915’te, İttihat Terakki,  Ermeni halkına soykırım uygularken, dünya milletleri sessizti. 101 yıl sonra Türk devletinin Kürdlere uyguladığı soykırım karşısında yine sessizler.

Soykırımlar tarihine göz attığımızda, soykırıma uğrayan halkların hepsinin devletsiz olduğunu görüyoruz. Ermeni ve Yahudilere soykırım yapıldığında,  bu iki halkın da  devleti yoktu.Soykırım şimdi devletleşememiş  Kürdlere uygulanıyor.

Yazımın sonsözünü, İBV Başkanı İbrahim Gürbüz’ün kitap önsözüyle bitiriyorum.

Yakin Dogu’nun yerli halkları olan Kürdler,Ermeniler,Süryaniler,Ruş-Pontus’lar dışarıdan güçle gelenler tarafından ülkeleriyle birlikte imha ve ilhak edildiler…Aynı Türkçü  zihniyet bugün de devam etmektedir.Kürdler üzerinde yüz yıldır süren asimilasyon politikası Kürdlerin  mücadelesi sonucunda geriletilmiştir…………

Kürdlerin,Ermenilerin,Süryanilerin,Türkmenlerin,Ezidi Kürdlerin, farklı inanç ve grupların, kendilerini özgürce yönetme ve hayatın her alanında temsiliyetinin sağlanacağı özgür, demokratik bir Kürdistan’ın doğmasını ve bölgede örnek bir model olmasını engellemek için DAİŞ projesi hayata geçiirildi.

Kürdistan’a yönelik, abluka ve imha planı uygulamadan kalkmış değildir. Bu planı boşa çıkarmanın tek yolu Kürdler arası ittifaktır.

Kürdlerin hedefi, öncelikli olarak tarihi düşmanlarıyla değil,Kürdlerin Kürdlerle barışını sağlamak olmalıdır.Kürdistan’daki parçalanmışlık hayatın her alanında devam etmektedir. Maalesef parçacıve bölgeci zihniyet bütün Kürd organizasyonları üzerinde hâlâ etkilidir. Bu zihniyetin Kürd toplumu içinde etkisizleştirilmesinin yolu,hayatın her alanında yüksek Kürd ve Kürdistan bilincini yaygınlaştırmak ve Kürd ulusal duygusunu geliştirmekle mümkün olabilir…

Yüksek Kürd bilinci, örgut ve grup çıkarlarının, ülke ve ulus çıkarlarına tabi kılınmasıdır.Yüksek Kürd bilinci, Şengal’i Kobanê’yi Hewler’i Mahabad’i, Qamislo’yu ve Amed’i aynı milli duyguyla sevmek ve sahiplenmektir….

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News