ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Hamit Bozarslan: Erdoğan’ın Rehinesi Türkiye

Fransız dergisi L’express, geçtiğimiz günlerde Hamit Bozarslan’la bir söyleşi yaptı. 27 Temmuz’da, yani darbeden hemen sonra yayınlanan söyleşide cevaplar kadar, belki de ondan çok, sorular da önemli. Önemli çünkü, Batı medyasının Türkiye’ye darbe sonrası nasıl baktığını, hangi soruların cevabını aradığını gösteriyor. 

Başarısız askeri darbeden bu yana, ordu, yargı, eğitim ve medya içinden 60 000’den fazla kişi tutuklandı ya da görevinden uzaklaştırıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şahsi bir diktatörlük tesis etme yolunda mı?

Bu eğilim mevcut. Besbelli, akamete uğrayan kalkışmadan önce, on binlerce insan muhalif olarak fişlenmiş. Bu kitlesel fişlemenin yasallığı sorun. Ama yasayla uyuşuyor mu diye kim denetleyecek? İlk önce hâkimler tasfiye edildi. Bu görevden uzaklaştırmalar aynı zamanda, mesleki sebepler dışında ülkeden ayrılması artık yasak olan ve endişe içinde yaşayan yaklaşık 3 milyon memuru da etkiliyor. Bu sapmanın işaretleri zaten ortadaydı. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde, Erdoğan’ın 2003’den beri başında ülkeyi yönettiği AKP mutlak çoğunluğu kaybetti.

Bir koalisyon hükümeti kurmak için AKP ile muhalefet partileri arasında yürütülen müzakereler, ülkeyi yeni bir erken seçime götürebilmek için bile isteye çıkmaza sürüklendi. Bundan beş ay sonra Türkiye bir şiddet ve aşırı gerilim ortamı içerisindeyken, AKP oylamadan yine zaferle çıktı. 15 Temmuz darbe girişiminden beri bu eğilim hızlandı. Cumhurbaşkanı 3 aylık bir olağanüstü hal kurdu. Fransız yasasından farklı olarak bu, Anayasa mahkemesinin söz konusu dönem boyunca denetleme işlevini yerine getiremeyeceği anlamına geliyor. Başka bir deyişle, Erdoğan artık neredeyse tüm iktidara sahip.

‘HER MEVZU KUTUPLAŞMAYA YOL AÇIYOR’

Cumhurbaşkanı orduya boyun eğdirdikten sonra şimdi orduyla barış yapmış gibi görünüyor. Neler oldu?

Hâlâ cevapsız kalan pek çok soru var. Erdoğan için siyaset rövanş ve intikamla eşanlamlı. Onun en radikal muarızları da artık aynı mantığı güdüyor, bunlara bazı askerler de dâhil. Muhalif olan herkes birer hain, savaşılması gereken bir iç düşman. Hem de bundan böyle kan akıtmak pahasına. 1960, 1971, 1980 tarihli önceki darbelerden farklı olarak, bu seferki girişimde büyük bir gaddarlık göze çarpıyor. Türk toplumu derin bir biçimde bölünmekte. İster Rusya krizi olsun, ister Suriyeli mülteciler ya da Kürt meselesi, her mevzu büyük bir kutuplaşmaya yol açıyor.

Rejim bir nevi sarhoş gemiye döndü. Demokrasilere ve ayrıca bazı otoriter rejimlere karakterini veren denetim ve denge mekanizmaları ortadan kayboldu. Devletin kurumsuzlaştırılmasına (désinstitutionalisation) tanıklık ediyoruz. Meşruiyet, mevcut halleriyle kurumlardan, kendini kurtarıcı olarak sunan Erdoğan’a aktarıldı.

Erdoğan’ın şahsına mutlak biat/bağlılık bütününde devleti dönüştürüyor. Devlet rehin alınmış durumunda. Bazıları bu durumu, bürokrasiyi haddeden geçiren Mao Zedung’un getirdiği Kültür Devrimi’nin başlangıcı olan 1966-1967 yıllarının Çin’ine benzetiyor.

Duvar Gazetesi

çeviri:Murat Erşen

 

L'EXPRESS

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News