ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Büyük Çakılma -M.Yakup Özer

Kriz oldu olacak falan diye bir şey yok, kriz zaten yaşanıyor. Bağdat Caddesinde 80, Kapalıçarşı'da 200 dükkan kapandıysa, 79.000 esnaf iflas ettiyse bu zaten krizdir. Ama daha da önemlisi var. Büyük Çakılma. Hükümet ne yaparsa yapsın büyük çakılmayı önleyemez. Yerine her kim gelirse gelsin, o da önleyemez. Daha doğrusu olacakları değiştiremez. Teğet falan da geçmez. Dibine kadar girecektir. Hatta yarıp öbür taraftan çıkacaktır.
 
İstediğinizi istediğiniz kadar düşürün, artırın, alın, satın, ister konuşun ister susun, isterseniz bu salaklar sizi başkan yapsınlar, isterseniz sezar, ne yaparsanız yapın önleyemezsiniz. Bunun hiç bir çaresi yoktur. Rakamları, istatistikleri falan söyleyecek değilim. Bunları zaten herkes biliyor. Merkez rezervleri neymiş, işsizlik kaçmış, kapasite kullanımı şuymuş, ihracat şu kadar artmışmış da ithalat şu olmuşmuş, halk şu kadar borçluymuş, cari açık şuymuş, şu kadar protestolu senet varmış. Herkes zaten takip ediyor, biliyor. Bunlar zaten Bloomberg falan gibi havaya konuşan kanallarda çok bilmiş ekonomistlerin, analistlerin işi. Onlar bunu yapmaya devam etsinler. Ben başka türlü anlatacağım. Büyük çakılma yaşanacak ve Türkiye'nin başına kayyum atanacaktır.
 
Osmanlı falan diyorlar ya. Doğru. Osmanlı'nın başına da aynısı gelmişti. Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi yeniden kurulacaktır. Osmanlı kafasıyla ancak bu kadar oluyor demekki.
Peki bu kayyum yani düyun-u umumiye ne yapacak? Her şey satılıp savıldığı için satacak bir şey yok. Buna özel şirketler de dahildir. Pek çok şirket zaten yabancılara satılmıştır. Bankalar satılmıştır. Araziler satılmıştır. Devlet yani halkın varlıkları zaten satılmış ve elde avuçta hiç bir şey kalmadığı gibi bir de uzun vadeli yükümlülükler altına girilmiştir.
Ödenmeyi bekleyen milyarlarca dolarlık borç vardır. Bunları ödeyebilmek için dövizinizin olması gerekir. Üretim büyük oranda dışarıdan gelen mallara dayanmaktadır. Bunları alabilmek için de dövizinizin olması gerekir. Yoksa üretim yavaşlar ve durur. Üretim yavaşlarsa ihracat da yavaşlar. Bu sefer hiç döviz bulamaz hale gelirsiniz. Böyle böyle zincirleme battıkça batarsınız.
Osmanlı da son dönemlerinde böyle borçlanmıştı. Zira gelirleri bitmiş, Anadolu'dan geçen ticaret farklı kanallara yöneldiği için bunun üzerinden topladığı vergiler azalmış, Avrupa güçlendiği için yeni fetihler yapamamış, eldekileri kaybetmiş, dolayısıyla buralardan da topladığı vergiler bitmiş, üretimi zaten olmadığı için zaten hiç bir şey satamadığından bu şekilde gelir üretme şansı hiç olmamış ve teknoloji üretmediği için Batı karşısında rekabet etme olasılığı da olmadığından borçlanmak zorunda kalmıştır. 
Peki aldığı borçları ne yapmış; sürekli kaybedilen topraklarda durumu kurtarabilmek için biraz askere ama daha çok şatafatlı hayatlarını sürdürmek için saçma sapan şeylere ve bolca rüşvet, yolsuzluk, iltimas ile bu paraları saçıp savurmuştur. Sonuçta ödeme günü geldiğinde ortada verecek bir şey olmadığından alacaklı gelip düyunu umumiyeyi (Genel Borçları Tahsilat İdaresi) kurmuştur.

Peki düyun-u umumiye, yani kayyum, yani alacaklılar ne yapmıştır? Birincisi imparatorluk topraklarına şu ya da bu şekilde el koymuştur. Demek ki bugün de yapılacak şey benzerdir. Topraklara el konulabilir. Bunlar hangi topraklardır? Topraklar belli. Kara gücüm dedikleri PKK'ya güneydoğu, katliama uğramış Ermenilere doğu, burası zaten bizimdi diyen Yunan'a İstanbul, İzmir, Ayvalık. Rumlara Kıbrıs. Güneyinde doğal gaz bulunup çıkartılmaya başlanan ada. Var mı başka bir toprak? Yok. Demek ki bu ihtimal dahilindedir. Yok canım olur mu diyenlere. Peki olmaz. O zaman Yunanistan'ın el koyduğu 18 ada, 150 kayalık ve bunu hiç sesini bile çıkarmayıp görmezden gelen hükümet, bu işin bir provası değilse nedir diye sorarım o zaman. Zaten bütün Irak ve Suriye sınırına yerleşmiş YPG, PKK, Peşmerge, IŞID'e karşı uyduruk bir kanal açmak için yapılan hareketin anlamı nedir? 

Yukarıda söylediğim gibi Osmanlı fersah fersah topraklarını kaybediyor ve buralarda durumu kurtarmak için aldığı borçların bir kısmını askere kullanıyordu dedim. Biraz daha açayım. Mesela Mora yarımadası isyanlarla komple kaybedilmiş ve toparlanamaz durumda iken minnacık Semadirek (Samothraki) adasında çıkan bir isyanı acımasızca bastıran Osmanlı ne yapmaya çalışıyordu? 900 kilometrelik kaybedilmiş bir sınırda 30 kilometrelik uyduruk bir delik açmaya çalışmanın bundan ne farkı var? Hiç bir farkı yok. Durum birebir aynıdır. Morayı kaybederken Semadirek'e sahip çıkmaya çalışıp çıkamamak ile 1000 kmlik sınırı kaybedip 30 kmye sahip çıkmaya çalışmak aynı şeylerdir.
Dolayısıyla borçlar karşılığında bir kısım toprak talebi gelebilir. Olmaz demeyin. Olur. Alacaklılar kapıya gelince olacak olanlar belli, ancak bir kaç alternatifle sınırlıdır. Ya varlıklarınıza ya da varlıklarınızdan elde ettiğiniz gelirlere el konulur.

Bir diğer alternatif illa bu topraklara el koymanız gerekmez. Zira toprak almanın temelde iki nedeni vardır. Ya yerleşir oturursunuz ya da altında ve üstündeki kaynakları tepe tepe kullanmaya başlarsınız. Diğer bir değişle madenleriniz, tarımsal üretiminiz, sularınız, barajlarınız ve bunlardan elde edeceğiniz gelirlere el konulur, bunlar borca mahsup edilir. Toprakların tapusunun illaki değişmesi gerekmez ama buralardan elde edeceğiniz zenginlikler yok pahasına borca karşılık kullanılmaya başlanır. Bu durumda eliniz zayıf olduğu için fiyatı da siz belirleyemez, alacaklının insafına kalırsınız. Daha açık söyleyeyim, önümüzdeki bir kaç yıl içinde elektrik üreten şirketleriniz yabancılara yok pahasına satılırsa şaşırmayın mesela. Şaşırmayın mesela Türk Petrollerini özelleştirme kararı çoktan alınmıştır.

Gene Osmanlı'ya dönelim. Osmanlı topraklarını kaybetmiş olmanın yanında bir de var olan bir kaç temel üretiminden elde ettiği gelirleri Düyun-u Umumiye'nin kontrolüne vermek zorunda kalmıştır. Mesela resmi tarihimizde insanlarımızla paylaşılıp anlatıldığını hiç görmediğim "Memalik-i Şahane Duhanları Müşterekül Menfaa Reji Şirketi".

Bu şirket, yani Reji Düyun-u Umumiye'nin bir yan kuruluşu olup, işgal edilenlerden geriye kalan Osmanlı topraklarında üretilip uluslararası piyasalarda gelir üretme kapasitesi olan neredeyse tek ürünün, tütünün, tütün gelirlerinin tamamına el koymuş ve 30 sene boyunca tahsilat yapmış bu sırada duruma itiraz eden üretici yüzbinlerce köylü Reji kolcusu tarafından öldürülmüştür. Tütün yanında tuz ve alkol (şarap) da vardır ancak bunların rakamlara etkisi sınırlıdır. Bir yandan Düyun-u Umumiye vasıtasıyla kısıtlı da olsa toplanan vergilere el konulurken, bir yandan da bu şirket vasıtasıyla üretim ucuz fiyata köylüden alınarak Avrupa piyasalarında satılmış bu şekilde borçların tahsilatına girişilmiştir. Zira borçları tahsil etmenin başka bir yolu zaten yoktur. Topraklar, toprakların altındaki kaynaklar ve üstündeki istihsal. O kadar.
Şimdi bugünki duruma bakalım. Biraz farklı evet. Ama temelde aynı. 1980lerde yaşanan krizlerde (borçların vadesi gelip ödenemediğinde), o zamanlar adı KIT; kamu iktisadi teşebbüsü olan kuruluşlar satılarak tahsilat hızlandırılmıştır. 90 larda yaşanan krizlerde bu durum devam etmiş, 2000'lerde de herşey sonuna kadar satılıp yok edildiği için artık geriye başka bir şey kalmamıştır. KIT'ler ekonomiye yük oluyor yalanları aslında bu borçları hızlıca ödeyebilmek için bunların satışını halka yutturmak için senelerce söylenmiştir. Artık söylenmiyor. Zira KIT mit kalmadı. Yalana da gerek kalmadı.

Ancak durum daha da kötüdür. Zira bütün bunlar yok edilirken buralardan elde edilen gelirler baştan sona israf edilmiş. Üstüne bir de milyarlarca dolar daha borçlanılmıştır. Borcun niteliği değişmiş, devlet yerine halk ve şirketler tüketime yönelik olarak borçlandırılmıştır. Özünde sonuç farketmez. Bu ülke borçludur. Delik kabak gibi açılmıştır. Osmanlı'nın 18 ve 19. yüzyıllarda yaşadığı bugün de aynıyla yaşanmaktadır. Ülke devletiyle, bankalarıyla, şirketleri ve vatandaşları ile donuna kadar borçludur. Bu para öyle yada böyle tahsil edilecektir.

Tahsilat, birincisi vergileri sürekli artırmak suretiyle halka yüklemek, vatandaştan endirek yollarla para toplamak, hacizler, iflaslar. İkincisi toprak taleplerinde bulunmak, memleketin orasını burasını tırtıklamak. Üçüncüsü yer altı ve üstü kaynaklarına ve/veya bunların gelirlerine ucuza el koymak, borçlu banka ve şirketleri devir almak ve belki biraz da üretimden ve dış satımdan elde edilecek gelirlerle tahsilatı normal yollardan devam ettirmek şeklinde bu para ödenecektir. Bu yapılırken enflasyon, paralelinde paranın değer kaybı, işsizlik, durgunluk, açlık ve sefalet hep birlikte zaten yaşanıyor daha da beteriyle yaşanacaktır.

Hani sorup duruyorlar ya ne olacak bu iş? Döviz ne kadar daha artacak? Bu paralar bulunup taksitler garanti altına alınıncaya kadar artacak. Borçlar nasıl ödenecek? İşte böyle ödenecek. Sürpriz yok. Çıkış yok. Zamana yayalım. Erteleyelim. Alacaklı için farketmez. Hatta daha iyi olur. Daha çok faiz ödetirler adama. Hiç ödemiyorum derseniz de sonu savaştır. Ordunun içinin boşaltılması işini de bu şekilde açıklamış olalım.

Şangay Şangay diye çırpınıyor olmanın nedeni de budur. Belki Çin gelir de borçları biraz daha başka yerlerden borç bularak belki karşılarız. İster Şangay'a girin, isterseniz Şangay bize girsin. Durum budur. Büyük Çakılma budur. Durumun üstünü örtüp, isyan etmeye kalkışırsa halkın tepesine binmenin en güzel yolu da tarihde pek çok kere yaşandığı üzere tek adam rejimidir.

Hiç kimse ağlayıp zırlamasın bunu biz istedik. Bunca yıldır her seferinde aynı şeyin olacağını bile bile sağ hükümetleri başımıza biz getirdik falan da demeyeceğim. Zira artık çok geç.

Herkese kolay gelsin.

 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News