ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Ulusal Kongreden önce Bağımsızlık

PKK Şengal’den çıkacak mı, Güney Batı Kürdistan’da neler olacak? soruları dikkat merkezindedir. Türk başbakanın Güney Kürdistan gezisi de Kürdün gündemindeki sıcaklığını koruyor.

En önemsiz olandan başlayalım:

Türk başbakan Binali Yıldırım’ın Hewlêr’de Kürdistan Başkanı Mesud Barzani ile yaptığı ortak basın toplantısında PKK’ye ‘terör örgütü’ demesi, Kürdistan yetkililerinin buna yanıt vermemesi, dahası Türkiye ile dostluktan bahsetmeleri birçok Kürdümüzü öfkelendirdi.  

Moral bozucu yönü var olayın ama Kürd partileri ile sömürgeci devletler arasındaki ilişkilerin kronolojisinden haberdar olanlar için şaşılacak bir olay yaşanmamıştır. 

Öte yandan tc yetkilileri, Kürdistan’ın Kuzeyinde her gün sabahtan akşama kadar Kürdün gözünün içine bakarak ‘teröristsin’ diyorlar. Fazla alınan, kızan, küsen yok. Ufacık bir gevşeme olursa, HDP vekilleri hapisten bırakılırsa, Öcalan’la bir iki görüşme yapılırsa,… Kürd kentleri yerle bir edilmemiş gibi, yüzlerce soydaşımız bodrumlarda yakılmamış gibi, on binler göçe zorlanmamış gibi ‘kardeşliğe devam’ nakaratlarının yeniden tekrarlanacağından, HDP mitinglerinde kanlı türk bayraklarının dalgalandırılacağından hiç kuşkum yok… Çünkü oldu bunlar. Bir de görünen köy kılavuz istemez. Çok acıdır, onur kırıcıdır söylemesi ama ne yazık ki, Kuzey Kürdlerinin türklerle, türk devleti ile siyasi ilişkilerinde ilke yok, omurga yok. Güney Kürdistan’ın türklerle ilişkilerini ilkesizlik kavramı kapsamında ele alanlar da fazla hatalı sayılmazlar.

PKK’yi dünyada ‘terörist örgüt’, Kürdleri ‘terörist halk’ olarak tanıtmak için milyonlar harcayan, çoluk çocuğu diri diri yakan, gömen bir devlete ‘devletim, ülkem’ diyenler, ulusal özgürlüğü halkların özgürlüğüne değişenler, parti çıkarlarını milli çıkarlara tercih edenler, Kürde ölüm fermanı çıkaran türk meclisinden maaş alanlar, Kürd katili Atatürk’ün başına ant içenler bu kadar yaygara koparmasaydılar, diyorum. Ahlaki bulmadım. Kardeşten anlayış, destek, tavır beklemek ayrı bir şeydir.  

Barzani’nin Hewlêr’de PKK’ye ‘terörist’ denmesine sesini etmemesi birçok Kürdümüz tarafından onur kırıcı bir durum olarak algılanmıştır, evet. Benim açımdan moral bozucu bir olay yaşandı. Ancak işin görüntüsünü değil aslını düzeltmek lazım.

Binali, Hewlêr’de PKK’ye ‘terörist’ derken bu cesareti PKK ile PDK arasındaki bitip tükenmeyen çelişkiden almıştır. Başka bir ifade ile, eğer PKK ile PDK veya PKK ile Kürdistan Hükümeti yöneticileri arasında iyi ilişkiler bulunsaydı, türk başbakan bir siyasi kardeş yanında diğer siyasi kardeşi kötülemeyi göze alamazdı. 

İşte afaki, duygusal dışavurumlar yerine meseleyi bu püf noktadan ele almak gerekir. Sorun türk başbakanın küstahlığı, Kürd başkanın onur kırıcı suskunluğundan öte bir şeydir. Kürdler arası ittifaksızdık, zıddiyet hatta düşmanlığa varan çekemezdik, baş düşmanlarımıza yeterli kadar zemin ve malzeme sunuyor.

On yıllardır belli başlı Kürd siyasi, askeri güçleri kardeş parçaları işgal altında tutan sömürgecilerle ‘dostluk’ ilişkisi içinde olmuştur. PKK; Suriye, Irak ve İran’la, PDK; Türkiye ile, YNK; İran, Türkiye ve Suriye ile vs. Bu ilişkiler sürecinde kardeşler düşman karşısında kötülenmiştir. Bu tür ilişkiler halen devam ediyor. Çok ayrıntıya girmeyelim. Kimse sütten çıkmış kaşık değil…  

İkinci mesele;

PKK’nin bir süre önce ‘Şengal’den çıkacağım’, daha sonra ise ‘hayır, çıkmayacağım’ demesi de birçok Kürdümüzü hayrete düşürmüştür. Murat Karayılan 30 Aralık 2016 günü Şengal’den çıkıyoruz dedi, çok geçmeden KCK diplomasi komitesi’nden hiçbir yetkilimiz ‘Gerilla Şengal’den çekilecek demedi’ biçiminde tersi bir açıklama geldi. 

Siyasettir, olur böyle şeyler. Şimdi PKK isteyerek ve gönül hoşluğu ile değil bir pazarlık sonucu Şengal’den çekileceğini taahhüt etmiştir. Verecekleri olduğu gibi alacakları da olmalı… Elini güçlendirmek için ve ya masada bir tıkanma yaşandığında iki başlı, bir öncekine ters açıklamalar yapılır. Üstelik KCK Diplomasi Komitesi’nin ‘Şengal’den çıkmıyoruz’ açıklamasının türk başbakanın Hewlêr gezisine denk getirilmesi de bir ‘diplomasi oyunu’ olduğu gibi PKK’nin Şengal’den çekilme karşılığında ileri sürdüğü talepleri bir daha dolaylı olarak hatırlatması anlamı da taşıyor. PKK’nin Şengal karşılığında biri Güney Batı Kürdistan’la, yani PYD ile ilgili, diğeri de Kandil’e olası Türk operasyonu ile alakalı iki temel talep ileri sürdüğünü düşünüyorum ve bu talepleri daha geniş biçimde bugün Independent Media Platpormu'ndan (IMP) sevgili Ahmet Özyeter’e anlatmaya çalıştım..

PKK’nin Şengal’den çekilmesini ABD de istiyor. Bunu hükümet sözcüleri açık biçimde dillendirdiler, üstelik heyet gönderip PKK yöneticilerinden resmen talep de etmişler. PKK Şengal’de ayak direterek Güney Batı Kürdistan’da ABD’nin gazabına gelmeyi göze almaz. Yani çıkacak. YBŞ güçleri de şu veya bu biçimde Peşmerge Bakanlığı’na bağlanmalıdır.

KÜRDLER BİRBİRİ İLE SAVAŞMAZ

Şengal tartışması, sonucu önceden belli bir tartışmaydı. Olumlu yönü, halkı parti kadroları gibi yöneten partilerimizin toplumu ne kadar karşı karşıya getirebildiklerini test etme imkânı yaratması oldu. Bir de Kürd partileri birbiri ile savaşır mı, savaştırılabilir mi? Bunu test ettik. Testten şu sonuç çıktı: Kürdler birbiri ile savaşmaz artık. Üç temel nedenle savaşmaz:

1). Kürd halkı, onun peşmergesi ve gerillası partilerden ve onların yöneticilerinden daha açık görüşlü, daha ulusalcı ve sağduyuludurlar. Tarafgir bir bakış açısıyla tartışmalara katılabilirler ama nihayetinde partilerin anti-milli avantürlerine alet olmazlar.

2). Uluslararası alanda ve Kürdistan halkı nezdinde güçlü otoriteye sahip olan Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, bundan böyle Kürdler arasında kardeş kavgasının yaşanmayacağının garantisi ve garantörüdür.

3). Kürdler arası çatıma, ABD’nin çıkarları ile örtüşmüyor. 

Üçüncü mesele;

‘Rojava’ denen Güney Batı Kürdistan’da neler olacak?

Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin gevşek ittifakı ile oynanan raunttun kapanacağını, Trump’ın iktidarı ele alması ile yeni bir raunttun başlayacağını her kes sabırsızlıkla bekliyor. İbreler Trump döneminde Kürdlerin bölgede daha aktif rol alabileceğine işaret etmekte. Fakat büyük devletlerin dış siyaseti iktidarın el değiştirmesi ile kökten değişmez. Genel itibarıyla Obama iktidarının Kürdlere dönük olumsuz bir siyaset yürütmediğini teslim ederken, Trump döneminde ABD siyasetinde anti-Kürd sürprizler beklemememiz gerektiğinin altını çizmek gerekir. İyileşmeler ise kuvvetle muhtemeldir.  

SURİYE’DEKİ RUSYA FAKTORÜ; Kürdler açısından önemle, dikkatle ve ciddiyetle incelenmeli… Radikal değişiklere gitmek de icap edebilir.  

Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinden, bölgede ABD’yi dengeler konuma gelmesinden  en büyük stratejik zararı Kürdler gördüler.  

20.yy’ın başlarından buyana Ruslar ve Anglosaksonların (önce İngiltere, sonra ABD’nin) dünya çapında, Orta ve Yakın Doğu’da birbirini dengelemesi, Kürdistan sorununun radikal çözümünü engelledi, genel itibarıyla Kürd sorununun en büyük handikabı oldu. Kürdistan’ı sömürge altında tutan, iki kutuplu dünya dengesinin ta kendisiydi. Sovyetlerin çözülüşü, iki kutuplu dünyanın yıkılması, akabinde ABD’nin bağımsız hareket imkânı kazanması, Irak’ın filen çökertilmesini ve Kurdistan’ın Güneyinin özgürleşmesini sağladı. 1993 ve 2003 yıllarında Ortadoğu’da Rusya bir denge unsuru olsaydı, her halde bugün Federe Kürdistan’ın varlığından bahsedemeyecektik.  1993 ve 2003 yıllarında diktatör Saddam’ın en büyük savunucusu o zamanlar dişleri sökülmüş Rusya idi. ABD’yi engellemeye gücü yetmedi ama.  

Artık Rusya kendini düze çıkarmış, Kürdistan’ın bulunduğu bölgede bir denge unsuru olmuş, ABD’yi dengelemeye başlamış, Washington’un radikal değişikler yapmasının önünde engele dönüşmüştür. Bugün Moskova’nın direk ve bilinçli bir anti-Kürd politika izlediği söylenemez ama bir kere Rusya’nın bölgedeki varlığı Kürd sorunun çözümüne engeldir. Meseleye böylesi mantıksal açıdan bakılması gerektiğine inanıyorum.

Rusya bölgede ve dünya çapında ABD ve Batı dünyası ile kendi arasında bir stratejik dengeden, ‘çok kutuplu dünya’dan yanadır. ABD, statüko çözücü siyaset yürütürse eğer, Rusya anında statüko koruyucu pozisyon alacaktır. Yeni oluşan böylesi stratejik bölge denklemi, özellikle Güney Batı Kürdistan’da hakim olan Kürd siyasi, askeri güçlerini, ittifak ilişkilerini tekrardan ve özenle gözden geçirmeye, yeni stratejik kararlar almaya zorlayabilir. En azından temennimiz bu yöndedir.

Kanımca; Kürdler, Rusya’yı daha fazla zarar verir duruma gelmemesi için idare ederken Kürdistan’ın Suriye-Arap sömürüsü altındaki parçasında ABD’yi temel dost güç olarak belirlemeli, buna göre pozisyon almalıdır. 

İTTİFAK GÜÇLERİ, ULUSAL BİRLİK, PARTİLER KOORDİNASYONU   

Böylesi bir pozisyon, Kürd partileri (özellikle PKK-PDK) arasındaki sorunların azalmasına, Güney ve Güney Batı Kürdistan parçalarının fikirsel, emeli ve fili yakınlaşmasına da katkıda bulunacaktır. Birisi Rusya dostu İran’la, diğeri Rus-ABD oynaşı Türkiye ile, bir diğeri İran uşağı Irak’la ittifak halindeyken ‘Ulusal Kongre’ çatısı altında bir araya gelebileceklerine inanmak için ya zır deli, ya da çok safdilli olmak gerekir.       

Şu net olarak bilinmelidir; biri İran’la, diğeri Türkiye ile ittifak içinde olan Kürd partileri kendi aralarında asla ‘Ulusal Kongre’ye gidemezler. ‘İyi dostlar’ asla böyle bir şeye imkan vermezler.

Önceleri de ifade etmiş olduğumuz şu düşünceyi bir daha ısrarla tekrarlamakta fayda var: Her hangi bir Kürd partisi tarafından “Ulusal Kongre” çağrısı yapılmasına gerek yoktur. Böylesi yöntemler, işler mazide kaldı, popülizm çağrımı yaratıyor. Gerçekçilikten uzaktır, tutmaz da. 

Partilerimizin yapacağı en iyi iş, karşılıklı ve gözle görülür tavizlere giderek, kendi aralarında PARTİLER (arası) KOORDİNASYONU yaratmaktır. Böylesi bir koordinasyon işlerse, siyasi partiler daha sonra hep birlikte Ulusal Kongre’nin toplanmasına ve oluşmasına yararlı katkılarda bulunabilirler. Bir de ki, Güney’de bağımsızlık ilan edilmeden önce bir Ulusal Kongre’nin toplanması çok zor.   

Popülizm yapma zamanı değil. Birlik için samimi, reel, gözle görülür küçük adımlar atmak lazım. İşe Güney’de bağımsızlığı desteklemekle başlanabilir; bundan daha iyi Ulusal Kongre zemini düşünülemez.

 

Hejarê Şamil

[email protected]

14 Ocak 2017

 

YORUMLAR... 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News