ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Kerkük’te, Karuna’laşma-Yavuz Özcan

Akıl ile zeka arasındaki git gellerde,bizim Kürdlük damarımızın beyin ile yürek arasındaki duygularımızla oynamakla yetinmiyorlar, birde balık hafızası neden taşımadığımızı sorguluyorlar.
 
Gazeticilerin doğru bilgi vermediği toplumları şarlatanlar aldatır! 
 
Her toplumun ve bireyin geçmişinde utanılacak lekeler vardır. Bizde de vardı ama az gelmiş olmalı ki, Kerkük’ü vererek bu azı çoğalttık…
 
Hangi toplum ve birey tarihin karşısında yüzü kızarmadan durabilir. Hiç bir toplumun ve bireyin böyle bir iddiasıda olamaz ve olmamalı. 
 
Bazı Kürd liderleri ise henüz övünülecek bir gelecek yaratma aşamasına gelemediklerindendir ki, hep geçmişleriyle övünmeyi yeğlerler. Tıpkı bugün olduğu gibi. Kerkük’ü, Şengal’ı, Maxmur’u verdikleri halde,ama biz kahramanca çarpıştık açıklamalarına, 3 devlet karşımızda vardı, Kasım Süleymani,Hakan Fidan isimlerini tren vagonları gibi sıralıyarak, nasıl kahramanca savaşıldığını izah ediyorlar bize. Bir gün önceden Dükan’da yaptığınız toplantıda Pavel Talabani’nin anlaştığını ve onunla bir saat toplantı sonrasında konuşan Neçirvan Barzani bunu bilmemesi düşünülebilinir mi?
 
Türk istibaratı’nın cirit attığı, Kasım Süleymani’nin hiç randevu talep etmeden çat kapı Parti merkezlerine daldığında ne ikram edeceğinizi saşırdığınızda, bunların başınıza geleceğini bilmediğini söylüyemezsiniz…Ala Talabani, Irak hükümetine size karşı savaşmayan komutanlara sürekli bir aylık bağlayın teklifinde bulunduğunu bilmediğinizi hiç  söylemeyin sakın…Parti Merkez Üyelerinize suikastler yaptığınızı, Haşdi Şabi çekilmistir deyip sivil halkı geri yolladığınızda bu insanların öldürülüp nerelere atıldığını da bilmediğinizi söylüyemezsiniz…
 
20 yıldır kendi çıkarlarınız için ayakta tutmaya çalıştığınız bu iki başlı şehir devleti görünümlü düzeninizi Türkiyede devlet bankalarına doldurdugunuz milyar doların güvencesi,kurduğunuz devasa şirketlerin geleceği için yaptığınızı bilmediğimizi,bilmediyinizi de söyleyemezsiniz
 
Ve, olanlarla ilgili söylediklerinizin tutarsızlığı insanın yüzünü kızartacak mahelde olmasına rağmen, geçmişinizle ilgili yalanlar söyleyip duruyorsunuz hâlâ... Bununla da kalmaz şu içinde bulunduğumuz vahim durum üzerine de bolca yalanlar üretip kafaların karışmasını sağlamaya çalışıyorsunuz…
 
Cephede zafer kazanmış edasıyla bazıları kendisini yüceltikte yüceltir.  
Ulusal kaygı ve bireysel kaygılar arasındaki en büyük farklardan biri de düşmanın bu imha vuruşu karşısındaki duruşlarında netleşir bence. İşte Kerkük’ü tek silah  patlatmadan düşmana teslim etmede üretilen muazzam yalanlar…
 
Gerçeklerle yüzleşen insanlar  geçmişte çok fazla övünülecek bir şey olmadığını anladıklarından kendilerine övünebilecekleri, anlatabilecekleri kaf dağının ardında Anka kuşu hikayesini bize dilleri döndükçe anlatmaya çalışırlar.Tıpkı Kerkük’ü kim vermedi,kim verdi meselesi gibi… Dün Kerkük’ü verdiyseniz,bugün Hevleri isteyeceklerini bilmeliydiniz… 
 
Tarihimizin günahlarından ve şu içinde bulunulan durumdan böbürlenme abideleri yaratmak yerine, halkımızın geleceğinden kendimize övünme nedenleri çıkartabilecek adımlar atamadığımız için, yalanlardan kurulmuş söylemlerin çemberinde hapis kalınılıyor. Kerkük’te kalındığı ibi…
 
Kimse geçmişi değiştiremez, kimse kendi geçmişini övünülecek hale de sokamaz ama, cesareti ve onuru olan herkes övünebileceği bir Kerkük, Şengal destanı yaratabilirdi. 
 
Kerkük’te Kürd halkına reva görülenleri,yalanlar bulutuna saklayıp ben değil o yaptı diyerek kaçıp saklanmak cesaret değildir. 
 
Cesaret ve gerçekcilik, Kerkük’te övünülecek bir gelecek yaratmaktı. 
 
20 yıldır bir ordu, bir istihbarat servisi, bir ulusal medya, bir ulusal ekonimi,tarım politikası yaratamayanlar, günlük yumurta alımı için Kürdistan hükümeti,Türk devletine her gün 1 milyon 250 bin euro para ödemektedir.Bu en basit olanı yumurta. Tarıma rahmet okuyanlar aldıkları çürük domateslere milyon dolarlar ödemekteler. Tüm bunlar bir yana, gelinen son süreçte topyekün ihanet zehiriyle boğulmaya dogru yol alınıyor… 
Ve Kerkük’ü tek kurşun patlatmadan verenler, bizim halk olarak sakin olmamızı istiyorlar. 
 
Telaş etmiyerek vede utanmıyarak bunu istiyorlar bizden. 
Sahi bir tuhaflık görmüyormusunuz bu durumda. 
Akıl ile zekâ arasındaki git gellerde,bizim Kürdlük damarımızın beyin ile yürek arasındaki duygularımızla oynamakla yetinmiyorlar, birde balık hafızası neden taşımadığımızı sorguluyorlar
 
Bize mantıklı düşün diyorlar. Sağ duyulu olmamızı hatta, “romantik” davranmamamızı istiyorlar. “Kerkük’ü ben vermedim” diye başlayıp “ama,fakat,lakin”ile kıvırtmalarıyla birbirini tutmayan açıklamalarıyla bizi ‘sağılmayı bekleyen inekler’ olarak görme tavrını ısrarla sürdürüyorlar. Bizi, duygusal olmakla suçluyorlar ve bu işlerden anlamadığımızı belirtiyorlar.
 
Ne yazik ki dedikleri gibi duygusalızdır.
Tek kurşun atmadan Kürdista’nın kalbidir dedikleri Kerkük’ü Haşdi Şabiye buyur diyerek verirlerken “İç ihanettir deyip geçiştirmedigimiz için, siz bu siyasetten zerre anlamıyorsunuz diyerek alayda da ediyorlar. Oh ne hoş…
Şu yurtseverlik ‘olmaz olsaydı’.Tarih, kimin ne olduğunu, ne yaptığını şükür ki belgeliyor.
Ne de olsa masallarla yetişmişiz ya...
Alınyazısına, kadere inanmışız ya…Zalime,haine,düşmana, kardeşlik hikayesine,yıllar öncesine kadar
isyan etmeyen bir adabı- uslupla büyümüşüz ya. Oysa unutuyorlar Kerkük’ü,Şengalı düşmana kendi elleriyle verenler 30 yıldır Kuzeyde,5 yıldır Rojeva’da düşmanı silip süpürecek, dünyanın kaderinide Kürdlerin kaderinide Rakka’nın meydanında değiştiren bu direnişi, sevinçle, gururla izlediğimizi. Düşünelim hele Kerkük’ü niye teslim ettiler diye…
Belki de ailesel,kişisel kaygılar ile ulusal kaygıların birbirine karıştırıldığı için olmasın. 
 
Şimdi biraz gerçekci bakalım kendimize …..Kendimize itirafçı olalım; buluruz bu hainliğin sebebini... 
Biz biyografimize fedakârlıklarımızı yazarız ya hep, oysa feda ettiklerimizdir asıl bizi anlatan... İşte Kerkük, sizi ne güzel anlatıyor…Bu taplo yalnızca gördüklerimizde değil, görmezden geldiklerimizde, göze aldıklarımızda değil, göz yumduklarımızda, yüz verdiklerimizde değil yüz çevirdiklerimizdedir ipuçları... 
Üst üste yığılmış bahaneler ve yalanları koca bir battaniye kapatmaz Kürdün acısını, unutturmaz utancını... KDP ve YNK’nin Kerkük ve diğer toprak parçalarını  ben vermedim o verdi düzlemi üzerinde yüreğimizi kızgın demirle cız diye yakmasının bet bir sesi vardır; kitaplarda yazmaz ama "öteki tarihçe”de kayıtlıdır Kekük’ün nasıl teslim edildiği…
Kendi düşmanları tarafından her defasında bölünüp parçalanmasına kayıtsız kalan ağaları beyleri ve aşiretleri, şeyhleri, birçok gücü rahatlıkla saf dışı edecek bir askeri güce sahip olmalarıda tarihimizin akışını değiştiremedi ne yazık ki. 
Batı’nın , dük, kont gibi süslü isimler taşıyan derebeylerinin bizde olmaması, ağanın, beyin, şeyhin ve aşiretin güçlerini hiç kimseyle paylaşmadan kullanmasına yol açtı. 
 
 Ülkeyi kurtarmak için güçlerini kullanacaklarına, şanlarını parlatmayı,servetlerini katlamayı göbeklerini büyütmeyi amaçlayan,3 bin kişiyi bulan, bir peşmerge birliği kurmakta,liderliğin babadan oğula geçtigi bir sistemin düşmanına Kerkük’ü buyur deyip teslim etmesi tamda kendine yakışandır…  
Kürdlerin “makus talihini” kırmak, sırtında bunca acı ve gözyaşının ağır yükünü bizden sonraki nesillere bırakmak büyük bir haksızlıktır…
 ‘Yurtseverlik diye bir kavram var. Dokunulamayan, ölçülemeyen, tartılamayan, gözlemlenemeyen, bazı kimselerin bu işte birbirine aşık atıp yarıştığı bir soyut kavram. O kadar çok, o kadar bağırarak, o kadar yarışarak konuşuluyor ki “nedir” ‘yurtseverlik’ sorusuna net bir yanıt yok. Söylenen şeyin tanımı da söylenme şekli de aşiretten aşirete,partiden partiye büyük değişiklikler gösteriyor. Tanımı yakalamak güç, ortalama tanımın dışında kaldığınız anda hainlikle suçlanma ihtimaliniz hayli yüksek. İnsanların kalbinin attığı, gözünün gördüğü, elinin ulaştığı, kulağının işittiği, aklının kaldığı yerlerin çok çok dışında kalıyor bu Kerkük’ü verme‘yurtseverlik’ tanımı. Kerkük’ü törenle teslim etme ‘yurtseverliği’öyle genel, öyle havada ama öyle baskın, öyle soyut, öyle ihanetçi , öyle lafazan,öyle yüzsüz öyle talepkar ki...Ben vermedim o verdi...’Ulan’ hepiniz ordaydınız ya...Kerkük’ü o verdi. Peki Şengal’ı, Beşikayı kim verdi diye bağırıyorsun ama kulak kabartan olmuyor...  
Bu kadar çok gözü dönmüş ‘yurtseverin’ birbiriyle yarıştığı cografyamızda nasıl oluyor da bunca ihanetler yaşanıyor topraklarımız buyur edilerek düşmana veriliyor  sahi? 
Kürdistan’ı sevmeyin gözünüzü seveyim, eğer sevginiz toprağımızı peşkeş çekmekse düşmana, sevmeyin siz Kürdistan’ı! Yurtseverlik tek kurşun atmadan Kerkük’ü düşmana teslim etmekse, sevmeyin bizi, bizim toprağımızı... Bu ihaneti yapanların ‘yurtseverlikleri’ 20 yıldır kuramadıkları orduyu, iki şehir sahipliği,düşmanlarla girdikleri alengiri işlere bakılarak ölçülsün bence. Bakalım halkına,ülkesine ne kadar mutluluk, ne kadar huzur taşımışlar bunlar. Artık taşı toprağı,şehirleri de nasıl seviyorlarsa hiç bırakmadılar, düşmana buyur efendim KEREMKE KEK eşliğinde teslim ediyorlar... Bu durumda ağalar,beyler, sizin sevdiğiniz şey vatan falan değildir, güçtür paradır babadan oğula geçen iktidardır... Allah aşkına siz sevmeyin Kürdistan’ı, sevmeyin Kürd halkını, sevmeyin lütfen siz bizi, sevdikçe memleketin coğrafyası kırmızıya boyanıyor, halkımızın kalbine hançerler batıyor. Sevmeyin, çünkü sevmeye ehil değilsiniz.Gerçekten halkını,ülkesini sevenlere bir dönüp bakın Rojeva’da neler yapıyorlar...
Siyasetin en tehlikeli, en kaypak kavramlarından biride bence bu ‘yurtseverliktir’.
Çünkü “yurtsever” olduğunuz bir kabul edilirse bütün yaptıklarınızın doğruluğu da kabul edilir, Kerkük’ü verseniz bile.Yurtseverliğinizden olaki şüphe duyulursa birileri tarafindan taş kayulup kabul edilmezse, bütün söyledikleriniz doğru kabul edilmemesinin yanında birde “okkali bir hain” ilan edilirsin ve Necmettin Kerim gibi birde suikaste uğrarsınız...Ama yinede siz takılmayınız bunlara, hala elde toprak bulunmakta nede olsa. Sıra geldiğinde onlara, sakın olaki duraksamayınız verin gitsin. Nasıl olsa arkanızdan bu verdiklerinizi geri almak için kanını toprağa döken yiğitler var...
Böylesine kılıç sırtı ve ölümcül bir kavramın, “yurtseverliğin” ölçülerinin ne olduğunu kim belirler? Kim tartar, kim ha işte budur ‘yurtseverlik’ der?.Kerkük’ü vermekmidir, almakmıdır, oda bilinmez... 
Gerçekleri söylemek mi yurtseverlik yoksa gerçekleri yok saymak mı?
Türklerin okul müfredatlarında çocuklara Sarıkamış’da 90 bin askeri tek bir mermi atmadan bir gecede dondurarak öldürdük diye yazıyor. Sizde,tek bir mermi sıkmadan Kerkükle birlikte bir sürü köyü kasabayı verdik diye okul müfredatına koyunuz,ama sakın unutmayınız... 
 ‘Yurtseverlik’ gerçekten bu mudur?
Kısaca gerçekler ve ‘yurtseverlik’ birbiriyle çelişen iki kavram mıdır?
‘yurtseverlik’ben yapmadım o yaptı deyip gerçekleri saklamak mıdır peki? Sahiden de insanın aklı karışıyor bunca cümle hengamesinde ‘yurtseverliğin’ ne olduğu konusunda. Kerkük’ü almak mı vermek mi? Kafamız karıştı...
Gerçekler ortadan kaybolmaz çünkü, hep orada dururlar, siz onları sakladıkça onlar dönüp dolaşır ayağınıza dolanır.
Bugüne dek saklanılan tüm gerçekler,yapılan tüm yanlışlar,hainlikler bize bir fayda sağlamadı.
‘Yurtseverliğin’ gerçeklerle çeliştiğini kabul ettiğimizde, hangi gerçeklerin saklanacağına karar verecek birileri olması gerekiyor değil mi?
Onlar da maalesef daima babadan oğula devredilen iktidar sahipleridir.
Ve kendi çıkarlarına göre gerçekleri saptırıp, bunu topluma ‘yurtseverlik’ olarak sunuyorlar. Günlerdir Kerkük’ü nasıl kim,neye karşılık, nasıl kime verildiğini hala bilmiyoruz...Yurtsatanlar bize söylemek istemiyorlar...
 İçinde bulunduğumuz bu günlerde ‘Yurtseverlik’ bir kez daha test edildi. Kerkük’ü verince Kürd halkında çıkacak çığlığın tonajı ölçüldü. Saltanata karşı Kerkük... Alacağız geri merak etmeyin...Madem alacaksın niye verdin dediğimizde, yurtseverliğinizi test ettik diye cevap veriyorlar bize.Yurtsever olmak böyle testlere hazır olmak demekmiş onuda öğrenmiş olduk sayelerinde...Albay Karuna’yı merak edenler Sri-Lanka Tamil savaşına bir göz atsın...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News