ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Kerkük ve Rakka-Nurettin Yıldırım

Birinin kurtuluşu, birinin düşüşü, birinin zaferi, öbürünün ihanete uğraması hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleşmişti. Rakka IŞID’in başkenti, Kerkük kürtdistan’nın kalbi veya kudüsü. Rakka’da seviç, çoşku ve bayram; Kerkük’de üzüntü, şok ve matem vardı.
 
Rakka’yı zafere götüren de kürtlerdi. Kerkük’ü yenilgiye, işkale maruz bırakan da kürtlerdi. Birinde kürtler direnişin zaferini yaşarken, diğerinde kürtler teslimiyetin ihanetini görüyordu. Raka da YPG zaferini dünyaya, kürdistan halkına ilan ettiği saatlerde, Kürdistan’nın kalbi Kerkük’de IŞID’in türevi Haşdi Şabi kürdün ihaneti sayesinde zaferini ilan ederek bıçak gibi kürdistan kalbine saplanmıştı.
 
Kürt halkı aynı anda iki duygu, iki heyecan arasında gidip geliyordu. Olup bitenlere sevinsin mi, ağalasın mı? Bilemiyordu. Halkın gözlerinde hem sevinç, hem utanç yaşları akıyordu. Bir yerde sevinç halayları, bir başka yerde utançtan kaçışlar vardiı. Karışmıştı her şey bir anda birbirine. Karışık duygular seli içinde ortalık allak bullak keşmekeş gidiyordu. Umut ve umutsuzluk kol kola birbirine eşlik edercesine yarışıyordu.
Her şeye rağmen kürdistan halkı olup bitenlere yabancı değildi. Bir sarsılma hali vardı ama dimdik ayakta duracak gücü de vardı. Yine de paniğine kapılmadan, güneyde serhıldanlarla Rojava’da Rakka zaferiyle başı göğe ermiş ve buruk da olsa geleceğe dair olan umutlarla sevincini kutlayarak göstermiştir. Güney kürdistan’daki ihanet dalgasının yaratığı olumsuz gidişata karşı tavırsız kalmamıştı. Kürdistan’nın bir başka tarafında Rojava ve YPG savaşçılarının üstün başarısının yarattığı hava aynı anda kürtler üzerinde dolaşan kara bulutların dağılmasına yol açacak keskinlikte etki yaratmıştır. Bu etki aynı zamanda kürtlerin en onurlu ve tesseli güç kaynağı olarak tarihe geçmiş oldu.
 
Raqa da zafer, Kerkük de hezimet. Bu duruma nasıl gelindi. Savaş siyasetin devamıdır, denilir. Siyasetin ne ise, savaşın da odur. Dost düşman, özgüç meselesi ve tanımlamsı, ilişki ittifaklar ona göre belirlenir. Tabi ki, zafer ve yenilgi meselesini buralarda izlenen siyasetlerden, siyasi duruş ve kararlılıklardan kopuk ele almak mümkün değildir. Dahası izlenen tutumlarla ilgisiz bir mesele değildir. Halk açısından bakıldığında her parçadaki bütün kürtler birbirine benzer konumlara sahiptir. Bütün parçalardaki halk her fedekarlığı yapacak bilinçte bir mücadele azm, kararlılığını zaman teredütsüz göstermiştir. Fakat aynı duyarlılık ve kararlılık örneğini siyasi öncü yapılarında görmek mümkün değildir. Bütün kırılmalar ve tökezlemeler, ihanetler her ne olmuşsa, burdan başlamıştır. Daha net anlaşılması açısından bu iki farklı yaklaşım arasındaki tutum farklarını görmek için bir iki somut örnekle neyin ne olduğunu fazla dil dökmeden görmek, anlamak mümkündür.
 
Birincisi ve en önemlisi YPG Rojava da DAIŞ’ e karşı savaşırken, her şeyden evel kendi özgücüne dayanarak savaşmıştır. ABD ve koalisyon desteği yıllar sonra başlamıştır. Orada kürtler Amerika istediği için değil, kürtler kendisi kendi savunmaları için batılı güçler daha yokken savaşa girmişlerdir. Koalisyon güçleri sonradan gelip yardım sunmuşlardır. Bunu da çıkarları gereğince yaptıklarını da unutulmasın. Bir diğer önemli mesele YPG yetkililerin bütün tutum ve açıklamalrında kendine, öz güçlerine sarsılmaz bir güven ve kararlılık sunmuşlardır. Eğilip bükülmeyen çelikten bir duruş sözkonusudur. YPG yetkililerin Rakka zaferinin hemen akebinde basın mensuplarının sorularına ilaveten yapmış oldukları şu açıklaması çok önemlidir. “hali hazırda bizim sınırlarımız, kan terle emekle özgürleştirdiğimiz alanların tümünü kapsar. (Türkiye, Süriye rejimi gibi ülkeleri kastederek) Bizim bu alanlara bir saldırı durumunda bu sınırlarımız genişleyebilir. Süriye rejimiyle demokratik temellerde uzalaşabiliriz. Süriye rejiminin kendi kanlı ve zorba geçmişini bilerek ve buna gereken tavırı göstermesi koşuluyla halkların özgürlüğu temelinde bir federasyon dayalı çözüm ve anlaşmalara açığız” demesi önemlidir. Burada ne eğilip, bükülen, ne de zafer sarhoşluğuna kapılan kendinden geçen kuru sıkmalar vardır. Güven içinde ve kararlılık ifade eden netlikte bir söylem vardır.
 
Ama aynı netliği güney kürdistan yönetiminden görmek pek olası olmadı. Kürt halkını ve özgüçlerine güven meselesinde hep ikircikli tavır içerisinde olundu. Ta başından beri bir ucu Türkiye, bir ucu İran’ la sıkkı fıkılarla geçen bir ilişki düzeni oturtuldu. Türkiye’yi memnun etme uğruna Rojava’ yı hendek ve barikatlarla abluka altına almalar hep sürdü. Bu yetmezmiş gibi ENKS üzerinde türkiye ve terörist islamcı cihatist gurupların her türlü Kürd karşıtlığı ve zorbalıkları görmezlikten gelindı. Daha çok Süriye eksenindeki gelişmelerde YPG teşhir edilmeye çalışıldı. Yine bu süreçlerde ilişki adına Türk faşist rejiminin kuzey kürdistan şehirlerindeki katliamlarına dair kürdistan hükümeti tarafından tek bir ihtiraz ve eleştiri görülmedi. Yapılan kem kümler ve eleştiriler hendek adı altında o da kürt direnişçilere yöneltildi. Dolaylı olarak türk devleti suçsuz günahsız gösterilmeye çalışıldı. Öyleki Türkiye yada İran’nın öncelikleri güney kürdistan’nın öncelikleri haline getirildi PKK’ karşıtlık siyaseti üzerinden giden yaklaşımlar içinde ve temel politik gözetimler o eksende sürdürüldü.
 
En son güney kürdistan yönetiminin tüm eleştiri ve eksikliklerine rağmen referandumla kendini göstermesi çok anlamlı ve önemli bir hamleydi. Kendine özgüveni kararlılıkla ortaya koyması ve Türkiye, İran etkisinden çıkma bakımından da bu tutum çok değerliydi. Ne var ki, referandum sonrası ortaya konulan tutmum referandumun öncesindeki kararlığa denk düşmüyordu. Verilen tepki referandumun büyüklüğüne, görkemine ve başarılı sonuçlarına uygunluktan uzaktı. Kürt düşmanı devletlerin büyük baskıları karşısında kürt sorumlularının gevşeme belirtileri giderek artmıştı ki, onların dahada saldırganlaşmasına yol açmıştı. YNK’nin İran’la dansı, KDP’nin Türklerin her türden aşağlamalarına karşı dostluk adı altındaki yaltaklanma zaafları kürt karşıtlarını cesaretlendirmişti. Örneğin kürd yönetiminde bulunan bazı yetkililerin Türkler için; “eski dost düşman olmaz” söylemi başlı başına sorunlu ve ona yaltaklammaya giden yolu açık tutuyordu.Yine;“Türkiye ile ilişkiletimizi düzeltmek için her şey yapmaya hazırız” türünde açıklamalar yutulur gibi değildi. Bunlara bir anlam vermek mümkün değildir. Eğer ortada bir hafıza kayıbı yoksa, bu düpedüz kürd halkının hafızasıyla, bilinciyle alay etmek demek oluyordu. Nasıl oluyor da, tarihinde kürtlere hep düşmanlık ve katliam yapmış birini geçmişin ve bugünün dostu olarak görüyor ve bu dost için her şeyi yapacak kadar kendini utanmadan sunmaktan çekinmiyior. Olacak gibi değil. Bunun mantık çerçevesinde ne bir açıklaması, ne bir karşılığı vardır. Geriye kalan bir tek açıklaması kalıyor, o da değerler üzerinde yapılan alçakça peşkeşlik ve pazarlıklardır. Kirli yağma hille dolu kokuşmuş bireysel saltanata dayalı al ver ilişkilerdir. Eski dost düşman olmazdan ve her şey yapılır demekten bu kast ediliyorsa tabiki buna kimsenin ihtirazı olmaz. O zaman mesele anlaşılırdır.
 
Savaşlarda yengiler olduğu gibi, yenilgiler de olabilir. Bunlar savaşın doğasında olan normal şeylerdir. Ama yenilgi vardır, yenilgi vardır. Utanç verici yenilgiler vardır, geleceğe miras bırakan destansı özellikler taşıyan yenilgiler vardır. Tarihte örnekleri çoktur. Troya savaşında yaşanan trajedi biliniyor. Troyanın büyük savaşçısı Hektor Aşil’e (Achilleus) karşı yenildiği halde Aşil Hektor’un asaleti karşısında eğilip, bükülmüştür. İnsanlığın gönlünde zaferi kazanan Hektor’ dur. Onun içindir ki, Hektor tarihe ölümsüz bir kahraman olarak geçmiştir. Kobani de kürtler de yenilebilirdi. Ama öyle de olsaydı kobani bugünkü gibi yine destan olacaktı ve yine halkar nezninde zaferin kazananı olarak bugün sahip olduğu değeri koruyacaktı. Kerkük de pek ala bir kobani olabilirdi. Bir iki gün direnilseydi dört parçadan bütün kürtlerin akın akın desteğine kavuşmaması için hiç bir neden yoktu. Fırsatlar bu kadar olgunken bunun çok basitçe heba edilmesi ve bir utancın yaşatılması kürtleri kahretmiştir.
Güney kürdistan' da ortaya çıkan bu tablo tüm kürtleri çok derinden yaralaması ve üzmesi büyük bir trajedidir. Türkiye, İran ve Irak'ın itifakı dahilinde yapılan hille ve oyunlarla birlikte, ABD dahil, uluslararası güçlerin bilgisi dahilinde iç ihanetle tamamlanan bir süreç olmuştur. Bu sürecin getirdiği acı ve yaralayıcı tablo kürt halkına büyük bir utançı yaşatmıştır. Bunun ilerde ne tür gelişmelere evrileceği şimdiden kestirmek pek olası olmamakla birlikte, kürdistan halkının bu süreci sindirmesi ve kabul etmesi pek mümkün olmadığı, olamayacağını göstermektedir.
Güney kürdistan halkı kendi tercihini referandumla göstermiştir. Referandum çok önemli bir kazanımdır. Bu sonuçlar onun gerçek değerini ortadan kaldıramaz. Sonuçları genelde bütün kürtler açısından bir belge niteliğindedir. Bu gerçek kayıtlarda ve hafızalarda yerini almıştır. Bunu hafızalarda silmek mümkün değildir. Kürt halkının demokratik tercihine yapılan saldırıların illa bir karşılığı olacaktır. Önemli olan halkın bu yöndeki istek ve talepleridir. Ortaya çıkan tablonun olumsuz etkileri ve sarsıntıları uzun sürmeyecektir. Yaşanan trajediyle bir tökezleme sözkonusu olmuştur. Daha güçlü ve kendi öz güveniyle yeni alternatifler yaratarak bir çıkış bulacaktır. Kürt halkının geldiği düzey itibarıyla, hiç kimse hiç bir kuvvet onu eskisi gibi istediği biçimde yönlendiremez ve yönetemez.
 
Kürt halkı bu tür trajedileri çok kez yaşamıştır. Her defasında daha kararlı ortaya çıkmıştır. Tarinde örnekleri çoktur. Ama bugün ki uyanışı, bilinci hiç bir dönemle kıyaslanmayacak düzeyde donanımlıdır. Mücadele azmi inadı kendi içindeki çıkarcı, ihanetçi, hilleci, yalancı, kokuşmuş çürüklerini def edecek kadar güçlü ve tercübelidir. Bundan sonra daha emin ve sağlam adımlarla bir geleceğe yönelecektir. Bütün kürtlerin gūney kürdistan’daki gelişmelere kayıtsız kalmamalı. Özellikke kuzey kürtleri olup bitenleri referandum üzerinde KDP,YNK’nin gafleti, yanlışı gibi adlar altında yaşananlara sesiz kalınması doğru değildir. Saldırılar bütün halka ve kürdistan’ nın yenide talan ve işkalına yöneliktir. Mesele doğru yanlış meselesinde çıkmıştır. Bir halk en temel değerleriyle yok edilmek istenmektedir. Buna seyirci kalınamaz. Mesele ben sen meselesi olmaktan çıkmıştır. Her ne pahasına olursa olsun bütün kürtler her alan ve zeminde bir tek ses halinde tepki vermesi elzemdir.
 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News