ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Kaybedeni Belli, Kazananı Henüz Belli Olmayan Savaş-Nurettin Yıldırım

Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmeler nereye, nasıl evrileceği merak konusu olmaya devam ediyor. Kürt cephesinin güney parçasında yaşanan kırılmalara rağmen, Rojava daki gelişmelerle bütünsellik içinde Kürt ve kürdistan meselesi bütün gelişmelerin odağında yer almaya devam ediyor.
 
Son gelişmelerle, başta Türkiye ve İran olmak üzere Bağdat ve Şam da buna dahil kendi aralarında çatışan bölgesel güçler şimdilik uzlaşmış gibi görüyor. Kürtlerin hiç bir kazanımlarına saldırı ve hak ve taleplerini yok etmek üzere aralarında bir uzlaşıya vardıkları görülmektedir. Bölgede halen devam etmekte olan hakimiyet savaşında en çok merek edilen konulardan başında Kürtlerin geleceğine dair kaygılar, beklentiler oluşturmaktadır. Kürtlerin geleceği ne olacak? Vb. Sorular endişeler, kaygılar odağında tartışmalar ilgiyle sürüp gidiyor.
 
Kobani zaferinden bu güne her dönem alan genişleterek başarı sağlamaya devam eden kürtler Rakka zaferi ardından önemli bir eşiğe gelmiş bulunuyor. Özellikle Güney kürdistan’daki son olumsuz gidişatlarla bütünlük içinde kürtler değerlendirildiğinde, bu dönem için oluşan iklimin Rojava parçasında da gelişebilecek olası durumlar nedenleriyle ele alındığında her şey daha iyi anlaşılmaktadır.
 
Genel itibarıyla kürt siyasal haraketi, mücadelesi en çok da Süriye sarmalında gösterdiği dinamik, başarı kapasitesiyle hem uluslararası alanda, hem de sahada ilgi odağı olmuştur. Onun için bu parçada kürtlerin, düşmanlarının her türden oyun ve entrikalarla yüzyüze kalması her zaman mümkündür. Bunun pratik yansımaları neredeyse an be an yaşanan günlük gelişmelerden anlamak mümkündür. Pratik politikada her şeyin daha haraketli baş döndüren hızda, seyretmesi buna delalettir. Öyle ki, siyasetin kulvarında bulunan hergüç kendi gidiş şartlarını, dost düşman ilişki kanallarını daha sık gözden geçirip yenileme, güncelleme ihtiyacını hissediyor.
 
Suriye’de Türkiye bağlantılı, Suudi, katar gibi ülkelerin desteklediği terörist islamcı DAIŞ ve El Kaide gibi radikal örgütlerin yenilgisi, bu ülkelere yansıması her geçen gün daha iyi görülüyor. Suudi’ de son yaşanan çalkantılar buna işarettir. Tutuklamalar, Lübnan’a kadar uzanan suçlamalar, kılıç kuşanmalar hayra alamet değildir. Suudi’deki darbe girişimi ve yolsuzluklar adı altında gelen tutuklamalar Bölgede islamcı selefist guruplarla gelen başarısızlıklarla bağalantılı gelişmelerden kaynaklı olduğu açıktır. Suudi de olduğu gibi, Türkiye’de de bunun yansımaları farklı biçimlerde görülecektir. Türkiye kendisine bağlantlı bu güçlerinin yenilgi ardından bütün enerjisini kürtlerin yok edilmesine hasretmiştir. Kürtleri hedefleyen kim olursa olsun onunla birlikteliğe odaklamış olsa da, yine de alanda kaybettikleriyle başbaşa kalacak ve nihayetinde kendi gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Onun bedeli her neyse ödemekten kaçışı artık mümkün olmayacaktır.
Süriye ve Irak’taki savaşa ABD ve Rusya’ nın da dahil olduğu ve zaman içinde savaş güçlerinin dengeler üzerinde değişen pozisyonları nedeniyle gelinen aşamada güç dengelerinin yeniden yapılması kaçınılmazdır. Savaşın bir cephesinde kürtler YPG ile başlayan, daha sonra DSG demoktatik Süriye güçleri şeklinde yükselen ve bunun Demokratik Süriye Federasyonu biçiminde bir statü kazanması, diğer taraftan Rusya’yı yanına çekerek, İran ve Hizbullah’ın yardımı ile, rejimin kendini alaşağı etmek isteyen güçler karşında başarı kazanması ve kendini devrilmekten şimdilik kurtarmış olması, yeni bir süreci aralamış bulunmaktadır.
 
Bu savaşta ortaya çıkan en önemli gelişmelerden biri de hiç şüphesiz, Ankara’nın, Erdoğan’ının, Yeni Osmanlı yayılmacı rüyalarının da gelinen aşamada eriyip, buharlaşıp gitmesi olmuştur. Bir diğeri de, yeni Osmanlı islamcı Erdoğan’lı ilişkilerinin parçası olmaya özenen kimi Kürt yapılanmalarının bu son süreçte yaşadıkları hayal kırıklığıdır. Bunların güvendikleri dağlara nasıl kar düştüğünü hayretle
 
izlediler. Özellikle güney kürdistan’daki referandum süreci ve TC ve İran islam cumhuriyeti arasında yaşanan ortaklığı aynı şekilde büyük bir şaşkınlık içinde karşıladılar.
 
Türk kaynaklı Sünni irkçı,faşist islamcı kuşatma darbelenmesi karşısında başka bir dinci, ırkçı radikalizmin, Şii islam redikalizminin yükselişe geçtiğini görüyoruz. Erdoğan’ lı Türk ırkçı rejimi; “kürtler olmasın da ne olursa olsun” hesabıyla bu güne kadar sahada kendileri için düşman belledikleri Haşdi şabi, Hızbullah Vb. İran’nın kuşatmacı bütün Şii güçlerine arka çıkmasının nedeni bellidir. Anlaşılan o ki, Erdoğan ’nın yenilgi psikolojisi ve intikam alma duygusu kürtlere karşı onu, her türlü çılgın, hesapsız dalışlara gidebileceğini göstermektedir. Süriye ve Irak’da kürtlere karşı merkezi otoritenin devamı üzerinde İran’la anlaşması, hatta Erdoğan ’nın; denginde, kıratında saymayan Ebadi ile aynı resim karesi içinde görünmesi, nasıl bir seviyede olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda bu onun, İran’nın bölgedeki üstünlüğünü ve hakimiyetini kabul etmesi anlamına geliyor. İran böylece Türkiye’yi kendisi için bir rakip olmaktan çıkarması, kendisinin bölgede ayakta kalan bir güç, hatta küresel bir güç olduğunu göstermiş oluyor. Özellikle Haşdi Şabi üzerinden Irak’da ve en son güney kürdistan’daki hamleleriyle bölge denklemi içinde kendi güç ve etkinlik düzeyini, rolünü daha etkili kılmış bulunuyor.
 
İran’nın Güney kürdistan da aldığı hızla Haşdi Şabi üzerinden bir benzer müdahale seneryoları Rojava’da da olabileceği ihtimal dahilinde de olsa şimdiden dillendirilmeye başlanmıştır. Bir yandan Şii kuşatması, diğer taraftan Idlib üzerinden dağılmış bittik sunni cihatistlerin Türk destekli kuşatması üzerinden kürtlerin kazanımlarını ve başarılarını yok etme hevesleri her an canlanması, gündeme sokulması mümkündür. Bunun getirisinin, götürüsünün ne olacağını şimdiden kestirmek pek mümkün değildir. Ama hep kürtler kaybedecek diye bir kural da yoktur. Güney de dahil her cepheden kürtlerin yükselişe geçmeleri her an mümkündür. Hiç olmadık şeyler de olabilir; Zağroslardan, Amanoslara, Akidenize açılan bir kürt kuşatması, verimli hilal kuşatmasının gelişme ihtimali de vardır. Kürtlere yönelik saldırılar bu aşamadan sonra böylesi gelişmelere yol açabilir. İran’nın kuşatma isteği Kürt verimli hilal kuşatmasının başarılı olma ihtimalini güçlendirme imkanlarını çoğaltıyor. Bu anlamda kürt hilalı Basra’dan, Lübnan’a, akdenize tasarlanan Şii hilalinden, kuşatmasından daha şanslı ve imkan dahilinde göründüğünü söylemek mümkün.
 
Bölgede ve en son güney kürdistan’daki İran Şii yapımlı Haşdi Şabi’li Irak ilerlemesi devam ederken, onun önünün alınması için yeni bir dönem açılacak gibi. İran’ın bu zorlayıcı çabaları ABD ve müttefiklerinin ona cevap vermeye mecbur bırakacak türden. İŞİD ve benzeri güçlere müdahalede olduğu gibi, Haşdi Şabi’ ye de benzer bir müdahalenin yapılma ihtimali çok fazla. Şimdi den bu türden yapıların bir kısmının terörist alarak adedilmesi, giderek hedef alınacaklarının işaretidir.
Burada yine öncelik müdahaleci güç kürtler olacak gibi. Hem Irak’da rejimin anayasal çerçevede kürtlerin haklarının korunup, güçlendirilmesi gözetilecek ve hem İran rejimi ve bağlantılarıyla mücadele öncelikler arasına geçecektir. Haşdi Şabi yenilgisinin de Kürt güçlerinin eliyle gerçekleştirip, belki kürtlerin elini bu şekilde güçlendirmesi bir tercih olarak gelişebilir. Bu bağlamda batılı emperyal güçler Irak bütünlüğü içinde daha zayıf Kürdistan yerine, daha güçlü Kürdistan kendileri için daha makul bir çözüm olarak benimseyebilirler. Küresel batı güçleri kendileri için, anlaşıldığı kadarıyla ayrılığa karşı bütünlüklü bir Irak seçeneği üzerinde mutabık kaldıkları anlaşılıyor. Barzani’ye: “ güle güle” deyip, Neçirwan ve Kubat’ ı adres gösterip hoş karşılamaları buna yormak mümkündür. Bu İran’a karşı önümüzdeki dönemde acık ve daha net uygulanabilir bir stratejinin parçası gibi tekrardan sahaneye konulur bir biçimde gündeme gelmesi beklenebilir. Anlaşılan ABD Irak’ı ne pahasına olursa olsun İran’a kaptırmayı düşünmüyor. Gelişmelerden de anlıyoruz ki; Irak’ı kaybedeceğini düşündüğü andan itibaren bölgede bir Kürt devletinin kurulması için, en büyük destekçisinin de yine ABD’nin kendisi olacağını söylemek de abartı sayılmaz.
 
Bölgede sürmekte olan savaşın yenilen tarafları belli, ancak kazananları henüz belirlenmiş değildir. Bölgede Amerika ve Rusya’ nın varlığı kazanın kim ve nasılını içinden çıkılması zor ve çetrefilli kılmaktadır. Her şey dönüp, dolaşıp eninde sonunda gelip kürt ve kürdistan meselesinde düğümlenmektedir. Kürt meselesi her türlü ideolojik bağlamdan bağımsız olarak var olma, yok olma meselesidir. Demokratik hak ve özgürlükler anlamında kendi geleceğini belirleme ve bu anlamda siyasal irade ortaya koyma meseledir. Bunu pratik politikadaki karşılığı bir çözüm iradesinin, yeteneğinin ve gücünün gösterilmesidir. Önemli olan bu beceri üzerinde kendi özgüçlerine dayalı irade gücünün üretebilmesidir. Bu savaşta kürtlerin kazanma şansı çok yüksek olduğu gibi, riskleri olan ve tehlikeleri barındıran tuzaklarla dolu bir sarmaldan geçildiği hakikatinin unutulmamasıdır. Özellikle diplomatik alandaki dönen hille, entrika ve oyunlara karşı her bakımdan dikkatlı,duyarlı olunması önem arzediyor.
 
Son güney kürdistan’daki gelişmeleri görerek, olabilecek tehlikeler bellidir. Düşman güçler kürtlerin kendi adına söz ve eylemde bulunmasına tahamülsüzdür. Güney kürdistan’daki referandum gerçeğinde bu durum tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bir Bağdat bile bunca yıllık federasyondan sonra bile fırsat bulduğunda nasıl eski Sadam’lı günleri hatırlatır niteliklerde saldırgan, katliamcı hegemoncu olabileceğini göstermiştir. Bu türden tehlikeler her zaman vardır. Burada tecrübe anlamında çok önemli verilere ulaşıldığı muhakkaktır. Bu gibi gelişebilecek oyun ve tehlikelere karşı uyanık ve birlik içinde olunması çok daha önemlidir. Birlik adına ne olacaksa ve ne yapılacaksa, bu ulusal kongre mi, dayanışma mı, ittifak mı, birleşik ordu mu her ne yapılacaksa şimdi yapılmalı ve zamanıdır. Halen geç kalınmış değildir. Dönem suçlamalar, kötülemeler, yermeler dönemi değil. Bütün kürt düşmanlarının aralarındaki düşmanlıklara rağmen kürtlerin hak ve özgürlüklerinin yok edilmesi üzerinde birleşmesi mümkünse, kürtler de aynı şekilde kendi düşmanlarına karşı birleşmekten başka kurtuluş yolu yoktur. Hiç olmazsa bundan ders alınmalıdır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News