ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Size Bazı Hayat Notları Düşeyim…-Dursun Ali Küçük

Devrimci kuşak olarak büyüdük. 
Amacımız devrim yapmaktı.
Kürdistan devrimi için yola çıktık. Fedekarlığımızdan hiç küşkunuz olmasın.
Bağımsız demokratik ve birleşik Kürdistan hayalimizdi.
Bu amaç için yola çıktık.
İlkin bağımsız demokratik Kürdistan, sonra sosyalizme geçecektik.
Sosyalizm düşlerimiz de samimiceydi.
Ama tuhay huylarımız vardı...
Herkes en “iyi devrimci ve sosyalist” biziz diyordu. Proleter devrimciliği kilit noktaydı.
KCK bugün onun yerine “demokratik” koymuş ya... Herşeyin “demokratik” i.
Marks-Engels-lenin-Stalin dönemi sosyalist, ondan sonrası revizyonist veya sosyal-emperyalist..
Avrupa sosyalizmi fazla iç çatışmalara yer vermedi.
Sovyet sosyalizmi despotik özelliklerle birleşti.
Tasfiyecilik ve emperyalizmin ajanı revaçtaydı. Milyonlarca devrimci ve sosyalist vuruldu, hapislere kondu.
Karşı devrim dediklerine her tür sosyalizm yaklaşımı giriyordu. Tekçi sosyalizm aslında sosyalizm değildi. 
Mülkiyet sadece devletteydi.
İyi devrimciler döğüştüler, öldüler, kendilerini feda ettiler. Lider kültü, lidere tapma ve kendileri dışında herkesi düşman görme yerleşmişti.
 
*70leri çok iyi hatırlıyorum.
Sovyetler sosyalist mi değil mi birbirimize giriyorduk. Silahların konuştuğu zamanlar da oldu.
Faşist, sosyal-faşist, karşı devrimci (düşman), tasfiyeci, Stalincilik gırla gidiyordu. Avrupa sosyalizmini dikkate alan pek yoktu. Onların hepsi nihayetinde karşı devrimci veya reformistti.
Tartışmalarda ayrışmalar buna göre oluyordu. Kimileri sırf bunun için örgütlerden ayrılıyor veya örgütlere katılıyordu.
Kürdistan da Kürt hareketleri çoğunlukla bağımsızlığı savunuyordu. Öncelik Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesiydi.
Kürdistan partileri birbirine girmişti. Teslimiyetçi, ajan-provakatör, karşı-devrimci, sosyal-faşitst vb tanımlamalar yaygındı. Nezlelerden etkileniyorduk. Kürdistanda gerçi bu daha azdı.
12 Eylül cuntası gelene kadar hayatını yitiren arkadaşlarımızın (PKK) yarısı(belkide fazlası) iç çatışmalarda vurulmuştu.
PKK, o zaman KDP yi emperyalizmin uşağı, özerkçiliği savunduğu için de işbirlikçi vb olarak yansıtmaya çalışıyordu. Güney Kürdistan ulusal mücadelesinde olumlu bir yan görmüyordu. Kürd mücadelesini o zaman yönetenleri “gerici” olarak tanımlıyordu. Sonra bu görüşünü değiştirdi, 1999 da fazlasıyla eskinin de gerisine düştü.
O zaman da birleşmedik.
Ama nerede birleştik?..
Ne zamn Tc sömürgeciliği ve faşizmi, çoğumuzu hapishanelere koydu, işte ister istemez oralarda birleştik, paylaştık, beraber direndik. Bir döneme kadar hapishanede de birbriine karşı devrimci diyenler yan yana gelmiyordu, aynı toplantılara katılmıyordu.
TC kılıcını herkese açık çekip biçtiğinde yana yana sokulduk.
Hayat bize bunu dayatmış ve öğretmişti.
 
*O günden bu güne hayattaki zikzaklar böyle devam ediyor.
Kürdistan partileri zaman zaman yan yana geldi. Cepheler kurdular. Belli düzeylerde ittifaklar oldu.
Arada bir zaman geçiyor gelişmeler oluyor, sözde diyelim “biraz rahat” oluşuyor.
Liderler ve partiler yine yoldan çıkıyorlar.
Bir olay mı oldu, fırtınalar yine kopmaya başlıyor.
 
*PKK lideri Öcalan’a komplo oldu, KDP ve YNK sessiz kaldı. PKK de kırılmalar yaşandı.
Söylenenler yenilip yutulur cinsten değildi. Bu kırılma Öcalan’ın özgürlüğünü Kürdistan’ın özgürlüğünün önüne koydu. Önderlik hapisten çıkarsa Kürdistan kurtulur yanılgısına düşülmüştü.
O günden bu güne madalyonun bir yüzüne dayanılarak KCK, PYD vb bütün örgütlenmeler devletin örgütlenmeleri ve sömürgecilerle haraket edenler olarak değerlendirildi.
Bu yaklaşım ortak bir nokta bırakmıyor. KCK ve milyonlarca kitlesini otomatikmen karşısına alıyor.
PYD nin ABD ve koalisyon güçleriyle birlikte sağladığı başarılar yukarıda izah ettiğim yaklaşımdan dolayı tukaka ediliyordu. Dışarıdan aşılamalar yapılmaya çalışıldı ki, bu tutmadı. Oysa doğru tavır eleştiri ve uyarılarla birlikte yanında olmaktı.
 
*Güney Kürdistan’da bağımsızlık referandumu oldu.
Halk %93 evet dedi. Katılım %71 di. Halkın zaferiydi bu.
Mesut Barzani’nin bunda etkileyici ve kararlı rölü inkar edilemez. Halk bağımsızlığa karar verdi.
Onlar ABD ve diğer yerlere gerekli mesajları vermişlerdi, referandum yapıyoruz, ama uygulamıyoruz diye.. Sonralara bırakıyoruz. Şimdi de dondurdular.
Halkın verdiği bu tabuya uygulanana kadar sahip çıkacağız. Gayet demokratik ve barışçı bir ortamda hilesiz yapılan bir referandumdur.
Hayata yanlış diyenler kendisi yanlıştır.
Halkınızın kararına demokratsanız saygılı olacaksınız.
Hikayeler anlatmanın hiç bir yararı yoktur.
 
*KDP ve KCK bazı başarılar son yıllarda Güney ve Rojava da sağladılar, bir açıdan kendini kaybettiler. Düşmanla yarışacaklarına birbirleriyle yarışıyorlar.
Son Kerkük ihaneti ve işgali ayrıca 2014 ten sonra kazanılan diğer yerlerin kaybedilmesi Kürdistan için ciddi kayıptı. Nedenlerini önceki makalelerimde yazdım.
KCK, bu sefer sessiz kaldı. Hatta tarafsız kalacağız diye açıklama yaptılar.
Düşmanın Kürdistan’daki işgalini kınayacağına ve asıl buna tavır alacağına başka hedeflere
yöneldiler. ihanet eden ekip YNK içinde olmasına rağmen ve kendilerinin dahi yaptıkları ihaneti kabul etmelerine karşın onları es geçtiler.
Doğrudan basın ve yayında, sosyal-medyada KDP ve Barzani ye yüklendiler. Aşağılama ve hakaret yöntemiyle yenilgiyi adeta gözlerine gözlerine sokma tavırları sergilendi.
Goran, Komele ve YNK li Bafıl ve yeğenlerine yakın olan komutan ve kişilerle söyleşiler yaptılar.
Irak, İran, Tc, ABD ve İngiltere nin yol verdiği bu operasyonda hatta bazıları, “KDP ve YNK gider biz iktidara geliriz” hesabını yaptılar.
Düşmanına yapamadıklarını birbirine yaptıklarını, ve hınçlarını içe akıtma çabasını güttüklerini çok açık gördük.
Barzaniyi düşmana yem yapmayalım, bu doğru.
Ama öncelikle Kürdistanı savunacağız.
Herşeyden önce işgal edilen yerlerin kurtarılmasını ve içte yeniden yapılanmayı sağlamamız şarttır.
 
*Özyönetim ve hendek savaşında bazıları KCK yi amansız biçimde aşağılıyordu. Sanki Kürtlere saldıran TC değil miş gibi hep KCK ye yöneliyorlardı.
O zamanda isyan ettim. Eleştiri yaparım ama TC uygulamalarına karşı da halka sahip çıkarım yaklaşımı gösterdim.
Hatta “Müzmin PKK muhalifleri” diye bir makale yazdım.
Şimdi ise tersinden bir hatırlatma yapayım.
Aynı basınç içinde kalanlar şimdi karşı benzer basınç tercih etmesi, ne kadar benzediklerini gösteriyor.
Bende şimdi haklı olarak şunu söylüyorum:
Müzmin KDP ve Barzani muhalifleri” diyorum.
Kürdistan’a ve insanlarınıza sahip çıkmayı unuttunuz.
Ne oldu beklentileriniz boşa çıktı.
Bazıları Güneyde düşmanlarımızın onları iktidara getireceğini sandı.
Yanıldılar, getirmediklerini gördüler. Mesut Barzani istifa etti.
ABD ve Batı Neçirvan Barzani ve Kubat Talabani’yi işaret ettiler.
Öyle “KDP bitti” diyenler yanılıyor. Yerini dolduracak hazır kimse yok görebildiğim kadarıyla.
Hatta size şunu hatırlatabilirim:
Sayın Mesut Barzani başkanlık seçimlerine katılmayacağını söyledi. Seçime katılsa ve karşısına Berhem Salih, Gorandan bir kişi mi, veya başkalarımı çıkacak...
Halkın yine Mesut Barzani yi seçmesini önemli olasılık olarak görüyorum.
Özellikle kuzeyden ve Avrupadan Güney i tanımayanlar yönlendirme haberlerle yükseklerde uçuyorlar..
Türkiye’de kısmen Güney algısı TC algısı ve propagandasıyla benzerlik arzediyor.
..
Hayat tecrübesi: devrimde bol düşmanlar, kerkes kötü “ben iyi” çökmüştür. Doğru değil.
Tecrübe iki: Kürdistan’da ki düşmanlık kaynağını sosyalist despotizm, ortadoğu lider zihniyeti, parçalanmışlık, aşiret kavgalarından alıyor.
Tecrübe üç: O kadar çok iç düşmanları subjektif niyetlerimiz vb ile üretiyoruz ki, geriye sağlam denilecekler kalmıyor. Veya bunu söyleyenlerin dışında sağlamlar kalmıyor.
 
Irak la işbirliği ve Kerkük vb yerleri teslim edenleri Kürtlerin bazı partileri öne çıkarmıyor.
Bunu niye yaptıklaırnı bir araştırmak ve sorgulamak yerinde olur.
Bir arakdaş diyordu ki: “Tecrübe yenilen kazıkların toplamıdır”.
İç ihanet satışlar ve düşmanla işbirliği ederek kardeşini boşa çıkarmak yenilen EN ACI KAZIKTIR.
Kürdistan partilerinin birbirine düşmanlığı, iç çatışma ve savaşlar düşmana hizmet eden YAĞLI BİR KAZIKTIR..
Yeter artık lo...
Kazıkları yemeye ne kadar balıklama atlıyoruz...
İçe yönelenler kördür ve yapılan düşmana hizmettir.
Kürdistan partileri arasındaki savaşın kazananı yoktur...
Her zaman düşman yararlanır veya kazanır.
Bir parti düşmana yenilsin ve ben yerine geçerim diyen namerttir.
Bafıl-Pavel Talabani vb de kazığı bir güzel yedi.
Daha şimdiden “biz böyle anlaşmamıştık” demeye başladılar...
Düşman bildiğini yapar, senin gibileri mi dinler...
 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News