ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

40 Yaşındaki PKK'ye Soru ve Öneri-Hüseyin Turhallı

"Ben Cemil Bayık Olsaydım" başlıklı yazıda "Dört gün bir mağaraya kapanır, yemez içmez, düşünür ve neden buralara kadar sürüklendiğimizi anlamaya çalışırdım" demiştim.

4 gün sonra da PKK'nin 40. Kuruluş yılı. Şimdi de bunu en üst yönetimden sempatizanına kadar bütün PKK yapısına öneriyorum.
****
ı- PKK neredeyse bütün dünyada "terörist örgüt" olarak tanımlanıyor. Oysaki PKK'nin "terör eylemi" diye tarif edilen uygulamaları Türk devletinin sivillere, şehirlere, köylere, doğaya ve hayvanlara karşı işlediği suçların yanında devede kulak değil, birkaç kıl bile sayılmaz.

Daha da ötesi, doğal hukuk ulusal kurtuluş mücadelelerini haklı ve meşru sayarken bunu bastırmaya çalışan baskıcı- sömürgeci uygulamaları da haksız ve gayrı meşru saymıştır.

Peki PKK niye terörist, Türkiye uluslararası meşru muhatap? Neden Erdoğan'ın başına değil de Murat Karayılan'ın başına ödül konuluyor? Yanlış nerede?

ıı- 40 yıllık mücadele sürecinde PKK'ye üstün yetenekli yüzlerce ve hatta binlerce kadro katıldı, sempati gösterdi. PKK bu katılımları yeteneklerine göre değerlendireceğine "ideolojik-politik yapısını bozmaya gelmiş düzenin çocukları olarak gördü- Öcalan'ın çözümlemeleri ve Karasu'nun onlarca defa tekrarlanan açıklamalarından)

Yüksek Atom Mühendisilerini, Elekrtirik elekronik mühendislerini lojistikçi diye katırların peşinden koşturdu. Uzay bilimcilerini, fizik kuramcılarını ajan diye yargıladı, siyasal bilgiler, sosyal bilimler ve hukuk bilimi alanında uzman olanları amele diye istihkam bölümlerinde çalıştırdı.

Neden?

Savaş tarzını yıllarca yaşayarak gördük. Şimdi de görüntü ve açıklamalardan izliyoruz. Kurmaylık düzeyi yoktur, kurmay diye tarif edilebilecek tek bir isim de. Kurmaylık yetenekleri bulunan komutanlar neden çete-düşkün- ajan denilerek yargılandı, kaçırtıldı?

Bu kadrolara ve komutanlara yönelik yapılan hatalar ve haksızlıklar için üst yönetim neden hata yaptığını kabullenmiyor?

Legal alanda ortaya çıkan yetenekleri de buna dahil etmek gerekiyor. PKK basınının kullandığı dil ve üst yönetiminin gösterdiği tutum ve umursamazlığa bakıldığında "Demirtaş'ın zindana atılmasından son derece memnun oldukları" biçiminde bir izlenim doğuyor.

Parti yönetimi, başta Demirtaş olmak üzere binlerce HDP kadrosunun zindana atılmasından, zindanda tutulmasından memnun mu?

ııı- Üst düzey yöneticilerin yaptığı açıklamalara bakan, kadroların yaptığı uygulamaları izleyen, sempatizanların yaptığı konuşma ve açıklamaları dinleyen dışarıdan üçüncü bir göz-beyin "bunların nesnel gerçeklikle, reel dünyayla ilişkileri kopmuştur" diyerek ürküyor. Bu bir çeşit delilik olabilir mi?

Sürekli hataların ve gerilemenin nedeni reel gerçeklikten kopmuş böylesine bir deliliğin doğal sonucu mu?

ıv- PKK'nin temel sorunu kendisini yenilemiyor olmasıdır. Bunu 1998'de bizzat Öcalan'a resmi bir yazı ile de ifade edenler oldu ve yenilenmenin önünde baraj oluşturan yönetimin baştan sona yenilenmesini önerdiler.

Öcalan da "Çekilip size devredebilirim. Ancak bana ne yapacağınızı bilmiyorum" demişti. En üst yönetimin de bu türden bireysel kaygıları var mı?

Size düşman olmayan, yakınlık gösteren dışarıdaki herkesten, onlarca cephe çalışanı, her düzeyden kadroyla yapılan konuşmalarda duyulan ortak bir cümle var "değişimi en çok en üst yönetim istiyor. Ancak değişimin önündeki en büyük engel de onlar" diyorlar.

Acaba yönetim de kendisini değişimin önünde bir engel olarak görüyor mu? İdeolojik, politik- askeri alanlarda stratejik olarak radikal bir biçimde değişim gösterilmediğinde Kürdleri ve partiyi bekleyen sonu görebiliyor mu?
****
Bir hatırlatma ve öneri

- 19 yıl önce Dola Kokê'de yapılan 7. Kongre'de Osman KDP ve YNK'ye karşı savaş kararı aldırmak isterken çoğunluk olarak bizler karşı koymuştuk. Görünürde Osman'a gerçekte ise Ergenekon'a karşı cesaretli bir duruş sergileyemediğiniz o gün boğazlandık.

Ergenekon generallerinden gelen bu talimat Osman ve İmralı baskısıyla uygulandı. Yüzlerce arkadaşımız ve insanımız can verdi.

ı- PKK'yi ve bir bütün olarak Kürdistan davasını bitirilişe götürecek olan süreç Öcalan'ın esir düştüğü 15 Şubat'ta değil, PKK'nin iradesini İmralı zindanına hapsettiği 15 Mayıs 1999 günü başladı. Komplo o gün başarıya ulaştı. Bu bir delilikti.

**Önce iradenizi İmralı zindanından çıkarın. Delilik marazından kurtulursunuz**

Dostlarınızı düşmanlarınızı birbirinden ayıramayacak kadar bir akıl hastalığına tutulmuşsunuz. Sizler için en büyük kahraman Eifel Kulesi'ne Öcalan posterini asan Ömer Güney'di/r. Vahşice canınızı/canımızı alıncaya kadar.

Belki duyarsınız diye söylüyorum. Yanlışların militanı yalancı, yalaka ve korkaklarla maaşlı ajanların ortak bir görevi var:
Hakikate tetik çekmek......

**Bu aptal beleş ajanlarla maaşlı ajanları kulaklarından tutup çekin. Mümkünse kıçlarına tekme vurup kovun!**
....
40 yaş bir olgunluk alametidir. PKK yönetimi bu olgunluğu 4 soruda gösterebilecek mi?

Belki......

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News