ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

HDP'nin Seçim Bildirgesi-Selim Temo

HDP'nin seçim bildirgesinde "kayyımların yasakladığı Kürtçe, Süryanice, Ermenice, Arapça, Lazca gibi dillerde verilmesini savunur" ifadesi sorunlu biraz. ifade etmeye çalışayım:

1. kayyımlar Arapça ve Lazcayı yasaklamış değil. Lazca konuşulan bir belediyeye kayyım atandığını duymadım şahsen. Arapça ise yasaklanan bir dil değil tabii kayyımlar tarafından.

2. Kürtçe denirken bir parantezle (Kurmancî-Kirmanckî/Dimilkî/Zazakî) denebilirdi. bunu partide bu hassasiyeti taşıyan ve Kurmancî, Soranî ve Zazakî bilen bir dostla konuştum. onun söylediği şey şu: "elbette Kürtçe derken sadece Kurmancîyi kastetmedik. ama parantez açarken sadece Kurmancî-Kirmanckî desek bir grup, sadece Kurmancî-Dimilkî desek başka bir grup dışarıda kalırdı. sadece Kürtçe dedik ve bütün Kürtçeler anlaşılsın istedik." dolayısıyla bir ihmal ya da kasıt değil, terminolojik bir sorundan söz ediliyor.

3. Ermenice denirken parantez açılıp Batı ve Doğu Ermenicesi denmemiş. aslında bu iki Ermenice birbirine çok uzaktır, ama bunu az kişi bildiği için çok sıkıntı yaratacak bir ifade gibi görünmüyor. ama Kürtçe dendiğinde Kurmancî'yi anlama durumu çok yaygın. Başur'da ise Kurmancî konuştuğun zaman sana "sen Kürtçe bilmiyorsun, bu konuştuğun Behdînî'dir" derler. orada Kurdî, hatta Kurmancî'den anlaşılan şey, Soranîdir. Bakur'da ise dediğim gibi Kurmancî dominanttır. hatta Evliya Çelebi, 1641'de, 14 Kürt lehçesi var deyip hepsini saydıktan sonra "Kürtçeden kasıt Kurmancî'dir" der. bilimsel olarak bu böyle değil, ama yaygın kanı böyle. ben "paranteze alma"ya bayılmasam da Kurdî/Kürtçe dediğimde parantez alıp kastımın hangisi olduğunu yazıyorum.

4. mevcut bir hassasiyeti akla tutmalı: "biz", bize kendi adımızı fazla gören bir sistemle mücadele ediyoruz. felsefî anlamda paranteze alma hiç hoş bir şey olmasa da anılmak, kendimizi adlandırdığımız gibi adlandırılmak istiyoruz. adımız zikredilsin istiyoruz. bu, son derece doğaldır. özellikle bizim basın buna dikkat etmeli. canını dişine takarak çalışan çok genç arkadaşlar var. her şeyin uzmanı olmak zorunda değiller, ama bu tür şeylere dikkat etsinler lütfen.

hepsinden daha önemlisi ise, bana göre, şudur: aradan bin yıl bile geçse, kişi ondan esirgenen, ondan çalınan, ona yasaklanan dilini öğrenmeli. bu Kirmanckî olur, Siirt Arapçası olur, Kurmancî olur, Doğu Ermenicesi olur, Kırgızca olur, Hemşince olur... içine doğduğun dili iyi bilirsen dünyaya daha geniş bir solukla bakarsın. sonra dilersen komşunun dilini de öğren.

kayyımlardan önce devletin yüz yıldır yasakladığı kendi dilini öğrenmek, çocukluğunu geri kazanmaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News