ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Taşra-Merkez Aşkı- Selim Temo

SELİM TEMO
 
Merkez, sağcı taşra hareketini hizaya çekiyor. Taşralı iktidarın ulusalcı kurumları bu krizde imdada çağırmasının nedenini burada aramalı.
 
İttihatçıların gazetesi “Tanin”, Ahmed Şerif’i Balkanlardan Kürdistan’a kadarki geniş Osmanlı taşrasına oraları yazsın, gerçeği duyursun diye gönderir. Yazar oralarda halkı bulur gerçekten, ama “kurgulanan bir halk”tır bu. Ahmed Şerif’in külliyatı şu şekilde özetlenebilir: Yazar, taşraya gidiyor ve halktan sorunlarını, dileklerini anlatmalarını istiyor. Devletten fazlasıyla korkmuş taşralı, onu ajan saydığı ve ona güvenmediği için susuyor. Ama o, bu suskunluğun bir şeyler anlattığını varsayıp “aslında ne anlatıldığını” yazıyor. Bunlar elbette bizzat kendisinin yazdığı, zihninin ürünü olan şeylerdi (Bu, halk adına düşünüp davranma“gelenek”i yüzünden Türk edebiyatında uzun süre şiveye rastlanmaz). Ahmed Şerif, sonra kurguladığı şeyleri gerçek sayıp övmeye başlar:
 
“Bakın, taşra ne kadar da açık fikirli ve aydınlığa aç!” Kurgulayan kendisi, yazan kendisi, öven kendisi: Ahmed Şerif, Kemalizmin prototipidir. 
(Ara söz: Bugün zahirî iktidarın sahibi olan İslamcı aydınlardan birinin, elbette nutuk çekmek üzere çağrıldığı bir taşra şehri düşünülsün. Aydın, fevkalade nutkundan sonra şehrin merkezden gelenlere meraklı yarı aydınlarıyla otururken en saf, en takvalı, en imanlı Müslümanların taşrada yaşadığını söyleyecektir.) 
 
Kurucu ideoloji merkezin karşısında yeni bir merkez inşa etti: Ankara. Ancak muhalifler İstanbul’u merkez sanma ve saymaya devam ettiler; Vedat Türkali’nin 1946 tarihli “Bekle Bizi İstanbul” şiiri örneklenebilir, büyük 1 Mayıs’ın halen İstanbul’da kutlanması ve Refah-Fazilet-AKP çizgisinin önce “eski” merkezde iktidar olması da. Halk odaları, halkevleri, yarı resmi dergi ve gazeteler eliyle taşralıyı bulunduğu yerde modernleştirme girişimi, 1930’lu yıllarda yoğunlaşır. Bu girişimin adı olan köycülük, taşralıların kentlere gelmesi ve proleterleşmesini engellemeyi esas alır. TİP’in efsanevî isimlerinden Çetin Altan’ın “köylüleri severim, ama köylerinde yaşadıkları sürece” sözlerinde simgeleşen elitizm ve merkez müdafaasının temeli budur. Altan’ın her eve bir piyano koyma fantezisi de buradan gelir. Her köye amfi tiyatro, heykel yapma fikirleri anılan dönemde sıkça tartışılmıştır, Halkevleri şubelerinin yıllık faaliyet raporlarında kaç muhtara dans öğretildiği bilgisi yer alır vs. 
 
1950 öncesi edebiyat, gezi ve izlenim yazıları ile resmi raporlar, taşrada aydınlanma aşkıyla yanıp kavrulan taşralı hikâyeleriyle doludur -bu bahiste istisnaî sayılan “Yaban” da, aslında burnu havada bir aydın anlatısıdır. Bir memur ordusu yaratmakla maruf kurucu ideologlar, o memurları taşraya göndermenin yolunu taşrayı yüceltmede buldular. “Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu’yu” dizesiyle başlayan “Anadolu” (M. Faruk Gürtunca) şiiri, 1926 tarihini taşır mesela. 
 
Yeni merkez ve onun ideolojisi olan resmî ideolojinin duvarında gedikler açılması için 1950’lerdeki DP mobilizasyonunu beklemek gerekecektir. Türkiye’de toplumsal dönüşüm ve “ilerleme”, teorinin aksine sağ kitle partilerinin eliyle gerçekleşmiştir. Nitekim DP, işe binlerce traktör almak ve kara yolları açmakla başlar.
 
Taşralıları kentte modernleştirmeyi esas alan DP döneminde devlet bankalarının “arsa bizden gecekondu sizden” kampanyaları, cami etrafında oluşan klasik Müslüman mahallesinin fabrika etrafında oluşmasını sağlar. DP eliyle toplum, mekânsal anlamda sekülerleşir! 
 
“Devlet solu”nun kendini tarif etme lütfunda bulunduğu “muhalefet” yıllarında taşranın bu kez mahrumiyet ve mağduriyet paydalarıyla anlatılması, DP modernizmine tepkidir. Bu anlamda Mahmut Makal’ın 1949’da bölümler halinde yayımlanmaya başlayan “Bizim Köy” anlatısı başlangıç sayılabilir. Bir anda, en azından efsaneye göre, “bütün Türkiye”, taşranın aslında ne kadar kötü halde olduğunu anlar. Ancak taşranın keşfi, gerçeği görmenin değil, DP’ye muhalefet etmenin adıdır, yoksa taşra hep öyleydi. 
 
Öte yandan “DP silsilesi”, taşradaki taşra ile kentlere taşıdığı taşrayı elinde tutmak ve “merkeze yedirmek” için onu sosyalizm ve demokrasi karşıtlığıyla dizayn etti. Kemalist restoratörlerin bu dönemde “nursuz Nurcular” şeklinde adlandırdığı bir tür küçük ve orta ölçekli esnaf ideolojisi olan Nurculuk, bunun için bulunmaz bir araçtı. Nurculuk, sağ retoriğin gerçekliği örten özü şeklinde tanımlanabilir. Nitekim bugün de Türk Nurcularının emperyal heveslerinin ideolojisidir. 
 
Merkezi koruyan haleler olarak dizayn edilen cemaatler ile sağcı taşra hareketi, uzun süre merkezin işini gördükten sonra kendilerini bir anda merkezde buldular. İlk deneyimde, merkezin sahipleri karşısında, ter içinde, dikte edilen kararları imzalarken görünürler. İkinci deneyimde ise, cemaatlerce eğitilmiş, dolayısıyla kendisi hakkında düşünmemiş bu hevesli taşra çocuklarının cüretine tanık olunur. Her iki deneyimde de, başlarda “taşra jesti” taşınır; Erbakan Balgat’a, Erdoğan Keçiören’e yerleşir; Or-An ya da Çankaya’ya değil.
 
Bununla birlikte söz konusu deneyimler, merkezden daha merkezci olma, rüştünü bu şekilde kanıtlama yoluna gittiler. Bu yüzden, diğer merkez refleksleri gibi, öncelikle Kürtlere yöneldiler. Ancak kendisini bu kez yüz yıl yenilmeyecek şekilde örgütleyen Kürt siyasetinin direnci, onları iflasın eşiğine getirdi. 
 
Tekrar etmek gerekirse, taşra merkezin yani elitlerin destekçisi ve güvencesi olarak örgütlendi. Bu yüzden AKP, CHP düzenini koruyanların partisidir. İşte şimdi merkez, sağcı taşra hareketini hizaya çekiyor. Taşralı iktidarın ulusalcı kurumları bu krizde imdada çağırmasının nedenini burada aramak lazım. Devamını, taşrada, aşağıdan yukarıya örgütlenen yeni siyaset “tayin” edecek. 
 
 
DEM 
 
Kırlardayım, yalnız ve düşünceli 
Yürüyorum; yavaş, ölçülü, ağır 
Kumlarda belki insan izi vardır, 
Üstlerine basmadan yürümeli. 
 
Francesco Petrarca (1304-1374) 
Çev. Cevdet Kudret

 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News