ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Seçime günler kaldı, oylarımız nereye? – Hejarê Şamil

Bu gün yegânem, 21 yaşlı Nazêm ‘Babo, bana Kürdçe öğretsene’ dedi. (Elbette öğreneceksin, bülbül gibi öteceksin Kürdçemizle. Ben Kürdçe konuşmaya başladığımda 27 yaşımdaydım). 2 yaşındayken bırakıp gittiğim, bir daha 13 yıl sonra gördüğüm, 13 yıl sonrasında da hep benden kaçan Nazêm.

İnsanlar değişir ve olgunlaşır. Olgunlaşma yaşla ilintili değildir fazla; 20 yaşlı ermişler, 60 yaşlı aptallar gördük.

30 Mart yerel seçimlerine değinmek istediğimiz yazımızı Nazê’yle başlatmamızın hiçbir özel nedeni yoktu. İlla da bağlantı kurmak gerekirse ‘değişim’ kelimesine vurgu ve gönderme yapmak icap ediyor. Bir insanın parmak izi diğerine benzemediği gibi bir sonraki adım öncekinin tekrarı değildir ve olamaz. Tekrar öncekidir, sonraki değil.

Kürdün; bu soysuz mu soysuz, kalpazan mı kalpazan, ırksız mı ırksız, ırkçı mı ırkçı, kafatasçı mı kafatasçı, dönek mi dönek, riyakâr mı riyakâr, düzenbaz mı düzenbaz, münafık mı münafık, uyduruk mu uyduruk, dandik mi dandik, alavere dalavereci mi dalavereci, gaddar mı gaddar, canavar mı canavar Türk devletinden dostluk, kardeşlik ve merhamet beklemesi, Kürdî sefaletinin en yalın ifadesidir. Bu sefaleti liderden, partiden, örgütten duymanız hiçbir şeyi değiştirmez.

Değişim, bireysel bir olgudur. Değişmezseniz, bu fani dünyada hiçbir şey değişmez. Değişmesi gereken tek bir şey varsa O da Sensin!

Böylece yazımızın temel esprisi ‘değişim’ oldu.

2014’ÜN GERİDE KALAN İKİ AYI

Aralık 2013’te başlayan Erdoğan-Gülen çatışması, ardından kaset savaşları Kuzey Kurdistan ve Türkiye gündemini kasıp kavurdu, neredeyse tümden işgal etti. Kulakları sağır, gözleri kör eden bu gürültünün ve basıncın toz dumanı altında Kuzeyliler, Kurdistan’ın Batısında kurulan kantonları yeterli kadar tartışmadı, tartışamadı, Öcalan ve Barzani arasındaki Ulusal Kongre eksenli olduğu iddia edilen mektup trafiği ilgi alanı dışında kaldı. PKK yöneticilerinden Sabri Ok’un, PDK kontonları tanımazsa ulusal kongrenin söz konusu olmayacağı açıklaması, Neçirvan Barzani’nin Türk başbakan Erdoğan’a kantonları tanımayacakları sözünü vermesi Ulusal Kongre’nin eskiden olduğu gibi şimdi de Rojava eksenli bir çalışma olduğunu, iki büyük Kürd partisinin birbirine zıt bakış açılarından dolayı yakın erimde gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını sesli düşünmedik. Ayriyeten Barzani ve Öcalan arasındaki mektup trafiğinin Türk istihbaratının ve hükümetinin denetiminde gerçekleşmesinin iki Kürd liderin Kongre diyalogunun olumlu sonuç verebilme ihtimalinin yok kadar düşük olduğunu dile getirmekten kaçındık.

Almanya istihbaratının Paris cinayetinin MİT tarafından işlendiğine dönük ‘kuşkuları’ ciddi bir olaydı. Kürd siyaseti ve basını bu önemli olayı birkaç haber ve açıklama ile geçiştirdi. Türk meclisindeki Kürd vekil Altan Tan’ın Kürde ana-avrat küfür eden Türk işadamlarının Güneyimizde baş tacı yapılmasından dolayı Federe Kurdistan Yönetimini yüksek sesle onurlu duruşa davet etmesi, Öcalan’ın 1999 İmralı konuşmalarının 14 yıl sonra görüntülü biçimde servis edilmesiyle onurlarının beş paralık edildiğini düşünen, hisseden Kürdlere bir daha Kürd siyasetindeki milli onur aşınmasını anımsattı. Altan’ın çıkışı önemliydi, ne var ki, hak ettiği biçimde bir gündem başlığı olmadı. Elbette, gündemden gündeme zıplanıldığı bu günlerde Kuzey Kurdistan ve Türkiye’de yapılacak 30 Mart yerel seçimleri de şimdiye kadar popüler Kürd basınında yeterli ilgi görmedi.

Seçime girecek olan Kürd siyasi partilerinin, üyelerinin ve kendilerini bu partilere manen ve siyaseten yakın gören kitlelerin dışındaki kocaman çoğunluğun söz konusu seçimlere heyecanla yaklaştığını, dahası umutla baktığını, ciddi siyasi beklentilerinin olduğunu söylemek mümkün değildir.

Her seçim öncesi bütün eleştirilere rağmen makaleler, sosyal basına intikal edilen notlar ve bireysel konuşmalarla Kuzey Kurdistan’da yegane alternatif olarak gördüğümüz BDP’yi destekleyen bizlerin seçimlere bir buçuk ay kala hiçbir heyecan duymadığımızı itiraf etmemiz dürüst bir yaklaşım olacak.

HEP OYLARIMIZ BDP’YE DEDİK

Türkiye’deki her yerel seçimde yazılarımız, konuşmalarımız, bireysel sohbetlerimizle Kürdleri ‘yegane Kürd alternatifi’ne oy vermeye çağırdık ama Kürdün ‘Türk milletine’ yemin etmesi ağırımıza gittiği için genel seçimlerde desteğimizi geri çektik. 2009 Şubat’ında yerel seçim öncesi “Oylarımız DTP / BDP”ye demiştik.

17 Şubat 2009 tarihli “Oylarımız DTP’ye” başlıklı yazımızdan bazı alıntılar:

“TBMM seçimleri fazla ilgimi çekmemişti. 20’nin üzerinde DTP’li Kürt, Türk devletinin milletvekili olmuştu, fazla önemsememiştim. Hiç önemsememiştim desem daha doğru olur. Ankara’ya doğru yeltenişi siyasal bir macera olarak görmüştüm. 100 Kürt milletvekili bile bir şey yapamazdı “TBMM”de. Yaptırmazlardı. Hizaya gelmeyenleri vurur, geride kalanları da severek, okşayarak boğarlardı…

TBMM’de DTP’den 100 Kürt milletvekili ne yapabilir? “0!”. Sıfır yani. Diğer bir değimle hiçbir şey. Kürdler Ankara’da kazanamaz, kimseye kazandıramaz. Kürdler hep Ankara’da, Istanbul’da ve Ankaracılıkla, Istanbulculukla kaybetti. Bu hikaye unutulmalı.

Ben böyle düşünüyorum. Tarih beni yanıltsın! Yanıltmasını istiyorum. Ama yanıltmıyor bir türlü.

Türkiye parlamentosunda 100 namuslu Kürt milletvekili! Kulağa hoş geliyor. Olur da. Sonuç olmaz ama. Ankara’da milletvekilliği yapanların Ankaralılaşmamasının garantisi yoktur. Azdan çoktan tarihimizi biliyoruz. İşimiz budur çünkü.

Yerel seçimler ilgimi çekiyor.

Atalarımız “Kevirê giran di çîhê xwe de ye” demişlerdi. Umudumuz, Kürdistan’ın “ağır taşları”dır.

Kısa bir süre sonra Türkiye’de yerel seçimler (bizim için Kürdistan seçimi) olacak. Seçimlerde sevsek, sevmesek de DTP, Kürtlerin tek temsilcisidir ve tüm namuslu Kürtler oylarını DTP’ye verecekler. Bu partiyi sevseler de, sevmeseler de!

Çünkü namuslu Kürtlerin başka tercihi yoktur. Başka tercih henüz yaratılmamıştır.

Oyumuzu vereceğiz ve talep edeceğiz. Oyumuzla başa gelenlerden Kürdistan’ı talep edeceğiz. İlk etapta “Kürdistan” sözcüğünü ifade etmelerini isteyeceğiz. Ve bu sözcüğü ifade edecekler! (Sağ olsunlar, Kürdistan kamuoyunun dayatmasıyla utangaçça ifade ettiler - 2009 yazısına müdahale) Varsınlar da zindanlara girsinler. Mecbur edeceğiz. Bastıracağız, dayatacağız. Kürdü temsil etmenin ne demek olduğunu anlatacağız.

Fasa-fisolar dönemi geçti. Eşsizler, enderler, kimsenin akline gelmeyen dâhiyane sözler dönemleri de geçti. Geçti, efendiler! Hiç kendinizi dağa taşa vurmanıza gerek yok. Bu halk sevmediğine de oy verir! Kendi Kürdüne oy verir bu halk! Halkın oyunu alanlar, halkın istemlerini yapmak zorundadır ama. Yapmazlarsa, lanetlenecekler. Hizaya getirilecekler. Şimdi gelmezlerse, beş yıl sonra gelirler. Getirilecekler. Kürdü temsil etmek ateşten gömlek giymektir.

Benim DTP ile bir gönül bağım yok. Ama kendilerini önemsiyorum. Çok önemsiyorum. Çünkü “Roma Reş”te onlar dışında başka bir temsilcim yok. Önemsemek ve yerel seçimlerde başarı kazanmaları için üzerime düşeni yapmak zorundayım.

Yerel, yani Kürdistan seçimleri önemlidir.

Biz, “bütün namuslu ve yurtsever Kürtlerin oyları DTP’ye”, diyoruz.

Bu yazıyı okuyanlar arasında mutlaka DTP’yi ve onun dayandığı siyasal iradeyi sevmeyenler, benimsemeyenler vardır.

Siyasal tercihin veya tercihsizliğin karşılığı “sevgi”, hatta “benimseme” değildir. “Makul olandır”. TC’de Kürtler açısından en “makul” siyasal parti DTP’dir. Bireysel tepkileri ulus namına, ulusun çıkarları namına unutacağız. Eksiklikleri sineye çekeceğiz.

Ulus olarak oyumuzu DTP’ye vereceğiz.

Vahşi Ortaçağlarda bile “satılmış” Kürt beylerinin, mirlerinin satmayıp da bizlere emanet ettikleri “Kürdistan”ın Ankara aşkına, “demokratik cumhuriyet” aşkına kurban edilmesini Kürt ulusu yemez. Yemez, efendiler...

…Ve oylar DTP’ye diyoruz. DTP bizdendir. “Cîhê baran lê bibare, teyrok jî lê bibare!”

17 Şubat 2009’da böyle demiştik. 

ŞİMDİ NE DİYECEĞİZ?

Bu başlığa sevgili Ahmet Önal’ın son yazısından ödünç alarak başlayalım: 

“Kürdistan’ın sömürgeleştirilmesi ve Kürd Soykırımının panzehiri, Kürdistan’ın Bağımsızlık Hayalidir. Bu hayali zedeleyen hiç kimseye iltimas ve müsamaha olamaz!”

Ödünç aldığımız bu sözlerden BDP’ye oy vermeyin sonucu mu çıkarılmalı?

Bence değil.

Bu yerel seçimden sonra BDP’nin Kurdistan’ın bağımsızlığı için ne yapacaklarını tahmin edemiyoruz. BDP’nin başını çekenlerin Kurdistan sevdalısı olduklarına inancımızı kaybetmedik ama ‘Kürdü Türke bağlamaya' söz veren "önder"lerine ‘ok’ demeleri zorumuza gidiyor. Çok zorumuza gidiyor.

İki alternatif var: BDP ve HAK-PAR. Her iki partiye yön veren kişilerin siyasi duruşunu benimsemek mümkün değil. 

Ancak pire için yorganı yakmak da akıllıca bir hareket olmaz.

Bizimkileri benimsemediğimiz için Türk partilerine mi oy vereceğiz? ‘Türkün altına yatmakla’ mı kendimizi tatmin edeceğiz? Yapmayın, etmeyin.

BDP dediğimiz için PKK’den hazzetmeyenlere hoş görünmedik. HAK-PAR dediğimiz için PKK’li arkadaşlardan sıfır oyu aldık.

Güney patentli bir parti daha vardı, onların Kuzey’de şimdilik hiçbir hakkı yoktur ve oyları 0...la başlar.

Bir de Hüda-par filan var. Onlar sadece Kurdistan’ın değil İnsanlığın yüz karasıdır. Onları geçiyoruz. 

2014 yerel seçim mesajımız şudur; yüreğinizin sesini dinleyin, Kurdistan’ın sesini dinleyin. Doğrusunu siz biliyorsunuz.

Yeri gelmişken; bize göre AKP’ye oy veren her Kürd, şerefsiz insandır ve şerefsiz oğlu şerefsizdir.

BİR MEVZUU DAHA VAR

Türkiye Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verilerine göre Türkiye’de yerel seçimlerde yurt içi seçmen sayısı 52 milyon 721 bin 589.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise Türkiye’deki genel nüfus 2003 sonunda 76 milyon 667 bin 864 kişi. 

Basit hesaplamayla Türkiye nüfusunun yüzde 60’tan fazlasının seçme hakkı var.   

Kurdistan’ın Kuzeyinde ve Türkiye’de yaşayan Kürdlerin sayısını minimize ederek 25 milyon olarak ele alırsak, 10 milyondan fazla Kürd seçmen söz konusu…

Üç beş oy farkı olabilir ama DTP'nin (BDP) 2007 yılında aldığı toplam oylar: 1 milyon 335 bin.

2009 yerel seçimlerinde 2 milyon 272 bin oy.

2011 yerel seçimlerinde ise 2 milyon 843 bin.

2007’den 2011’e kadar BDP, 1 milyon 508 bin oy artırmış. Bir başarıdır. 

2014 yerel seçimlerinde BDP 3 eksik, 5 fazla oy alacaktır, yerinde sayacaktır yani. Fazlası mümkün değil.

10 milyon Kürd oyu eksi – 3 milyon BDP oyu. 7 milyon Kürd oyu nerede?

7 milyon oycunun tamamı hain midir?

 

Ulusal dava üç günlük, beş günlük bir iş değil. Kürdler, Öcalan'a göre BDP'den, Burkay'a göre HAK-PAR'dan vazgeçemez. 

P.S.: Bir de seçimlerde hiçbir partiye oy vermeyenler, bültenlere “KURDİSTAN” şerhi düşenler, yani ‘geçersiz oylar’ olacak. Bir Batmanlı kardeşim mesela…  

 

Hejarê Şamil

[email protected]

17 Şubat 2014

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Siyaset

Talat Paşa Komitesi ve MHP ile ittifakın, sessizce tasfiye edilen MGK’ya bağlı olan ASİMKK’nın (Asılsız Soykırım İddiaları ile Mücadele Koordinasyon Kurulu) “sivil ve özerk” bir yapılanma adı altı