ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Halepçe Katliamına Farklı Bir Bakış

Hayat değişse de, fotoğraf sabit kalır.

Fotoğraf, çoğu zaman canlı cereyanı sırasında anlayamadığımız olayı bize çok sonra anlatabilen bir araçtır; sonra ona anlamlar biçiyor, başka şeylerle karşılaştırıyor, yani ona metafor biçiyoruz. Zira, bir şeyi bilenen birtakım başka şeylerle karşılaştırmak demek, o şeyi anlamak demektir.

Metafor, lingüistik  “taşımanın” ötesinde bir anlam taşınmasıdır. Örnegin fiziksel olandan ruhsal alana, sözel alandan figüratif alana, işitilebilir alandan görülebilir alana, özneden nesneye vs.

Resimlere ad verir ve onu kendimizden yola çıkarak yorumlar ve adlandırırız. Canlı olayı sabit bir şekle dönüştüren her bir fotoğrafı, bir anlamla ifade ederiz. Helebçe denince çoğumuzun gözlerinin önüne aynı fotoğraf gelir. Katliamdan iki gün sonra, yani 18 Mart 1988’de henüz yanık cesetlerin tüm sokakları doldurduğu gün Ramazan Öztürk tarafından çekilmiş. Öztürk’ün çekmiş olduğu bu fotoğraflarla dünya kamuoyunun Helebçe’deki trajediye ilk kez tanık oldugunu da eklemek gerek. Bugün Helebçe Müzesi’nde hem Öztürk’ün çekmiş olduğu tüm fotoğrafların orijinalleri hem de o gün kullandığı fotograf makinası sergileniyor.

Gelelim metaforik resmimize.       

Bir bebek ve onu kollarıyla korumaya çalışmış olan bir baba var karede. İkisi de ölü. Babanın, bebeğin ezilmemesi için onu tam altına almadığı, yerde uzanan çocuğuna ağırlığını vermemek için kolundan destek alıp başını da merdivene dayadığını görüyoruz..

Helepce’yi zihinlerimize kazıyan bu fotoğraf insan trajik kaderinde “olağan”bir sahne aslında. Savaşın, felaketin her deminde, her yerinde görülebilecek türden bir anlam taşıyor. Buradaki olağanlık şu: Sadece insanlarda değil, tüm canlılarda anne ve baba, yavrusuna siper eder kendisini. Fotograf, iki kuşağın birlikte yokoluşunu ifade ediyordu.

Peki fotograftaki baba kim?

Adı Ömer. Tam adi: Ömer Heme Salih Ehmed. Helebçe’de Ömer Hawar olarak tanınıyor. Hawar, annesinin adı. Sıcakkanlı, halkçı oldugu için anne adıyla çağrılırdı. Hawar onun öz annesi, ama babasının daha önce evlendiği bir eşi daha vardı; çocuğu olmayınca Hawar’la evleniyor ve tek erkek çocukları, Ömer doğuyor 1940’lı yılların ortalarında. Ömer de zaman gelince evlendi ve peş peşe sekiz kız çocuğu doğurdu eşi. Ama oğlu olmasını çok istiyordu, bunun için de umudunu yitirmedi.

1984 yılında bir oğlu oldu, adını Hemeşan koydu. Hemeşan sanki babasının kaderini belirlemek istercesine üç yaşındayken öldü. Günde iki iş yapardı Ömer. Gündüzleri okul öncesi çocukların kaldığı kreşte bakıcılık, akşamları da fırında çalışırdı. Ömer oğlu Hemeşan’ı yitirdikten sonra her gün iki iş arası mutlaka çocuğun mezarına gider, yanık sesiyle içli ağıtlar yakardı. Ömer’in kalbinde beslediği umut, 1987 yılının sıcak yaz aylarında gerçekleşti ve art arda 8 kız doğuran eşi ikiz oğlan doğurdu. Birine Ehmed, diğerine Mihemed ismini verdi.

Dünyalar onun olmuştu. Yaşadığı yoksulluğa günlük hayatın yoruculuğuna karşın Ömer çok mutludur. İşte metaforik resimdeki bebeklerden biri Mihemed’dir. Ahmed? O annesinin kucağında, kendi evinin kapısında, 8 ablasıyla birlikte son nefesini vermişti.

O gün, yani 16 Mart günü öğlen saatlerinde Ömer Hawar 10 çocuğu ve eşiyle evinde öğlen yemeği yerken Saddam’ın savaş uçakları gökten bomba yağdırmaya başlar. Bir baba ne yapar tehlike anında? Tüm canlıların yapacağı şeyi: yavrularını bir an önce tehlikeden uzaklaştırıp güvenli bir yere ulaştırmak. Ömer’ın ilk aklına gelen şey bu. Eşiyle biraz konuştuktan ve ne yapacaklarını belirledikten sonra Ömer ikiz çocuklarından Mihemed’i kucağına alıp evden dışarı çıkar; ölüm tehlikesi içinde kalmış her canlı gibi var gücüyle koşmaya başlar. Ehmed?

Onu annesi kucağına almış. Anne diğer 8 kızını da yanına alarak dışarıda bekleyen kamyonete binip kaçmak ister. Ama başaramazlar. Gökten yere inen zehirli bulutlar çoktan onları yakalamıştı. Ömer? Kucağında Mihemed’le bir süre sokaktan sokağa biçare koşmuş ancak bombaların yaydığı zehrin etkisiyle bir komşunun kapısının önünde yere yığılmıştı. Fotoğraftan alelade anlıyoruz ki Ömer Hawar, son nefesini verirken bile oğlunu korumak istemiş…

25 yıl sonra Helebçe

Irak ordusu tarafından kimyasal başlıklı bombalarla yerle bir edildikten tam 25 yıl sonra Kürdlerin acılı kasabası Helebçe’yi ziyaret etme fırsatım oldu. Bir grup gazeteci arkadaşla 23 Mart 2013 günü gidip gözlemlediğimiz Helebçe’de hem 25 yıl önceki trajedinin hisettirdiği kasvetli ve ağır havaya sahit olduk, hem de insanı bir başka açıdan yaralayan yoğun İran egemenliğine.

Helebçe Güney Kürdistan’ın Dogu Kürdistan sınırındaki son kenti olup, İran devletinin resmi sınırına yaklaşık 18 km uzaklıktadır. Yol boyunca sıklıkla İran pılakalı, eğlenmek ve İran’da gerçekleştiremediği arzularını gidermeye gelen, çoğunluğu erkeklerden oluşan İranlı “turist“ kafileleriyle karşılaşmak mümkün. Her tarafında nar ağaçları bulunan yemyeşil bir yer olan Helebçe’nin sokaklarındaysa Tahran’ı andıran görüntüler göze çarpıyor: Tepeden tırnağa özenle örtünmüş ve dümdüz önüne bakarak sessizce yürüyen kadın ve küçük kızlar dikkat çekiyor.

Helebçe’yi ve ötesini eğlence diyarı olarak kullanan İranlılar, yerli halkaysa sincice din ihracı yapabilmeyi ustalıkla başarmış. Bu nedenle Helebçe Kürdistan’ın üç büyük İslami partisi olan Kürdistan İslami Birlik Partisi (Yekgirtû), Kürdistan İslami Toplum Partisi (Komel) ve Kürdistan İslami Hareket Partisi (Bizûtinewe), bu acılı kenti kendi partilerinin kalesi yapmak için büyük uğraş içindeler ve bu yolda başarılı olduklari da söylenebilir.  Hewlêr ve Duhok‘ ta etkili olan KDP ile Süleymaniye’de etkili olan YNK burada İslami partiler kadar aktif olamıyorlar.

14 Mart 2014 günü Kürdistan Bölge Hükümeti bir siyasi jest sonucu kasaba statüsüne son vererek Helebçe’yi il yaptı ancak Kürdistan Bölge Baskani Mesud Barzani’nin bugüne kadar sembolik de olsa orayı hiç ziyaret etmediğini eklemek lazım. Kimyasal bombardıman sonucu ölen yaklaşık 5 bin insanın anısına kentin en yüksek yerine içinde müzesi bulunan bir monoment inşa edilmiş ve cesi bulunup kimlikleri tespit edilebilenler için bir, kimliği tespit edilemeyenler içinse ayrı bir yerde toplu mezarlik yapilmis.

Mehmet Sebatlı

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Siyaset

Bu sözler, sayın Erdoğan’a ait; ABD Başkanı D.Trump’ı eleştirmek için… Hafta başında Büyükelçilere yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne, bayram havasında şenlikler eşliğinde geçi