ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Adım Adım Bağımsız Rojava Kurdistan

Sosyal ve siyasal olaylardaki belirsizlikler çokça yalancının türemesine neden oluyor. Daha açık bir ifadeyle bu belirsizlik, siyaset hokkabazlarına senaryo üzerine senaryo dizip, toplum bilincini büsbütün bulanıklaştırmalarına olanak sunuyor.  

Aslında bilinmezlik o kadar da derin değil, ancak olaya dahil olan kuvvetlerin çokluğu öngörüyü ve hesap edilebilirliği zorlaştırıyor.  

İsmail Beşikçi Hoca bu zorluğu vurgulamak için bir makalesinde şöyle diyordu. "Bana, Ortadoğu ile ilgili bir kaç senaryo yaz, denilseydi. Günün birinde Celal Talabani'nin Irak Cumhurbaşkanı olacağına ilişkin olasılık içeren bir şey yazmak aklıma hiç gelemezdi. Ancak şu bir gerçek ki Celal Talabani şu an Irak Cumhurbaşkanı'dır".

Kürdistan bölünüp paylaşıldıktan sonra İskenderun'dan Qamışlo'ya kadar uzanan demir yolunun güneyinde kalan küçük Kürdistan parçasının bugün bağımsızlığa doğru gittiğini kim tahmin edebilirdi ki?  

Qasımlo 1970'li yıllarda yazdığı "Kürd Sorunu" adlı tezinde  " Kürdler Suriye nüfusunun  yaklaşık %7,5'ini oluşturuyor. Kürd nüfusu  toplu değil, dağınık bir halde bulunuyor. Halep ve Şam' gibi yerlerde yaşayan Kürdlerin nüfusu, sınır hattında yaşayanlardan daha çoktur. Bütün bu durumlar göz önüne alındığında Kürdistan'ın bu parçası için Kürdler, mücadelelerini demokratik ve kültürel haklanın alınması hedefine yönelik yapmalıdır" diyor.

1994 Mayısında Suriye zindanından kaçıp arkadaşlarıma ulaştığımda Öcalan'la uzun bir sohbet yapmıştım. Bana "Suriye istihbaratının sana yönelik yaklaşımlarından ne çıkardın?" diye sormuştu.

Ben de "İlk alındığımda bana karşı son derece saygılı idiler. Ancak daha sonra beni satacak bir meta olarak değerlendirdiler. Nahit Menteşe'nin bizzat Şam'a gelerek yaptığı pazarlık sonucu, Fırat nehri sularının serbest bırakılması, Qamışlo ve Cilevgözü sınır kapılarının ticarete açılması ile Müslüman Kardeşler örgütünden bazı kişilerin Suriye'ye teslimi üzerine beni Türkiye'ye sattılar. Suriye bizim savaşı kaybedeceğimizi düşünüyor ve ona göre hesap yapıyor" dedim.

Öcalan derin bir nefes aldıktan sonra "Biliyorsun bizim Suriye ile bir anlaşmamız vardı. Geçenlerde dostlarla (Cemil Esat) görüştüm. Bana "Size Afrin'i ve Cezire'yi versek Suriye tarımsız ve petrolsüz kalır" dedi. Yani bu savaşı kazanmasak Suriye bizi satar" dedi.

Sattı mı?

Sattı....

Bugün yaklaşık 20 yılını mücadele içinde geçirmiş bir arkadaşla Bremen'de konuştum. Bana 7 Ekim 1998'de Suriye İstihbaratı ile Öcalan arasında geçen bir diyalogu anlattı. "Suriye istihbaratı Başkan'a "Suriye'den çık, artık seni koruyamıyoruz" dediklerinde o da onlara " Ben bir bireyim, sığınacak bir dere bulurum. Ama Suriye'nin durumu ne olur, onu bilmiyorum?" demiş.

Öcalan'ın ilk cümlesi doğru çıkmadı. Ancak "bilmiyorum" dediği ikinci cümlesi yerle bir olan Suriye'nin durumunu fazlasıyla anlatıyor. . ..

Rojva'ya dönelim.

Üç yıldır sürekli olarak "İçinde bulunduğumuz süreç itibarıyla Rojava Kürdistan, Kürd ve Kürdistan sorunu denkleminde bağımsız değişken haline gelmiştir" diyoruz. Kobani olayları sonrasında bu tezimiz tartışmasız bir şekilde doğrulanmıştır.  Kuşkusuz buna bağlı olarak başta PKK olmak üzere Kürd siyasal hareketlerinde belli değişiklikler oluyor, olacaktır.

Rojava Kürdistan'ın tarihi ne zaman yazıldı, diye sorarsanız ben 12 Mart 2004'te Qamışlo olaylarıyla yazıldı derim.  YPG Genel Komutanı Sipan Hemo bir söyleşisinde "Qamışlo olayları sonrasında halkımızın korumasız olduğunu gördük ve hızla askeri örgütlemeye gittik. Bunun için Güney Kürdistan güçleri, partileri ile bu partilere yakın olan yapılarla ilişkiye geçtik. Ancak onlar "henüz zamanı değil" dediler. Oysaki  kendimizi korumamız kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmişti. YPG bu amaç ve inançla kuruldu" diyordu. Hiç kuşkusuz eğer YPG olmasaydı bugün Rojava IŞID çeteleri tarafından işgal edilmiş olacaktı.

Sonrası biliniyor . 12 Temmuz 2012 tarihinde Mesud Berzani denetiminde Erbil'de yapılan toplantı ve 19 Temmuz'da Rojava Kürdistan'ındaki şehirlerin denetime alınmasıyla başlayan zorlu mücadele süreci....

Olayların bu biçimiyle hızla gelişmesi üzerine, Rojava Kürdistan'ının demografik, coğrafik ve siyasal yapısı ile savaşta edindiğim tecrübeleri de birleştirerek uzunca ve dizi halinde yazılar yazdım. Özetle "Til Koçer'den Raqqa ve oradan Halep'e kadar uzanan hattın kuzeyinde kalan alanın (Derik- Qamışlo-Serêkani- Til Ebyed Kobani- Ezaz ve Afrin'e kadar uzanan coğrafik alanın denetime alınmasıyla Rojava Kürdistan'ının stratejik güvenliğinin sağlanacağını, Bağımsız Rojava Kürdistan'a giden yolun açılacağını" söyledik.

Ne yazık ki ideolojik dogmaların esaretinde kalan güçler "kanton, karton, demokratik.... " diyerek bu realiteye gözlerini kapadılar. Bu körlük arkasından, önce Serêkani, ardından Afrin ve daha sonra Kobani saldırısını davet etti.

YPG'nin destansı direnişi, Musud Berzani'nin ulusal - uluslararası girişimleri,  konjönktürel elverişlilik bu körlüğe "dur"  dedi. Kobani direnişi zaferle sonuçlandı ve arkasından Til Hemis ve Til Berek mıntıkalarının IŞID vahşetinden kurtulması geldi.

İşin gerçeği olayın bu boyutlarda gelişebileceğini ben de tahmin etmemiştim. Ben "Til Koçer'den başlayarak derken olaylar bizi Güney Kürdistan ile Rojava Kürdistan'ının son sınır noktası olan El Holou'ya getirdi. Buna bir de Dicle'nin batı yakasında kalan Şengal,  Zummar ve Til Afer de eklendi.

Til Hemis ve Til Berek olayları basında çok işlenmedi. Kürd basını ve aydınları da bu konuya neredeyse hiç değinmedi. Ancak ben, Til Hemis ve Til Berek operasyonlarının en az Kobani direnişi kadar  önemli ve stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum.

Til Hemis ve Til Berek şehirleri Rojava Kürdistan'ında Cezire bölgesine saplanmış bir hançer gibiydi.  Bu alan temizlenmeden Cezire bölgesi güvenliğe alınamazdı.  Alanın DAİŞ çetelerinden temizlenmeden stratejik savunma hattının oluşturulması mümkün değildi. Bu tehlikeyi gören YPG, koalisyon güçleri ile Peşmerge'nin desteğiyle bu hattı temizledi. Bu hattın DAİŞ çetelerinden temizlenmesi ile Cezire bölgesi güvenliğe alınmıştır. DAİŞ'in son günlerde Til Temir ve Serêkani/ Til Xinzer'e yönelik saldırıları ise alanda varlık yokluk mücadelesidir. Bir süre sonra buralardan sökülüp atılacağı kuvvetle muhtemeldir.

390 köy, yüzlerce mezra ve coğrafik alan olarak Kobani kantonu büyüklüğünde olan bu alanda denetimin sağlanması ile Rojava Kurdistan niteliksel olarak daha ileri stratejik bir hamleye ulaşmıştır.

Til Berek ve Til Hemis operasyonları sürecinde Güney Kürdistan hükümetine yakınlığı ile bilinen bazı gazete ve sitelerde yayınlanan haber-yorum yazılarında  "YPG' ile ABD arısında derin ilişkiler oluşmuştur. Til Hemis ve Til Berek operasyonlarında YPG ve ABD ortak ve doğrudan ilişki içinde hareket etmişlerdir" deniliyordu.

Kanaatimce haber ve yorum, zuhur eden olaylardan çıkarılan bir sonuçtan çok, istihbari bilgilere dayanıyordu.  

Bu operasyonun hemen arkasından PYD temsilcisi Sinem Muhammed ilgili makamlarla diplomatik ilişkilerde bulunmak üzere ABD'ye davet edildi ve şimdi Washington'da.

Rojava Kürdistan'ı askeri ve idari yapısında bu gelişmeler olurken DAİŞ çeteleri Serêkani'nin güneyine düşen Til Temir'den Serêkani/Til Xinzir'e kadar uzanan hatta (Türkiye-Kuzey Kürdistan sınırı) büyük bir saldırı başlattı. ...

Bu saldırının Türkiye'den bağımsız olduğu düşünülemez, düşünülmemelidir. Zira Til Xenzir'e yönelik çatışmalar başlamadan önce çeşitli basın yayın kuruluşlarına yansıyan haberlerde "Til Xenzir'in karşısında yer alan Türkiye tarafında yoğun askeri hareketlilik görünüyor" biçiminde haberler geçiyordu.  

Türkiye tarafında yoğun askeri hareketlilik ve arkasından Sınır köyü olan Tİl Xenzir'e saldırı başka nasıl yorumlanabilir?

Saldırı öncesinde  "Kuzey Irak'tan sonra Kuzey Suriye gibi bir belayı başımıza saramayız. Buna şiddetle karşı koyacağız" diyen Erdoğan'ın bu sözlerinin başka bir anlamı olabilir mi?

Benzer biçimde Türkiye'ye gelen İran Dış İşleri Bakanı Ali Cevad Zarif'in "Kürdistan tehlikesine karşı ortak  tedbirler" önerisi ile "Mesud Berzani'yi saf dışı bırakmaya yönelik İran planlarını da hatırlatmak gerekiyor.

Bütün bu anlatımlardan sonra nereye geldik?

Avrupa Birliği Bakanlar Toplantısında YPG ve Peşmerge'ye yönelik kutlama mesajları yayınlanıyor ve YPG  ile Peşmerge'ye daha fazla destek için AB ve BM'ye çağrıda bulunuluyor.

AB YPG ve Peşmerge'yi niye kutluyor?

"Kürdler diğer dinlere ve azınlıklara saygılıdır, ortaçağ gericiliğine karşı settir. Ortadoğu'da çağdaşlığa an yakın müttefik güçtür" de ondan.

Bu çağrının hemen arkasından Suriye İletişim Bakanı Omran al- Zoubi "Kürdlerle  özerkliği konuşmaya hazırız" diyor.

Ve dünya imparatoru Obama "Kürdler birleşin. Bize gelin" diyor.

Mesele artık çok net.

Küresel dünyanın aktörleri "Güney Kürdistan ve Rajava için birleşin. Akdeniz'e ulaşın" diyor.

Bu ne demektir?

Bağımsız Rojava Kürdistan.....

Daha da ötesi uluslar arası hukuk, bir devlet hakimiyeti altında bulundurduğu coğrafyayı savunmaktan aciz ise, saldırılara karşı savunma yapan gücün, o coğrafyada iktidarını oluşturmayı  meşru ve haklı görüyor. Daha açık bir ifade ile insanlık vicdanı ve küresel dünyanın aktörleri artık Rojava Kürdistan'ın kendi kaderini tayin hakkını fazlasıyla teslim ediyor.

Bu ne demektir?

Belirsizlik artık aşılmış olaylar netleşmiştir. Güney Kürdistan'dan da önce "Rojava Kürdistan" öngörülmeyen bir realite ile adım adım bağımsızlığa yürüyor....

Tarih ve talih  bize "gözlerinizi açın ve bunu görün" diyor. 

 

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News