ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Türk Dedikleri, Ova Kürtleridir Aslında-Murat SEVİNÇ

Yazının başlığını okuyanların bir kısmı sinirlenecektir. Aşağıdaki satırlar, özellikle onlar için.

Doğaldır. Çünkü doğduğundan bugüne Türklüğün bir ‘ırk’ ve hatta ‘üstün’ nitelikleri olan bir ırk olduğu belletildi. İlkokulda büyük hevesle ‘Türk’üm doğruyum’ diye haykırmıştın. Muhtemeldir ki yaşamın boyunca bir kez bile, dünyaya yeryüzündeki diğer bebekler gibi çırılçıplak gelmişken neden Türk oluverdiğin üzerine düşünmemiştin.

Seni eğitip tornasından geçiren necip devlet, düşünememen, sağlıklı bir zihne sahip olmaman için elinden geleni yaptı. Duyduğun ‘gurur’ üzerine kafa yormadın. Oysa insan, emek harcamadan sahip olduğundan gurur duyar mı?

Türkçe öğrendin. Eğitim aldığın dil Türkçe idi. Bu arada, anadilinin dışında bir eğitim almak için girmediğin kolej sınavı da kalmadı ya, o da ayrı mesele. Hiç kimseden Türkçe konuştuğun ya da Türk olduğun için dayak yemedin. İşkence görmedin. Tehdit almadın.

Evde duyup konuştuğun, annenin sana ninni söyleyip masal anlattığı dili, yaşamının her alanında tedirgin olmaksızın seslendirdin. O kadar doğal bir durumdu ki bu. Gerçi anadilinin temel imla kurallarını dahi öğrenip öznesi ile yüklemi uyumlu cümle kuramadın ama olsun, ‘Nazar bozar’derler! Sonuçta memleket ‘milli eğitimiyle’ sarıp sarmalanmışsın bir ömür; akşamları evinin yolunu bulabildiğine dua et.

Okul yaşamında, aile yaşamında, iş yaşamında, arkadaşlarınla ilişkilerinde Türk ve Sünni olmanın zararını görmedin. Gerçi bu devlet sana da hiç iyi muamele etmedi belki, haklısın; ancak kötü muamelenin nedeni etnik ya da dinsel ‘kimliğin’ olmadı.

Kimi arkadaşların biraz aksanlı Türkçe konuşuyordu. Bu durumu,‘Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin otantik yapısına verip sempati duydun. Onların da Türk olduğunu düşünüp ‘aksanlı Türkler’ adına da mutlu oldun.

Eğitim yaşamın boyunca okuduğun okullarda; 1920’ler, devrimler süreci, çok partili yaşam ve söz konusu yılların düşünce hayatı, sana ‘olması gerektiği’ gibi anlatılmadı. Buna mukabil bolca ‘yıl’ ezberledin. Bugün dahi, İstanbul’un fethi, Tekalif-i Milliye ya da Erzurum Kongresi denildiğinde, şakkadanak söylüyorsun tarihlerini. Telefon şifreni 1453 yaptın.

Şu yaşına dek, ‘Türklüğün’ imparatorluktan ulus devlete geçiş sürecinde büyük ölçüde mecburiyetten kaynaklanan bir ‘yurttaşlık tanımı’ olarak gerekçelendirildiğini, bu konuların 1920’lerde ve sonrasında çokça tartışıldığını, şu anda gündemde olan hemen hiçbir itirazın yeni olmadığını öğrenmedin. Okuduğun gazeteler, izlediğin TV’ler ‘yeteri kadar’ bilgi veriyordu nasıl olsa. En çok satan ve senin de okuduğun gazetenin ön sayfasında, ‘Türkiye Türklerindir’ yazıyordu, on yıllardır. Yalan olacak değil ya.

Bozulmaca yok

O Türklüğün en önemli mimarlarından birinin ‘Kürt’ Ziya Gökalp oluşu, bugün ayıla bayıla ziyaret ettiğin İstanbul saraylarının çoğunun 19. yüzyılda yaşamış Ermeni mimarların eseri oluşu, ailenden biri gibi sevdiğin kimi sinema ve tiyatro oyuncularının Ermeni kökenli oluşları, seni hiç ilgilendirmedi. Bir asır önce bu topraklar nüfusunun çok önemli kesimini oluşturan gayrimüslimlerin, 40 yılda ‘buharlaşması’ kafanı kurcalamadı. Hatta haberin olsun, o bedenine nakşettiğin Mustafa Kemal’in meşhur imzası var ya, işte onun yaratıcısı dahi bir Ermeni kaligrafi sanatçısıydı. Bozulmaca yok.

İyi hoş da, sen gurur duyduğun kimliklerinle mutlu mesut yaşar ve o aidiyetler üzerine hiçbir biçimde kafa yormazken, hayli zaman önce birileri çıktı ve Türk olmadığını, ancak ‘yurttaş’ olduğunu ve ‘eşit’yurttaşlık talep ettiğini dillendirmeye başladı. Cumhuriyet’in kendilerini asimile edemediğini duyurdu. Coğrafyalarındaki sorunlarının yalnızca‘ekonomik’ olmadığını, asgari taleplerinin diğer yurttaşlar kadar ‘eşit’yaşamak olduğunu ilan etti. Sonrası malum. Hep birlikte ‘izledik’, 1970’lerin sonundan itibaren Türkiye’de yaşananları.

Yazının başlığı gerçek olsaydı ne hissederdin?

Başlıktaki ifade, özellikle genç okurlar için bir şey ifade etmeyebilir. Bu satırların yazarı ortaokul lise sıralarındayken devlet organları, kimi hainlerin, anlatıldığı şekliyle Kürt olmadığını iddia ediyor ve bu değerli tespiti son derece bilimsel yollarla kanıtlamaya çalışıyordu. Kürtler/sosyalistler 12 Eylül sonrasında başta Diyarbakır olmak üzere muhtelif şehir cezaevlerinin işkence odalarında ‘misafir’ edilirken, Genelkurmay da boş durmayıp çeşitli ‘eserler’ yayınlıyordu. Bunlardan birinin adı ‘Beyaz Kitap’ idi. Herhalde bilimsel niteliğiyle yaşamlarımızı aydınlatacağı için, kitabın adını ‘ak’ koymuşlardı…

Orada şöyle açıklanıyordu Kürtlük: “Dağların yükseklerinde yaz kış erimeyen karlar vardı. Güneş açınca karın yüzü, üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabakayla örtülürdü. Üstü sert, altı yumuşak olurdu… Üstünde yürüyünce, ayağın bastığı yer içeri çöker, ‘kırt-kurt’ diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere ‘Kürt’ denmesinin nedeni buydu. Bölücülerin ‘Kürt’ dedikleri, yüksek yaylalarda, karlık bölgelerde yaşayan Türklerin, karda yürürken ayaklarından çıkan sesin adıydı…”

Gel zaman git zaman Türkiye’de Kürt olduğu anlaşıldı! Anlaşılması, kabullenilmesi ve eşit yurttaşlık taleplerinin gündem oluşu, hayli zaman ve can aldı, sayın sinirli yurttaş. Yaklaşık 40 yıl ve 40 binin üzerinde yaşam.

Şimdi bir düşün bakalım. Yazının başlığı gerçek olsaydı ne hissederdin?

Senin, aslında ‘var olmadığın’ iddia edilseydi. Yaşamın boyunca sahip olduğun yurttaşlık konforunu yitirdiğini düşün, bir an. Türkçe eğitim talep ettiğini, evde konuştuğun dilin Türkçe olduğunu anlatmaya çalıştığını düşün. Okuduğun gazetenin ilk satırında ‘Türkiye Kürtlerindir’ yazdığını düşün. Milleti hakime olan Kürtlerin sana bakıp mütemadiyen, ‘Yahu ne istiyor bu Türkler anlamıyorum, Ahmet Necdet Sezer Türk değil miydi?’ dediğini düşün. ‘Ne mutlu Kürdüm demenin nesi yanlış’dediğini düşün. ‘Kürt ya da Türk fark etmez, sonuçta hepimiz Kürt değil miyiz?’ dediğini düşün. ‘Türklerin sorunu ekonomik aslında, oradaki feodal yapıdan kaynaklanıyor’ dediğini düşün. ‘Diyelim ki Türklere dil hakkı verdik, ya Lazlar da isterse’ dediğini düşün.‘Türklerin partisi baraj altında kalmalı’ dediğini düşün.

Düşündün mü?

İnsanca olan, eşitliktir

Değerli kızgın okuyucu. Konumuz, Türkiye’deki bir kesim yurttaşın, diğeriyle eşit koşullara sahip olmaması. Baskı görmesi. Görmezden gelinmesi. Sorun, Kürt ile Türk’ün ve diğerlerinin, ‘eşit’ olmaması. Oysa insanca olan, eşitliktir. Bizlere yalnızca bir kez sunulmuş olan yaşamı, emek harcanmamış, hak edilmemiş bir takım sıfatlara sahip olmanın verdiği kibirle, başkaları için çileye dönüştürmek marifet değil.

Hani sürekli ‘Ne istiyorlar?’ diye soruyorsun ya; işte sorunun kaynağı tam da bu soru. Sen neyin sahibisin ki bir şey rica etsinler. Kibirden vazgeçmelisin. Ancak ‘eşit’ olduğumuzda ‘bir’ olabiliriz. Ve bu nedenle, senin ‘bölücülük’ sandığın eşit yurttaşlık talepleri, o çok istediğini dile getirdiğin ‘birliği’ sağlamak için gerekli.

Ayrıca yıllardır konuşmaktan sıdkımızın sıyrıldığı etnik ve dini açmazlar çözülmeden, diğer temel sorunlarımızı konuşamaz hale gelmiş durumdayız. Çözülsün ki, diğer büyük dertlerimizi, yoksulluğumuzu konuşabilelim.

Er ya da geç farkına varacaksın

Muhterem sinirli yurttaş; tatil yapmayı, yaşamayı, eğitim almayı, kahvelerinde oturup caddelerini izlemeyi, yemeğini, müzesini, trafiğini, kurallarını çok sevip mütemadiyen takdir hisleriyle andığın o ‘Batı ülkeleri’nin biri bile, senin idari yapınla yönetilmiyor. İnanmayacaksın ama sokaklarında selfie çektirdiklerinin tümü, senin bölücü olarak tanımladığın siyasal taleplerin, şu ya da bu ölçüde yaşama geçirilmiş olduğu memleketler.

Ne yazık ki sen, henüz bunun farkında değilsin. Ama er ya da geç olacaksın. Akıl var, fikir var…

Not: Seçim tarihi 1 Kasım olarak belirlendi ve Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayınlandı. Hayırlı olsun. Türkiye açısından çok güzel ve hayırlı bir tarihtir 1 Kasım. Saltanat kaldırılmıştır.

 

Diken

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News