ala kurdistan
Ey Reqîb

ABD’ nin Çekilme Kararının Muamması Ve Şoku-Nurettin Yıldırım

Trump’ ın bir tvitiyle başlayan çekilme furyası, şok etkisinde sarsma ve sallamalarla bütün Dünya’yı etkisine almış gibi görünüyor. Trump' ın Kuzey Suriye’den bu ani çekilme kararı beklenilmeyen bir durumdu, bu nedenle gündemin başında duran tartışmaların konusu olmaya devam ediyor.

Her şey bir tvitle başladı ve gündeme bomba gibi düştü. Karara gelen ilk tepkiler de daha çok “Trump ’ın şakası” denilip geçiştirildi. Sonra işin aslı, astarı anlaşıldıkça “şaka” havası gitti, büyük bir şok ve şaşkınlık dalgası geldi. Çünkü böyle ani çekilmeyi geçerli koşullar içinde kimsenin düşünüp beklediği bir durum değildi. Doğal olarak çekilme kararı herkesin akılını karıştırmaya yetmişti.

Belki bir çoğu bunda şaşılacak ne var, Trump daha öce bunu söylememiş miydi? diyebilir. Evet! Trump daha önceleri çok kez ABD’nin bölgede kalıcı olmayacağını söylemiştir. Ancak, bölgenin verili gelişmeleri bu gün için çekilmeyi değil, daha fazla kalıcı ve yerleşmeyi öngördüğünden akıllarda oluşan durum ve beklentiler çekilme yönünde değildi. Bu nedenle bu karar kendi içinde sürpriz algısına altyapı oluşturmuştur. Ayrıca ABD’ nin karar anına denk saate kadar bile bölgedeki icraatları uzun erimli kalıcı yönde izlenimlerle ihtiva etmesi nedeniyle beklenilmeyen bir tutum olarak da kuşkuyla mahal vermiştir. Hala bu kuşku perdeleri aralanmış değildir. “yarın başka karar ve adımlar gelebilir” türünden değerlendirmeler de az yapılmıyor değil. Nitekim Rusya’ nın ve bir çok ülkelerin tepkisi ihtiyatlı olmakla birlikte bu yönde kuşkuları barındırmaktadır.

Uluslarası ve bölgesel güçlerin bölgede süren hegemonik savaşı ve bu savaşın nereye, nasıl evirileceği konusundaki belirsizliği sürmekte iken, ABD başkanının bu ani çıkışı öngörülen bütün varsayımları ve hesapları altüst ettiğini ve karıştırdığını söylemek bile kifayetsiz kalıyor. Her şeyin bir boşluk içinde sil baştan yeniden yapılanması gerçeğiyle yüzyüze bir dönemin içine girilmiştir. Bunun getirisi ve götürüsü kimler için nedir, ne değildir tartışılmaktadır. Dolaysıyla ABD bu çekilme kararıyla Süriye bağlamındaki denklemden çekilmesi varolan, işleyen dengeleri bir muamma çevirmiş ve genel geçer ölçülerini bozmuştur. Şimdiye kadar süre gelmekte olan siyasi güçlerin ve tarafların hesapları sonuçlarıyla birlikte bir belirsizlik ve alt üst oluş denklemi içinde yeniden karılmayı bekliyor. Kartların dağıtılması kim nerede nasıl başlayacağı henüz bilmiyor. Her kes elindekini yeniden değerlendirmeye alıyor ve ona göre yeniden pozisyon belirleme ihtiyacını hissediyor.

Tabi ki, bu çekilme kararı ile bölgede daha fazla derinleşen belirsizlik sarmalında en çok etkilenen yine ABD’ nin kendisi olacaktır. Şaşkınlık ve şok bir yana hiç bir ahlaki, siyasi ölçüsü olmayan yaklaşımın eleştirisi temelinde ortaya çıkan sonucun yansımaları uzun süre gündemi meşkul edecektir.

Belli ki, bu kararın arkasında insana dair ilişki ve iyi niyet değerleri aramak gibi bir saflık içinde bakmak mümkün değildir. Ya da bu mesele salt Trump’ ın o bildik basit paracı bezirgan, tüccar mantık silsilesi içinde al ver hesaplarıyla yapılmış bir oyun yada basit bir olay babında oldu bittiler tarzında geçiştirmek de mümkün değildir. Sanki yangından mal kaçırırcasına alelacele alınmış bu kararın ilk yankısı kadar, süreç içinde bölgedeki yansımalarıyla birlikte ortaya çıkan ve çıkması muhtemel yeni tepkilerin yankılarıyla birlikte beklenenin ötesinde ses getirecektir.

Çekilme kararı ardından en büyük şok, hayal kırıklığı ve sallantı yine hiç şüphesiz en çok Amerika’ yı vurdu. Tartışmalar, tepkiler ve istifalar birbirini izledi. Ortaya konulan tepkilerin hepsinde dile gelen hususlar benzerdir. Trump’ ın bu kararını gözden geçirmesi istenmiştir. Bu kararın Amerika’nın ve yüzyıllık rüyasının, projesinin çıkarlarının çöpe atılması, darbelenmesi ve dahası uluslararası itibarsızlaşması anlamını içerdiği belirtilmiştir. Ayrıca öne çıkarılan eleştirilerden dikkat çeken önemli başlıklardan biri de ABD’ nin bu kararıyla sahadaki ortakları olan Kürdleri yalnız bırakması, onlara ihanet etmesi, arkadan vurması ve hançerlemesi gibi tanımlar bağlamında tepkiler içermesi ve bu

türden tavırların artan akışı içinde yaygınlaşarak süreceğe benzemektedir. Bunun yansımalarını bütün yönleriyle göreceğiz.

Trump ‘ ın çekilme kararı bir anlamda Trump' ın Amerika' ya bir darbesi ya da Amerika çıkarlarının darbelenmesi vb. içerikte değerlendirmeler de az yapılmıyor değildir. Göründüğü kadarıyla bu hamlede en çok etkilenen ülkelerden biri Amerika’nın kedisidir. Amerika’ yı sarsmış ve sallamıştır. Çekilme kararının hemen ardından Amerika siyasetinin yetkili kurum ve mevkilerinde bazı şahsiyetler aracılığıyla yükselen eleştiriler yanında peş peşe gelen istifa dalgaları dikkat çekicidir. Eleştirilerin ve istifalarda dile gelen ve önemsenen konuların başında Kürdlere ve hizmetlerine vurgu yapılması ayrıca öneme değerdir. Özellikle bu kararın sahadaki etkisi ve bunun ortakları Kürdlerin üzerindeki muhtemel olabileceklerin kabuledilmezliği gibi söylemlerin gündeme düşmesi etik anlamda çok önemli bir karşılık bulmuştur. Bu eleştiri ve İstifalarla birlikte başta Amerika' da olmak üzere uluslararası kamuoyunda Kürdlere dönük genelleşen bir sempati ve desteğe ve dünya kamuoyu nezdinde vicdanlarda yeniden yeşermesinde güncelik katmıştır. Yine çekilme kararına tepki verenlerin başını çekenlerin daha çok kürdlerle yakın temas içinde olan, çalışan şahsiyetlerden, kurumlardan, Pentagon’dan Savunma bakanı gibi daha başka üst düzey askerlerden gelmesi meselenin boyutunu göstermek açısından önemlidir.

Trump’ın açıklamalarında dikkat çeken konulardan biri, İŞİD’ e karşı zafer kazandığını ve ayrıca Erdoğan’la anlaştıklarını bundan sonra IŞID’ le mücadeleyi Türk devleti tarafından sürdürülecek şeklindeki gayri ciddi açıklamalarıdır. “Askeri Türkiye’den, parası Suudi’den” diyerek bir nevi kendi kendisiyle dalga geçer gibidir. Bununla kendisini basitleştirip komik duruma düşürmüştür. Bir başka komikliği ise, yine İŞİD’ e karşı zafer kazanan bir komutan edasında kendisini muzaffer ilan etmesidir. Oysa bütün dünya tanıklığında ispatı ortada olan gerçek İŞİD’e karşı savaşan zafer kazanan ve muzaffer olan Kürdlerin kendisidir. Bu zaferi ta Kobani direnişinden bu yana Kürdler elinde tutuyor. Hem de canı, kanı pahasına bedel ödeye, ödeye buraya gelmiştir. Bu savaşta Kürdlerin on binlerce şehidi var, Amerika’nın neyi var sormazlar mı?

Trump’ ın bir zaferi olmadığı gibi Erdoğan’ ın İŞİD’ le mücadelesi de olmayacak. Çünkü ta başından beri Erdoğan’ ın ve Türk devletinin İŞID’le mücadele diye bir meselesi yoktur. Bunu dünya alem biliyor. Erdoğan ve Türk devletinin İŞİD vb teröristlere beraber olduğu, arka çıktığı yığınla pratik eylem, bulgu ve belge ile aleni ortada dururken, tersinden iddialarda bulunmanın bugün için hiç bir anlamı kalmamıştır.

Kürdler devlet değil ama, ilk defa bölgenin siyasi ve askeri denklemi içinde devletler kadar bir ağırlığı görünür olmuştur. Herkesin dikkatleri Rojava’ ya çevrilmiş vaziyette, taraflar kendi kartlarını kürd denklemi üzerinden oluşan duruma bakarak açıyor yada kapatıyor. Oynanmak istenen oyunların bütün düzeneği bu vaziyete göre işleme konuluyor. Kaymalar, taraf ve yer değiştirmeler bu minvalde gidip yol alıyor. Bu gerçeği Trump' ın çekilme karaarı sonrası yaşanan ve yaşanacaklardan gözlemleyip anlamak mümkündür.

Donald Trump’ ın kararı sonrasında Fransa' nın tutumu bir inisiyatif hamle olarak ayrıca dikkate değerdir. Ki, Fransa ''askerlerimizi çekmiyoruz'' açıklamasının ardından daha inisiyatif alıcı şekilde öne çıkması bir anlamda kamuoyunda Kürd yanlısı yeni bir dalganın esmesine yol açma belirtilerini taşıyor. Macron, “ Fransa’ nın SDG güçleri dahil olmak üzere ABD’nin tüm ortaklarının güvenliğinin garantiye alınması konusunda dikkatli olacaktır” demesi kamuoyunda olumlu karşılık bulmuştur. Nitekim buna İngiltere, Almanya ve diğer başka devletler tarafında da benzer açıklamalarla destekler gelmiştir. Fransa mevcut haliyle bir tutum geliştirmeye çalışıyor. Ne kadar etkili olur, olmaz zaman gösterecektir.

Süreç mevcut haliyle bir belirsizlik içinde olsa da Kürdler için tehlikeler kadar, daha elverişli durumlar ve avantajlar ortaya çıkabilir. Onun için Kürdler üzerinde felaket tellallığı yapmanın bir anlamı yoktur. Bunu yapanların amaç ve niyetlerinin ne olduğu biliniyor. SDG bugün geçmişle kıyaslanmayacak düzeyde her bakımdan daha güçlü bir konum içindedir. Bu yeni durumun olumsuz şartları kadar belki daha fazla olumlu şartları vardır. Her geçen gün bunu daha iyi görebiliriz. Meseleyi çok kapsamlı bilinmeyenleriyle birlikte irdeleyip, değerlendirmekte yarar vardır. Her kes devrede ve bir arayış içinde, meseleyi çözmeye çalışmaktadır. Gizli yada açık yoğunlaşan bir diploması trafiği içinde yeni pazarlıkların akışı kıran kırana gidiyor. Aynı şekilde Kürdler ’de bir hareketlenme ve diploması atağı kapsamında elinde olanı iyi kullanmak zorunda. Hesaplar, pazarlıklar, ilişkiler zinciri içinde oyun kurarak bu gidişatı yeni başarı ve kazanımların hamlesi haline getirebilir. Rojava pratiği bu tür gelişmelerle doludur. Geçmişte en olunmaz denilen yerde bu tür başarıların nasıl sağlandığı biliniyor. Bugün bu tür başarıları sağlamanın çok daha güçlü emareleri vardır. Bütün Kürdlerin direnci bu temelde Rojava’ nın başarısına kilitlenmelidir.

Tabiki şu husus da bilinmeli ki, bundan böyle Türk rejimi tarafından Kürdlere yönelik oluşan bir saldırı veya katliam gibi durumlarda bunda Türkler kadar Amerika’ nında sorumluğu olacaktır. Dünya kamuoyu da Amerika' yı bu kararı nedeniyle doğrudan sorumlu tutulacak ve mahkum edecektir. Hiç şüphesiz böylesi vahim bir durumda Amerika bunun vebalı ve utancı altında ezilip kalacaktır.

Yorumlar

Sayin yazari cok seviyorum, ama bence dogru bir yazi degil, Kurdlerin kendinden baska güvenecegi kimse yok bunu nasil hala göremiyor bazilari anlayamiyorum. Kurdlere katliam gümbür gümbür geliyor , Tayyib kendi ordusu yetmiyormus gibi simdi birde ‘mücahidleri’ var!! Birkac ayda ‘firatin dogusu’nu hal edecek sonra ordan Kandile yürüyecek plan bu!! Ama bizimkiler yok yapamaz yok edemez??? Bundan birkac yil önce yazdim simdi birdaha yaziyorum Ya Tayyib Kurdleri hal edecek ya Kurdler Tayyibi!! Bence artik herkes trasi kesmeli olan bu!

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Siyaset

Askeriye, siyaset ve hukuk katmanları üst üste geldi. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), uluslararası koalisyonun katkıları ile IŞİD'i Suriye'de artık askerî olarak yendi.

Analiz

“Biat etme” terimi, muhalif dile epeyce yerleşmiş bir kalıp. Kimisine “biat etti” diye kızılıyor, “biat ettirmek istiyorlar” ikazı yapılıyor, “biat etmeyiz” diye meydan okunuyor.