ala kurdistan
Ey Reqîb

Amerika, İngiltere ve Fransa Saldırısının Anlamı-Nurettin Yıldırım

Süriye rejiminin Doğu Guta’ da kimyasal silah kullandığına dair iddialardan sonra Amerika, İngiltere ve Fransa üçlüsünün gerçekleştirdiği misilleme hareketi kimyasal silahların kullanılmasına karşı caydırıcılığı ve diğer gelişmelerle birlikte ne gibi etkileri olabilir konusunda çokça düşünülüp, tartışılmaktadır.
 
Bugüne kadar bu tür tutumların kimyasal silahların kullanılması üzerinde pek caydırıcı bir etkisinin olabileceği pek görülmemiştir. Bu tür iddialar daha önceleri de olmuştu. Yine benzer şekilde misilleme hareketleri yapılmıştı. Ama belli ki, süreç içinde her şey unutuluyor ve sıkışan taraflar gerektiğinde bu tür silahları çekinmeden kullanabilmekteler.
 
Süriye rejiminin kimyasal silahların kullanım şekliyle beraber, hem ABD’nin hem öncülüğünde gelişen üçlünün saldırısı daha farklı bir tonda ve zamanda ceyran etmesi bir farklı ayrıntı olarak gündemi etkilemiştir. Bunun çok daha farklı bir içerikte güncelleşmesi beraberinde yol açacağı kendine özgü bazı sonuçlarının olmasıdır.
 
Süriye ve Ortadoğu da yeni adımlardan yeni dönem sesleri yükselmeye başladı.
 
Bunun açılışı kimyasal silah kullanmaktan ötürü Süriye rejimine ait bazı askeri merkezlerin füzelerle vurulması şeklinde açılışı yapıldı. Bu girişin bir diğer anlamı: bölgede Rusya, İran ve Türkiye üçlüsünün ortaklığına karşı Amerika, İngiltere, Fransa üçlüsünden yeni bir ortaklığının resmen ilan edilmesidir. Bu harakatla daha gerginleşen dönemin yeni versiyonları ve kaçınılmazları günler içinde daha açık bir şekilde görünür olacaktır.
 
Bölgede yaşanan bu sıcak çatışmanın ortasında her zaman ki gibi yine Kürtler vardır. İster olumlu anlamda, ister olumsuz anlamda olsun bundan en fazla etkilenen yine kürtler olacaktır. Kürtler bu durumda herkesten çok kendi çıkarlarının icabetlerine göre konum almaları gerekiyor. Uluslararası İlişkilerin, dostlukların ve yanyana gelmelerin geçerli ölçüsü karşılıklı çıkarlara göre düzenlenmiş kurallardır. Bu kurallar sabit olmayan ve sürekli değişkenlik arzeden yeni gelişmelere göre değişen bir minval üzerinde ilerlemektedir.
 
Mesele Kimlerin kimyasal silah kullanıp, kullanmadığından öte bir meseledir.
 
Bölgenin yeniden dizayn edilmesinde birbirine karşıt tarafların bir çok denklem üzerinden süregiden çıkar çatışmalarının oluşturduğu çoklu denklem karışıklığı ve sürekli bozulan dengeler hali bu tür çatışma risklerini her zaman canlı kılıyor. Bütün sorunların ana kaynağı bu eksende gelişen olayların döngüsü içinde dönüp dolaşmaktadır.
 
Tarafların gün güne uymayan dengeler çalkalanması içinde zorlanmaları ve bu zorlanma ile çıkarlar üzerinden boğaz boğaza gelen çatışmalarının kaçınılmazlığı çok daha büyük savaşlara yol açabilir. Artan askeri ve siyasi yoğunlaşmalar nedeniyle her kes kendisini daha sık aralıklarla gözden geçirip, yeniden bir pozisyon belirlemesi yapma gereğini duyuyor. Tarafların fırsatları değerlendirmesi niyetlerden bağımsız iyi, kötü kendi menfaatlerine göre değerlendirme yoluna gitmesi anlaşılırdır. Bunun bilinmeyen bir yanı yoktur Kimyasal silah meselesi gibi daha bir çok meseleler bu tür girişimlerin bahanesi olarak kullanıldığı daha önceki uygulamalarda olduğu gibi bu günkü uygulamalardan da anlaşılmaktadır.
 
Pek tabi ki, İnsanlık ve değerleri karşısında suç işleyenler tarih karşısında sorumludurlar.
 
İnsanlık değerlerine saldıran, insan hak ve özgürlüklerine saldıran, suç işleyen mekanizmalar, kurumlar, güçler er yada geç bir gün mutlaka işledikleri suçların hesabını vermek ve cezasını çekmek zorunda kalacaklardır. Bu büyük devletlerin çıkar ilişkilerinden bağımsız toplum ve insanlık vicdanında halkın hesap sorması ve laneti şeklinde olacaktır. Tarihin bu yargı gücünden ve hesap soruculuğundan kaçış hiç bir güç ve kimse için mümkün değildir.
 
Irak Saddam Yönetimi’nin Kürtlere uyguladığı Enfal Operasyonu 3 Yıl sürmüştü. Bu operasyon kapsamında daha önce eşi benzeri yaşanmamış olan Halepçe’de Kürtlere kimyasal vahşet yaşatılmıştı. Resmi kayıtlara göre 1986-1989 tarihleri arasında süren Enfal Operasyonu, Kürtlerin toplu bir şekilde katledilmesi acımasız bir yıkımdan geçirilmesi hedeflenmişti. Sonunda olan her şey bütün dünyanın gözleri önünde yapılmıştı. Saddam uyguladığı bu vahşete bir de İslami kılıf giydirilmişti. Kuran’daki Enfal Suresinin ismini almış ve katliamlarım öylece gerçekleştirmiştir. Katliama Enfal Operasyonu demiştir. Ve bu zulmünü dini alet etmiştir.
 
Saddam Hüseyin Halepçe de kimyasal silah kullandığında kimseden çıt çıkmamıştı. Kırmızı çizgiler, yasaklar diye bir mesele yoktu. Dolaysıyla Tepkiler yok denecek kadar azdı. Kurulu devletlerin ve medyasının çoğu kimyasal silah kullanımını görmek istememişti. Zaman içinde olay soğutulup unutulmaya terkedildi. Devletler, ülkeler, topluluklar Saddam’la yaşamaya, Saddam’ın da başkan olarak Irak’ı yönetmeye devam etti. Kürtler yaralarıyla, acılarıyla baş başa yalnız kalmaya devam etti.
 
Ta ki Saddam ateşleyici gücüyle Kuvvet' e girdi ve batı çıkarlarıyla çatışmaya başladı, o zaman kırmızı çizgiler, yasaklardan sesler gelmeye başladı. Saddam şeytanlaştırıldı ve hedef haline getirildi. Yıllar sonra ancak, Halepçe'nin kimyasalcısı, katliamcısı olarak tanınmaya başlandı. Sonrası malum işi bitirilerek çöp sepetine atıldı.
 
Recep Tayyip Erdoğan Saddam’dan Esat’tan geri kalan yönü yoktur.
 
Erdoğan kimyasal silahlara rahmet okutacak cinsten vahşet ve katliamlarla Kürtlere büyük bir zülüm yaşatmıştır. Türk devletinin ve Erdoğan’ın işlediği suçlar Saddam'ın işlediği suçların bir benzeridir. Saddam’ın kimyasal silah ile yaptığı vahşeti, katliamı O, aşırı silah ve askeri güç kullanım yoluyla insaları barçalara bölerek, bodrumlarda diri, diri yakarak, evlerini, yurtlarını yıkarak, talan ederek değerlerini mabetlerini yerle yeksan ederek yapmıştır. Sonuçları kimyasal silah kullanımdan daha beter olmuştur. En son Efrin işgalinde yaşanan görüntüler Doğu Guta’ dan daha beterdir.
 
Erdoğan’da bu kürt katliamlarını fatih süresiyle Saddam gibi dini istismar ederek bütün dünyanın gözünün içine bakarak yapmıştır. Hatta ekranlarda bu katliamlar bütün dünyaca canlı izlendi tanık olundu. Buradaki uluslararası tepkiler de çok cılız ve etkisiz kaldı. Aynı Erdoğan yaptıkları yetmiyor gibi utanmadan Esad’ı diktatör diye yaftalayabiliyor. Hata Süriye rejiminin vurulmasında memnuniyet duyabilecek kadar arsızca bir utanmazlık gösterisinde bulunabiliyor.
 
Hesap sormalar çifte standartlar üzerinde yürüdükçe etkili olmuyor.
 
Dünyanın kaderi gücü elinde tutan büyük aktörlerin hegemonyası altında durdukça adalet duygusu üzerinden bu güçlerden bir hesap sorma anlayışını beklemek mümkün değildir. Dolaysıyla kimyasal silah yada aşırı güç kullanım yoluyla toplu öldürme ve katliamların önüne geçilmesi mümkün değildir. Büyük devletlerin uluslararası çıkarlarına göre tepki belirleme meselesi günümüzün en temek handikaplılarındandır. Bu oldukça tehlikelidir. Bundan nemalanan her zorbanın her canı isteyen diktatörün elinde bu tür silahlar en büyük tehdit aracı olarak durmaktadır.
 
Erdoğan gibiler bodrumlarda yakıp yakmaları, Esat ve Saddam gibileri kimyasal silah kullanım yoluyla suç işlemeye devam edecektir. Bu tehlike potansiyeline islamcı cihatist teröristleri de eklemek mümkündür. Saddam, Esad ne ise, Erdoğan da, bunlarda odur. Birinin yaptıklarını gör diğerinin yaptıklarını görme yada işine geldiği gibi davran yaklaşımı, bu işlerde sorumlu olan herkesi aynı oranda bu işin ve suçun ortağı haline getirmektedir. Her düzeyde, herkesi benzeştirmektedir.
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Siyaset

Bu sözler, sayın Erdoğan’a ait; ABD Başkanı D.Trump’ı eleştirmek için… Hafta başında Büyükelçilere yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne, bayram havasında şenlikler eşliğinde geçi