ala kurdistan
Ey Reqîb

Diyarbakır- İstanbul Kardeşliği- İdris Candan

Şehirler, bazen toplumların ve devletlerin sembolü bazen de bir milleti millet yapan yapılarıdır. Örneğin bir Fransız için Paris, Fransa'dır. Bir İngiliz için Londra, bir Rus için Moskova aynı önemdedir.
Kürdler ve Türkler için Amed ve İstanbul da aynı önemdedir.

Bu şehirleri baz alarak Türk ve Kürd kardeşliğinin gerçekle nasıl bağlantılı olduğunu, varsa bunun nasıl bir kardeşlik olduğunu açıklayabiliriz.

Şahsen tanıştığım bir Kürd âlimi "1996 yılında hac farizası için Mekke'de idim. Kâbe'nin avlusunda oturuyordum. Tanımadığım iki hacının konuşmalarına kulak misafiri oldum. Biri diğerine soruyordu.

"Nerelisin ve hangi millettensin?".

-Türküm ve Türkiye'den geliyorum. Ya siz?

- Arap'ım ve Suriye'den geliyorum" dedi.

Yanlarında olduğum için bana da sordular. "Hacı efendi sen nerelisin?"

-Kürdüm ve Kürdistan'dan geliyorum, deyince ikisi aynı anda "La, la, la- Hayır, hayır, hayır" dedi.

Sonra da tek ağızdan "İnnemel mümnune ixwetun- Müslümanlar ancak kardeştirler" ayetini okudular.
Hayretler içinde kaldım ve sordum " Siz birbirinize ülkenizi ve milletinizi sorarken neden ayet okumayı gerekli görmediniz de ben Kürdüm ve Kürdistan'dan geliyorum, deyince okumayı gerekli gördünüz? Sahtekârsınız" diyerek yanlarından ayrıldım" demişti.

Şimdi düşünelim, bu olay İslam'ın baş kenti kutsal şehir Mekke'de gerçekleşiyor. Acaba İstanbul ve Amed'de durum nedir?

Mekke'de gerçekleşen bu diyalog aynı zamanda Müslüman milletlerin Kürde bakışımını da göz önüne seriyor. Kendi aralarında devletlerini, mensup oldukları milletlerini çok rahat bir lisanla ifade ederlerken Kürd ve Kürdistan'ı duyduklarında "la, la, la" diyorlar. 1500 yıldır birlikte yaşadığımız bu halklar, Kürdler üzerindeki tahakkümlerini sürdürmek için nasıl da ustaca Kuran ve dini baskı aracı olarak kullanıyorlar!?
Hani biz et ve tırnak, ruh ve beden gibiydik? Bu rahatsızlığın kaynağı ne ve neden?

Prof. Dr. Nurettin Turgay bu tür söylemler için "Gerçekten bunların istediği Musa-Harun kardeşliği mi, yoksa Habil-Kabil kardeşliği mi?" diye soruyor.

Habil-Kabil kardeşliğinde Kabil, Habil'i öldürmüştür. Bu açık bir düşmanlık biçimidir. Bu öldürme ve zulüm Şeyh Ubeydullah Nehri'den beri kesintisiz devam ediyor. Arap ve Fars kardeşlerimiz (!) de bu cinayeti defalarca işlemişlerdir. Acı olan sözde Müslüman kardeş olmamıza rağmen bu mezalimi aralıksız bu güne kadar sürdürmüş olmalarıdır.

Türk Cumhurbaşkanının gittiği her yerde "Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan" demesi Mekke'de Arap ve Türk hacıların "la, la, la" diyerek Kürd kardeşliğini ayetle açıklamalarına ne kadar da benziyor!?

İstanbul ve Amed kardeşliği işte tam da budur. Amed Kürdler, İstanbul da Türkler için büyük öneme sahiptirler. Bu iki şehir Bizans İmparatorluğunun tahakkümünde iken Mayıs ayının sonlarında İslam diniyle tanışmışlardır.

Bir Kürd liderinin "Diyarbakır'a hâkim olan bütün Kürdistan'da etkilidir. Diyarbakır'da zayıf olan bütün Kürdistan'da zayıftır" sözü bir gerçeği ifade ediyor.

İçinde bulunduğumuz süreç itibarıyla Kürdler Diyarbakır'da gerçekten güçlü müdürler? Örneğin belediye reisliğini kazanan parti değil de kayyum yönetiyorsa varın gerisini siz düşünün.

İstanbul ise Türkiye'nin en büyük ve en zengin şehridir. Türkler orada rahat ve refah içinde yaşıyorlar. Buna karşılık Diyarbakır, yoksulluk, baskı, zulüm ve sefalet içindedir. Oysaki bu her iki şehri de aynı milleti hâkime yönetiyor. Neden bu iki şehir arasında bu kadar derin bir uçurum var?

Neden batıdaki bir şehir, doğudaki bir şehirden daha zengin ve daha müreffeh? Bu, yeraltı ve yer üstü zenginliğiyle açıklanabilir mi? Açıktır ki bu, ayırımcı/ milliyetçi ekonomik- sosyal-siyasal bir politikanın sonucudur.

Petrol, bakır, krom, Diyarbakır'dan çıkarılıyor. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin neredeyse tümü Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde kurulan barajlardan sağlanıyor. İstanbul'u Diyarbakır aydınlatıyor. Ancak İstanbul müreffeh, Diyarbakır ise fakr u zaruret içinde yaşıyor.

İstanbul'a verilen değer ve önem Diyarbakır'a verilmedikçe İstanbul-Diyarbakır kardeşliği Habil ile Kabilin kardeşliğinden öteye geçmez.

Melle İdris Candan

Yorumlar

Unutulmamasi gereken Cumhurriyetin ilk kurulus yillarinda,Diyarbekir Türkiyenin 3.cü büyük sanayi Sehri idi.Bu gün ise ?

Madem öyle neden Arabin dinine tapmaya devam??? Ne mutluki bana herzaman bu dinden ve bu Dine tapanlardan kusku duydum, simdi
Elinizi vicdaniniza koyun biz Kurdlere bu Din zarardan baska ne getird??, 1000 senedir bu dini Kurdler kilicdarligini yapti sonuc?? Bütün Müslümanlar Kurde Marsli muamelesi
Yapiyor, resmen trajedi.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Güncel

Türk devleti, sekiz yıllık avaşın sonunda başa sardı. Suriye ve Rojava işgalin sonuna geldi. İki arada bir derede kalmışlığın çıkmazı, siyasi, ekonomik, krizi derinleştirdi.