ala kurdistan
Ey Reqîb

Erdoğan-Trump'la Kürdleri mi Görüşecek? -Mehmet Kobal

Trump yönetimin, Erdoğan'la görüşme öncesi Kürd direnisçilerine, YPG'ye ağır silahlarda dahil askeri yardımı resmileştirmesi Kürd siyasi otoriteleri ile stratejik ilişkiyi işlevsel hale getirmiştir. Kürdler, harikulade direnişleri ile, işgal altındaki topraklarını ve Ortadoğu'yu ekstremist islamcıların Şii, Süni versiyon merkezleri haline getirmeye çalışan Ankara ve Tahran gerici rejimlerin vekalet savaşını ve kirli planlarını açığa çıkarmada tarihi bir rol oynadılar. O nedenle işgalcı bölge devletleri, Kürdlerin Kürdistan'da otorite olma ve bağımsız devlet kurma hakkını ikinci bir israil devleti olarak propaganda ediyorlar.

Görülen o ki, İsrail halkının, Kürdlerle dostluğunu ve İsrail'ın, Kurdistan'ın bağımsızlığından yana tutum almasın kabullenemiyorlar. Kürdistan'ı işgal eden Kürd düşmanı devletler kime saldıryorlarsa Kürdler onlarla siyasi, askeri, ekonomik ilişkileri geliştirmelidir. Günümüz ortadoğu'da medeni dünya'nın menfaatı Kürdlerle dost ve mütefik olmaktan geçiyorsa bu iyi bir şeydir. Kürdistan'ı Türkiye, İran, Irak Suriye arasında yüz yıl önce bölüşteren emperyalist devletler, yüz yıl sonra işgal altında kurtulmalarına ve bağımsız devlet kurmalarına nötr kalmaları veya bölge çıkarlarından dolayı bile olsa yardımcı olmaları doğru bir eylemdir.
Ortadoğu'da eski sınırların hiç bir hükmü kalmamıştır. Irak ve Suriye üç parçaya bölünmüştür. Uyguladığı şiddet politiakası ile onların izdüşümüne giren Erdoğan hükümeti, Kuzey Kürdistan ile Güneybatı Kürdistan arasına betondan duvarlar çekerek Kürdistan'ın parçalı halini uzatma çabası yaşanan korkunun ayak sesleri oluyor. AB ilişkilerinden dibe vuran, Hindistan, Rusya, Çin ziyaretinde yüz bulmayan Erdoğan hükümeti,16 Nisan'da Trump yönetiminden ne talep edecek? Ağır bir siyasi ekonomik bunalım yaşayan Erdoğan Türkiyesi, ABD yönetimine el açmaktan ve Rakka sonrası ihale beklentisinden başka çaresı kalmamıştır.

Erdoğan'ın bir taraftan ABD, Rusya'ya kafa tutuyormuş gibi davranması, diğer taraftan sabah akşam,'' YPG, Kürd direnişçileri teröristtir, onlarla değil Türkiye ile işbirlği yapın'' yalvarışı, ciddi bir çaresızlık olarak okunmalıdır. Ankara hükümeti, başından beri Güneybatı Kürdistan'ı statüsüzleştirmek için AB, ABD ve Rusya'ya ciddi siyasi, ticari tavizler vermeye hazır oldu. Fakat Türk devletin dikta politikası ve ırka dayalı aşırı Kürd düşmanlığı ve işbirliği içinde olduğu islamist terör çetelerinden dolayı yüz bulmadı. Ayrıca TC yönetimin, Güney ve Güneybatı Kürdistan otoritelerin, ABD önderliğinde koalisyon güçleri ile devlet düzeyinde alış verış ilişkisinde bulunmasını bir türlü hazmedemedi. Kürd düşmanları biliyorlarki, Rojava Kürdistan'ı, Federe Kürdistan bağımsızlığına şimdilik katılmazsada, Güney Kürdistan'ın yolunu izliyecektir.
Çünkü Kürd Peşmerge ordusu ve Gerilla küvvetlerin karada, kualisyon güçlerin ise havada islamcı terör örgütlerine yönelik mücadelesi çok önemli ve işlevsel bir ilişki ağını geliştirmiştir. Kürdler çok ağır kayıplar, bedeller ödedi bu mücadelede. Musul ve Rakka Operasyonu sonrası Kürdlerin büyük dünya devletleri ile ilişkileri bağımsızlığa doğru evrilecektir. Elbette Kürdistan Başkanı, sayın Mesud Barzani'nin, her platformda Kürd ulusun bağımsızlık arzusunu dile getirmesi bir Kürd soyluluğudur. İdeolojik paradigması ne olursa olsun, Kürd Millet bağımsızlığı için mücadele edenler çok değerli ve şeref sahibidir.

PYD, YPG'nın, ABD önderliğinde kualisyon güçleri ve Rusya ile politik, askeri ve ekonomik ilişkileri Ankara yönetimin arzuladığı istikamete girmemesi için dışındaki bütün Kürd siyasi hareketleri ile mutlaka işbirliği içinde davranmalıdır. Kürdistan milli devrimi ulusal birlikle başarılır. Açıktırki, Bağımsız Kürdistan devleti, birbirinden farklı fikirlerin yan yana barış içinde birbirine zenginlik katan demokratik siyasetlerle kurulacaktir. Kürdler düşmanlarına benzememelidir. Suriye Irak ve Kürdistan'da mevcut devletlerin varlığı, nüfuz siyaseti IŞİD'ın bitiminden sonrada devam edeceğini bilmek ve her şeye hazırlıklı olmak önemlidir. Kürdlerin politik ve askeri aktörleri, Kürd ulusun temsilcileri olarak karşılanmaları için Kürd Millet davası esas alınmalıdır. Ulusal siyasette izlenecek strateji ve siyasi enstrümanlar belirleyicidir. Türk devletin, Kürdlerin önünü kesmeye endeksli öldürme politikası bumerang misali kendini vurmanin yanında İran'ın Ortadoğu'da yayılmasından başka işlevi olmadı. Ayrıca Irak, Suriye politikası, keza İran'a bölgesel rakip, paradigmasi fiyasko ile sonuçlandı. Ayni şekilde PKK bahane edilerek Güneybatı Kürdistan'ın statü sahibi olmasını engeleme Cerablus ve Elbab'dan Kobane'ye uzanma işgalı başarısız kald.

Türkiye İslamist Çetelere Yatırım Yaptı.
Türkiye'nin Ortadoğu politikası Kürdlerin bağımsızlığını engelleme, topraklarını işgal etme, üzerine kuruludur. Ankara yönetimin, bir ABD'ye, bir Rusya'ya belli aralıklarla tavır alması, islamcı örgütler üzerinde vekalet savaşına tutuşması ve Kürdlerin ilelebet terörist görüleceğı hesabı ile Suriye'ye müdahale etmesi kabul görmedi. Washington yönetimi, IŞİD ile tavizsiz mücadele sözünde Kürdlerle mutefikliğini sürdürecektir. Trump’ın Kürd düşmani İran Şii azınlık rejimin, bölgesel etkisini kırma'da Kürdleri tercih edecektir. Türk devletin, İran faktöründen hareketle bölge politikasından ABD'yi kendine mecbur zanetmesi hayal kırıklığına götürdü.

Ankara hükümetin yangından mal kaçırır gibi Suriye ve Rojava Kürdlerine saldırmada canhıraş davranması, ABD'nın İran'ı önceleme politikasını erteleme ve bölge planında taktik değiştirmeye götürdü. Washington yönetimin, Moskova yönetimi ile kordineli davranması ve Çin’i dengeleme politikası Türkiye'yi boşa düşürdü. Bilindiği gibi Türkiye, umudunu ABD-Rusya ve Rusya AB ilişkilerinin gerginliğine bağlamıştı. Ama bütün hepsi ile gerginliği kendisi yaşadı

ABD, Rusya ile anlaşmalı değilse, AKP hükümetin, Moskova'nın projesi olan Astana süreçlerine dahil olmasını bir çaresızlık olduğunu bilir. Ankara'nın silahlandırıp beş yıl boyunca Suriye'de Kürdlere karşı savaştırdığı islamist ''muhalefet'', Rusya'nın Astana projesi ile dizayn edilerek, hizaya getirilmesi Ankara'ya ciddi bir ders verdi. Türkiye cumhuriyeti Kürd düşmanlığı politikasından dolayı islamist terör çetelerine ve '' Fırat kalkanı operasyonu'' FKO'da birleşen çetelere yaptığı yatırımdan dolayı kayıbetti.
ABD, Kualisyon güçleri ise benzer yatırımı haklı olarak Kürd direnişçilerine;YPG, SDG ve ENEKS'e yapmış. Fakat Türkiye bu kayibetmişliğin üfkesı ile Kürdlere saldırmaya devam ediyor. Çünkü Türkiye, Dış ve bölge politikasında çöküşü yaşıyor. Kürdistan'ı bombalıyarak, Kürdleri öldürerek enerjsini tuketmıştır. O nedenle Kürdlerin dışında herhangi bir devletle ciddi çelişki yaşamayı ve savaşa girmeyi göze alamayacak duruma gelmıştır.

Kürdlerin emperyalistleri işgalcileridir. Kürdistan'ı sömürgeleştiren, halkımıza cehenemi yaşatan Baas rejimeri yıkıldı, kalıntılarıyla mücadele devam ediyor. Türkiye ve İran işgalcı, rejimlerin, Kürdleri öldürmede birleşmeleri Baas rejimlerin izdüşümü oluyor. Tabii, Rusya, ABD ve AB yönetimlerin, Türk devletin katliamlarına gerekli tepkiyi vermemesi mevcut yönetimleri daha çok katliamlara teşvik ediyor. Bazı diplomatların ve devlet stratejistlerin Ankara hükümetinin, kendi kendini yıkabilecek bir diktaya sahip olduğu tesbiti müdaheleyi ıskalamamalıdır.

Ankara'nın Kürd takıntısı, şiddet politikası Türkiye'yi uç parçaya ayırmıştır. Ayrışanların barış içinde, bir arada yaşaması zorlaşmıştır. AKP hükümeti, bu gerçeğin görülmesini engellemek ve dikkatleri başka yöne çekmek için Kürdlerle savaşa devam ediyor. Onbeş yıllık iç ve diş politika riyakârlık ve diktatörlükle sürdürüldü. Hükümetin politikasına teslim olmayan herkes acı çekti, öldürüldü, haps edildi, kovuldu, işinden oldu, fakirleşti. Doğu Güney doğu dedikleri Kuzey Kürdistan'da sefalet hat safaya varmış. AKP'li olmayanlar işten atıldi. İş sahibi olmak ve işe girmek için AKP'li olundu. İnsanların dörte üçü işsiz kaldı. AKP hükümeti ile ortalığa salınan paralı ajanlardan geçilmiyor.

Kişisel çelişkileri olanlar; PKK'li, Cemaatçı diye ihbar ediyorlar. Barbuki ile rakı içen adam, Cemaat'ın sakaldığı kitapları yakıyor diye ihbar edilerek tutuklanıyor. AKP hükümetin elinde PKK ve cemaat silahindan başka bir şey kalmadı. Avrupa'dan dışlanan, Moskova ile Waşhington arasında kullanılan Erdoğan, Afrika'dan Asya'ya hiç bir devlet nezdinde yatırım yapılacak bir lider güveninde bulunmuyor. Son Hindistan ziyaretide farklı olmadı.

Hindistan'ın Mint gazetesi ve günlük basını, Erdoğan Türkiyesinin geleceği belirsizdir görüşünü savundu. Türkiye'nin üçüncü muhalefet partisinin lideri Selhattin Demirtaş ve onlarca vekilini hapseden, toplu katliamlar yapan, Türkiye'nin önde gelen yazar, gazeteci ve akademisyenlerini tutuklayan Türk lider, hangi güven ve curetle Keşmir'le ilgili arabuluculuk önerisinde bulunuyor.''? mealinde görüş belirtildi. Ayrıca Hindistan dışişleri sözcüsü,''Bizim Keşmir konusunda tavrımız açıktır.
Keşmir' ile ilgili herhangi bir gerekçe kabul etmeyeceklerini, Keşmir'de yaşananları terör olarak değerlendiriyoruz''. Demesi Erdoğan'a şamar gibi otormuştu. Erdoğan'ın, 3 Mayis 2017 Rusya ziyareti ve Putin ile görüşmesinin ana maddesı Suriye masasında bulunma ve Güneybatı Kürdistan'ı parçalara bölme arzusudur. Erdodğan, Putin'den Kürdlere bağımsızılık yok sözünü duymak istiyordu. Ama artık Türkiye'nın Kürd politikası hiç bir devlet tarafından kabul edilmiyor. ABD, Rusya ve kualisyon güçleri, Özgür Kürdistan'la başlattığı siyasi, askeri, diplomatik,ekonomik ve stratejik iliskiyi, Güneybatı Kürdistan'la yaygınlaştıracaktır.
Medkobal@homail.r

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News

Güncel

Selim Çürükkaya / 19 Eylül 2017 tarihinde Erbil hava alanına ailece indik. Amacımız Güney Kürdistan için yapılan bağımsızlık referandumuna katılmak, halkın sevincine ortak olmaktı.

Toplum

Görgü tanıklarının anlatımları ve askerlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veren iki kişi, kısa bir süre sonra çıplak şekilde asfalta yatırılan şahısların penislerinin (cinsel orga