ala kurdistan
Ey Reqîb

Fehim Taştekin:Sarut’un Cenazesi Ankara’nın Suriye Siyasetine Ayna Tutuyor

Fehim Taştekin ile bu hafta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ta başlattığı askeri operasyon başta olmak üzere Türkiye’nin komşu ülkelerdeki operasyonlarını, İdlib’teki son gelişmeleri ve Reyhanlı’da IŞİD’li komutan için düzenlenen cenaze törenini konuştuk.

Bölgeye baktığımızda ortaya çıkan tablo ve Taştekin’in değerlendirmeleri şöyle:

“Ceyş el İzze komutanı Abdulbasit el Sarut’un Reyhanlı’da hastanede öldükten sonra büyük bir cenaze töreni ile uğurlanması Türkiye’nin Suriye’deki çarpık siyasetinin bir özetini sunuyor.

Sarut’un kişisel hikâyesi, Suriye’ye dolaylı ya da doğrudan müdahale sürecinde ‘ılımlı’ ve ‘radikal’ muhalif ayrımıyla ilgiyi tutarsızlığı ele veriyor.

2012’de ‘Alevilerin kökünü kazıyacağız’ demiş, 2014’te hakkında IŞİD’e biat ettiğine dair haberler çıkmış, IŞİD’in bayrağı ile poz vermiş, IŞİD’in Suriye’deki ilk yapılanması olan Nusra ve ardılı Heyet Tahrir el Şam’la kucaklaşmış, söylemiyle cihatçılardan farklı olmadığını göstermiş biri Batı medyasında da devrimin simgesi olarak sunuluyor.

Sarut’un örgütü Ceyş el İzze Türkiye’den hala yardım görüyor. Geçmişte ABD’nin TOW füzesiyle ödüllendirdiği örgütler arasındaydı. Hatay gibi etnik, dini ve mezhebi farklılıkların bir arada yaşadığı bir yerde Alevi düşmanlığıyla tanınmış birine gösteri eşliğinde cenaze düzenlemek çok tehlikeli bir yaklaşım. Bu cenaze Suriye’deki maceranın Türkiye toplumundaki dönüştürücü etkisini de ele veriyor. Hükümet bu anlayışa prim verdiği için toplumda hatta devlet kurumları içinde karşılık buluyor.

Kürtler konusunda İran ile Türkiye farklı yoldan ilerliyor

Türkiye’nin Hakurk’un hedef alındığı sınır ötesi harekâtı, 2017’den beri bölgeye dair kurguladığı siyasi, ekonomik ve güvenlik ayakları olan konseptten bağımsız değil. Ankara güney sınırlarında askeri nüfuz alanını derinleştirmek istiyor. Fiili bir tampon bölge hesabı.

İkincisi Suriye-Irak arasında Irak Anayasası’na göre Kürdistan’ın sınırları dışında kalan alanda bir fiili güvenlik bölgesi kurmak istiyor. Ovaköy’den açılmak istenen sınır kapısı bunun ekonomik gerekçesi. Ama arkasında bu kapıyı Musul’a bağlayacak güzergâhı bir askeri kontrol bölgesine çevirme hesapları var.

Burada PKK’nin Suriye-Irak arasındaki hareketliliğini kesileceği düşüncesinden hareket ediliyor. Kürdistan’ın yeni başkanı Neçirvan Barzani 2017 sonrası Ankara, Bağdat ve Tahran’la ilişkileri normalleştirme misyonuyla o koltukta. Normalleşme baskısı nedeniyle Türkiye’nin yeni stratejisine karşı bir duruş sergileyemeyebilir. Ama Mesut Barzani hala doğal lider ve onun ağırlığını göz ardı eden bir politika gelişmez.

Mesut Barzani PKK’nin etki alanının geriletilmesinden yana olsa da, Kürdün Kürt’le savaşına bir daha izin vermeyeceği hep söylüyor. 1990’lardaki gibi PKK’ye karşı askeri ortaklık zor. Bağdat’ın değerlendirmeleri de Türkiye’den farklı. İran ise her ne kadar ortak sorundan söz etse de yaptırımlarla kuşatıldığı bir dönemde kendi sınırları içinde bir silahlı kalkışmayı alevlendirmek istemez.

2011’de PJAK (PKK’nin İran kolu) ile yaptığı ateşkes anlaşması İran için hala önemini koruyor. Irak tarafında da İran, Kürdistan’ın bağımsızlık referandumunda Türkiye ile koordineli hareket etse de Kürtlerle ilişkilerini genişletmeye bakıyor. Şunu da unutmamak lazım; Tahran, Kürtlerin Bağdat’ta hükümetin yeniden önemli bir ortağı haline gelmesinde kritik rol oynadı. Haliyle böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin istediği şekilde ortak politika İran açısından zor.

S-400’te çarkın gürültüsü İdlib’de de kopar

İdlib ve Suriye’deki diğer krizler, Türkiye-ABD ilişkileri, Türkiye-Rusya ilişkileri ve hepsinin üzerinden S-400 pazarlıklarıyla bağlantılı hale geldi. Rusya, Türkiye ile ortaklığa halel gelmesini ve Amerikan çizgisine kaymasını önlemek için Suriye’de Türkiye’ye çok esnek davranıyor.

Ancak S-400’de ‘U’ dönüşü özellikle Suriye’de Türkiye’nin hesaplarını bozabilir. S-400’te ısrar da Türkiye’yi NATO kanadında çıkmaza sokacaktır. ABD Savunma Bakanı’nın mektubu olacakların habercisi. Herkes Türkiye’nin F-35 programından dışlanmasına odaklanıyor ama asıl önemlisi Amerikan Düşmanlarına Karşı Koyma Yasası çerçevesinde gelecek yaptırımlardır.

Mesele F-35 ile sınırlı olsa Ankara birkaç milyar doları gözden çıkartıp Ruslarla oyuna devam diyebilir ama fırtına büyük. Ankara, Türkiye gibi stratejik değerin Rusya’ya kaptırılmasını NATO’nun göze alamayacağı hesabıyla hareket ediyor ve ortak komite ile yaklaşan fırtınayı geciktirmeyi deniyor.

ABD, Rus savunma konseptine dâhil olma yolunda giden Türkiye’yi eski rotasına sokmak için sarsıcı ama işi kopuşu götürmekten de imtina eden bir cezalandırma stratejisi izleyecektir. Erdoğan’ın bel bağladığı Başkan Trump’ın Kongre’den gelen hamleleri öteleme şansı da yok. Fakat her halükarda Türkiye, Rusya’yı memnun etmekte karar kılarsa ABD’den, ABD’yi memnun etmekte karar kılarsa Rusya’dan gelen bir bedelle yüzleşecek.”

© Ahval Türkçe

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News