ala kurdistan
Ey Reqîb

Ferda Çetin ve Kaçkınlar

Ferda Çetin "sömürge ülke kişiliği" tanımana eksiksiz uyan Kürdü Kürde kırdırmayı esas alan zehir zemberek bir yazı yazmış.

Fanon "Siyah Deri Beyaz Maskeler" kitabında bilinci çarpıtılmış, sömürge ülke insanın davranış biçimini anlatıyor.

Ferda Çetin de bu yazısında tam da Fano'nun dediği gibi ağzını açan Kürdün kalbinin delinmesi, kafasının patlatılması için vazife çıkarabilecek "aptallara" çağrı yapıyor.

Mesele şu:

Her şey tüketildi ve Ferda Çetin "Kurtarın bizi...." diye feryat ediyor.

20 yıl öncesinde söyledim, resmi belgelerle kendilerine de ifade ettim. "Türkler asırlar boyu zamanın çürütücü özelliğini kullanmış. Başkanı esir almakla, partiyi esir aldığını, partiyi esir almakla halkı esir aldığının hesabını yapıyor. Zaman içinde önce başkanı, sonra partiyi, daha sonra da kitleleri çürütecek. Bu oyuna gelmemek için irademizi zindana hapis etmeyelim" dedim.

Dinlemediler. Söylediklerim aynen gerçekleşti/gerçekleşiyor.

"Ben" derken yüzlerce yetenekli, özverili, fedakar, Kürdistan halkının yiğit evlatlarından söz ediyorum.

Partiyi, Kürdistan halkının emek ve kanıyla büyüttüğü değerleri çürüterek yok etme noktasına getirdiler.

Şimdi "Kurtarın bizi" diye feryat ediyorlar.

Kitleler sizi kurtarmayacak Ferda Çetin, tarihle birlikte sizi yargılayacak...... Bundan emin olun. Bu da yoldaşça size yönelik son sözlerim.

2000 yılında Avrupa'ya geldiğimde bir ay içinde 4 ülke dolaştırıldım. İşin gerçeği sersemleştirilerek serseri biri olarak ortalıkta dolanmam için ne gerekiyorsa yapıldı. Bu hileye karşı koydum ve aştım.

Ferda Çetin o dönemde Özgür Politika gazetesinin sorumlusuydu. "Mümkünse Paris'te bir büro oluşturun" dedi.
"Tamam" dedim ve kendi olanaklarımızla bir büro oluşturduk. Özgürpolitika gazetesinin Paris'te günlük satışı ortalama 29 adetti.

Abone sayımızı sıfırdan 259'a, satış sayımızı yüzün üstüne çıkardık. 8 kişinin çalıştığı bir büro oluşturduk. 7 Bilgisayar aldık. Yoğun bir çalışma içine girdik. Öyle ki Özgür Politika'nın reklamlarla birlikte 3 sayfası bizim yazdığımız haber ve yorumlardan, oluştu. 8 Sayfalık Özgürpolitika gazetesinin 3 sayfası Paris üzerinden neşir edildi. 10 aylık süre içinde işçi ve büro masrafları dışında reklam gelirlerinden 600 bin Frank (100 bin Euro) gelir elde ettik. Bir kısmını da gazete merkezine gönderdik.

Gazetenin muhasebesini ben tutuyordum. 17 Nisan 2001'de ayrıldığımda Rıza Altun'a maliye raporu verdim.

"10 yıldır parti ortamında bulunuyorum. Özel sipariş olarak kendime bir çorap bile almadım. Gazete bürosunun misafir, çalışan ve yiyecek-içecek masraflarını da sosyalden aldığım yardım parasından karşıladım. Şimdi gidiyorum. Cebimde 80 Frank (15 Euro) var. Ne yapacağım, nasıl edeceğim bilmiyorum" dedim.

Nice'e gittim. Gazete sorumlusu olarak Frankfurt'tan Paris'e gelen Topal Mahrem beni telefondan aradı.

"Ulan alçak, şerefsiz. Partinin parasını aldın ve kaçtın. Bunun hesabını vereceksin" dedi.

"Tamam çaldım da neyi, ne kadar çaldım" dedim. "Biz hesap yaptık 600 Frank (100 Euro) eksik. Bunu çaldın" dedi.

"Rıza arkadaşa verdiğim maliye raporlarına tüm fatura ve belgeleri de ekledim. Raporun altına da not düştüm. 600 frank eksik görünüyor ancak bu banka ile ilgili bir durum" dedim. Şimdi şirketin resmi sorumlusu Hasan Deniz'i arayacağım. Gitsin banka hesaplarını çıkarsın. Ben almışsam öderim" dedim.

Hasan Deniz'i aradım. Sağ olsun hemen bankaya gitti. Banka dekontlarını aldı ve "Seninle alakalı değil Xalo, banka işlem parası" dedi.

600 bin Frank, bir büro 7 bilgisayar 259 yıllık abone ve 8 çalışan kazandırdığım bu partide ben, bankanın işlem hesabı için kestiği 100 Euro için hırsız, alçak ve şerefsiz oluyordum!

Ben gittikten sonra ne oldu?

Kısa bir süre sonra büro kapandı, reklamlar kesildi. Murat Aktaş da sadece dernek çalışmalarını yazmakla yetindi.

Pratik gerçeklik bu.

Yetenek fukaralarının "kaçkın" kavramı arkasına sığınarak yarattıkları yanılsamalı durum da.

Ben dahil, yüzlerce arkadaşımın eğitim, bilgi donanımı, yıllara sığdırılan yaratıcı pratikle partiyi büyüttük. Şu anda yönetimde bulunanlardan tek birinin ne bilgi ve eğitim düzeyi nede pratikleri bizlerle kıyaslanamaz. Biz yarattık onlarsa kemirerek, çürüterek yok etme noktasına getirdi.

Katılım öncesinden de bir örnek

Avukatlık mesleğimin 3. yılında kasamda tam 152 milyon nakit para vardı. Bu parayla Diyarbakır'ın en lüks semtinde 4 daire, bir apartman satın alabilirdim. Diyarbakır HEP il başkanı olduktan sonra mesleğimi icra etmenin olanakları kalmadı. Defalarca suikaste uğradım. Tüm enerjimi ve varlığımı HEP çalışmalarına verdim. Diyarbakır'dan ayrılırken bir arkadaşımdan 300 mark borç alarak ayrıldım.

Yıllar sonra stajyer avukatlardan bir kaç tanesi bana "Senin hazırladığın dosyaları hakimler ve savcılar bize örnek dosya olarak veriyor, eğer avukat olacaksanız böyle bir avukat olun diyorlar" demişlerdi.

Neyse.....

Ve sonrasında 10 yıl sürecek ve onlarca kez ölümden geçen bir dağ serüveni.....

Ferda'nın sözünü ettiği kaçkınlardan biri de işte bu.
***
Partilerin strateji değiştirmeleri son derece doğru ve meşru bir uygulama. Ancak strateji değişikliğini kabul etmeyenlerin ayrılması da aynı biçimde son derece haklı ve meşrudur. Bu doğal hak karşısında "kaçkın" olmayı Ferda hangi hukuk kuralına sığdırıyor?

Bir de "Elinizi kolunuzu mu tutan var" diyor. Tabi ki kimsenin elini kolunu tutmadınız. Kafalarına kurşun sıkacak adamlar saldınız arkalarına......

Bu partiye her şeyimizi verdik. Bizden geriye hiçbir şey kalmadı. Şimdi canımızı, kanımızı vererek büyüttüğümüz partimizi istiyoruz. Parti, örgüt kurmak gibi bir düşüncemiz yok. Siz çekileceksiniz, bu partiyi yetenekli, gerçek sahiplerine teslim edeceksiniz. Partinin gerçek sahibi siz değil, bizleriz.
Feryat etmeyin!

Biz bu halkın fedakar ve yiğit çocuklarıyız. Bize teslim edin. Kürdün değil, Kürd düşmanının canını acıtarak sizleri de kurtaracağız.

Yaratıcı pratiğimize güvenin.

Yorumlar

PKK'de bu tuhaf ve tutarsiz kurnaz tipler gercekten samimi olsalardi belki her sey çok farkli olurdu. Ferda gibiler alçak gonulluluk, mutevazilik, parti kisiligi adi altinda insanlari hadim edip, etkisizlestiriyorlar. Butun kose taslarini tutup baskalarindan mutevazi olmalarini bekliyorlar. Ferda'nin ne numarasi varki yilllarca basin yayin alaninda çetelesti, simdi saanirim dis iliskilerde çetelesiyor. Bu numarasiz adam nedense hep tepeye yakin oynuyor, baskalarindan da mutevazi olup kole olmasini istiyor. Iyi de oànce kendisinin mutevazilik yapip bir hizmetkar gibi calismasi lazim. Bunlar biribirinin kopyasi, Apo da baskalarindan hizmetkar olmasini bekliyordu ama liderligi bir saniye bile baskasina birakmayacak kadar kariyerist, bencil, açgozlu biriydi. Bunlarin hepsi boyle kendileri yillardir hep tepede ama sanki dunyanin en alçak gonullu insanlariymis gibi algi yaratiyorlar oysa durum tersidir, aslinda dunyanin en bencil, en kariyerist, en yeteneksiz, en tembel insanlaridir.Ferda ayrica provakator, kiskanç, hizipçi, yalaka, sinik, çeteci biridir. Istedigi kadar kendini paralasin herkes biribirini taniyor artik.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News