ala kurdistan
Ey Reqîb

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı'ndan Kamuoyuna Duyuru

Kongra Gel 10. Genel Kurul Toplantısı, ülkemizin tüm parçalarından gelen yarısı kadın yarısı erkek 160 delegeyle özgür Kürdistan dağlarında gerçekleşmiştir. Türk, Arap, Fars ve Alman uyruklu delegelerin de katıldığı Genel Kurul Toplantımızda dört gün boyunca önemli tartışmalar yürütülmüş, pratiğin eleştirisi ve özeleştirisi temelinde kapsamlı değerlendirmeler yapılarak tarihî kararlar alınmıştır. 9. Genel Kurul Toplantısında Eşbaşkanlık sistemine geçen Kongra Gel, 10. Toplantısında, Yürütme Konseyi üye seçimi dahil tüm seçimlerde cinslerin eşit düzeyde temsilini gerçekleştirmiştir.

Genel Kurul Toplantımız özyönetim direnişi şehitlerinin büyük komutanları Çîyager, Axîn, Xebatkar ve Îslam ile büyük halk önderleri Mehmet Tunç, Pakize Nayır, Asya Yüksel ve kadın özgürlük direnişçisi Sêvê Demir’in özgürlük tutkusu ve mücadele iradelerinin yapılacak değerlendirmeler ve alınacak kararların ruhu olması gereğinin vurgulanmasıyla başlamış; toplantımızda Kürdistan'ın tüm parçalarında ve Ortadoğu'da özgürlük mücadelesini zaferle taçlandırma kararlılığı ortaya konulmuş; “Demokratik Özerkliği İnşa Edelim, Başkan Apo ve Kürdistan Halkının Özgürlüğünü Kesinleştirelim” biçiminde tespit edilen dönem şiarıyla coşkuyla tamamlanmıştır.

10. Genel Kurul Toplantısının Kürdistan, bölge ülkeleri ve tüm Ortadoğu'da tarihe yön veren siyasi gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, güvenlikli ve başarılı biçimde gerçekleşmesi ve önümüzdeki dönemin mücadelesine yön verecek doğrultuyu ortaya çıkarması, halkımıza moral veren, düşmanlarımızı ise kahreden dönemin en büyük eylemi olarak tarihe geçecektir.

Özellikle Türkiye'de gerçekleşen darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmelerin de etkisiyle, toplantımızda, bir buçuk yıldan bu yana ağır tecrit altında bulunan Başkan Apo'nun sağlığı ve güvenliğine ilişkin kaygılar tüm gündemlerde öne çıkmış; Başkan Apo'nun özgürlüğünün Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halklarının özgürleşmesindeki önemi üzerinde durulmuş; acil olarak ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesi konusuna özellikle vurgu yapılmıştır.

Sadece Kürt halkının değil, tüm Ortadoğu halklarının özgürlük ve demokrasi önderi olan Başkan Apo, 18 yıla yakın bir süreden beri bir adada tek kişilik bir cezaevinde esaret altında tutulmaktadır. Başkan Apo'nun düşünceleri ve çözüm projeleri bugün her zamankinden daha fazla tüm Ortadoğu halklarının özgürlük ve demokrasi yolu haline gelmiştir. Dolayısıyla Başkan Apo’nun özgürlüğü ile Kürt halkı ve Ortadoğu halklarının özgürlüğü iç içe geçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle Genel Kurul Toplantımız Kürt halkı ile Ortadoğu ve Türkiye halklarını Başkan Apo'nun özgürlüğü için mücadele etmeye ve bu Önderlik şahsında Ortadoğu halklarının kardeşliğini ve özgürlüğünü sağlamaya çağırmıştır.

Toplantımızda başta kadınlar ve gençler olmak üzere, Başkan Apo'nun sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü için mücadele eden tüm Kürt halkı bir daha selamlanmış; bu eylemlerin genel özgürlük mücadelesinin parçası olarak daha etkili ve sürekli hale getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sykes-Picot Antlaşmasının yüzüncü yıldönümünde Ortadoğu'daki yüzyıllık dengeler bozulmuş ve kurulan sistem dağılmıştır. Eski siyasi dengeler, politikalar ve sorunlara çözüm yöntemleriyle artık sonuç alınamayan Ortadoğu'da, başta siyasal ve sosyal alanlar olmak üzere tüm alanlarda tam bir kaos içine girilmiştir.

Ortadoğu'da yeni dengelerin kurulması mücadelesinin verildiği bu kaos ortamında, yaşanan Üçüncü Dünya Savaşı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tüm uluslararası güçler ve bölge devletleri doğrudan ya da dolaylı olarak bu savaşta yer aldığı gibi, halklar da özgür ve demokratik yaşama kavuşmak için mücadelelerini yükseltmektedir. Merkezinde Kürdistan, Türkiye, Suriye ve Irak’ın yer aldığı bölgemizdeki bu savaşta, Başkan Apo çizgisindeki Kürt Özgürlük Hareketi dışında hiçbir siyasi gücün savaşa yol açan sorunlara ilişkin bir çözüm projesi bulunmamaktadır.

Başkan Apo’nun devletçi sistemden ayrı olarak örgütlü demokratik topluma dayandırdığı demokratik konfederal sistem ve bu temelde öngördüğü demokratik özerk yapılar tek çözüm modeli haline gelmiştir. Toplantımızda Bakurê Kurdîstan, Rojava ve Şengal’de kadın özgürlük çizgisinde pratikleştirilen, örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sistemin tüm Kürdistan ve Ortadoğu'da yaygınlaştırılmasının insanlık için bir kurtuluş umudu olacağı inancıyla, bu çizgideki mücadelenin tüm Kürdistan'da ve Ortadoğu'da yükseltilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bunun için de tüm bölge ülkelerindeki demokratik, sol ve sosyalist güçlerin, kadın ve gençlik örgütlerinin yanı sıra, ezilen etnik toplumlar ve inanç topluluklarıyla demokratik ittifak kurma zorunluluğu ortaya konulmuştur. Bu temelde demokrasi güçleri arasında eskisini katbekat aşan bir çaba ve ilişki düzeyinin yakalanması gerektiği üzerinde özellikle durulmuştur.

Ortadoğu'daki özgürlük ve demokrasi mücadelesinin düğümünün Bakurê Kurdîstan ve Türkiye'de çözüleceği tespitini yapan Genel Kurul Toplantımız, Türkiye ve Bakurê Kurdîstan’daki tüm demokrasi güçlerinin, devrimci hareketlerin, kadın ve gençlik örgütlerinin, tüm demokrat Müslümanların, Alevilerin ve farklı Kürt demokratik ulusal güçlerinin Türkiye'deki mevcut tekçi otoriter sisteme karşı bir araya gelerek ortak mücadeleyi yükseltmelerinin tüm Ortadoğu'nun kaderini belirleyeceğini ortaya koymuştur.

Özellikle başarısız darbe girişiminden sonra 7 Haziran seçimi sonrası kurduğu milliyetçi cepheyi genişleten AKP iktidarının tüm demokrasi güçlerini ve Kürt halkını ezmeyi hedeflemesi, demokrasi güçlerinin ittifakını ve ortak mücadelesini daha da acil hale getirmiş bulunmaktadır. Tamamen antidemokratik ve Kürt karşıtı bir yönelime giren faşist AKP’yi mücadele çizgisi dışında durdurmanın mümkün olmadığını ortaya koyan Genel Kurul Toplantımız, tüm Kürt halkını ve Türkiye halklarını birlik içinde ortak mücadeleye çağırmıştır.

Toplantımız, aylarca süren özyönetim direnişlerini de kapsamlıca değerlendirmiş, Kürt sorununun çözümsüz bırakılmasına ve soykırımcı teslimiyet dayatmalarına karşı gelişen bu direnişleri halkımızın tarihi özgürlük ve demokrasi iradesinin ifadesi olarak çok değerli bulmuş, bu direnişlerle Kürt halkının demokrasi ve özgür yaşamda ısrarlı olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdiğini vurgulamıştır. Bu direnişlerle özgürlük iradesini ortaya koyan ve kahramanca bir direniş sergileyen halkımızın, böylece kendi özgürlük ve direniş iradesini daha üst bir düzeye çıkardığını ve özgür geleceğini kurma gücü ve güvencesini yarattığını belirlemiş, bu irade ve direniş düzeyiyle Kürt halkının mutlaka kazanacağını ifade etmiştir.

Toplantımızda gençler ve kadınların özyönetim alanlarındaki tarihi direnişleri üzerinde özellikle durulmuş; gençlerin fedai militan duruşunun halkımızın varlığı ve özgürlüğü açısından yıkılmaz bir duvar olduğu belirtilerek, gençlerin ve kadınların bu direnişlerde gösterdiği özgürlük tutkusu ve iradesi önünde hiçbir gücün duramayacağı ifade edilmiştir.

Sömürgeci Türk ordusunun özyönetim direnişlerine tanklar ve toplarla müdahale etmesi sonrasında, gerilla güçlerimiz de koşulların elverdiği ölçüde özyönetim direnişlerine en yüksek düzeyde destek vermiş; bu direnişlerde yenilmez bir iradenin ortaya çıkmasında tarihi rolünü oynamıştır. Halkımızın yenilmez özgür ve demokratik yaşam gücü olduğunu bir kez daha kanıtlayan gerillamız, toplantımızda ayakta alkışlanarak selamlanmıştır.

Toplantımızda, özyönetim direnişleri boyunca yoğun bir psikolojik savaş yürüten AKP iktidarı ve Türk devletinin Özgürlük Hareketi'nin ezildiği ve halkın iradesinin kırıldığı yönündeki açıklamalarının gerçeği kesinlikle yansıtmadığı; bunun bu süreçte işledikleri soykırım suçlarını örtbas etmeye ve özyönetim direnişçilerinin iradesi karşısında yaşadıkları çaresizlik ve yenilgiyi gizlemeye yönelik bir propaganda olduğu vurgulanmıştır. Özyönetim iradesi ve direnişlerinin bu direnişlerde şehit düşen kahramanların özgürlük tutkusu ve fedai ruhuyla süreklileştirilmesi gerektiği belirtilmiş; soykırımcı sömürgeciliği yenilgiye uğratma iradesi ve kararlılığı en güçlü biçimde bir kez daha ortaya konulmuştur. Özyönetim direnişlerinde yükseltilen özgürlük tutkusu ve özleminin, Toplantımızdaki tartışmalarla birlikte toplumsal inşanın her alanda geliştirilmesi temelinde, yeni bir özgürlük ve demokrasi hamlesine dönüştürülmesi kararlılığı ortaya çıkmıştır.

Tarihi Kobanê Direnişi, Girê Sipî, Til Hemis, Hol, Şedadê ve Tışrin hamleleri ve Mınbiç’in özgürleştirilmesiyle birlikte, Rojava Devrimi tüm Kuzey Suriye Devrimi haline gelmiş bulunmaktadır. Mınbiç’in özgürleştirilmesi tüm Suriye'nin demokratikleşmesinin temeli olan Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nu güçlendirmiş, Suriye'de demokratik bir sistemin kurulması önündeki engelleri büyük oranda kaldırmış bulunmaktadır. Genel Kurulumuz Toplantımız, Suriye’deki Arap, Kürt, Asuri-Süryani, Türkmen ve Ermeni halkları ile Müslüman, Alevi, Hıristiyan, Êzidî ve Dürzi topluluklarının bir araya gelmeleri halinde, Suriye’yi örnek bir demokratik ülke haline getirebileceklerini ve bunun da tüm Ortadoğu halkları için model olacağını bir kez daha teyit etmiştir.

Şengal’deki 74. fermanın ikinci yıldönümünde toplanan Genel Kurulumuz, Şengal’de soykırımın engellenmesinde tarihi bir direniş gösteren on iki gerillayı bir kez daha selamlamış; Şengal Direnişinin Êzidî soykırımını önlediği gibi, Başurê Kurdîstan ve Rojava Devrimi’ne yönelik saldırıların da önünü kapattığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Özgürleştirilen Şengal’de öz savunma temelinde gerçekleşecek olan özyönetim ve özerkliğin Başurê Kurdîstan ve Irak'ın demokratikleşmesinin de modeli olacağı açıklanmış, bu temelde Şengal’in özerkliğini savunmanın Kürdistanlı tüm yurtsever demokratik güçlerin, Başurê Kurdîstan ve Irak halkının görevleri arasında olduğu özellikle belirtilmiştir.

Toplantımızda Başurê Kurdîstan'daki siyasi ve sosyal durum da değerlendirilmiş; Kürdistan'ın bu parçasındaki temel sorunun demokratik zihniyet ve demokratikleşme eksikliği olduğu belirtilmiş, demokratik zihniyet ve ulusal çıkarlara dayalı politikaların Başurê Kurdîstan'ı her bakımdan güçlendireceği ve Irak ve Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesinde önemli bir rol oynamasına yol açacağı ifade edilmiştir. Güney Kürdistan Hükümetinin AKP iktidarı ile ilişkileri yürütme biçiminin Kürt halkının ulusal çıkarlarına uygun olmadığı ortaya konulmuş, Başurê Kurdîstanlı siyasi güçlerin tüm parçalardaki halkımızın özgürlük mücadelesine karşı sorumlulukları üzerinde durulmuştur. IŞİD ya da herhangi bir saldırgan güce karşı Özgürlük Hareketi'nin her zaman olduğu gibi yine Başurê Kurdîstan halkımızın yanında olduğu ve olacağı bir daha hatırlatılmıştır.

Rojhilat halkımızda gelişkin olan yurtseverlik duygusu ve özgürlük özleminin son yıllarda Kürdistan'ın tüm parçalarında gelişen mücadeleyle daha da yükseldiği değerlendirmesi yapılmış; kendi örgütlülüğünü daha da geliştirecek ve İran demokrasi güçleriyle daha sıkı ilişkiler kuracak olan Rojhilat halkımızın, İran’ın ve tüm Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesinde rolünü oynayabileceği üzerinde durulmuş; güçlü kültürel düzeyi ve kapitalist moderniteden en az etkilenen yapısıyla, Ortadoğu halklarının toplumsal demokrasi ve özgürlük mücadelesinde çok önemli bir rol oynayacağı vurgulanmıştır.

Genel Kurul Toplantısında Musul’un IŞİD işgalinden kurtarılması hazırlıkları ve tartışmaları üzerinde de durulmuş; Musul’un özgürleştirilip Arap, Kürt, Asuri-Süryani, Türkmen ve diğer etnik topluluklar ve inanç gruplarının Demokratik Ulus çizgisinde demokratik bir yönetime kavuşturulmasının sadece Irak ve Başurê Kurdîstan için değil, tüm Ortadoğu'nun Demokratik Ulus çizgisinde demokratikleşmesinde büyük rol oynayacağı tespiti yapılmıştır. Bu temelde Başkan Apo'nun Demokratik Ulus çizgisini esas alan Şengal Êzidî Özgürlük Güçleri ve gerillalarla ve peşmergelerin Musul’un özgürleştirilmesi hamlesinde birlikte yer almaları gerektiği ortaya konulmuş; Musul’un özgürleşmesi için Irak Ordusu ve Arap halk güçleriyle ortak hareket etmenin önemi üzerinde durulmuştur.

Ortadoğu'da eski sistemin dağıldığı, yeni dengeler kurma ve yeni sistem inşa etme savaşının verildiği bir dönemde, özellikle 20. yüzyılda statüsüz kalan Kürt halkının birliğini sağlamasının önemine değinilmiş; bu birlik Ulusal Kongreyle taçlandırıldığında Kürt halkının sadece özgürlüğünü kazanmakla kalmayacağı, bununla birlikte tüm Ortadoğu'nun özgürlük ve demokrasi mücadelesinde öncü halk haline geleceği kapsamlıca ele alınmıştır. Toplantımız bu tarihsel ve güncel gerçeklikler ışığında, tüm Kürdistanlı siyasi güçleri Ulusal Kongreyi gerçekleştirme doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmıştır.

Milliyetçilik ve mezhepçiliğin Ortadoğu'da halkları birbirine boğazlattığı günümüzde, tüm etnik topluluklar ve inanç gruplarının kendi farklılıklarıyla katılıp eşit ve özgür biçimde varlıklarını sürdürecekleri Demokratik Ulus zihniyeti, Başkan Apo’nun öngördüğü bu zihniyet, Ortadoğu'nun barış ve istikrarı için tek çözüm modeli durumundadır. Kürt halkı hem her türlü milliyetçiliğe ve mezhepçiliğe karşı çıkmalı, hem de milliyetçi ve mezhepçi hiçbir tarafın ve savaşın içinde olmamalıdır. Halkımız milliyetçilik, mezhepçilik ve cinsiyetçiliğe karşı olma temelinde tüm halklar, etnik ve inançsal topluluklarla ittifak kurarak, Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesi ve özgürleştirilmesinde en önde yerini almalıdır. Böyle bir yaklaşım temelinde halkların ortak mücadelesini geliştirme gereği, Genel Kurulumuzun tartıştığı ve üzerinde durduğu konuların başında yer almıştır.

Genel Kurul Toplantımızda, Ortadoğu'da var olan kaos ortamında çok kirli bir savaşın yürütülmekte olduğu gerçeği temelinde, tüm halkların öz savunmasının acil görev haline geldiği belirtilmiş; Kürt halkının ve ezilen tüm etnik ve inançsal toplulukların varlıklarını savunmak için öz savunmalarını güçlendirmelerinin önemi vurgulanmıştır. Bu temelde Bakurê Kurdîstan ve Rojava başta olmak üzere, tüm Kürdistan’da binlerce Kürt gencini gerilla ve öz savunma güçlerine katılmaya çağırmıştır. Kürtlerin ulusal varlığının başta Türkiye ve Rojava olmak üzere Kürdistan'ın tüm parçalarında hala tehlike altında olduğunu vurgulayan Genel Kurulumuz, gerillaya ve öz savunma güçlerine katılmanın acil ve tarihi bir yurtseverlik görevi olduğunu ortaya koymuştur. Bu çerçevede Kürt gençlerini hiçbir yerde askere gitmemeye, gidenleri de firar edip özgürlük savaşçısı olarak gerilla saflarında yerlerini almaya çağırmıştır. Ayrıca başta Türkiye halkları olmak üzere tüm bölge halklarına, Kürtlere karşı savaşmamaları için kendi çocuklarını askere göndermeme çağrısı yapmıştır.

Kürtler üzerinde soykırımcı bir sömürgecilik uygulayan devletlerin Kürdistan'ın demografik yapısını bozmak amacıyla şiddet kullanarak ve başka yollarla halkımızı göçe zorlamaları ve son yıllardaki IŞİD saldırıları sonucunda, yüz binlerce Kürt insanı başta Avrupa olmak üzere başka alanlarda yaşamak zorunda bırakılmıştır. Bu göçler ve ülke dışına gidişler, soykırımcı sömürgeci güçlerin amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıran bir düzeye varmıştır. Bu nedenle başta 74. ferman sonrasında dünyanın dört bir yanına savrulan Êzidî halkımız başta olmak üzere, vatanlarından koparılan tüm Kürtlerin doğdukları, büyüdükleri ve halk olarak var oldukları topraklara dönmeleri ertelenemez bir yurtseverlik görevi haline gelmiştir. Var olma direnişimiz ve özgürlük mücadelemiz bir de ana topraklara dönerek güçlendirilmelidir. Bu temelde tüm Kürt halkını ve tarih boyu Kürdistan'da Kürtlerle birlikte yaşayan tüm halkları ve inanç topluluklarını kendi ülkelerine dönmeye, Ortak Vatan olan Kürdistan’ı tarihte olduğu gibi yine canlı ve insanlık için örnek bir coğrafya haline getirmeye çağırıyoruz.

Sykes-Picot Anlaşmasının yüzüncü yıldönümünde, uluslararası güçlerin ve bölge devletlerinin durumu da Genel Kurul Toplantımızda değerlendirme konusu olmuştur. Kürtler ve Arapların parçalanmışlığı ve Kürtlerin yok sayılması üzerine kurulmuş bir siyasi düzenin ne bölge halklarına ne de tüm insanlığa bir faydası olacağı vurgulanmış; başta Kürtler olmak üzere, ezilen halklar ve inançların Demokratik Ulus anlayışı temelinde özgür ve demokratik bir yaşama kavuşmalarının, Ortadoğu ve dünya barışı ve istikrarı açısından önemi bir kez daha ortaya konulmuştur. Genel Kurulumuz, bu temelde tüm uluslararası güçleri sorumlu davranmaya davet etmiş; Kürtleri soykırımcı sömürgeci sistem altında tutan ülkeleri de bu politikalarını bırakıp, Kürtlerle eşit ve özgür temelde bir arada yaşama ortamını yaratıp demokratik Ortadoğu'nun ortaya çıkarılmasında rollerini oynamaya ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmıştır.

Kürt halkı ve Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik yaşamı için büyük kazanımlar yaratmış olan son üç yıldaki mücadelemiz yeni imkanlar ortaya çıkardığı gibi, özgürlük ve demokrasi düşmanı güçlerin de halklarımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesini ezmek için her zamankinden daha acımasız biçimde harekete geçtikleri görülmüştür. Ancak özgürlük ve demokrasi düşmanı karakterleri bu güçleri her zamankinden daha fazla çıkmaza sokmuş, buna karşılık özgürlük ve demokrasi güçlerinin kazanma imkanı ve fırsatları arttırmış bulunmaktadır. Bu açıdan Genel Kurul Toplantımız, Kürt halkını, Ortadoğu'nun tüm ezilen halklarını ve demokrasi güçlerini, ‘halkların zamanı’ olan günümüzde, toplumun tüm yaşam alanlarını örgütleyip özyönetim sistemini inşa etme temelinde birliklerini daha güçlü yaratarak mücadeleye atılmaya, böylece kendi özgür ve demokratik geleceklerini yaratmaya çağırmıştır.

Yine özellikle özgürlük ve demokrasi mücadelesinin iradesi ve ruhu olan Kürt gençlerini ve kadınlarını, örgütlü toplum inşasını her boyutta gerçekleştirme temelinde mücadeleye daha aktif katılmaya, öncülük misyonunu yerine getirip özgürlük düşmanlarının saldırılarını püskürtmeye, Kürt halkının özgürlüğü temelinde tüm Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik yaşamlarını sağlamada rollerini en etkili biçimde oynamaya davet etmiştir.

 

10 Ağustos 2016

Kongra Gel Divanı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı

Yorumlar

kck önce kürd düsmanlarini adlandirsin

kimlerdir kürdlere yasami cehenneme ceviren?

yada kimdir?

kadinlari gecleri neye cagiriyor?

ölüme mi?

ne icin?

kuzeyli kürdlerinsan degilmi?

kim katledilen bu kadar gencin ölümünden sorumlu?

kim evleri varliklari ruhlari yikilmis kürdistanlilardan sorumlu?

kck yasama hakkini sirf öcalana ve kendisine mi hak görüyor?

 

.... bitmeyen sorular

 

ama bir gercek var

bir yerde insanlar katlediliyorsa bunlarin katilleride elbette var

KCK ni almis oldugu kararlar yerindedir.Ama vatandas olarak ve KCK nin demokratligina güvenerek elestiri yapacagim.

Bilindigi gibi,Kürdistanda savastirilan bütün asker,polis,JÖH,PÖH,Mit,korucu ve diger isimler adi altinda savastirilan elemanlar para icin savasiyorlar.Erdogan daha dün kendi agziyla söyle birsey dedi.Parasal destegi ve geliri olmiyan,hicbir hareket yasiyamaz.Bu belirlemeyi FETÖ ye karsi kulandi.ve bildigini yapiyor.FETÖ,nün para destegini kurutarak ise basladi.

Ayni zamanda,baskan Putin de,Erdoganin para musluklarini keserek,onu iki büklüm edip karsisina dikti.

Artik ortaya cikan sudur.Türkiyenin ve Erdogan,adli yaratigin para musluklarini kesmeden bu savas bitmez.Sonu ve süresi bilinmiyen ,bir mac yada yolculuk durumu olur.Demeki,tc,nin geliri olan,gaz,petrol boru hatlarinin imhasi,elektirik santreleri ve yüksek gerilim hatlarinin imhasi,sanayinin imhasi,demir yollarini islevsiz hale getirilmesi gerekiyor.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News