ala kurdistan
Ey Reqîb

Medeniyet Dili Üzerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a Açık Mektup-Ruşen Arslan

            2012 yılında bütçe görüşmeleri sırasında, Hükümet adına yaptığınız konuşmada, “Kürtçe medeniyet dili değildir” diye bir belirlemede bulunmuştunuz. Özellikle Kürt cenahından epeyce de tepki almıştınız. Doğrusu sözleriniz ben de çok tepki uyandırmıştı. Ancak tepkimi yazıya dökmemiştim. Herkesin yoğun tepki gösterdiği şeye eşzamanlı tepki göstermenin, tepki sayısını nicelik olarak bir sayı artırmadan öteye etkisi olamaz. Bu nedenle,  İsmail Beşikci Vakfı’nın yeni yayınladığı Prof. Dr. Bahattin Gümgüm tarafından yazılmış Kürtçe/İngilizce/Türkçe – İngilizce/Kürtçe/Türkçe – Türkçe/Kürtçe/İngilizce Sözlüğü size hediye etmeye ve hediye vesilesiyle size açık mektup yazmaya karar verdim.

 

            Sayın Arınç !

            Sizinle öncelikle medeniyetin anlamı konusunda bir anlaşmazlığımız var. Medeniyetin genel tarifi, belli bir coğrafyada belli bir toplumun yaratmış olduğu, bilim, teknik, sanat, kültür, felsefe gibi değerlerin toplamıdır. Bu genel tariften yola çıkarsak; belli bir coğrafyada yaşamış her insan toplumunun yarattığı bir medeniyetin var olduğunu kabul etmemiz gerekir. Başka bir deyimle, medeniyetin parçası olmayan bir toplum yoktur. Ayrıca toplumları medeni ve medeni olmayan ayırmanın insanlara neye mal olduğu hatırlardadır. Emperyalizm, örneğin Afrika’da yaşayan toplumları boyunduruk altına alırken dayandığı argüman, onlara medeniyet götürmekti.

            Dilin tarifini ise, bir Türkolog olan Prof. Muharrem Ergin’den aldım. Prof. Muharrem Ergin dili İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessese” diye tarif ediyor. Diğer dil bilimcilerinin de tarifi buna yakındır.

İzninizle tarifteki iki unsuru dikkatinize sunmak istiyorum: Birincisi dilin, “temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sitemi” oluşudur. Demek ki her toplumun fertleri, birbirleriyle anlaşabilmek için, bilinmeyen bir zamandan gelen gizli bir anlaşma ile dil yaratmışlardır. Bu genel kural, Türkler için geçerli olduğu gibi, Kürtler için de geçerlidir. İkincisi ise dilin, “kendine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen bir canlı varlık oluşudur”.

Özellikle dilin ikinci unsuru, canlı varlık oluşu çok önemlidir. Doğadaki her canlı varlığın yaşaması, yaşama hakkına saygı gösterilirse mümkün olabilir. Bugün insanlık, nesli tükenmekte olan hayvan ve bitki türlerini korumak için büyük çaba içindedir. Bu onların varlığına saygının bir gereğidir ve sonuçta en akıllı varlık olan insanın da, insanlığın da yararınadır. Toplumsal canlı bir varlık olan dil de öyledir. Saygı ve ihtimam görmek ister.

Kürtçe, egemen devletlerden bu saygı ve ihtimamı gördü mü? Uzağa gitmeyelim, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan başlayalım: Türkiye Cumhuriyeti tarihi, Kürtçeyi öldürme tarihi değil midir? 1925-1960 yılları arasında devlete verilmiş olan 15 adet Kürt raporlarının hepsinin ortak noktası, Kürtlere dillerini nasıl unutturabiliriz ve onları nasıl asimile edebiliriz değil midir? Tedip ve tenkiller, bunca katliamlar, sürgünler, baskılar, sıkıyönetimler bunun için uygulanmadı mı?

Devlet Kürtleri de dilleri Kürtçeyi de yok saydı. Resmiyette Kürt ve Kürtçe yoktu. Var diyenleri ağır şekilde cezalandırdı. Ancak resmiyette anti-Kürdoloji yapılırken, devletin gizli raporlarında her ikisinin varlığı kabul edilir, Kürt halkını da, dilini de buharlaştırmak için tedbirler alınırdı. Kürtlerin varlığı ve dilinin, Kürt raporları gibi  resmi belgelerinde kabul edilişini, bilim insanları Gizli Kürdoloji” diye nitelendirdiler.(Malmîsanij, Ant-i Kürdolojiden Kürdolojiye Giden Yol ve İsmail Beşikçi, İsmail Beşikçi, Derleyen Ozan Değer ve Barış Ünlü, İletişim Yayınları 2011, s.65-85)

Sayın Arınç !

Bütçe konuşmanızda “Kürtçe ancak seçmeli ders olabilir. Ben TRT 6 için Kürtçe spiker bulamıyorum. Kürtçe eğitim için hoca nereden bulayım?” diyordunuz. Kusura bakmayın ama bu, şecaat arz ederken sirkatini söylemeye benziyor. Kürtlerin dili, eğitim hakkı, konuşma tarihi itibariyle on yıldır iktidarda olduğunuz bu devlet tarafından gasp edildi. Siz de devleti yönetenlerden birisiniz. Eğer Kürtlerin eğitim hakkını tanımak konusunda samimi iseniz, bunun çaresini bulmak görevi de sizindir. İktidarınız geçmişle karşılaştırma yaparak, Kürt meselesinde ne kadar yol alındığıyla övünüyor. Geçmiş, iyi bir geçmiş midir ki onunla karşılaştırıyorsunuz? Sui misal misal olamaz sözünü hatırlatmama izin verin. Kaldı ki iktidarınız bu konuda samimi olsa, işe bir yerden başlanır. Aile hekimliğine ilk Eskişehir’de başladınız ve sonra her tarafa yaydınız. Siz de Kürtçe eğitime “İki Dil Bir Bavul” dokümanter filminin geçtiği Siverek’teki köyden başlayabilirdiniz.

Sayın Arınç !

Medeniyet dili olarak görmediğiniz ve eğitim diline layık görmediğiniz Kürtçe ile Kürdistan’ın güneyinde ta Saddam döneminde beri Kürtçe eğitim yapılıyor. Yeter ki siz isteyin. Hoca da, kitap da bulunur. İşte Prof. Dr. Bahattin Gümgüm’ün Fen Bilimleri Sözlüğü. Eğer Kürtçe eğitime yeterli olmasaydı, böylesine değerli bir sözlük ortaya çıkabilir miydi?

Geçmişte dil yok deniyordu. 1971-1973 yılları arasında Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi’ndeki askeri savcılar Albay Sait Dabak ile Hayrettin Uğrasız’ın hazırladıkları iki DDKO iddianamesinde, uzun uzun Kürtçe diye bir dilin olmadığı ispatlamaya çalışıyorlardı. Kürt halkının yüz yılı aşkın mücadelesi, verdiği on binlerce ölü ve yaralı, çekilen hapislikler ve görülen işkenceler sonucunda devletin geldiği yer; diliniz var ama medeniyet dili değildir. 

Sayın Arınç !

Size Prof. Dr. Bahattin Gümgüm’ün, medeniyet dili saymadığınız Kürtçe Fen Bilimleri Sözlüğü’nü hediye olarak gönderiyorum. Kabul buyurduğunuz takdirde beni sevindirmiş olacaksınız. Sözlüğün, peşin hükümlü olmayan biri olarak tanıdığım Bülent Arınç’ın, Kürtçenin medeniyet dili olmadığı ve eğitim yapılamayacağı düşüncesini değiştirmeye bir nebze de olsa katkısı olacağı inancıyla saygılarımı sunuyorum. 29.04.2015

Yorumlar

Sayin Rusen bey,

sayin Bülent Arinc`in ismi ve soyismi, kürdcedir.

Bülent = bilind = yüksek

Arinc = ari = temiz

demektir.

Sayin Arinc malesef kendi isminin kürdceden geldigini bilmediginin ispatidir!

Bu vesile ile isminin ve soyisminin kürdce oldugunu ögrenmis oldu.

Acaba bize bir gün tesekkür edermi dersiniz?

Sanmiyorum!

Size selam ve saygilarimla....

TÜRKÇE DİYE BİR DİL VAR MI ACEP

Degerli Agabey,

Yukaridaki mektununuzu begendim. Ama bugunku konusulan Turkcenin asli; Azeri Alfebesinden alinarak olusturuluyor, 1924 tarihinde. Bu tutanaklar  var ispatli, 1924 yilina kadar olmayan bir dil bugun var oluyor ve medeni sayiliyor. Oysa Kurcenin varligi  binlerce yilin otesinde. Kurcenin nasil zengin bir dil oldugu ve medeni oldigunu. Tarihe bir baksinlar. Kurtler  Oguzlara ( Osmalilar )

Ev sahipligi yaptiklarinda, ayni zamanda onlara yasami ogretti. Gel gorki bugun dagdan gelen, bagdakini kovuyor misali  ve cok daha agir zulmu  bizlere yasatillat. Gelecek Kurtlerden yana, isteselerde istemeselerde ; Kurd ve Kurdistan var olacaktir ve bagisiz olacaktir.

 

Selam ve saygilarimla

Naif Kapar

Bence boyle akademik bir yaziyla bu tip kisilere aciklayici bir sekilde, neymis efendim, Uygarlik budur veya kultur budur gibi bilgilendirici bir cevap cok yanlistir. Cunku bu kisi, boyle bir seyi soylerken, amaci cok belli ve bu amacin, Kurdler gibi ezilmislik psikolojisinde yasiyan bir toplumda nasil bir etki birakacagini coy iyi biliyorlar. Nitekim, bir Hollandali proffesor da, Arincin hakli oldugunu iddaa eden aciklamalarda bulunmustur. Ben fazla bir aciklama yapmak istemiyorum, yalniz bu kisiye verilecek tek cevap var, o da sudur; Sayet sen bir daha halkima dil uzatirsan, senin o dilini kokten sokerim dir. 

Butun Dunyada Bir hafta vardir ve gununde isimleri.

Bulent Arinc'in omedeniyet dili saydigi Turkceden Carsembe'yi

ve Persembeyi cikarsak Arincin Turkce medeniyet dili, bu iki Kurdi

gun isminin yerine nekoyacak...

Yoksa Turkler yedigun yerine Besgunlemi idareedecek, koksuz ve saygisiz B.Arinc

efendiye soruyoruz?

RA

 

Tıli ü Péçi,

Atalarının doğduğu  yerde medenileşememiş göçebeler,Kurdlerin ülkesi Kurdistan da ganimedlerle doyarak  "medeni  bir toplum" olduklarını kim idea edebilir ?

Ki;Dünyanın hangi medeni dilinden "bir kelime"  telafuz edilirkene,cümle kurmak zorunda  kalındığı görülmüş?

Parmak,

Ne ?

İnsan bedeninin hangi organına tabii olduğunu önce tüırkçede "cümle" kurmak zorundasın ki aidiyeti anlaşılsın mesela,

Ay-ak parmakları ,yada ;El parmakları ..yaho böyle dil mi ? olur.Böylesi tam binlerce örnekler sıralayabilirim.. .

Şimdi parmağı kazaran kanayan bir çocuk ;bağırarak Bilent Baba !! parmağım kaniyor deerse ,O Bilent Babası   bağıran cocuğunun  neresine ait parmağın kanadığını kendi gözleriyle ya görerek anlamak zorunda kalacak ya da;yada cocuğu  uzunca cümle kurmak zorundaki O Bilent Babası anlayabilsin !

Pek iyi,

Kurd dili :KURDİ oylemi ? NA !

*Tıli   ... sesi duyulunca -----> bütün bir Kurd Mılledi anlarki (Ayak) parmak'ından söz (ses) edildiğini..

*Péçi  ...  //           //           ------> yine            //                    //       (El )       Parmakları olduğunu ...

Tüırkçede bu her iki kawramada  birden "parmak" deniliyor ! Baba we çocuk eger ki kendi konuştukları dil'lerinden anlaşamiyorlarsa/anlayamiyorlarsa buna ne demek lazım ?* Nizanım ,Nokta...

Ba-Ba  (Baba ) denildiya ,kelime kökeni dahi  yine Kurdi  ( BAVO )'dan alıntıdir .

Péçi ,

Deyip geçmeyin :Sanatın yaratıcı annesidir .Bütün el sanatları (Yazı-YAzarlık-Yorum)İşte  "Péçi " ile yapılır 'i'

Hem zaden Kurdi anlamı kendi içinden  gizli bir medeniyedin  asıl ifadesidir .

 

Sayın Rûşen kardeşimin, Bülent Arınç'a yazdığı açık mektubu okudum. Efendice yazılmış bir amektup. Ben iki ayrı yerde sayın Bülent Arınç'ın kökeniyle ilgi yazı okumuştüm. Biri aslen Siirtli Kürd kökenli, sonradan göç eden bir Kürd ailenin çocuğu derken; bir diğeri de Çerkez Kafkas kökenli demişti. Kanımca bu adamın hangi kökene ait olması değil; herşeyden önce o hepimiz gibi bir insan olmakla beraber, hiçte Türk'e benziyen bir fiziki yapısı yok. Kanımca -beni bağışlasın- o bir devşirmedir.

Diller meselesine gelince, bütün dünya dilleri insanlığın ürünüdürler, her insanın görevi de bu dillere saygı duyması gerektiğine inanıyorum. Tıpkı her anaya saygı gerektiği gibi. Çünkü dilleri insanlara anlatan, öğreten anadır. Ama Türk zehirini için hiç bir insan bu saygıdan nasibini almış değil. Çünkü bu milletten bir aşağılık kompleksi var. Bunun için de her dili, her halkı kötülerler. Güneş Dil Tarih teorisi bunun için güzel bir örnektir. Türk dili bütün dünya dillerinin anası, Türk ırkı da bütün ırkların babası. Böyle bir saçmalık olur mu? Yukarıda dedim, "Diller insanlığın ürünüdür". Elbet Türklerin de bir dili vardı ve bugün de var, biz bu dile son derece saygı duyuyoruz. Ancak bu dil dünya dillerinin anası değil. Sayın Ducardın kardeşim yorumunda  yalnız haftanın iki gününü örnek göstermiştir ki, bu sadece iki gün değil. Bir kibabımın önsözünde buna değinmiştim. Haftanın yedi gününün hiç birinin Türkçe olmadığını yazmıştım. Örneğin haftanın birinci günü Yekşem, Duşem ikinci günü, Sêşem, üçüncü günü, Çarşem dördüncü günü, Pêncşem, haftanın beşinci günü, İn ve Şemi. Pazar Latince de alış-veriş gününden gelme.  Parartesinin yalnız Tesi Türkçedir. Salih Arabça Sallahdan gelme, Çarşamba, Perşembe Farsça ve Küdçe, Cuma Arabça, Cumartesi de yine tesi Türkçe. Yılın on iki ayının hiç biri de yine Türkçe değil. Yeni Türk dili yüzyıllık bir dil, O'da Aşure çorbası gibidir. Bu dilin bütün kelime toplamı 27 bin ile 30 bin kadarken, elimizde yüzbin kelimeye yaklaşık Kürdçe sözlükler var. Ayrıca Kürdçe tarihin en eski dillerinden biri olduğu gibi, doğurgan bir dilken, Türk dili yarı doğurgan bir dildir. Kürd dilinin her bir kelimesinin, her ismin bir manası var. Ha, Kürd dili bir bütün homojen bir dil midir? Elbette hayır. Hiç bir dil homojen değildir. İnsanlığın ürünü oldukları için, komşu ülkeler birbirlerinden sözcük almışlardır. Eğer bugün Türk dilinden Kürdçe, Farsça, Arabça, İtalyanca, Yunanca, Ermenice ve diğer dillerden aldıkları sözcükleri çıkarırsak, emin olun ortada bir Türk dili kalmaz. Özellikle de yeni teknolojik aletlerin isimleri. Bu isimler ne yazık ki hala Kürd diline uyarlanmış değiller, ki bu da devlet olmaya bağlı. Bugün dünyanın en zengin dili İngiliz dilinin yüzde altmışına yakın yabancı sözcüklerden oluşur. Bunun için Bülent Arınç Türk zehirini içtiği için dilimizi küçümsemiştir. Bırakın söylesin. Türkün boyu ile Kürdün boyu pozu ortada. Görünen köy kılavuz istemez. Bunu Rûşen kardeşim de çok iyi bilmekte ve efendice, Kürde yaraşır bir mektup yazmıştır, kutlarım Rûşen kardeşimi. Saygılar.  

Hafta ,

Hefté (7) Roj

Hem zaden görüldüğü gibi hafta'nın kendisi Kurdçé'dir.tüırkçe dil kelimelerinin içinde tek bir farsça kelime dahi YOK. Bu bir  edia (iddia) deyil.Farıslar hiçbir wext ne Kurdler ile nede osmanlı dönemi boyunca beraber bir yaşanmışlıkları olmadı-yokdur.Dolayısıyla tüırkçenin farsça kelimelerden etkilenmesi söz konusu deyildir.

Osmanlı imparatörlüğünün resmi denilen (yazışma dili erepçe) olduğu halde en çokda günlük konuşma dili olarak (tüırkçe) Kurdi'den beslenmişdir.KURD-erep'ler islamiyedti ilk menimseyen milledlerden oldukları için tüırkçe ençok Kurdçé den etkilenmişdir.Tüırkçe de islami termonolojinin çoğunluğu Kurdçé'den beslenmedir.

Buna bir çok örnek sıralayabilirim..(şuan 100'ın üzerinde not edtiğim kelimeler war.)geçtim.Tüırkler,İslamiyetin warlığından dörtyüzyıl sonra "Şamanizm'den (putpereslikden) islamiyedte geçiş yaptılar" benimsemeleri en çok Kurd-Kurdi'den etkilenmiş (Kurd din alimlerinden..)

Şuan Kurdistan a Rojhılat  (İran/fars) sömürgesinde yaşaması 1400'lı yıllarda ,osmanlı-persler arasında yapılan antlaşmala (Kasrı-zehir) paylaşıldı.Kurd'ler hiç bir wext farslarla yaşamadılar.Kurd-Tüırk ilişkileride bilindiği gibii 10. yy'a  RAST'lamaktadir.

Orda 'DUR 'dum.

Dur kelimenin  kendisi de KURDİ 'dir. 'i'

Sayın Rojame kardeşim, unutma Türk Selçuk devleti'nin resmi dili Farsça idi. Nasıl olur Türklerin Farslarla ilişkilerinin olmadığı. Lütfen böyle şeyleri yazmayın. Kars î Şirin andlaşması 1400 yılında dağil, on yedinci yüzyılda. Yani 1639 yılı. Unutma bir şeyi yazarken, yazmak için yazılmaz. Ayrıca Kürd ve Fars dili iki Kardeş dil diyebiliriz. Yani birbirlerine çok yakın iki dil. Senin zaman zaman yorumlarını okuyorum, kusura bakma bazen hissel şeyler yazıyorsun ki, böyle şeyler sana yakışmaz. Yorum ve eleştiri kanımca bilimsel olmalı diye düşünüyorum. Saygılar

Ez disa dibejim axx  Xıdo,

Tarih rakamını (yazım hatası) YAL-nış olarak yazdığım doğru dur ! Orta asyadan Göçebeci selçukiler'in farıscayi yazışma dili olarak kullanmışlarsa bu o'ların farıslarla ber-aber yaşadıkları anlamına gelmez.sonrasında 600 yıl  boyunca (altı yüz yıl boyunca )ereplerin dili erepceyi kullanmışlar ise ,mantıken sence;Kendilerine has bir dilin yaşaması mümkün mı ?

Şimdilik konuşdukları  o  karma( toplama) dillerini ;Kurd milledine 100 yıl olarak yasakdıkları gibi,yasaklandığını düşün bakalım dil diye bişeyleri kalırmı ortalık da ?

Senin işin güçün gölge..!

Kitap yazmış biri,yazılan bir yorum'ının özüne  henüz hakim olamamış ise :Buna atmaca refleksi demezsem de idrak sahibi dobra herkes bu bir gölgeye sığınmadır deer!.Boşuna hep "gölge" dememişim dememde..Çünkü gölgelerde saklanmaya çalışan hiç bir warlığın   gölgesi  asla  olamaz  ! 

Kurdi de haqi bir söz war.Sakın doğru'dan kendi üstüne alma "Se ber siha daréda disené ü hezané siha wiyé"..

Farısların,tamislamiyeti benimsemeleri 1970'lere denkdir.humeyni dönemine rast'lamaktadir.Yani münafıqca bir yaşam hezeyanına.. NÜH peyxemberimizden günümüze kadar KURD milledi "Xwedé" é  wé haqi beyxemberé inanmış bir Qawimdir. Qewim farısçamidir ?  Millet 'ın kelimei manası (millitarizmdir) Kurdi de 'si'ni sen yaz  da.. bakalım("Mıl'edi" ne anlama geldiğini )?

Sen  yazarlık yaparkene de hep tüırkçe düşünmüş olabilirsin !Ama cahil bir haqi Kurd'ın karşısına o yorumla çıkarsan seni (öğrenmeye çalıştığım) dil ile ,tarih ile,sosyoloji ile,din ile,felsefe ile ,mantık wdlerle sınarım..

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.