ala kurdistan
Ey Reqîb

Stratejik Önderlik- Hüseyin Turhallı

Daha önceki bir yazıda PKK ortamından ayrılık sürecinde "bomba beynimde patlamıştı" demiştim.

Benim için zor günlerdi. Oysa ki hareketin yürütücüleri için toz bembe "Lale devri" idi. Onların ufku güncelle sınırlıydı. Benim ufkum tarih öncesine ve tarihsel diyalektiğin sonsuzluğuna uzanıyordu.

Bir türlü birbirimizi anlayamıyorduk. Bana göre onlar da dürüsttü, ben de. Lakin ben uzaklara bakıyordum. Onlarsa yakına.

Güçlü olan kazanır, haklı ve doğru olan değil. Ben güçsüzdüm onlarsa güçlü. Ben kayıp ettim.
Avrupa diplomasisinden sorumlu arkadaş "niye gidiyorsun" deyince ben de "Başarısına inanmadığım bir stratejinin hezimetine ortak olmak istemiyorum" dedim.

"Hüseyin arkadaş sen çok safsın. (Belki de çok aptalsın demeyi uygun görmedi). Başkanımız iki yıl sonra Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı olacak" dedi.

- Heval, dürüstüm, ama saf ve aptal değilim. En azından ben öyle düşünüyorum, kendimi öyle görüyorum. Size son sözüm. " Eğer başkan on yıl içinde hapisten çıkarsa gelip önünüzde diz çökeceğim. Ben büyük bir bok yedim. Beni af edin" diyeceğim. Ama eğer başkan zindanda çüreyerek ölürse siz benden özür dileyecek misiniz?" dedim.

Gülerek geçti. Aradan 19 yıl geçti. PKK'nin benden özür dilemesini bekliyorum. Bu da benim hakkım.
****
Gidiyordum, ama arkada canını mazlum bir halkın haklı davasına adamış yüreği büyük yiğit arkadaşlarım, şehit yoldaşlarım, bu davaya gönül vermiş milyonlarca gönüldaşım vardı. Son bir şey söylemek istedim. Uzunca bir proje hazırladım. Rıza Altun'a verdim.

"Kürdistan Bilimsel Araştırmalar Merkezi"

Bu projemi Özgürpolitika için bir dizi yazısı biçiminde de hazırladım. Şans bu ya! O dönemde de Kürd işverenleri "Kar-saz" adı altında örgütlenmeye gidiyorlardı. Rıza Altun'a verdiğim uzunca projeyi gazetede yayınlayabilecek bir şekilde yeniden düzenledim. Üç gün boyunca tam sayfa halinde Özgürpolitika gazetesinde yayınlanan bu yazı Kürd iş çevrelerinde de büyük heyecan yarattı.

2001 Ocak ayı başında Hollanda'da toplanan KAR-SAZ toplantısına ben de katıldım. Neredeyse katılımcıların tümü "böyle bir oluşama mutlaka gidilmeli" biçiminde düşünce belirtince umutlandım.

Bir daha Rıza Altun ile görüştüm. "Dünya çoklu bir denklemle yürütülüyor. Bu denklemin bilenen, bilinmeyen elemanları var. Bilinmeyen elemanları ne kadar azaltırsak denklemi çözmemiz o kadar kolaylaşır. Size önerdiğim "Kürdistan Bilimsel Araştırma Merkezi" işte tam da buna hizmet edecek.

Başta piyasalar olmak üzere ekonomi, teknik, hukuk, uluslararası hukuk, habercilik, diplomasi gibi yaşamın 11 temel alanında bilimsel odalar oluşturalım. Bu kurum en az üç dil bilen, akademik düzeyi olan 200 kişiden oluşacak. Bunlar tarihsel, güncel ve geleceğe yönelik nesnel veriler toplayıp sizlere sunacak. Böylece dünyanın en bilgili insanları olacaksınız. Dünya sizi dinleyecek, sizin ağzınıza bakacak. Gizli, bilinmeyen, sır olan bir önderliğiniz olacak. Ancak sizden tek isteğim buna karışmayacaksınız" dedim.

Rıza Altun " karışlığı nedir" dedi.

Basın ve tv'ye yıllık 50 milyon Mark gidiyor. Ben sizden bina, teknik araçlar ve personel giderleri dahil 4 yıllık bir çalışma için 16 milyon mark istiyorum. 4 yıl boyunca bizden hiçbir şey istemeyeceksiniz. 5. yıldan itibaren size borcumuzu ödemeye başlayacağız. En geç 4 yıl içinde bu borcumuzu ödeyeceğiz. Ancak temel şartım şu: "Öyle veya böyle bu oluşuma müdahale edilmeyecek" dedim.

Rıza Altın zeki biridir. "Ben buna varım. Zaman zaman size bu ödemeyi yaparım ve üstelik partiden habersiz. Ancak bir süre sonra bu ortaya çıkacak. Partinin müdahale etmeyeceğini garanti edemem" dedi.

"Hayır parti karar alacak ve yazılı garanti verecek" dedim.

"Öyle bir garanti alamam" deyince çekip gittim.

Aradan tam 18 yıl geçti. Bizimkiler bilimsel olanın yerine İmralı-Ergenekon saçmalıklarıyla dünyayı değiştirebileceklerini sandılar.

Temel sorun ne biliyor musunuz?

Kürdistan halkının komple bir önderliğinin olmamasıdır. 200 kişinin önderlik konumuna yükselmesi demokrasiyi getirir. Başkaca hiçbir olumsuz sonucu olmaz.

Sonuç:

Şahsa dayalı önderlik mi?

Çağdışı,geri ve ilkel ve geri bir beklenti. Önderlik iddiasında olanlar da çağımızın yalancı peygamberleridir. Bunların en büyüğü ise Recep Tayyip Erdoğan'dır. Hepsi bu kadar.

Din perspektifinde düşünme ve yaşama DAİŞ'in yarattığı yaşam biçiminden daha ileri olamaz. İdeolojik düşünme ve yaşam biçimi de kadınlarını, kızlarını kapitalist ülkelere peşkeş çeken reel sosyalizm'den öte hiçbir şey yaratamaz.

Sözüm toplumların maddi tarihi diyalektiğinden anlayanlaradır.

Şimdi güne dönelim.

2018'deyiz. PKK tarihinin en büyük kayıplarını son iki ayda verdi.

Neden?

Bilimsellikten uzak, dogmatik ve tek kişilik önderlik arayışında oldukları için.

Bana gelince, realistim. gerçekçiyim, analitik bir düşünce düzeneğine sahibim, dünyalıyım. Ahret sorunlarımı da Tanrı huzuruna çıktığımda hal etmeye bıraktım. Lakin artık 18 yıl sonra artık o enerjiyi kendimde bulamıyorum. Bu da benim gerçeğim.

Çözüm:

Yeni ve dinamik beyinlerin aynı projeyi hayata geçirme azmindedir.

Çağımızın önderliği budur.

Kurtuluş umudu, böyle bir stratejik önderliği yaratabilme gücündedir.

Yaratabilirler mi?

Doğrusu pek umutlu değilim, ancak başkaca çare de yoktur.

Yorumlar

Pkknin stratejisi artik kaybet kaybet stratejisine dönüstü ama teslim olmakda cagre degil. Aslinda Pkkden haric asil toplumun durumu pek ic acici
Degil, malesef az gittik uz gittik hic bir yere gidemedik asil benim sahsi düsüncem basarisiz olan daha cok toplum. Gercekleri kabul etmek istmiyoruz ama üc kurusa benligini satan bir toplum var ortada , cikar cok önemlidir kabul ediyorum ama TCnin verdigi cikar siradan toplum icin ne Ki? Üc kurus!! Kurd ne anlar devletten hakdan hukuktan?? Verilen mücadeleye saygim sonsuz verilen sehitlere saygimiz sonsuz ama bu toplumun coguna saygimda yok inancimda!! Assagilik kompleksi olana nasil yardim ediline bilinirki??

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News