ala kurdistan
Ey Reqîb

Suriye'de Savaş Nasıl Biter- Hüseyin Turhallı

Aslında bu soruyu şöyle sormak gerekiyor.

İç savaşlar, bölgesel savaşlar nasıl biter, küresel bir savaş nasıl önlenir?

İdlib ve Suriye'de yaşanan kaostan bölgesel ve hatta küresel bir 3. Dünya savaşı bekleniyor. Kürdistan'ın bölüşülüp paylaşılmasından kaynaklı olarak bölgesel savaş zaten hep vardı ve devam ediyor. Ancak küresel sürecin dayandığı dinamikler itibarıyla üçüncü ülkelerin doğrudan dahil olacağı böyle bir savaşın yaşanması uzak bir ihtimaldir.

Ortadoğu'da yaşanan bütün savaşların ve kargaşanın "bölünüp paylaşılan" Kürdistan'ın paylaşıla/ma/masıdır.

Birilerine ciddiyetsiz ve gerçek dışı gelebilir. Ortadoğu'da istikrar ve huzurun sağlanmasının tek bir yolu vardır.

"Bağımsız Birleşik Kürdistan'ın dünya devletler ve uluslar ailesine dahil edilmesi".

Nihai çözüm yolu budur. Payende çözüm reçeteleri ile çözümler üretilemez. Kimsecikler ne kendilerini nede başkalarını kandırmayı artık bırakmalı.

Öyle de olsa nihai çözümün ön çözümleri vardır. Hukuk aracı ile ön çözümler yaratılabilir. Burada izlenen yöntem ve kullanılan araçlar nihai çözüm sürecinde de değerlendirilir.

Suriye'de devam eden savaş da Kürdistan'ın yeniden paylaşılmasını hedef edinen emperyal hülyalar savaşıdır.

Hukuki, ahlaki ve meşruiyeti olmayan bir savaştır. Her şeyden önce bu gerçeğin tam ve net olarak anlaşılması gerekiyor.

Suriye'de olayların başladığı 2011 yılında "4 milyon Suriyeli göçmen kardeşimizi misafir etmek için gerekli tüm hazırlıklar yapılmıştır" diyen Erdoğan kurtarıcı bir melek midir ki 4 milyon insanın yaşam sorunlarını yüklensin?

Suriye'de ayaklanmaya öncülük eden güç Müslüman Kardeşler'di. Erdoğan ve ekibi 1970'li yıllardan beri Müslüman Kardeşler ile ideolojik bir bağ içindedir. MTTB, Milli Görüş yapılanmaları içinde Müslüman Kardeşler Örgütünün kurucuları olan Seyid Kutub ve Hasan El Benna'nın kitapları ile eğitim yaptıklarının, yaptırdıklarının tanığıyım.

Müslüman Kardeşler örgütünün öncülüğünde Suriye Baas rejimine karşı isyan başlayınca Erdoğan ve şürekası isyan hareketini kendilerine bağlı ve bağımlı hale getirmek için Suriye nüfusunu Türkiye'ye tahliye etti. ÖSO adında askeri bir yapılanma ile içte de Esad'a karşı bir savaş başlatıldı. Türk devlet aklı "Misak-ı Milli" hayaliyle Suriye savaşından Rojava'yı Kürdistan'ı işgal ve ilhak etmeyi tahayyül ediyordu. Bu adaletsizliğin giderilmesi değil, çok daha büyük bir adaletsizliğin zuhur etmesi demekti.

Buna IŞID ve El Nusra'nın işgali de eklenince uluslararası güçler de Suriye denklemine dahil oldu. Suriye'yi işgal ve ilhak anlamına gelen "Emevi Camisinde namaz kılma" hayali de böylece sekteye uğramış oldu.

Rejim güçlerinin İdlib'e yönelmesinden sonra Türkiye'nin yırtınması, emperyal hayalin çökme riskidir.

ABD'nin bölgeye yönelik istikrarsız politikası ile Rusya, İran'ın Suriye üzerinden yayılma emelleri denklemi daha da kaotik hale getirmiştir.

Kaos nasıl ve ne ile aşılabilir?

"Hukuk" ile.

Rusya Baas rejimine dayanarak ilkel ve geri bir biçimde bu yolu deniyor. "Meşru hükümet bizi çağırdı ve biz de geldik. Bizim dışımızda hiçbir gücün Suriye'de bulunmasının meşruiyeti yoktur" söyleminin dayanağı bir hukuk ifadesidir.

Ülke nüfusunun yarısından fazlasını ülke topraklarından süren bir hükümet meşru olabilir mi?

ABD ve Batı Koalisyonu "IŞID ile mücadele temelinde Suriye'de bulunuyoruz" diyor. Bu insani sorumluluk anlamında vicdansız, politik olarak da eksik bir aklın ifadesidir. Oysa ki ABD Esad zulmüne ve katliam tehdidine karşı "Himaye hukuku gereğince burada bulunuyoruz" deseydi Suriye'de bulunmanın meşruiyetini elde etmiş olurdu.

İfade eksikliği nedeniyle Suriye topraklarından göçertilen 9 milyon Suriyeli ile katliam tehdidi altında bulunan Kürdler yaşam güvencesinden mahrum kalmıştır. "Himaye" hukuku dışında ABD'nin Suriye'de bulunmasının bir meşruiyeti yoktur. "Petrolün varlığı ve güvenliği" hukuki bir gerekçe değil, çapulcu ve ahlaksızca bir söylemdir.

Birleşmiş Milletler de Hukukun kendisine yüklediği görev ve sorumluluğu yerine getirmemiştir. Halkların haklarını "himaye" temelinde bir formül geliştirebilseydi bugün Suriye'de kaos değil, barış ve sükunet hakim olurdu.

Hiçbir devlet ve hükümet ülke nüfusunun yarısını topraklarından sürmeye, etnik bir azınlığı katliama uğratma hak ve hukukuna sahip değildir. Böylesine bir kalkışma Hükümetin meşruiyetini ortadan kaldırır, devletin varlığını anlamsız hale getirir. Zira ülke birliği ve bütünlüğü o ülkede yaşayan nüfusun varlığı bütünlük oluşturur.

BM, Suriye hükümetini bu gerekçeyle uyarmakla yükümlüydü. "Milyonlarca vatandaşını göçertemez, azınlıkları katliamlarla tehdit edemezsin " diyebilmeliydi.

Türkiye'nin Suriye politikası başından beri emperyal hayalleri içeren işgal ve ilhak politikasıdır. Hukuk ve meşruluk temelinde tartışılmasını gerektirecek tek bir nokta bile yoktur. Bu emel peşinde koşan bir Türkiye ile Suriye'de çözüm yolları bulunamaz. Türkiye tüm denklemlerinin dışında tutulmalıdır.

Başa dönelim. Nihai çözüm bağımsız birleşik Kürdistan'ın kurulmasıdır. Suriye/İdlib sorunu ise bir ön çözüm yolu olabilir.

Her halükarda anahtar Birleşmiş Milletler'dedir. BM "himaye" hukukunu devreye koyabilir. Bu durumda, Rusya, Türkiye ve İran'a da gerek kalmaz.

Hama, Humus, İdlib, Efrin, El Bab, Ezaz, Jarablus, Grê Spî ve Serêkani ve daha bir çok şehrin de dahil edilebileceği bir güvenlik şemsiyesi yaratılabilir. "Himaye" bir ilhak ve işgal durumu değil, zorba yönetimlere karşı oluşturulan meşru hukuk yoludur.

Göçertilen ve tehdit altında bulunan Suriye halklarının Birleşmiş Milletler "himayesi" altında oluşturulacak bir güvenlik şemsiyesi ile Suriye ve İdlib sorunu çözülebilir.

Barış, devletlerin emperyal çıkarlarının korunması ile değil, halkların haklarının korunması ile sağlanır. Bu coğrafya'ya Türkiye, Rusya, ABD geldiğinde yada gittiğinde değil, adalet geldiğinde savaşlar biter.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News