ala kurdistan
Ey Reqîb

Tarihin Değiştiği Gün-Hz. Muhammed'in Doğumu- İdris Candan

İnsanlık tarihinin değiştiği anlar vardır. Bu anlardan biri de İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in (s.a.v) doğduğu gündür.

Peygamber efendimizin dünya gelişinin 1447. yılını kutlayacağımız haftanın anısına onun kutlu doğumu, gençliği, yaşam mücadelesi ve getirdiği mesajın insanlık tarihi üzerinde ne tür ve nasıl etkiler bıraktığını anlatmaya çalışacağız.

Allah (c.c) tarafından alemlere rahmet olarak gönderilen elçi 20 Nisan 571 (Kameri 12 Rebbiulevvel) Mekke'de dünyaya geldi.

Hz. Muhammed doğmadan 6 ay önce babası Abdullah, çıktığı bir ticaret seyahatinde Medine'de hastalanıp vefat etti. Yetim olarak hayata gözlerini açan bu çocuğa dedesi Abdülmüttalip tarafından Araplar arasında az rastlanılan "Muhammed" ismi verildi.

6 yaşlarında iken Annesi Emine ve Dadısı Ümmü Eymen ile birlikte babasının mezarını ziyarete gidip Mekke'ye dönerken Ebva denilen yerde vefat etti. Böylece hem yetim hem de öksüz kaldı.
Ümmü Eymen Hz. Peygamberi getirip dedesi Abdülmüttalib'e teslim etti. 8 Yaşına geldiğinde dedesi vefat edince amcası Ebu Talib'in yanında kaldı.

25 yaşında Hz. Hatice ile evlendikten sonra Şam ve Yemen taraflarında ticari amaçlı seferlere çıktı. Dürüstlüğü, güvenirliği ve fedakârlığından dolayı insanlar ona "Muhammed-ül Emin" diyorlardı.

Nezih bir gençlik ve sade bir aile hayatıyla sergilediği istisna mükemmeliyet ardından 40 yaşına geldiğinde kâinatın Rabbi onu peygamberlik mertebesi ile görevlendirdi. Çok zor şartlarda vazifesini icra ederken büyük sıkıntılara katlandı.

Yeryüzüne ilahı inancı, merhameti, adaleti, muhabbeti yerleştirmek için gece gündüz demeden çalıştı. İnsanların hem dünyalarını hem de ahiret hayatlarını kurtarmak için insanüstü büyük bir gayret gösterdi.
Bütün peygamberler ilahi emirleri dosdoğru olarak emredildiği şekilde insanlara bildirmişlerdir. Onların tebliğlerinde ne bir ilave nede bir eksiltme vardır. Tebliğ, peygamberlerin müşterek sıfatlarından ve önemli vazifelerindendir.

"Ey Resul, Rabbi'nden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun risalet vazifesini yerine getirmemiş olursun" (Maide- 67)

Peygamber Efendimiz İslam'a davet ederken en yakınlarından başlamış, zaman ve mekâna göre davranmış, insanların kavrama düzeyini gözetmiş, ilahi tebliğ için bütün fırsatları değerlendirmiş, zorlaştırmamış, kolaylaştırmış, müjdelemiş, asla nefret ettirmemiştir.

Hz. Peygambere ilahi tebliğ yapılmadan önce Arap yarımadasında cahiliyet, zorbalık ve zulüm hüküm sürüyordu. Zenginler fakirleri eziyor, çoğu zaman borçlarından dolayı insanları köle olarak satıyorlardı. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, din, dil ve ırk ayrımı yapılıyordu. Siyahîlere karşı açık bir ırk ayırımı vardı. Kadınlar pazarlarda bir eşya gibi alınıp satılıyordu.

Egemen olan din ise putperestlikti. Her kabile birkaç puta sahipti. Lât, Menât, Hubel ve Uzzâ adlarında büyük putlar vardı. Putlar kadın, kuş, aslan vb. şekillerde tasvir ediliyordu. Kabileler tarafından kutsal kabul edilen Kâbe'nin içi putlarla doluydu. Bu dönemde Arabistan yarımadasında 100 kadar daha tapınak bulunuyordu.

Yahudilik ve Hıristiyanlık da tüccarlar vasıtasıyla Arabistan'a girmişti. Ancak Araplar kendilerine yabancı gördükleri bu dinlere ilgi göstermemişlerdi. Çok az sayıda taraftar bulmaktan öteye gidememişti.

Hz. İbrahim'in hanif (temiz) dinini kalıntılarını devam ettiren insanlar vardı. Putperestliğin henüz Arap yarımadasında gelişmediği dönemlerde Arap çoğunluğunun bu dine mensup olduğu kabul ediliyor. Yemen'de yıldızlara tapma, Bahreyn ve Irak'ta Mecusiliğe inanan bazı guruplar vardı.

İlkelliğin ve cahilliğin had safhada olduğu bu coğrafyada itikatlar bozulmuş, güçlünün kanun olduğu bir nizam hakimdi. İnsanlar nereden, ne zaman geleceği belli olmayan saldırı korkusu altında yaşıyorlardı.
Hz. Peygamber işte böylesi bir ortamda doğdu, orada büyüdü, toplumdaki tüm olumsuzlukları yaşarak gördü, olumlu işlere de iştirak etti.

Peygamberlik görevi kendisine tebliğ edilmeden önce "Hilful- Fudûl Cemiyetinde" aktif görev üstelendi. Hilful Fudul Mekke'de mazlumları zalimlerin şerrinden korumak için Haşim oğulları, Muttalib oğulları, Zühre ve Teym oğulları tarafından kurulmuş bir aşiret yapılanmasıydı.

Hz. Muhammed, risalet ile görevlendirildikten sonra 23 yıl boyunca insanlığı işte bu kötü durumdan kurtarmak için büyük bir mücadele yürüttü ve başardı. Bu nedenledir ki Kuranı Kerim "Hz. Muhammed'in alemlere rahmet olarak gönderildiğini" ifade ediyor. (Enbiya 107)

Onun getirdiği İslam dini ele insanlık cehaletten, putlara tapmaktan, karanlıktan ve vahşetten kurtulmuştur.

Bunu Batılı bilim insanlarının dilinden aktaralım.

-Michael Hart, dünyanın en etkili yüz insanını yazar ve en başa Hz. Peygambere yer ver verir.
- Thomas Carlyl- Muhammed hakiki bir peygamberdir.

-Karen Armstrong "O sadece kendi toplumunu değil, aynı zamanda insanlık tarihini düzeltmek ve adil bir toplum oluşturmak hedefini önüne koymuş ve bunu başarmıştır.

- Prof. Dr. H. Manes- "Onun her sözü bir vecizedir".

-Alexi Lovazan- "O Allah tarafından gönderilmiş bir hak peygamberidir".
-Raymons Leronge- "14 asır geçmesine rağmen Hz. Muhammed bu zamanın tek rehberi, tek hidayet resulüdür".
-Prof. Jules Messerman- "Bütün zamanların en büyük lideri Muhammed idi".
- Tolstoy- "Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla layıktır".

-Dostoyevski - "Büyük İslam peygamberi yüce yaratanın katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac'a bütün kalbimle inanıyorum".

- Prens Bismark - "Senin asrında yaşamadığım için çok üzgünüm, Ey Muhammed! Kuran Allah'ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir yüceyi bir defa görmüş, bir daha göremeyecektir. Senin önünde tam bir saygı ve hürmetle eğiliyorum".

Resullullah Veda Hutbesinde bütün ümmetini şahit tutarak elçilik görevini yerine getirdiğini ifade ettikten sonra 632 yılında vefat etmiştir.

Sözün özü, Hz Peygamberin doğumu ile insanlık tarihi değişmiştir. Kutlu ve mutlu bu doğum gününü fert, toplum ve millet olarak andıkları için İslam alemini tebrik ediyoruz.

Melle İdris Candan
****
Kaynaklar:
-Muhammed Hamidullah- İslam Peygamberi
-Rıza Savaş- Hz. Muhammed Döneminde Kadın
-El Meydani- Mecma-ul Emsal.

Yorumlar

"Bu yaziyi yayinlamakla hata yaptiniz, bu yaziya yaptigim yorumu yayinlamamakla da kendi ayaginiza SIKTINIZ. Ne turden bir sebeksiniz anlayamadik. Sunnilik butun asagilik iliklerinize kadar islemis."

Edt'den

Sn. Aydın

Kürdistan post, tüm dinlere, mezheplere ve inançlara aynı mesafede durur ve saygı gösterir. Saygı göstermek "göstermelik" olamaz. Saygı göstermek "sözüne saygı" göstermekle başlar.

Bu sözü hakaret ve küfre boğan bir söyleme yer vermek düşünce özgürlüğü ve ifadesi değildir. Düşünce özgürlüğünü ta bışından itibaren yok saymaktır.

Millet olmanın ölçüsü nedir, bunu hiç düşündünüz mü?

Millet olma bilinci, bir dinin, dinsizliğin veya bir ideolojinin etrafında kümelenmek değil, milleti oluşturan bütün değerleriyle kucaklayabilmektir.

Farklı bir düşünceye yer verdikten sonra altına eklenecek notlarla adeta "sus, konuşma" demek ne kadar dürüst ve sağlıklı bir tutum olabilir?

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News