ala kurdistan
Ey Reqîb

Virüs Sonrası Dünya Nasıl Olacak?- Nurettin Yıldırım

Virüsle birlikte herkesin merak konusu olan soru yada sorular var. Virüs sonrası dünyanın hali nasıl olacak? Sorular, kuşkular, beklentiler, dilekler hayaller vs insanlığın geleceği adına bunların hepsi çok anlamlı ve önemlidir.

Sorulan sorulara doğru yanıt vermek, kuşkuları gidermek zor ama yine de ne olacaksa, ne yapılacaksa bu soru ve yanıtlar üzerinde kafa yormalar hayal ve beklenti oluşturmalar, öngörüde bulunmalar bir gelecek vadidir, ışığıdır, umududur ve güzeldir. Bütün bunların üstüne insan adına bir şeyler yapmanın çabası ve bu çabaların getirisi dahilinde olacakların ve gerçekleşmesi muhtemel ihtimallleri de hesaptan uzak tutmamak gerekir.

İnsanların başına mussalat olan korona ileti ve mevcut kapitalist sistemin çaresizliği nedeniyle insanların aklına bu sistemin sonu mu, sosyalizm mi gelecek, Kurtuluş, çözüm ne? türünden acabalarla dolu çok sorular, takıntılar da olmuyor değil. Bu süreç aynı zamanda sistemsel tartışmalar ve geleceğe ilişkin öngörülerin en çok güncellik kazandığı bir dönem olmaya doğru gidiyor.

Korona virüs doğanın insanoğluna bir öfkesi ve isyanı mı? Ya da labratuvarda insan eliyle üretilen biyolojik silah mı? ABD’mi üretti, Çin mi üretti gibi kuşkular veya bu yönlü komplo teorileri üzerinden çokça iddia ve değerlendirmelere konu yapıldığını görüyoruz.

Birbirine karşıt bakış açılar üzerinden geliştirilen düşünce ve önermelerin diyalektik bakış açısı içinde ele alındığında kaçınılmaz olarak hepsinin gelip dayandığı nokta aynısıdır.

İster Kapitalist- emperyalist uygarlığın kendi içindeki rakabetin ve hegonomik anlayışın getirisi olarak aşırı silahlanmanın kaçınılmaz sonucu biyolojik üretimi şekkinde olsun, ister kapitalist emperyalist sistemin aşırı sermaye edinme ve kâr hırsından doğanın tahrip edilerek virüsün başka ortamlardan mutasyonu ile insana bulaşması şeklinde doğanın bir isyanı olsun, her iki halde de yaşananların kapitalist emperyalist sistemle ilişkilidir.

Bu aynı şekilde Küresel kapitalist sistemin gelip dayandığı nokta itibarıyla başta insan olmak üzere bütün yeryüzü varlıkları için ne kadar büyük bir tehlike arz ettiğini göstermiştir.

Bazı bilimsel araştırmalar virüslerin hayvandan insana geçtiği yönünde ciddi veriler sunuyorlar. Öyle de olsa biyolojik ve kimyasal silahların üretilmesine dayalı olarak virüsün üretilmesi ihtimali de vardır. Belki de üretilmiş virüsün kontrolden çıkması gibi bir ihtimali de göz ardı etmemek gerekir.

Bu virüsün nasıl ve ne şekil oluştuğu konusu elbette bilim insanlarının ilerde daha net cevapları olacaktır. Öyle veya böyleden çok virüsle birlikte değişen dünya dengesinin nereye nasıl everileceği konusu çok daha önemli hale gelmiştir.

Virüsün zengin, fakir ayrımı yapmıyor, ama sağlık ve tedavi konusunda ayırım ve uçurumlar nedeniyle etkilenmeler farklı oluyor. Ölüm ve yaşam çizgisi bu farklılıklara göre ayrışıyor. Yani virüs ayrımsız yol almaya ve katliamda ilerlemeye çalışırken, insanlar da farklılık ve ayrımcılık hastane ve ilaç ve bakım tedavi imkanlarıyla birlikte kotasını çalıştırarak faturayı mümkün oldukça daha fazla alttakilere ödetme eşitsizliği sürdürülmektedir.

Bu virüsün çocuk ve gençleri, güçsüzler ve yaşlılardan daha az etkilemesi tabiki önemli bir ayrıntı. En azından kimi ırkçı iktidar ve devlet aygıtlarında çokca yaşandığı gibi çoluk çocuk dahil her varlığı önüne katan yokedici bir soykırım nitelik arzedecaek kadar acımasız olmamıştır. Her şeye rağmen yine de insanın buna da şükür diyesi geliyor.

Küçücük bir virüsle büyük bir sallantı ile çalkalanan mevcut küresel kapitalist sistemin hazin dolu çaresizliği içler acısıdır. Dünyaya hükmettiğini sanan en büyük devletler bile tek çare insanları evlere hapsetmek oldu.

Kendi cennet büyüsü içinde sonsuz hülyalarla düş kuran kapitalizm, virüs karşısında ne kadar bitik kaldığı görülmüştür. Doğayı, dünyayı, insanı ve bütün canlıları metadan ve paradan, puldan sayan sermaye düzeni öyle bir noktaya geldi ki, kendi kendini bitirir noktasına getirdi. Virüs öncesinde çok büyüktü, yenilmezdi, sonsuzdu, her şeye muktedirdi. Ama virüs sonrasında küçük, çaresiz, bittik, güçsüz bir küresel sistem oluverdi.

O zaman çare nedir? Belliki kapitalist emperyalist sistem geldiği konum itibarıyla bu krizi aşması pek olası değildir. Sermaye ve aşırı sömürü üzerine oluşan döngü sistemi artık bir gelecek vadi yoktur. Bu gün için daha adil, adaletli ve yapıcı ve insanı, doğayı ve bütün canlıların varlığını esas alan bir sistemsel kuruluşun gelişmesi, geliştirilmesi olmazsa olmaz haline gelmiştir. Ekonomide, sağlıkta ve yaşamın her alanda eşitlikçi yanı ve ekolojik sosyalitesi olan, hümanist, toplumcu, feminist dengeler üzerinde alanlar oluşturarak daha yaşanılır bir dünya yaratmak mümkündür. Buna sosyalizm de demek mümkün yada sosyalizme doğru giden ara bir gelişme dönemi de demek mümkündür. Bu eksende bir hayli kıymetli görüş, öngörü ve değerlendirmeler oluyor.

Gelecek sosyalizmde derken ben şahsen bunu bildik şekkiyle yani marksist klasik deyimlerde olduğu gibi böyle işçi devrimi ve proletarya diktatörlüğü gibi devrimsel kavramlarla tanımlamaktan çok, gelişmişliğin evrimselliğin bir tecellisi şeklinde olacaklar bağlamında değerlendirmek bana daha gerçekçi geliyor. Bu gün için ne işçi sınıfının devrim yapacak bir gücü ve becerisi vardır. Ne de ortada böyle bir sınıf vardır. Olsa bile geçmişte yaşananlardan farklı olmayacaktır.

Kendisine benzemeyenleri ortadan kaldırma ve yok etme üzerine bir dünya inşa yöntemi mümkün değildir. Buradan bir şey çıkmaz. Çıksa çıksa hegemonculuk, ırkçılık ve şovenizmdir.

Kapitalizmin sanayı ve teknoloji devine rağmen küçük bir virüs karşısındaki çaresizliğinin bu tartışmalı günlerinde Marks’ın şu belirlemesi: "üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılması ve toplumsal mülkiyet yoluyla makinalaşmayı avantajlarıyla zorunlu emek süresini kısaltıp herkes için daha fazla boş zaman yaratılması” tam da bu günler için söylenmiş gibidir. Adeta doğal veya laboratuvar virüsten, kapitalist virüsten kurtuluşun ilacıdır. Her şey bu tespitlerde gizli gibi.

Makina ve teknolojik gelişme avantajlarını bir avuç azınlık yararına daha fazla sömürü elde etme yerine genel çoğunluk yararına siyasal, sosyal, sağlık ekonomik, kültürel gibi her konuda değerlendirmesi ve insanların zorunlu çalışma dışında başka alanlara ilgilenme zamanlarının olması şartından gereğinden söz eder.

Kapitalist sistem alt yapı olarak Marks’ın belirtiği şekilde insanileştirilmesi ve toplumsallaştırılması özellikler taşımaktadır. Üretimin üretim araçlarının gelişmişlik düzeyi ve sosyalitesi ile üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin varlığı ve ilişkisi birbiriyle büyük bir tezat içindedir.

Dünya herkese yetiyor. Bencillik olmasa herkes için iş, aş ve ekmek faskasıyla vardır. İstense yoksulluk, fukaralık sonlandırılabir.

Bir yandan aşırı fazlalık, bir yandan aşırı yokluk ürettiklerimizle uyuşmuyor. Halen bu çağda, bu zamanda evsiz, barksız insanların olması neyle izah edebiliriz? Oysa herkes içinde yaşayabileceği bir evi vermeyen bir düzenin yaşama şansı yoktur. Ev yoksa sağlık da yok, kültür, edebiyat, sanat hiç yok.

İnsan merkezli üretim iş, aş ekmek, bölüşüm, paylaşım ev düzen, adalet, hukuk, dil, kültür, sanat, edebiyat farklılıklarıyla ve zenginlikleriyle hep birlikte var olan bir dönüşümün zamanıdır.

Bu şekilde her insan daha fazla yaşama sevgisi içinde olacak, katkılarıyla yaşamı güzelleştirecek. Yaşam büyük çoğunluk için sadece yeme içmeden ibaret olmayacak İnsanlar çalışmasının önemli bir zamanı müzikle, şiirle, edebiyatla, resimle ve diğer sosyal aktivelerle uğraşacak, daha farklı gelişmiş, değerlenmiş bir insan ve toplum seviyesine ulaşılması mümkün hale gelecektir.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News