ala kurdistan
Ey Reqîb

Hasip Kaplan Notları - Mehmet Sebatlı

Benliğiniz, çıkalarınız için bulunduğunuz ortamın inanç ve normlarıyla bütünleşemediğinde, kendinizi yabancı hisseder ve sıkıntılı bir ruh hali içine girersiniz. Yapacağınız üç şey vardır: Ya susar ve zamanla ortamın dışına çıkmanın yollarini ararsınız; ya benliğinizden feragat ederek ortamla samimi bir şekilde bütünleşirsiniz veya “tribün politikası” seçeneğiyle kah kralın yaveri kesilir, kah zıt bir kulvarda tellallık yaparsınız.

Kürtlerin kendi sorun ve istemlerini iletmeleri için Ankara’ya seçim yoluyla gönderdikleri parlamenterlerin bazılarından yer yer Kürt halkının ulusal değerleri ve siyasal hedeflerine karşıtlık anlamına gelecek açıklamalar duyuyoruz.

Bir önceki milletvekilliği döneminde Aysel Tuğluk’un her fırsatta Kemalizmi aklama çabalarını hayret ve ibretle izliyorduk. Kemalizm, Yeşil Türkçülüğe yenildi ve Tuğluk da o tür açıklamaları kesti.

Bu dönem talihsiz açıklamaları ve yersiz şovlarıyla en çok dikkatleri çeken kişi kuşkusuz Şırnak milletvekili ve BDP Meclis grubu başkanvekili Hasip Kaplan’dır.

Meclis’te bayağı aktiftir Kaplan ancak kürsüde yaptığı konuşmaların çoğunda şov yapıyor. Kömür ve patates torbasıyla kürsüden ahkam kesmek, kızıp bardak kırmak, mali ve ihracat açığıyla ilgili bulgular vermek ne egemenler, ne de Kürt halkı nezdindeki samimiyetine asla puan katmıyor.

Hasip Kaplan bugün, yani 25 Nisan tarihi itibariyle talihsiz açıklamalarina bir yenisini ekledi. Kaplan bir grup ögrenciyi kabulünde Türkiye'nin sınırlarının bütünlüğü içinde çözümden yana olduklarını söyledi ve sunu ekledi: "Bayrakla, resmi dille, sınırlarla ilgili hiç bir problemimiz yok."

Kaplan, tamamı Kürtçe konuşan Şırnak’ın vekili olduğunu unutarak, "Türkçe, ortak dilimizdir" dedi ve devletin bekçilerini daha çok rahatlatacak spot mahiyetindeki şu açıklamayı yaptı: "İnanın hiç bir siyasi parti, hiç bir güç 75 milyonu birbirinden ayıramaz."

Bu zihniyetin, Kürt halkının siyasi talepleriyle uzaktan yakından alakası yoktur. Bu Hasip Kaplan’ın kendi şahsi zihniyetinin en açık dışa vurumudur.

Kaplan Kürdistan’ı ve Kürtleri TC'ye yamama sevdasından bir türlü vazgeçmiyor ve bu mealde açıklamaları ilk defa yapmıyor.

Örneklerle hatırlatalım:

Önceki dönemde Hasip Kaplan’ın ismi en çok “Kürtlerle Türkler etle tırnak gibi yapışıktır, kimse onları ayıramaz” gibi cümlelerin içinde geçiyordu.

Kaplan, BDP’nin geçen sene Antalya’daki kampında yaptığı basın açıklamasında da “Bağımsızlık, düşünce özgürlüğü kapsamında dahi ele alınamaz” dedi.

26 Ekim 2011 tarihinde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Dinçer ve beraberindeki heyet, BDP'yi ziyaret etti: Heyeti Kaplan ağırladı ve konuşmasında Türk tv ve gazetelerinin sevinçle geçtiği şu ifadeyi kullandı: "BDP olmasa bayrak dalgalanmaz!” Türk bayrağını savunmak bir Kürt vekilin sorunu mudur değil midir tartışmasına girmeden Kaplan’ın o günkü konuşmasından birkaç satırbaşı daha verelim. “Etnik bir parti değiliz. Her bölgeden insan var içimizde. Oy aldığımız en çok bölge Doğu ve Güneydoğu ise bu seçim barajından kaynaklanıyor. Eğer öyle olmasaydı İstanbul'da, İzmir'de Doğu ve Güneydoğu’dan daha çok oy alır milletvekili çıkartırdık. O zaman Türkiye'nin birlik bütünlüğü çok daha kolay sağlanırdı.”

Belli ki, Hasip Kaplan’ın Kürd ruhu light’tır.

Kürt ulusal değerlerini ve siyasal hedeflerini iliklerinde hissetmeyen birisi onun adına siyaset yapamaz.

İnkarcı rejimden ruhsal kopuş sürecine giren halkı sömürgeci sistemine entegre etme gayreti olarak gördüğümüz bu tür yaklaşımlarla bir milimlik yol alınamaz, sadece kafa bulandırır.

Hasip Kaplan’ın Türkçe’yle, bayrakla ve sınırlarla bir sorunu olmadığı hepimizce aşikar. Eşi Türk’tür ve çocuklarıyla Türkçe konuşmaktadır. Ne yazik ki Kürt ve Türk evliliklerinde (erkek ve kadının hangi etnisiteden geldiği önemli değil) ibre hep Türkçe konuşmadan yana olur.

Hemen her aileden bir şehidin olduğu Şırnak’ın, Bedirhanlıların ve Mem û Zîn’ın diyarı olan Cizîra Botan’ın vekilliğini yapan Hasip Kaplan’a şunları hatırlatmak görevimiz:

Sayın Kaplan,

Eşit koşullarda olmayan iki halkın varlığı ve birinin “tek vatan, tek millet ve tek bayrak” sloganıyla diğerinin tüm değerlerini ve gerçekliğini yok sayarak asimile etme, onun kimliğini unutturma gayreti vardır.

Kürtler bu durumda bıçak altinda debelenen bir koyun gibidir. Ulusal değerlerini temsil eden tüm sembol, renk ve marşları yasaktır ve Türk mahkemeleri Kürtçe’yi “bilinmeyen dil” olarak adlandırır; Türk basını ise ala kurdî’ye “bez parçası”, Newroz’a “sözde bayram” tabirlerini yakıştırıyor.

Bu nedenle egemen ulusun varlığını perçinleyen sembol ve değerlerin koruyuculuğunu yapmak inkar edilen halkın mensuplarının işi olmamalıdır.
Kürt halkının da varlığını sembolize eden bir dili, bir marşı ve bir bayrağı vardır ve bunlar asla değişmez kırmızı çizgiler olmalıdır. Şırnak’ın vekili olarak size düşen bunları dile getirmek ve korumaktır.

BDP’nin bir Türkiye partisi olma çabası, egemen çevrelerin eleştirilerini dikkate alma göstergesinden başka bir şey ifade etmiyor.

BDP Türkiye partisi olamaz, olmamalıdır da. BDP Türkiye’deki Kürtlerin ve istemlerini sistem partilerinde ifade edemeyen diğer ezilen halk ve grupların partisi olmalıdır. Bunu yaptığı oranda ülkenin genel sathına dönük siyaset yapabilir ve ancak o zaman ciddiye alınabilir.

Haklarından mahrum edilmiş ve onları tekrar elde etme mücadelesi veren bir halkın, hak gaspçısını ikna etme gayreti yanlış bir siyasi yöntemdir. Ne yazık ki Kürt silahlı ve legal tüm Kürt siyaseti bu hatayı yapıyor.

En geniş bir yelpazede ve en radikal ifadelerle hak talebi yapıldığında, ikna edicilik görevi otomatikman hak gaspçısına düşer. Dünyanın tüm ulusal mücadelelerinde diyalektik böyle işler. Devlet, hak talebinde bulunan etnik temsiliyeti ikna çabası içine girer.

Bizde ise, sömürgeci zor sistemini haklarımızın meşrulğu konusunda anlamsız ve sonuçsuz ikna çabalarımız almış başını gidiyor.

Kürt vekiller bizi aşağılayan zihniyete artık laf yetiştirmekten vazgeçmeli, kendi yoğun gündemine (Güney’de bağımsız devlet ilanı ve Güneybatıda otonom bir bölge oluşma ihtimali) bakmalı ve siyasetini ona göre şekillendirmelidir.

“Tek ülke, tek dil, tek bayrak” siyaseti yapmak, vekilliğinizi yaptığınız halkı incitiyor. Kendi değerlerinizi savundukça mevzi ve statü elde edebilirsiniz, egemen olani savunmakla da statükonun devamına alet olursunuz.

Makalenin yazıldıgı saatlerde Lice, Genç, Kulp üçgeninde operasyon devam ediyordu. Askerlere gaz maskesi dağıtılmış ve BDP'liler'in operasyon bolgesine gidecekleri haberleri geçiyordu. Kaplan'ı BDP heyetinin içinde görmek istiyoruz.

[email protected]
(twitter: @sebatli)

Yorumlar

selam tum ortadogu halklarina  bir an once turkler kendilerini elestirmeli biz kimiz niye bukadar kurdlerle urasiyoruz heralde kutler sona gelmis bu topraklar turklerin gecmisine bakilirsa turklerin gecmisi belli talan gaspdir.

 

Editör Kawa:

 

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.