ala kurdistan
Ey Reqîb

Hizbullah Örgütünün Elebaşı Edip Gümüş’e Açık Mektup – Kadir Amaç

Bismillahirrahmanirrahim

Bu çalışmayı İzzettin Yıldırım, Vedat Aydın ve Mehmet Sincar’a adıyorum 

Ey kainatı “kun fe yekun” ayetiyle  yaratan, bir yörüngeye oturtan  ve sonra her yarattığı varlığa bir felek ve zaman  tayin eden sevgili Allah’ım; ülkemiz Kürdistan’da; doksanlı ve ikibinli yılların başlarında senin  askerin, senin partin, senin dostun, senin dininin tek temsilcisi olduğunu iddia eden ve bu vesileyle  binlerce alim, aydın, düşünür, gazeteci, davetçi, öğrenci, öğretmen, doktor, esnaf, köylü, dindar ve mustazaf halkımızı kendi uyduruk cemaati  için mürted, münafık ve ajanlık suçlamasıyla hedef gösterip vahşice  katletme emrini veren cahil, günahkar ve katil kulun Hüseyin Velioğlu olduğunu biliyorsun!

Sevgili Allah’ım; tağuti ve müşrik Türk devletinin karanlık güçleriyle İslamın maslahatı adına çok sayıda kirli ve günahkar işlere imza atan, Türk devletinin karanlık güçleri tarafından kullanılıp sonra da öldürülen bu günahkar kulun aramızda olmadığı için; onu çok yakından tanıyan, onunla birlikte  bu cinayetleri organize eden, onay verenlerin başında hiç şüphesiz Aziz Tunç, Sülhaddin Ürük, Şaban Elaltunteri, Enver Kılınçaslan, Heci İnan, Cemal Tutal ve Edip Gümüş’tür. Ayrıca Velioğlu’nun ölümünden sonra bu suç ve günahkar örgütün başına geçen kişi Edip Gümüş olacaktı. 

Ey sevgili Allah’ım; son günlerde bu günahkar örgütün elemanları Twitter, Facebook ve Hotmail hesabım üzerinden şahsıma yönelik yaptıkları, küfür ve tehditlerine eyvallah etmeyeceğimi ayrıca söylemek  istiyorum. Mamafih  senin huzurunda, sana kullukta kusur etmeyen değerli milletimin huzurunda, değerli alimlerimizin huzurunda, değerli münevverlerimizin huzurunda ve değerli siyasetçilerimizin huzurunda bu örgütün ve bu örgütün elebaşı olan  Edip Gümüş’ün işlediği ve işlettiği bu korkunç suçlardan dolayı “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et.” (Nehl Süresi, 125) hududullahını ve hukukullahını referans alacağım. 

Ey günahkar Edip Gümüş; Rabbimiz Kuran’da bir müslümanın bir müslümana karşı veya gayri müslim birine karşı tartışma ahlakını ve hukukunu şu ayetlerle beyan eder:  

“Ey iman edenler; bir millete, gruba ve bireye olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olunuz!” (Maide, 8)

“Ey inananlar, size hayat verecek şeylere çağırdığınızda icabet edin.” (Enfal, 24)

“Bilgi sahibi olduğunuz konularda tartışıp duruyorsunuz! Peki hakkında hiçbir bilgiye sahip olamadığınız bir konuda nasıl tartışabiliyorsunuz? Siz bilmeyebilirsiniz; ama ALLAH bilir.”  (Ali İmran, 66)

“Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme; çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorumludur.” (İsra, 36) 

“O haberi işittiğiniz zaman: ‘Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır.’ demeniz gerekmez miydi?”

(Nur, 16) ve son olarak

“Onlar ki sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, ALLAH'ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir.”  (Zümer, 18)

Bu zaviyeye bağlı kalarak seninle tartışacağıma ve Hz. Ali’nin Nehc-ül Belağa’sını referans alarak mektubuma başlamak istiyorum. Bildiğiniz gibi bir grup Kuran’ın sosyal adalet devrimcisi Halife Osman’ın, İslami ve insani  olmayan uygulamalarını protesto etmek için evini ablukaya alırlar. Halife Osman, kendisine muhalif olan bu sosyal adaletçi müslümanları ikna etmeleri için İmam Ali’den yardım talebinde bulunur. İmam Ali, Osman’nın kuşatma altında tutulan evine giderek ona şöyle hitap eder: “Andolsun Allah'a ki sana ne diyeyim, ne söyleyeyim, bilemiyorum. Bir şey bilmiyorum ki sen onu bilmeyesin; bir yol yok ki sana göstermeye kalkayım da sen onu tanımayasın; sen de bizim bildiklerimizi biliyorsun. Bir şeyde, senden ileri geçmiş değiliz ki onu sana haber verelim; bir şeyi gizlice haber almış değiliz ki onu sana tebliğ edelim. Bizim gördüğümüz gibi sen de gördün; bizim duyduğumuz gibi sen de duydun; bizim sohbet ettiğimiz gibi sen de, Allah'ın salâtı O'na ve soyuna olsun, Rasûlullah'la sohbet ettin.” (Nehc-ül  Belağa, 5. Bölüm)

Dolayısıyla İmam Ali’nin işaret ettiği gibi Allah’ın ve peygamberinin müslümanlara vaaz ettiği ilahi emirler, açık ve sarih bir biçimde ortadayken, sen ve günahkar örgütün, cemaat taassubuna ve kibrine kapılarak İbnül Mülcem’in, İmam Ali’yi katlettiği gibi aklınızı ekmek ve peynirle yiyip aydınlarımızı, siyasetçilerimizi, alimlerimizi ve binlerce dindar halkımızı Allah adına en korkunç yöntemlerle katletmekten imtina etmediniz.

Ey Allah’a karşı günah ve kullarına karşı tuğyanlık yapan Edip Gümüş; şahsım yedi-sekiz  yaşlarından itibaren aralıksız olarak  namaz kılan, oruç tutan, Kuran okuyan, Kuran öğreten, yüzlerce insanımızın ilim ve irfanla tanışmasına vesile olan, üç binden fazla  eser okuyan, ekmeğini zor şartlarda emek işçiliği yaparak kazanan, herkesle paylaşan, zenginlerin ve aristokratların terbiyesiz bir sınıf olduğunu söyleyen, Kürdistan’ın her millet gibi devlet olmasını savunan, tağuti Türk devletine otuz yıldır en yüksek düzeyde düşmanlık yapan, onun tedrisatı rahlesinden geçmeyi ve  kurumlarında rızkımı kazanmayı büyük bir zillet olarak gören, yeryüzünde müstekbir güçlerin zulmüne uğramış tüm dünya mustazaflardan yana olan, zerre miskal kadar ne İslam dinine, zerre miskal kadar ne müslüman halklara zerre miskal kadar ne de değerli halkımıza zarar vermemiş  ve suç işlememiş biri olarak asla ve asla  hiçbir zaman; ben iyi bir  müslümanım, ben iyi bir  Allah’ın kuluyum, ben iyi bir Allah’ın dostuyum, ben  iyi bir Allah’ın askeriyim, ben iyi bir  Allah’ın sözcüsü ve temsilcisiyim diyerek halkımın beni görmediği en güvenli evlerde korumalar eşliğinde saklanmadım; küçük- büyük,  günahlardan, suçlardan  ırak ve firak yaşadım. 

Ey Edip Gümüş;  iliklerine kadar, dibine kadar cehaletinle, günahlarınla tuğyan ve kan  deryasına ram olmuş örgütünle; nasıl oluyorda  Allah’ın sevgili Hizbullah’ı siz oluyorsunuz; yeryüzünde zerreyi miskal kadar günah ve suç işlemeyen milyonlarca  Allah’ın sevgili  muhavvid ve muttaki kulları  Hizbulşeytan oluyor? Hey hat bu ne zillet!  Ey Allah’ım bizi  bu zilletten mustağni tut.

Ey Edip Gümüş; örgütünüzle birlikte Allah’ın askeri olduğunu söylüyorsunuz. Ama unuttuğunuz bir şey var.  Madem ki Allah’ın askeri olduğunuzu söylüyorsunuz neden Hz. İmam Ali gibi diken satarak rızkınızı helal ve meşru yollardan  kazanmıyorsunuz? Madem ki, tebliğci ve ihyacı olduğunu söylüyorsun, neden İslam peygamberi Hz. Muhammed gibi kavminin ve milletinin arasında dolaşmıyor, bilinmeyen yerlerde kendinizi saklayarak halkımızın bilmediği işlere tevessül ve tenezzül ediyorsun? Hani Allah’ın askeriydiniz? Allah’ı meteoroloji işlerine tahvil eden tağuti Türk devletine askerlik yapıyorsunuz, okullarında okuyorsunuz, kurum ve kuruluşlarında doktorluk, avukatlık, öğretmenlik ve yeminli vergi müşavirliği yapıyorsunuz. Özellikle ”Şunları görmedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden önce indirilene de inandıklarını sanarken, inkâr etmekle emrolundukları tağutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.” (Nisa, 6) ayeti, tağutun muhakemesinde muhakeme olmamakla  emrolunduğunuz halde  Kuran’ın bu ayetini ihlal ederek acaba Hizbullah’mı yoksa Hizbulşeytan’mı  olduğunuzu hiç tefekkür ettiniz mi?

O halde Allah’ın bir askeri olarak tağutun mahkeme koridorlarında avukatlık,tağuti Türk devletinin darülnedvesinde (meclis)  Hüda-Par  olma gailesi ve ameliyesi içinde olmaya, tenezzül ve tevessül etmeniz acaba seni ve günahkar örgütünü Allah’ın sevgili kulumu yapıyor  yoksa  Allah’ın lanetli günahkar kullarımı yapıyor?  Yok öyle diyorsan o vakit,  ne kadar salih amellere ve ne kadar derin bir ilme sahip olduğunuzu, halkımızın arasında bulunarak ve dolaşarak bu meziyetlerinizi, dindar ve mustazaf halkımızla paylaşmanız gerekmiyor mu? Oysa ki seninde bildiğin gibi neden tüm peygamberler, sahabeler, tabiinler, alimler ve davetçiler kendi halkının  içinde bulunmuş ve herşeylerini onlarla paylaşmışlar?

Arkadaşlarınızla birlikte kimlerle ilişki halinde olduğunuzu halkımızın bilme hakkı yok mudur? Allah’ın askeri olduğunuzu söyluyorsunuz ama ortalıklarda neden görünmüyorsun? Allah’ın askeri olduğunu söyleyen bir insan kendini köşe bucak saklar mı? Oysaki Kuran’ın söylediği gibi; “Size ne oldu ki 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden kurtar, bize sahip çık, bize yardım et,' diye feryat eden ezilmiş erkekler, kadınlar ve çocuklara rağmen hâlâ ALLAH yolunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa, 75)  Sen ve günahkar örgütün Kuran’ın bu ayetini referans alarak, ülkemizi işgal eden, ontolojik ve fizyolojik varlığımıza tecavüz eden, kadınlarımızın ırzına geçen, Uğurlarımıza ve Ceylanlarımıza yaşlarından fazla kurşun sıkan, yaşlılarımızı ve hastalarımızı zindana tıkan, dindar halkımızın başına kimyasal silahlarla katliamlar gerçekleştiren, beş milyon halkımızı hicrete zorlayan, beşbin  köyümüzü yakan ve boşaltan, yirmi bine yakın insanımızı faili meçhul cinayetlerle katleden, binlerce hak ve hukuk ihlalini  yapan; işgalci Türk, Arap ve Fars unsurlarına karşı neden savaşmıyorsunuz? Neden İran terörist devleti müslüman halkımızın nazik civan bedenlerini vinçlere asarken sesinizi çıkamıyorsunuz? Ülkemizin Kürdistan Rojava’sında, El Kaide ve İŞD teröristleri, dindar ve muttaki halkımızın ölüm fetvalarını cami minarelerinde anons ederken neden tek bir kelime bile sarf etmediniz? Neden dilimiz, kültürümüz, ülkemiz, halkımız, özgürlüğümüz için mücadele veren  müslüman savaşçılarımıza ve siyasetçilerimize (PKK, KDP, YNK,  BDP, GORAN)  kafir, mürted ve münafık diye tekfir ediyor,  onlara karşı medyanızda ve örgütsel faaliyetlerinizde 24 saat propaganda yapıyorsunuz?

Türk devletinin Kürdistan’daki işgalci varlığını neden görmüyor ve haykırmıyorsunuz? Neden  medyanızda ve parti çalışmalarınızda Türk devletinin işgalci generallerine ve sömürgeci valilerine ve işkenceci polis şeflerine kafir, mürted, münafık ve düşman diye tekfir etmiyor ve hedef göstermiyorsunuz? Neden işgalci Türk devletinin karşısında ikibüklüm durup, korkaklık ve zillet pozlarını veriyorsunuzda; neden halkımıza, halkımızın savaşçılarına, siyasetçilerine ve  alimlerine rajon kesiyorsunuz?

Şimdide  kalkmışsınız hiçbir şey olmamış gibi tüm bu işlediğiniz cinayetlerin ve günahların üzerini örtmek için, Hz. Peygamber sevgisi,  sahabe sevgisi ve Mekke’nin fethi kutlamalarıyla halkımıza yaşattığınız o korkunç travmaları unutturup, halkımıza yeni travmalar yaşatmanın  hazırlığı içinde olduğunuzu pekala bilmekteyiz. Sizde biliyorsunuz ki, tüm bu etkinlikler İslam düşünce tarihinin hiçbir döneminde gerçekleşmemiştir. İkincisi, bu tür etkinlikler özgün ve özgür İslam’ın ruhuna aykırıdır. Dindar ve muttaki halkımızı bu tür etkinliklerle, şirk ve cehalet kültürüne hapsediyorsunuz. Bu saçma sapan işlerle uğraşacağınıza, ükenizin bağımsızlığı ve halkınızın özgürlüğü için neden işgalci Türk generallerini ve sömürgeci valilerini ülkemizden süpürmüyorsunuz? Neden ülkemizin tarım, sanayi, eğitim, sağlık, bilim, teknik, sanat, kültür, spor ve benzeri sahalarda gelişmesi için enerjinizi ve yeteneklerinizi ortaya koymuyorsunuz?

Sizde biliyorsunuz ki İslam peygamberi asla katillerin ve günahkarların ağzıyla anılmak istemez ve asla onları sevmez! Delilmi istiyorsun? Tıpkı senin ve örgütün gibi (domuz bağı) Hz. Hamza’nın bütün organlarını vahşice kesmiş ve Ebu Sufyan’ın karısına aksesuar olarak hediye etmiştir. Vahşi Bin Hint, müslüman olduktan sonra "De ki; Ey nefisleri aleyhine ileri gitmiş olan kullarım Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Allah tüm günahları bağışlar. Çünkü o çok bağışlayan ve çok esirgeyendir." (Zümer, 53)  İlahi uyarıya uyarak  Hz. Muhammed, Vahşi Bin Hint’i  affetmiş ve “Ey Vahşî! Bundan sonra benim gözüme görünme!”  demiştir. (Üsdü’l-Gabe, sayfa 83)

Ey  Edip Gümüş; Vahşi Bin Hint, Hz. Hamza’nın bütün organlarını kesip aksesuar olarak Ebu Sufyan’ın karısına hediye etmesine rağmen, Allah ve peygamberi onu bağışlamışken; sen ve tuğyan örgütün, İzzettin Yıldırım, Fidan Güngör gibi hayatlarının tamamını  İslam dinine armağan eden Allah’ın bu iki sevgili kulu, sizin bidat ve hurafe inancınıza tabi olmadıkları için, onları münafıklık ve ajanlık suçlamasıyla  ahlaksızca kaçırdınız ve işkence mahzenlerinizde Hz. Hamza’nın başına getirilenlerin yüz bin mislini onlara yaptınız. Hem sonra siz bu işlediğiniz günahların fetvasını  kimden alıyorsunuz? Nerede sizin bu aklınız? Nerede sizin bu vicdanınız? Nerede sizin bu merhametiniz? Abdullah İbnül  Selül münafıkların lideriydi. Peygambere karşı münafıklık faaliyetlerini Allah Münafikun süresini nüzul ederek bildirecekti. Buna rağmen İslam Peygamberi  münafıkların elebaşına veya  münafıklardan herhangi birine neden “siz münafıksınız” demedi. Demeyi bırakın; İslam Peygamberi Hz. Muhammed, Abdullah Bin Selül’ün cenaze namazını kıldırdı! Ama siz ne yaptınız? Akla hayale gelmeyen işkence yöntemleriyle müslüman halkımızı katlettiniz. Oysa ki İslam düşüncesi ve İslam Peygamberi yüzlerce ayet ve hadiste insana işkence etmenin büyük bir suç olduğunu söylemiştir. İslam Peygamberi;  “Müslümanın kanı, malı ve ırzı başka müslümana haramdır.”, “Kuduz köpek bile olsa ona işkence yaparak öldürmeyın.” (Buhari 57, Müslim 32) Kuran ise; senin ve örgütünün vahşice işkence edip katlettiğiniz müslüman halkımız için şöyle diyor: “Kim inanmış birisini kasten öldürürse yeri sürekli kalacağı cehennemdir. ALLAH kendisine gazap ve lanet etmiştir. Ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa, 93)

Hem sonra Kuran insanların kafir olma hakkını vermiştir. (Kafirun Süresi, 1-6) İnsana düşünme ve inanma hürriyeti vermiştir. “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların tümü iman ederdi. O halde inanmaları için insanları zorlayacakmısın?" (Yunus, 100), "Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." (Kehf, 29), " Onlara zor ve baskı kullanacak değilsin." (Gaşiye,22), "Dinde zorlama yoktur." (Bakara, 256)

Kuran  (Enfâl, 67-69) ayetlerinde, Hz. Muhammed Bedir Savaşı’nda esirlerin dokunulmazlığını savaş pratiğiyle gerçekleştirdiğini bütün İslam hukukçuları söylemektedir.

Gene Hz. İmam Ali, kendisi gibi düşünmeyen ve kendisini tıpkı sizin  gibi  kafirlikle itham eden haricilere bir hutbesinde şöyle sesleniyor: “Sizi mescidimizden menetmeyiz. Devlet hazinesinden maaşlarınızı vereceğiz. Siz  bize saldırmadıkça, biz size savaş açmayız.” biçimindeki sözleri konumuza güzel bir örnektir. İslam’ın tevhidi dünya görüşünde bir insan kendi kimliğini nasıl tanımlarsa, nasıl ikrar ederse hakikat olarak o ölçü alınır. Bir insan ben müslümanım dediğinde biz ona sen müslüman değilsin dediğimizde bakın bu dinin Peygamberi nasıl karşılık veriyormuş: "Kim bir müslümana ey kâfir diye çağırır veya ona ey Allah'ın düşmanı derse, o adam da böyle değilse, bu söz, söyleyenin kendisine döner." (Buhârî, Edeb 44; Müslim, Îmân 112)  

Ama siz ne yaptınız, sokak magandaları gibi elinize döner bıçaklarını, demir çubuklarını, beyzbol sopalarını Allah'ın sopası yaptınız. Dindar yurtsever halkımıza kafir, mürted ve münafık dediniz. Kız çocuklarımızın bacaklarına kezzap döktünüz. Fakirlik ve çaresizlikten karınlarını doyurmak zorunda kalan  sokak çetelerini (hırsızlar) hücre evlerinizde sorguya çekip katlettiniz. Örgütünüze zekat ve infak yardımında bulunmayan esnaf ve iş adamlarımızı demir, bozbol ve ateşli silahlarla vahşice katlettiniz. Mehmet Sümbül ile birlikte Türk devletinin karanlık güçleriyle, mafya çeteleriyle ortak çalışarak iş adamlarından haraç aldınız. Sizin bu sapık ve tuğyan amellerinizi Kuran’i ve insani öğretilerle ıslah etmeye çalışan alimlerimizi ve siyasetçilerimizi  İbnül Mülcem’in Hz. İmam Ali’yi katlettiği gibi, alimlerimizi ve siyasetçilerimizi  katlettiniz. Oysa ki bu halk, hiçbir müslüman milletin, müslüman olamadığı kadar müslümandı. Bu neyin İslamıydı?  Bu neyin davasıydı? Bu neyin tebliğiydi? Neden Hamza Türkmen, Mustafa İslamoğlu, Atasoy Müftüoğlu, Mehmet Pamak, Burhan Kavuncu, İhsan Eliaçık ve benzerleri silahlı bir örgüt kurup Amed, Çewlik, Reha, Çolemerg halkından çok daha az müslüman olan Antalya, İzmir Tekirdağ, Eskişehir, Ankara, İstanbul, Kayseri şehirlerinde, kendi müslüman halkını ve siyasetçilerini katletmiyorlardı? Allah muhafaza etsin!

Ey günahkar Edip Gümüş; halkımız Allah’a, peygamberlerine, gönderdiği kutsal kitaplarına ve ahiret gününe iman etmiştir! Halkımız ne Haricilerin ne Mürciye’nin ne Eşariye’nin ne Ehlisünnet’in ne Şia'ın bidat ve hurafelerden vucüt bulan uyduruk mezheplerinize, cemaatlerinize ve siyasi organizasyonlarınıza iman ve biat etmekle emrolunmamışlardır! Kuran, halkımıza müslüman olmanın temel prensiplerini şöyle vaaz etmiştir: “Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. İşte, Rableri tarafından yol gösterilenler ve mutluluğa erenler bunlardır.” (Bakara, 3-4-5)  

Şimdi tekrar soruyoruz; Allah’ın  belirlediği bu  insani ve İslami sınırları ihlal eden kullarını nasıl sevebilir? Nasıl onlarla dost olabilir? Nasıl onun askerleri olabilirler? Nasıl peygamberin sevdalıları olabilirler? Nasıl mustazafların savunucuları olabilirler? Hey hat bu ne zillet! Zillet ve vahşet kültürü bizden uzak  dursun!

Ey Edip Gümüş; Aziz Tunç, Şaban Elaltunteri, Enver Kılınçaslan, Heci İnan, Heci Bayıncık, Cemal Tutal ve jitemin yardımları ile birlikte gerçekleştirdiğiniz vahşice katliamlardan dolayı Türk devleti sizleri kısa bir süreliğine cezaevinde tutuktan sonra neden tekrar sizleri dışarıya salıverdi? Neden öte yandan Türk devleti sadece ülkelerinin ve halkının özgürlüğünü savunan, tek bir insanın burnunu kanatmayan, sekiz bin KCK’liyi cezaevlerinde tutmasının sizce ne  hikmeti olabilir? Hakeza hiçbir Kürdistanlıya, hiçbir insana zerreyi miskal kadar zarar vermeyen, 14 yıldır tek hücreli bir odada rehin tutulan ve ömür boyu hapse mahkum edilen   Kürdistanlı Salih Mirzaoğlu’nu, Türk devleti  neden serbest bırakmıyor?

Ey Edip Gümüş; 1943 yılında Humeyni tarafindan kaleme alınan “Keşfu’l-Esrar” adlı eserini okuyup okumadığınızı bilmiyorum. Lakin hatırlayabildiğim kadarıyla kitabın genel teması, tevhid, şirk, halifelik, imamet, velayet-i fakıh, nesh ve mensuh ayetleri, akıl, adalet ve takkiye konularıydı. Humeyni, hilafet ve saltanat İslamın “kuran düşüncesini tahrif etmeye yeltendiklerini” ancak ehlibeytin buna izin vermediğini söylediği için; o dönemdeki  İhvan hareketinin liderlerinden ve akıl hocalarından Said  Havva ve El Nedvi; Humeyni’nin kafir olduğunun fetvasını vermişlerdi.

Sonra Humeyni, Selman Rüştü’nün kafir olduğunun fetvasını verecekti. Ne kadar ilginç değil mi! Sonra sen ve  Velioğlu, bu zehirli ve eşekleştirici okumalardan etkilenerek başta Kürt halkının kahraman müslüman savaşçılarına mürted dediniz. O dönemlerde işlediğiniz cinayetlere, sergilediğiniz çirkin amellerinize, uyduruk hurafelerinize ve günahlara dayalı inancınıza tabi olmayan ve karşı duran muvahhid dindarlarımıza münafık, mealciler,  mürted ve PKK’nin dostları dediniz. Sonra binlerce yurtsever ve dindar  insanlarımızı bu gerekçeyle gözaltına alıp işkenceden geçirdiğinizi örgütünüzün ikinci lideri ve sonradan  itirafçı olan Abdulaziz Tunç,  NTV ekranlarında çok soğukkanlı bir biçimde, tüm  gerçekleştirdiğiniz çirkin cinayetlerinizi anlatacaktı. Delilmi istiyorsun hemen aşağıdaki linki veriyorum ve mutlaka herkes okusun. http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/57456.asp

Bundan çok  çok  daha önemlisi  “Kendi Dilinde Hizbullah” ve “Savunmalar” adlı  örgütünüze ait kitaplarınızda haya etmeden PKK, Menzil, İslami Hareket grubu, Talebe grubu, Vahdet grubu, Ehlibeyt grubu ve diğer gruplara mensup binlerce  insanımızı İslamın ve cemaatinizin  düşmanları olarak gözaltına alıp sorguladığınızı, katlettiğinizi ve bu sorgulardan elde ettiğiniz istihbaratın devletin bile  sahip olmadığını açıkça itiraf ediyorsunuz. Ayrıca bu kitaplarınızda Fethullah Gülen evangelistine ve oryantalistine “Hoca Efendi” hitabını kullanıyor, dindar insanlarımızada “münafık” tabirini kullanıyorsunuz. Sorgulayıp ajanlıkla suçladığınız bu insanlardan biride İzzettin Yıldırım’dır. Örgütünüzün her iki kitabında, İzzettin Yıldırım’ı göz altına aldığınızı, sorgusunu yaptığınızı ve Beykoz olayı patlak verdiğinde tekrar o sorgu evine gidemediğinizi söyleyerek, katillerin söyleyeceği hiçbir sözün hüccet (delil) olmayacağını İslam fıkıhçıların söyleyeceğini nasıl unuttunuz? Aşağıdaki vereceğim video linki ise İzzettin Yıldırım’ı nasıl vahşice katlettiğinizi net bir biçimde gösteriyor. Ayrıca  sorgulayıp katlettiğiniz  binlerce insanımızın bu sorgu kasetlerini Türk devleti neden yayınlamıyor? Sizin elinizde muhakkak daha çok sayıda infaz ettiğiniz insanların ses kasetleri vardır; neden yayınlamıyorsunuz?  Çünkü yayınlarsanız birlikte işlediğiniz o korkunç suçlar ortaya çıkacak. http://rusenozkan.wordpress.com/2013/01/31/sehit-izzettin-yildirim/

Ayrıca Hüseyin Velioğlu’nun, Mehmet Sümbül’ün sorgusunu bizzat  kendisinin yaptığını ve infaz etme  emrini verdiğini, hem örgütünüzün üst kademelerinde görev yapmış onlarca lider yöneticileriniz, hem bu  infazları gerçekleştiren yüzlerce katil itirafçı elemanlarınız ve hem de  Beykoz’da ele geçirilen milyonlarca döküman buna fazlasıyla tanıklık etmektedir ama biz bu faslı es geçiyoruz. 

Binlerce insanımızın katili olan lideriniz Hüseyin Velioğlu’nun; Bülent Orakoğlu, İbrahim Şahin, Mehmet Eymür, Temel Cingöz, Albay Arif Doğan, Hanefi Avcı, Yeşil ve benzeri yüzlerce devletin karanlık adamlarıyla PKK’ye karşı stratejik ittifaklar yaptığından bahsetmeyeceğim. Ama bunun delilini istiyorsan işgalci Türk devletinin katil subaylarından biri olan Arif Doğan’ın Timaş Yayınlarından çıkan ve övünerek söylediği “Jitemi Ben Kurdum” adlı kitabı işgalci Türk devletinin ne kadar terörist bir devlet ve liderinizin bu devletin paramiliter bir gücü olduğunu yüzde yüz  bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Örgütünüzün bir zamanlar ikinci adamı olan Aziz Tunç’un dediği gibi; “Cemaatin üyeleri ve tabanı bu kirli ilişkilerden habersiz ve çok masum düşünüyorlar.”

Madem ki Allah’ın askeriydiniz, madem ki Allah için milleti gözaltına alıp infaz ediyordunuz, pekala hiç mi aklınıza “Allah’sız” Mehmet Ağar gelmedi! Neden Temel Cingöz, Arif Doğan, Bülent Orakoğlu, Teoman Koman,  Hanefi Avcı, Mahmud Yıldırım, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu, Tansu Çiller, Doğan Güreş, Türk devletinin Kürdistandaki işgalci generalleri, sömürgeci valileri,  işkenceci emniyet müdürleri, istihbarat memurları ve  savcılarını gözaltına alıp infaz etmediniz? Yoksa bu katiller ve alçaklar çetesi  vahşice katlettiğiniz İzzettin Yıldırım, Fidan Güngör, Vedat Aydın, Mehmet Sincar  ve  isimlerini buraya sığdıramadığım binlerce kardeşlerimizden çok mu daha müslümandılar? Çok mu daha kötü insanlardı? 

Evet size göre aynen öyleydi. Çünkü yukarıdaki isimlerle ve daha bilmediğimiz birçok isimlerle liderinizin irtibat halinde olduğunu ve ortak çalıştığına dair yüzlerce bulgu  ve döküman mevcut. İkincisi; senin ve örgütünün işlediği bu vahşetin canlı tanıkları ve delili milyonlarca değerli halkımızdır. Sadece Bingöl merkezde yüzlerce esnafımızı tehdit ederek zekat aldığınızı, işyerlerini yaktığınızı ve araçlarını ateşe verdiğinizi, elemanlarınızın esnaftan zekat toplama faaliyetlerinizi polise ihbar eden çok sayıda insan öldürdüğünüzü ve Bingöl merkezde örgütünüzden ayrılan ve örgütünüzü eleştiren çok sayıda insanı infaz ettiğinizi ve sopalarla darp ettiğinizi bütün Bingöl halkı bilmektedir. Oysaki bir ihyacının ve tebliğcinin  amelleri bu çirkin işleri yapmak değildi. “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır.” (Nehl, 125) Ama siz ne yaptınız.

İnsanlarımızın en mahrem hayatlarıyla ilgili binlerce raporlar hazırladınız. Binlerce müslüman veya müslüman olmayan insanlarımızı vahşice işkence ederek katlettiniz. İnsanlarımıza akıl iflasını yaşatacak cinayetler yaşattınız. İnsanlarımızın akıl iflasına sebep olan  istihbaratlar topladınız. Bunları ne diye yapıyordunuz sorusu bile  başlıbaşına korkunç ve ürkütücü geliyor!  Ancak şöyle bir soru sorabiliriz: Bu insanların suçları ve günahları vardıysa bunun hesabını size mi  yoksa Allah’a ve  değerli halkımıza mı vermeleri gerekiyordu? Ama şu hakikati unutmayın; Allah bu dünyada halkımızın alimleriyle, hukukçularıyla ve düşünürleriyle işlediğiniz bu cinayetlerin hesabını mutlaka  soracaktır. Çünkü Kürdistanımıza bela ve musibet getirdiniz.Türk devletinin paramiliter güçleriyle birlikte yuvalarımızı ve ocaklarımızı söndürdünüz. Yok eğer sen kimsin, siz kimsiniz zamirleriyle  kibir ve enaniyet galebesini çalıyorsan o vakit, seninle ve şürekanla en güzel biçimde mücadele edeceğimi bir yerlere not et. Çünkü sen, not ve rapor arşivlemeyi çok seversin!

Sonuç olarak olarak şunu söylemek istiyorum: Senin ve örgütünün işlediği bu suçları ve günahları, tasavvur ve tahayyül edemeyeceğin kadar bela ve felaket olarak görüyorum!  Siz kim Allah'ın partisi olmak kim! Haşa Allah’ın ne partisi  vardır ne de ordusu vardır  ne de devleti olur. O tüm bu sıfatlardan münezzehtir. İslam adına kendine kul ve köle yaptığın, cennet hurileriyle müjdelediğin o temiz gençlerimizin normal hayatlarına dönmelerine ve seninde normal hayatına dönüp  başını Hint Bin Vahşi gibi  önüne koyarak halkımızdan uzak bir yerde tövbe itikafına girmeni tavsiye ediyorum. İnsana yaşam veren tüm bu söylediklerime hayır diyorsan o vakit,  Allah’ın ve halkımın huzurunda seni örgütünüzün televizyonunda ya da istediğin adreste, ilmi münazaraya ve muvazeneye  davet ediyorum. Halkımız ve örgütünüzün huzurunda, kimin katil ve kimin alim olduğuna onlar karar versin. Hodri meydan!

Ve mektubumu şu duayı yaparak son veriyorum: Ey Sevgili Allah’ım! İslam dünyasında ne kadar eli kanlı haydut ve cahil varsa, senin adına rajon kesiyorlar!  Ey  Sevgili Allah’ım! Hangi  halifeliğin hangi  sultanlığın hangi  krallığın hangi  imparatorluğun hangi  İslam devletinin hangi  İslam mezhebinin hangi  müslüman toplumunun hangi  İslam partisinin hangi  İslam cemaatinin hangi  İslam örgütünün hangi  İslam  derneğinin ve hangi  müslüman liderin senin gerçek dostun ve temsilcin olduğunu şaşırıp, ortada kaldık. Ey sevgili Allah’ım! Bu sebepten ötürü halkımıza özgürlük, ülkemize bağımsızlık  nasip eyle! Bizi düşmanlarımıza karşı belasız ve musibetsiz bir Kürdistan bayrağı altında sana secde etmeyi nasip eyle.  Bu günahkar insanlarımıza ise, şuur ve kavrayış ihsan eyle.

 

Kadir Amaç

kadiramac @hotmail.com

Yorumlar

sayin kadir amac allah sana bu engin bilgilirinden dolayi devamli yardimcin olsun diyorum,,kendilerine küfürde etmek cünkü biz onlardan farkimiz zaten olacakki allah yarati tüm insanlar insanligi seviyoruz bu yanlis yolda olan insanlar mutlak bir gün bu yaptiklari yanlistan döneceklerini bilerek belirtiyorum kürt halki mazlumdur o halkin tüm mensuplari mazlumdur zalim olan kimdir ortadadir kürt halkinin ülkesini tümüyle isgal edenler zalim ve murtetdirler..

Kadri bey yurekten sizi kutluyorum ,kurt siyaseti turk islamcilarina ve solcularina verdigi degeri senin gibi bilim adamlarimiza verseydiler biz bu halde olmazdik. Yolun acik olsun senden cok sey ogreniyorum.

Hint bin vahsi (Edip Gumus, Kurd'un kalbine saplanmis kirli irkci Turk

Kamasi) 17500 degerli insanimizi Turk Jitemi adina Katl eden bu Hay

dutlari lanetliyorum.

Bu son zamanlarda Kurd illerinde ev ev gezerek halkimiza soruyorlarmis

Kime oyunuzu vereceksiniz. (sozde kamu arastirmasi yapiliyor...)

Irkci turkun icimizdeki kirli masasi Hudapar-hizbul Seytanlarin hak ettigi

karsiligi vermesi gerekiyor...

Fethullah Gulene Hoca efendi diyen Hudapar yuneticileri bizden degil

dusmanimizin emrinde olduklarini bilince cikaralim ki halkimiz iyi tanisin

Hint bin vahsi'leri...

Bisilamané Welat Perweri.

RA

Ben bir Kürt Aleviyim degerli yazar araştırmacı Kadir Amaç bu hizbikontranın yaptıklarını geniş bir şekilde ne yaptıklarını halkımız da çok iyi biliyor.

Allah insanlara kötülük yapmaktan sakınmalarını emretmiş,zülüm,zorbalığı öldürmeyi,kan dökmeyi yasaklamıştır.

Allah'ın bu emrine uymayanlar ayette geçen ifadeyle zındıktırlar (Bakara süresi 205)

Alah'ın korkusu olan birisi Allah'ı seven birisi onun adına insan öldürmez.

Bu hizbikonra teşkilatı tam tersi Allah'ın söylediklerinin tersini yapıyorlar,en acımasız bir şekilde insanları katletiler ,zalimlerin yanında yer alıp dünyanın en mazlum olan bir halkın unsurlarını vahşi bir şekilde katletiler.

İslam dini barış diniyse aynı dinin mensupları birbirlerini öldürmek için adeta yarışıyorlar ? hem de en vahşi bir şekilde birbirlerini öldürüyorlar.

İslamiyetin gelişmesinden bu yana bir çok tarikat,cemat ,cemiyet kurulmuştur,her şey hakkında vetva verilmiştir.Her ndense barış dini olduğunu söyleyen bu cemat ve tarikatlar,cemiyetler,islamcı partiler,örgütler  barış ve adaleti korumak tesis etmek için tek bir açıklaması yoktur.

selamlar saygılar.

Deste Xude Te Alaa u Deste Melaikete Xude Li Ser Te Bi.

17500 faali mechuli yapanlari lanetliyorum ,ama .... bir zamanlar en yakin dost, cankardes mücadele arkadasi sayılanlar, beraberce binlerce kürdü ergenekon örgütüne sikayet etip öldürdüler. Dogu  perincek ve Yalcin kücük 'Abiler' ki (bunlar ergenekon vahsetinin basi ve idarecileri idiler) iste bularin gazetesi ha bire senin özgürlükcü dedigin örgüte ha bire saldiriyorlar,neden onlara cewap yazmiyorsun ???? . Kürdistani olmak istiyorsan, kürtleri birlestirici ve onlari tek düsman olan tc ye karsi yönlendir, bir birlerine karsi degil.

Rab Allah im sevgili islam bilimci Kadir hocamiza muaazam guc ve kudret vermis. Bu isikli yol Allah a yakin duran durust ve ruhu insan sevgisi ile azim dolu Kadir hoca ya kin göten Hizbulseytan bin kez cehenem atesile yanacaktir. Su anda Jungel ormanlarda yeryuzun en zehirli kobra yilanlarila danstayim. Yakinda Allah u Taala emrile zehirli yilanlari Hizbulseytanlara gönderip gözlerine zehirli tufurklerle gözleri kör edecektir. Hizbulseytanlarin beyinleri zaten Allah tarafindan kör edilmis zehirli kobra yoldaslarimda gözleri kör edince Hizbulseytan ile artik sokaklarda tirkci zeybek dansi ile moral buluruz.

sizin ne kadar demokrat ve baskasinin fikrine saygli oldugunuzu bir kac saat önce yolamis oldugum yorumumu kesip istediginizi yayinlamanizdan gördüm ve anasiliyorki .siz lerde diger kürt örgütleri gibi pkk ve hizbullah gibi kati elinize firsat gectigi zaman baskasina  hayat sansi vermeyen, fikirlere saygili  olmasini bilmeyen insanlar siniz. vel hasil bütün kürtler A;B; C örgüt ve ideolojiyi bir kenara birakalim genetik olarak aynidir,baska fikir,düsüncelere hayat sansi verilmiyor.dolayisiyla yeni fikir ve düsünce kendisini kabullendirmek icin zor kulanir veya güce basvuruyor. bende bir kürdistan post takipcisi olarak  Kadir Amaci veya benim yorumumu kesen her kim ise onu kiniyor ve düsünceye saygisiz birisi olarak aklimda ona yer ayiracagim. Kadir Amac yukardaki yazisinda düsüncesi geregi insanlara hakaret etmis , bende kendi yersiz düsüncesidir diye okudum ,ona karsilik kendi düsüncemi yazdim,sizin hakiniz yok benim yorumumu kesmeye.   Ey iman edenler kininiz baskasina adaletli olmaniza engel olmasin.... iste kürtlerde bu eksik!!!!! kinlidir, nefret eder eline firsat gectigi zamanda yok etmeye calisir.Ama  bak tarihe senin atan selhadin cephede savastigi düsmani hastalaninca ona iyilesmesi icin hekim gönderir.

Edit.: Sayın Azadi, doğrudur üstteki yorumunuz kesilerek yayınlanmıştır, zaten koyduğumuz üç noktalardan belli oluyor. Bu notunuzda ise KP yayıncıları olarak bizleri 'rencide' edecek cümleler bulunmasına rağmen tek bir noktasına dokunulmadan yayınlandı. Yorumların silinmesinin, kesilmesinin, kelimelerin değiştirilmesinin nedenlerini sık sık yorumcu arkadaşlara izah etmek zorunda kalıyoruz. Küfür, hakaret, aşağılama içeren yorumlar, cümleler veya kelimeler silindiği gibi temelsiz iddialar, ispatı mümkünsüz suçlamalar da hakaret kapsamında ele alınarak yayınlanmamaktadır. Yukarıdaki yorumunuzda makale yazarına karşı temelsiz iddialarda bulunmuştunuz. Yazarımız Kadir Amaç hiçbir örgütle organik ilişki içerisinde olmayan bağımsız bir yazar, şahsiyettir. 

Şunu bir daha anımsatmakta fayda görüyoruz: Hiçbir KP editörü veya yazarı hiçbir siyasi örgütle  ilişkili değildir, bir bütün olarak Kurdistan düşmanlarının maşası vazifesini gören oluşumlar dışında tüm Kürdistanî siyasi oluşumlara eşit mesafede duruyor. 

öncilikle yoruma yanit verdiginiz icin tesekürler ,en azinda Kalbim tatmin oldu, ben kimseyede hakarete bulun mamistim sadece kadir beye neresine Diken batigini sormustum ve eskide Kürdistanda gelisen kürtlerin kendi aralarinda cehaletle yogrulmus o    karanlik  günlerin unutulmasinda yanayim,veya en azinda kürtlerin eline bagisizlik,özerklik vs seyler gecince bu tür konulari gündeme getirilerek konusula bilir, ama simdiki zamanlama cok hatali böyle kine ve nefrete dayali tarafli yazilarin yazilmasi iyi degil. düsünün irak kürdistanini KDP ve YNK  yillarca savasti ve binlerce insan katl edildi,eger bunlar bizimkiler gibi sürekli kin ve nefreti cogaltan seyleri kendi taraftarlarina asilamis olsalardi simdi asla yanyana gelip koalisyon ve en azindan bir arada bulunmazlardi. biz cok asiri bir sekilde nefreti asiliyor ve unutulmasini istemiyoruz ,buda bizim örgütlerin birbirleri ile koalisyon veya dayaismaya  asla yanasamiyacaklari anlamina geliyor. Liderleri istese bile tabanlari bu kin lerinden dolayi  hep bir birlerine düsmanlik besliyeceklerdir. Düsünün  BDP de Hüda Parda ;HAK Parda  hepsi eksilikleri olmasina ragmen kürt örgütlridir ve bunlarda  iki kalabalik olani Diyarbakirda secime gireceklerdir,Diyarbakirin bir yarisin BDP;diyer yarisin da HÜDA PAR alacak olursa ne olacak peki bunlar yan yana gelip en azinda Halkin menfaati icin bile olsa diyalog icine girmeleri lazim degilmi,elbete olmasi lazim,aksi takdirde ikiye bölünür FILISTIN GIBI OLUR; .sizin gibi tarafsiz siteler kürtlerin ileride bir birleri ile dayanismasini saglayan yazilari yayinlamaniz lazim. hep böyle kürtler arasi nefret  tohumlari ekilirse birisi gider CHP ile digeri de gider AKP ile diyalog kurar ki buda kürtlerin ölümü demektir.Her insan hata yapar bizim örgütlerimizde yaptilar A Öcalan kendini tatmin etmek icin onlarca kürt kizini öldürdü, hizbullah da mechul cinayetlere bulasti ,ama bunlarin tabanlari gönüldaslari kürtlerdir  her ikisinde icinde cok ama cok az Türk vardir.

hizbullah (ilimciler) tabanını oluşturan dindar halka birkaç sorum olacak.

1- beykozda HÜSEYİN VELİOĞLU yediği kurşunlardan tanınmayacak halde öldürülürken, nasıl olurda CEMAL TUTAR ve EDİP GÜMÜŞ'ün burnu bile kanamaz? Hiç mi içinizde bir şüphe oluşmadı? ya şuan aklınızdan geçenler doğruysa!...

2- islam düşmanı, münafık,kafir diye diye bunca insan öldürüldü, bunlar o zamanki resmi tağutlardan dahada kötümüydüler?

3- islami camiaların hemen hemen yüzde yüzü sizi sevmez, nedenini hiç düşündünüzmü?

4- binlerce insandan sadece dört tanesini söyeleyceğim,

     a-FİDAN GÜNGÖR  b-MOLLA İHSAN YEŞİLIRMAK  c-İZZETTİN YILDIRIM d-GIYASETTİN UĞUR

hizbullah örgütünün konuşmasını bile bilmeyen avukatlarını, imamlarını, sözüm ona aydınlarını toplayın çarpın bu dört insanın kalitesinde adam çıkara biliyorlarmı? çıkaramayacaklarına eminim...

bu  insanları öldürmekle islama en büyük zararı verdiğinizi  hiç düşündünüzmü?  Yoksa bunlar münafıkmıydı!..

ya halis muhlis müslümanlardıysalar, o durumda sizlerin ne olduğunuzu  düşündünüzmü?

4-arşivimiz arşivimiz dediğiniz, yaptığınız herşeyi kaydettiğiniz , sonra devlete kaptırdınız? bu  devletin sizi doğurduğunu, büyüttüğünü, sonrada yapamadığı, toplayamadığı istihbaratı sayenizde topladığı düşüncesi hiçmi aklınıza gelmedi?

Fetullah cemaati günü gelince sorgu ve işkence kasetlerinizi yayınlarsa , utanacakmısınız? bu mazlum halkın yüzüne bakabilecekmisiniz? (işkence altında kendilerine istediğiniz cümleleri söylettiğiniz mazlumların , o ağır işkence altında ellerine tutuşturduğunuz kağıtlardaki yazılanlaramı sığınacaksınız?  Allah o zülmü yapanları ıslah etsin, ıslah olmazlarsa perişan , rezil ve kepaze etsin.

inşaallah hizbullahın  tabanını oluşturan insanlarda geçmişi detaylı sorgular ve uyanırlar.

Abdullah la Fethullahin gündemde oldugu bu dönemde Hizbullahin olmamasi eksikliktir elbette.Sayin yazar bu eksigligi gidermistir.

 

.....

Not: Ben müslüman bir Kürd olarak Kürdistan'ın tüm parçalarından haberdar ve bunu derd edinen bir insanım kürdler bütün renkleriyle birbirlerini kabul etmek zorundadırlar. sayın site editörünün " Küfür, hakaret, aşağılama içeren yorumlar, cümleler veya kelimeler silindiği gibi temelsiz iddialar, ispatı mümkünsüz suçlamalar da hakaret kapsamında ele alınarak yayınlanmamaktadır." prensibine binaen sormak istiyorum. Bu yorum yazanlar için geçerli yoksa yazarlar için de geçerli midir? Bu doğru ilke gereği olarak yazarın hiç bir hakikat ve Kürdistani değerlerimize sığmayan bu yazısını nasıl veriyorsunuz? 

 

H.Ş.: Evet, yukarıda Azadi mahlaslı arkadaşın yorumunun altında şunu yamıştık: 

"Küfür, hakaret, aşağılama içeren yorumlar, cümleler veya kelimeler silindiği gibi temelsiz iddialar, ispatı mümkünsüz suçlamalar da hakaret kapsamında ele alınarak yayınlanmamaktadır".  İP'e bakarak Azadi'nin Siz olup olmadığınızı tespit edebiliriz. Belki başka bilgisayardan girilmiştir. Fazla önemli değil. Burada hafiyecilik yapmıyoruz. Önemli olan fikirlerdir.  

Her siyasi akımdan bağımsız KP camiası olarak bizim de bir yaklaşımımız var;  PKK, PDK, YNK, Goran, PYD, İKDP vs. boş verin. Konu Hizbullah / HudaPar'sa bizler HudaPar'ın Kurdistanî bir harekat olduğundan kuşkuluyuz. HudaPar / Hizbullah ismini duyunca her Kürd insanının aklına katliam, kardeş katili, işkence aletleri geliyor. İnanın ki, Kurdistan'ın yurtsever kesimleri içerisinde tek bir insan HudaPar'ın / Hizbullah'ın Türkiye devletinin ve petrol zengini fundementalist / aşırıcı Arap / Fars bağnazlarının Kurdistan'daki maşası olmadığına inanmıyor. Gözlemlerimiz bu yönde. HudaPar'ın belli bir tabanı mı var? Olabilir. Hitler'in de Almanya büyüklükte bir tabanı vardı. Evet, halkımız müslümandır ve halkımızın islami hassasiyetlerine esir düşmüş belli kesimlerinin Hizbullah gibi maşa kurumların etkisinden kurtulması için mücadele vermek İslami, Kurdistanî ve Müslümanî bir görevdir. 

Hizbullah'ın İslami aşırıcılığın Kurdistandaki bir maşası olduğuna inanıyoruz ama Hizbullah'a fiziki saldırılar yanlıştır, yersizdir ve kabul edilmezdir. PKK'nin 1990'lardaki bu tavırlarını kabul etmiyoruz ama Hizbullah'ı da Ortaçağ kalıntılarının, cehaletin hortlaması olarak değerlendiriyoruz. Yani halkımızı islami bağnazlıktan, cehaletten kurtarmak gerekir. İslam, hoşgörü dinidir. Hizbullah gibi örgütler ise İslamı, Kürdün ve Dünyanın gözünde 'şeytanileştirmeye' hizmet etmektedir. Kabuğunuzu yırtın; dünyaya bakın, bir de dünyadan kendinize doğru bakmayı deneyin. Mutlaka kendinizi değiştirme gerektiğine inanacaksınız. K.Kurdistan Hizbullahçılarının etnik kökenini  Kürd olabilir - ki, Kürddür de -  solcu maşalardan çektiğimiz yeter, bu mazlum halkı fars, arapların 'islam' yaftalı cehaletin içine çekmekten kaçının. Günde beş defa ezan dinlerken, bir defa da Şakiro'nun, Delil Dinanar'ın, Kawis Axa'nın klamlarını dinleyin...   

Homa to ra razi bo, deza..

Kek Kadir.Yerinde ve gerekli bir yazı.umarım birdahaki seferde.PKK.KCK ve BDP ye de bir yazı yazarsın.Neden dersin.kurdlerin başına en buyuk belayı ve falaket  saneryoların İmralıda yazıp ciziyorlar.Kurdlerin başına öyle hangi kılıf uygundur diye mitle beraber ciziyorlar.Kurdistan bağımsızlığı istemiyen kandil ve mimarları daha nekadar mazlum kurd genclerin ve mazlum kurdleri 30 yıldır kandirıyorlar..Kek Kadir Lutfen  yazki kurdlerin bağımsızlığı istemiyen her kimse. Allahın ceheneminde yansın ki kurdlerde diyer halklar gibi özgür olsun...

wh0cd431362 tamoxifen

wh0cd872205 metformin 1000 buy ventolin eurax

wh0cd1900831 order lipitor online elocon ointment for sale lisinopril

wh0cd542019 medrol effexor

payday loans online online loan home https://onlineloans.us.com/ - payday loans online

Herseyden önce $unu belirteyim; Dünyadaki tüm Hizbul$eytanlari, Sayin Kadir Amac´in kesip attigi Tirnagina Kurban olsun ederim. Bu Katil Sürüleri Hizbul$eytanlar  daha Kürd Kanina doymadilar mi? Sayin  K.Amac Sizin gibi Yurtseverler ve Aydinlarimiz Kurdistan´in Garantisisiniz. Hizbul$eytanlar gibi Cete ve Kiralik Katiller ise Daima Kurdistan´in yüz karasi ve Dü$mani olarak Kurdistan Tarihinde Kara bir Leke olarak Kalacak ve Böylesi Yobazlari Kürd olduklari halde Afganistan veya Suudi Arabistana Sürecegiz In$allah. Ayrica Hizbul$eytanlarin ne Haddine ki, Sayin Kadir Amac gibi Yurtsever ve Dinine bagli bir Aydina saldiriyorlar. KAHROLSUN T.C´NIN KIRALIK KATILLERI HIZBUL$EYTANLAR. HER BIJÎ BRÊZ HÊJA KADÎR AMAC, EM SERBILINDIN JI BER WE HÊJA KADÎR AMAC  Û JI WE RE JIYANEK BI TENDÛRISTÎ, DIRÊJ, DILXWE$Π DIXWAZIM Û SERKEFTIN BE JI WE RE Û HEMÛ KURD Û KURDISTAN RE.

Öncelikle yukarıdaki makaleye getirdiğim yorum hakaret  ve küfür içerikli olmadığı halde vermemiş,sadece editöre yazdığım notu vermişsiniz. site sizindir. sizler veya hangi kesim olursa olsun. islami hassasiyeti olsun olmasın farketmez insan olarak hepimizin vicdanlı, adaletli, objektif ve evrensel normlara değer vermemiz gerekir. Bir kesimi sevmeyebilir, yanlış görebilir ve kabul etmeyebiliriz. ancak bu, başkalarına hakaret etme, iftira atma, gerçek olmayan ithamlarda bulunma hakkını vermez. Ben Hizbullah'ı hem içeriden hem de dışarıdan takip eden bir insanım. Hizbullah'ın devlet ve güçleriyle ilişkilendirilmesi, PKK ve diğer gruplarla çatışması, ideoloji ve dünya bakışı ile ilgili araştırma yapmış ve çok iyi tanımış birimiyim. bu hususlar her biri uzun makalelerin konusu başlıklardır. Hizbullah tamamen modern, yenilikçi, bağnazlıktan ve taassuptan uzak ve Kürdistani bir harekettir. Bu hareketin hakkında oluşturulan algılar tamamen yersizdir. Amacım burada bu hususlara girmek değildir. Demek istediğim oluşturulan algılarla, ithamlarla, yersiz ve temelsiz yargılarda bulunmaya hakkımız yoktur. yargılarken yargısız infaz etmeye hakkımız yoktur. Karşımızdakini sevmesek de, düşman olarak görsek de iftira, hakaret ve karalamaya hakkımız yoktur. Gerçi siz peşinen hükmünüzü vermiş ve infaz etmişsiniz. Ama zamanla her şey ortaya çıkacaktır. 

Edit.: Ahmet Sezgin'in yorumu "Allah'ın adıyla başlanan bir yazıda bu kadar karalama, saldırı, iftira, yalan...." diye başlıyor ve bir sürü hakaretamiz kelimelerle devam ediyor ve "ama otuz yıldır belel ödeyen bir yapıya bu kadar saldırganlık olmamalı" kelimeleri ile bitiyor. Yorumda yazara bolca hakaret ediliyor.

Yazıda ne gibi "karalama, saldırı, iftira, yalan" vardır? Somut ve tutarlı verilerle açıklanırsa yorum yayınlanacaktır. Saygılar. 

 

 AKP yönetiminin kullandığı "İmralı barış görüşmeleri" yöntemlerine göre, barıştırılacak taraflardan biri olan Türkler'den herhangi bir heyet ortada görünmüyor!

R. T. Erdoğan'ın barış masasına oturacak Türk heyeti hala bir muamma! El Kaide ve Nusra terör örgütlerine silah taşıyan, zehirli gazlar sağlayan MİT elemanlarının karşı heyet mi yoksa gözcü mü oldukları, Erdoğan'ın gerçek niyeti gibi derin kuyunun karanlık dibi olmaktan ileriye gidemedi.
 

Yıllar geçti, imralı'ya giden de Kürt, gelen de Kürt! Çağrılan heyet te Kürt, hapisteki karşı heyet(kişi) de Kürt!

Düzenbaz Makyavelist Erdoğan'ın Ali Cengiz oyunu yine tuttu: Cezaevinde tutulan Abdullah Öcalan ile dışardan getirilen Kürtlerin, cezaevi görüşme odasında masaya oturtulup, MİT denetiminde, 100 sene evvelki durumlardan daha ileri ve resmi olmayan sohbet ve konuşmalarına, "Kürt sorununu çözme'' adını vermek, Kürtlerle alay etmektir!

Kürt sorununu çözme adına entrikalar çeviren ve her kılığa giren Recep T. Erdoğan, Avrupa Birliği ve Amerikayı aldatmak için BDP'yi kullandı.

''heyet kurma, İmralıyı ziyaret etme'' adına Kürtler oyalandı. Sanki İmralı'da Türk heyeti varda, dışardan bir Kürt heyetinin teşkil edilmesi hilesi ile sorunu sullandıran TC yönetimi, Avrupalıları kandırmakta başarılı oldu. Dış devletler bu oyuna kanarak Erdoğan'ı demokrat sandılar.
 

Erdoğan bu şekilde zaman kazanarak kendi kişisel paralel devletini kurdu.
 

AKP'de simgelen bu yeni Türk rejimi, yalan ile talan üstüne kurulu bir tiyatrodur...Utanma adını taşıyan değer yargısı, ta başında iflas etmiş, hak ve hukuğu olmayan bir sistemden meddet ummak Kürtler'e ihanettir.
 

İhalelerden gizli pay alma ve Suriye terör örgütlerine satılan silahlardan gelir sağlamada  uzmanlaşan Erdoğan, bu türden başarılı karanlık iş yapma yöntemlerinin bir benzerini de Kürt sorununu çözme adına geliştirdiği planlarda kullandı. Sözde herşey gizli olacak ve insanların bundan bir haberleri olmayacaktı! Sağ gösterilip sol kullanılacak, beyaz denilip siyah anlaşılacaktı!

TC yönetiminin kullandığı İmralı yöntemlerine göre ortada herhangi bir Türk heyeti yok gibi görünüyor?

Dünyadaki bütün anlaşma ve barışmalarda en az  2  heyet olur ve bu heyetler barıştırılacak karşıtlardan oluşur: İmralı'da Kürt heyeti varsa, dışardan gidecek olan heyet en azından biraz Türk veya onları temsil eden 3. bir gücün unsurlarını taşıması gerekir.  AKP, önce kendisi bir Türk heyeti kurmalı, ortak bir belgeye imza atmalı ve bu belge yassallaşmadan kesinlikle ileri bir adım atılmamalıdır.

Tam tersinden bakılırsa, İmralı cezaevinde tutsak bir Türk heyeti veya onu temsil eden bir gücün varlığı varsayılıp, BDP heyeti de Kürtler adına oluşturulmuşsa, bu Türk heyetinin neden hüküm giydiğinin de açıklanması gerekir. Bu durum saçmalıkdan öte sahtekarlığa başvurmak anlamına gelmektedir. Kürt sorunu bu aşamada Kürtler arasındaki bir sorun olmadığına göre başka bir mantık rasyonal değildir.

Erdoğan, Kürtleri Ali Cengiz oyunları ile resmen oyalamaktadır. Hem oraya çağrılan ve giden Kürt, hem de Cezaevinde masaya getirilen taraf Kürt olduğuna göre, Türk tarafının ortada görünmediği bu türden barış görüşmelerinin deli zırvalıklarından öteye gitmediği aşikardır...
 

Erdoğan, sorunu Kürtler arasına sıkıştırıp, kendisi de yukarıda durup seyrederek bu oyunu kazandı!

Suriye'de kullanılan zehirli gazların sorumlusu olduğu ortaya çıkan böylesine bir kişiden meddet ummak saflıktır. R. T. Erdoğan tayfası, Suriye halkına karşı zehirli gazlar kullanan El Nusra, El Kaideye bunları sağlayan güçtür.

Batı Dünyasını Suriye'ye sokma hedefini güden AKP, zehirli gazları kullandırtan MİT çetelerinin telefon görüşmelerinin NASA tarafından ele geçirilmesi akabinde savaş çığırkanlığında dünya'da birinci olmuştu. Daha sonra, Suudi Arabistan desteği alınarak yapılan bu eylemin arkasında TC olduğu ispatlanınca ABD geri adım atmış ve TC yine yalnız kalmıştı.

Şimdi, BDP yapılan bütün bu adilliklerden sonra, Erdoğan’ın gibi kendi paralel devletini kurmakla uğraşan bir katilin oyunlarına alet olduğundan dolayı pişmanlık duymalı ve kesinlikle onun tuzağına düşmekten bir an önce vaz geçmelidir. Erdoğan'ın direktifi ile kurulan sözde İmralı heyetleri Kürtler için ölüm demektir.
 

Kürt'ün, Kürt ile heyet kurarak barış antlaşmasına oturması gibi bir saçmalıkla Türk- Kürt barışı olamaz.

Erdoğan, Türkler adına heyetler kurup oraya gitmeli ve Kürt heyeti ile barış antlaşmaları imzalamalıdır.

Sanki, A. Öcalan Türkleri temsil ediyor ve BDP 'de Kürtleri temsil ediyor gibisinden veya tam tersinden de algılanabilecek bu türden saçmalıkların Kürt halkına bir faydası yoktur. BDP, Erdoğan'ın kişisel oyunlarına alet olmaktan vazgeçmelidir. Erdoğan sözünde durmamaktadır. Kafası zıtlıklarla dolu, siyaha, aynı anda hem beyaz, hemde kırmızı diyecek kadar saçmalıyan bir kişi hiç bir milleti temsil edemez.
 

Meydanlarda demokrasi yalanları uyduran ve "istiklal savaşı"nın baş komutanı edasında naralar atan Erdoğan bu dünyada ibretliktir. Kürtlere gelince, ''belki yeni iyi bir Türk gelirse kurtuluruz masalı'', tekrarlanan yanılgı, aldatmacadır. Beyninde tümor olan bir sistem başkasını kurtaramaz...!
Erdoğan'ın devlet içinde devlet oluşu, paralel, diagonal veya devlet üstü hareketlerle, kişisel bir yapıya çevirdiği TC, Kürtler için bir mezarlıktır. Sokak kabadayısı Erdoğan'ın Kürt halkı ile alay etmesine son verilmelidir.

  

sayin yazar hizbilerin pisliklerini iyi ortaya koymussunuz acaba pkk nin yanlışlıklarını da ortaya koyma cesaretiniz varmi eyer onlarinda yaptigi bütün yanlışlıkları ortaya koysaniz o zaman inandirici olursunuz ...

SAYIN KADIR AMAC ISLAMDA BES TEMEL MASLAHAT ILE ILGILI BIR YAZI YAZIN 1 CANIN KORUNMASI:YAŞAMA HAKKI 2 AKLIN KORUNMASI:DUSUNCE OZGURLUGU 3 MALIN KORUNMASI:MULKIYET HAKKI 4 DININ KORUNMASI : INANÇ OZGURLUGU 5 NESLIN KORUNMASI:HAYSIYET NAMUS VE ŞEREFIN KORUNMASI EGER INSANLARI BU TEMEL HAKLARA SAYGILI OLMAYI OGRETIR VE INANDIRIRSAK BUYUK BIR CIHAD YAPMIS OLURUZ.

 

Editör Kawa:

Allah'ın laneti yalancıların, iftiracıların ve müslüman kürt halkına düşmanlık yapanların üzerine olsun.

bu yazar arkadaşın bı kaçtane yazızını okudu gerçekten tarafsız bı arkadaş değil ve edıtür arkadaşlara hızbullaha hakaret edılen ve aslı astarı olmayan yorumları yayınlayıp ama yazarın nasıl hakaret içeren yazısına tepkı güsteren öbür arkadaşların yorumlarınıda hakaret var dıye yayınlamamanızı kınıyorum ha yanlış anlaşılmasın ben hızbulahçıda değilim ulusa bılınçte olan bı kürdıstanlıyım kürdıstanda yaşadığım için gerçeklerı gürdğümüz için bu yazarın ne kadar yandaş ve yalan dolu bı  yazıyı kaleme aldığını gürüyoruz

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Güncel

Türk devleti, sekiz yıllık avaşın sonunda başa sardı. Suriye ve Rojava işgalin sonuna geldi. İki arada bir derede kalmışlığın çıkmazı, siyasi, ekonomik, krizi derinleştirdi.