ala kurdistan
Ey Reqîb

Dansı Özgürleştiren Kadın: Isadora Duncan - Gülnuş Ergül

 

"İki insan arasında temel olan içtenliktir, sevgidir. Ve aşk, iki kağıt parçasının altına atılan iki imzayla ölçülemez. Kim engel olabilir bir kadının çocuğunu evlenmeden tek başına büyütüp yetiştirmesine? Kanunları yapan toplum, erkek toplumudur. Kadınların hiçbir rolü olmamıştır bu düzende..." diyordu Isadora Duncan aşk ve evlilik üzerine.
 
Dansa olan merakımdan dolayı  internette ünlü kadın dansçıları araştırırken gözüme ilişen ve hayatını okurken benietkileyen ve biraz da kendimi onda bulduğum kadın dansçılardan biri Isadora Duncan…
 
Hani bazı kadınlar vardır yürürken eteklerini savurup, saçlarını açıp, tıpkı hayatla dans eder gibi yürürler ya! İşte Isadora o kadınlardan… Saçlarını açıp, şeffaf elbisesiyle ve çıplak ayaklarıyla doğayla edate kucaklaşan kadın.  Bu kucaklaşmadan duyduğu müthiş haz yüzüne yansırken ki fotoğrafı gördüğüm ilk anda beni çok etkilenmişti.
 
Dans ederken ki müthiş doğallığı ve içinden geldiği gibi dans etmesi mi beni bu kadına yaklaştıran? Yoksa ruhunu sınırsız özgürlüğe açması mıydı? Deniz kenarında dans ederken ruhunu nasıl özgürlüğe teslim ettiğini, bedeninin tüm çıplaklığının özgürlüğe yol aldığını görmemek imkansızdı. Belki de bu kadının içindeki bitmeyen onu deli rüzgarlar gibi oradan oraya savuran hayat hikayesiydi beni bu yazıyı yazmaya iten sebep.
 
Her kadının ruhunda var olan savaşçılık özelliği Isadora’da da dans ile kendini göstermekteydi. Bunun içindir ki dansı, ruhun bir manifestosu olarak görmekteydi.
 
Hayat hediyelerini bereketli topraklar gibi sunar. Kimileri bu toprakları derin bir sevgi ile sular, kimileri de susuz bıraktığı topraklarla ve yalnız atan yüreğiyle kendi karanlığına gömülür. Herkes hayatta bir seçim yapar, ancak pek azı seçimlerinden mutluluk duyar. Yaptığımız seçimler aslında bizim ruh dünyamızın manifestosu değil midir?  Her kadın ister ruhunu özgür bırakmaya ama buna cesaret edecek gücü kimileri kendinde bulamaz. Isadora sınırsız bir özgürlüğe bırakmıştı yüreğini. 
 
"Çıplaklık gerçek olan, gerçek ise güzelliktir. Bu güzellik de sanattır. Bu yüzden çıplaklık bayağılık değildir. Çıplak beden bu insanları tiksindirirken, tüm hatları ortaya çıkaran giysiyle sarılmış beden onları kendinden geçiriyor, işte bu ikiyüzlülük, gerçeğin önündeki korkudur." diyordu Isadora.
 
Belki de dünyanın ritmine ayak uydurmanın sırrı, ruhumuzda barındırdığımız ve adına kadın özgürlüğü dediğimiz bu sihirli dansta  gizlidir. Bu sihirli gizin keşfedildiği dünya, cennet kadar güzel ve bir o kadar anlamlı olacaktır. İşte Isadora’nın da tüm çıplak gerçekliği;  kadın  ruhunda  var olan gizemi, içinde biriken  korkuları atmasına  ve kadının daha yalın, ruhunda biriktirdiği tüm bastırılmışlıkları ortaya sermesiydi. Isadora’nın da dediği gibi giysilere bürünen ve bizi sadeliğimizden alıp götüren ruhumuza verilen kölelikten başka nedir?
 
Dansı ruhun manifestosu olarak tanımlayan Isadora’nın ruhunda bitmeyen sınırsız özgürlük,  onu dış dünyanın görkemi ile bütünleştirmiş, ruhundan gelen ince duyguları  tüm güzelliğiyle sokağa indirmiştir.
 
"Evet, ben bir devrimciyim,"diyordu. "Bütün gerçek sanatçılar devrimcidir."diye kendini anlamlandırıyordu belki de. Dansa yeni bir soluk  getiren  Isadora, bu anlamda dansı dışarıya taşımış ve yarattığı tarz ile aslında  kadının ruh  dünyasını sanatla bütünleştiren bir devrimci olmuştur. 
 
(feminkurd.net)
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News