ala kurdistan
Ey Reqîb

Ülkesini Ruhunda, Aşkını Sesinde Taşıdı: Meryem Xan

Meryem Xan, diğer adıyla ‘Kürt Sultan’, yirminci yüzyılın başında Şırnak’ta dünyaya geldi, ülkesini ruhunda aşkını ise sesinde sakladı. Hüzünlü ve tok sesinin arkasında sıla özlemi ve ataerkil geleneklere karşı çıkmış bir kadının isyanı vardı. “Ya aşk, ya sanat” tercihine zorlandığında “Şarkı söylemeden yaşayamam. Kanımda sanat ve şarkılar var” diyerek, kafese kilitlenmiş bülbül olmaktansa ülkesinin semalarına ılgıt ılgıt yayılan stranların sesi olmayı seçti.

 

Tarihten Kadin Portreleri

 

Bütün kültürlerde ‘erkeğin gasp ettiği’ sesini ve melodisini geri almak için kadınların haykırışları çarpar kulağınıza. Feminist müzikolog/etnomüzikolog Evrim Hikmet Ögüt de ‘kadın sesi’nin peşine düşenlerden ve Ortadoğu’ya ilişkin yaptığı araştırmada, “Kadınlar diğer coğrafyalarda olduğu gibi Ortadoğu’da da siyasal mücadelenin aktörleri olmaya devam ederken, bir yandan da ‘kadın’ olarak mücadele içinde var olmanın savaşını veriyorlar, iki cephede sürüyor savaşları. Müzikse, sözle söylenenin çok  ötesini ifade edebilme kapasitesi ve kitlelere dolaysız temasıyla mücadelenin en kullanışlı araçlarından. İşin aslı, toplumsal mücadele müzikte sadece ifadesini bulmuyor, müzik aracılığıyla kuruluyor, genişliyor, sürüyor” diyor.

Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü’nden Elif Sakin ve Gülbeyaz Sert ise ‘gasp edilen sesler’den Kürt kültürünün taşıyıcısı ve hikâye anlatıcısı olan kadın Dengbêjlere ilişkin yaptıkları araştırmada, Kürt kadınlarının, kadınların müzikle kurduğu ilişkinin bir mücadele biçimi olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor:

Kilamlar Kürt erkeklerine nazaran kadınlar için daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü toplumsal yapı ve kadının maruz kaldığı baskılar kadınların duygularını, aşklarını, sevdalarını doğrudan yaşayamamalarına sebep olmuştur. İşte kilamlar bu bağlamda adeta bir arınmaya dönüşmüştür kadınlar için. Söylenemeyenler kilamlarla dile gelmiş, yaşamda dile gelemeyenler bu şekilde haykırılmıştır…

Bir mirası devriyle günümüzde yüzlerce Kürt kadın müzisyenin seslerinin ve melodinin izinden gidişinin önünü açan Gulbihar, Nesrîn Şêrwan, Eyşe Şan, Meyrem Xan, Zadîna Şakir, Sûsika Simo, Fatma Îsa ve daha isimlerini bilmediğimiz melodinin tanrıçalarının sesini “Şakarên Muzîka Kurdî” isimli iki ciltlik araştırmasıyla kitaplaştıran Kültür Araştırmacısı ve aynı zamanda müzeci Zeynep Yaş da 110 müzisyenden ancak belirli sayıda kadın olmasının ‘yasaklı ses’ olmakla ilgili olduğunu söylüyor.

Kadının sesini kazanmak için dünyanın her köşesinde bedel ödeyerek müzik yapan ve şarkı söyleyen kadınlardan Meryem Xan bu yazıda anlatılacak olan…

Kürt Sultanı: Meryem Xan 

20’nci yüzyılın başında sesinin izinden gitmenin bedelini ödeyenlerdendi Meryem Xan.

Kürtçe ezgileri kaydeden ilk kadın şarkıcı olarak bilinen ve sesinin büyüsü nedeniyle “Siltana Kurda” (Kürt Sultanı) ismiyle anılan Meryem Xan, 1904 yılında Şırnak’ta dünyaya geldi. Mihemed Ehmedê Botî’nin kızı olan Meryem, dengbêj sanatına ve Dengbêjlere değer veren bir aile ortamında büyüdü ve 10 yaşına geldiğinde I. Dünya Savaşı başladı. Kürtler, Ermeniler ve Süryaniler’in ortak yaşam kültürünün bir arada yaşadığı Botan’da Ermeni ve Süryani soykırımlarına tanıklık etti ve ailesi bu yıllarda Kamışlo’ya göç etti.

Meryem Xan, burada Celadet ve Kamran Bedîrxan ile tanışır ve aile dostu olur. Bu sırada Bedîrxan ailesinden Mehmet Bedîrxan ile evlendi. Dönemin aydınlarından ilk gazeteye, önemli dergi ve kitaplara imza atan Bedîrxan ailesi Meryem’in bir kadın olarak şarkı söylemesine ve divanlara çıkmasına karşı çıktı. Meryem’in eşinin şu sözleri dikkat çekicidir: “Biz büyük bir aileyiz. Bizim ailemizden bir kadın şarkı söyleyemez.”

Meryem Xan, eşinin “Ya aşık olduğunu söylediğin ben ya da sanat” diye zorlamalarına karşı “Şarkı söylemeden yaşayamam. Kanımda sanat ve şarkılar var” diyerek eşinden ayrıldı. Hayatının her aşamasını tüm hikâyesini ezgilere döken Meryem bu döneme ilişkin eşine itafen “Mihemedo Ronî” ezgisini besteledi.

 

20’li yaşlarının başında bu defa Irak Kürdistan Bölgesi’ne geçen Meryem burada, Mihemed Arîf Cizrawî, Hasan Cizrawî, Nesrîn Şerwan (Şirnaq), Alî Merdan, Tahîr Tofik, Saîd Axayî Cizîrî,  Fewzîyê Mihemed gibi birçok Kürt müzisyenle tanıştı. O dönemde İngiliz müzik şirketlerini Bağdat’a gelerek Kürtçe, Arapça, Farsça, Ermenice ve Süryanice şarkıları toplayıp kayda alarak plak çıkardığı günlerdi. Yani egemenler için parçalanan ve katliamdan geçirilen soykırıma uğratılan halklardan kalan kültürel eserlerin kaydedilip pazarlandığı günlerdi.

İlk plak çıkaran Kürt kadın sanatçı

Meryem 12 yıl Zaho ve Musul’da yaşadıktan sonra sesini kaydettirmek için Bağdat’a taşındı. Kısa sürede Bağdat’ta tanınan ve sevilen bir sesi olan Meryem, ‘Dayîkî Cemal’ adıyla bilinen ilk plak çıkaran Kürt kadın sanatçı olarak sesini kaydettirdi. Ancak yaşadığı dönemde hayatına tanıklık edenlere göre Meryem toplumsal gelenekler nedeniyle şarkı söylemek için aşkı arasında seçim yapmak zorunda kaldığı için sesindeki hüznü her an yansıtmıştır.

Meryem Bağdat’ta akrabası dönemin Kürt aydınlarından Elmas Xan’ın evine yerleşir. Bu dönemde Elmas Xan’ın evi o dönem sanatçı, siyasetçi, aydınların uğrak yeri olan bir yer özelliğindedir. Burada kurulan divanda söylediği kendi bestesi ve sözü olan  eserler dönemin bir çok sanatçısını büyüler ve üzerinde derin izler bırakır.

Sesinin büyüsü ve söylediği hüznü yürekten gelen eserleri dışında yaşamı hakkında az kaynak bulunan Meryem’in Bağdat günlerini daha sonra hakkında yazı yazan bir gazeteciye konuşan Elmas Xan şöyle anlatıyor:

Arkadaşlarıyla her oturduğunda yalnızlığından, kardeşlerinden, ailesinden, köyünden söz ederdi. O kendisini sürekli kara bahtlı sayardı. Büyüdüğü Dêrgul’den çok söz eder ve kendisini kafesteki bülbül gibi hissederdi. Güzelliği ve asaleti ile dikkatleri üzerine çekerdi ama o bunu istemezdi.

Aşkı ile sanatı arasında tercihe zorlanması onu hüzünlü bir kadın yaptı. Bin ses içinde tanınan bir kadındı ancak o halkının derbederliğini kendi derbederliği gördüğü için hep ‘derbederim’ derdi…

Meryem’i yakından tanıyan Mihemed Arif Cizrawî ise Bağdat radyosuna verdiği bir röportajda şöyle diyor:

Meryem Xan’ın elbiseleri moderndi. Ama ruhu, yaşamı, sanatı Kürtçe’ydi. Kürt adetlerine bağlıydı. Şarkı söylerken içten ve gönülden söylerdi. O an tüm bedeni şarkıyla dolardı…

Bu gün ‘modernleştirilerek’, asimile edilerek, söylenen bir çok eserin ilk söyleyeni ve yaratanı Meryem Xan’dır ve bilinen 200’den fazla eseri bulunuyor. Meryem Xan’ın hüzün ve özlemini anlattığı en derin şarkılarındandır annesine yazdığı ‘Yadê Rebenê’. Ki burada özlediği hem anne hem dost hem de ülkedir.

 

 

Son zamanları

Meryem, 1949 yılında böbrek yetmezliği teşhisi ile hastaneye yatırıldı ve kısa bir süre sonra burada yaşamın yitirdi. Elmas Xan, Meryem’iin son günlerini şöyle anlatıyor:

1949’da Meryem Xan böbrek hastalığına yakalandı. Bağdat’ta Mir İlyas hastanesine yattı. Ameliyat oldu. Doktorlar çare bulamadı. Hastanede öldü. O yıllarda Meryem Xan çok üzgündü. Yalnızdı. Kimsenin yanına gelmesini istemiyordu. Doktoru ona ‘Üzüntünü at. Mutlu ol’ dedi. Ancak o sürekli yalnız kalmak istiyordu. Hastanede bile öyle istedi. Bir gün Yahudi olan doktorla tartışıyor. Meryem Xan’a bir tokat atıyor. Meryem Xan’ın dikişleri açılıyor, kan akıyor ve ölüyor.

Meryem Xan, büyük bir merasimle Şex Maaruf Mezarlığı’nda Bağdat’ta toprağa verildi. Törene sanatçılardan M. Arif Cizîrî, Nesrîn Şêrwan, Elmas Xan, Hesen Cizîrî, Alî Merdan, Mamosta Bakozî, Fewzîye Mihemed, Bağdat Radyosu çalışanları, Kürt yazarları ve halktan çok sayıda kişi katıldı.

Müzik otoritelerine göre stranları Kürtçe’nin dört lehçesinde en iyi söyleyen seslerden olan Meryem ‘kayıp ses’in izinden giden kadınlardandı. Ataerkil toplum-aile düzenine karşı istediği yolda gidebilmenin direnişini gösterdi ve bedelini ödemek zorunda bırakıldı. Fakat açtığı yoldan onun hüzünlü ama bir o kadar özgürlük kokan sesine O’ndan sonra doğan kadınlar eşlik etti.


Şakarên Muzîka Kurdî 1/2 Zeynep Yaş
Belgesel-Jinen Dengbej, Filmmor Kadın Kooperatifi
Jineoloji Dergisi

Yorumlar

Meyrem Xan`in anisi önünde saygi ve minnetle egiliyorum.

O`nu 1960 larda, 4 yaslarindan beri, Erivan radyosundan tanidim ve sesini cooooook sevdim.

Köyümüzde bir radyo vardi ve yaz aylarinda aksam saat 7 oldugunda her kes O`nu ve diger Kürd Dengbejlerini dinlemek icin evin üstüne cikar beklerlerdi.

Daha halen en az hafta da bir dinlerim.

Yerin cennet olsun, büyük Kürd Kizi ve Sultani.....

Sen biz Kürdlerin kalbinde taht kurdun ve gönlümüzdesin....

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News