ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürd Aydınları PDK-PKK savaşımına nasıl bakıyor

Bersivên Adil Camal, Ahmet Dere, Ahmet Kahraman, Ahmet Önal, Ali Kızıl, Bahoz Şawata, Cemal Batun, Dursun Ali Küçük, Erdoğan Alparslan, Ersin Tek, Fehim Işık, Fikret  Yaşar , Fuat Önen, Gabar Çiyan, Gülserin Yoleri, Hamid Omeri, Haydar Işık, Hasan Bildirici, Hüseyin Akıncı, Hüseyin Turhallı, İbrahim Genç , İbrahim Sediyani, Kadir Amaç, Kakşar Oremar, Konê Reş, Memmed Letif Birûkî, M.Husedin, Mirazê Cemal, Nejdet Buldan, Nîzamettin Akkurt,  Omer Dilsoz, Prîskê Mihoyî, Raif Yaman , Riza Çopan, Sedat Güncekti, Sedat Ulugana, Selim Çürükkaya, Stêr E Neco, Têmûrê Xelîl, Hamlet Muradov, Zinarê Xamo...

 

Me derbarê geşedan û rûdanên cihê cihê ku li Kurdistanê rû didin de du pirs pêşkêşî rewşenbîrên Kurd kirin ku bi awayeke cuda li van bûyeran dinêrin...

Mala hemûyan ava herçi bersiv dan û nedan... Emê bersivên wan li gorî rêza alfabetîk biweşînin...

**

Kurdistan’da cereyan eden olaylara çok faklı yerlerden bakan Kürd aydınlarına iki soru sorduk. Cevap verenler de, vermeyenler de sağolsun.

Yanıtları alfabe sırasına göre yayınlayacağız.

 

Sorumuz şöyleydi.

Bi Kurdî: 

Birêz ... …   

Dixwazim 2 pirsa bikim. Ger hûn bersiv bidin, bersivên we li bin sernameyên “Rewşenbîrên Kurda wusa difikirin” bêne weşandin.

1 – Sedema / sedemên pozberiyên PDK-PKK çî ye?

2 – Aya ne mumkune ku, berjewendiyên rêxistinî bavêjîn aliyekî û xwe bigihînin Kurdistanê ebedî?

Hêviya min eve ku, bersiva we ji du paragrafa (serbend) zêdetir nabe.

Silav û rêz.

**

Türkçesi:

Size iki soru sormak istiyorum. Yanıt vermeği gerekli görseniz, yanıtınız ‘Kürd aydınları şöyle düşünüyor’ başlığı altında yayınlanacaktır. 

1 –  PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

2 – Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

Yanıtınızın iki paragrafı aşmaması umuduyla.

Silav û rêz.

*****

Kurdistan aşkına aşık, yürekleri ittifaksızlıktan paramparça parçalanmış değerli aydınlarımız belki zırnık kadar da olsa bu kötü gidişata ‘DUR’ diyebilir. Onların sesi olmaya çalıştık. Hepsi bu kadardır!  

 

 

*****

Adil Camal (Kurdistana Sor Kürdü. 1979'da Azerbaycan'da 12 bin Kürdün kendi pasaportunda 'azerbaycanlı' yerine 'Kürd' yazılmasında birincil rol oynayan ve sizlerin tanımadığınız bir Kürd aydını. Azerbaycan'daki 'Sovyet Kurdistan'ı gazetesinden (1926 yılı) 70 yıl sonra yayına başlayan Kürdçe "Dengê Kurd" gazetesinin edötörü, Azerbaycan Kürd Medeniyet merkezinin kurucularından biri, Azerbaycan'daki  90 sonrası ilk Kurdî kitapların babası, bu ülkedeki Kürd radyosunun önericisi (Hüseyn Kurdoğlu ile birlikte), Şengal'e davet edildiği anda silah kurşanacak birisi):

 

Cara ewlîn sedem, quretî û xwe berçav xistin e. Em him li ber pêşmergeyên PDK , him jî li ber gerillayên PKK serê xwe ditewînin. Her du partî jî gellek xebat û şoreşa mezin kirine. Lê, îro vedê ne vedêye ku, herek ber xebatê xwe qurretî bikin. Xebatê her du partî jî ber çavê ne. Em Kurdên cihanê ber wana temennane. Îro roja yekîtî ye. Miqabilê hevçûn dijmina re dest dide. Mirov, ger pêwîste, jibo yekîtiyên milletên xwe û ji bo welat û berjewendiyên netewî dev jê menfeetên rexistinî û şexsî berde!

2. Îro li ber dîrokê da hebûn û tunnebûnê pirsa Kurdistanê diçe. Kî roja îro miqabilî yekitiyê û Serxwebûna Kurdistanê diçe, dijmina netewa Kurda ev e! Partî, rêxistin ger xîzmetê neteweya Kurd dike, bila her tişt ji bîr kin. Û bona Kurd û Kurdistanê bibin yek.

Kurdistana Ebedî / Serbixwe mimkûn e. Dereng maye jî.

Çare gotinên Ahmedê Xanî da ye:

Ger dê hebûya me ittifaqek

Vêk ra bikira me inqiyadek

Rûm û ‘ereb û ‘ecem temamî
Hemiyan ji me ra dikir xulamî

Tekmîl dikir me dîn û dewlet
Tehsîl dikir me ‘ilm û hikmet

Temyîz-i dibûn ji hev meqalat
Mumtaz-i dibûn xwedankemalat.

*****

Ahmet Dere (Muşlu Kurd. Bence temel kimliği budur. Eski PKK kadrosu, yöneticisi. Fransa, Rusya'da önemli görevler yaptı. Kurd sorunu ile ilgilili bir kaç kitabın yazarıdır):


İlk sorunuzun  cevabı:

Her şeyden önce PDK ile PKK arasındaki ideolojik farklılığın göz ardı edilmemesiyle beraber temel sorunları şöyle sıralamak mümkündür;
1: PDK'nin sahip olduğu yari-devletsel olanaklardan PKK'nin de faydalanmak istemesi ancak buna mukabil PDK'nin de kimseyle ortak bir paylaşımdan yana olmaması.
2: Barzani Liderliğinin PKK tarafından kabul edilmemesi.
3: PKK ile yakınlaşmanın PDK'ye fayda sağlamadığı ve uluslararası alanda PDK'yi zora sokacağı kanaatinin varolması.
4: PDK-PKK ittifakı bazı Kürt Örgütleri tarafından da istenmediği.
Yukarıdaki sorunlardan dolayı da şimdiye kadar Ulusal Kongre toplanamamıştır.

İkinci sorunun cevabı:

Ebedi Kürdistan veya Kürt Ulusal Birliği her Kürt tarafından istenen bir olgudur. Ancak bu noktada henüz bizde bir yaklaşım olgunluğu gelişmemiştir. Herkes Hebena, Mebena diyerek her konuda kendi sözünün geçerli olmasını istemektedir. Birinin varlığı diğerinin gücünü artıracağı pek düşünülmeden her örgüt kendi dar çıkarlarını esas almaktadır. Yeri geldiğinde mevcut durumda düşman olarak görülen güçlerle ittifak yapılırken, sadece kendisi gibi düşünmediği için kendi halkının neferleriyle birlik oluşturma gayretinin olmayışı temel sorunlarımızdan biridir. Bu anlayışı gidermek için bilinçli olan her Kürdün cesaretle konuşması, tartışması, yazması ve pratik olarak da faal olmasından geçer.
 

*****

Ahmet Kahraman (Değerli Hocamız Ahmet Kahraman usta yazıları, fikir vermeleri, isabetli üslubu ve tespitleri ile biliniyor. Zaman bulup yanıt verdiği için müteşekkiriz. Kurdistanî Birliğe katkı sunmaktan erinmez): 

 Sevgili Hejare Şamıl'dan, “PDK-PKK arasındaki ‘çatışma’ın nedeni ve örgütsel çıkarların bir yana bırakılıp ebedi Kürdistan'a varma yolu” konulu iki soru geldi bana.

İki soru, birbirini tamamlayıcı olduğu için birleşirerek cevap vermeye çalışacağım:

Önce şunu söyleyeyim: Aynı hedefi amaçlayan kardeşlerin, birbirine eleştirel bakışının “çatışma” deyimiyle ifadesi, kulağa pek “hoşluk” serpmiyor. 

Tarafları, daha rasyoneliyle Kuzey ve Güney diye adlandırarak söylemek gerekiyorsa eğer, aralarında “çatışma” yok, ama yakın düne kadar uzlaşma da yoktu.

Yeri gelmişken, Orta Doğu her yönüyle öğretici bir laboratuvardır. Libya’dan Suriye’ye, Filistin’den Irak’a uzanan düzlemde yaşananlar, kardeşi kardeşten koparıp yalnızlaştır ve sonra tepele örnekleridir .

Kürdistan’ın Kuzeyi ile Güneyi arasında da, inceden inceye işlenerek, vaadler serginerek duvarlar örüldü. Niyetim kimseyi “zem” değil, ama Kuzeyin dört parçada ulusal stratejisine karşı, Güney  yerel, açık deyişle “kendi başının çaresine bakan tek parçacı” zemine çekilip oturtuldu. İkili görüşmelerle kardeşçe uzlaşı aranacağına, ilişkiler tümüyle koparılıp “hendek” kazma derkesine ulaştırıldı.

Sonra, Güneyi haritadan silme stratejisi olarak IŞİD (DAİŞ)’e ihale verildi. Türk devleti, ekonomisinden dış ilişkileri, kardeşlerine selamına kadar en candanıydı, Güney’in. Aynı zamanda IŞİD’in ardındaki başlıca güçtü. Ama Güney hedef aldığında, dost “qer u lal” öne atılan “uzlaşılamaz” yerine konan gerçek kardeşlerdi.  

Kısacası, “çatışma” değil, ama çelişki bütünsellik bakış açısıdır, bence.

Ha, “ebedi Kürdistana varma yolu” mu, ister kardeş evinde bağdaş kurmak, isterseniz “Ulusal Kongre” deyin, “kader” için “kardeşlerin diyalogu” tek çözümdür. bir araya gelinir, “sen kendi evinde, ben kendi evimde” temeline birbirinin işlerine karışmama şartıyla, ulusal davada birlik ve dayanışma prensiplerinde uzlaşma...

Orta Doğu’dur burası. Kardeşçe bağlılıkla dayanışma tek çözüm...

Ama Kürt entelektüeline düşen de var, bu konuda: Uzlaşıdan kaçana acımadan, “yarının tarihini” hatırlatıp utandırma...

*****

Ahmet Önal (Pêrî yayınları genel yönetmeni, İsmail Beşikçi Vakfı yöneticisi. 4 kitabımı yayınladı, nereli olduğunu doğrusu bilmiyorum. Kurdistanî olduğu kesin):

  

1-Yüksek Kürt bilincini özümseyip içselleştirmedikleri için, Kürt Ulusal birliğini bağımsız, birleşik ve demokratik Kürdistan stratejisinde, almadıkları /alamadıkları 1990’larda çatıştılar..

Bugün de aynı güce (İŞİD) karşı siyasi alanları korumayı hedeflemelerine rağmen gerilimlidirler. Kürdistan’ın birliğini ve bağımsızlığını hedeflemeyen, alt statü ve ya bazı reformist kırıntılarla yetinenlerin hedefleri küçüldüğü oranda iç çelişkileri derinleşmiş olur.. Ancak bu kez PDK, PKK’ye nazaran gayet vakur davrandı.. PKK sömürgecilere statüsünü dayatma yerine, PDK ile hesaplaşmaya tutuşarak kendini de riske ediyor. Ayrıca Yakındoğu’da süren bir 3. Dünya Savaşı’dır. Oluşan iki blok arasında Kürtler de parçalanmış vazıyettedir. PDK batı cephesinde, PKK doğru cephesinde durmaktadır. Abdullah Öcalan’ın Batı cephesinde durdurulması ebediyen sürecek mi? Bu da ayrı bir belirsizlik olarak duruyor

2- ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kürdistan’a varmanın yolu yok mudur?’ Kürtler asgari müştereklerini, ortaklıklarını, ülke ve ulus çıkarlarını bilince çıkararak, ülke ve ulus gerçekliklerini göz önünde bulundurduğunda, siyaset sahalarını da daha doğru görebilirler ve başarıyla uygulayabilirler.. PKK, “bağımsız Kürdistan’ı çöpe attık” diyor, ya da diyenleri adeta el üstünde tutuyor. KDP en geri statüler istemesine rağmen 23 yıllık Kürdistan Federe yapılanması içinde pratikte gördü ki, Türk, Arap, Acem iktidarları ile bütün “ayrılamayız” söylemlerine rağmen; sancısız bir federasyon, özerklik ya da başka bir statü kurmanın tarihsel ve gelecek bağıntıları içinde mümkün olamıyor. Bu nedenle ebedi Kürdistan’a varmanın yolu, özgür ve bağımsız Kürdistan için sınırsız kendini katmaktır. Basit kandırmaları ve kişisel savunmaları aşarak kadim Kürdistan’ı özlemek, Kürdistanlıları Kürdistan’a vardırır. Bu gerçek dururken kendimizi zorlayıp İşgalci devletlerle “zorla evliliği “ devam ettirmek üzere, birlikteliği tüm hileleri ile sürdürmeye çalışanla “birliktelik” zorlamak, kendi içimizdeki çelişkilerin derinleşmesine vesile olduğumuzun bilincinde miyiz? Doğrusu hemen pozitif bir cevap veremiyorum, fakat aşılacağına da inanıyorum…

*****

Ali Kızıl (rojevakurdistan sitesinde köşe yazarı):

PKK-PDK ağız dalaşı dönemlere göre şekil alıyor. Siyaset kuralına göre düşündüğümüzde çelişkilerin olması ve alenen tartışılması çok normal. Ama aynı ülkenin, aynı ulusun bir parçası olan iki siyaset grubunun iki farklı dünya da yaşayan topluluklar gibi kutuplaşması ise hiç normal değil. Birinin düşmanı diğerinin dostu, diğerinin dostu ise bir diğerinin düşmanı olmaktadır. Bu durum Kürt  siyasetlerini kıskacına almış durumda. Yani Ortadoğu’daki çelişkiler bu çatışmaları belirleyen en önemli etken.  İkinci neden ise körükleyenler vardır. Her iki taraftan da nemalanan gerek  Türk solu adına “demokratizmi” öne çıkaranlar, gerekse PKK karşıtlığını “Kürt muhalafeti” sanan eğilim bu süreci olumsuz etkileyerek derinleştirmekte.  Kürt-Türk basınını biraz dikkatle izleyin, bu kişi ve grupların kimler olduğunu çok iyi görürsünüz.

Bir kader mi yoksa tarihsel sonuç mu bilinmez, ama dünyanın bir çok ülkesinde Güney-Kuzey çelişkisi yaşanmıştır. Dünyamız, yoksulların ve zenginlerin diyarı olarak “Kuzey-Güney ülkeleri” olarak bölünmüştür.  Tarihsel olarak ise Kuzey-Güney Vietnam çelişkisi, Güney-Kuzey Kore arasındaki çatışmalar,  zamanın Kuzey ve Güney Almanya’sının sorunları ve bunların bir devamı olan Kuzey-Güney Kürdistan çelişkisi !

Bunun için genel olarak ulusal, özelde ise Kürt ulusal birliği araştırılıp karşılaştırmalar yapılması gerekiyor. Dünya ulusları birliklerini “ortak Pazar” üzerine kurup birleştiler. Kürt ulusal birliği bu açıdan çok sorunludur. Kürt siyaset sınıflarının “birlik” konusunda bir projeleri yoktur. Parti-parça çıkarını ön plana çıkaran Kürt siyasetleri de bu süreci daha fazla derinleştirmekte. PKK PDK’yi yadsımakta, PDK PKK’nin gelişmesini istememekte. Liderlik sultası ve örgüt fetişizmi üzerine gelişen Parti-parça siyasetlerinin kısa sürede aşılması çok zor. Bunun için Kürt ulusal birliği, Arap birliğinden daha sorunlu ve daha zordur. Ancak tüm dünya ulusları sorunlar yaşadı, sonuçta birleştiler. Kürtler de sorunlarını çözüp birleşecekler.

Kurumsal bir ulusal birlik şu aşamada çok zor gözükse de, ortak savunma ve ortak siyaset mekanizmaları geliştirme bu sürecin kaçınılmaz bir zorunluluğudur. Özellikle Kürt aydın ve basın kurumlarının pozitif, objektif ve yapıcı olması gerekiyor. Taraf psikolojisi yerine “bağımsız” duruşlarıyla Kürt siyasetlerini birliğe zorlama tavırları önemli bir rol oynayabilir.

 

*****

B 

Bahoz Şavata (Kendisini yalnız yazıları, düşünceleri ile tanırım. Birkaç önemli yazısı KP'de de yayınlandı):

Bahoz Şavata:

1. Her iki örgüt farklı kamplardadır. Bir Batıya diğeri doğuya dayanır. Ülkesel konumları savaşım alanları ve hedefleri farklıdır. Kendi ayaklarından çok dayanakları daha çok kendilerine dost buldukları bölge sömürgeci devletleridir. Çıkarları haliyle çatışır.

2- Ülküsel olmaktan çıkmış artık pratik sorumluluklar altında kalan bu örgütlerden ülküsel davranmalarını beklemek yanlıştır. Şu anda İŞİD gibi bir ortak hedefin olması yine kendilerine rağmen bir dış zorlamadır. Buradan hareketle de ülküsel ortaklık kurulamaz. Kaldı ki ülküsel hedefleri de bir çok bakımdan değişmiştir.

*****

 Cemal Batun (Cemal Batun, miroveke Kurdewarî ye. Ji bo yekbûna Kurda kareke bê hempa meşandiye û dimeşîne):

1 – Sedema / sedemên pozberiyên PDK-PKK çî ye?

 Cemal Batun: Dijberiyên di navbeyna PDK – PKK de, di destpêkê de bîngehek ideolojik hebû. PKK wekî Partiyeke çepgîr a tundre, Marksist-Leninist-Stalinist derket holê. PDK – xwedî misyonek neteweyî-demokratîk e, di nav xwe de struktura civata Kurd diheband / dihebîne... Piştî bihêzbûna PKK pirsgîreka wê li gel PDK çarçoweyek din wergirt. Ev pirsgîrek: bandora li ser netewe û raya giştî ya Kurd e. PDK bandora xwe ya li ser neteweyê Kurd di çarçoweyek huquqî, bi dengdanê û bi hilbjartinan ve birêve dibe, di rastiya xwe ya îroyîn de PKK bi awayek bikaranîna şîddet û rikberîtî birêve dibe. Herçend ku di siyaseta Tirkiye de, hin dezgehên nêzîkî PKK cîh digirin jî, PKK: her dem ji platformên derveyî xwe yên Kurd dûr, lê hêzên çepgîr ên Tirk wekî hevkar hilbijartiye. Rewşa li Rojavayê Kurdistanê, mixabin di dijberiyên di navbeyna PDK û PKK de rolek neyînî lîst. PKK li Rojava ji cîhê hevkarên stratejîk Tevgera Kurd û bi taybetî yên nêzîkî PDK bibîne / hilbijêre, berevajî desthilata Suriye hilbijart û siyasetek otokratîk hemberê Kurdên derveyî xwe kir. Hevkarên herêmî û cîhanî yên PDK û PKK jî ne yek in. Hevkarên PDK: DYA (Dewletên Yekbûyî yên Amerika), Dewletên Rojavayê Ewrûpa, Kanada, Urdin, Tirkiye ne. Hevkarên PKK, zêdetir Rusya, Iran, Suriye û hwd nin.

2 – Aya ne mumkune ku, berjewendiyên rêxistinî bavêjîn aliyekî û xwe bigihînin Kurdistanê ebedî?

Cemal Batun: Herçend ku daxwaza raya giştî di çarçoweya pirsa we de be jî, rastî û realite mixabin tiştek din in. Gava pirs tê pirsa hukumranî û desthilatê, li Rojhilata Navîn û dinyaya sêyem berjewendiya neteweyî rolek sereke nalîze. Ya ku rol dilîze berjewendiya serok û partiyê ne. Temaşe bikin bê çendîn stran li ser ”lîderên” Kurdan hatine gotin û di dinyaya modern de çend stranbêjan stran li ser liderên welatên xwe gotin e! Dê resim xweşik diyar bibe. Ango: ”dinyaya” me dinyaya lideran, ya welatên modern ya rastîya wan û berjewendiya gel û netewe ne... Di dema me ya îroyîn de, Kurd / Kurdistan ji momentek gelek girîng a dîrokî ve derbas dibe. Ez daxwazkar im ku PKK, YNK, Goran, PDK-Iran, PDK-Suriye, PDK-Bakur, PSK, PDK li Başûr jî berjewendiya Kurdistana ebedî bikin realite û rastiya xwe. Ne di gotin, lê di kirinê de... 

*****

Cemil Gündoğan (Kürd düşünürü. Dengeli analiz yazıları ile biliniyor. Bu ona yeter. Bizlerin ise bu akıldan faydalanması lazım):

 

SORU 1: PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

CEVAP: Tek paragraflık bir cevap istemişsiniz, fakat benim bunu tek paragrafa sığdırabilmem imkânsız. Bunda benim kişisel beceriksizliğimin rolü olabilir, ama esas neden KDP-PKK çatışmasının çok boyutlu karakteridir. KDP-PKK çatışmasını doğru anlayabilmek için bu çatışmanın hiç olmazsa en önemli boyutlarını bilmek veya hatırlamak gerekir. Bu çatışmanın:

-Ekonomik boyutu vardır (örneğin bazı gümrüklerin, vergilerin ve insan kaynaklarının kontrolüyle ilgili çekişmeler),

-Siyasal boyutu vardır (örneğin, siyasal alanda birçok yönden birbirleriyle çelişen pozisyonlarda konumlanmış durumdadırlar),

-Sosyal boyutu vardır (örneğin, birinde kadınlar önemli bir yönetici güç iken, diğerinde kadının erkeği yönetmesini dünyanın sonu olarak gören erkeklerin sesleri partide hayli baskındır),

-İdeolojik boyutu vardır (çatışmanın esas olarak buradaki ayrılıktan çıktığı düşüncesi yaygındır, fakat gerçeği yansıtmaz),

-Kültürel boyutu vardır (örneğin biri muhafazakar, diğeri radikal bir modernizmin taşıyıcılığını yapar),

-Kürdistan’ın bölünmüş olmasıyla ilgili boyutları vardır (KDP, Arap kontekstinde; PKK, Türk kontekstinde şekillenmiş partilerdir. Bu durum, başta örgütlenme ve siyaset yapma tarzı olmak üzere çok geniş alanlarda farklılıklar ve gerilimler yaratmaktadır),

-Kürdistan’ı işgal eden devletlerin Kürt hareketi içindeki istihbarat faaliyetleriyle ilgili boyutları vardır (komplo teorilerine göre çatışmanın esas kaynağı),

-Küresel ve bölgesel güçlerin Kürdistan’a ve onu paylaşmış olan devletlere ilişkin politikalarıyla ilgili boyutları vardır (örneğin Türkiye, genellikle KDP’yi PKK’ye karşı; İran ve Irak ise genellikle PKK’yi KDP’ye karşı kışkırtırlar),

-Her bir partinin kendi iç dengeleriyle ilgili boyutları vardır (istihbarat örgütlerinin müdahale etmek için kullandığı alanlardan biri),

-Her bir partinin kendi parçasındaki rakip parti ve güçlerle olan ilişkileriyle ilgili boyutları vardır (örneğin KDP ile YNK’nin ilişkileri veya PKK ile AKP’nin ilişkileri, KDP ile PKK arasındaki çatışmaların doğrudan girdileri arasındadır),

Kısacası, sorunuzun cevabını tek bir paragrafta vermek zordur. Ama illaki tek bir cümleyle ifade et derseniz, bu kavganın nedeni, Kürdistan’daki iktidar mücadelesidir, demeyi tercih ederim. Çünkü iktidar, bildiğim kadarıyla, yukarıda sıralanan faktörlere tekabül eden alanların ezici çoğunluğunu birbirine bağlama kabiliyetine sahip yegâne alandır.

SORU 2: “Örgütsel çıkarlara hayır” deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

CEVAP: Önce sorudaki “ebedi” sıfatıyla ilgili bir noktaya değinmek istiyorum. Gerçek yaşamda ebedi devlet, ebedi ulus veya ebedi ülke olmaz. Bu tür ifadeler, güçlü bir ulusalcı isteğin belagatiyle ilgili şeylerdir, gerçeklikle değil. Bugün adına Kürdistan dediğimiz ülke, dün Merwan, Bekir, Medya, Urartu, Tuşba, Hurri, veya Mittan gibi çok değişik adlarla tanımlanıyordu, yarın da büyük ihtimalle başka adlarla tanımlanacaktır. Etnisite veya ulus, uzun insanlık tarihinin küçücük bir dilimine tekabül eden formasyonlardır. Bunların günümüz koşullarında sunduğu çerçevelerin ebediyete kadar baskın formatlar olarak kalacağını düşünmek için bilimsel bir sebep bulunmuyor.

Belagatle ilgili bu nottan sonra sorunun kendisine gelirsek,  cevap, böyle bir şeyin çok zor olduğudur. Çünkü “örgütsel çıkar”, bir ucuyla da içerideki iktidarla ilgili bir tanımdır ve bütün ulusal mücadeleler, aynı zamanda birer iç iktidar mücadelesi olarak doğarlar. Böyle olması, bizzat ulusal mücadeleye götüren itirazın karakteriyle ilgilidir. Kabaca tasvir edersek, bir ulusal mücadele, o mücadeleyi yürüten topluluğa ait geleneksel egemen sınıflar ile söz konusu topluluğu boyunduruk altında tutan yapı (ki genellikle işgalci bir devlettir) arasındaki geleneksel mutabakata sığmayan bir toplumsal grubun mevcut mutabakata itiraz etmesiyle başlar. Her şeyin başı olan bu itiraz, bir söylem olarak her zaman dışa yönelik biçimde kurulur (“sömürgecilik”, “yabancı boyunduruğu”, “işgal”, “ilhak” vs. gibi). Ama bu, sadece kâğıt üzerinde böyledir. Gerçekte ise oyuna dahil olmak isteyen yeni elit, eski mutabakatın hem dışarıdaki hem de içerideki ayaklarını aynı anda karşısına almak zorunda kalır. Bu mecburiyetin söyleme yansıyışı ise genellikle “sömürgeciler veişbirlikçileri” ifadesiyle olur. Kısacası, alanda kendine yer açmak isteyen yeni bir elitin, dış güçlerin yanı sıra içerideki bazı güçlere de yönelmesi bir zorunluluktur.

Bu zorunluluğun ortadan kalkması için, eski mutabakatın kurucularının kendi mutabakatlarını feshederek toplumsal yapının önlerine koyduğu yeni güç dengelerine uygun yeni bir mutabakat inşa etmeleri gerekir. Buna, “ulusal sorunun barışçı yollarla çözümü” diyoruz ve İsveç, İsviçre ve Çekoslovakya gibi genellikle zengin dünyaya ait birkaç istisna dışında örneklerine fazla rastlanmış değildir. Kalan bütün örneklerde eski mutabakatın tarafları, itirazcı eliti daha bebekken boğmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Aynı şey Kürt örneği bakımından da geçerlidir. 1970’ler dünyasını hatırlayınız, bazı yerlerde, Kürt devrimcilerine, polis ve jandarmadan çok ağalar, beyler, şeyhler, pirler, dedeler, aşiret reisleri, komprador burjuvalar vb. saldırırdı. O tarihlerde “Kürtçü”lerin, Kürtçülükten çok “gomonist” veya “anarşit” gibi sıfatlarla tanımlanmalarının bir nedeni de buydu. Tersinden ele alırsak, dönemin aydınlarının sosyalizm ve komünizm söylemlerini bu kadar kolay benimsemelerinin bir nedeni de yine sözü edilen zorunlulukla ilgiliydi.

Buradaki zorunluluk ilişkisini doğru değerlendiremeyen bazı yorumcular veya bu ilişkiyi çarpıtarak kendilerine yeni bir ideolojik veya siyasi zemin yaratmak isteyen bazı siyasal güçler, bu çatışmaları, itirazı yapan elitin ideolojisiyle izah ederler. Fakat bu yorum, gerçeği yansıtmıyor. Çünkü ideoloji, kural olarak, burada belirleyici bir role sahip değildir. İdeoloji, bu çatışmayı şu veya bu biçimde veya yönde etkileyebilir; yani çatışmayı uzatabilir veya kısaltabilir, sıklaştırabilir veya seyreltebilir, daha kanlı biçimlere büründürebilir veya görece yumuşak tarzda yürümesine katkıda bulunabilir vs. ama kural olarak çatışmanın varlık koşullarını belirlemez. Bu nedenledir ki birbirine karşıt ideolojilere sahip değişik ulusal hareketler, özellikle çıkışta birbirlerine benzer işler yapmak zorunda kalmışlardır. Örneğin, Mustafa Barzani, güney Kürtlerinin yarısını oluşturan caş aşiretlere ve ağalara karşı savaşmak zorunda kalmıştır. PKK de aynı şeyi kuzeyde yapmıştır (korucu aşiretlere yönelik kıyımları hatırlayınız). Barzaniler, başta Talabani grubu olmak üzere kendi dışındaki Kürt ulusalcısı güçlere karşı kanlı kıyımlar yapmıştır (KDP’nin son altmış yılda dört parçada öldürdüğü Kürt hareketine mensup insanların sayısı, muhtemelen PKK’nin öldürdüklerinden daha fazladır). PKK de aynı şeyi dört parçada yapmıştır. Oysa Mustafa Barzani hareketi ile PKK, neredeyse birbirine karşıt ideolojilere sahip iki harekettir. Buradan da anlıyoruz ki, zaman zaman “örgütsel çıkar” tanımıyla da ilişkilendirilen çatışmaların varlık koşullarını belirleyen şey ideoloji değildir.

Aynı şekilde bu çatışmaların esas nedeni, egemen devletlerin Kürt hareketi içindeki istihbarat faaliyetleri de değildir. Bu faaliyetlerin de çatışmalarda belli bir rolü vardır, ama çatışmaların varlık koşullarını belirlemezler. Bu koşulları manipüle ederek sonuç almaya çalışırlar.

O halde gerçek nedenler nelerdir?

Bunlar, başlıcaları birinci soruda sıralanan alanlarla ilgili faktörlerdir. Bu faktörleri, kolaylık olsun diye, tarafların alanda tuttukları pozisyon ve tarafların pratik ihtiyaçları diye iki grup halinde toparlarsak, PKK ile KDP’nin çatışmaması için, öncelikle bu iki partinin pratik ihtiyaçları ile politik alanda tutmuş oldukları pozisyonlarının çelişik olmaması gerekir diyebiliriz. Bu olmadan, iki parti arasındaki bütün ideolojik farkları tasfiye etseniz de, iki partinin içindeki bütün ajanları temizleseniz de çatışma riskini ortadan kaldıramazsınız. Nitekim, daha düne kadar çatışacaklarmış havasında konuşan KDP ile PKK’nin, IŞİD saldırılarıyla birlikte birden ortak siperlere girmeleri, bu işin asli dinamiklerinin ideoloji veya egemen devletlerin istihbarat faaliyetleri olmadığını gösterir. Kürt hareketiyle ilgili analizlerdeki en ciddi yanlışlardan biri, analizcilerin sadece tarafların söylemlerinden hareket etmeleridir. Oysa aktörlerin söylemlerinden önce, onların alanda tuttukları yer ile pratik ihtiyaçlarına bakmak gerekiyor. Kürt partileri arasındaki çatışmaların gerçek dinamikleri burada yatıyor. Söylemler ancak bu çerçevede bir anlam kazanabilir veya kazanamaz.

Böylece sorunuzun cevabı da ortaya çıkıyor:

Sözü edilen partilerin menfaatlerini ortaklaştırmak tek başına bizim elimizdeki bir şey olmadığına göre sorunuzun cevabı, ne yazık ki olumsuzdur.

Ancak bu, imkansız bir şey de değildir. Çünkü bazen bizim dışımızdaki koşullar bu iki partinin menfaatlerini ortaklaştırabilir (örneğin IŞİD saldırıları). Ama biz de iç kavgaya karşı oluşturacağımız güçlü bir bilinçle bu koşulların doğmasına katkıda bulunabiliriz.  Eğer Kürt halkı arasında iç çatışmaya karşı güçlü bir bilinç oluşturulabilirse, halkın birlik isteğini çiğneyecek olan parti politik planda büyük bir kayba uğrayacağı için menfaatleri gereği çatışmaya biraz daha mesafeli duracaktır. Bu nedenle ajanlara kafa yorduğumuz kadar, bu partilerin politik alanda tuttukları yerlerin ve menfaatlerinin uyumlulaştırılması gibi konulara da kafa yormamız gerekiyor.

Cemil Gündoğan

2014-09-06

 

*****

Dursun Ali Küçük (PKK kurucularından. Uzun yıllar PKK Merkez Komite üyesi oldu. Şimdi bağımsız ve Kurdistanî düşünceleriyle yaşamını kurban ettiği halkının hizmetindedir):

1). PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

Dursun Ali Küçük: İki paragrafla yanıt eksik kalıyor. Sadece bazı noktaları vurgulamak istiyorum.

Çatışma ve düşmanlık ilan etme, nefret geliştirme, kin gütme ve politik rekabet değil, basit oyunlarla bazen düşmanların teşvikiyle hareket etmek terk edilmelidir. Staliniz, lider kültü ve Ortadoğu krallık ve sultanlık zihniyetinin aşılmadığı görülüyor.

Demokrasiyi kendin için değil farklı olanla yaşamak temelinde geliştirmek ve Kürdistani güçler arasında ulusal uzlaşmayı öne çıkarmak birliğe götürür.

Kürdistani güçler arasında savaşlar ve ayrılana şiddet uygulayarak yok etmek, siyasi linç yapmak kaybettirdi. Bunu yapanda alkışlayanda hiç bir şey kazanmamıştır. İmparatorluklar çökmüştür. Bu tür yöntemler geçici kazançlar sağlıyor görünse de Kürdistan ve Kürtlere kaybettiriyor ve derin yaralar açıyor.

Gerçek anlamda bir ulusal birlik hala zor görünüyor. İŞİD e karşı olduğu gibi pratikte birlik sağlandı. Siyasetçiler ise bana göre hala nal topluyor.

İŞİD ve Arapların Kürlere karşı savaşı Kürdistan’ın özgürlüğü ve uluslaşmasını geliştirdi. Bu tür olaylar insanlarımızda ulusal birliği geliştiriyor.

Asgari anlamda: Şiddete ve Kürtler içinde siyasi güçler arasında ve hangi partiden olursa olsun ayrılanlara şiddetin uygulanması bir bütün reddedilmelidir.

Düşmanla barış için kırk takla atıyoruz. Önce Kürtlerle barışmalıyız. Kürtler arasında her kesin uyması temelinde barış ilan etmeliyiz.

Birlik demeki kendi anlayışı ve politikanı egemen kılmak değil, Kürdistan statüsü için ortaklaşmaktır. “Gelin bana katılın ve benim dediğim egemen olsun” demek birliğe zora sokmaktır. KCK ve KDP de hala egemen olan budur.

Politik rekabete evet ama bir partinin egemen olduğu alana diğer güçleri sokmaması büyük bir gaflettir. Kürdistani parti ve güçler her yerde serbestçe faaliyet sürdürmelidir. Çok sözü edilen ama uygulanmayan demokrasi ölçütlerinden biri budur.

Asgari olarak bunlar sağlansın ve bunlarda anlaşma sağlansın her siyasi güç ve taraftarları buna uysun. O zaman ulusal birliğin yolu açılır. Büyük konuşmalar yapıp gerçekleştirmemek siyasi ahlaksızlıktır. Kürtlerin ve Kürdistan’ın ulusal birlik çalışmalarını boşa çıkarmaktır. Siyasi güçler ve partiler arasında siyasi pazarlıklarla ulusal kongre ve ulusal birlik gerçekleşmez. Olsa bile yarım ve geçici olur.

2). ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

DAK: Evet vardır.

Hemde parti ve örgütsel çıkarlarını reddetmeden bunu yapabilirler. Basit örgütsel çıkarlar, feodal kan davaları gibi siyasi kavgalar ve çatışmalarla tabi ki olmaz. PKK ve KDP’de bana göre feodal ve siyasi kan davalarından hala kurtulmuş değildir.

Politik rekabet barış temelleri üzerinde olmalıdır. Bu temelde herkes kendi partisinin veya politik görüşlerinin güçlenmesi için çalışabilir. Bunda bir kusur bulamayız ve olması gerekendir.

Ama herşeyden önce Kürdistani bir konsepte ihtiyaç vardır. Bu, Bütün Kürdistani güçlerin, siyasi güçlerin, sosyal kesimlerin, bireylerin üzerinde anlaştığı nokta olmalıdır.

Sosyalist, liberal-özgürlükçü, demokrat, islami ve alevi vb dini inançların Kürdistanın statüsü konusunda uzlaşmaları önem taşıyor.

Ulusların kaderlerini tayin hakkı tartışma konusu yapılmamalıdır. Bağımsızlık dahil federasyon, konfederasyon, özerklik her parçanın güncel konumuna göre aciliyet kazanabilir. Yani Türklerin, Arapların ve Farsların ne hakları varsa Kürtlerin ve Kürdistan’ında olmalıdır. Hak eşitliği temel prensibinden vazgeçilmemelidir. Bu Kürdistani bir konsepte sahip olmak demektir.

Partiler ve kişilerin olmasa olmazı olmalıdır bu.

Bu olduktan sonra ulusal birlik sağlamak zor olamaz. Bu temelde her siyasi görüş, politika ve inanç, anarşistinden tutalım muhafazakârına kadar, sosyalistinden tutalım özgürlükçüsü ve liberaline kadar, her inançtan dini guruplara kadar kendi özgün programlarına ve politika veya sosyal çalışmalarını vb serbestçe sürdürebilmelidirler. Bu konuda kültüre ve hoş görüye ihtiyaç vardır.

Bunlar yerine getirilmediği zaman salt örgüt çıkarları temelindeki yaklaşımları reddetmeliyiz. Kürdistani olan esas alınsın ve başka da Kürdistan bahçesinde her çiçek serbestçe aşsın. Ben kara veya kırmızı çiçek isterin diğer renkler olmasın demek körlüktür. Ve kesip biçme anlayışı ve politikasıdır. Bahçemizi zenginleştirmeliyiz. Aynı doğada her çiçek açmalıdır. Bunları Kürdistan’ın güzelliği olarak kabul etmeliyiz.

Diğer halklar ve her inanç grubu eşit haklarına sahip olmalıdır.

Özellikle Êzîdîliği, Aleviliği, Kakaileri, Hıristiyanları, azınlık halkları özel koruma altına almak önemlidir.

Bu vb şeyler olursa bağımsız, birleşik, özgür ve demokratik Kürdistan’a zamanla ulaşılır. Varsın Asuri ve Süryaniler bu coğrafyaya Mezopotamya desin, Ermeniler vb Ermenistan desin. Onlarda bu coğrafyada yaşamışlar ve hala azda olsa varlar. Kürdistani konsept eşliğinde geniş bir hoş görüye sahip olmalıyız.

Sorularınız için teşekkürler. Daha çok neden ve sonuçlar sıralamak mümkündü. Herşeyi söylemekte gerekmiyor.

*****

Erdoğan Alparslan (Türk dili ve Edebiyatı mezunu ve Kürt dili edebiyatı yüksek lisans mezunu 1981 Ağrı/ Diyadin doğumlu. Kurdistan-post yazarı. Objektif ve radikal eleştirisel yazıları ile biliniyor):

1. PKK-PDK çatışmasını ta Osmanlılara kadar götürebiliriz. Bu çatışma bir nevi Kuzey- Güney çatışmasıdır. Güney Kürtleri hiçbir zaman Kuzeydeki Kürtler gibi Osmanlı sistemine tamamıyla entegre olamamışlardır. Bu çelişki 18. yy'da dilde de kendini göstermiştir. Kuzey Kurmanci (kurmanciya jorîn) konuşmaya Güney de genellikle Soranice (kurmanciya jêrîn) konuşmaya başlamıştır. Bu çelişki Osmanlının dağılmasıyla daha da belirginleşti. Kuzey Osmanlının mirasçısı Türkiye ile çatışırken Güneyde Şeyh Mahmut Berzenci öncülüğündeki İngilizler çatışıp Mustafa Kemal ile ittifak halindeydi. Bu çelişki PDK'nin kurulmasıyla bir nebze olsun ortadan kalktı. Mele Mustafa Barzani öncülüğündeki milliyetçi uyanış tüm Kürdistan parçaları arasındaki çelişkileri ortadan kaldırdı. Ta ki PKK'nin kurulmasına kadar. Kuzeyde bir direniş gücü olarak yükselen PKK tekrar Kuzey-Güney çelişkisini hortlattı. Bu belli bir süre çok kanlı çatışmalara da neden oldu. Özellikle PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Batı tarafından yakalanıp Türk devletine teslim edilmesiyle bu çatışma durdu. Ama günümüzde bu çatışma soğuk savaş biçiminde devam ediyor. Türk devleti ve İran, Abdullah Öcalan ve PKK liderleri üzerindeki etkilerini kullanarak bir çatışma başlatabilirler. Şu an IŞİD ile savaşmakta meşgul olan Kürtler bu çatışmalar bitince birbirilerine tekrar dönebilirler. Böyle bir çatışma da şu an elindeki yeni silahlarla PDK daha avantajlı durumda. Bu yüzden Avrupa’daki PKK taraftarları Pêşmergeye silah verilmesine karşı çıkıyordu. Böyle bir durum PKK'yi PDK karşısında avantajlı duruma getirdiği içindir. Bugünkü PKK-PDK çekişmesinin mecrası Kuzey-Güney çelişkisinden ziyade Milliyetçi, bağımsızlıkçı cephe (KDP) ile bağımsızlıkçı karşıtı entegrasyoncu (PKK) arasındaki mücadeledir. Bugün PDK Kuzeyde kendisine ciddi bir taraftar bulurken PKK Güneyde aynı desteği bulmamaktadır.

2. Bugünkü durumda örgütsel çıkarlara hayır deyip ulusal çıkarlar etrafında birleşmek bana bir ütopya gibi geliyor. Kürt toplumu bugün bu mevcut örgütler etrafında kamplaşmış durumda. Bu durum böyle giderse yakın Kürdistan; Kuzey Kore (PKK) ve Güney Kore'ye (PDK) dönebilir. Bu meselenin çözümü bu iki güçten birinin tasfiyesiyle mümkündür. Ben hangi taraftayım derseniz. Tabii ki milliyetçi Kürdistani cephedeyim. Bu yüzden tarafımızı belli edip ona göre gardımızı alalım. Teşekkürler.

 

*****

Ersin Tek (İlkehaber sitesinde köşe yazarıdır):

1) Kürd partileri arasındaki çatışmayı üç başlık altında özetleyebiliriz;

a-Tarihsel gerçeklikten kopuk düşünmek ya da tarihsel gerçekliği kendi
meşrebince daraltmak…

b-Kürdlerin atalarından devraldığı 'kıskançlık genlerinin' ve 'küçük
iktidarcıklar kurma anlayışının' baskın olması...

c-Modern dünyanın kendisi için yeni seçenekleri tartıştığı bu
yüzyılda, Kürdlerin 20.yüzyılın seçeneklerini daha aşmamış/yaşamamış
olmasının doğurduğu travma…

2) Kürdlerin problemi kendileridir; Kürdler kendi içindeki 'Beko'yu
(hased ve küçük iktidarcıklar kurma hevesini) öldürdüğü vakit, 'Ebedi
Kürdistan'ın yolunda sağlam adımlarla ilerleyebilecektir. Aksi
takdirde, tarihsel ihanet ve ferasetsizlik durmadan kendini tekrar
edecek ve Kürdleri tutsak bırakacaktır..

 

*****

Fehim Işık (Nivîskar, rojnamevan. Hevkêş û terazdar e. Hizirmendên wusa me re pir lazım e):

1) PDK û PKK du partiyên cûda ne. Lihevnekirina wan tişteke normal e. Berî her tiştî, nêrîn û pêşniyarên wan, têkîliyên wan ên heremî û navdewletî û gelek tiştên ji bo pêşerojê difikirin, naşibe hev; hetta pirî caran gelek durî hev in. Ya rast, divê ev partiyên han ne li ser esasên îdeolojîk, lê li ser esasên berjewendiya netewa kurd werin ba hev. Lihevkirina van her dû partiyan, ew ê bandorek mezin li ser partiyên din jî deyne. Her weha, ew ê ciwandina Kongreya Neteweyî a Kurdistan hêsatir bibe.

2) Qesta ji peyva Kurdistana ebedî, ji bo her kesek bi wateyek cuda ye. Bi min, Kurdistan her di bin nîrê dagirkeriyê de jî ebedî ye. Çi kes nikare li ber edebîbûna Kurdistanê raweste. Lê însan dikare li ser statuya Kurdistanê biaxive. Di nav kurda de ji otonomiyê heta ber bi serxwebûnê nêrînên ji hev cuda hene. Lê her çi dibe bila bibe, divê kurd li ser axa xwe bikaribe xwe bi rêve bibe û qedera xwe bi destê xwe tayîn bike. Ji bo vê yekê jî, ji kurda re berî her tiştî bernameyek muşterek divê. Tiştek din; bingeha statuyê tenê bi daxwaz bi cîh naye. Divê her ew qas hêza te jî hebe. Ez bi xwe her destkeftiyên kurda pîroz dibînim û tekoşîna ji bo zêdekirina destkeftiyan, tekuşîna domkirina Kurdistana ebedî dibînim…

 

*****

Fikret Yaşar (Özgün düşünceleri ile  bilinen Fikret Yaşar, kurdistan-post sitesinin Kürdçe bölümünü yönetiyor):

“Böl ve yönet “ Makyavell’in hükümdarlara öğüdüdür.

İşgalcilerimiz de bu anlayışla bizi idare edip topraklarımız üstünde iktidarlarını yürütüyorlar.

1-Kurdistanı temsil den aktörlerden biri (PKK) dünyayı kurtararak sonuca ulaşmaya çalışırken diğeri (KDP) direk sonuca varmak için çaba sarf ediyor. İkisi de Kürd halkının temsilcisi olduğunu söylüyor, yani amaç ve hedef aynı, ama söylem, politika ve pratik ayrı olunca çatışma kaçınılmaz oluyor.

Paylaşma; dayanışma ve birliği yaratan temel faktördür. İktidarı paylaşma kültüründen yoksun bir toplumda muhalefet yapıcı olmaktan çıkar, yıkıcı ve bölücü olur.

Arap kültür emperyalizmi ile kendini sevme ve yönetebilme yetisi ellerinden alınan Kürdler kendilerine olan özgüveni yitirdiler ve bu nedenle de daima ikinci adam olmayı ve başkalarına hizmet vermeyi tercih ettiler.

Fransız devrimi ile beraber dünyada alevlenen milli hareketler Kürdleri uyandırıp harekete geçirmiş olsa bile, ya da harekete geçirdiği halde işgalcilerin böl ve yönet politikaları milli bir hareketin başarıyla sonuçlanmasına engel oldu. Her özgürlük girişimde sömürgeciler hareketi içerden vurdular, yani bölüp yönettiler. İşgalciler, Kürdler bir örgüt kuracaksa, onu da biz kurmalıyız mantığıyla hareket etti. Geriye dönüp baktığımızda başarısızlığımızın ve iç çatışmaların sebeplerinden biri de budur diyebiliriz. Yani İran, Irak ve Turkye’deki örgütlenmelerin tümünde sömürgecilerin ve efendilerinin karanlık ellerinin olduğunu görürüz. Durum böyle olunca ayrışma ve çatışmalar da kaçınılmaz oldu.

70’lerde YNK-KDP arasında yaşanan kanlı çatışmaları, 90’larda PKK-KDP arasındaki çatışmalar takip etti. Dün silahla çatışan Kürdler, bugün basın üzerinden psikolojik savaş yürütüyorlar. Taraflar, ancak kendileri iktidar olurlarsa eğer, özgür bir Kürdistan olsun istiyorlar. Yani çatışmanın esas nedeni iktidarı paylaşmama arzusudur. Böyle olunca ulusal değerler örgüt, parti ve lider popülaritesine kurban edildi / ediliyor.

Nitekim, PKK başta Kurdistan’ın bağımsızlığı ve özgürlüğünü savunurken liderinin tutuklanıp rehin alınmasıyla birlikte Turkiyeci bir siyaset yürütmeye başladı. YNK, Talabani’nin sağlık sorunuyla senaryo dışı kalmasını hazmedemeyerek KDP’nin bağımsızlık girişimini onaylamadı ve anti-kürd bir tavırla sömürgecilerin çıkarlarına uygun davrandı.  KDP ise milli muhafazakar duruştan ödün vermiyor, ancak karşıtlarıyla ortaklaşma, ortak müştereklerde buluşma konusunda da başarılı değil, denebilir.

Üzücü olan, sol cenahta yer alan örgütlerin enternasyonalist kompleksle dünyanın kurtuluşunu Kurdistan’ın kurtuluşuna tercih ediyor olmalarıdır, yani önceliği örgütsel ütopyalarına verip Kürdistani değerleri amaç dışı kullanmalarıdır. Bu anti-kürd örgütlenme anlayışı da ayrışma ve çatışmanın sebeplerinden biridir, diyebiliriz...

2-Bağımsız Kürdistan bir hayal değil, bir realitedir, yani tarihi veriler ve günün koşulları bu beklentiyi oluşturuyor ! Nitekim batı dünyasındaki eğilim ve beklenti de bu yöndedir.

Dünya medeniyetine öncülük yapan, yani tarihi bağları ve temelleri olan bir halkın arzusudur, bağımsızlık. Ancak bunun gerçekleşmesi için Kürdlerin sağ ve sol dezenformasyondan kurtulup psikolojik olgunluğa ulaşması gerekir, aksi taktirde kimse bu hakkı Kürdlere vermez. Dünyada sayıları 200 ü aşan devletler var, hangisine “gel sana bağımsızlık verelim...” denmiş ki..?

Öncelikle bu arzunun olgunlaşması gerek, sonrasında da toplumsal irade beyan edilmelidir. Bu arzunun gelişmesi ve iradenin oluşması için de milli bilinç geliştirilmeli ve sömürgecilerin hipnozundan kurtulmalıyız. Yani, bağımsızlığa giden yol milli bilinçte, millileşmekte yatar. Aksi takdirde devşirilmiş zihin ve siyasetlerle hedefe varılmaz, devlet olunmaz..!

 

*****

Fuat Önen (Rêzdar Fuat Önen’i “Türkiye, bir devletin adıdır, bir ulusun ya da vatanın adı değildir. Bu devletin vatandaşlarından bir ulus, egemenliği altındaki topraklardan da bir vatan yaratmaya çalışmak kolonyalizmdir ve 90 yıllık TC pratiğinin özü de budur” cümlesi ile tanıdım. Geç tanıdığım için üzgünüm):

1a-Her dış mücadele aynı zamanda bir iç mücadeledir. Ulusal Kurtuluş mücadelelerinde iç mücadeleyi, alt-iktidar ya da iç-iktidar mücadelesi olarak isimlendirebiliriz. Bu iç mücadeleyi olağan karşılamak durumundayız. Dışa karşı mücadelede iç mücadeleyi tatil çağrısı anlaşılabilir bir iyi niyet çağrısı olsa da gerçekçi değildir ve siyaset dünyasında bunun karşılığı yoktur. Yurtseverlik bu iç mücadeleyi, dış mücadelenin önüne çekmemek, alt-iktidar mücadelesinin, ulusal iktidar mücadelesini tahrip etmesine fırsat vermemektir de. Bu mücadeleyi birlikte yaşama hukuku zemininde ve asla şiddete başvurmadan sürdürmek gerekir. Kürdistan’ın parçalanmışlığı bu iç mücadeleyi katmerli bir hale getirmektedir.

b-Diğer taraftan iç mücadele olarak görünen mücadele aynı şekilde dışarının içimizde süren mücadelesidir. “Kürtler arası mücadele” her zaman işgalcilerin, bölgesel, küresel güçlerin kendi aralarındaki mücadelelerinin ve Kürdlere karşı sürdürdükleri mücadelenin bir devamı yansıması da olmuştur aynı zamanda. Sasani-Bizans, Emevi-Bizans, Emevi-Sasani, Selçuki-Bizans, Osmanlı-Safevi, Rusya-Safevi, Rusya-Osmanlı ve nihayet Dünya savaşları bunun örnekleri ile doludur. Yakın-Doğu’nun merkez ülkesi Kürdistan dış savaşların cephesi olagelmiş ve bu savaşlarda iç birlikten yoksun, savaşan taraflar arasında ve çoğu zaman onlar adına sürdürülen iç savaşlara konu olmuştur.

c-Esas olarak yukarıdaki nedenlerin yol açtığı günümüzde de süren iç mücadele (çatışma riskini de barındıran) PKK-PDK ile sınırlı değildir ve örneğin YNK bu çatışmada bölünük de olsa taraftır. Önü alınamazsa Kürdistan’ın her dört parçasındaki siyasi aktörleri de içine çekme potansiyeli olan bir mücadeledir. Bu kavgada PKK’yi ve onun kadar olmasa da PDK’yi de yekpare görmemek lazım. Örneğin PKK cenahında PDK’ye karşı son derece çatışmacı ve saldırgan bir dilin yanında, sağduyulu, çatışmayı reddeden seslerin varlığı da önemlidir.

2– ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Bağımsız Kurdistan’a varmanın yolu’ yoktur. Ama örgütsel çıkarlarla beraber Bağımsız Kürdistan’a varmak mümkündür. Devletleşmek milletin birlikte yaşama hukukunun resmileşmesi ise, milli kurtuluş mücadelesi de bu hukuku önceden içselleştirmiş siyasi örgütler üzerinden verilir. Kürdistan halkında olan ve maalesef Kürdistan’ın siyasi örgütlerinde gelişkin olmayan bu hukukun geliştirilip güçlendirilmesi gereklidir. Güney Kürdistan’da parlamento ve son kurulan milli hükümet henüz bu hukuku istenen seviyeye getirememiş ve partiler üstü stratejik bir akıl oluşturmamışsa da önemli bir gelişmedir. Diğer parçalarda kurulacak de-facto parlamentolar birlikte yaşama hukukunun cisimleştiği kurumlar olarak düşünülmeli ve gerçekleşmelidir. Ulusal Kongre bunun tüm Kürdistan’a yayılması olacaktır. Bunun önünde ciddi engellerin varlığı açıktır. Ancak işgalcilerin “biz”deki devamları aşıldığı ölçüde başarmaya mahkum olduğumuz bir hedeftir.

 

*****

 

Helwêsta netewî

Gabar  ÇIYAN (Rojnamevan Gabar  Çiyan, ji bajarê dîrokî li bakurê welêt, Darê ye. Li Stockholmê dijî. Hejmarek pirtûk nivîsî ne. 10 salên dawî bi karê mafê mirovan mijûl dibe. Gelek nivîsên wî di medya kurdî de belav bûne. Niha di rojnameya rojaneli Amedê, "Tigris"ê de dinivîsîne):

Hetanî berî niha bi demek e kin, beşek ji niqaşên medya kurdî û ya biyanî li ser rewşa erênî ya pêşketinên li Kurdistanê bûn. Qala avabûna dewletek Kurda dikirin. Referandûma li başur, pêşketinên kantonên li rojava û qonaxa aştiyê li bakur hêvî û heyecanek mezin dida. Pêşketinên li herêmê û niqaşên medya, ji aliyê gelek welatan û yên cînar ve dihat dîtin û şopandin.

Di heman demê de  çend bûyerên giring dibûn:

1. Di Hezîrana 2014 an de, Îran û Turkiyê ji bo peymanek stratejîk dest dane hev. Rêvebirên istixbaratê û hejmarek ji wezaretên giring yên herdu dewletan, pêşî li Îranê paşê li Turkiyê li ser bendên peymanê xebitîn û pejirandin. Pirs, di medya Turkiyê û Îranê de bû cihê niqaşê.

Tecrûbeyên netewa me ji peymanên mîna Sadabadê hebû. Mafê me Kurda jî, lê hûrbûn, nêrîn û nêzîkbûna bi şik û şuphe li peymanê hebû. Lê mixabin e ku, lihevkirina wan ya nû bala me Kurda zêde nekişand.

2. Di Gulana 2014 an de, Turkiyê, qanûnek giring ya hêza îstixbaratê da guhertin. Guhertina qanûnê, bi hêsankirin û sûdgirtina qonaxa aştiyê di nav hêza PKK û dewleta Turkiyê ve hate girêdan. Qanûn mecalê dide hêzên îstixbaratê ku, bêyî tirsa hesap dayîn û dadgehkirinê, li xelkê guhdarî bikin, li ser navê dewletê, li welêt û derveyî welêt xebatê bikin. Guhertin, rê li ber medya û dadgêran, ji bo ra çavkirin, lêkolîn û lêpirsînên li dijî endamên îstixbaratê, dide girtin. Berpirsên îstixbaratê, serokwezîr (serekomar) tê nîşandan.

Helwêst û kirinên îstixbaratê ya li dijî bidestxistin û serkevtinên Kurda, diyar e. Ev rastî nehat dîtin. Nûnerên Kurda di parlamentoya Turkiyê de û organîzasyonên netewî, li dijî guhertina qanûnê muxalefetek xurt nekirin. Li ser pirsê lêkolîn û niqaşên pêwîst nebûn.

3. Şik û şupheyên hene diyar dike ku, hêzên Malîkî, li ser xeta Musilê  çavên xwe ji hêzên "DI"yê-Dewleta Îslamî re girtin. Leşkerên "DI"yê ketin Musilê û  çekên dewletê yên giran bidest xistin. Êrîşî devera Ezdiya kirin. 

Qelsiyek cidî ji awira perwerdekirina pêşmergeyan derket holê. Her wisa ji aliyê  çek, ewlekarî û istixbaratê jî kêmasî hebûn. Ne tenê devera Ezdiya, lê belê parastina Hewlêrê jî dibû cihê niqaşê.

4. Li bakur qedexekirina dibistanên Kurdî, hişkbûna wezareta navxweyî li Turkiyê li dijî Kurda, ne beşek ji planê, lê mîna pirsgirêkek nû tê nîşandan.

Encam: Niqaş û hêviyên dewletek serbixwe ma carek e din. Kurda, dîsa di parlamentoya Iraqê de cî girt. Eşkere an sergirtî, alîkarî û piştgiriya "DI"yê tê kirin. Li bakur qonaxa aştiyê, li başur sînorên Herêma Kurdistanê û li rojava kantonên azad xistine bin êrîş û tehdîdê. Kurdistan, ji sê aliyan ve kirin qada şer. Kurd, li ser xaka xwe, dîsa hatin qirkirin, bûne ko çber û penaber.

Neyarên Kurda di tedbîrên xwe de, yek bi yek, anjî bi hevre birêkûpêktir dixebitin. Her carekê Kurd nêzî hedefa xwe dibin, planek nû pêk dihênin. Aliyên me yê qels nas dikin û brînên nû di laşê me de vedikin.

Buyerên pêk tên û bendên li jor hatine nîşandan, bi giştî beşek ji planên têkbirina Kurda ne. Armanc, biderengxistina hêvî û daxwaziyên Kurda ye û qelskirina hêz û helwêsta netewî ye.

Plana vê carê bi destê "DI"yê tê pêk dihênin. "DI" versiyonek nû ji îslamiya neteweperest ya ereba ye. Ji bo ku Kurd li herêmê nebine xwedî statuyek siyasî,  çi pêwîst be têne kirin, dikin.

Hetanî per çeyek rizgar nebe, nebe endamê Netewên Yekgirtî-NY, qedera Kurdên hemu per çeyan bi hev girêdayî ye. Neyar pere çeyekê bikin taştê dê yê din bikin firavîn û şîv. Girêdana bi helwêsta netewî şert e. Divê hurmeta hêzên netewî ji hev re baştir, têkilî û hevkariya hêzên  çekdar li dijî planên neyaran xurtir bibe.

 

*****

 

H

Hamid Omeri (Em Rêzdar Hamid Omeri bi nivîsên wî nas dikin. Niha nivîskarê malpera ilkehaber e. Gorî nêrîna me ramanên wî ji serî heta binî Kurdewarî ye) :

Silav Kek H. Shamil. Te gotibû du paragraf, min jî fikr û ramanên xwe di du paragrafan de anî ziman. Bawer im hinek dirêj bû lê bi rastî ev birîn her wekî ku cenabê te ji min çêtir dizane kûr e lewma zû bi zû der nabe. 

 
Silav û rêz. 
Hamid Omerî
 
"Safewî û Osmaniyan wek hêzên global yên berê li hevûdin kirin û li ser xaka kurdan sînoran kişandin. Îngîlîz û Frensiyan jî bi Sykes-Picotê bingeha sînorên ku ji aliyê Cemiyetî Eqwam hatin misogerkirin berê xêz kiribûn. Lewma her çiqas di xeyala her kurdekî de Kurdistaneke yekpare hebe jî eger em bi awayek reelpolîtîk li meseleyê binêrin rewş cuda ye. Em qala destaneke epîk nakin çimkî digel ew qas serîhildanan em qala bindestiyeke dawîlênehatî dikin. Di rastiyê de her çiqas Kurdistanek di nav rih û mêjiyê kurdan de hebe jî ev welat, mixabin bi awayek mîtîk e jî û bivênevê wek welatek “xeyalî” ye û dabeşkirî ye. Ya ku ne xeyalî ye mêtingerî ya li ser her çar perçeyên vê Kurdistanê ye. Vêca mes’eleya muhîme ya ku pûrta serê mero radike ev e ku ev dewletên ku welatê kurdan li hev parî kirinin bi awayek xwedêgiravî muttefîk û hevalbendê kurdan jî tên qebûl kirin. Ne tenê ji derve ve ji aliyê kurdan ve jî ev wiha tê dîtin. Siyaseta kurdan bi gellek numûneyên xwe çi li jor çi li jêr bi awayek beloq vê rastiyê nîşan dide. Ev hevalbendên kurdan bi siyastên xwe yên stratejîk di nav kurdan de nahêlin derfeta lihevkirin û hevbendiyê çê bibe. Çimkî mêtingerên Kurdistanê bi siyaseta xwe naxwazin beşek ji welatê wan ku di rastiyê de ew beşa ku dibêjin ya me ye perçeyek Kurdistanê ye; ji wan bê stendin. Kurdistanê wek axa xwe dibînin û bi vê dîtinê daxwazên kurdan ji bo xwe wek talûke dibînin. Lewma her tiliya van mêtingeran di nav siyaseta ku ji aliyê kurdan ve tê meşandin de ye. Li hemû beşên Kurdistanê ev rewş heye. Ji ber vê manîpulekirina serdestan kurd carinan bi serê ziman qala biratiyê bikin jî weka ku kîlîdek li ser zimanê siyaseta wan be qala hevkariyekê bo kurd û Kurdistanê mixabin nakin. Li gor qenaeta min li Kurdistanê hebûna partiyên ji hev cuda bo kurd û Kurdistanê ji bo demokrasî û aşîtiyê dewlemendiyek e. Çimkî bes bi partiyek siyaset jî nameşe welat û fikr  jî bi pêş nakevin. PDK û PKK jî ji van hêz û partiyan in û li Kurdistanê hêz û partiyên herî sereke û herî xurt in. 

PDK ya Mele Mistefa Barzanî di nav hemû partiyên kurdan de ya herî bi tecrûbe ye. Bi riya siyaseta ku li başûrê Kurdistanê hatiye meşandin îroj Kurdistaneke Federal heye û ji bo Başûrê Kurdistanê qala serxwebûnê tê kirin. Divê di vî warî de digel hemû kêmasiyên wê heqê PDKê bê teslîm kirin ku hesta serxwebûnê ji bo kurdan nêzîktir û pêkan kiriye. Bi vê derfetê re niha li başûrê Kurdistanê hukûmetek heye û bi dewletên din re bi awayeke fermî ji bo berjewendiyên Kurdistanê peymanan îmze dike. Ala Kurdistanê li wir li ba dibe û ji bo derûdora xwe û ji bo gellek hemwelatiyên dewletên biyanî ew Kurdistan cih û wareke bi ewle tê pejirandin. PKK e jî yek ji partiya girîng ya Kurdistanê ye. Bi milyonan destgir û hezkiriyên wê henin. PKK ê jî ji bo serxwebûna Kurdistaneke hevgirtî  û yekpare dest bi şer kir. Bi hezaran şehîdên vê partiyê ku ji bo serxwebûna Kurdistanê canê xwe dan henin. Lê belê îro di siyasete ku bi îşareta pêşengên vê partiyê tê meşandin de ew Kurdistana ku ji bo wê çek hat hilanîn û can hatin fêda kirin wek xeyalek jî xuya nake. Çimkî di vê siyasetê de serxwebûn ji bo Kurdistanê nehewce û wek xeta tê dîtin. Lewma li gor destpêkê siyaset û daxwaza PKK ê ya îro ji bo gellek kurdan xeyalşikestinek e. Çimkî qal û behs êdî ne serxwebûna Kurdistanê ye. Hemû mes’ele bihevrejiyaneke demokratîk ya li ser sînorên diyarkirî yên Mîsak-i Mîllî û Tirkiyeyê e. Bi raya min bersiva pirsa cenabê te di vir de xuya dike: Siyaset û stratejiyên her du partiyên ku tu qal dikî li hev nakin. Partiyek qala serxwebûnê dike partiya din serxwebûnê ji bo kurdan wek talûke dibîne. Îjar her wekî ku min li jor jî destnîşan kir eger tiliya mêtingerên kurdan jî ji çar aliyan ve bi awayek çi di bin kontrolê de çi ne di bin kontrolê de di nav siyaseta kurdan de be û wan li gor stratejiyên xwe yên qirêj manîpule bike bi rastî derfeta lihevkirina partiyên kurdan zehmet xuya dike. Hêvî û daxwaza hemû kurdan ev e ku partiyên kurdan her çiqas fikrên wan ji hev cuda bin jî ji bo Kurdistana “xeyalî” rasteqîne bibe li ser xalên bingehîn li hev bikin. Niha em çiqas bixwazin jî di demek nêzîk de ev mumkin xuya nake. Kesên ku vê daxwazê dikin helbet li her çar parçeyên Kurdistanê henin û hewla wan jî ev e lê  di şerê li dij DAÎŞê de jî xuya bû ku di nav partiyên kurdan de ligelhevbûn karekî zehmet e. Hêvî û daxwaza min ev e ku kilîda li ser zimanan rabe û partiyên kurdan ji bo berjewendiyên kurd û Kurdistanê bibin hevkarê hev."

 

*****

Haydar Işık (1937 yılında Dersim'in Nazimiye kazasında dünyaya gelen Haydar Isik, Mus'ta, Nazimiye ve Pülümür'de köy öğretmenliği yaptı. Ekim 1974 yılında Almanya'daki göçmen çocuklara öğretmenlik yapmak üzere gönderildi. Askeri Faşist Cuntanın 1982 yılında vatandaşlıktan atarak mal varlığına el koyduğu Isik, Almanya'da yasamak zorunda bırakılan on binlerden biridir. Özgür Politika, rojevakurdistan, gomanweb vs. gazete ve sitelerde da köse yazarlığı yaptı / yapıyor. Almanca'dan çevirdiği kitapların yanında Almancaya çevrilen bir çok romanı vardır. Uzun bir araştırma sonucu yazdığı  «Şerkoy’dan Sultan Selahaddin Eyyubi ‘ye» romanı yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır):

  1 - Kürtlerin birbirlerine düşmanca eleştirileri, düşmanı güçlendirir. Fakat biz Kürtler daha derli toplu ulus bilincine varmadığımız için, bir de sömürgeci ırkçı devletlerin bölen, küçülten, ayrımcılık yapan tavrı ve her türlü dezenformasyonu, halkımız gibi örgütlerimizin de birbirine karşı davranışını belirleyebiliyor. Ulus bilinci almış bireyler düşmanın tavrını görür ona göre davranış gösterir. Ancak realite çok ırakta. Eğer her parti kendi güvenlik gücünü kuruyorsa, bu ne anlama gelir? Her parti iktidara gelmek istediğine göre, kendi parti devletini kuruyor demektir. Buna bakınca Güney Kürdistan'da üç devlet veya üç emirlik var. Nisan ayında bizzat müşahede ettim. Hüzün verici bir tablodur. 1996 yılında Münih Yahudi Cemaati 2.Başkanı, eğer Kürtler yerine biz olsaydık, çoktan devletimizi kurmuştuk, demişti. Durum böyle olunca ve Güney ekonomik ve sosyal ve siyasal alanda TC'nin avucunda girince, (Dünyaya açılmanın başka yolu yok da ondan diyorlar, ama bu tarz söylem kolaya kaçmak demektir.) soydaşlarımızın ben defakto devletim, bağımsız olacağım vs söylemleri havada kalıyor. PKK, güneyin devlet olmasına karşı değil kanısındayım, hatta desteklediğine inancım var. PKK, genelde kendisini Türkçe ifade etse de ulus bilinci gelişkin bir örgüttür. PKK olmasaydı ne Kuzeyde, ne Güney, ne Rojava, ne de Doğuda ulus bilinci gelişmezdi. PKK ile KDP'nin yan yana gelmemeleri modern halkların koalisyona yatkınlığının olmamasındandır. Bir de KDP uluslararası kabul görürken, PKK terörist görülmesi sanırım önemli ikinci faktördür. Aslında Kürtlerin buradan soruna asılmaları gerekirdi. PKK, terörist bir hareket değil, deyip uluslararası güçlere sinyal verilmeliydi, verilmelidir. Bavyera İçişleri Bakanı Beckstein 1996 da bana Kürt liderler ile görüştüğümde PKk’nin terörist olduğunu söylüyorlar, demişti. Bunu diğer aymaz marjinal Kürtler de söyledi. PKK'nin Kürdistan'da geniş tabanı olması KDP'yi adeta huzursuz etmiş göründü. Oysa Kürt ulus devletini kurmaya çalışan KDP'nin, PKK'yi dışarda bırakma çabası, ulusal düşünmekten oldukça uzak bir tavırdır. KDP bu konuda dost ve düşman seçmede yanlış yaptı ve sonuçlarının ağır olacağını anlamadı. PKK, Sayın Barzani'nin başkanlığında ulusal kongreye razı olduğu halde, maalesef henüz hayata geçmedi. Sonra Şengal soykırımı öncesi Rojava'ya ambargo uygulama, hendek kazma vs ulus devlet kurmak isteyen Barzani için yapılmaması gereken durumlardı. Şunu açıklıkla ifade etmek isterim ki, artık KDP ile PKK'nin geçmişteki gibi silahlı karşıkarşıya gelme durumu geride kaldı. 1992 de onlar savaşırken, Alman arkadaşlarımla Duhok yakınlarına 3 köye okul yaptırdık. Rahmetlik Şexo Dirlik, ‘Hoca yapma bu para bize silah olur döner’ demişti. Ama sonunda o da ikna olmuştu. Bugün bu iki ulusal güç her nekadar harmonik yakınlık içinde olmasalar da, düşman değiller, düşman olamazlar. Gerilla ile peşmergenin omuz omuza Sunni İslam barbarlığına karşı mücadelesi halkımıza moral verdi. Ancak Êzîdî halkımızın korumasız bırakılması Peşmergenin alnında kara leke olarak kalacaktır. Birinci sorunuza yanıtım, sonuç olarak bu iki Kürt ulusal gücü arasında bir çatışmanın olmadığı ve olmayacağı yönündedir.

2- İkinci sorunuza gelince, örgütsel çıkarları önde tutmak, Kürt toplumu için bir zehirdir. Kandil'dekiler bunu aşmış, geniş düşünen hevallerdir. Ancak Avrupa'yı izliyorum ve görüyorum ki, küçük düşünülüyor. Bir de marjinal Türk efendilerin yanlış yönlendirmeleri, Kürt ulus bilincini çarpıtmaları sürmektedir. Solcu geçinen bu kesimler PKK ile KDP arasında derin hendeklerin açılması için ellerinden geleni yapıyorlar. PKK, Avrupa'da terör listesine girdiği için, (burada ifade etmeliyim ki, TC şahsımı da terör listesine koydu,) KDP'liler ve diğer bazı Kürt kurumları onlarla harmonik diyalog sürdürmüyor, hatta uzak duruyor. Avrupalı devletlerin onlara verdikleri devlet yardımını kaybetme korkusu var. Ancak partiler ve örgütler gelip geçicidir, önemli olan halkın öz gücüdür. Bugün bu iki gücün yapması gereken, Kürt halkının ulus çıkarlarını önde tutup özgürlüğe götürmek olmalıdır. Güneyde bir Kürt devletinin kurulmasını sağlamak olmalıdır. Böyle bir devletimiz veya bir Kürdistan Ulusal Kongresi gerçekleşmiş olsaydı anında Birleşmiş Milletler harekete geçirilir, Ezidi halkımızın soykırımı engellenirdi. Kürtlerin etrafı barbar sistemlerle çevrili olunca ve milletleri de sistemlerini kutsarlarsa, Kürde hayat hakkı bulabilmek için bir ulus devlet kurması artık kaçınılmazdır. Kurmamak kanımca sömürgeciliğin sürmesi demek olur. Kürt halkının yükselişi muazzamdır. Toplumumuzdaki sosyal ve politik patlama halkın geriye adım atmayacağını açıkça göstermektedir. Kürt halkının insanlık güneşi altına çıkmak için ortaya çıkardığı büyük enerjiyi bütün dünya saygıyla izlerken, sömürgeciler telaş içindedir.

 

*****

Hasan Bildirici (Kuzey Kurdistan’da son on yıllarda gelişen ve pekişen KÜRD BASINI’nın en kıdemli ve özgün duruşa sahip gazetecilerinden olan Hasan Bildirici çok sayıda sevilen romanların da yazarıdır.

12 Eylül’de tutuklanarak 12 yıl hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra İstanbul’da Melsa yayınevini kurup, geliştirenlerden oldu. Daha sonra Özgür Gündem gazetesinde yayın sorumluluğu yaptı. İlk Kürd bağımsız yayın organlarından olan kurdistan-post.com’un uzun yıllar genel yayın yönetmeni oldu. Şuan rojevakurdistan sitesini yönetiyor.

20 yıldan fazladır sürgünde yaşıyor):  

  “1). PDK-PKK çatışmasının / ağız dalaşının neden(ler)i nedir?

Cevap: Siyasi hakimiyet savaşlarının, dinsel hakimiyet savaşlarından bir farkı yok. Değişen sadece araçlar ve çağ. Dinlerde Tanrı, siyasette partiler ve önderler var. Dinler de ihtiyaçtan doğmuştu, partiler de... Hakimiyet savaşını başka uluslar Kürtlerden daha şiddetli yaşadılar. Türklerin Selçuklu’dan başlayarak, Osmanlı’da süren ve daha sonra TC’de devam eden ulus içi çatışmaları biliniyor. En son Gülen Cemaati ile AKP birbirine girdi. Bundan kısa bir süre öncesine kadar 45 Türk generali tutukluydu. 1950’li yıllara kadar Türkiye tek partiliydi. Almanya’da Hitler döneminde bütün partiler yasaktı. Kuzey Güney savaşında Kuzey Amerika, Güneye diz çökertti. İtalya, Portekiz ve İspanya faşizmleri vardı. Stalin, sadece komünist partisinin serbest olduğu Sovyetler Birliğinde, Komünist partisi merkez komitesinin yüzde doksanını katletmişti. Parçalanmış Kürtler ve Kürdistan, siyasal hakimiyet kavgasını başka ulusların terk ettiği noktada yaşamaya başladı. Kürtlerin bir de dört parça olmak gibi bir dezavantajı var. Her parça kendi çıkarı için kurduğu ilişkilerle ötekisini hırpalayabiliyor. Kuzeyde sıkışan PKK, Güney’de alan arayabiliyor ve tutuyor. Güney, sömürgeci ülkelerle, Kuzeyin ve Doğu’nun siyasal iradesini yok sayan bazı ilişkiler geliştirebiliyor. Rojava’daki olumlu gelişmeleri, Güney siyaseti hazmetmeyebiliyor. Siyaset sonuçta Tanrı işi değil, insan işi. Hırslar, çıkarlar, eskiye dayanan hesaplar, kurulmuş farklı ilişkiler bu çatışmalarda başat rol oynayabiliyor. Kim haklı kim haksızdan ziyade, PKK ve KDP arasında silahlı bir çatışma yaşanırsa, bu çatışmanın kazananı ve itibarlısı olmaz. Zaman eski zaman, dünya eski dünya, Kürt halkı eski Kürt halkı değil... Kürdistan’ın dört parçalı şimdiki yazgısı nereye gider şimdilik tam bilemiyoruz. KDP ve PKK arasındaki tartışma ve gerilimleri çok abartmamak gerekiyor. Tartışsınlar, gerilsinler, ama ileri bir noktada buluşsunlar.

2-‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

Örgütsel çıkarlara hayır deneceğine, KDP ve PKK’yi beğenmeyenler, bağımsızlık konusunda tutuk ve kararsız bulanlar, Bağımsız Kürdistan Hareketini kurmalıdırlar. Hali hazırda toplumların kendilerin ifade edecekleri siyasal kurumların ötesinde elde başka bir araç yok. Bağımsızlığı savunan çok, ama partisi yok. Bunu özellikle Kuzey Kürdistan için söylüyorum. Aynı ulusun parçaları olsak da, Kuzey ve Güneyi ile farklı ülkelerin vatandaşlarıyız. Sistemlerimiz de farklı. İki parça birleşir veya birleşmez, Güney hakkında her istediğimi söyleme hakkını kendimde bulamıyorum. Ancak kuzeyde samimi bir bağımsızlık akımı yok. Daha çok PKK’nin zaafları üzerine tertiplenmiş veya düzenlenmiş bir muhalefet var ki, fazla bir etkisi yok. Kuzey Kürdistan’da şu an en çok ihtiyacı duyulan, “Kuzey Kürdistan bağımsızlık hareketi” dir ki, ortaya çıkacak ciddi bir grubun, eğer komplo ve saldırı girişimlerini atlatırsa, Kuzey Kürdistan’da etkili bir güç olacağı kesindir. Söz önemlidir, ancak ulusal mücadelelerde eylemini bulmamış söz etkisizdir. Bireyler bazında bir bağımsızlık enflasyonu yaşanıyor, alıcısı ve eylemcisi olmayan özürlü bir bağımsızcılıktır bu. Türk sistemi ciddi bir zaaf yaşadığında veya bir araya gelemeyecek şekilde dağıldığında, PKK güçlerinin Kuzey Kürdistan şehirlerine tıpkı Rojava’daki gibi hakimiyet sağlayacağından kuşku duymamak gerekir. PKK’nin bu atik durumu, Kürt ulusu için önemli bir avantajdır ayrıca.  

 

*****

Hüseyin Akıncı (Ulusalcı görüşleri ile bilinen Kürd yazarıdır. Yazıları özellikle son yıllarda peryodik olarak Kurdistan basınında yayınlanmaktadır.) :

1). Genel anlamda Kürtler arası çatışmaların bir bütün olarak gündemden düşmemesinin birçok nedeni var. Örneğin Kürt halkının yaşadığı coğrafyasını ablukaya almış sömürgeci denilenlerin mevcudiyeti PDK -PKK gibi iki güçlü Kürt hareketinin (çatışması) yani çelişkileriyse, her iki kesiminde kendi varoluşlarıyla şekillenen dünyaya bakışları ve bu bakışları paralelinde geliştirdikleri ittifak yaklaşımları gibi, dolayısıyla dünyaya baktıkları penceresinden en iyi düşünen benim ve benle olacak bir dünya güzeldir. Aksi ise kıyametin kendisidir; tufandır, virandır mantığının egemen bir şekilde devrede oluşudur. Kürt siyasal hareketi ya da hareketleri, kendi doğrularıyla şekillendirilen siyasi benciliklerinden kurtulmadığı sürece Kürt halkının temel çıkarlarına merhem olma ihtimali çok ama çok cılızdır ve hep cılız kalacaktır. Velhasıl kelam Kürtlerin ulusal demokratik talepleri kendince ve kendi ideolojik dünyanın argümanlarıyla yorumlayarak çıkartıldığı sonuçları yaşıyoruz bence. Dolayısıyla Kürt halkının demokratik, ulusal temel hakkaniyetleriyle yürütülüp şekillendirilmesi gereken ulusal mücadeleyi ne yazıktır ki ideolojik dayatmaların buharıyla ormanı sulandırmaya çalışılıyor.

2) Olmaz olur mu, tüm eksik yönelişlerle birlikte ve özelikle de Kürt halkının tepesine yağdırılan barbarlıklara rağmen Ortadoğu’daki gelişmeler Kürtlerin genel ve temel çıkarlarına göz kırpmaya devam eden bir süreç söz konusudur. Tarihi süreçlerde, biz Kürtlerin kendi yanlışlıklarımızla yanlışlıklar mezarlığına çevirdiğimiz Kürdistan’ın özgürleştirmesini Kürt halkının önüne çıkan fırsatlarla özgürlük çiçekleriyle aksi bir dönüştürme mücadelesine ihtiyacımız vardır. Kürt halkı gibi mazlum bir halkın varoluşuyla ortaya çıkan hak ve hakkaniyetlerinin üzerine çökmüş olan en ağır çöküşten kurtulmak, Kürt siyasal hareketlerin partisel bazdaki çıkarcı ağırlığın altından biran önce çıkmak… Kürt halkının hakkaniyetleri gibi can alıcı sorunun tüm boyutları ortadayken ve özelikle de bireysel bağımsızlığın bile geliştiği böylesi bir cağda, PDK ve PKK gibi çok aktif iki gücün denetimlerindeki medya araçlarıyla ve özelikle de diğer birçok siyaset kurumlarıyla bir birbirlerine karşı güç ve hâkimiyet kurmaktan vazgeçildiği sürece… Ya da olan bitenleri kendi örgütsel çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye dönüşmesi için ellerinden gelen her yolu denemekten vazgeçildiği sürece…

 Velhasıl kelam, ulusal demokratik talepler mücadelesinin özünde yatan özgürlük ideali ve bu ideal uğruna inanılması güç olan bedel ve kayba uğramış insanlarımızın değerlerine değer biçmeye alıştığımız anda niye olmasın? Kürt ulusal demokratik projelerinin ilk versiyonun ulusal birliği hayata geçirebilecek ulusal projelere ağırlık verme başladığımız an neden olmasın? Ya da Kürtler açısından en tarihi ve soylu görevin Kürtlerin birliğini sağlamaktır özgüvenin geliştiği an itibariyle olmaması mümkün mü? Ortadoğu’da yıkılacak duvarların altında kalacak PKK ve PDK’den ziyade topyekûn Kürt halkının olacağından emin olacak bir düşünselliğin, Kürt siyasi beynin merkezine oturduğu andan itibaren niye olmasın? 

*****

 

Hüseyin Turhallı (Canını, ailesini, malını devletini Kurdistan'a kurban etti. Yarınamadı. 'Yarınma' derdi olmayanlardandır. Kurdistansızlık anasını ağlattı. Ama direnişe devam deyip göz yaşı dökmeyenlerdendir ):

1-PDK-PKK Çatışmasının nedeni nedir?

Çok zor bir soru. Tarihsel, örgütsel ve şahsi yönleri var.

Tarihsel açıdan 1982-83 yıllarında ki Lolan pratiği sürecinde KDP’nin “ Erzak ve lojistiğiniz bizden” diyerek ARGK gerillalarını aç bıraktırma biçiminde gelişen olayda 200 civarında gerilla az miktardaki unu üç ay boyunca meşe baltitlerine (berru) karıştırarak yaşamlarını devam ettirmiş. Bu açlıktan ve sefaletten çoğunun derileri dökülmüş, hastalığa yakalanmış, yaşamını yitirenler de olmuştur. Bu olay, güçler arasındaki güvensizliğin kaynağı olmuştur.

PKK bu olayı KDP-TC ilişkilerine bağlamış. Ki bence doğruluk payı yüksek bir belirlemedir.

1991’de yaşanan büyük güç sırasında KDP ve YNK darmadağın olurken PKK silah toplayarak güç kazandı ve ardından Botan-Bahdinan Savaş Hükümeti diye bir şey ilan etti. Güney Kürdistan Parlamentosunun kurulmasından sonra PKK Güney Kürdistan üzerinde ağır bir ambargo uyguladı ve bilinen 1992 Güney savaşı felaketi yaşandı.

O süreçte güçlerin başında Cemil Bayık vardı. Cemil Bayık, yaşanan o büyük hezimeti hazmedemedi. Kanaatince o aşamadan sonra Cemil Bayık olayı politik olmaktan çıkarıp bireysel hesap meselesine indirgedi.

1995’te KDP ile yaşanan çatışmada ise Yıldırım Taburlarının başında Ali Haydar Kaytan bulunuyordu. 2 bin Peşmerge ve yüzlerce gerillanın can verdiği bu çatışmada felaketin eşiğinden dönüldü. Bu nedenle başta Ali Haydar Kaytan olmak üzere PKK üst düzey yöneticilerinin bu olayı bireysel hesap meselesine dönüştürdüklerini düşünüyorum.

Yine 1997’de Zap Cumhuriyeti denilen bir olgu gündeme getirildi. KDP-TC ortak operasyonu sonucunda tam bir felaket yaşandı. O süreçte de PKK güçlerinin başında Cemil Bayık bulunuyordu. 92-97 ile birleşince artık bu önü alınmaz bir öfke ve kine büründü. Sonrasında da süreç benzer biçimde devam etti.

Sıralayabileceğim daha onlarca neden var. Sonuç olarak tarihsel nedenlerden kaynaklı bireysel hesaplaşmanın KDP ve PKK uzlaşmazlığında önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum.

Bu nedenle taraflar tarihi süreçleri bilince çıkarmadan birbirlerini kabul edecek duruma gelemezler.

Kuşkusuz hedef farklılığı ve belirsizliğinin de bunda azımsanmayacak payının olduğunu söylemek de gerekiyor.

2- Örgütsel çıkarlara hayır deyip ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

Belki de vardır ancak bunun hiç de kolay olmadığını söylemek istiyorum. Asırlar boyu süren bir ayrılık var. Sonra araya giren düşmanlıklar vs, vs….

Stratejik öngörü ve hedef bu çatışmaları en aza indirgeyecek bir durum yaratabilirdi. Ancak Kürd siyasetinde ve Kürd toplumunun hedef ve amacında ciddi ayrılıklar ve sorunlar var. Sorun sadece yöntem sorunu değil. Nihai amaç yok. Kim ne istiyor çok belli değil. Toplumsal düzen inşası da farklılıklar içerince ister istemez çatışmalar yaşanıyor. Kimileri buna sınıf bakış açısı diyor. Bu doğru değil. Ezbere ve hatta kötü niyetli bir söylem

Bu konuda en doğru tespitin Mehmet Karasungur tarafından yapıldığını düşünüyorum. Karasungur “Yüzyıllar süren parçalanmışlık, farklı toplumsal ilişkiler doğurmuştur. Bu nedenle parçalar ve parçadaki siyasetler kendi iç düzenlerini kendileri belirlemelidir. Kürdistan’ın dört parçası birbiri ile stratejik ittifak içinde olmalıdır ve birinci halka stratejik ittifak Kürdistan’ın diğer parçaları olmalıdır” diyor.

PKK I. Konferansı bu esaslar üzerinde kararlara varmıştır. Kanaatimce PKK ve KDP’nin temel yanlışlığı bu esasları bilmemekten veya bilip de uymamaktan kaynaklanıyor.

KDP’nin Rojava Kürdistan, PKK’nin de Güney Kürdistan’a ilişkin politikalarının yanlışlığı bu esası göz ardı etmelerinden kaynaklanıyor. KDP ve PKK doğru bir politika arıyorsa Mehmet Karasungur’a müracaat etmelidirler. 

Ben parti menfaati ile ülke menfaatinin birbiri ile çatıştığına ilişkin belirlemeye katılmıyorum. Sorun partilerin ülke menfaati ile parti menfaatini birleştirememe gibi politik bir zafiyet ve yetersizlikten kaynaklanıyor. Bu zafiyet aşıldığında sorun da çözülmüş olur. Rehber istiyorlarsa onlara Mehmet Karasungur’u gösterebilirim. Hedef ve amaç netliği onun düşünceleri çerçevesinde netleşebilir.

Çare, Kürdistan halkının yiğit evlatlarının eylem ve düşüncelerindedir. Kuşkusuz darağacına giderken Kadı Muhammed’in vasiyet vesikasını son bir kez daha okumakta fayda vardır.

Üzgünüm iki paragraf değil, on paragrafı aştım.

Selamlar sevgiler

*****

İbrahim Genç (Yüksekova Haber yazarı. Yüksekovahaber sitesi en fazla okunan yayın organlarımızdan biridir, değerli yazarları var. Yalnız İbrahim Genç arkadaşı okumak için de bu siteyi tıklamaya değer):

 1). PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

Ulusal değerlerin belirleyici olduğu bir toplumda grupsal ve feodal unsurlar belirleyici olmaz. Hatta ideolojik yönelimler bile güçlerini ulusal değerlerden alır. Ama parçalanan Kürt coğrafyasında, her yerde ayrı şartlarla oluşan bir bilinç ortaya çıktı. Bazı yerlerde ideolojik-sol jargon üzerinden bir liderlik gelişirken bazı yerlerde dini-aşiret yapıları üzerinden bir liderlik oluştu. Dolayısıyla Kürdistan’ın her parçasında, farklı bir iktidar yapısıyla bir bilinç yaratıldı. Farklı parçalarda oluşan bu “lider iktidarları” birbirini beslemek yerine kendini diğer parçaya dayatmayı tercih etti. Bu noktada Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Barzani’nin Rojava politikası Kürtleri üzen anlaşılmaz bir politikaydı. Ki Kürt Ulusal Kongresinin bile toplanmamasının bir nedeni her ne kadar çevre ülkelerin müdahalesi idiyse diğer bir neden de Kürtlerin kendi içindeki iktidar mücadelesiydi. Aslında sorun sadece iktidar olmak değil. Bu farklı Kürt iktidarların birbirine yakın güçte olması ve çevre ülkelerin yönlendirmeleri de çelişkilerin başlıca kaynağıdır. İlişkiler hızlanırsa o ki iktidar odakları, aslında tüm noktalarda birleşemeseler de “Kürdistani” değerler etrafında bir araya gelebilir. PDK-PKK arasındaki iktidar mücadelesi bana İngilizce bir ifadeyi de hatırlatıyor: “Power corrupts, absolute powers corrupts absolutely (İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar)” Sanırım Kürtlerin kendi içindeki iktidar savaşı, Kürtlerin başlıca düşmanı durumunda.

2). ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

Kürtler arasındaki çelişkilerin başlıca kaynağı olarak çevre ülkelerin müdahalesi ve Kürtler arası iktidar hırsını gösterdik. Bu durumda Kürtleri temsil eden organizasyonlar; İran, Türkiye, Irak ve Suriye gibi ülkelere karşı tutum belirlerken dört parça Kürdistan’ı kapsayan bir ulusal perspektife sahip olmalılardır. Hatta uluslar arası görüşmeler ve lobi çalışmalarında da çok başlılık olsa bile tek bir politika yürütülebilir. Bunun için öncelikle “Kürt Ulusal Kongresi” gibi bir çalışma yapılmalı ve ortak siyaset üretilmeli. Buna giden yol da Kürtler arası güç paylaşımından geçer. Ki bu amaçla iktidar odakları kendilerini biraz törpüleyebilir. Yani Kürtlerin birlikte hareket etmesi için IŞİD gibi çetelerin saldırıları beklenmemeli. Kürtlerin bugün birlik olmaktan başka çaresi yoktur. Bunun için Kürtler arasında iletişimden sorumlu, koordinasyonu sağlayan bir birim kurulmalı ve “Kürt dünyası” fikri etrafında ortak siyaset üretilmelidir. Bunun için de kesinkes tüm taraflar, diğer parçadaki Kürtlere liderlik yapan kişilere karşı üsluplarına dikkat etmelidirler. 

 

*****

 

İbrahim Sediyani (Gazeteci ve yazar. Kaleme aldığı “Seyahatname”, dünyanın üç kıtasındaki Kürt izlerini bulup ortaya çıkardı. “Kürtler’in Evliya Çelebi’si” olarak biliniyor. Yaptığı gezilerle Pakistan, Mısır, İsviçre, Makedonya, İran, Kenya, Bangladeş ve Arakan gibi ülkelerde Kürtler ve Kürdistan’a dair hiç bilinmeyen izleri keşfedip ortaya çıkardı. Türkiye’de asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen binlerce köy ve şehirlerin Kürtçe, Arapça, Ermenice, Lazca, Gürcüce isimlerini bir çalışmada toplayan ilk kitabı “Adını Arayan Coğrafya”, bu alanda TC tarihindeki ilk çalışmadır. Ufkumuz sitesi, Taraf gazetesi ve Kürt Tarihi dergisinde yazmaktadır.)

     1 – Buna “çatışma” denir mi, bimiyorum. Çünkü “çatışma”, iki taraf arasında karşılıklı olur. Oysa benim gözlemlediğim kadarıyla, burada sadece bir tarafın diğerine sürekli olarak medyasını ve kalemşörlerini kullanarak saldırı ve karalaması var. Bazen bunun ölçüsü öyle bir kaçıyor ki, Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerini bile geride bırakan kirli bir dil, çirkin karalamalar ve iftiraları – midemizin kaldırabildiği kadarıyla – okumak mecburiyetinde kalıyoruz.

Üzücü bir durum. Daha üzücü olan; bunu yapanlar, herkes hakkında ve her türlü karalama ve saldırıyı bir hakmış gibi serbestçe yaparken, onlara yönelik “böyle yapmayın, yanlıştır, vazgeçin bu huydan” gibi normal eleştirileri bile “saldırı, hakaret” olarak değerlendirip vaveyla koparmaları. Hem üzücü ama hem de traji – komik bir durum.

Sizi temenni ederim ki, şimdi yaptığım bu eleştiriyi bile “saldırı, hakaret” olarak değerlendireceklerdir. Yapsınlar; haklı olduğumu ispatlamış olurlar.

Mantık şu, mâlesef: Onların saldırması bile “saldırı” değildir, ama bizim “saldırmayın” diye uyarmamız dahi “saldırı”dır.

Buraya kadar anlattığım, elbette ki medyadaki ve entellektüel alandaki realite. Örgütsel / teşkilâtsal olarak – çok şükür – daha mutedil bir dil kullanılıyor ve daha sorumlu bir şekilde hareket ediliyorsa da, “çatışma” olarak adlandırdığınız ve fakat bana göre “çatışma” değil de “anlaşmazlık” olan hususun iki temel sebebinin olduğunu düşünüyorum:

Birincisi; “Kürt halkının ana temsilcisi benim” mantığı. Bu mantık ve bunun bu şekilde kabul edilmesi arzusu, her iki tarafta da mevcut. Yani hem PDK hem PKK bunu dayatıyor. Her iki yapılanma da Kürtler’in önemli bir bölümünü temsil ediyorlar, doğrudur, ve lâkin “tek temsilci benim” mantığı ne realite ile bağdaşır, ne de teorik olarak mümkündür. Her ikisinin de “önemli aktörler” oldukları kabul edilmelidir ancak hiçbiri “tek aktör” olduğunu Kürtler’e kabul ettirmeye çalışmamalıdır. Çünkü değildirler. Her millette olduğu gibi Kürtler’de de farklı inanç ve düşünceye sahip, kendine özgü bir siyasî çizgide yürüyen kitleler vardır. Bunun kabul edilmesi ve saygı duyulması lazım. “Tek aktör benim” dayatması bizi İttihatçı mantığa, Kemalizm’e götürür.  

İkincisi; PDK ve PKK arasında ciddî bir fikrî uyuşmazlık var. PKK, ideolojik bir hareket ve sosyalist. PDK ise Kürt millîyetçisi ve muhafazakâr. Söylemlerine dikkat edilirse; PDK genelde dört parçadaki Kürt milletine hitap ediyor; Kürdistanî bir söyleme sahip. PKK (ve yasal zemindeki partilerinde bulunan milletvekilleri) ise Kürt miletinden ziyade, Türk, Fars, Arap toplumundaki “demokrat” çevrelere hitap etmeyi daha çok seviyor.

Sevgili Mesud Barzanî, ağzını her açtığında “Millî birlik” diyor, “Kürdistan” diyor. Kuzey’deki “Kürt siyaseti” ise ağzını her açtığında “halkların kardeşliği” diyor, “demokratik” diyor. İki hareket arasındaki en temel ayrım bence budur.

2 – Vardır. Bunun nasıl olacağını, olması gerektiğini Molla Mustafa Barzanî (rh. a.) ve Qazî Muhammed (rh. a.) çok net ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymuş, bize yol göstermiştir.

Uzaklara gidersek; Malcolm X (rh. a.)’in öğretisinde de bunun yolu ve yöntemi rahatlıkla bulunabilir.

Râhmetli Mustafa Barzanî’nin şöyle veciz bir sözü vardır: “İyi Kürtler’i düşmanlarımız öldürdü. Kötü Kürtler’i de biz öldürürsek, Kürt kalmaz.”

Kürtler hakkında duyduğum ve söylenebilecek en güzel sözdür bu. Müthiş bir öğreti, hikmet ve erdem saklıdır bu sözün içinde.

Bütün Kürt hareketlerini ve Kürdî oluşumları yakından takip eden biri olarak, benim gözlemim, “örgütsel çıkarlarını Kürdistan’ın millî çıkarları önüne geçirmeyen”, hizipsel değil millî bir şuur ve bilinçle hareket eden kesim olarak şu anda Azad Kürdistan’da iktidarda olan sevgili Mesud Barzanî ve hareketini görüyorum. Barzanî hizbî değil millî düşünüyor, görebildiğim kadarıyla.

Benim nacizane fikrimi sorarsanız; Kürtler için tek kurtuluş yolunun “Millî birlik” olduğunu düşünüyorum. Bu, dünyanın her yerinde böyledir, böyle olmuştur. 1963 Kenya Bağımsızlık Savaşı’na bakın, 1971 Bangladeş Bağımsızlık Savaşı’na bakın; Kürtler için sayısız ibret ve dersler vardır.

“Millî birlik” olmadan Kürtler asla iflâh olmayacaklardır. Hep böyle köle olarak yaşamaya devam edeceklerdir. Kurtuluş yolu, aziz Kürt milletinin millî birliğini sağlamaktan geçiyor. Bütün Kürt hareketlerine ve aydınlarına / entelijansiyasına tavsiyem, bunun gerçekleşmesi için uğraşalım. Biribirimizle uğraşmaktan daha hayırlı bir iş yapmış oluruz.

 

*****

Kadir Amaç (Fikri kimliğini tanıtacak güçtedir): 

1). PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

Kadir Amaç: Bana göre,  KDP ve PKK arasındaki temel çatışmayı şöyle özetlemek mümkündür:  

Hem KDP hemde PKK, birbirlerinden çok farklı siyaset felsefesine, birbirlerinden çok farklı ideolojik nosyonlara, birbirlerinden çok farklı zihinsel kodlara, birbirlerinden çok farklı kitabi okumalara, birbirlerinden çok farklı millet-milliyet-siyasal egemenlik tanımlamasına ve Kürdistanî mücadele yolunda birbirlerinden çok farklı ve bağımsız olarak izledikleri jeopolitik-jeostratejik yöntemler; bu her iki Kürdistanî partinin doğal olarak çatışmalarına yol açmıştır…

2). ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur? 

Sanırsam bu her iki değerli Kürt partinin, Kürdistan’ın ruh ve gönül atlasında buluşup sevişmesine, musafaha etmesine engel olan en başat amil; parti, örgüt ve liderlerin bencil çıkarları, Kürdistan’ın milli çıkarlarından daha üstün tutulması ve galebe çalmasından kaynaklıdır. Oysaki, değerli halkımız ve savaşçılarımız bu her iki değerli Kürt dinamiğin Kürdistan’ın milli ruhunda ve gönül atlasında buluşmalarını,  kucaklaşmalarını ve sevişmelerini istemektedir. Dolayısıyla,  Kürt siyasetinin şekavet iklimini suhulet iklimine dönüştürmeleri mümkündür. Ve, bir gün bu her iki değerli Kürt partinin milli çizgide buluşarak, ülkemize ve kadrişinas halkımıza  daha  fazla hizmet edeceklerine inanıyorum.

*****

Kakşar Oremar (Dibistana destpêk û navîn li bajarên Tebrêz û Urmiyê bidawî anî, lê ji ber pirsgirêkên siyasî û karê rojnamevaniyê nekarî xwendina xwe ya bilind li Îranê bidomîne.

Ji sala 1998an li Ewropa di MED TV, Mezopotamiya TV, MEDYA TV, ROJ TV, RONAHÎ TV, NEWROZ TV û STÊRK TV de dehan bername li ser jiyana kesayetiyên Kurd durist kirin. Pirtûkên wî yên çapkirî: 1.Dengê azadiyê, sembola biratiye: ARAM TÎGRAN - 2012 Amed 2. Pirensesa bê tac û text: Eyşe şan - 2101 Amed 3. Dîmane le gel dayîkî Kurd Mîna Qazî ( Bi pîtên erebî û zarava Soranî) - 2013 Silêmanî 4. Mêjûy Komarî Kurdistan le wêne da. - 2013 Silêmanî. Sekreterê PENA KURD e, nivîskarê rojnameya rojane a Azadiya Welat e û bi nivîs û dusyayên xwe bi awayê heftane ji wê rojnameyê re dinivîse):  

PKK û PDK du hêzên mezin yên Kurdistanê ne ku di dîroka azadîxwaziya welatê me de xwedî rol bûne. Yek bi partiyên din yên başûrê Kurdistanê re xwedîs statuyeke siyasî û ya din jî li bakur xwedî statuyeke bihêz a meinewî û li rojava jî xwedî statuyek siyasî ye. Rikeberî an jî reqabeta van du partiyan xwedî pêşîniyeke dîrokî ye ku vedigere salên 1980an. Dema PDK Îraqê li rojhilatê Kurdistanê û pasîv bû, PKK nû li bakurê Kurdistanê dest bi xebateke berfireh a siyasî kiribû ku li pey derbeya leşkerî a di binm serkêşiya Kenan Evren de neçar gelek hêza xwe derxistin rojava û rojhilatê Kurdistanê. Wan di nava Kurdên başûr û rojhilat da dest bi xebat û organîzekirina ciwanan kirin. Gelek ji wan endamên PDK Îraqê bûn ku tevlî PKKê dibûn. Vê jî kir ku PDK nerazîbûna xwe li wî karê wan bide diyarkirin. Siyaset, daxwaz û rêbazên wan jî pir ji hev cuda ne ku ev behsekî dûr û dirêje. Ji hingî heya roja îro carna şerê çekdarî û carna jî şerê ragehandinê di navbera du aliyan de kêm û zêde hebûye ku niha jî pir dijwar bûye. Ji salên 90an û pêde ku bi hevkariya Amerîka û hinek dewletên Ewropî li başûrê Kurdistanê statuyek hate çêkirin, PDK û YNKê (wek hêzên herî mezin ku rêveberiya hikûmeta herêmî did estê wan de bû) ji hemû partiyên ku li dijî Îran û Tirkiyê şer dikirin xwest ku karekî wiha nekin û bêne nava sinorên desthilatdariya wan û jiyana kepnişîniyê bipejirînin. PKKê daxwazeke wiha qebûl nekir û pişta xwe da çiyayên Zagros û li Qendîl dest bi xebateke nû kir, lê partiyên rojhilat daxwazeke wiha pejiradin û encama karê wan jî ewe ya ku em dibînin. Hingî şerê di navbera PKKê û PDK çêbû ku dewleta Tirkiyê bi hemû îmkanên xwe hevkariya PDK dikir. Li gor min jî di roja îro de berjewendiyên netewî ji her tiştekî girîngtirin. Divê raya giştî li hemû Kurdistanê zextê bide partiyên me ku zû bibin yek û ji bo tiştên kêm û biçûk destkeftên mezin û dîrokî wenda nekin. Ger wiha nekin yê dîrok dîsa xwe li me dubare bike.

2. Belê karekî wiha mumkine û divê wiha jî bikin. Ger wiha nekin yê zirara herî mezin ew bixwe bibînin. Li gor min xala girîng û ber çav ewe ku PKK û PDK du sîstemên ji hev cuda ne û her du jî dixebitin ku sîstema xwe ya siyasî-civakî li hemû Kurdistanê belav bikin. Mesela ji bo çêbûna Kongireya Netewî PKK dixwaze ku li kêleka serokê wê jineke Kurd jî hevserok be. Dema PDK tiştekî wiha bipejirîne hingî sîstema wan gavekê ber bi sîstema PKKê ve davêje ku ev jî ji wan re karekî girane an jî yê bê wateya wê hindê ku daxwazên reqîbekî xwe yê dîrokî ne tenê di teorîyê de belkî di piraktîkê de jî pejirandine. Di roja îro de PDK xwedî îmkanên madî yên pir zêde û PKK jî xwedî hêzeke mezin a gele. Ger her du bi yek bin, êdî Kurd gehiştine wê asta têgehiştinê ku bikarîbin xwedî desthilatdariyeke siyasî bin. Ji bona wê jî divê em ji dîroka xwe dersên mezin bistînin. Reqabeta Bedirxanî û Şemzînîyan jî derfetên mezin wenda kirin. Ji ber wê jî bi ya min:

a). Divê partiyên Kurda xwe li ser serê hev ferz nekin û xwe ji hev bihêztir û mezintir nebînin.

b). Egoisimê çi xêr ji kesî re nebûye ku partiyên me bixwazin egoîst bin.

c). Bila di bin sîwanê Kongireya Netewî de li dora hev kom bibin û di etmosfêrekî semîmî û demokratîk de pirsgirêkên xwe li wira çareser bikin.

d). Derfetên mezin li ber piyê Kurda ne û bi xêra petrol û xwîna şehîdan êdî Kurd hem baştir hatine naskirin û hem jî pêwîstiya cihanê bi enerjî û petrola Kurda heye. Hîvîdarim ev derfet dîsa neyêne wendakirin û du partiyên sereke li Kurdistana mezin kûr û dûr bifikirin û pêngavên mezin ji bo diyarkirina qeder û paşeroja Kurda bavêjin. Ger wiha nekin yê dîrok li dijî wan bêdeng nemîne. Mahatma Gandîyekî Hindustanê hebû. Kesekî karîzmatîk û wî karî bi xebat û fîdarakariyên xwe parzemînekê ji destê Ingilîzan rizgar bike û neteweke bi şexisiyet û bi îrade durust bike. Gelo ma evqas lîder û partiyên me jî nikarin me Kurda ji destê çar dewletên dagîrker xilas bikin?

Sekreterê PENA KURD / Kakşar Oremar

 

*****

Konê Reş (Lêkolîner, derbarê malbata Bedirxaniyan û helbestvanê mezin Şêxmûs Cigerxwîn hwd lêkolînên bê hempa kiriye):

Ser cavên min pirsen te mamoste H. Shamil, le bawer bike ez di siyasetê de ne melîvanim û dûri siyasetê dikevim, belê di warê rewşenbirî de be, ez amade me.. Veca kêmasiya min qebul bike di gel silaven min ji Qamishlo.

 

*****

 

L

Memmed Letif Birûkî: (Kafkasya Kürdü, Kızıl ordu  yarbayı, Rusya Gazeteciler Birliği üyesi, kurdist.ru sitesinin genel yayın yönetmeni. Rusya’da faaliyet gösteren PKK medyası, Sn. Birûkî’nin genel yayın yönetmeni olduğu süreçte en kaliteli yayınını yaptı):

1 - İlk sorunuzun anlamı ve içeriği şu sorunun yanıtında saklıdır: “Hangi Kürd partileri, toplumsal, siyasi hareketleri Özgür ve Bağımsız Kurdistan’dan yanadır?” Bilindiği gibi PKK, Kürd devletçiliğine, Kürdlerin devletleşmesine karşıt olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır ve PKK ve BDP’nin parti yöneticileri bu konuda kamuoyu önünde net görüşlerini ortaya koymuştur.

PKK lideri BDP’yi ortadan kaldırarak bu partiyi açıkça Türkiye’nin yararına biçimsiz siyasi oluşuma dönüştürmüştür. Günümüzde PKK, özgürlük hareketi noktasından Kürd Bağımsızlığı karşıtlığı noktasına gelmiştir. Bu nedenle PKK, Ulusal Kürd Konferansının gerçekleşmesine engel olmuştur ve bugün Kürd ulusal çıkarlarına ihanete eşdeğer bu davranışın ürünlerini biçiyoruz. Açıkça Kürd Bağımsızlığına karşı duruş sergileyen diğer bir parti Mam Celal Talabani önderliğindeki YNK’dir. Bu partinin yöneticileri PKK’den farklı olarak kendi niyetlerini gizlememekte, açıktan açığa tüm adımlarını İran siyaseti ile harmanlamaktadır. Sürekli Tahran’a gitmekte, İran yetkilileri ile Süleymaniye’de görüşmekte olup Kürdlerin devletleşmesine ve bağımsızlaşmasına karşı  İran’ın itaatkar kuklası olmuşlardır.    

Özellikle YNK her zaman ortak Kürd ordusu ve hükümeti yaratılmasına karşı çıkmıştır. Bu duruş, doğal olarak hangise bir idea için savaşan PKK’yi YNK’den ayırmaktadır. YNK’nin, Kurdistan’ın petrol pastasından bir parça almaktan öte hiçbir amacı yoktur.

 Kürd ve yabancı basının izlenimi ve çıkan sonuç, YNK ve PKK’nin, Kürd devletçiliği kurulması yönündeki Mesud Barzani’nin başını çektiği PDK siyasetine karşı ortak harekete geçtiklerini göstermektedir.

İşte Kurdistan Demokratik Partisi ve diğerleri arasındaki farklılıkların ve çelişkilerin temel nedeni budur.

2- Bu durumda tüm ilerici Kürd toplumu, kamuoyu Bağımsız ve Özgür Kurdistan için tek cephede savaşmalı, referandum yaparak yalnız Kürd ulusal ideası, özgür ve bağımsız Kurdistan’dan yana olanlardan oluşan Kurdistan Kurtuluş Cephesi benzeri bir kurum yaratmalıdır. Prensipler son derece keskin ve net olmalıdır:  Özgür ve Bağımsız Kurdistan’a karşı olanlar, Kürd ulusal çıkarlarının hasımı hainler ve döneklerdir ve açık biçimde Kürd Bağımsızlığına karşı mücadele eden bölge devletlerinin kuklalarıdır.

Saygılarımla, Letif.

 Sayın Letif Birûkî’nin verdiği yanıtın Rusça orijinali:

1.Суть и содержание первого вопроса раскрывается в ответе на вопрос: «Какие курдские партии и общественно-политические движения за Свободный и Независимый Курдистан?». ПКК, как известно, открыто выступает против курдской государственности и все партийные функционеры ПКК_БДП уже открыто и публично об этом высказались. Именно лидер ПКК уничтожил курдскую БДП, трансформировав ее в аморфную HDP, открыто в угоду Турции. Сегодня ПКК из освободительного движения стал препятствием на пути к курдской независимости. По этой причине и ПКК стала препятствием на пути созыва всемирной курдской конференции и это было сродни предательству национальным курдским интересам и сегодня мы пожинаем плоды этого предательства. Второй курдской партией, открыто выступающей против курдской независимости – ПСК_YNK во главе с Мам Джаляль Талабани. Функционеры этой партии в отличие от ПКК не скрывают свои намерения и публично все свои шаги сверяют с политикой Ирана, регулярно едут в Тегеран, встречаются в Сулеймании и стали послушными иранскими марионетками в их общих интересах против курдской государственности и независимости. Именно ПСК всегда выступал против создания единой курдской армии, правительства. Единственное, что отличает ПСК от ПКК в том, что если ПКК хоть воюет за какую то идею, то ПСК исключительно борется за кусок от нефтяного пирога Курдистана и не более того. Мониторинг курдских и зарубежных СМИ также указывает, как ПСК и ПКК начали координировать свои действия против КДП во главе с Масуд Барзани, который неуклонно выступает за право курдов на курдскую государственность и строит свою политику в соответствии с ней. Вот главная причина разногласий и противоречий Демократической партии Курдистана от остальных.

2. В такой ситуации вся курдская прогрессивная общественность за независимый и свободный Курдистан должны выступать единым фронтом, провести референдум и создать наднациональный орган типа Фронт Освобождения Курдистана, объединяющий только те общественно-политические движения и силы, которые за курдскую национальную идею, за свободный и независимый Курдистан. Принцип должен быть предельно четким и ясным: тот кто против создания свободного и независимого Курдистана – тот предатель и изменник курдским национальным интересам, явные марионетки выступающих против курдской независимости и курдской государственности региональных стран.

С уважением, Лятиф.

*****

M

M.Husedin (rojevakurdistan'da yazar. Pasaportundaki ismi M. Husedin değil. Genç, atılgan, kafası fikir dolu bir aydınımız. İyi ki, vardır. Resmini basında yayınlamaz, biz de yayınlamıyoruz):

PDK – PKK çatışmasının nedeni elbette Kurdistan‘da lider örgüt olmak rekabetiyle ilgilidir. Her iki örgüt de su ya da bu şekilde Kurdistan’ın her köse bucağıyla ilgililer. PKK bunu daha direk yaparken, PDK propaganda araçları, örgütsel bağlantılar veya geçmişte oluşmuş kimi ilişkilere dayanarak yapıyor. Her iki örgüt de bu bağlamda bir diğerini ‘tehdit’ görüyor. Bu rekabet PDK’de Neçirvan Barzani – Sefin Dizai kliği tarafından yurutulurken PKK içerisinde genel olarak Öcalan’ın sürdürülmesini temin ettiği bir politika. Mesud Barzani’nin kendine farklı bir rol biçtiğini gözlemlemek zor değil ve pratik PDK çizgisinden ayrı tutulursa anlaşılması da daha kolay olur gibime geliyor.

Örgütsel çıkarlar deyince testosteronun erkeklerin sosyal yaşamında yol açtığı «klanlaşma», «klanlar seklinde bir araya gelme» durumunu görmeme veya reddetme gibi bir dil var. Kabul etmeliyiz ki ataerkil / pederşahî / patriark bir insan toplumu var bu dünyada. «Erkek egemen» diyelim modern Türk diliyle. Modern yasamda erkekler hiyerarşik - sosyal avcı ve savaşçı gruplarının modern versiyonlarını türetmeye devam ediyorlar. Dünkü aşiretlerimiz veya bugünkü örgütlerimiz aslında bu vakıanın türevleri olarak varlar. Çözüm daha üst bir birliğin varlığını somutlaştırmak. Bunun adi Kurdler için ulustur, ulus çıkarlarıdır. Bu iki örgüt veya diğer örgütlerin ulus çatısını ihmal ederek çatışmalarından elde ettikleri kazanımları ne zamanki ulus birliği altındaki çatışmalarından elde edecekleri kazanımların altına düşer, bahsettiğiniz «örgütsel çıkarlara hayır » retoriği öne çıkar. Örgütsel çıkar buğun için ulusal çıkar retoriğinden daha fazla kazandırıyor her örgüte de. Fakat durumun hızla değişmekte olduğunu gözlemlemek zor değil. Benim en acı örneğim Senegal’den Peşmerge çekilirken kameraya neredeyse sevinçle bağıran PKK taraftarı acar ve cevval muhabirdir. Onu öyle bağırtan ulusun fedaisinin PDK olmadığı, PKK olduğu savıdır. Bu savın, ulusal çıkarları kim temsil ediyor savının insanları bağırtması doğru yolda olunduğunun işaretidir (her ne kadar o bağırtı daha çok cızırtı idiyse de).

(Keke Şamil, bundan sonrasıyla bu iletimin tamamını tek bir yazı olarak düşünebilirsiniz)

Uçuncu paragrafı ekleyeceğim : bize diyalektiği bir yöntem olarak öğretirlerken «öğretmenlerimiz» kendilerinin aslında diyalektikten bir şey anlamadıklarını itiraf ederek öğretmediler. Ezberle bir paragrafın birinden diğerine geçmesi hali yaşandı. Örneğin buğun hiçbir Marksist / sosyalist « karşıtların birliği » ilkesinin ne olduğunu size tek cümlede anlatamaz. Einstein « Basitçe anlatamıyorsan (altı yaşındaki bir çocuğa) yeterince anlayamamışsındır » der. Karşıtların birliği, “karanlık halinin aydınlık eksikliği”, “soğukluk halinin sıcaklık eksikliği” olduğunu idraktir. Nitelik nicelik ilişkisi tam da burayla ilişkilidir. Aydınlık ve karanlığın ayni niteliğin farklı nicelikleri (ışığın azlığı veya çokluğu) olduğunu anlamadır.

Dördüncü paragraf: Kurd ulusallığı çizgisini, hattını Ehmedê Xanî’nin belirlediği bir hattir. Bu hat üzeri ulusalcılık vurgusu tekrarlı bir şekilde islendikçe (nitelik), kimin bu hattın hangi tarafında durduğu ortak bilincin kavrayabileceği bir apaçıklığa dönüşür. Bunu becermede en büyük engel, eli kalem tutan ama ortalıkta o kalemle dolaşmaması, topluma hitap edecek ulusal alan bulamaması gereken “zararlı” okumuşların varlığıdır. Adini hak eden Kurd entelektüelleri, eserleriyle toplumu Ehmedê Xanî’nin ulusalcı çizgisine çektikçe bunların da yasam alanları daralacaktır. Seslerine itirazlar yükseldikçe, gürlemeleri azalır.

Besinci paragraf: Sözümün kısası sudur. Örgütlerimiz zaten ulusalcı çizgidedirler. Rekabetleri o çizgi üzerinde olmalarındandır. Dolayısıyla genel resim iyidir. Asil parazitler kimi örgüt içine yuvalanmış kimi de geçmiş kuyruk acılarıyla yazan kimi “kalem erbaplardır”. Sorun bunlardır.

Son olarak kendi eksiğimize vuralım: Kurdçe yazıp çizmiyoruz. Bu sorunu yapıcı ve kalıcı şekilde bugünden başlayarak nasıl çözeceğimize henüz cevap bulamadık. “Kurd dili altındır” kampanyası başlatsak ve Kurdçe konuşanın sosyal yasamda ödüllendiği bir atmosfer yaratabilsek, acaba olur mu?

 

*****

**

Mirazê Cemal (Kurdên Êrmenistanê. Kurdeke resen e. Êzdiyatî ji Kurdiyatî piçûktir, Kurdiyatî ji Êzdiyatî mezintir nabîne. Berovajî jî nebîne. Êzîdi ye, Kurd e, berê her tiştî welatparêz e. 40  sal zêdetir e xîzmetê gelê xwe dike. Miroveke sade, rewşenbireke kûrraman e):

Bi rastî pozberîya PDK û PKK herdem hebûye û nihaka jî heye. Ewa yeka dilê tu kurdekî xweş nayê. Nenihêrî wê yekê ku ewana îro cehpekîda himberî dijminê hov şer dikin. Dîsa tê texmînkirinê yekîtîke tam tune. PKK partîke nuhye ew salên 70-da hatîye damezirandin. Lê PDK temenê xweda diha kevne. Gelê kurd salan û zemana yekîtîyê dixweze, dewleta kurdaye serbixwe dixweze. Lê ware binihêre ew partîyên jorgotî tuyê bêjî bo berjevendîyên gelê kurd hereket nakin. Her yek bi xwestekê xwe dimeşe. Her yek pesnê xwe dide û dibêje: ''Ne tu kes, tenÊ ''EZ!” Ez agahyên çapemenîyên wan hemû tiştî bawer nakim. Sîyasetîya îro ku ew partî dikin, tirs û xof têda heye. Ez wek kurdek, ditirsim pêşerojêda gelê kurd çi ku dest anîye têk here, rûyê bêtifaqî û nerazîbûnên ara wan partîyada û partîyên kurdîye dida. Sedema here giring ewe PDK serxwebûnê dixweze, lê PKK wê dawîyê dewletê naxweze.

 

N

 

Nejdet Buldan (Birikimli Kürd aydını. Gever / Yüksekova’da Belediye Başkanlığı yaptı, PKDW’nin (Sürgünde Kurdistan Parlamentosu) kuruluşunda aktif yer aldı. ‘PKK’de kadın olmak’ kitabı büyük ses getirdi. Kurdistan-post’ta yazıyor):

İki paragraf kısıtlamasıyla olunca, söylenmek istenenin tam olarak ifade edilmesi biraz zor, deneyelim:

1. İki örgüt de soğuk savaş döneminde kurulmuştur. Biri yarım asrı aşkındır, diğeri otuz yaşın üzerindedir. İkisi de ulusal ve devrim mücadelelerinin kuruluş yöntemlerinde, Stalinizmi kendilerine örnek almışlardır. Her ne kadar birisi ayrı olarak feodal (PDK) yapılanma ve içerikle suçlansa da, her ikisinde lider kültü ağır basar. Baas yönetimlerine karşı devrimci-sosyalist aykırılıklarla; Kemalist yönetimlere karşı aykırılıklar arasında sadece coğrafyadan kaynaklanan nüans farkı vardır. Biri öğretisini Türkçe ve Türk ''devrimcilerinden'', diğeri Arap ''devrimcilerden'' ve Arapça almıştır. Her ikisi de en demokrat, en yurtsever, en hoşgörülü olduğunu söyler, ama kendinden başka bir görüş veya oluşuma kesinlikle tahammül etmez. Kuruluş ve işleyişte zihinlerde kemikleşen bu durum, sıra alan hâkimiyetine gelince her konuda çatışma ve gerginlik kaçınılmaz oluyor. Diğer Kürd örgütlerinde de çoğunlukla fotoğraf bu, ne var ki adı geçen PKK ve PDK şu an Kurdıstan coğrafyasında önemli iki aktör olunca sadece onlar gündeme geliyor.

2. Bu soruya en kestirme yanıt ''yoktur'' demek. Tabii sorudaki ''ebedi Kurdıstan'' eğer birleşik-bağımsız büyük Kurdıstanı kastediyorsa ki, benim anladığım odur. Tarih, coğrafya, siyaset bilimi gözönüne alındığında, buna genel olarak Kürd özellikleri eklendiğinde, Ortadoğu haritası, emperyal devletler vs. hesaplandığında imkansıza yakın bir sonuç ortaya çıkıyor. Realite bu. Her parça Kurdıstanlıyı kendi kaderini tayin etmekte özgür bırakmak. Silahlı olarak herhangi bir parçanın bu mücadelede eksikliği varsa ulusal bilinçle yardımına koşmak!! Nitekim Mahmur Kampı ve Şengal pratiği bunun olanaklı olduğunu kanıtlamıştır... Bana kalırsa yapılabilecek, izlenecek tek yol önde gelen partilerin görsel ve yazılı organlarında izledikleri hakaret, iftira ilkelliğinden vazgeçmeleri. Yalan-yanlış haberlerle kitlelerini biribirine karşı kışkırtmamaları. 

 

*****

Nizamettin Akkurt (Kürdçe uzmanı, eski PKK kadrolarından. Uzun bir süre PKK saflarında ‘Kürdçe dil kurumu’nun başkanlığını yaptı. Mozelan sitesini kurdu. ‘Maxmûr dişewîte’, ‘Sezgiler’… kitaplarının yazarıdır. Kazakistan’da 2.-6 sınıf okurları için yayınlanan ‘Zimanê Kurdî’ kitabına büyük emekler verdi. Kurdistan-post’ta yazar):

 1). PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

PDK-PKK çatışmasının nedenleri tarihi, ideolojik ve farklı zihinsel yapılanmadan kaynaklanıyor. PDK ulusal-aşiretsel bir örgütlenme ve giderek devletleşiyor. PKK ise sınıf temelli marksist bir örgütlenme. İki örgüt de başlangıçta ulusal karaktere vurgu yaparak büyümeyi hedef aldı ama nihayetinde perspektifleri ve öngördükleri gelecekteki yapılanma farklı. Her iki örgüt de katı ve sert bir yapılanmaya sahip. İki örgüt de örgütsel yapılanmanın devamlığını var olmanın temel şartı olarak algılıyor. Bu nedenler iki örgütün devamlı bir çatışma halinde olmasını beraberinde getirdi. Gelinen aşamada fiziki bir çatışma durumu olmamasına karşın bir araya gelmelerini zorlaştıran bu sert ve katı yapılanmalarıdır.

2). ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

Var tabi ki, ve o da ulusal bir tehlikenin kapıya gelip dayanmasıdır. Yani büyük bir tehlike Kurd ulusunu tehlikeye koyarsa bu ulusal birleşmeyi öncelikli plan haline getirebilir. Bu tarihi zemin şuanda mevcut ve o da DAIŞ’in oluşturduğu büyük tehlikedir. Ebedi Kurdistan’a varmanın önündeki temel engel, bana göre PKK’nin terör ile anılması ve tabiî ki mevcut durumda iktidara ve devlet mekanizmasına bulaşan PDK’dir. Sayın Barzani daha çok ulusalcı bir tavır sergilerken, PDK içinde iktidara bulaşmış kesim ise tersi bir tavır içinde, ebedi Kurdistan’ı kendi iktidarlarının sonu diye algılıyorlar sanırım. 

*****

Omer Dilsoz (Nivîskarê malpera  yuksekovahaber. Bi tenê Kurdî dinivîse) :

PKK û PDK her du dixwazin bibin "birayê mezin" ê Kurdistanê, ji ber wê, hevrikiyeke dijwar nava wan de heye. Ligel vê, di siyaseta herêmê ser astê navdewletî de her yek li "blokeke cuda" disekine; PDK xeta Amerîka-Tirkiye-Qetarê; PKK, xeta Rûsya, Îran û Sûriyê siyasetê dike. Ev jî balansek e. 

Pir zehmet e, xwe ji vê çarçoveyê dûr bixin. PDK zû bi zû naxwaze vê xeta lê derkeve, PKK jî wisa... hevrikiya nava PKK û PDKê bi geşkirina hişmendiya neteweyî mimkûn e bête kêmkirin, lê bi çi awayî ev hevrikî bi dawî nayê. Çimkî, eger her du bêne ser xeteke siyasî jî, ji ber "desthilata Kurdistanê" ew ê dîsa hevdu bixwin... Tenê çareyek heye, siberojê hêzeke neteweyî ji nav van herdu hêzan derkeve û her du di bin nav û banekî dîtir de bipişêvin..

*****

 Prîskê Mihoyî (Ewî 12 salan di rêdaksyona rojanama «Rya tez» da kar kirîye, di destpêkê da wek wergêr, rojnamevan,  lê li salên dawî wek serokê beşê çandê û naman.

Piştî hilweşbûna Sovîyêtê, sala 1993-an, ew çûye Rûsyayê û vê demê di Komara Ûdmûrtyayê da dijî û kar dike. Ew 5 salan jî bûye perpirsyarê sereke yê rojnama «Prîgorodnîyê vêstî» û midûrê çapxana bi wî navî. Vê gavê Prîskê Mihoyî di Wezîreta Komara Ûdmûrtyayê ya çandê û weşanan da wek cîgirê serokê beşê çapemenîyê û weşanan kar dike. Ew rojnamevanê Komara Udmûrtyayê yê emekdare).

PKK û PDK çi hev dixwezin?

Bi bawerîya me, ev du rêxistinên kurdaye sîyasî eva 35 salin li dijî hev kar dikin!

PKK di destpêka damezirandina xwe da bîr û bawerîyên xwe li ser Kurdistaneke serbixwe û yekbûyî ava kir. Lê PKK, mixabin, di  piştî girtina Ebdulah Ocalan yekcar ji vê daxaza xwe paşda vekişîya… Vê gavê, bi nihêrîna me,  PKK nizane çi dixweze: Kurdirstaneke serbixwe û yekbûyî, otonomîya netewî, otonomîya çandî, fêdêralîzma tevî Tirkyayê yanê sosîyalîzma Rojhilatê? Kesek heta niha li ser sûrra PKK venebûye û ne jî wê vebe! PKK dibêje, ezim xwedî û xudana hemû gelê kurd! Ji ber vê yekê jî PKK dixweze bikeve hemû perçên Kurdistanê, hemû deverên Kurdistanê, hemû gund û bajarên Kurdistanê, hemû malbetên Kurdistanê. Vê gavê PKK dibêje, ezim xilaskira Şengalê û Şengal gere bibe Qedîla min ya duemîn!..

PDK çi dixweze û çi dike?

PDK, bêguman, sîyaseta xwe dixweze û li ber xwe dide, ku li ser dîroka xwe ya mêrxasîyê, ya berxwedanê, ya şeref û namûsê (li dema Mele Mustefa Barzanî) bimeşîne, lê ji wêra li hev nayê. PDK di van dehe salên dawî da xwedê giravî dêmokratîyaê dimeşîne! PDK ji rehên xwe dûr ketîye, nizane kî doste û kî dijmine!.. PDK haj civaka Kurdistanê tune! Tê xûya, Amêrîkayê derzîya ne baş PDK xistîye, ew kirîye qulê xwe! PDK hewlekarîya gelê xwe berdaye, her tenê li ser nav û dengê xwe, dîplomasîya rojane, «şimşandkirina» doza kurdî û bazirganîya pêtrolê va mijûl dibe! Ger usa nîbûya, Şengal îro wê wêran nebûya!

Encam:

Mixabin, PKK îro xalifî ye, nizane çi dixweze?

Mixabn, PDK bûye hêza sîyasî ya di destê wan dewletan da, yên ku dijminên Kurdistanê xurt û zor dikin!

Gelo heya kengê gelê kurd yê 50 mîlyonê wê rizgarî û serxwebûna xwe bi şexsekî va girê bide?

Gelo heya kengê gelê kurd yê 50 mîlyonê wê rizgarî û serxwebûna xwe bi malbetekê va girê bide?

Gelo heya kengê gelê kurd yê 50 mîlyonê wê rizgarî û serxwebûna xwe bi rêxistenêkê va girê bide?

Gelo heya kengê gelê kurd yê 50 mîlyonê wê rizgarî û serxwebûna xwe bi partîyakê va girê bide?

Gelo heya kengê gelê kurd yê 50 mîlyonê wê rizgarî û serxwebûna xwe bi xwe va girê nede û prsgirêkên xwe bi destê xwe çareser neke?..

*****

Raif Yaman (Zimanzan, nivîskar û werger):

PDK, partiya kurdên demokrat e. PKK, partiya kurdên sosyalîst e. Leşkerên başûrê Kurdistanê yên PDK, YNK û pêşmergên PKK, PDK-Î û YPG îro bi hev ra ji bo parastina rûmeta netewa xwe li heman sengeran di şerê hebûn û tunebûnê da ne. Ji bilî bîr û baweriyên rêzanî yên îdeolojîk ên normal di nav wan da problemek tune. PKK ya Mazlum Dogan destûrnama wê nivîsiye, Mahsum Korkmaz avakar û serfermandeyê pêşmergên wê ye, Mehmet Şener, Sakîna Cansiz û gelekên din di riya parastina rastiyên wê da canê xwe dane, bi fermande û pêşmergên xwe çi ji destan tê dike. Partiyên Kurdistanî bikanibin li medya xwe xwedî derbikevin, Ji bilî karê wan ê li gor etîka çapemeniyê karekî din pê nedin kirin, ew dê bikanibin rê li ber gelaciyan bigirin, û ewê dijminên Kurdan nikanibin bi hêsanî wan li hev sor bikin, û berbidin canê hev. KCK ne PKK ye; a pêşîn ji bo a dawîn li rêzaniya netewî ya tirkan a sedsala bîst û yekan a bi navê tirkiyayîtiyê bîne ji aliyê pispor û saziyên berpirs ve hatiye avakirin. Her yek karê xwe dike. Bi kirinên KCK helsegandina PKK, meriv nikane ji rûdanên berdewam têbigihê.

*****

Riza Çolpan (70 yaşlı apomûz, xalomuz, kekomuz. Orta Asya'daki her yurtsever Kürdün evinde mutlaka bir resmini size gösterirler. Orta Asya Kürdleri hakkında ilk kitabı galiba kendisi yazdı):

Birinci soru. KDP-PKK çatışmasının nedeni nedir?

Bıra Can, KDP eğer yanılmıyorsam -Xoybun'u saymazsak- ülkemiz Kürdistan'da kurulan ilk siyasi partidir, hedef ve isteğiyse demokrasi. Yani esaret zincirlerini kırma noktasından sonra, bağımsız ve demokratik bir Kürdistan. PKK ise 1977 sonrası kurulan Marksist, Leninist temelleri üzerine Bağımsız, Birleşik Sosyalist bir Kürdistan şiarıyla çıkarken, kendisinden önce ve kendisinden sonra kurulan bütün Kürdistanlı siyasi partileri düşman ve düşmanla işbirliği yaptığını ve yüzyıllardan beri özgürlük hasretini çeken mazlum halkımızı bu şiarla örgütleyerek binlerce beyin insanımızı öldürdü. Yani bu partinin lideri hasta ruhlu, eli kanlı, kendisinden başka hiç bir Kürd liderinin sevilmesine tahammül etmeyen, kendini yarı Tanrı gören bu kişi, 20'inci yüzyılın başından ve son çeyreğine kadar halkımız arasında bir efsaneye dönüşen merhum ölümsüz Mele Mustafa Barzani'yı, ve onun ölümünden sonra da oğlu Mesud'un sevilmesine tahammülü kalmayan, bu hasta ruhlu adam, bu kanser türü hastalığını etrafındaki xulamlarına aşılayarak bugüne geldi ve binlerce kardeşimizin "BIRAKUJİ" olayına sebep oldu. Kısacası kendinden başka bir Kürdün sevilmesini istemeyen, kıskanç, kıskanç olduğu kadar da MUR, halkımızın başına bêbav bir Mustafa Kemal veya bir Stalin olmak isteyen son derece çılgın, sevgiden uzak bir kişilik. Kanımca sebep bu. Yani illah ben hastalığı. Başka sebepler de var, ama uzun olacağı için değinmeyeceğim.  Çünkü istediğini aştım, özür dilerim.  Birinci soru uzun oldu, bağışla.

İkinci soru: Örgütsel çıkarlara hayır deyip, ebedi Kürdistan'a varmanın yolu yok mudur?

Sevgili kardeşim, örgütleri var eden bizleriz. Biz kalıyor muyuz bu dünyada?  Hayır, değil.  Ama doğanın bir coğrafyası ve o coğrafya üstünde yaşayan bir halk ve o halkın dili ölüp yokolabiliyor mu? Bu mümkün mü günümüzde? Hejar Can, kendi örgüt ve şahsi çıkarını, kendi halkının her türlü çıkarının önüne koyan bir insana, bir örgüt liderine ‘lider’ demek mümkün mü? Benim kitabımda bu mümkün değil. Eğer bir Kürd lider kendini halkının bir çobanı gibi görmüyorsa, ben o lidere ne insan derim ve ne de lider. Kısacası örgüt bugün var olan, yarın yok olan bir canlı organizma gibidir, belirli bir zamana kadar yaşar ve ölür. Ama bir halk, o halkın dili, üstünde yaşadığı coğrafya ebedidir. Ebedi Kürdistan'a varmanın yolu muhakkak bulunur, şeker kardeşim. Bu konuda umutluyum. Ben görmesem de siz göreceksiniz. Yani halkımızı kardeşçe o yola revan etmek isteyen, lider çobanlar çıkarsa bu mümkün, yoksa hep köle olarak yaşayacağız. Özgür ülkelerde özgür yaşasak da, hasret çeke-çeke öleceğiz. Bu daha da kötü bence. İnşallah o çoban lider çıkar Hejo Can. Senin o günü görmen dileğiyle...

Son bir dilek. Eğer varsa doğa-üstü bir güç, Kürd halkını, kendi şahsı ve örgütünün çıkarını, bu mazlum halkının özgürlük ve kurtuluş çıkarının önüne koyandan korusun. Bizi İslam'ın barbar zulmünden, onun Şengal’deki yaptıklarından korusun. Amin. Şengal için bir ağıt yazdım. Dengê Azad sitesinin Kürdçe kısmında ve Navkurd da var.

Gözlerinden öperim Hejo Can, kısa yazmayı becermem, bağışla beni. İçim yandıkça ağlamak ve haykırmak istiyorum. Çünkü zulüm gören bir halkın çocuğuyum sizler gibi. Bize özgürlüğü, bağımsızlığı istemeyen kişi ve egemen zalimlere bin lanet diyorum.

Sana ve tüm KP kadro kardeşlerime selamlar, sevgiler. Hoşça kalın.  

 

S

Sedat Güncekli (Kürdistan´ın Bedlîs ilinde doğdu.1982-1997 yılları arasında Rizgarî davasından hapis yattı. Halen Avrupa´da siyasi ilticacı olarak yaşıyor. Rizgarî Online´da yazardır):   

1 – Sedema / sedemên pozberiyên PDK-PKK çî ye? (Sizce PKK-PDK çatışmasının nedenleri nedir ?)

PDK-PKK çatışmasının, daha doğru bir ifadeyle PKK´nin PDK´ye sürekli saldırısının kökeni oldukça eskiye dayanıyor. Kürdistan´da kendinden başka etkili bir Kürd gücü istemeyen PKK, Kürdistan´ın her dört parçasında da yurtsever saygınlığı olan PDK´ye tahammül göstermesi beklenemez. Heleki PDK´nin Bağımsız Kürdistan´i savunduğu koşullarda PKK´nin bunu içine sindirmesi beklenemezdi. Asil sorun PKK´nin ve onu yöneten liderinin bağımsız iradeye sahip olmamasından kaynaklanıyor. PKK Sömürgeci bölge devletlerinin kontrolünde bulunmaktadır. Bu güçler ebetteki Bağımsız Kürdistani gündemleştiren PDK´ye karşı PKK´yi kışkırtıp, çatışmalarını isteyeceklerdir. Basur Bölgesinde İslamcı Fundamentalistlerin yoğun saldırılarının yaşandığı koşullarda bile PKK/PYD, PDK´nin Pêşmerge güçlerine karşı çok ahlaksız bir biçimde karalama kampanyası yürütmektedir. Güya Şingal´de halka yardim için gittiklerini söylemelerine karşın Pêşmergenin hareketini engellemekten geri durmadıkları gibi, Şengal´i kendi kantonlarına katmanın peşine düşmektedirler. Kadim bir Kürdistan şehri olan Kerkük için, tıpkı sömürgeci Türk devleti gibi özel statü istemekteler. Yine uluslararası güçlere seslenerek -tam bir utanmazlık içinde - Pêşmerge´ye silah verilmesin demekteler. PDK, PKK ile çatışmaktan sürekli kaçınırken, PKK provokatif ve yıkıcı tutumunu günübirlik sürdürmektedir.

2 – Aya ne mumkune ku, berjewendiyên rêxistinî bavêjîn aliyekî û xwe bigihînin Kurdistanê ebedî? (Bu iki örgütün parti çıkarlarını bir yana bırakarak ebedi bir Kürdistan'a ulaşmaları mümkün değil midir?)

PDK´nin parti çıkarlarını bir tarafa bırakması ne kadar imkan dahilindeyse, tek şef, tek parti, tek ideoloji esasına göre şekillenmiş PKK´nin bunu yapması o kadar imkansızdır. PDK´nin Kürdistan´a ve Kürdistani siyasi yapılara yaklaşımı ile PKK´nin yaklaşımı arasında en ufak bir benzerlik dahi bulunmamaktadır. PDK lideri Sayın Mesud Barzani´nin Rojava´da Kürd halkının özgürleşmesi, siyasal bir statüye kavuşması için son derece yapıcı ve iyi niyetli tutumuna karşın, PKK´nin Başur Bölgesinde olsun Rojava Bölgesinde olsun Kürd halkının ulusal çıkarlarına göre değil, sadece kendi hegemonyası için hareket ettiği tartışma konusu bile değildir. PKK, sömürgeci devletlerin etkime alanından çıkarsa ve köklü bir zihinsel değişim yaşarsa “ebedi bir Kürdistan'a ulaşması” ebetteki olanaklıdır. Gerçek şu ki ufukta bunun en ufak bir emaresi bile görülmemektedir…Yurtsever Kürdler: PKK´ye zoraki Kürdistani, özgür bir güç gömleği giydirmek yerine, onu kendi gerçekliği içinde değerlendirip ona göre hesap yaparlarsa, hiç olmazsa hayal kırıklığına uğramamış olacaklardır. …

*****

Sedat Ulugana (Kürd / Kurdistan tarihiyle ilgili ciddi keşifler yaptı, belgeler ortaya çıkardı. Belgeseller yaptı. Zilan katliamı belgeseli çok önemliydi. Geleceğimiz bu arkadaşların elinde):

PKK-KDP savaşımının ana nedeni kuşkusuz farklı dünya görüşlerine sahip olmalarıdır. Ne yazık ki söylenenin aksine "farklı Kürdistan tahayyülleri"nden dolayı çatışmıyorlar. Çünkü ikisinin de öngördüğü Kurdistan "belirgin" değildir. İkisinin aksine halkın bir Kurdistan tahayyülü var. Halkın tahayyül ettiği Kurdistan, ne güneyle sınırlı bir petrol devleti, ne de modern yönetim modellerini esas alan ama bağımsız olmayan bir devlettir. Halkın istediği Kurdistan 5 parçanın birleştiği büyük Kurdistandir. En azından özlemleri budur. Elbette örgütsel çıkarları bir yana bırakıp büyük Kurdistan’ın inşası için güç birliği mümkündür. 300 yıl önce 24 mirlikti Kurdlerdik, şimdi 300 yıl sonra 24 partiyiz. O zaman da bağımsız birleşik bir Kurdistan devleti yoktu bu gün de... Arada Fransız devrimi, sanayi devrimi, iki büyük dünya savaşı, uzayın keşfi, nano teknolojinin gelişimi yaşanmış. Her halkın bir devleti olmuş. Biz ise hala Kurdistan’ın mümküniyeti ile uğraşıyoruz. Yani aradan geçen 300 yıl boyunca arpa boyu kadar yol almamışız. Sonuç olarak Kurd birliğinden yana olmayan yapılar, bu halka zarar vermeye devam edeceklerdir.  

 

*****

 Selim Çürükkaya (Kuzey Kurdistan’da herkesin bildiği bir isim. Çok eski PKK kadrosu. ‘Apo’nun ayetleri’ kitabı ile ‘anti-apoculuk’un öncüllüğünü yaptı. ‘Anti-Kurdistancılar’a karşı keskin duruş sergiliyor. Kurdistanaktüel sitesini yönetiyor):

1). PDK-PKK çatışmasının neden(ler)i nedir?

Selim Cürükkaya:  Ben PKK diye bir  Kürt örgütünün varlığına inanmıyorum. Türkiye, Suriye, İran tarafından yönlendirilen, gövdesi Kürt olan, ama yönetiminin iradesi düşmanlarımızca kontrol edilen bir yapı söz konusudur! Açıkça söylersem, bu yapı artık Suriye ve Türkiye’nin milis kuvvetidir. Sizin dediğiniz PKK-PDK  çatışmasının nedeninde bu vardır. Bağımsız Kürdistan’ı isteyen PDK ile Kürdistan’ın hiç bir biçimini istemeyen düşmanlarımızın çatışmasıdır!

2). ‘Örgütsel çıkarlara hayır deyip Ebedi Kurdistan’a varmanın yolu yok mudur?

Kuzeyli yurtsever halkımız, düşmanlarımızın milis kuvveti haline gelen yönetimlerini terk ederse, siz milis olmayı kabul ettiniz, ama biz etmiyoruz derse, yeni bir durum ortaya çıkar ve kürtler arasında bir birlik oluşur. Bu birlikle Kürdistan kurulur!
 

*****

Stêr E Neco (Stêr E Neco di sala 1974 de li Kurdistan gundê Arnasê bi ser Midyad ve hatiye dinê. Di sala 1993 de naskirina wî bi saziyên Kurdî weke Navenda Çanda Mezopotamya û Enstituya Kurdî re çêbûye. Dersên wênesaziyê wergirtine. Li Universiteya Azad ya Stenbol dersên feylesofî û estetîkê şopandıne. Akademiya Hunerên Ciwan Academie Minerva li bajarê Groningen qedandiye. Li Akademiya Hunerên Ciwan li bajarê Maastricht beşa Mamosteyiya Hûner qedandiye. A niha li Universiteya Amsterdam di beşa Zanistiya Huner û Çandê de xwendina Master dike):

1 – Sedema / sedemên pozberiyên PDK-PKK çî ye?

Beriya her tiştî dixwazim bibêjim ku ev du pirs li ser kêşeya Kurdistan tên kirin, her çendî Rojavayê welêt di nav agirekî de be û meydan germ be, li derveyî van pirsan dimîne. Ya herî girîng Rojhilatê Kurdistan tê jibîrkirin ku dive em bizanibin ku Rojhilat di nav agirekî tûnd de ye.

Ez di despêka dîtinên xwe de dixawzim balê bikişînim ser rastiyek sosyal/psikolojîk. Statuya Kurdan ya politîk û eşîrî şêweyekî karakteristîk ava kiriye. Ji ber ku ev rastiya han ne di bin sîstemekê de ye, kêşeyên xwe bi şêweyên ne şaristanane çareser dike. Ev rasteqîniya han ji hêla welatên mêtînger yên ku Kurdistan dagir kirine, welew di nav sînorekî de welew li çar parceyan baş tê bikaranîn. Tişta herî girîng ku di encama vê çewisandinê de bûye, asta psîkolojîk e. Ji sedî not û pênc ji civaka Kurdan di bin psîkolojiya çewisandin/bindestiyê de dijîn û ev rastî bandora xwe li tevayê şêweyê jiyanê dike. Li seranserê dinyayê, tenê netewa Kurdan bi zimanê dijminê xwe dijî û jiyana xwe ya rojane li ser çand û têgiha dijminên xwe ava dikin. Dema ku ev rastiya han li pêşiya me raxistî be, mixabin em nikarin bahsa kesayetiyeke azad bikin. Li gor min ev argumentên ku min li jor rist kirin bandora xwe pirr e li ser peywendiyên van her du partiyên Kurd.

Wekî din, sedemên van pozberiyan di dîroka sî salên dawî de veşartiye. Di van sî salên dawî de, her partiyek ji van, ji bo ku xwe bi dijminê hev şîrîn bikin, pirr kesayetiyien baş û welatparêz ji hev kuştin. Weke ku tê zanîn avakirin û hilberîna van her du partiyan di şert û mercên pirr cuda de bûye. Her partiyek xwedî perwerdehiyek cuda ye û her partiyek ji van ji hêla welatên dagirker ve li dijî partiya din hatiye bikaranîn. Di rastiyek weha de, şer û pozberî bi hesanî cih dibîne. Ez dixwazim vê bibêjim, ev encama rastiya karakterîstik wek şer û pozberî xwe dide der. Belku jî, dive em vê rastiya han diyar bikin. Pirr neteweyên dinyayê, di dawiya şerê dinyayê yê yek ê de, derbasî asta netewî bûn. Kurd yek ji wan neteweyanin ku ev asta han pêk neanîn. Di dîroka modern de, Komara Mahabad gava herî girîng e ku ber bi netewebûnê ve hatiye avêtin. Lê mixabin her wekû îroj, wê demê jî dinyayê pişta xwe daye Kurdan û derbeyeke pirr mezin li Kurdan ketiye. Piştî Qazî Muhamed, gav û hewldanên ku di warê neteweyî de hatine avêtin di bingeha xwe de tev seqet in. Di hilberîna û hewldana netewî de, ziman hîmê herî girîng yê avakirina neteweyî ye. Biserketina asta netewî, bê ziman û çand tu car nagihe armanca xwe. Mebest ji ziman, ne tenê ew e ku em ji ziman peywendiyê têdigihin. Ziman ji bo pêşketina netewî û civakî rikn û giyanê avabûnê ye. Mixabin em dibînin ku ev têgiha han li cem Kurd an miriye. Netweyek bê ziman, neteweyek bê giyan e. Di nav neteweyek bê ziman de seqetî, tevlîhevî serdestiyê li her ware jiyanê dike. Mixabin ku Kurd neteweyek bê ziman in. Îroj em dibînin ku ev seqetiyên han, li her çar parçeyên welêt xwe didine der. Ev têgihên seqet, di her warî de û li her çar parçeyên Kurdistan dibin sedema têkçûna tekoşîna netewî û şikestinên me. Ev rastî, li Bakûrê Kurdistan, di asteke weke nîv burjuva, nîv axa di nav tekoşîna Kurdistan de ciyê xwe di nav partiyên legal de girtine. Li Başûrê Kurdistan, ev yeka han xwe wek gundî, bend û eşîrî dide der. Li Rojavayê Kurdistan, her şivanek ku cil kesî dide dora xwe wek partiyek derdikeve.

Rojhilatê Kurdistan, ku sed heyf û mixabin di xeweke giran de ye ku tevayê Kurdan wî parçeyî jibîr dikin, ligel ku her roj keç û xortên Kurdan tên daleqandin. Mixabin ku ev bêdengî ji hindek stratejiyên partiyên Kurdan tê. 

2 – Aya ne mumkune ku, berjewendiyên rêxistinî bavêjîn aliyekî û xwe bigihînin Kurdistanê ebedî?

Ez dixwazim bi bersivekê bersiva vê pirsa we bidim. Dema ku em bahsa Kurdistan bikin, ji bo min pirr xerîbe ku em bahsa berjewendyên partîzane bikin. Ji ber ku armanca van her du partiyên mezin yên Kurdan Kurdistan e!. Ji ber ku ger partiyek armanca xwe Kurdistan be, mirov nikare bahsa berjewendiyên partîzane bike. Li gor min caşitiya ku em li Kurdistan dibînin, mirov dikare di asta partiyan de jî weha bi nav bike. Cahş, wateya xwe biçukê KER ê ye. Kurd weku civak kesê ku ne ji bo xwe be, wek ‘cahş’ bi nav dikin. Di jiyana xwezayî de, di nav tevayên zindiyan de tenê cahş li pey diya xwe naçe. Kurdan ev  çavdêriya xwe ya xwezayî baş anîne ziman. Rizgarbûna Kurdan tenê dikare bi Kurdistaneke ebedî bibe, heger na ew dê her tim bindest bin. Di şuna ku Kurd yekitiyê bi Iran, Tirkî, Irak û Suriye re dikin, heger ew berê xwe bidin welatên Ewrupî û stratejiyeke weha bişopînin ya herî baş ew e. Avakirina nifşên nû ku bi karibe xwe bigihîne di asta mirovahiyê çand zimanê Ewrupî ne, ne çand û zimanê van welatên ku min bi nav kirin. Neteweyek bê ziman ku Kurd mixabin bê ziman in, pêdivî bi zimanekî hene ku ew tenê bi zimanên Ewrupî dikarin bigihin asta mirovahiyek pêşketî.

Ma gelo yekitiyek nikare were avakirin?

Ez li vir dixwazim ji PDK dest pê bikim û bi nav partiyên din de werim. PDK ku ev demeke bahsa îlankirina Kurdistan dike, dema em van buyerên dawî analîz dikin em dibînin ku ev gotinên han ne ciyê baweriyê ne. Herêmek weyan partiyek ku armanca xwe ev be, divê di warê hişmendî û teknîkî de amade be. Lê mixabin ev sersariya ku me di bûyerên şingalê de dîtin, rastiya gotina wan vala dike. Wekî din, ev ne tenê ji PDK xera dibe lê ji YNK û sîstema eşîrî ya Kurdan. Cesareteke wan ya ku Kurdistan îlan bikin nine, ger hebaye ew ê piştî teqîna 1 sibata 2004 runiştibane û bifikiriyane ji bo xwe bigihînin yekîtiyeke netewî. Di vê teqîna han de, kesekî weke Samî Abdurrahman û bi dehan kesên din hatin kuştin. Ev teqîna han, bi destê Iran weyan Tirkî bû. ( ji ber ku min ev buyer baş ne şopand baş nizanim ka kê ji van her du qewetan kiriye) lê ji van her du qewetan zêdetir em nikarin qeweteke din tewanbar bikin. Min hêvî dikir ku PDK û partiyên din yên Kurdan piştî vê bûyerê bigihin hev, lê mixabin ev pêk nehat. Li aliyê din, YNK ji hêlekê ve destê xwe di destê Iran de ye, ji hêla din ve hertim li qewetên din digere, û herweha ev çi qewet be ferq nake. Ez dixwazin bi vê munasebetê, peywendiyeke xwe ya ku bi serê min hatiye bînim ziman. Min di sala 1996 de biryar da ku ez ji Tirkî vegerim Kurdistan. Min dev ji jiyana xwe ya Stenbol berda û ez vegeriyam li Amed ê bi cî bûm. Ji bo ku ez bingeha Akademiyeke Hunerên Ciwan ava bikim ketim nav hewldanan de. Ji bo ku wek Akademî bikar were, min xaniyekî mezin yê kevin li Amedê kirî. Wê demê li gor pêşbîniyên xwe min projeyek amade kir. Projeya min bi vî rengî bû. Li gor min, me Kurdan di 20 salên pêşiya me de meyê li Bakûr şaredariya pirr bajarên Kurdan bidest bixista. Ji ber ku em Kurd, me peywendiyeke bi rêk û pêk di navbera her çar parçeyan de tune, min biryar da ku ez bingehê Akademiya xwe li ser têgiheke Kurdewarî ku her çar parçe tê de deynim. Lewma ez birêketim çum li parçeyên din yên Kurdistan geriyam. Ji bo ez peywendiyê bi hunermend û nivîskaran re deynim min hewldan kirin. Min di derbarê pirr hunermendên Kurd de dosyeyên hunerî amade kirin û ligel pirê wan kesan hevpeyvîn kirin. Hindek ji van hevpeyvînan di Jiyana Rewşen de hatin weşandin. Ev çiroka min pirr direje lê ez dixwazim di vir de du bûyeran bînim ziman. Di sala 1997 de li Silêmaniyê, piştî ku min hevpeyvîn ligel hunermendekî kir, ew î pêşniyar kir ku em Mele Bextiyar bibînin, min jî qebûl kir. Min armanc û projeya xwe ji Mele Bextiyar re vegot. Mele Bextiyar di nav axaftina xwe de ez tehdît kirim. Min bersiva wî bi awayekî pirr vekirî, hishk û tûnd da.

Halepçeya şehîd di dilê min de wek birînekê bû, her çendî wê demê çuna Halepçe xeter bû, min biryar da biçim Halepçe bibînim. Halepçe wê demê di bin desthilatdariya Hizbî Îslam el Ensar de bû.

Ez çum Halepçe, min di navbera çend seetan de bi deham filmê fotografî kişandin. Desthilatdariya Halepçe bixêrhatin û pêşwaziyek xweşik li min kirin. Min ligel desthilatdariya wan nêzî 2 seetan guftugo di derbarê kêşeya Kurdistan de kir. Rojnameya Cerîdeyî Rêgay Yekgirtû ku wê demê weşan dikir, hevpeyvînek kurt ligel min kirin. Min jî di hevpeyvîna xwe basha welatên emperiyal kir ku di paşerojê de dixwazin çi li Kurdistan bikin û dê hewldanên wan çi bin. Bi taybet li ser politikayên Amerika. Piştî deh rojan, li Hewlêr ez li taxiyekie digeriyam ku ez biçim Duhokê. Li garaja Hewlêr kesekî temenê xwe 37-40 nêzîkî min bû û pirsî gelo ez ne Ehmedê Neco me? Min go belê ezbênî, ez im. Ji ber ku fotografê min di hevpeyvînê de derketibû wî ciwamêrî ez nas kirim. Wî kesî ev nesîhet li min kir; Go min ligel çend hevalê xwe, beriya çend şevan, me hevpeyvîna te xwend em pê kêfxweş bûn, lê li gor agahdariyê me, me bihîst ku desthilatdariya PDK di derbarê te de ne baş difikire û hewl bide tu zû ji vir derkeve. Ez ji ber çi van bûyeran dibêjim, dixwazim balê bikişînim ser têgiha ku Kurd tê de ne û hişmendiya wan di derbarê Kurdistanek azad de. Min bawerî pê nîne ku Kurd Kurdistaneke azad dixwazin. Belku jî ev kêşeya han di van gotinên birêz Ismail Besikçi de veşartiye. Ku dibêje; Heger hun Kurdistanek serbixwe nexwazin, seqetiyek di we de heye. Mixabin ev gotina han rastiyeke xwe ya trajîk heye. Li hêla din, dixwazim hindek tiştan li ser PKK bêjim. Wekû mînak, tişta ku îroj PKK li Rojavayê Kurdistan dike, tu cudahiya xwe ji van tiştên jor tune. Di van bûyerên dawî de PDK ketibe nav çi seqetiyekê, PKK li Rojava heman tiştê dike. Dibêjin ku wan kanton ava kirine, di van kantonan de çi netew hene? Wateya kantona çiye û kanton di kîjan şert û mercan de tên avakirin? Ev pirs hîn bê bersiv in ku ev kêşe divê bi wayekî akademîk were zelal kirin. A niha di nav van kantonan de pirr eşîr û heremên Ereb bi çek bûne, û mumkune ku sibe wek erebên Musil Kurdan bikujin. Berpirsyariya vê kêşêyê kî hildigre ser mile xwe? Wekî din, Li tu dera dinyayê, neteweyek kantona di nav xwe de ava nake. Kengî mirov dikare, bahsa pirr neteweyan, weyan pirr zimanan bike, wê demê mirov dikare kantonan ava bike.

Wekî din, heger hun bibêjin, emê bi Tirk, Ecem û Ereban bibin bira! Û yekîtiyekê ava bikin, me pêwistî bi Kurdistaneke serbixwe tune, û hun van bîr û boçûnên xwe li ser hindek tiegihê feylesofîk ava bikin, û netewa xwe bi vî rengî birêve bibin divê hun hesabê paşerojeke tarî jî bikin. Heger hun dewletê naxwazin, divê hun hesabê, bê zimanî, bê çandî, bê nasnameyî û bê kesayatî jî bikin. Her ew kesê ku îroj bêje, di roja me de ciyê netew dewletiyê tune, ezê şikê ji durustbûn û Kurdewariya wî bikim. Di dinyaya îroj ya Liberal/Global de, dewlet îroj ji doh pirr girîngtir e. Di dinyaya global de dewlet fonksiyona şirketê girtiye. Heger te şirketa xwe nebe, tu tenê dikare bibe karkerê wê şirketê, koleyê wê şirketê. Di dinyayeke liberal/global de netewek bê şirket, mecbûrî koletî/karkeriyê ye ku sibe di Kurdistan de di warê civakî, sosyal, çandî û erdnîgarî de wê bibe sedema têkçûn û mêtîngeriyê.      

 

T

 

Têmûrê Xelîl (Kurdê Qafqasya ye. Rojnemevan û lêkolîner e. Dema avakirina radyoyê ‘Dengê Rûsya’ roleke girîng lêyist. Rewşenbîreke rastgotî ye):

1.Sedem ev in: PDK partîya kurdan e, PKK ya tirkan e. PDK alaya Kurdistanê bi kar tîne, PKK alaya Kurdistanê bi kar nayne. PDK bi kurdî dipeyive, PKK bi tirkî dipeyive. PDK dibêje “Em Kurdistanê dixwezin“, PKK dibêje “Me Kurdistan avête çopê“ (eger ji PKK tu kesî xwedîyê wan gotinan rexne ne kir, tê wê maneyê, ku hemû PKK wek wî ne). Serokatîya PDK hemû kurd in, yên PKK gelek ne kurd in.

2.Danîna navê van herdu partîyan li rex hev, bi serî xwe karîkatûra ye.

 

 

*****

Zinarê Xamo (Ji Kurdistana bakûr ji qezeya Wêranşara girêdayî wîlayeta Rihayê ji dayîk bûye. 30 sal zêdetire li Swêdê surgûniyê de dijî. Berê yek ji berpirsiyar û kadirê Partiya Pêşeng (partiya Dr.Şivan)û komeleya DDKD-yê bûye. Demekê jî li Swêdê berpirsiyarî û carê jî demeke kin serokatiya Federasyona Komeleyên Kurdistanê kiriye. Demekê serokatiya redaksiyona Berbangê bûye. Di rojnameya ‘Armanc’ û kovarên zarokan ‘Hêvî û Hêlînê’ da nivîsîye û berpirsiyarî kiriye).

1 – Sedema / sedemên pozberiyên PDK-PKK çî ye?

Bi dîtina min ”sedemên pozberiyên” dijayetiyên di nabêna PDK-PKKê da ji ber ”ez û ezîtiya” PKKê ye. Di nava PKKê da ji roja roj da ye tamareke çepên tirk û elewiyên kemalîst heye. Ev tamar li dijî yekîtiya kurda ye, di her fersendê da neyartiya kurdan dike. Û bi taybetî jî li dijî malbata Barzanî ye. Ev tamar bi taybetî di medya PKKê da pir xurt e. Ji sedî 20ê xweşbînî û bînfirehiya PKK nîşanî tirkan û çepên tirk dide nîşanî PDKê jî bide di nabêna PKKê û PDKê da ewê tu gelş nemîne, ewê tavilê kongreyeke netewî çêkin, berbî yekîtiya netewî va gavên girîngbavêjin. Lê PKK nake. Loma jî di nabêna wan da hevkarî û dostanî tu carî domdirêj nabe. ”Pozberî” û berberiya PKKê ne bi PDKê tenê ra, biçûk mezin bi hemû hêzên kurd ra heye. Gava şexsek, hêzek bi herkesî ra ne li hev be maneya xwe kêmasiyek, şaşiyek di fikir û siyaseta wî şexsî û wê partiyê da heye.

2 – Aya ne mumkune ku, berjewendiyên rêxistinî bavêjîn aliyekî û xwe bigihînin Kurdistanê ebedî?

 Helbet mimkûn e. Lê wek min di bersîva xwe ya yekê da jî got, dibê PKK bi PDKê ra dostaniyê û hevkariyê bixwaze, dev ji siyaseta xwe ya mezinahiyê, ya ”ez û ezîtiyê” berde. Wek tê zanîn, dostanî û hevkarî bi daxwaza aliyekî tenê nabe, dibê herdu alî jî bixwazin. PKK îro naxwaze bi PDKê ra bibe dost, siyaseteke dostane bimeşîne. PKK li herçar perçên Kurdistanê jî siyaseta mezinatiyê, ya dixwaze hertiştî bi xwe ve girê bide dimeşîne, dixwaze hertiştî têxe bin destê xwe. Dibê PKK dev ji vê siyasetê berde. Ji bo vê yekê jî dibê kurdên nava PKKê û yên derî PKKê vê siyaseta PKKê ya egoîst rexne bikin û jê siyseteke hîn netewî bixwazin. Kurd îro mecbûr in bi hêz û partiyên xwe yên biçûk û mezin werin ba hev, tifaqeke netewî saz bikin. Heta ev yekîtî çê nebe, bi hêzekê tenê nabe azadkirina Kurdistanê ne mimkûn e. Her micadele û şerê netewî bi tifaqa netewî bi ser dikeve, digihîje hedefa xwe.

 

 

 

 

Yorumlar

Hele su kurre mervan bak :)) sizde bu kibir varken gercegi ve gelecgi hicbirzaman goremessiniz yazdiklarinizin tumu global haber birimlerin alintilaridir bu lumpen mervana soylenmistir.

okur katiliyormu bilmem fakat katiliyorsa yazalim dedim.ben sorularin cevabi cawit merwan begle vereyim.bakin hem kendini bu 100 aydinin icinde görmek istemiyor yani allahtan inmedir psikolojisiyle yaziyor oysa bu 2 soru realitedir bu iki güc arasinda sorun var demi. tarafli görü$ünü bile yazabilirdi.ona göre kendi gibi dü$ünmeyen Kürd dijmindir.fakat Hüriyet gaztesi icin 20 taklada atardi.10 euro aydat veren siradan taraftarinda psikoloji ayni.neden cocuklarinizla anadili konusmasiniz dedinmi apociyiz sizin gibi miliyetci degiliz derler. yani tirkçilik ona göre dehalik modernle$me. bana göre pdk-pkk dogru degil.PDk ve kck deseniz dogru kck nerde kuruldi imralida hepimizde biliyoz sedi sed tc nin istemi dogrultusunda .öcalan di$inda ne cawit nede ahmed tirk demirtas karayilan bayik duran kalkan tek kelime iradesi yok dolasiyle kck yapisi kendine öz iradeden yoksun hic bi bireyin görü$ belirtemez tek irade öcalan oda beyaz kagit gibi tc ne istiyorsa yazip bi belli Kürd kitlesine zehirli bal yediriliyor.o halde toplasak aslinda hic bi ba$ka Kürd gücünün bu gücki gecmiste herkesle kanli olmasiyla beraber kck yi muhatabi mumkun olmayacak. Kuzeyi bitirdiler görev icabi bu yetmez diger 3 parcada kuzey gibi olmali.videoda ve av.gör.notlarinda diyorki turkmenler ve guneydeki gucumuzle oyle yaparizki köpek gibi tc ye muhtac ederiz.$imdi PDK apo nin ne oldigini aslinda 90 larda biliyordu bilmeyn bizdik.evet batiya yüzü dönük pdk nin peki bu bati istihbartlari uyuyormu iste 18 yildir tc deki kimleri kimleri dinlemis.PDK tc i$birligi taktiktir fakat tc apo i$birligi tc nin selameti istikbali icin bi  gönülü birlik.90 larda Barzani talabani tc ile iliski duzeyi 2 askerle idi ozaman onlar otonomide israrda ka$o apoda bagimsiz büyük Kurdistan apo bu $iar uzerinde buyuk guc oldu ve hala o gücün nimetleriyle ya$iyor.güneye onlarca kez sava$ bahanesi yarati ve binlerce Kürd kayib edildi.

kolay anla$ilmayan durum $u apo her Kürdün birey vaya gücün sinir sistemlerini sifirlar ve 4 koldan daraltir tek ba$ina yapmiyor 4 dijminle yapyior apo $am sadam tahran ve gizli tc ile her dem akil ali$ verisindeydi $imdiki gibi.çaresiz kalan kar$itina mesala pdk veya ynk ye i$te bi sömürgeci ordusuyla alanen gitmez üzerine.pdk durumdan nasil siyrilir ? ya 100 yilik kendi direni$ varolma sava$ina son verecek ceketini alip Kürdistandan kaçacak.80 öncesi Kuzeydeki haraketler birazda böyledi Barzani ya kacacak yada tamamiyle tc ye yada fark etmez digerlerine birine teslim olmak.bu durum hala devam ediyor 2. bölümde devam edem

cok kritik anlarda apo ve ustleri 91 de ilk tarihte bi güney Kürd parlemetosu kuruldi.iyi kötü 36.paralel icinde bagdata bagli bugunin federal devletin altyapisi.Kuzey  istem di$i gövde devle$mi$ ba$ yetersizlik (ustlere göre)durumuKuzey halki gündüzleri bile orduya haram etmisti gündüuz kulahli gece silahli devletin deyimiyle 2 alandaki karrkolar ordu iliskisi kesiliyordu.ki$in 92 baharinda halk serhildanlari hamlesi gerilla önderliginde geli$eydi olay baska bi bicimde olacakti.uzatsam kp sitesi yetmez kurt kurmanci.Kuzey gücü o ki$ ba$ibi talimatla hura guneye  nedir serhildanlar icin egitim.oysa bi brakuji savasi icin oldugunu bilmezler.zaten medyada ayni bugun gibi en cok guneyi karalama vardi kitle ve gerilla hazirlandi buna.92 bahari kuzey halk yeterli olmayan bi gerilla ile ayaklandi.sonuc peri$anlik güney sava$i barzani bakti ya kacacak ya bu savasa girecek tc sadamlada anla$ti guneye pkk opreasyonu barzani  fermo dedi madem öyle buyurun yardim edecez.tc istegi oldu büyüyen gerilla törpilenir  guneyin geli$meleri durar darbelenir.barzani girmeseydi ne olirdi tc girmezdi zaten apo sava$i ba$latmi$ti.ynk ye $imdiki gibi guvenmiyordu ynk pkk ile bütünle$se bi bütün iranin istegi gercekle$irdi buda tc i$ine gelmiyordu.ayni zamanda 92 savasi ayni bugun gibi iran ve tc cekismesiyde.tc girdi ve sonuc biliniyor.kazanan dijminler oldu.peki apo belasini guneye surmeseydi 92 savasi olirmiydi bence olmazdi herhalde pe$merge gelip botandan vana kadar gerilla ya kar$i sava$mazdi.

95 e kadar ate$kes ka$o bari$ vardi guneyle.mit raporlari okiyan bilirbiraz anlar insan.guneyde çekic güc abd liderliginde ka$o tc ile anla$malri geregi tüm cekic güc faliyetinde tc heyeti olmali.mitciler rapor ediyor ankaraya nedir abd kurdleri yakinlastiriyor ynk pdk yi toplantilara heyetimiz disinda yapiliyor.tabi 93-94-95 biribirinin soyunu tuketecek brakuji vardi.hewler $aklava haci umran hatinda.Kuzey sinirlari tek bi savasci pe$merge yok bo$ti.abd dublinde falan talabani barzaniyi bari$tirma cabasi çünkü Kürd sava$i abd cikarina tersti.apo serxwebunlarda arsivlerde var hala atiyor bunlara bakin abd onlari size karsi güc yapiyor iste uyuyorsuniz falan tc diyor celik oprasyonu diger adi sandwic haraketi bi yandan isbirlikciler kuzeyden tc falan ölülerinizi bile satacaklar bu isbirlikciler.mart celik oprasyonu basliyor tek bi haraket guneyden yok fakat simdiye dek sayi ve teknik olarak en buyuk oprasyondu bu.yok pe$merge faalan yok sandwic yalandi.amac Kuzey sinirlari 3 yil boyu 20 yila yetecek cephaneymi$ depolar.gerila tutunamadi köylere ice dogru manevra yapti.geldiler tum depolari imha etiler geri cekilmede tc buyuk darbe yedi.ardinda nasir kuzeyde bi cok karakola yöneldi besuseni kaldirdi sonra ejderha oprasyoni kucuk capli para etmedi gerdiya $emzinan tekrar gerilla aldi.95 .7 ci ay gene ayni durum apo diyor boslik var guneyde iktidar olin aha bari$tilar sizi yok etmek istiyorlar zagros gücü huraa guneye nedir pdk i vurup iktidar olacaz eh abas dururmu tum gucle saatlerce ajitasyon propaganda ta 8.ay 22 si gecte olsa ismini IKINCI 15 AGUSTOS ATILIMI koydu.yalah sinirda hala pe$merge yok hepsi dedigim hata duruyor.bi gecede 180 köy veya nokta 3 kasaba.tek kursun sikilmadan.nedeni pe$merge yoktu..birinci 15 agustosunda ici bo$altildi.çünkü 2.cisi kürde karsi.barzani gücünü topladi geldi tum kuzey hatinda duzenledi 9.ayda kanli brakuji basladi bi ayda sinira dayandik hepsini aldilar.YALAN YOK $UPHESI OLANA DETAYLI ANLATIRIM.96 nin birinci ayina kadar devam eti ate$kes saglandi.o köylerin cogu birakmadan önce yakildi.halk zaten kalmadi pe$merge hatinin arkasina kendilerini atmislardi savas baslar baslamaz.iyide 4 ay suren savasta kuzeyden tc baharda sandiwic icin can atiyordu olmadi.bu 4 ay icinde niye gelmedi?Zaten biribirne girmis yiyordu Kurdler niye girsinki?

son bölümü yazam mecbur bugun gecmisle iliskilidir  yazmasan yarim kalir anlasilmaz

 

Edit.: Yorumunuz 200 kelime sınırını aştı. Uyarılarımızı dikkate almanız umuduyla.

sn Turhali diyor 82.83 o zaman pdk kendi ba$inin caresine bakamiyordi senin gibi dagdaydi hemde bi cok kirilmadan sonra.yani diger parcalarin mucadelesi kuzeyinde sonucta 4 dijmin arasindan birine iliski bicimi kader olmisti .4 dijmin cizdigi kader.bu taaki 2003 te biraz anlasildiki artik uluslararsi bi imkan var bunlardan birine dayanmak zorunliligi yok.bence kck hala anlamis degil.iste abd nin bilmem kimin karsitligi verseler elimin tersile iterim vs.vs hergun aciklanir.97 de ynk gerilla gucleri birle$ti pdk ye karsi haci umran ve çoman alindi o sidekada no$irvan goran liderinin itirafi var iran pasdariyla 450 pdkli pe$merge nasil vurudular.yine gerila 9 iran pdk pe$mergesi bo$ b$una vurdu cenazeleri ailerine vermedi iran generaline verdi iran pdk si bunu kan davasi yapmadi. Karansungur talihsiz Kürdlerin kaderi iste ya$amayamdi ba$arsaydi bugun bunlari tarti$mazdik bu kesin.

evet birlik imkansiz degil imkansizla$tiran i bilmek gerek.$imdi vijdan yani 30 yil 40 bin gerilla ve insan vercez dem.ozerklikte unutuldu.Kürd kelimesi kabulu yasal yok.tirkiyel$menin degirmenine su olacan fakat gidip $engalde telaferi turkmeni birlestirp ozerk bolge yapacan.ya rojavada apocu varsa barzanicide var hemde onbinlerce vijdan yani hevler anlasmalari kim tekmeledi?bugun dahi rojavada adeta pdk li avi var insanlarin evleri aliniyor sinir disi ediliyor i$id olarak damgalaniyor  fakat haremleri olan arap a$iret $eyhleri kanton yönetimin ba$ina giriyor vijdan yani..$engal ve maxmura gelince kaos ortaminda birlik adi altinda savunma diyerek geldin sevincten duygularimizi sinirsiz oldu.yani sinune nahiyesi pe$merge almasaydi ypg koridoru acamazdi yani temam kurtardin birlikte kurtardiniz gene milleti Barzani diusmanligi neye?evet kirildilar hata kactilar diyelim fakat pe$merge biti sifir oldu manasi yanli$.ihanet bilmem ezidi satildi.vs.vs. kirilmadan iki sonra guc rojava uzeri musade edilmedi hala edilmiyor peki rojavaya bi pe$merge yasak baska guctur denilir fakat guneyde kimse bi sey demesin olirmi bu? hata indirmelerle o guc sinuneye yürüdü ertesi gun abd askerinide bulundugu  birlik ypg $engaldeki halki saldirti dolayli kendileride dedi.tek care $engali almak icin 100 km dogu bati 80 km lik kuzey guney bolgesiki buda arap kemeri sadamdan bu alan insansizlastirldi arap köy ve kasabalari olisti musul Kürdün yarisindan fazlasi $ehirden göc etirldi ve $engal bölgesi kopardi tek cere onlarca köy ve arap kasabasi zaten araplar hepsi i$idle $engal talani tecavuzu katliami yapanlar i  silip süpürüp $engale ula$mak buda uzun surrer.$u an yapilan abd hava destegiyle $engale ula$mak.simdi nerden cikti 4.kanton yok tirkmen ezidi meselesi.ezidi Kürd diyorsun peki $engal Kürdstan degilmi parcalamak kime yarar?Kimden ayiriyorsun?neden?yani önü alinmasa Kürdistan 4 degil 20 parca olacak.ynk kck iran birligi bi yana dün $ii milis lideri Kerkukte özgür alanda ynk li valinin yaninda pe$mergeyi kerkukten cikarma istegi naralari.gerilla sileman beg alindginda o bolgedeydi bagdat kerkuk karayoli alindi bilmiyom gerila yer aldimi orda?fakat eger korumaksa kck ve ynk sesiz bu $ii pisliginin dediklerine.yine cevap veren pdk oldu velhasil.kck ye ypg ye i$ide kar$i tc silah versin.vs.vs akil mantik yani i$idin babasi davudogli simdi basbakan.ondan silah iste.abd ab vermesin.

sn turhali iste cati$ma sebebi.kck bunu yapmasa sorun cikarmi?soruyorum rojhilat gerilasida geldi kahramanca savastilar guneyin istemiyle geride giti ne tak ne rak.kendilerine rant veya siyasi propaganda bile yapmadilar .

oysa akdenizde bi yol acma gibi durum firsati var gönül isterdi hepsi birlik icinde iste büyük Kürdistanin yegane yolu.bu hat alinsa tc bi sogan fiyati yapmaz jepolitik konumu bi sent olir.dunyanin tek petrol güzergahi olir guney habur kapisina muhtac olmaz rojava aynen.iran kuyrugunun ustune otirir.Kürdlerin talisizligi lider yok iste

zor spas ji bo wehe slav u rez 

Kocer,in sade ve icten tespitleri bence redekte edilerek ana sayfada asilmayi hak ediyor. Bana göre Cahit Mervani "aydin" kategorisine sokup görüs istemek bile gerekmezdi. zaten kendiside muhatap gösterilmesine cok kizmis olacakki beni o Aydinlarin arasina sokmayin demis.. Adam hakli, konussa ikinci gün zikkimla beslendigi rant kapisinin kapanma olasiligi cok yüksek. Onunki karin doyurmayan "aydin" sifatini ne yapayim tepkisi.

Ne kadarda akilli, gelismelri tersinde yorumlayan aydinlarimiz var, Masallah bin kez masallah. biride memalan... 

sanki Kurdistana gidipde savasmani engelleyen var. birak PKK yi savasan onlarca parti var, sacmalayacagina.............hadi buyur derim. KURDISTAN nerde oldugunu biliyorsan tabi.Rojevayi daha dogmadin bogun dedigini his eder gibiyi. Cunku ilkel milleyetciligin disinda gelisiyor, buda cooooklarini rahatsiz ediyor. Birileri baslik atmis, Hos geldin Amerika, Hos geldin Kurdistan. Yeni tip somurgeciligi adeta davet ediyor.

Selamlar, saygilar.

Yayinlanmiyacagini bildigim halde yaziyorum.

     Birez  Hejarê Şamil! Berye hertisti slav u rez jibo cenebete u spas jibo ve pirse te.

    Bi raye min cewebe pirsa yekemin eve: Di nav partiye Kurde hate nabe em u bejin ez we ev ji hevre pozberiyên bikin, jibo ko manfiate xwe u partiye xwe gelek di nav wede ser manfiate Kurd u Kurdistanere dibini (Jixeyni Pesmerge u Gerileye go ji dil u can rihe xwe dikin siper li pesiye dijmin go axa xwe u milete xwe di parezin) Bi raye min dinav PKK de gelek serkese manfiatperest hana go xwe dibin nave Apdullah OCALANDA di parezin (mixabin siyasete tirke dimesinin, li cem tirkeji ki ci tiste xirab bike, xwe dixe nav bazke ataturk), Le mixabin bi gotine xwereji di kevin dirutiye, li aliki dibejin insaneki di diste dijminde, nikare karare bi sihati bide, le li aliyedi jibo manfiate xwe hertistide Imraliye isarettikin. Dinav PDK deji gelek feodali heye hata nehaji kelek serkese Pesmerge seroke asirene u manfaate xwe ser menfiate Kurdistane digrin, Heviyemin awe go Xwedeye mihriben u dilovan Masut BERZANi hata Kurdistan avabe li ser sereme Kurde gem neke.

     Pirsa duyeminji cewebe we di cewebe pirsa yekemindeye, eger ve probleme ji nav xwe rekin, we garibin berjewendiyên rêxistinî bavêjîn aliyekî û xwe bigihînin Kurdistanê ebedî, le eger ew ve nekin edi gele kurd ne weke bareye, gel bixwe dev ji ve armance naberde hate Kurdistan azed nebe. 

                                                                                                                                 Slav u Rez

                                                                                                                                  NISEBiNi.

Bence o zaman bu iki partiyede  tarih sahnesinde silmek gerekli cunku ikisinde niyeti Kurdistan  degil bu bir .iki biz kurtler bunu gorupte Niye bunlara Karşı ayaklanmıyoruz,niye sesımız çıkmıyor niye bızım kaderımız bunların elinde nıye ıkı cepheye ayrılalım nıye kurt milletını bır 100 yıl daha esaret altında tutalım nıye ,gelin bu iki kendimden ayrı bır cephe acalım o da Kürdistan'ın her parcasında aynı doğrultuda hareket edelim ,eger bız böyle sessiz kalırsak gün pkk ve pdk ye kalır onlarında umrunda degıl!kurt milletıne dort parcadada bırlikteligi ve kurdistan nı anlatalım onlarda apo yu barzanıyı Anlatsın bakalım kurt halkı kimden yana o zaman görelim ,bence herkes kurdıstanda yanz olur ,bazıları harcı onlarında boş verın.bu cesaretı gösterecek kimse yok mu aramızda bır partı kuralım aynı ısımle dört parçada tek hedefımız bağımız kurdıstan olsun,aksı taktırde ne pkk ne kdp den bızlere yarar yok anlayın ,gelin zaman geçmeden hareket edelim

Hejere Şamil elbette siz bir Kürd aydınısınız ve baş tacımızsınız, diğer aydınlarımız gibi size de saygımız sonsuz. Aşağıdaki  yorumumu empati yapmanız için yazıyorum.Bu sert bir eleştri yazısıdır. Yayınlamayı gerekli görmezseniz anlayışla karşılarım. Amacım bağcıyı dövmek değil iletişim kanallarını açarak üzüm yenmesini sağlamaktır. Gerçi ben burada Sayın  Hejere Şami'n  Sayın Cahit Merwan'a aba altından sopa gösterdiğini vurgulamak için ve adama resmen ve örtülü olarak "yazmasan senin açından daha iyi olur" demeye getirdiğini açıklamaya çalışıyorum.

Açıklayıcı metin:

Kak Şamil, (Saygıdeğer Hezare Şamil) Olaylara başka açıdan bakıyorum.(Dikkat  İsminizdeki bir harfi yanlış yazdım W ile V farklı iki harf olduğu gibi J ve Z de farklı harlerdir. Yani Merwan ile Mervan gibi) Çok doğal. Hatta üzücü değil sevindirici. Sorularıma yanıt vermemeniz için elimden geleni yapıyorum. Hatta şu cümleyi kullanıyorum: "Sorularıma yanıt vereceğinize inanmıyorum, ihtimal vermiyorum ama bu soruyu kendime göre tespit ettiğim ( bilimsel ya da evrensel ölçütlere göre değil tamamen benim sayemde benim kriterlerime göre aydın sayılabilecek  kim bilir belki gerçekte öyle değiller)100 Kürd aydınına gönderme kararını tek başına aldım, kimseye danışmayı gerekli görmedim/ görmem, komisyon yok tek adam olarak aldığım karardır. Yanıt vermeyi gerekli görürseniz ki keşke yazmasanız , yanıtınız "Kürd aydınları böyle düşünüyor" başlığı altında yayınlanacaktır. Ola ki yazı gönderecek olursanız kelimeleriniz ile size laf sokacağım için eğlendirici ve hoş bir yazı olacak.

Orijinal metin:

Hejar: Kak Mervan. Olaylara aynı noktadan bakmıyoruz. Çok doğal. Hatta sevindirici. PKK medya, TV’sinde boy gösteren Türkî heriflerle aynı çizgide olmamanız da fazlasıyla sevindirici. Sorularıma yanıt vereceğinize inanmıyorum ama bu 2 soruyu kendime göre tespit ettiğim 100 Kürd aydınına gönderme kararı aldım. Size iki (2) soru sormak istiyorum. Yanıt vermeği gerekli görseniz, yanıtınız ‘Kürd aydınları böyle düşünüyor’ başlığı altında yayınlanacaktır. Hoş bir yazı olacak.

EDİT'e mesajım: Lütfen davet mektuplarını iletişim kurallarına önem veren sayın Hüseyin Turhallı'ya yazdırın, zira takip ettiğim kadarıyla o içinizde en fazla sabırlı olan yazardır.

Sayin  Samil , kurd aydini yerine ,kurd siyasetcileri veya yurtseverleri diye yazilsaydi daha iyi olurdu.Neyse yinede iyi bir dusunce ve iyi bir tema, Cahit mervan gibileri sizi cok kucuk ve ihanetci göruyorlar,cunku o bir kanalda besleniyor size cevap basina is acar ,sizler yigitce Kurdistan icin savastiniz yilarca daglarda , o ve onun gibiler hep rant  elde etiler siyasi veya madi.Mesela turk solunda bir dergi veya gazete veya fasist  bir dergi seve seve yazardi ve baris ve baskaninida ove ove bitirmezdi, devlet degil neden demokratik cumhuriyet diye on sayfa bile yazar efendilerinin gözüne girmek icin . Onun sahsinda bir suru protip (kürd aydin tipi )kisiler zaten anti kurd ve Kurdistaniler .PDK bagimsiz Kurdistan diyor ,  Daha dun Apo ve takimi yemin bila demokratik cumhuriyet diyor.Nasil anlassinlar olacak sey degil.bunu da herkes biliyor. Dunku dyarbakir dtk neyse konusmalari okudum midem bulandi bunlar cooooktaaan kurdistani satilar siz halen pkk e diye dusunup bekleyin. selam ve saygilar

Cahit Merwan olasıdır ki başka düşüncelere tahammül edemiyor demek ki başkalarının da kendi düşüncelerine tahammül etmesini beklemiyor en azından burada takındığı tavıra tahammül edemediğimi söyleyeyim.

KP ile aynı çizgide olmadıklarını söylüyor Aslında '100 Kürd aydını içinde bulunmak istemeyen' yazarımız takındığı tavırla sorularınıza cevap vermiştir. yani benim çizgimden olmayan ile fikrimi dahi paylaşmam mantığıdır KDP ve PKK nin ayrışmasının en büyük sebebi...

Kürd aydınlarının fikirlerini topluca öğrenmek bizlere büyük bir tahlil havuzu oluşturacaktır bu uğraşı tebrik ediyorum yararlı bir çalışma olmuş Her fikri yayınladığını gördüğüm Kurdistan post tarzı olmuş...

Burasi Anti Pkk platformuna donustu. Pkkyi karalamaktan baska bir yazi yok. Guneyde Pdk ile ilgili olumlu dusunen bir kisi bulamazsiniz. Barzan asiretinden olanlar haric. Diger insanlara insan muamelesi bile yapmiyor Pdk. Barzan asiretinin bir kiz olmayan biriyle evlenemez bile. Guneylilere sorun bir bakim nasil cevap alirsiniz . Pkk kackinlarinin hepsi Pdk askindan olecekler. Allahtan asklari plantonik. Karsiligi yok. Uzaktan seviyorlar. Yakinlassalar Pdk sevgisi nefrete donusur. Herneyse kimin kimi sevip sevmeyecegine ben karar veremem. Tek demek istedigim sudur, olculu ve rasyonel olun. Particilik yapip butunu parcaya feda etmek dogru bir tutum degil. Pkk yi elestirelim tamam Pdk yi sevelim onada tamam. Ama olculu olup rasyonel olmak sartiyla. Olcusuz sevginin  kayitsiz sartsiz sevmenin Pdk ye faydasi olmaz. Her yaptigina yada yapmadigina kufretmek Pkk yi degistirmez. Dogrusu ve yanlisiyla her parti var ve brlli bir tabanlari var. Yapici olup herkesi Ulusal Kongre icin zorlamak gunumuzun en yakici gorevidir. Gerisi teferuattir.

Cahit Mervan ile ilgili abuk subuk yorumlari yayinlamaniz hos degil. Mervan cok yetenekli ve deneyimli bir Kurd yazardir. Burda hakarevari yorumlari yayinlamaniz size puan kazandirmaz. Kaybettirir. 

H.Ş.: Sayın İbrahim, Sayın Cahit Mervan'la ilgili görüşlerinize ben de katılıyorum. Sevgili Mervan, bu tür ağır ifadeleri haketmiyor. Ne yazık ki, hakaret olmadığı sürece tüm yorumları yayınlamak zorundayız. İlke bu. Hurmetler.

Cahit Mervan nezamandan beri aydin oldu? Ona teklif goturmeniz bile ayipyir, size yakistiramadim. . Bu Kurt aydinlarina bir hakarettir diye dusunuyorum. Cahit bir sak sakcidir. 

aslında geçmişten bugüne rusya hep kürtleri satmıştır biz onların pazarlık malı olmuşuz bende bu rusya kültürüyle yaşayan ve orda yazan yazarlarında sözlerine paylaşımlarını dikkate almıyorum nede olsa tarihte o..rus ..pu bir kültürle devşiren sonunda olacağı yeri bulur hejare şamilde bunu kapmış onun yapacağı ankette katılmak için geçmişinden şimdiye kadar yazdığı yazılara bakmak gerek ne yani buna cevap veren yazarların çözümü olmazki bu adamın yaptığı meşhur rusça zihniyetin hamlesidir hejar cahit merwanda bir başka kürtte senin anketine katılırsa aklına şaşarım... kp bunuda yayınlama nede olsa sizin çizginizde değil ...

Pkk ulusun en alt tabakasinin temsilcisidir Pdk ise burjuva tabakasinin. Pdk Kurdistani kendi mali olarak gormektedir. Pkk ise kendisini Kurdistanin fedaisi olarak gorur. Pdk kadinlari mal olarak gorur ve Pkk ise esit gorur. Pdk kabilecidir Pkk ise enternasyonalisttir. Pdk emperyalizmin Kurdistandaki dayanagidir Pkk ise emperyalizmin Kurdistani talan etmesine karsidir. Pdk cikar icin herkesle isbirligi yapar ilkesizdir, Pkk cikar degil ilkesel hareket eder.Ben aydin degilim ama korde degilim. Umarim Kak Hejarin sorularina cevap olmustur.

Sayın Turhallı yazısında ap açık KDP nin kimlere hizmet ettiğini ve PKK ye nasıl zalimce davrandığını açıklamaktadır. Ben burada görüşlerini beyan eden bazı şahısları isim isim biliyor gözlerimle gördüm Güney Kürdistan Yönetiminden açık açık maddi yardım talebinde bulundular.Birçoğu zarf içinde dollarlar aldı.Bazılarıda eleştirel sözlerle ihale talebinde bulundular.Hiç birinin Çıkar dışında doğru bir tespit yapacağına inanmıuyorum.Kişilik sahibi ve gerçek aydınlara diyeceğim yoktur.Hele onların içinde biri varki TV ci.Kendisini bilir.

En büyük sorumluluk  kürd adınlarına ve kürd basını,na düşer aydınlar  ve basın çok dikkatli davranması gerekir;basın  kışkırtıcı başlıklardan  kesinlikle kaçmalıdır,aydınlarda üzerlerine düşen görevi ,netawî  bir fikriyat içinde kalarak her iki tarafa eşit mesafede  yaklaşım göstererek onları yakınlaştıra bilir.Basın ve aydınlar fotbol  takımı  tutar gibi davran mamalıdır,

Bence PKK ve KDP arasindaki cekisme guc kavgasidir. Butun dunyada benzeri seyler vardir. Stalin ve karsitlari, Saddam ve karsitlari hep benzer kavgalar olmus. KDP ve YNK arasindaki kavgayida unutmamak lazim. Bazilari ikisinin ayri ulkelerde ve ayri ideolojilere sahip oldugunu soyluyor bence daha cok iktidar savasidir cunku PKK ve KUK da savasti guya ikiside Maxistti ikiside Turkiye orgutlerdi. PKK ve diger Turkiyedeki orgutlerde savasti. Mesela DDKD ile Ozgurluk yolu ile. Birde DDKD ve Kawacilarin savasi vardi gerci fazla kanli olmadi ama biraz daha buyuselerdi onlarda kan dokeceklerdi. 

Iktidar savasi ilen beraber hemen hemen tum Kurd orgutleri baska ulkelerin istihbarati ilen iliskileri olmus ve bu istihbaratlar kendisi ile zit olan Kurd orgutlerine diger Kurd orgutleri ilen catistiriyorlardi ve hala catistirmak istiyorlar. Bence en buyuk faktor istihbarat teskilatlarininin kontrolunde olmalaridir. 

Ger Kurden me gish bi hevre rast buna ev tishtana chene dibu. Kurdeki nezan digot Kurd hemi rastin u pewist nake mere beji Kurden rast. Hinek Kurden Irane henin resh wek qirenin u diben em Kurd esle me por zerin u chav shinin. Xweli li sere Kurden nezanbi. 

sayin H.Samil;Kurd'un olum kalim ortaminda, doneme deng dusmiyen,bence yersiz soru sormusttur!.H.S.kendince bazi bilinmiyen suni ortamlari yaratacagini saniyor.boylesi sorularla yazarin polemik yarattigi ve toplumun kafasini kurcalayacagini tahminini verdigi besbeli.Benim;izledigim ve gordugum kadariyle yazarin,Kurdistan halkinin, birlik ve beraberlik ruhunu guclendirecek; pozitif,cesaret ve onerilerden ziyade;  ortakligi karistirmaktan, kurt toplumunu,daha fazla karsi karsiya getirme,cabalarini hissediyorum.ve buna da inteletuel gorunumun u vermeye calisarak baska, kurdistani rewswnbir(yazar)larida dahil etmeye calismaktadir.Bu tarz,yanils bir tarzdir. yazarin;olumlu hic bir artisina rastlanmiyor. Bu negatif, dusunceler zere kadar kurd ve kurdistanliy yarari yoktur dusundesindeyim.Kurdistan Ne KDP<nin nede PKK,nin tapulu mali deyildir.Kurd Halki ;gecmis tarihini ve geleceyini,basindan gecen,olan biten leri hergun yasiyarak,kanini,canini,malini ve her seyini vererek durbun gibi izliyor ve yasiyor.Bir Kurd bireyi olarak bana sorarsaniz ben pkk demokratik cumhuriyet Turkiyesinde yasamayi tercih ederim .Ama KDP yonetiminin Bagimsiz Kurdistanin,da yasayamam!..Sengal halkimizin basina gelenler acik bir ornryidir.!Bu olay Kurdun,yureyini parcalamis,onurunu kirmistir. Bu Asirat teskilatinin, kendi asirat biryleri ve oyeleri varoldugu mudetce, siradan kurde fazla yasamak sansi olamaz.Guney Kurdistanli bir arkadasin dilinden yazayim:!,,Tarih,1946 Muhabad KUrdistan Cumhuriyetinin yikilisindan sonra:Mila mistafa Berzani beraberinde en seckin 14 silah arkadasini korumaci,mihafiz secer (Edit.: Tarihi iyi bilmiyorsunuz, zaten bu eksiklik tüm yorumlarınıza yansıyor. Mele Mistefa Barani 'uzun yürüyüş'le, İran ve Türkiye ile savaşarak 503 pêşmerge ile 17-18 Haziran 1947'de Nahçivan üzeri Sovyetlere vardı. Mele Mistefa 6 Ekim 1958'de, diğer pêşmergeler 17 Nisan 1959'da üklelerine geri döndü) ve Rusyaya varirlar.Rusya yasaminda bu 14 kisi yaninda olmus onu, korumus ve hizmet etmislerdir.Iraka dunduyunde keza beraberindekilerle gelir.Bunlardan bir tanesinin oglu anlatiyor;Babam" Berzani asiretinde deyildir,Cesur bir Kurdistanlidir, yasami boyunca kurdistana hizmet vermistir ve mila mistafadan arilmamis ve hep onu gozu kadar korumuslardan birisidir".Guney Kurdistan,KDP,nin eline gectigi iki binli yillarda,rahmetli Berzaniyle birlikte savasanlara.cogu Allahin rahmetine kavustugu icin aile ve cocuklarina yardim masi baxlanir.!! Ama O berzani Asiretinden olmiyan pesmergeye bu yardim verilmez.!!su anda kurd deyasporasinda olan  Ogullari itirazdan sonrra KDP geride kalmis aileye bir miktar yardim baxlar.Taktir sizlerin.Slavin germ. (Edit.: Aktardığınız tüm 'bilgiler' yanlıştır. Okumak ve öğrenmek ayıp değildir.)

 

Jinar isimli kisi ve  gibileri zaten kurd ve kurdi degiler sadece isimleri kurtcedir okadar ,hic bir turk fasistin demedigini bu tipler her gün SAYIN BARZANI ve ailesine hakaret ediyorlar ha cogunlugu Alevi ve Sol anlayista olanlar . Ben bunun kavgasini her gün bu tiplerle savasiyorum bu soysuzlar halkimizin bas belasidirlar ve ayni zamanda pkk enin destegiylede daha rahat yapiyorlar.Bugunun Demokratik Cumhuriyetcilerin mantigi malesef ,ben sahsen turkkurdunden coktan umudumu kestim siz varin savasin bosuna, eger 200 yuze yakin devlet alcak ve fasist ve zorbaysa bizde olalim eger tersi ise yine olalim ne zarari var .Mistoye Korun demokratik cumhuritetini savunanlar istemiyor sadece siz daha neler goreceksiniz yarin öbur gün D:C karsi cikanlarin nasil asagilanacagi ve Hatip Efendinin biz Kurdistani coktan cöpe atik demesinin daha zamani var hep beraber bunun zararini garanti görecegiz beraberce . Selam Olsun yigit babanin Yigit  evladina en azinda her dem bagimsizlik dedigi icin bagimsiz fasist bir Kurdistan cok daha iyidir yalan barisa ve demokratik cumhuriyet isteyelere .selamlar

Sayın Erdoğan Alparslan'ın sorulara verdiği cevapları neden yayınlamadığınızı anlamış değilim. Düzeltme yapılması talebinize gerekçe olarak  "çok dağınık " şeklinde bir tanımlama yapmıştınız. Dağınık veya derli-toplu olduğuna lütfen bırakın da yazar ve okuyucuları karar versin. Sadece duymak istediğiniz türden yorumlara geçit verme eğilimi sezinliyorum bu durum verimsizlik, gelişmeye kapalı/kapalı çevrim (kısır döngü) işaretidir. İstirham ediyorum Sayın Alparslan'ın görüşlerini yazarın takdir ettiği şekliyle yayınlayınız.

Way mala minê!

Berya her tiştî rêz û hûrmeta min heye jibo wan rewşenbîr û nivîskarên kû nerînê xwe anîne ziman.

Lê min tiştek meraq kir gelo pivana rewşenbirîyê li cem kurda çîye?Gelo ên pir xwendine yan ên pir jîyane yan jî ên pir grîyane?Li gorî min di kurdan de 1-yek rewşenbir hebûye ewjî Mir celadet Alî bedirxane wî ciwanmêrî 

pêşeyê xwe têkilî tiştekî din ne kirîye.Yani xizmetek pir sade bi rêve birîye.2 Erkê rewşenbîra rastî gotine xelkê

ji bûyer û rûdawên ne xweş agahdar bikin xelkê rewşen bikin.Em werin mijar û 2 pirsên kekê şamîl ew jî evin

nakokîyên nav pkk û pdk çine?wek herkes dizane welatê me bûye çar parçe û her parçek taybetmendîyê xwe heye.Herweha di roja iro de şansa kû kurdistana mezin were ava kirin jî tûneye.jibo wê jî her parçe dive kar bike jibo parçê xwe.Dvir de çend pirsê min hene jibo wan nivîskar û rewşnbîrên kû li jorê nerînên xwe anîne ziman.(1 gelo pdk,ye kû destê xwe dirêj dike nav mala pkk?)2 gelo pdk dibêje ezê her çar parçê kurdistanê rizgar bikim.3 pkk çend gûnd û bajarê kurdistana bakûr rizgar kirine kû diçe dixwaze Qamişlo,kobanê û şengalê Hewlêrê rizgar bike.4 pkk rêxistinek terorîste dan û stand pêre li astê nav dewletî problema ji pdk,ê re çê dike.5 heger em heq bidin pkk kû here li şengalê_kobanê qamişlo_mahabadê__Hewlêrê şer û tdexûl bikin.Divê em heq bidin iran kû biçe alikarîya şiia bike û herweha suudîyê kû alikarîya sûna li iraq bike tûrk biçin li kekukê alikarîya tûrkmanan bikin.pkk xizmetê ji vê re dike.pirs eve ma gelo ev dewlet hemû derbasî iraqê bibin ji krdara başe yan xerabe,ez vê pirsê ji we ji hemû kurdan dikim û hûn her hebin.

 

 

Huseyin kardeşim.  

82-83 tarihlerden KDP ve PKK ili lilerden sœz ediyorsun. Ama tarihi bir gerceklîfiî de goz ardî ediyorsun.

Biliyorsun Guney-KDP nîn Iran islam devletiyle olan ilişkilerle birlikte Batî kurdistan da KDP ve Komela karşî olmasindan dolayi Kurdistan'nin dört parcasin daki Kurt œrgut ve partileri KDP ye karşi tavîr almîşlardî ve KDP birlik çalîşmalardan dîştalanmişti. PKK da bu dönem Surye , Filistinli œrgütleri ve Dev Yol dîşînda Kürdistanli hiç bir örgütle bafilarî yoktu. Soviyet, Iran ve Surye  bağlantîsînîn doğrultusundan KDP ile PKK ilk olarak 1982 de tanîştî ve buluşturdu.

ve PKK nin hiç bir örgütlemesi olmadîfiî Hakkari ve Şîrnak bölgesin de KDP tüm ilişkilerini PKK ya sundu ve Filistinden Kuzey Kürdistan'a PKK yol açan KDP dîr.

84 deki eylemide bu ilişkilerin bir eseridir. Difier yanda Bu iki örgütün arka bağlantîlarî her zaman belirleyici oldu. Geldîğîmîz aşamada KDP tüm tarihsel olumsusluklarîna rağmen Otonomi tezini Güney Kürdistan da diğer parti ve örgütlerle beraber demokratik bir biçimde hareket ederek bu gün delvletleşme ye doğru adım atıyor.  

 

PKK ye gelince devletleÒmeye karÒi olmakla beraber  ulusal kongre çafirîsî yapîyor, tek bir merkezi ortak savunma hatî diyor, ∑engal ile Telefer de Êzidi ve Tºrkmenler için œzekbºlge istiyor, Tºrkiye de demokratik cuhmuriyet œrgºtlemesine aday oldu. Rojava Kºrdistan'da 3 kanton'a bœlmºÒ v.b. Bºtºn bu defiiÒik ve kendi için de bir dizi çeliÒkilerle dolu, bu belirlemelere bakîldîfiîn da PKK de siyasi stratejisin de çiddi bir sîkîntîn yaÒadîfiînî gœrºyoruz. PKK nîn kendisini yeni koÒullar uygun ve safilîkli bir biçimde dœnºÒtºremedîfiî için dir ki safia-sola savurulmakta hata kendisini yaratîfiî defierlere de saldîra bilecek kadarda gericileÒti. Bafiîmsîz BirleÒik Kurdistan ufiurundan binlerce Òehitlerin anîsîna saygî duymayan ve bunu "Kºrdistanî çœpe "atan ve kºrtlerin %95 bafiîmsîzlîfia karÒidîr Tºrk TV demecler veren kiÒiyi œdºlledirerek DTK baÒkanî yapîlîyorsa bu sorun

œfiele bildîfiîn veya idda etîfiîn gibi, bu 11 zeytin için kin duydulan bir sorunu falanda da defiildir Hºseyin arkasaş

saygîlarîmla

Edit.: Yorumunuzun yarısını düzelltik ve yorulduk. Doğru klavye kullanmanız lazım. Saygılar. 

Li gor min şerê navbera PDK û PKK tuneye. Şer şerê man û nemanê ye. Yanî PKKê tu caran nexwestiye û naxwaze Kurdistan ava bibe. Lê PDKê ji roja damezrandina xwe û heta niha ji bona azadiya kurdistanê şerê man û nemanê daye. Hebûna PDKa ku rêberiya wê Barzaniyan kirî ye û hê jî dike, dijmin tirsandiya, serê xwe li ber wan netewandiya. Ji ber vê yekê ye ku vê PDK li ser rêbaza Barzaniyê nemir ji bona kurdan perçek ango başûrê kurdistanê azad kirî ye.

Piştî wê azadiyê kurd li seranserê cihanê bûne xwedî dewlet. Loma jî ev li hesabê dijmin nayê û weke hercar dîsa xwestin bi destên kurdan ango li ser navê kurdan, kurdan bi hevdu bidin kuştinê. Hebûna PKK ji bona vê yekê ye.

Dema li bakurê kurdistanê tevgerên ji bona azadiya welêt piştî salan 60î geş bûn. Vê tirs û xof kire nava desthilatdarên devlixwînên tirkan. Xew li wan herimî û ji bona pêşî li wan pêşveçûnan bigire. Bi destên xwe û li ser navê kurdan rêxistina PKK derxistin mazatê.

PKK jî li ser navê azadiya kurdan çi tiştên xerab ji destan hat kirin. Kurdistan wêran kirin, hebûn û hêjayiyên kurdan talan kirin. Orf û adetên neteweyî rakirin ango xwestin nehêlin. Werhasil ji roja damezrandina xwe û heta niha ji bona kurd çirûskek azadî nebînin çê jê hat kir û hê jî dike.

Lê PDK jî ji roja hatiye damezrandin û heta niha ji bona azadiya gelê xwe tim şerê azadiyê kirî ye. Bi vî şerî em kurd li peçakî ango li başûrê kurdistanê kirine xwedî welatekî azad. Ev azadî rohniya xwe, hêza xwe û hevkariyên xwe dide perçên din jî loma ev nayê hesabê her çar perçên dagirker û ji bona li tu perçên din kurd azad nebin PKK û rêxistinên bi wê ve girêdayî li her perçî şerî azadîxwazan dike û heta PKK hebe wê bike.

Ferqa PDK û PKK ev e. Loma jî şer li gor min ne şerê PDK û PKK ê ye. Şer şerê PDK û dagirkeran e. Divê mirov vê weha bixwîne û bibîne. Divê baş bê zanîn ku PKK û hemû rêxistinên li her çarpercan yên bi wê ve girêdayî ji bona berjewendiya kurd û kurdistanê şer nakin. Şerên wan tenê ji bona berjewendiya dagirkeran e.

Min digot ez edî vî rupela cevabdane nadim, jibona çi ber çave min reş bibun, şîrove min qut dikirin, qâla azadî u yekîtî nedikirin, 

Ânâ jibona çi cevaba didim; hew jibon xatire zâne u delal niviskara sipaskirineyî.

1- Cahit Mervan (selasor) Tê lome dikim. (bu adamın şu lafındam midem bulanmıştır "her hafta farklı konu ve konuklarla"  oysaki tek lafı ve tek konusu TC idi. TC den başka bir tek laf bilmezmi bir insan, farklı veya aykırı tek bir görüş sunmayan boş bir programdı, izleyerek zaman kaybedenlerdenim)

2-Têmûrê Xelîl - spas dikim,  3-Selim Çürükkaya - spas dikim, 4-Sedat Ulugana sipas dikim 5-Memmed Letif Birûkî (gellek) sipas 6-İbrahim Sediyani (gellek) sipas 7-İbrahim Genç, 8-Nizamettin Akkurt -spas dikim, nave wanî ne jimartî re jî spas dikim.

Kî got Kurdîstana serxwe ez çave wan maçî dikim.

slav u rez

sayin edit,benim vurgulamak istedigim,mille Mistefa berzaninin uzun yuruyusu,nun tarihi kac kisi ile yurumus deyil.o konu ayri bir olay!.sagolun tekrar yazmissiniz.Benim izaha calistigim adil olmayan bir yapinin,genelde kurdistan toplumunu yaraliyan asiret teskilatlarin zihniyetleri ve ozelde Berzani asitetinin,yapi olarak KDP,nin o sozu ettiyiniz uzun yuruyusundeki,Milla Mistafa berzaninin en yakini ve korumasina aldigi 14 kisiden; O asireta kan bagiyla bagli olmayan bir kud yurtseverinin yasamis oldugu yasam hikayesini; Oglunun,soylemiyle,dile getirdim.KDP'nin kisa adaletsizlik ve haksizliklarindan bir ornek vemeye calistim. Bakin yukarda belki gozunuzden kacmis ola bilir.! bu Berzan denen ne iduyu belirsiz, bana be benim gibilerrine "soysuz" diyor..? buna ne demeli? Ben Berzan asiretineden olmadigim icin soysuzmu oluyorum?.Bu kadar,zavali kendisini bilmezlere nediyelim?...Democrasi KDP,nin Nersesinde var allah icin soyleyin?Bu asiret teskilati Tarihleri boyunca Kurd ve kurdistan halkina ne verdi? Dogu kurdistan orneyi haleb beleklerde.iran Pazdarlarin onunde kosarak yuzlerce,binlerce insanlarimizi oldurmedilermi? TC ile birlikte,PKK gerilalarini sandavic operasyonu yapmadilarmi? Rojavaya  TC tel cekerek,kapilari kapatarak,Isid Barabarlarini saldirtarak halkimizi katediyor,Kdp de handek kazarak, o suca bulasmadimi?..Rizdar Salih Muslum'un deyimiyle "emi peli daran bixin li beli emi teslim nebin" diye  dunya televizyonlarinda fieryad ediyordu.,,Bu Berzan denen oye bu zihniyetin,taraftari veya pir parcasi oldugu icin soylu oluyorda! Biz  Birlesik,BagimsizKurdistan olacaksa; halkn mali olmaliI, Kurdisnanlinin ulusu olmali,Adaleti vevatani,demokrasi wekhewi,birati,adil esit ve hukuk olsun kimse kimseye zulum etmesin,Basimizda,Zalim,Asiret,molla,zordar,aga,pasa olmasin!,Ne dizcukup el opelim,nede etek Opup,kuyruk olalim,Gercek Demokrasi olsun,diye soysuzmu oluyoruz?..boylesi kendini bilmezlere ve eli, Mazlum kurd halkinin kanina bulasanlara sunu oneriyorum; gidin aynaya bakin kendinize yunelin,bu halka bir ozur, bir ozelestiri borcunuz vardir, Bu borcu verin yoksa Mazlumlarin ahi yerde kalmaz.ne Tarih,ne halk nede Allah sizi afettmez.BIMININ DE SILAMETIYI DE...

 

Evet ben cani gönülde barzaniciyim,ben kimseye hakaret etmedim ve yine etmiyecem ,biraz senin gibilerin Kurdistani algisi olsa zaten bu tartismalarda olmazdi .Elbeteki gercekci olmamiz lazim bakiniz daha dun Hatip Dicle ,aysel Tugluk Seydi Firat,kamuran Yuksel eski ve yeni DTK yöneticileri hepsi yemin bila KURD e devlet istemediklerini acik acik deklere etiler,Akabinde yine Öcalanin talimati her sey var ama KURDE bir sey yok,ben ne yapayim Sahte baris ,demokrasi ,kardeslik,birlik ,emek ,kömün,ve en kötusu KOR KEMONUN ,Demokratik Cumhuriyetini,tamam bunlar size olsun ,Salih Muslumun deyimiyle biz hic bir zaman devlet istemedik ve istemiyoruz, Öcalanin D,Cumhuriyeti , turklerle ,Araplarla ,acemlerle size mubarek olsun .BARZANININ kuracagi MILLIYETCI Kurdistan bizim olsun ,( soysuz ,dememdeki amac Isid in Sengale karsi hareketini KUrdistanin bir cok yerinde sevincle Karsilayanlar icin  ve BARZANI ailesine kufur eden sol ve benzeri kisi ve kisilikler icin yine soylerim.MESELA IMC TV de sosyalist bir turk kadinin Barzani  askerleride kafa kesiyor demesi ve daha bir coklarii gibilerine,,,,) Devletleri kuranlar hep vatanperverler olmus ben Sosyalislerin devlet Kurdugunu daha görmedim.Ben prensip olarak her zaman irkimdaki insanlari önce severim ve sayarim bu vesileyle sizide severim ,ama elestiri ayri sey.Selamlar

PDK ve PKK e arasindaki tek mesele iktidar ve güc meselesidir, her ikiside  ikidari tehlikeye girince  hemn uzlasma yolunu ararlar. ayni zaman her ikiside birbirini besliyordur.  birisi tasfiye olursa digeri bunu birakmaz cünkü birbirini besliyen iki parti olmuslardir. her ikiside birazda siyasetini buna göre ayarlamasilardir. Kürdistanda  nihayi bir cözüm bir onlarin zayiflamasidir.cünkü birisinin iktidari gidecektir. birisi kendisini ekonumik politik olarak Kürdistanin mutlak sahibi biliyor digeride ideolujik  ve modern Kürdi temsil ediyor mantigi var. fakat cözümde yok degildir cözüm ücüncü akimin elinde dir. varsa Kürt aydinlari eger buna karsi bagimsiz bir platformla ise baslayabilir. her ikisinin yanlis politikasini onlarin yüzüne vuracak. meseal Têmurê XELIL gibi yazmiyecek hakaretvari. S. Cürükaya gibi Küfür etmiyecek gerci Cürükaya  aydin sinifina getiren PKK e karsikligidir. Cahit Mervan gibi  dar  demokrasiden ozak olmayacak aydinlar. yani partilerden uzak HALKIN vijdani olacak aydinlar her iki partinin  yanlis siyasetini  tesir edecekler. partizanlik yapmiyecekler.

Sayin yönetici siz cok garip bir yaklasim gosteriyorsunuz.
benim yazmis oldugum yorumu yayinlamadan yazdigim yoruma cevap yazmissiniz.
sizin aydin dediginiz anlayis bu ise sizlere soylenecek tek kelime yok.
Sayin yonetici ben elestirel yaklastim sizinde anlamis oldugunuz AYDINolarak goruslerine bas vurdugunuz sahislar buyuk bir kismi gecmiste bir sekilde Pkk icinde yurumus zaman icinde yollarin ayirmis insanlardir.
Ama ne yazikki bu insanlarin bir kisminin yaptigi tek sey gecmiste birlikte yurudugu harekete dusmanlik yapiyorlar. Sizlerin yaptigi seyi kiymetli buluyorum ve saygi da duyuyorum sizdende ayni hassasiyeti beklerdim.
Sayin yonetici sizin elestiri anlayisinizianlamaktan zorlandim.
sizinde dediginiz gibi bu halk pkk den ibaret degilbu cok dogrudur sizin bu soylediginize aynen katiliyorum.
Ama merak ediyorum bir harekete hakaret edenlerin goruslerini aydin gorusu olarak yer vermissiniz.
Sayin yonetici sizden beklentim yorumumu yayinlamanizdi ve sizde uyarinizi eklemenizdi.
Demokratik anlayis bu olurdu
saygilarimla.

Burda yoneticinin ejder isimli yorumcuya yonelik yazmis oldugu bir uyari okuyoruz. Devaminda yoneticiye yonelik yorumcunun elestirisi yayinlaniyor. anlayamadiğimiz ejder'in yorumu nerede eger yorum yoksa yonetici neye istinaden agir sozler kullaniyor. Yoneticiden rica ediyorum ya yorumu yayinlasin yada sayin ejdere soyledigi agir sozleri geri cekmesi. hos bir gorunum degil.

Edit.: Yorumları birkaç edit okuyor, yayınlıyor. Ve de birbirlerinden haberiz okur ve yayınlarlar. Sayın Ejder'in yorumunda mutlaka bir hakaret olmuştur ki... Burası fikir, düşünce alanıdır. Ayrıntılara takılmamak lazım. Ejder kimse, zaten pasaporttaki ismi Ejder değildir. Zaten KP'nin "Ejder" mahlaslı devamlı bir yorumcusu da yoktur. İP'e bakmadık, bakarsak belki 'Ejder'in 'Mamo' olduğu ortaya çıkar. Uğraştırmayın. Saygılar. 

Degerli yonetici niyetim polemik degil ve asla bunu yapmam, sayin yonetici kesinlikle hakaret yazmam kullandigim usluba dikkat ederim. benim yorumumu yayinlayip yada yayinlamamak tabiiki sizlerin tasarufunuzdadir.
Ama yayinlamadiginiz yorum hakkinda yorumu bir haksizlik olarak goruyorum.
Ama yaklasiminiz bir ilginc.
Sayin yonetici beni desifre etmenize gerek yok ben kendim yazarimda.
ha unutmadan ekleyeyim ben yorum yazmasamda gunluk bir kac defa okuyorum KURDISTAN POST'U ama yorum yazmiyorum.Bilginize arz olunur.
Sevgili yonetici (ugraştırmayin) demissin olur.

KDP ile PKK arasında yaşanmış savaşlar ve siyasi mücadele hakkında herşeyi ve bütün olan-biteni kaynak ve belge belirtilerek internetin meşhur  Vikipedia online ansiklopedisinde yayınlanmasını çok istiyoruz. Kim ne biliyorsa anlatsın, yazmaya üşeniyorsa yazdırsın gerçekler tarafsız bir şekilde ortaya çıkarılsın. Kusura bakmayın 100 aydının herbiri kendi görüşlerne uygun 10 kitap yazsa bu 1000 kitap eder. Benim gibi kitap dostu biri bile bu kadar kitabı okumakla uğraşmaz. Unutmadan Kürdistan tarihini öğrenmemizi sağlayacak mihenk taşları sayılabilecek kitaplar listesi yayınlanmalıdır. PDF formatında e-kitap şeklinde bir seçenek de okuyucuya sunulabilir. Kürdistan halkının bir avuç aydına ihtiyacı  yok halkımızın topyekün aydınlatılmaya ihtiyacı vardır. Aydının bilgisi kendisiyle mezara gitmesin bizler de Amerika kıtası misali Kürdistanı ve Tarihimizi tekrar tekrar keşfetmek durumunda kalmayalım.

Sayın yönetici kürd kadın aydın yokmu acaba bu soruları cevaplayacak şaşkınlık içindeyim listede bir tane kadına yer verilmiş.

H.Ş.: Çok yerinde ve beni de üzen bir soru. Sorularımızı 50'den fazla aydın, yazar, gazeteci ve bilim adamına gönderdik. Bunlar arasında yaklaşık 15 kişi değerli kadın aydınlarımızdı. Maalesef yanıt veren olmadı. Belki de kadınların siyasetten uzak durmak istediğinden kaynaklandı. Saygılar. 

Kadın aydınların ilgi göstermemesi aslında çok geniş perspektiften bakılması gereken bir durum kürt muhalif hareketlerinin kendilerini sorgulaması ve kadın çalışmalarına gerekli özeni ve dikkati göstermediğini anlamamızı sağlıyor bu konunun biran önce ele alınması gerekir

Ben bazı Kürtlere bakınca dayanılmaz ruhsal acılar içerisine giriyorum.. Hani Orwell'in belleği boşaltılmış ve hafızası yokedilmiş toplumu aklıma geliyor. Müthiş bir inanmışlar kitlesi var. Tanrılarının asla hata yapmayacağına, yapamayacağına inanan. Bellek yok olmuş. 30 bin insanın Kürdistan için can verdiğini unutan bu inanmışlar, Kürdistanı çöp sepetine atıyor ve üstelik bu adamlar ödüllendiriliyorla da. eşbaşkan olarak..Geçmişi bilmeyen ve geleceği de ucuz pragmatizm üzerine kuran bir güruh var.. Allahtan Güneyde bir umut ışığı var, yoksa gelecek çok daha kötü olacak tüm Kürtler için.

Listede genelde solcu kürtler var. Liberal ve dindar Kürtlere de yer verilmemis. Kürd milleti icin büyük fedakarlik gösterip bedel ödeyen Melle'leri unutmamak gerekir.

H.Ş.: Sorularımızı bazı liberal eğilimli ve muhafazakar Kürd aydınlarına da göndermiştik. Birçoğu yanıt verme gereği hissetmediler. Saygılar. 

hejarê şamil bey hakaretleri yayınlamıyoruz diyosunuz ama şu rıza çolpan ın yazısının tamamı hakaret bir lideri sevmiyebilirsin ona muhalifte olabilirsin düşüncesine fikrine mücadelesine karşıda olabilirsin ama milyonların destegini almış bir lidere bu şekil hitap etmesi bu denli hakaretvari söylemlerde bulunması hiç hoş degil çok merak ediyorum acaba pkk yanlısı bir kürt yazarı yada aydını sayın mesut barzani ye bu şekilde hitap eden bi yazı gönderseydi yayınlarmıydınız asla yayınlamazdınız bu tür olaylar kürtlerin birligine asla yarar getirmez aksine pkk yi destekliyenlerle kdp yi destekliyenler arasında aşılmaz uçurumlar oluşturuyo yazık kürtlerin birlige en çok ihtiyaç duydugu bir dönemde böyle oluşumlardan uzak durulması gerekirdi ve dikkat ediyorumda genelde  sayın abdullah öcalan ı ve pkk kadrolarını sevmiyen insanların görüşlerini genel olarak buraya eklemişsiniz tabi arada tarafsız ve objektif olanlarda var. sizden ricam Rıza Çolpan'ın yazısını kaldırırsanız sizi takip eden bir çok kürt okuru sevinir böyle hitap biçimleri kürtlere sadece zarar verir saygılarımla

bide selim çürükkaya ne zamandan beri aydın oldu onun pkk ve yöneticileri hakkında ne düşündügünü sevmedigini hatta elinde gelse hepsini bi kaşık suda boğacagını herkes biliyo pkk düşmanı oldugunu bilmeyen yok sırf pkk yi karalamak için yazdıgınıda biliyoruz bu yazışmalarmı kürt birligine katkı sunacak yazık valla

bir partiye ve yöneticilerine düşmanlık yapıyo diye bi haber sitesinde yazı yazmakla aydın olunmaz hele ki düşmanca yazılar yazandan da aydın çıkmaz bu ister selim çürükkaya olsun ister başkası  olsun aynı durum kdp ve yöneticileri için yazan  kişiler içinde geçerli aydın demek engin ve bilgin düşünceleri ile kamuoyunu bilgilendirmektir birilerini başkalarına karşı karalamak kötülemek degildir saygılarımla

Edit.: Konuyla yakından uzaktan ilgisi olmadığı için silindi. Saygılar. 

Kardesim benim yorum niye yok ,nasil basinsiniz .yorum konuyla alakasi var mi yok mu birak halk karar versin tarafli kurdistanpost edit leri degil

Haydar Isika bir kac sorum olacak. Bir kez kendisi de cok iyi biliyorki PKK izledigi yanlis politika ve pratigiyle

Kendisini terörüs bir örgüt konumuna getirdi.Hatirlanaagi gibi bir dönem PKK Avrupa da Otoban kapatma ve kendisi gibi düsünmüyen kisi ve kurumlara yönelik deyim yerindeyse terör uyguladi. Bazi Kürt örgütleri PKK yi uyarmallarina ragmen PKK bu halka zarar veren eylemlerinde israr etti ve biz bu eylem tallimatini baskandan almisiz onun emirlerini yerine getiriyoruz diyorlardi. Bunlarin tümünü bilen Haydar Isik kendisi baskalarini sucluyor........ ....

Edit.: Fikir eleştirisine evet, şahsiyete saldırıya hayır. Saygılar. 

kek barzana katiliyorum.

Son donemde baskan Barzani ye ''Jonny'' ismi takmislar bizim aleviler. bu cok ayip biseydir kurde yakismayacak usluptur. ben kendim alevi olmadigim halde alevi halkimizin tarihte ezildigini biliyorum. ama su anda kemalist solcu turklerle ayni kulvarda suni kurdleri ezmeye calisiyorlar bu bilinc altlarinda vardir. bu onlarin istegi degildir helbet ama dayatiliyor ve bu dayatmaya da bas goz ustune denmislerdir. tabiki bizim butun alevi kurdleri kast etmiyorum. ayni tayfa baska idiada da bulunmaktadirlar neymis URFA GRUBU KACMIS Jonny e siginmis ankara grubu direniyormus bunlar tc devletinin bir dayatmasidir pkk ust duzeyleri neden bu oyuna gelip kendi kitlesini yatistirmaz??? bu tayfa yine agri mus kars van agri amed botan halkinin kiymetli calisanlarini partiden disliyor ozelikle pkk london dernegine bir ceki dozen vermesi gerekiyor

bu uslup usten tabanami yoksa tabandan ustemi yayiliyor bu bilinmiyor. beliki pkk yi bir sol hareketden ve kurd halkindan ziyade tc de demokrasi getirmek ve  ortadoguda yeni bir dozen kurmak gibi bir amaca hizmet etmeye calisiliyor, yani anlayacaginiz pkk yi bir kurd hareketi degildi internasiyonal bir hareket haline getirmeye calisiyorlar pkk de sehit dusenler uzaydan gelmedi hepisi de en kiymetli kurd evlatlari idi, sehitler kurd ve kurdistan ugruna sehit dustuler. pkk icerisinde bir sol kesim hala kurdi ve kurdistanilikten cok uzak bu tayfaya dikkat etmek gerek.

Baslik cok yanlis. 2 kürd güc arasinda savas yada savasim kelimesi bile cok rahatsiz ediyor.

Edit.: İsminizi / mahlasınızı yazmanız gerekir. Ayrıca ‘savaşım’, ‘savaş’ demek değildir Türkçede. ‘Savaşım’ kelimesi, “herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası, mücadelesi” anlamında kullanılan sözcüktür.  Saygılar. 

Birbirine karşıt, hasımlar ancak Odur ki, arada yoktur ittifak

Bu cümledeki anlam olayını yahut varsa mecazlı sanatsal söyleşi çözebilmiş değilim. Başlık uzun zamandır var ben iki farklı kişi tarafından yer ve zamanda kullanılmış iki sözün bir sentezi gibi düşünüyordum. Ancak bugün cümleye daha uzun süre baktım yemeğimi yarıda kesip yazmaya başladım.

1.Bağlaçtan sonra virgül kullanılmaz. "ki" bağlacının hemen yanındaki hatalı virgül. zihnimde iki farklı cümle kanısı yarattı.

2. Ancak (fakat,ama,rağmen) bağlacı biri olumlu iken diğeri olumsuz olan yargıları bağlamak için kullanılır.

Dilbilgisi ve anlam bakımından ele alındığında aşağıdaki iki seçenek karşımıza çıkıyor.

3." Birbirine yakın ( küttürel ve etnik anlamda yakın) ve hısımlar (akrabadırlar) ancak odur ki( buna rağmen) aralarında yoktur ittifak " şeklinde bir cümle bana daha makul geliyor.

4. "Birbirine karşıt(biri marsist-leninist diğeri aşiretçi muhafazakar), hasımlar(düşmanlar) ve bunun doğal sonucu olarak arada yoktur ittifak"

Değerlendirmeyi KP editörlerine bırakıyorum, kim bilir belki de benim anlayışım kıttır yada bakış açım dardır.

Teşekkür ediyorum. Slav u Rez.

siz selim çürükkayayı aydından mı sayıyorsunuz ?  o halde yazılarınızın gerisini okumaya gerek yok. kürdistanı hayal etmeye devam edin!!

 

yahu yorumcular ikide bir su aydindan mi sayilir bu aydindan mi sayilir deyip duruyor. kardasim etrafinda olan bitenni ANLAMAYA cabalayan herkes ama herkes ENELEKTUEL bir caba icindedir ve bu durumda turklerin bu kavrami turkcelestiriken sectigi sacma deyimle AYDIN sayilir. yani kafa yoran (begenin begenmeyin) herkes "aydin" sayilir. HS kendi listesini secmis, siz de begendiklerinizi okuyun gecin.  severim sizlri aydinlarim benim. haa bir tek apo uzerine kuskum ar . cunku o anlamaya cabalamiyor. her seyi anlamis hattizatinda. yani anlamaya cabalamasina gerek yok. olayi bitirmis, her seyi cozmus, herseyi asmis. adam bu isileri gecmis-yakinda uzaya arsa ulasacak. o aydin sayilmaz o ilk kurd astronotu. onun kadar iyi ucan da baska kisi yok. alet edveatsiz bu isi yapan ilk insan. masallah nazar degmesin...

belé ez sıpasdıkım jı wera rewşenbir u ronekbiré héjan min ditıné we xwend  wah té zanin wan herdu partiyé sereke dest jı berjewen diyé xwe yé idolojik bernadın lé belé gel ku berfıreyi bıfıkıre wé bıkarıbe gekitıyé cibikén. biji yekiti

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News