ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürtlere Gerekli Olan Kendi Devletleridir-Nurettin Yıldırım

Devlet üzerine çok şey söyleneblir. Devlet biçimleri, baskıcı devletler, demokratik devletler vb. İyi kötü, olumlu olumsuz yönleriyle birlikte, gerekli gereksiz işlevlerine kadar bir çok açıdan tartışılabilir. Devlet bir ihtiyaç meselesi olarak doğuşuna kaynaklık eden nedenler ve oluşumunu varlığını gerekli hale getiren zorunlu gerekli koşullardan bağımsız ele alınamaz. Koşullardan ve verili somut durumdan bağımsız yapılan ve yapılacak olan tahliller kişiye doğru sonuçlar vermez Devlet: sırf birileri istedi diye keyiften oluşmuş bir mekanizma olmadığı gibi, durduk yerde kendiliğinden oluşmuş bir aygıt da değildir. Tarihsel gelişmenin belirli bir evresinde insanlar arasındaki mücadele ve ilişki düzenin gelişmesine baglı olarak oluşan bir durumdur.

Dolaysıyla devletin, üretimsel gelişmeye bağlı toplum yapısındaki ilişkiler düzeninin ilerlemesi ve insansal mücadelesinin bir ürünü olarak var olagelmiştir. Devlet organı; toplum üzerinde hakimiyet, iktidar ve yönetim işleri organize etmek kadar, toplumun ya da sınıfların varlığına yönelen, iç ve dış saldırılara karşı savunma gücü olarak da varlık göstermiştir. Devlet; basit anlamıyla salt bir sömürü, baskı, tahakküm, aracı olarak görmek yetersiz ve yanılgılı bir yakasımdır. Devlet sadece bu değildir. Bunun ötesinde çok daha karmaşık işlevleri olan ve zamanla çeşitlenip dallanıp budaklanmasıyla gişen bir organizasyondur. İradi ve eylemsel bütün gelişmelerde iyi yada kötü, olumlu olumsuz yönde rol oynayan toplumun, sınıfın yada halkın en önemli gelişmiş örgüt, kurum- kuruluş, yönetim, düzen ve hakimiyet mekanizmasıdır. Devletin bilinen klasik sınıfsal, siyasal tanımı ve özellikleri yanında, toplumda halkın toplumsal boyutta ortaklaşan her kes için olan milli değerlerini de ihtiva eder. Kapsam itibariyle toplumun sosyal, siyasal ve kültürel gibi ortak değerler üzerinde bir ilerlemeyi ve örgütlü temsilliyeti de içinde barındırır. Bu nitelikler üzerinde bir ilerlemeyi ve kurulu bir düzeni öngörür. Bu nedenle devletin toplumsal gelişmedeki rolünü bütünüyle olumsuzlamak ya da olumlulamak doğru değildir. Hayırlı- hayırsız gibi tek düzeylik yerine, çok yönlü karmaşık içiçeliğini, çeşitliliğini gözetmek gerekir. Ve bunların birbirine geçişkenliğini dikkate alan bir bütünlük içinde değerlendirmek daha uygundur. Devletlerin icat edilmesi, tarih sahnesine çıkması bütün her şeyi etkisine almasıyla birlikte bunun olumlu olumsuz etkileri pek tabiki olacaktır. Toplumsal boyutta sınıfsal içeriği yanında onun genel anlamda halkın veya ulusun bütünsel gelişmesinde nasıl bir rol oynadığı da önemlidir. Bu açılardan da bakıp ona göre tutum belirlemek önemlidir. Bir halkın yurt- vatan edinmesinde, otak dil, kültür vb. ekonomik gelişmesinde katkısı nedir? Dahası eğitim, sanat, kültür, bilinç hak ve özgürlüklerin gelişmesine nasıl bir işlevi olmuştur? Bütün bunları hesaba katarak, görerek daha objektif bir duruş sergilenebilir. Bu tür soruların cevabı geçmişte ve günümüzde yaşanan deneyimlerin kendisi iyi bir örnek oluşturmaktadır. Devletleşen toplum, halk, sınıf ve ülkelerin durumu ile devletleşemeyen toplum, halk, sınıf ve ülkelerin durumu arasındaki farklar meseleyi daha iyi açıklamaya yetmektedir. Birinde ulusal değerler ile birlikte her alanda gelişirken, diğerinde her şey ile yitiktir, kendi adına hiç bir şeyi yoktur. Her iki durum alasındaki bu fark neyin nasıl olması gerektiğini gösterir niteliktedir. Her şey bu kadar kadar açık ve netten, meseleyi yokuşa sürmenin, lafa boğmanın hiç bir anlamı yoktur.

Devletlerin hakim olduğu bir dünyada devlet olmadan bir halkın gelişme göstermesi, var olması mümkün değildir. Kürtlerin durumu buna en iyi örnektir. Kürtlerin yüzyıllar süren zaman dilimi içinde bir adımlık ilerleme göstermemiştir. Sürekli başkaların egemenliği altında zülüm içinde kölece yaşamaya mahkum bir konum içine haps olmuştur. Geçmişte sömürge olan, çok geri olan ülkelerin,
halkların ve toplumların mücadele yoluyla bağımsızlaşarak devlet haline gelmeleriyle Kürtlerle kıyaslanmayacak şekilde olumlu anlamda çok daha farklı bir gelişme seyiri içinde önemli güç haline gelmişlerdir. Bunların zaman içinde nasıl bir gelişme ve ilerleme gösterdikleri örnekleri çoktur. Devlet imkanları olmadan dil, kültür, ekonomik siyasi hakların ve özgürlüklerin gerçek anlamda geliştirilmesi zordur. Bu anlamda bağımsız, özgür gelişme gösteren bir ülke, toplum, halk örneği yoktur.

Haklar ve özgürlükler anlamda özerklikler ya da otonom yapılar olabilir. Ama otonomlar ve özerklikler, kendi başına bağımsız değildir. Bunlar bir devlete bağlı yerel alan ve bölgeler olarak vardırlar. Bu daha çok azınlık halklar için geçerli kabul gören bir yol alabilir ama azınlık olmayan halklar için bu tür modeller yetersiz kalır.

Kürtlerin bugün içinde bulunduğu durumun en önemli nedeni devlet olmamasından kaynaklıdır. Çok küçük nüfuslu ülke ve halklar bile devlet sayesinde bugün kendi adından söz ettirirken; Kürtler 50 milliyonluk varlığına rağmen, gerçek hayatta isminden bile söz edilmemektedir. Tarihte Kürtlerin savaşından ve mücadelesinden hep bahsedilir. Bu anlamıyla çok mücadele yürüttükleri bir gerçek. Eksik olan devlet olamamalarıdır. Devlet olmayınca harcanan enerji boşa gitmiş oluyor.

Kürtler Hep başka, yabancı devletlerin egemenlikleri altında yaşadıkları için her zaman gelişmelerden uzak ve mahrum kalmışlardır. Eğer iyi kötü bir devletleri olmuş olsaydı, bugün çok daha farklı bir konumda olabilir ve diğer kurulu devletlere sahip olan halklar, uluslar, toplumlar gibi, o da bugün kendinden sözettiebilir, dahası ağırlığı, hatırı sayılır bir konumunda olmaması için bir neden olamazdı.

Bugün dört parçalı kürt gerçekliği dört taraftan düşmanla çevrili koşulların ağır tahribatlarıyla sürüyor. Bedeni, benliği hücrelerine kadar bölünüp parçalanmıştır. Halkın birbirine yabancı hale getirilmesi gibi ortada çok ağır bir durum var. Bütün gelişme dinamikleri kuşatılırmıştır. Yok edilmekle karşı karşıyadır. Düşmanları aman vermiyor, son derece barbar ve acımasızdır. Kürtlerin birleşmemesi, kendisi için örgüt ve devlet olanaklarına kavuşmaması için dün yapılanlar ne idise; bugün de benzeri hatta daha katmerlisi yapılmaktadır. Dünyanın en eski, köklü halkı ama halen varlığı kabul edilmiyor. İnkar, asimilasyon en ağır biçimde sürüyor ve kendisine, ayidiyetlerine yaşam hakkı tanınmıyor. Dilli ve bütün varlık değerleri katliamlarla yok edilmek isteniyor. Bütün hakları kültürel değerleri ayaklar altında tutularak, aşağılanmaya, horlanmaya maruz kalıyor.

Kürtler için çok ağır olan bu durumdan kurtulmaları için bağımsız devlet olmaktan öte seçenek bulunmamaktadır. Başka şekil ve seçeneklerin durum düzeltmeye, kurtarmaya yetmediği gibi, sömürgeci düşman devletlerin de bunu kabul edecek sindirecek durumda olmadığını görüyoruz. Meselenin düşman devletlerle anlaşarak bir yere varmanın ve sonuca gitmenin pek mümkün gibi görünmüyor.

Türkiye’de; “çözüm süreci” adı altında meselenin ne hake getirildiğini, nasıl bir yıkım ve katliamla baş başa kalındığı Cizre, Sur vb. Örnekleriyle ortada. Mevcut haliyle Kürt kelimesinin kullanılmasına bile tahamül edilmemektedir. Irak da oluşan federal sistem ve öğürülen referandumlar nasıl hasır altı edildiğini ve oyalamalarla federal sistemi nasıl geçersiz hale getirilmek istendiği bilinen bir durum. Süriye rejimi lime lime yerlerde süründüğü halde halen Kürtleri yok etmeyi sayıklayıp duruyor. İran aynı havada asıp kesmekte sınır tanımıyor. Tek başına DAIŞ tecrübesi bile dikkate alındığında anlaşılan o ki; kürtler kendi korumalarını kendi öz güçleleri üzerinde sağlam ve kapsamlı bir şekilde inşa etmedikçe güven içinde olmaları pek mümkün değildir.

DAIŞ kürdistan’ da özellikle Şengal’ de bütün dünya devletlerine göstere göstere ezidileri soykırıma tabi tutarken. bütün dünya devletleri bu durumu seyretmekle kaldı. Yalnızca Kürt halkı ve direnişçileri karşı koydu. HPG, YPG ve gerila ve peşmerge güçleri kıt kanaat imkanlarla direndi, savaştı.

Uluslararası güçler çok sonradan iş işten geçtikten sonra devreye girmişlerdir. Bu deneyim, bu tecrube bile tek başına büyük öğretilerle doludur. Kürtlerin güven içinde yaşaması için ancak bağımsız devlete sahip olmalarıyla mümkün olacağını öğretmiştir. Bundan başka kurtuluş yolunun pek mümkünatı yok gibidir. Kürtler devletsiz kaldıkça başkalarının devletinin tahakkümünde hep sorunlu ve çatışmalı yaşamaya devam edeceği açıktır.

Devletler dünyasında yaşıyoruz. Toprak alanları devletlere göre parsellenmiştir. Vatan, yurt kavramları adeta devlete tapulanmış ve onunla eş değer hale getirilmiştir. İstediğin kadar kendini gelişmiş özgür hisset, kanatlanıp uçsan da, ne yaparsan yap ayakların yere, bir toprak parçasına bastığı andan itibaren bir devlete bağlı yaşamaktan kaçamazsınız. Bağlı kalacağın bu devlet senin değilse, o zaman bu başkaların devleti olur. Başakların devletine bağlı olacağına, kendi devletine tabi olmak, onunla yaşamak daha iyidir. Devletler dünyasında devlet; olmazsa olmaz koşuludur. Bunun için devletten kaçış yoktur. Bunun için devlet gereklidir ve her kesten çok bu Kürtlere lazımdır.

Kürtlerin her anlamda var olabilmeleri ve ulusal, toplumsal gelişmeleriyle birlikte içinde bulundukları kötü durumdan kurulabilmeleri için devletin gücüne, imkânlarına kavuşmaları gereklidir. Kendi ülkelerinde kendi kimlikleriyle, herkes gibi eşit ve özgür yaşayabilmesi için kendi devletlerinin olmasıyla mümkündür.

Birinci planda öncelik bağımsız bir devlet, ikincil planda öncelik kurulacak devletin demokretik olmasıdır. Yani özgürlükleri esas alan demokratik değerlerle üzerinde inşa edilmesinin gözetilmesinin önemle vurgulanmasıdır. Reddedilmesi gereken devletin kendisi değil, onun baskıcı ve anti demokratik gerici yanlarıdır. Baskıcı yanına karşı, demoktatik, özgürlükçü, ilerici yanının öne çıkarılıp hem ulusal, hem sınıfsal gelişmesinin özgürce savunulmasıdır.

Kürtlerin devlet kurma ve bağımsız olma şartları bugün her zamankinden daha fazladır. Bu fırsatların değerlendirilmemesi çok büyük bir kayıp yüzyıllık anlamında bir kayıp olacaktır. Buna izin vermemek gerekiyor. Mutlaka bir hal ve çaresi geliştirilmelidir. BÜ referandumla mı olur, başka yol ve yöntemlerle mi olur. Bunun gereği nedir, nasıl olur bugüne, yarına bırakmadan tartışılması elzemdir. Kürtler bunun birikimine, olgunluğuna fazlasıyla sahiptir. Bunun için gerekli olan her türlü bilinç, birikim, tecrübe ve yetenek vardır. Kendi kaderini belirleme hakkı ve bağımsızlığa giden yolun nasılına ilişkin yol ve yöntemlerini geliştirecek kadar ilerlemiştir. Hem askeri, siyasi hem, düşünsel yoğunluk ve aydınlanma ufku açısında büyük bir birikim içindedir. Birlik ve kararlaşma halinde olmayacak ve çözülmeyecek meselesi yok gibidir.

Mevcut durumda iki parçasında önemli pratik karar süreçleri gelişiyor. Ulusal anlamda önemli süreçlerdir. Süriye ’deki federasyon süreci ve bu sürecin yaratacağı muhtemel gelişmeler ve Güney Kürdistan daki referandum süreci yine bu sürecinin başarılı geçmesi halinde, bu iki durum genel anlamda çok önemlidir. Tarihîn akışını kürtler lehine çeviren kesinlikte dört parçalı Kürdistan’ da devletleşme yolunda ön açıcı büyük gelişmelere yol açabilir.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News