ala kurdistan
Ey Reqîb

Kuzey’de Işgal Manzaraları-Ahmet Kahraman

Ben gitmedim, görmedim. Ama gidip gezen, görenler, söz gelişi Kuzey Kürdistan’ın Keşa Serhedê’de, ay ışıklı gecede isli demlikten çay içen, yıldız çiminin altında uyuyan dostlar var; onlar anlattı.

Daha dün Ortadoğu’nun et ihtiyacını karşılayan Kürdistan yaylaları bomboş. Oysa bu yaylalarda semiren sürüler, sonbaharda şu veya bu şekilde Binxet’e indiriliyor, Şam ve Halep’i aşarak ta Ürdün’e, Basra Körfezine kadar gidiyordu.

Öte yandan bağ, bahçe, bostan Kürdistan. Kokulu nohut ve mercimeklerin hazinesi, sonsuz buğday tarlaları…

Ve Kürtlerin Roma Reş dedikleri Türk devleti‚ Kürtler aç kalsın, açlıktan kırılsın diye Kürdistan’ı top, tank, uçakların ateşine tutuyor. Hayatın bütün kapıları yasaklı. Tarlada, bahçe, bostanda, sürülerin başında olması gereken üretken nüfus, zindanda…

Sonsuz topraklar ateş altında…

Gökte, kuyrukları birbirine değen seyyareler misali dolaşan savaş uçaklarının geçişi, toplar, tankların gürlemesinden sonra dağların örtüsü ormanlar, otlaklar, çayır ve tarlar yanmaya başladı.

Yeryüzü bu arada Türk yaratıcılığının son örneğiyle tanıştı. Terör tarihinde bir ilktir bu. Haydutların ateşe verdiği dağları söndürmeye koşan müzisyen Ferhat Tunç cezalandırıldı. Bu icat bir şeref veya şerefsizlikse eğer, kimseye değil mucitlerine aittir…

Daha neler… Vahşilikte sınırı yok bunların.

Kürtler aç kalsın, açlıktan kırılsın diye durmadan ve kesintisiz olarak tepelerinde terör topunu, tanklarını, uçaklarını ateşliyorlar. Hayatı yeniden yaratmayı yasaklıyorlar. Araziyi ateş altında tutuyorlar.

Sonsuz topraklar, insanın üretimi hayvanların beslenmesine yasaklı. Tarlada, bahçe bostanda, sürülerin başında olması gereken üretken nüfus zindanda.

Van cezaevini gören bir dostum anlatıyordu:

“Cezaevi dediğimiz, geniş alana yayılmış bir toplama kampı. Kürdistan’ın her yanından Hakkari, Antep, Urfa, Diyarbakır, Bingöl, Kars ve daha uzaklardan buraya esir taşımışlar. Amaç aileleriyle temaslarını kesip cefa çektirmek. Ama esir yakınlarını yıldırmıyor. Bir gün öncesinden ya da geceden geliyorlar. Benim gördüğüm manzara kötüydü. Yaz sıcağıydı. Hava dayanılmaz ama; bir ağaç veya yapı gölgesi yoktu. Cezaevi çevresi insanlarla doluydu. Çoğu yoksul görüşlüydü. Otele para verecek durumda olmayan insanlar, güneş altında yerde yatıyor, yanlarında getirdikleri yiyecekleri yiyerek, naylonlarda ısınmış sudan içerek görüşme anını bekliyorlardı. Yaşlı bir kadın dikkatimi çekti. Ta Urfa’dan torununu görmeye gelmişti. Güneş altında oturuyor, ileri geri sallanarak, Kürtçe ağıdımsı bir sesle “zulün altında kalasın Roma Reş” diye söyleniyordu. Oradaki askerlerin muamelesi kötüydü. Hakaret etmeye kalkıyorlardı. Ama cevabını da alıyorlardı. Toplululuk ruhu korkuyu altına alıyor, terörü yeniyordu demek ki…“

Kürtleri toplama kamplarına doldurarak, aç bırakarak teslim almayı planlayanlar, gerçekte ayaklarına da değil, midelerine sıkmışlardı mermiyi. Halka harcanması gereken parayı aralarında bölüşerek çalan, gerisini de Kürtleri vurmak üzere tank, top, uçak füzesine yatıran, zindanlar inşa edenler kaybettiler.

Kürtler açlıktan kırılmadı ama Türk halkının bir kısmı, dinci kalpazanların süt kuzusu niyetine pazarladığı kedi, köpek etine razı oldu. Süt danası diye Güney Amerika’dan getirilen hastalıklı sığırın, uzak Asya gameşlerin etini yiyenler ise kendilerini şanslı hissettiler. Ete mahrumlar diyarında gameş, hastalıktan murdar öküz eti yiyebilen şanslı…

Kürdistan’ın büyük bir kısmı üretimden koparıldı ama çocuklar süte hasret. Amerika’dan süt ithal ediliyor. Peynir kıtlık malı. Sebzeden vazgeçtik, saman karaborsada…

Çünkü bunlar görgüsüzdü. İşgalciliği de bozdular. Görgüsüzlük bu ya, Hitlerin bile yapamadığını yaptılar. İşgalciliği panzerlerin gölgesinde, Kürt köylülerine sövgüye dövüştürdüler. Halk açken, saraylarında ejder meyveli smotie, liçi meyveli efuli yiyip düşman ilan ettikleri Kürt toprağını füzeleme emri verdiler.

Görgüsüze bakın. Adını asla telafuz edemedikleri nesneleri yedikleriyle övünen işgalciler için Kürdün koyunu da, sığırı da düşmandı. Bu topraklar üstünde yaşayan Kürdü yok edeyim, bitireyim derken, topyekün aç kaldılar.

yeni ozgur politika

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News