ala kurdistan
Ey Reqîb

Suriye'de Güç Dengeleri Değişiyor

kurdistan-post.eu/haber servisi- Serêkaniyê direnişi ile güç ve moral toplayan YPG askeri gücünü arttırırken, ÖSO da Suriye'nin ikinci en büyük kenti olan Halep'i ele geçirmek için saldırılarını yoğunlaştırdı.

Yerli ve yabancı basın muhabirlerinin verdiği haberlere göre Halep düşmek üzere. Suriye'de Baas rejiminin Kürt mahallelerine yönelik bombardımanından sonra bu alana güç kaydırdığı görülen YPG'nin küçük çaplı misilleme eylemlerine girişmesi ÖSO ile YPG arasında eylem birliği olduğu şeklindeki yorumlara neden oluyor.

Gerek YPG ve Gerekse ÖSO uzun bir süredir birbirlerini suçlayıcı açıklamalarda bulunmuyor, tam tersine karşılıklı olarak kollayan dikkatli bir uslubun kullanılması bu yönlü yorumları güçlendiriyor.

Bilindiği üzere YPG'nin gücü Cezire bölgesinde yoğunluşmış bulunuyor. Resmi olmayan açıklamala göre YPG askeri gücünü 40 bin kişiye çıkarmış durmda. Sayı bakımından ÖSO'yu aşan bir güce ulaşan YPG'nin rejim ordusuna karşı yeni bir cephe açması Baas rejimini yıkılışa kadar götürebilir.

Suriye'de dengeler değişiyor. Halep Suriye'nin Bingazi'sidir. Halep düştükten sonra Şam uzak değil.

ANF'nin bu gün geçtiği haberi olduğu gibi veriyoruz..

Suriye rejiminin Halep'teki Şeyh Maksud (Şêx Meqsûd) Mahallesi'ne yönelik bombardımanı devam ederken, şu ana kadar mahallede 24 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Saldırılarda 100'e yakın kişi de yaralandı. Ayrıca 2 Nisan günü bir YPG savaşçısı hayatını kaybederken, 2 savaşçı da yaralandı. Mahalleye yönelik top atışları sürüyor.

Rejimin 29 Mart'tan bu yana düzenlendiği bombardımanlara karşı YPG güçleri de misilleme eylemleri düzenliyor. YPG tarafından yapılan açıklamaya göre bir misilleme eyleminde 7 asker öldü.

Şeyh Maksud ile Bustan Başa mahalleleri arasında bulunan Ewarid bölgesinde yaşanan bir diğer çatışmada 3 askerin daha YPG güçleri tarafından öldürüldüğü bilgisi verildi.

2 Nisan günü özellikle mahallenin Cizir bölgesinde YPG kontrol noktasına saldıran rejim güçleri ile Kürt savaşçılar arasında çatışmalar yaşanmıştı. Ağır kayıplar veren rejim güçleri geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Cisril Ewarid bölgesinde de YPG savaşçıları ile rejim güçleri arasında yer yer çatışmalar yaşanırken, 1 Nisan günü YPG savaşçıları Şeyh Maksud'un güneyinde bir misilleme eylemi gerçekleştirdi. YPG Halep Bölge Komutanlığı, bir tankın hedef alındığı eylemde tank imha edilerek 11 askerin öldüğünü açıklamıştı.

100 BİN KİŞİ GÖÇ ETTİ

YPG Genel Komutanı Sipan Hamo, bu saldırıların Baas rejimi tarafından hazırlanan gizli bir planın parçası olduğunu belirterek, "Üç ay öncesinden pratiğe geçirilmeye başlanan plan halen de devam ediyor. Devlet, ciddi kayıplar verdiği Halep’in önemli bir kısmını da kaybetti. Şu anda Halep’in yarısından fazlası ÖSO’nun eline geçmiş durumda. Devletin elinde Süleymaniye, Xalidiye gibi bazı büyük caddeler kalmıştı. Devlet elinde kalan bu büyük yerleri savunmak için savaşı Şex Maksut ve Eşrefiye’ye kaydırmayı planladı ve hayata geçirmek için ilk adımı attı" dedi.

Hamo, "Şex Maksut’ta son günlerde ortaya çıkan olaylar söylendiği gibi silahlı grupların mahallelere girmesiyle başlayan bir savaş ve çatışma değil, iki Arap mahallesi arasında başladı. Mardinli ile Beyanuni Arap sokakları arasında başlayan bir çatışmaydı. Dışarıdan gelen silahlı grupların olduğu ve çatışmalara bunların neden olduğu şeklinde yansıtılmaya çalışılması doğru değil" diye ekledi

"Plan boşa çıkarıldıktan sonra mahallelerimizi bu güçlerden temizleyeceğiz" diyen Hamo, "Biz bu savaşın bir tarafı değiliz ve hiçbir zaman da olmayacağız. Devlet ve ÖSO güçleri arasındaki iktidar hesaplarının tarafı olmayacağız. Devletin planını boşa çıkarmak için mahallelere girme girişiminin önünü almak zorundayız. Ardından silahlı gruplara da “bölgemizde hiçbir işiniz yok, yeriniz yok, burayı terk edin” diyeceğiz ve onları çıkaracağız" şeklinde konuştu.

Hamo, saldırılardan dolayı yaşanan göçe de dikkat çekti: "Son birkaç günlük savaştan dolayı yaklaşık yüz bin kişi Afrin ve Kobani’ye göç etti. Afrin ve Kobani halkı göç etmek zorunda kalanları, geçmişte olduğu gibi bugün de yurtsever duygularıyla, sıcak yürekleriyle karşılamalıdır. Tüm Kürt kurum ve kuruluşları da göç eden halkımız için seferber olmalı."

Yorumlar

..... sitenizden bir alinti yaptim: "Resmi olmayan açıklamala göre YPG askeri gücünü 40 bin kişiye çıkarmış durmda. Sayı bakımından ÖSO'yu aşan bir güce ulaşan YPG'nin....."

Bu cok iyi bi' haber, araplar, tirkler w faris ulkemizi terkedin.

Ji vira heta Chîyayên Kurdistan'ê û ji wira jî heya Girava Îmralî'yê di serê de rojbûyîna Birêz Ocalan pîroz dikim, hevalên gerîllan silav dikim. Serî me bi we bilind e.

Hesenê Canbegî

Konya - Yeniceoba - 03.04.2013

bugun Finacial Times da  asgidaki alt baslikta bir makale cikti

Erdogan plans to draw Iraq’s and Syria’s Kurds into the ‘Turkosphere’, writes David Gardner

(erdogan iraq ve suriye kurdlerini turkosphere icine cekmeyi planliyor) turkosphere kelimesini turketkisi veya turk dunyasi olarak da cevirebilirz.

 

bu makale bazi bolumleri bir embesil cahil tarafindan yazilmis gibi dursa da bu surecin kar zarar hesabi hakkinda bazi isabetli ongoruleri var.

 kurdler soz konusu oldugunda -ozelikle kurdler uzerine materyal bilgiler hakkinda- azami yuzeysel batili gazeteci-bilimcilerin yorumlaridaki cehalet degil onemli olan, olan biteni nasil algiladiklati ve  kendi karar vericilere nasil aksetirdikleri onemli. bu algi ne yazik ki kurd ulusal cikarlarinin dibine konulmus en buyuk dinamit olarak gorunuyor.

senelrdir Abdullah Ocalan uzerine yazarim, bu adam tarihin gorebilecegi en buyuk PANDERISTIR, kurd ulusunun eti ve tirnagi evlatlarinin kani hayati binlerce hayatla topladigi her seyi totan satisa sundu. en felaket olan sey de oyle bir ilusyon yarattigi (etraftakilerin katkisi ile) kitleler de arkasinda gorunyor(gorunuyor diyorum -arkasinda demiyorum), cunku -bokla yapilan sidikle yikilir- diye bir laf vardir, bu kitlenin baglilik gibi gorunen sey cok kolay tuzla buz olacak bir karekterde olduguna dair sezgilerim var, ne yazik ki veriler yok.

 

yukaridaki baslik dunyanin kurdleri nasil gormeye basladigina dair bir ufak isaret gibi sayilabilir, dunya istihbaret teskilatlari 99 dan beri bunu zaten yazdiklari icin, PKK yi her yerde kendi ceperlerinden cikartmak icin terorist ilan ettiler. bati diye ozetleyecegmiz dunya acimasizdir, dogu hem acimasiz hem de hukuksuz ve ahlaksizdir. dogulu bri olarak belki tarihin derinliklerien bir zamanlar ahlak ve hukuk dmarini yaklamsi bir donenmiz var diye bu damara surekli sahip cikma yanlisi oldum. sallahdin e baksiim biraz da boyledir. dunyayai oncelik dusmanlarini kendine (ahlakina ve hukukuna, oncelikle, cunku savasciligi  onun cagdaslari sayilabilecek bir cok kiside daha da iyi durumda vardi). simdi derin bir ahlaksizligin apo ismi ile kartopu gibi buyudugu bir donem yasayacagiz. baslangici 99 dur, bir kurd yazati Heja a boyle demis , demek ki akillilar ayni seyi ayni bicimde gorebilyor. peksi hejare gibiler  halen apo da ne goruyor? kitleyi kusturmeke baglari koparmamak icin mi o cumleleri kuruyor? sadece merak ediyorum. siyasi ajendasi olan kurdlerin boyle davranma egilimi anlayisla karislanabilir, aydin bilimci sanatci kurdun gordugu seyleri oldugu gibi aktarmasi gerekir, velevki yanlis cikma olasiliklari olsa bile o an nasil goruyorsa olgu oldugu gibi yazmak ahlaki bir sorumluktir, YANILMAK insana ait vazgecilmez bir HAKTIR, yanildim demek urkulecek bir sey degil.  bu acidan kurdler toptan gene turklerin ikicni sinif kapikulu olmak istemiyorlarsa apo nun bayraktarligini yaptigi bu surece direk cephe almak zorunda. bunu kitleyle papaz olmayi goze alarak bile olsa yapmak zorunda!

 

aksi halde dunya uzerinde bize verilen tag soyle olacak, tarihe hep ucuncu sinfi bir ahali olarak iz biraktilar, birinci sinfi cocuklari olmasina ragmen toptan hep ucuncu sinif kaldilar, birinci sinifliga en yakinlastigi anlarda bile garip bicimde kitlesel olarak ucuncu sinifligi sectiler. bu hususta en kalabalik ahali idirle en kalabalik ve en kiymete alinmayan en statusuz...

 

bu berbat makalenin devami:

 

In 10 years as Turkey’s prime minister, Recep Tayyip Erdogan, at times reliably unscripted and unpredictable, has attracted his fair share of brickbats. But not last week when, buried in bouquets of praise, he started decisively down the road to peace with Turkey’s Kurds.

On Kurdish new year, or Newroz, Abdullah Ocalan, jailed leader of the outlawed Kurdistan Workers’ party (PKK), called a truce in its 29-year war against the Turkish state, after a delicate negotiation with Mr Erdogan’s most trusted aides.

  •  
  •  

MoreON THIS STORY

ON THIS TOPIC

IN COLUMNISTS

This process is a high-risk strategy to address a tangled story, with tactics that appear inconsistent and policy signals that will look contradictory. The reward for Turkey if it works is potentially enormous.

But so too are the implications for a Middle East in turmoil, whose national borders are facing their severest test since Britain and France dismembered the Ottoman Empire’s Arab provinces nearly a century ago to fit their imperial needs. It is not too much of an overstatement to suggest that Mr Erdogan may be pulling on a (Kurdish) thread that could unravel frontiers across the region.

The immediate focus will be on the essentials of a deal with Turkey’s estimated 15m Kurds, and whether a republic built on the ethnic nationalism of Mustafa Kemal Ataturk can satisfy the minimal demands of a minority whose distinct language and culture it has only recently begun to acknowledge.

Close observers believe things have changed. “There is a maturity about the Kurdish question that was not present 10 years ago,” says Hugh Pope of the International Crisis Group. Mr Erdogan, his close aides say, believes Mr Ocalan – demonised for decades by state propaganda – wants to end the war.

In exchange for the PKK standing down, a deal would require: reform of anti-terror laws that criminalise opinion (and jail thousands of Kurdish political activists); replacement of ethnic references in the constitution with equal citizenship; equality for the Kurdish language in education and public life; devolution of some power, probably through a broad decentralisation of Turkey; lowering of the electoral threshold to enter parliament, currently at 10 per cent, which prejudices Kurdish parties.

There will also have to be a formula to release Kurdish prisoners and exiles (including the reviled Mr Ocalan), and a reconciliation process to establish the truth about a dirty war that has cost about 40,000 lives.

All this requires not just cultural change but almost doctrinal revolution, and Mr Erdogan’s aides warn that the prime minister will continue to seem unpredictable, if only to keep at bay the wolves of Turkish nationalism.

But what seems to have set Mr Erdogan on this course – from which he at least once before pulled back – is the accelerating disintegration of Syria in the chaotic uprising next door against Bashar al-Assad.

Last summer, an Assad regime under intense rebel pressure abandoned its north-eastern border with Turkey to Syrian Kurdish forces, in effect presenting the Turks with another Kurdish entity to their south, alongside the autonomous Kurdistan Regional Government in northern Iraq. Faced with a possible confederation of Kurdish territories – and north-eastern Syria run by a PKK proxy – Ankara is trying to turn a liability into an asset.

On the face of it, Mr Erdogan’s tactics do not add up to a strategy. He is trying to limit concessions to Turkey’s Kurds, while strengthening ties with Iraqi Kurds who have a proto-state. Having fostered close economic ties with northern Iraq, he is now siding with the KRG in its gradual assertion of sovereignty over the Kurdish region’s oil and gas deposits, which pushes in the direction of Iraqi Kurdistan’s secession from Baghdad.

The government of Nouri al-Maliki, a Shia Islamist, has defaulted on a federal formula for governing Iraq that includes Kurds and the Sunni Arab minority, and Iraqi Kurdistan has most of the attributes of an independent state (including an army). Syrian Kurdistan is aiming at some form of home rule. But Ankara is offering Turkish Kurds rights that fall well short of autonomy. So is Mr Erdogan riding a tiger?

Not if his long game is to upholster a minimalist deal at home by bringing Iraq’s and Syria’s Kurds into Turkey’s sphere of influence. Pan-Kurdish desire for a state would be sublimated inside a prosperous “Turkosphere” – two nations for one state fired by economic integration (and maybe some Iraqi oil and gas). The mainly Sunni Turks and Kurds would stand shoulder-to-shoulder facing Shia powers from Tehran, through Baghdad to Damascus.

While that might resolve the Kurdish question, it could catapult the region back to the Ottoman geography of Mesopotamia and Greater Syria (which included Lebanon, Palestine and Jordan). The ignominious Franco-British stitch-up – the Sykes-Picot agreement of 1916 – could come apart. Mr Ocalan’s farewell to arms letter rails against “artificial borders”. He sets his compass by Anatolia and Mesopotamia. At some point we will learn what course Mr Erdogan has set.

 

Eve yeke ji encamên peymana dinavber Erdogan û Apo ye. Herwusa harîkarî û pi$tgiriya Kurdên Sinne bo Erdogan û Neo-ottomanismê. Wusa diyare Kurd dê careke dî bibine pirika ko tirk sere derbasbin, ne tenê pirik, belko Kurd careke dî dibine paleyên Tirka, ango dibine hemmalê (barhilgirê) Tirkan. Wey seeta we xwe$ Kurdino....We dîse bangî mêrê dayka xwe (Tirko) kir û îna nêvmalê, hay Xwudê topa xwe li we xista!

Ha

divê navberê de ez jibîra nekimeve!!!

Ne tenê Apoçî, herwusa mesînehelgirên Mala Barzan û dîvelankêt wan jî bi evê tir$ikê kêfxwe$in.....Belê aciziya dîvelankad ne jiber ko Apoçi di xizmeta Erdogan da ne, belê ew yêd acizin, çonka ewan çi pê nîne û yê bê hêzin, ji tir$ikê bes hindek avik li ewan dihesilê, aciziya ewan her jiber hindê ye.

De no$îcan bit!

Bixwin tir$îke

da jibin hewe rakin mer$ikê

 

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.