ala kurdistan
Ey Reqîb

İranlı uzman: Kürdistan’ın kurulması kaçınılmazdır

İranlı siyaset bilimcisi ve düşünür Dr. Ahmed Nekibzade, bağımsız Kürdistan’ın kaçınılmaz olduğunu belirterek, kurulacak bir Kürt Devleti’nin İran ve Türkiye’nin çıkarına olduğunu söyledi.

Nekibzade, “Şayet Irak Kürdistan’ı bağımsız olursa yeni bir İran’ın doğumuna şahit olacağız” dedi.

“Siyasilerin dışında Irak ile İran arasında bazı jeostrateji uyuşmazlığı söz konusudur”diyen Nekibzade, “Şah döneminde Irak ile sorunlar yaşandı. İslam Cumhuriyeti döneminde de aynı sorunlar yaşandı. Sonuç olarak bu yönetim ve nüfuz sonlanacaktır. Iraklılar kendi ayakları üzerinde kalacaklar. Ayakları üzerinde kaldıklarında da İran’a ‘Bu ülkeden çıkın’ diyeceklerdir” ifadelerini kullandı.

Dr. Ahmed Nekibzade, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı…

Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu sırasında “Kürdistan Bölgesi’nin referandumu, İran’ın ikinci doğumuna gebedir” başlığıyla bir makale kaleme aldınız. Makale de tam olarak ne demek istediniz?

30-40 milyon nüfusa sahip bir halkın devlet sahibi olmaması çok adaletsiz bir durum. Bu konu bölgedeki hükümetlerin de hassas bir şekilde üzerinde durduğu bir konudur. Evet İranlılar, Kürtlere karşı bir gönül birliğini hissediyor. Devletin yürüttüğü siyasetle ilgim yok. Ancak Türkiye’de Kürtler’in varlığını tamamiyle kabul etmeyen inkar eden farklı bir grupta var. Kürdistan’ın bağımsızlık referandumundan yanaydım. Başarılı bir sonuç alınarak Kürdistan’ın bağımsız olacağına inanıyordum. Ancak ne yazık ki hatalı bazı taktiklerle karşılaştılar.

Keşke referandum başka bir zamanda yapılsaydı ve istenilen sonuca varılsaydı. Her halukârda bu referandumun olması gerekiyordu. Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkanlar karşı girişimlerde bulundular. Ve gelecekte de yapılan hatanın karşılığını alacaklardır.

Bu açıklamalarınızın tam olarak kaynağı nedir?

Tarih ve kültür... Gözlemleyin! Kürtler İran Krallığı’nın temelini atanlardandır. Her daim bölgede var olmuşlardır. İran kültürünün hakim olduğu bir coğrafya ve birçok kez Roma İmparatorluğu’na karşı başarı elde etmiştir. Buda azınlıkların ve Araplar’ın çoğunlukta olduğu bölgelerde idi.

Dost ve acılarımıza ortak olan komşumuzun olması halinde gelecekte çıkarlarımıza yönelik olacaktır. Ancak ne yazık ki bizim hükümetimizin Arap ülkelerine yönelik stratejileri çok açık ve bana göre bu da güven teşkil etmiyor. Eğer Irak Kürdistan’ı bağımsız olursa, bizler yeni bir İran’ın doğumuna tanık olacağız. Bununla birlikte birlikte güzel yıllar yaşayabiliriz.

Yani İran’ın Kürdistan’ın bağımsızlığını desteklemesi mi gerekiyor?

Evet. Ciddi ve şiddetli bir şekilde Kürdistan’ın bağımsızlığını desteklemesi gerekiyor. Çünkü jeostratejik olarak bizimle önemli sorunlara sahip. İç sorunların ne zaman çözüleceği ve bize karşı nasıl bir tavır alacağı de belli değil.

Suriye’de Beşar Esad hükümeti yıkıldığında İran’ın Suriye’de döktüğü sermayenin hepsi boşa gitmiş olacak. Bu nedenle de Kürdistan’ın bağımsızlığı iyi bir fırsat olacaktır. İlki; “Irak” adındaki sorun İran için son bulmuş olacak.

İkincisi; Bölgede yeni bir dost oluşacak. Kültür ve kan bağına sahip arkadaş...Bu nedenle de kurulacak Kürdistan’ın İran’a yönelik tehdit olacağını sanmıyorum. İçinde barındırdığı herşey çıkarımızadır. Irak adında bir devlet olmadı. 3 farklı etnik ve dinden oluşan bileşenler ve 1921’de doğdu. Bilindiği gibi özgürlük devriminde ve devletlerin bağımsızlığında 2.Dünya Savaşı’ndan sonra farklı uluslardan devlet oluşturuldu. Hepsi ayrıldı. Çekoslovakya ve Yogoslavya’ya bakın. Irak’ta imparatorlukların etkisindeydi yoksa o da aynı kaderi paylaşacaktı. Günümüzde o da küreselleşmenin bir parçası olmuş durumda. Bu nedenle de Irak Kürdistan’ın bağımsızlığı iki veya sonrasındaki girişimlerle de durmayacaktır.

Peki neden bu denli Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkılıyor?

Yanlış düşüncelerden dolayı. Kürdistan bağımsız olunca İran’daki Kürtlerin de bağımsızlık talebinde bulunacağı düşünülüyor. Bu yanlış bir fikir. İran’daki Kürtler kendilerini İranlı olarak görüyor. Belki özerklik talep ederler ki o da sorun olmaz. Irak Kürdistan’ı Türkiye ve İran’ın da çıkarına olacaktır. O zaman onlarda kendi içlerinde istikrarı daha iyi pekiştirecektir. Çünkü Kürtler de kendilerine daha fazla güvenecek ve sadece özerklik talep edeceklerdir. Fakat yapılmazsa ve Kürtler’in devleti olmazsa bu bağımsızlık istediği bölgeye yayılacaktır. O zamanda durum daha kötü olacaktır.

Düşünceleriniz İran’ın iç ve dış politikasında ne kadar görülüyor?

Ne yazık ki İran doğru bir bölge siyaseti yürütmüyor. Araplar’a yönelik bir siyasete odaklanmasının yanı sıra Suriye ve Irak’ta da derin bir strateji olarak tanımlıyor.

Bu ülkeler uzun vade de İran’ın yanında yer alacak ülkeler değillerdir. Bizim derin stratejimiz tabi bağımsızlık girişimleri başarıyla sonuçlanırsa Kürdistan Devleti’dir. Lübnan ve Suriye hesapları uzun vadeli olmayacaktır. Kısa vadeli kazanımlar olsa da uzun vadeli olmayacaktır.

Kürdistan Bölgesi’nin İran’ın bölge siyasetindeki konumu nedir?

Neyse ki İran günlük siyasetini yürüttüğü gibi stratejik siyasetini yürütmüyor. Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığına karşı çıktığı gibi bölgeye de yardımları oluyor. Bu da gelecekteki ilişkilerin temelini oluşturuyor.

Referandum sonucunun sandıktak çıkarılması halinde aynı tavrını gösterecek mi?

Ne denli güçlü bir akımın ortaya çıkmasına bağlı. Şayet güçlü bir bağımsızlık akımı ortaya çıkarsa İran’da tavrında yumuşama olacaktır. Ancak zayıf bir akım olması halinde İran’ın karşıtlığı sürecektir.

Peki siz bu talebi nasıl görüyorsunuz?

Çok önemlı görüyorum. Kürdistan’ın bağımsızlığını Kürtler için bir büyük bir beklenti ve bana göre bu süreci de aşmış durumdasınız. Bu kesin olacak bir iş. Kürdistan Bölgesi’nin bu denli gelişmiş, güzel ve gözde olacağını hiç düşünmemiştim. Uzun yıllar Saddam Hüseyin yönetimi tarafından baskı altına alındılar. Mevcut durumda harabeye dönmüş bir kentin olaması gerekiyordu. Ancak sevindirici bir şekilde buradaki halk kendilerini Kürt olarak görüyor. Irak hükümeti de enerjisini Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı kullanıyor.

Kürdistan’a ilk gelişiniz. Devlet olabilmenin kriterleri nelerdir. Söz konusu kriterleri burada gördünüz mü?

Gelişmiş demokratik bir Avrupa ülkesine geldiğimi sandım. Demokrasi oldukça üst seviyede.Kentleşme, yapılaşma oldukça iyi. Bu suretler benim bu konudaki düşüncelerimi de pekiştirmiş oldu. Şu anda Kürdistan Bölgesi’nin birkaç yıl içinde bağımsız olacağından eminim. Bu öyle engellenecek bir durum değil.

Ne kadar zaman alacak?

Yaşanacakları beklememiz gerekiyor. Yani uygun zamanda olabilecek bir hareketi beklememiz gerekiyor. Bence Türkiye İran’da daha büyük bir engel taşıyor. Sayın Erdoğan’ın sarfettiği bir söz oldukça ilginçti. O sözlerle Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlığını kabul etmiş oluyor. O sözü de “Burada Kürdistan yoktur. Kürdistan’ı isteyen Irak Kürdistanı’na gitsin Kürdistan orada var” Bir diğer anlamda burada -Kürdistan- Kürtler için bir yer olduğunu kabul ediyor.Bu durumun Türkiye’deki bağımsızlık yanlısı Kürtler’in bir nebzede olsa endişe etmesine neden olabilir. Bence bu olmaması gerekiyor. Çünkü onların da sorunu belli bir özerklikle çözülebilir. Neticede önemli olan Kürtlerin kendi devletlerinin olmasıdır. Mevcut durumda da bağımsızlığa en yakın olanda Irak Kürtleri’dir. Diğer Kürtler de özerlik alabilirler. O da uygun konjoktörün uygun olması halinde mümkündür.

Irak, Türkiye ve Suriye’deki Kürtler’in dayanıklığı -dirayeti- İran medeniyetinin bir nevi koruması anlamına geliyor mu?

Ben Kürtler’i İranlı olarak görüyor. Burada İran’daki Kürtler’in ayrı bir devleti olsun anlamında değil. Çünkü ister 2 ülkede ister 3 ülkede olsunlar. Her halukârda birler. Bununla birlikte PKK’nin güttüğü siyaseti de doğru bulmuyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz çağ silah kullanma çağı değil.

Çağımız başta medya olmak üzere, kültür ve düşünce etkileşiminin olduğu bir çağ. Yani global hareket ederek tüm dünyada taraf toplanması gerekiyor. Örneğin; ABD tüm bölgelerde Kürdistan’ın kurulmasından yana. Bu önemli bir kazanımdır. Ardından başka ülkeleri de kabul ettirmeye çalışılması gerekiyor. Burada önemli olan sakin ve hassiyetleri göz önüne alarak adım atılmasıdır! Özellikle Türkiye ve İran’ın endişelenmemesine mahal vermemektir. Şayet endişelenmelerine mahal verilirse birlik olup birçok adımın atılmasın engelleyeceklerdir.

Referandum sürecinde bazı taraflar Kürdistan Bölgesi’ni “ikinci İsrail” olarak adlandırdı. Sizce bu karşılaştırma doğru mu?

Bu çok yanlış bir görüş. Çünkü Kürtler şimdiye kadar savaşçı ve çalışkan bir millet oldu. İsrail ve bölgedeki diğer ülkelerle de iyi ilişkilere sahipler. Bu nedenle burasının İsrail içinde gelecekteki konumu olacağı savunuluyor. Peki bölgedeki ülkelerle ilişkilerin iyi olması halinde neden sadece İsrail ile ilişkisi olsun?

İsrail Kürdistan Bölgesi’nin dış politikasında 20’nci ya da 30’uncu ülke olabilir. Kürtlerin İsrail’den çok farklı olduğunun gösterilmesi gerekiyor. Kürtler’in özgür düşüncesi ve diğer ülkelerle doğru ilişkisi İsrail ile eşdeğer olacağı anlamına gelmiyor.

Kürtler’in İran ve Rojava’daki haklarını konusunda ne düşünüyorsunuz? İran’a önerileriniz nedir?

Haklar kağıda dökülmesi gerekiyor. İran’da hiçbir farklılık olmaması gerekiyor. Kürt olsun, Türk ya da Arap olsun...Görülen farklılık ve hoşnutsuzluğun bir nebzeye kadar siyasi ve mezhepseldir. Çünkü birçok Kürt, milliyetçi ve İranperesttir. Kirmanşan ve Şiiler’in ağırlıkta olduğu bölgelerde İran dostu hatırı sayılır tabakalar var. Ne yazık ki mezhepsel ideolojiye sahip bir hükümete sahibiz. Sünniler’e karşı biraz sert olmakla beraber gözardı ediyorlar. Şayet değindiğim sorunlar olmasaydı Fars ve Kürtler arasında hiçbir fark olmazdı.

Hükümetteki radikalleşme kendileriyle ilgilidir. Eğer bir Kürt gözönünde bulundurmazsa yönetimin yaptıklarını bir Fars’tan daha iyi bir konuma gelebilir. Bu durum Kürtler’e karşı daha ılımlı ve resmi olarak haklarını daha fazla gözönüne almalarını sağlıyor. Hükümet enerji ve suyun karşılanması gibi bazı temel hizmetleri sunuyor. Ancak bunlarda yeterli tarımda da daha özgür bir politikanın yürütülmesi gerekiyor.

Bir halk olarak Kürtler’in hakları İran Hükümeti tarafından ne kadar korunuyor?

Etnik ve ulus tanımı bazı hakları da içinde barındırmakla birlikte ulusun tanımıyla ilişkilidir. Çoğunluktan farklı olarakta azınlık olarak tanımlanıyor. İran’da olan da dünyanın hiçbir yerinde olmayan ise İran toplumunun Kürtler ile bir sorunu yoktur. Bunun anlamı Kürtler çok seviliyor. Tüm İran halkı Kürtler’in ülkenin köklü halkı olduğunun farkındadır.

Dediğim gibi hükümetin tavrı tamamiyle siyasidir. Bu siyasi tavır aralıklarla değişebilir. Çünkü Suudi Arabistan siyaseti Sünniler’in güçlendirilmesi temeline de dayandırlıyor. İran Suudi Arabistan’ın ilerlemesinden endişe ediyor. Bilindiği gibi elinde bazı belgelerde var. Kendiliğinden konuşmuyorlar. Örneğin; tutuklanan bazı kişilerin parasının Riyad tarafından gönderildi. Bu nedenle hükümetin gerekçeleri ispatlıdır. Sünniler’e dikkat edilmesi gerektiği söylenilmesi de hepsini kapsıyor. Az önce de dediğim gibi Kürtler ile Şiiler arasında sorun yoktur. Yönetimde etkin makamlar da rol sahibiler. Ancak Sünni Kürtler’e karşı çok hassaslar.

Mevcut durumda muhafazakar ve reformcular arasında bir çekişme söz konusu. Sizce bu çekişme nereye doğru gidiyor?

İran’ın geleceğine dair öngörüde bulunmak istemiyorum. Bazı şeyleri söyleyemiyorum. Bazı durumları da devletimiz kabul etmiyor. Ne yazık ki Amerika, İran’a yönelik kriz teşkil etti. Bu kriz şimdiye kadar ciddi etkileri oldu. Muhafazakarlar ülkeyi ve devrimi kendilerinin biliyorlar.

Reformistler ise muhafazakarların ülkeyi yokuş aşağıya sürüklediği görüşündeler. İki taraf arasında hiçbir zaman barış olmayacaktır. Sonuç olarak muhafazakarları görüyoruz. Çünkü onlar daha radikal. Radikaller ılımlılara göre kazanımları oluyor.

Bir makalenizde zayıf bir merkezi hükümetin Irak’ın çıkarına olmadığını belirttiniz. Bunun nedeni nedir?

Siyasilerin dışında Irak ile İran arasında bazı jeostrateji uyuşmazlığı söz konusudur. Şah döneminde Irak ile sorunlar yaşandı. İslam Cumhuriyeti döneminde de aynı sorunlar yaşandı. Şu anda Irak’ta hükümet yok. Orada rahat bir şekilde egemenlik ya da nüfus sahibi olabilir, ancak nereye kadar?

Sonuç olarak; bu yönetim ve nüfuz sonlanacaktır. Iraklılar kendi ayakları üzerinde kalacaklar. Ayakları üzerinde kaldıklarında da İran’a ‘Bu ülkeden çıkın’ diyeceklerdir. Biraz daha güçleri oldu mu silahlarını İran’a yöneltiyorlar. Bu gelecekte görülecektir.

İran, Kürdistan’ın bağımsızlığını destekleseydi Basra ve diğer Şii bölgelerin yanı sıra Kürdistan’daki bölgelerde de etkin olacaktı.

Peki İran ile ABD arasında çekişme nereye doğru gidiyor?

İran mevcut durumda ciddi bir şekilde kuşatılmış durumda. İki yıla kadar ABD’de hükümet değişmezse, İran’da yaşananlar halt safhaya ulaşacaktır. Şayet demokratlar yönetime gelmeyi başarırsa, kendilerinin de dediği gibi nükleer anlaşmasını resmi olarak tanıyacaklardır. Tüm olabilecekler ABD’nin siyasetine bağlıdır. Bence ABD, İran rejimini yıkma ve İslam Cumhuriyeti’ni dağıtma yönelik adımlar atacak.

ABD-İran arasında fiziki bir çatışmanın yaşanması söz konusu mu?

Elbette böyle bir ihtimal var. Ancak aralıksız ve şiddetli bir savaş değil, belki sınırlı olacaktır. Bir diğer anlamda aşamalı olarak sürdürebilir.
kaynak:Rudaw

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Güncel

Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinin Peyas Mahallesi’nde polisler bir eve baskın düzenledi. 17 yaşındaki bir genç gözaltına alınırken, ailesinin önünde özel harekat polisleri tarafından darp edildi.