ala kurdistan
Ey Reqîb

Rojava'da Üçüncü Yolun Sonu

Rojava’da Üçüncü Yolun Sonu

Ağustos ayı ortalarında El Nusra ve paralelindeki İslamcı silahlı gurupların Serêkani’ye saldırmalarıyla başlayan çatışmalardan sonra, Rojava’da üçüncü Yol’un sonuna gelindiğini, sürecin yeni bir askeri ve politik tutum geliştirmeyi gerektirdiğini söylemiştik.

Eylül ayının ilk haftasında Halep Askeri Meclisi’nin aldığı kararla ÖSO’nun Halep’teki Kürd mahallelerine ve Afrin çevresindeki  köylere saldırmasıyla birlikte “üçüncü yol" buraya kadardı, dedik. 

Üçüncü yol, “Kürdlerin yoğun olarak yaşadığı yerleşim alanlarını denetime al ve koru” anlayışı üzerinde inşa edilmişti.

Süreç itibarıyla bu yaklaşımın doğru olduğuna ilişkin çok sayıda yazılar yazdık, görüş beyan ettik. Ancak süreçle birçok şey değişti ve üçüncü yol stretejisi giderek geçerliliğini yitirdi. Bu aşamadan sonra, üçüncü yol, Kürdlerin aleyhine işleyecektir.

ı- Muhalif  güçler, Esad’a bağlı güçleri Şam merkezine kadar sıkıştırmışken, içinde bulunduğumuz süreçte muhalif güçler Suriye’nin güneyinden ve batısından temizlenmiştir. Rejim güçleri ilerlerken ÖSO adım adım geriliyor.

ıı- Muhalif güçler uluslararası güçlerden yoğun destek alırken uyguladığı vahşi yöntemler nedeniyle bu destiğini kaybetimiştir. Buna karşılık Esad uluslararası areneda kabul görmeye başlamıştır.

ııı- Muhaliflere ve rejim güçlerine karşı zayıf bir konumda bulunan YPG, giderek güçlenmiş coğrafik olarak geniş bir alanda hakimiyet sağlamıştır. Buna karşılık, güç ve itibar kaybeden ÖSO, Rajava’yı işgal etmeye yönelmiştir. Suriye’deki savaş, Rojava’ya kaymıştır.

Eylül 2012’de bu sayfalarda yayınlanan dizi yazımızda, Rojava savunmasının “Kademeli alan savunması” ile mümkün olabileceğini söyledik. Son bir kaç gündür İdlib-Atma-Cindresiye çevresinde gelişen olaylar bu tezimizi doğrulamıştır.  Bundan iki hafta önce “Rejim Güçleri Rojava’ya Saldırıya Hazırlanıyor”  başlıklı yorum yazımızda da, çeşitli olaylar ve girişimler örnek gösterilerek rejim güçlerinin de Rojava’ya saldırı hazırlığında olduğunu ifade ettik.  

Üçüncü Yol’un sonuna gelindiyse bundan sonraki yol ne olmalı?

Ulusal Kongre Hazırlık Komitesinin Rojava ile ilgili  raporunda “Savaş nedeniyle Arap yerleşim birimlerinden göç eden Arap nüfusu, Rojava’nın demografik yapısını tehdit eder duruma gelmiştir” deniliyordu.

Yine çeşitli ajanslardan edindiğimiz haberlere göre bir çok Arap köyü ve aşireti YPG güçlerine destek vermekte, kendilerini koruması için köylerine kasabalarına davet etmektedir.

ÖSO içinde yer alan İslamcı guruplarla ulusalcı guruplar birbirleri ile alan savaşına girmişlerdir. ÖSO bir çok alanı (örneğin Azaz bölgesi) radikal İslamcılara kaptırırken, İslamcı guruplar da YPG güçleri karşısında güç ve alan kaybetmektedir.

İslamcı gurupların Suriye’ye ilişkin bir programları yoktur. Suriye’de bir İslam devleti kurma çalaşıması içindedirler. Savaşçıları yerli halktan değil, cihadçı-çapulcu uluslararası güçlerden oluşmaktadır.

Buna karşılık, YPG’nin nicel olarak büyüyerek nitelik değiştirmesi, Suriye savaşında Rojava’yı belirleyici ve öncü güç konumuna getirmiştir.

Suriye’deki savaş durumu böyle bir sürece evrilmiş  iken geleceğe ilişkin olarak Rojava siyaseti, belirsiz ve muğlak bir duruş sergilemektedir.

Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı evrensel bir haktır. Bu hak, uluslararası hukuk tarafından güvenceye alınmıştır. Çeşitli ideoljik  gerekçe ve uyduruk teorilerle buna karşı çıkmak, “Halkların Hakları’nın inkârı” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu tür beyanlar, düşüncenin özgür ifadesi değil, bir suç durumudur. Kürd siyasetleri öncelikle bunu idrak etmelidir.  

Uluslararası hukuk, konjönktürel durum, Suriye ve Rojava’daki özgün durumu dikkate alarak “Bağımsız Rojava Kürdistan” şiarını hep ön planda tuttuk. Bununla birlikte Suriye yönetimine ortak olma söyleminin de uygun bir ifade tarzı olabileceğini de söyledik.

Arapların Kürdlere sığındığı böyle bir aşamada Rojava, Suriye devrimine öncülük edebilir. “Gelin bize katılın” söylemi içinde emperyal ve tahakkümcü bir anlayışı barındırdığından hem ahlaki değil, hem de gerçekleşmesi zor bir durumdur. Buna karşılık, Arap halkına “Çetelere ve döktatör rejime karşı birlik olalım, Demokratik Federal bir Suriye kuralım” söylemi hem uluslarası hukuk normlarına hem de iç ve dış gelişmelere uygun bir söylemdir.

Rojava’nın Suriye devrimine öncülük etmesi , hem onu büyütür hem de ileride Bağımsız Rojava Kürdistan için maddi şartlar ve hukuki gerekçeler yaratır.  

Bu arada Rojava’daki Kürdlerin parçalı durumuna da değinmekte yarar var.

Azadi Partisine bağlı olduğu söylenen Salahaddin Taburu Komutanı Bawer Mustafa çetelerle birlikte Afrin’e saldırırken yaralanmıştı. KP sayfalarında yaralı haldeki görünteleri de yayınlandı. Yine devam eden süreçlerde Afrin, Kobani, Qamışlo ve Amudê’de çeşitli bombalama ve kundaklama olayları yaşandı. Çok sayıda sivil insan yaralandı, yaşamını yitirdi.  

Rojava Asayiş güçleri, bu olaylarda El Parti ve Azadi Partisinin rol aldığını belirterek bir çok üyesini gözaltına aldı, tutukladı. Buna karşılık El Parti Genel Başkanı Abdulhekim El Başar ve Azadi Partisi Başkanı Mustafa Cuma, bu olaylarla bir ilişkilerinin olmadığının söylediler.  

El Parti ve Azadi Partisi’ne mensup şahısların gözaltına alınıp tutuklanmasından sonra her ne hikmetse bu kundaklama olayları da son buldu...!

Yine Mustafa Cuma Basnews’te yayınlanan bir röportajında “YPG, Arap köylerinden ve Araplardan zorla savaşçı topluyor” diyerek bunu çete saldırılarına gerekçe yapıyordu.

Bunların hırsı büyük olduğu için beyinleri çok küçük kalmış. Araplar, çetelerden ve rejimden korunmak için Rojava’ya sığınmışlarsa Rojava’nın savunmasında yer almak zorundadır. Rojava bir güvenlik alanıdır,  sığıntı yeri değil. Günüllü olmaları istenir. Bundan çekinenlerin Kürdlerin kanıyla korunma talepleri ahlaki olmadığı gibi YPG veya Rojava Asayiş Güçlerinin bunları zorla çalışmalara dahil etmesi de ahlak ve hukuk dışı bir tutum değildir.

Bu nedenle başta Güney Kürdistan Hükümeti olmak üzere çeşitli Kürd çevreleri bu parti ve öncülerinin yanlış tutum ve söylemlerini görerek onları, Rojava devrimine dahil etmek gibi bir çaba içinde olmalıdırlar.

Buna karşılık PYD’de, kendi halkından değişik düşünce ve argümanlara sahip insanları dışlayıp  Arap ve diğer etnik guruplarla işbirliğine gitmenin, iktidar hırsından kaynaklanan bir zaafiyet olduğunu görebilmelidir.   

Sonuç olarak, 2. Cenevre toplantısı daha uzakta iken, Rojava ’nın politik ve askeri öncüleri, üçüncü yolun sonuna gelindiğini görerek  “Demokratik Federal Suriye” söylemini ön plana çıkarmalıdır.

Yorumlar

sayın hejar ypg pyd rojavanın merhemidir inanın her yaptıkları doğüruudur szi başat a  beşar (elparti)mustafa cimo  rudaw (dilbixindaranın rudaw tv de yaptığı yalan haberlere itimat etmeyin ben 1 ay once hewwlere iş için gitmiştim inanın kaldığım oteld e bu partini ust yoneticileri vardı kendi, aralarıdaki konuşmalara bakınca inanın onalrın hepsind eiğrenidim adamalar kimiis çocuğunu unversiteye alamaktan tutn kimiisde kdp nin verdiği evi beğeenmeyip birilerine ricada bulunması onlardan nefret etmem neden oldu ya adamalar aybaşını iple  çekiyorlar hukumutin verceği bir kaç bin doların hesabını yapıyor bakın ypg pyd savaşıyor bunlar ypg ye kııızyoralr sorarım şimdi isalmcı teroristle rojavayı işkal etiğndemi berzani uyanacaktı inanın bunların gorunce pyd ypg karşısındaki paratiklerine gulesim geliyo ya  adamalar herbi trşıkçı biji ypg

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News