ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürdistan Özgürlük Partisi Genel Başkanı Mustafa Özçelik'le Röportaj-Hülya Yetişen

Siyasal partiler demokratik sistemin vazgeçilmez ana unsurlarıdır. Bir ülkede, bir toplumda demokrasinin olup olmamasının ana kıstası o ülkede demokratik esaslara dayalı “çok partili” sistemin olup olmadığıyla ölçülür. Demokratik sistemin asgari kuralı budur.

Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı evrensel bir haktır. Bu hakkın varlığı yokluğu üzerinde tartışma yürütülemez. Ancak toplumlar bu haklarını değişik düzey ve statülerde kullanabilirler. Yüzyıllardır ulus olma hakkı gasp edilen Kürdler bugün artık bu hakkını kullanabilecek güç ve yeteneğe ulaşmışlardır. Ancak bu hakkın nasıl kullanılacağına ilişkin toplumda derin çelişkiler bulunmaktadır.

Bu çelişkilerin aşılması, örgütlü düşünsel münazarayla aşılabilir. Bu çerçevede Kürdistan’ da çeşitli hareketler, oluşumlar ve partiler oluşmaktadır. Kürdistan toplumunda değişik parti ve örgütlerin kurulması, dağılması ve birleşmesi yeni tercihlerin ortaya çıkması demektir. Özü itibarıyla özgürlük “tercih etme hakkına ve olanaklarına sahip olmaktır”.

Yeni partiler, örgütler, hareketler ve oluşumlar oluyorsa, Kürd toplumu içinde özgürleşme hareketi de başlamış demektir.

Hülya Yetişen arkadaşımız bu çerçevede daha yeni kurulan ve ancak kökleri DDKD-DDKO’ya kadar uzanan Azadi Partisi’nin Genel Başkanı sayın Mustafa Özçelik ile kapsamlı ve derinlikli bir röportaj yaptı. Kürd ve Kürdistan sorunu ve toplumu ile ilgili olarak birçok soruya cevap veren röportajı ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Mustafa Özçelik Kimdir

Mustafa Özçelik 1965 yılında Mardin’in Derik ilçesinde doğdu.Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu.Evli ve iki çocuk babası olan Özçelik,uzun yıllar Kürd siyasi yaşamı ve yayın dünyası içinde yer aldı.Mustafa Özçelik şu anda Parti Azadiye Kürdistan(PAK) Genel Başkanlığını yürütmektedir.
 

Hülya Yetişen: PAK’ı kuran isimlerin çoğunluğu DDKO ve DDKD geleneğinden geldiği görülüyor. Partinizin siyasal geçmişi hakkında bizi aydınlatır mısınız?

Mustafa Özçelik- Doğrudur, DDKD geleneğinden gelen 11 kişi öncelikle DDKD geleneğindekilere bir çağrı yaptılar. Fakat Bu çağrı DDKD’lilerin partisini oluşturma amaçlı değildi. Zaten bu çağrı üzerine 27 Nisan 2013 tarihinde Diyarbakır’da 400’e yakın insanın katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıda ‘’Yeni  Bir Siyasi Proje İçin Diyalog Komisyonu’’ oluşturuldu. Bu toplantının sonuç bildirisinde belirtilmiş olduğu gibi, şöyle deniliyordu:

’’ 27 Nisan 2013 toplantısı, DDKD geleneği ve Kürdistanlı diğer siyasal geleneklerin soğuk savaş koşullarında savundukları ve dünya, bölge ve Kürdistan'ın o günkü nesnel ve öznel koşul ve ihtiyaçlarına göre şekillenen düşünsel ve siyasal belirlemelerinin bugün büyük oranda” değişmiştir. Değiştiğini tespit etmiştir. Yaşanan büyük alt üst oluşlar, toplumsal yapımızda, siyaset ve düşünce dünyasında da yeni ihtiyaçlar oluşturmuştur. Bugünün ihtiyaç ve konjonktürüne uygun olarak da yeni siyasi ve düşünsel çözüm projelerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de, 27 Nisan 2013 toplantısı, bugün geliştirilecek projelerin, geçmişten bugüne değişik düzeylerde varlığını sürdüre gelen gelenek ya da geleneklerin kendilerini yeniden toparlama çabası olarak değil, yeni ihtiyaçlara uygun yeni bir projede bir araya gelebilecek geniş toplum kesimlerini kucaklamayı hedefleyen bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiği tespitine varmıştır.’’ yola çıkıldı.

Bu perspektifle çalışmalara başlandı. 6 Aylık bir çalışma sonucunda, Diyalog Komisyonu’nun çağrısıyla, Diyarbakır’da 19-20 Ekim 2013 tarihinde geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıya değişik Kürdistani siyasal geleneklerden kadrolar katıldılar. Bu toplantıda Kürdistani Parti Girişimi (KPG) oluşturuldu. Bu toplantının sonuç bildirisinde de, ’’ (…) Diyalog Komisyonu’nun çağrısı üzerine,19-20 Ekim 2013 tarihinde Diyarbakır’da Kuzey Kürdistan ulusal mücadelesinde dünden bugüne yer alan (…) geleneklerinden gelen kadrolar, şahsiyetler ile bağımsız kadroların, birey hukuku temelinde katılımlarıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, toplantı katılımcıları, açık, kitlesel, en geniş kesimleri kucaklamayı hedefleyen Kürdistani bir partinin kurulması için bir girişimin başlatılması kararını ortak eğilim olarak aldı. Yeni bir siyasi partinin ilk adımı olarak, KÜRDİSTANİ PARTİ GİRİŞİMİ adıyla başlatılan bu tarihi adımı halkımıza müjdelemek istiyoruz.’’ deniliyordu.

KPG bu perspektifle bir yıl çalıştı. Bu  çalışma sürecinde gerek KPG içinde gerekse dışında, KPG’yi bu perspektifin dışında, bir dar grup, gelenek eksenine hapsetmeye çalışanlar oldu. KPG  perspektifinin Kürdistan’ın gerçek ihtiyacı olduğunu kavrayamayanlar oldu. Bu da elbette ki çalışmalarımızı olumsuz bir şekilde etkiledi. Ama, biz kararlı bir şekilde yolumuza devam ettik. Gerek 27 Nisan 2013 toplantısında belirlenen, gerekse KPG’nin belirlemiş olduğu siyasal çerçevede dile getirilen anlayış doğrultusunda, 18.10.2014 günü yaptığımız kurucu kongre ile Parîya Azadîya Kurdistanê (PAK-Kürdistan Özgürlük Partisi)’yi kurduk.

Sonuç olarak söyleyebilirim ki PAK, en geniş Kürdistanlı potansiyelin kitle partisidir. Şu ya da bu geleneğin partisi değildir. Değişen dünyanın, değişen Kürdistan’ın yeni yüzüdür, yeni yoludur. Şu anda, hedeflediğimiz potansiyelin tümüne ulaşabilmiş değiliz. Ama bu devam eden bir yürüyüştür. Bu potansiyelle bütünleşmek çalışmamızın en önemli bölümlerinden birini oluşturacaktır.

Hülya Yetişen- PAK’ın kurulması hangi ihtiyaçtan doğdu?

Mustafa Özçelik- Takdir edersiniz ki bunun birden çok sebebi vardır. Sıralamak gerekirse: Soğuk savaş döneminin, iki kutuplu dünyanın yıkılması ve yeni projelerle dünyanın yeniden dizayn edilmeye başlanması, elbette ki, Kürdistan’da da yansımasını bulmuştur. Siyaset ve düşünce dünyasının birçok belirleme ve paradigması alt üst olmuştur. Bu alt üst oluşlar, Kürdistan siyasetinin de yeniden, yeni sürece göre harmanlanması ve örgütlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu ihtiyaca cevap verebilmek amacıyla toplumun çok değişik kesimlerinin, değişik yol ve yöntemlerle arayışlarına tanık olduk, oluyoruz. Bu konuda istenen başarıyı yakalayabilmiş bir girişimden söz etmek biraz zor.

İşte, PAK’ı harekete geçiren temel ihtiyaçlardan biri, yeni dünyaya  ve yeni sürece uygun yeni bir siyasetin örgütlendirilmesi  girişimlerinin  yeniden organize edilmesidir.

Kuzey Kürdistan’da 12 eylül darbesi sonrasında, büyük bir yenilgi ve travma yaşanmıştır. Onbinleri örgütleyebilme başarısını gösterebilmiş Kürt ve Kürdistani siyasal yapılanmalar, büyük bir darbe aldılar. Bunun nedenleri konusunda 34 yıldır birçok şey yazıldı, söylendi. Daha da yazılacak, söylenecek çok şey vardır. Burada detaylarıyla bunları ele almayacağım. Ama belki de yapılabilecek en anlaşılır ortak tespit şudur: ‘’Yeni sürece uygun, yeni mücadele,  örgüt ve yönetim tarzının geliştirilememesi, yenilgi ve dağılmanın temel nedenlerinden birisini oluşturmuştur’’.

Yaşanan yenilgi sonrası, tüm toparlanma çabalarına rağmen, dağılmanın önüne geçilemedi. Bu gerçeklik   PKK tarafından başlatılan silahlı mücadelenin, giderek kitlesel bir boyuta varması ile bütünleşince, Kürt ve Kürdistan siyaseti tek odaklı bir yapıya büründü.

Tek renkli, tek sesli siyasal tablo, Kürdistan toplumun gelişim düzeyine ve çok renkli etnik, sosyal, dinsel, mezhepsel yapısına uymamakta, dar gelmektedir. Bu nedenle de bu tablonun yarattığı  ‘’toplumdaki nefes darlığı’’, yeni arayış ve çıkış yollarının gelişmesine uygun zemin hazırladı.

İşte PAK da,  çok renkli siyasal kültür ve toplumun önünü açma ihtiyacının bir ürünü olarak ortaya çıkan girişimlerden birisidir.

Dönem, dönem ilan edilen ateşkeslerle birlikte, Kürdistan’da hataları ve sevaplarıyla 30 yıldır bir savaş devam etmektedir. Bu savaşta,   Kürdistan halkı  Kürt ve Kürdistan’ın özgürlüğü için canıyla, malıyla, büyük  fedakarlıklarla, büyük bedeller ödemiştir. Tek sesli siyasetin egemen olduğu bir atmosferde, yaşanan bu büyük bedellerin yanı sıra, düşünce ve siyaset ekseninde de büyük git-geller yaşanmıştır. Kürdistan halkı, neredeyse her şeyi  bir taktik derekesine indirgeyen, artık  neredeyse günübirlik bir şekilde  değişen  düşünsel ve  ve siyasal bir tablonun yarattığı cenderede sıkışmaya, ezilmeye başladı. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu neredeyse artık kestirilemez hale geldi. Bugün doğru olan yarın yanlış; yarın yanlış olan, öbür gün doğru ‘ilan’ edilir hale geldi. Yaşanan bu düşünsel ve siyasal alabora, toplumda deyim yerindeyse, büyük bir travmaya yol açtı. Artık, öyle oldu ki, bırakalım ‘’Bağımsız, Birleşik, Sosyalist  Kürdistan’ı’’ bırakalım ‘’Kürtlerin Kendi Kaderini  Tayin Hakkını’’;  bırakalım ‘’ Kürdistan halkının kendisini özgürce yönetme hakkını’’;  bırakalım  ‘’Kürdistan halkının federal, konfederal ya da bağımsız devlet hakkını’’ , Kürdistan’ın ve Kürt ulusunun  varlığı ve statü hakkı  bile ‘’ortak vatan, demokratik cumhuriyet, demokratik ulus’’  adı  altında, neredeyse  yok sayılır  bir noktaya getirildi.

Kimisine göre ‘’bütün bunlar ‘taktik’tir’’ .  Kimisine göre de ‘’Günümüz Türkiye gerçekliğine göre reel ve doğru olan budur’’.

İşte PAK, yaşanan bütün bu düşünsel ve siyasal travmaya  karşın, siyaseti yeniden tanımlama ve üretme ihtiyacının bir ürünü olarak öne çıkmıştır. PAK,  200 yıllık özgürlük mücadelesinin tüm değerlerini de sahiplenerek, Kürt milletinin ve Kürdistan’ın varlığının ve kendi kaderini tayin hakkının hiçbir ‘’taktik’’ ya da ‘’reel’’  gerekçeyle yok sayılamayacağını belirleyerek;  Kürdistan eksenli bir siyasal özgürlük projesini yeniden örgütleme ihtiyacının bir ürünü olarak, siyaseti yeniden dizayn etmek üzere yola koyulmuştur.

Evet, PAK özgürlüğü, adaleti,  çok renkliliği, eşitlik ve katılımcı demokrasiyi kendi içinde ve Kürdistan toplumunda en temel değerler olarak kabul edip,  Kürt ve Kürdistan eksenli siyaseti, bugünün ihtitaçlarına göre yeniden üretmenin düşünsel, örgütsel ve siyasal ifadesidir.

Hülya Yetişen- Siz bugünkü Kürdistan toplumunu, Kürdistan’ın uluslararası durumunu ve parçalar arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mustafa Özçelik- Kürdistan’da toplumsal yapıda önemli değişimler söz konusudur. Bu değişimleri küresel, bölgesel ve yerel birçok etmeni vardır. İki kutuplu dünya sisteminin yıkılması, 12 eylül faşist darbesi, 30 yıllık savaş ve devletin izlediği sosyal çürütme ve erozyon politikaları, Kürdistan’da sosyal dokuda derin yara ve tahribatlara yol açmıştır. Kürt ve Kürdistan sorununun çözümü, aynı zamanda ortaya çıkan bu tahribatların, yaraların da pozitif ayırımcılık temelinde sarılmasını içermelidir. Kürdistan artık eski Kürdistan değildir. Bölge’de sorunların çözümünde artık Kürdistan, ana aktörlerden birisidir. Bölge ile ilgili hesapları olan uluslararası merkezler artık Kürdistan halkını hesaba katmaksızın ve bu sorunun çözümü yolunu açmaksızın kendi çıkarlarına uygun gelişme sağlayamayacaklardır. Bölge devletleri de artık Kürdistan sorununun çözümünü reddeden hiç bir manevranın dikiş tutamayacağını görmek zorundadırlar.

Soğuk savaş konseptinden kaynaklı kimi siyasetler artık Kürdistan halkının dış politikasının argümentleri değildir. Uluslararası siyaset, devletlerin  çıkarları temelinde yürütülüyor.Kürtler de dünyada hiç bir millete düşmanlık içermemek kaydıyla, dünyada Kürtlerin dostunu arttıran, düşmanını azaltan bir politika izlemelidirler. Kürtlere yardım eden, kendi devlet çıkarları için bile olsa, Kürtlere özgürlüğün yolunu açan devletlere soğuk savaş konseptiyle yaklaşmak doğru değildir. Bu konuda Kürtleri dünya devletleriyle karşı karşıya getirmeye çalışan provakatif siyaset ve tutumlara karşı uyanık olunmalıdır.

PAK, Kuzey  Kürdistan’da özgürlüğü hedefleyen bir partidir. Kürdistan’ın diğer parçalarındaki her kazanımı kendi kazanımı olarak görmektedir. Diğer parçalara zarar verecek herhangi bir ilişki ve siyaset yürütmeyecektir. Her parçanın özgün durumu nedeniyle, özgün siyasetler yürütülebileceğini düşünmektedir. Hiç bir parçanın iç işlerine müdahale etmeden, öneri, yardımlaşma, destek ve koruma eksenli bir siyaset izleyecektir. PAK, Kuzey Kürdistan’daki siyasal şekillenmenin de yine kendi iradesiyle, herhangi bir dış müdahaleye maruz kalmadan yürütülmesi gerektiğini düşünüyor.

Tüm Kürdistan parçaları ve dünyadaki Kürtlerin koordinasyonu bugün çok önemlidir. Kimsenin kendisini kimseye dayatmadığı, karşılıklı saygı temelinde bir oluşuma ihtiyaç vardır. PAK bunun ilk adımı olarak bir Konferansı önermektedir. Ulusal Kongra için henüz yeterli zemin oluşturulamamıştır. Bu denli ciddi bir kurumun önce altyapısını oluşturmak lazım. Bu da bir konferans olabilir. PAK bunu içerik olarak ‘’Kürdistan  diyalog, işbirliği ve ulusal strateji  inşa konferansı ‘’ olarak tanımlıyor. Kürdistanlılar önce bir araya gelmelidirler. Tüm sorunlar masaya yatırılmalıdır. Tüm parçaların özgün yönleri, devletlerle olan ilişkiler ve bunun yansımaları, dünya devletleri ile olan ilişkiler ve dünyanın bölgeye yönelik planlamaları, Kürdistan’ın herhangi bir parçasını elinde bulunduran devletlerin reel durumları, birbirleriyle ilişkileri, diğer parçalara yönelik stratejileri, Kürt ve Kürdistani siyasal, ulusal güçlerin birbirleriyle olan ilişki ve sorunları…Bütün bunlar tüm boyutlarıyla bu konferansta ele alınmalı ve bütün bu konuların doğru analizi temelinde bir birlik çerçevesi ve şekli oluşturulmalıdır.

 

Hülya Yetişen- PAK bir Türkiye partisi mi? Partiniz Türkiye’deki yasalara göre kurulduğuna göre programı, hedefi ve nihai amacı ile Türk Hukuk sistemi içinde nasıl formüle ediyorsunuz. Partinizin geleceği hakkında hukuki kaygılarınız nedir?

Mustafa Özçelik- PAK,  Kürt ve Kürdistani bir partidir. Kürttür; çünkü, Türkiye’de yaşayan milyonlarca  Kürdün ulusal hakları temelinde,  özgürlük ve  demokrasi   mücadelesinin savunucusu   ve bileşenidir. Kürdistanidir; çünkü Kürdistan halkının tüm etnik, sosyal, dinsel, mezhepsel bileşenlerinin kitle partisi olarak, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını, Kürdistan halkının kendi  kendisini  özgür bir şekilde  bir statü ile yönetmesini hedeflemektedir.

PAK’ın önceliği Kürdistan sorununun çözümüdür. Biz bir devlet modeli olarak, konfederal ve bağımsız devlet çözümleri yanı sıra, Türkiye ile eşitlik temelinde bir ortaklığı ifade eden federe bir devletin de bir çözüm yolu olabileceğine inandığımız için, bir Türkiyeli parti olarak değil, Türkiye’nin ortağı  bir Kürdistani parti olarak kendimizi tanımlıyoruz.

PAK 2 yıldır sürdürülen çalışmaların bir ürünüdür. Bu çalışmalar süresince de hep meşruluğu esas aldı. Nitekim biz 18 Ekim 2014 günü Kongremizi yapıp PAK’ı kurduğumuzda da, aynı yaklaşıma sahiptik. Parti programımız, tüzüğümüz ve siyaset çerçevemiz de Kürt ve Kürdistan sorunun çözümünü esas almaktadır.

Türkiye’deki yasalar ve anayasa açısından birçok maddenin PAK’ın resmi kuruluşunda sorun oluşturacağını bilerek resmi başvurumuzu yaptık. Ama aynı zamanda anayasanın 90. Maddesi de PAK’ın kuruluşuna yasal zemin hazırlayan bir nitelik taşımaktadır. Bu maddeye göre, yerel yasalar ile uluslararası hukuk çeliştiğinde, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası hukuk geçerli olacaktır. Bu nedenle de aslında PAK hem meşru, hem de yasal bir partidir. Zaten PAK’a alındı belgesi verilmesiyle yasallaşma yolunda en önemli eşiklerden biri geçilmiş oldu. Bundan sonra, Cumhuriyet Başsavcısı, eğer gerek görürse, bir tahkikat başlatabilir. Ama,  sonuçta PAK’ın yasal bir parti olarak da kurulma hakkına sahip olduğunu savunacağız ve bu yönde bir karara ulaşacağımıza da inanıyoruz. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün gereğini yerine getiriyoruz. Biz hem meşru, hem de yasal bir parti olarak faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Bu konuda değişmesi gereken devlettir; pratik olarak aşılan bizzat Türkiye Devleti’nin konseptidir. Dünyanın mevcut şartları ile Türkiye Devleti’nin mevcut konsepti uyuşmuyor. Gündemde olan çözüm süreci de bunun en açık kanıtıdır.

 

Hülya Yetişen- Birkaç cümle ile partinizin programı nasıl ifade edilebilir, programınız neyi ön görüyor?

Mustafa Özçelik- PAK Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını savunmaktadır. Kürtlerle birlikte Kürdistan’da yaşayan tüm etnisitelerin, halkların da sahipleneceği bir devlet hakkını savunmaktadır. Devlet olma hakkının federal, konfederal, bağımsız devlet şeklinde olabileceğini söylemektedir. Koşullar elverirse, eşitlik temelinde iki devletli federal bir ortaklığa evet demektedir. Güney Kürdistan’daki federe devlet tecrübesinin Kuzey Kürdistan ve Türkiye için de örnek alınabileceğini söylemektedir. PAK , federasyon, konfederasyon ve bağımsızlık şeklinde devlet hakkını sunanların  tek partide yer alabileceklerini söylemektedir.

Hülya Yetişen- Parti programınızın hayatiyet kazanması için nasıl bir mücadele biçimini öngörüyorsunuz?

Mustafa Özçelik- PAK Kuzey Kürdistan’ın mevcut koşulları itibariyle, Kürt ve Kürdistan sorunun çözümünde siyasal, sivil, demokratik araç ve yöntemleri esas almaktadır.

Hülya Yetişen- Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da çok sayıda parti legal ve illegal parti var. Bunlarla nasıl bir ilişki düzlemi içinde olacaksınız?

Mustafa Özçelik- Biz meşruluğu esas almaktayız. Kürt ve Kürdistan sorunun çözümü için mücadele eden her parti, örgüt, kurum ve şahıs ile değişik düzeylerde ilişkiler geliştireceğiz. Bu ilişkilerde,  ulusal demokratik değerler ve prensipleri esas alacağız. Siyaset ve düşünsel eksenlerde bize yakın olanlarla daha geniş bir Kürdistani, güçlü bir oluşum için çalışmalarımızı yürüteceğiz. Farklı olduklarımızla da ulusal birlik ekseninde ilişki içinde olacağız.

Hülya Yetişen- Partinizin öncülüğünü yapan, kamuoyunda bilinen tanınan isimler var mı?

Mustafa Özçelik-  Kürdistan halkı nezdinde PAK’ın kurucuları zaten iyi bilinen şahsiyetlerdir. PAK dünden bugüne Kürdistan özgürlük mücadelesinde emeği olan kadrolardan oluşmaktadır. Ama siyaset anlayışı ve ekseniyle yeni bir partidir. Kadrosal bazda önümüzdeki dönemlerde önemli gelişmeler sağlayacağımızı şimdiden söyleyebilirim.

Hülya Yetişen- Parti programınızda öngördüğünüz ekonomik model nedir? İktidar olursanız nasıl bir ekonomik model uygulayacaksınız?

Mustafa Özçelik- PAK, dünyanın mevcut durumunu gözönüne alarak, onunla uyumlu bir ekonomik politikayı esas alacaktır. Dünya ekonomisinden kopmamız mümkün olmadığı gibi bütünüyle esiri de olmayacağız. Kürdistan halkının mutluluğunu ve refahını reel durumla birlikte gözeten bir ekonomik politikadan yanayız. PAK özgürlük, adalet, eşitlik ve katılımcı demokrasiyi, kadın hak ve özgürlüğü için pozitif ayrımcılık temelinde özgün programları, Kürdistan’ın ekolojik yapısının korunması için özgün programları uygulamayı hedeflemektedir. Öncelikle Kürdistan’ın özgürleşmesi gerekmektedir. Kürdistan’da sosyal adaleti esas alan, özel ve yabancı girişimcilerin gelişimine açık bir ekonomik politika tüm Kürdistanlıların kuruluş süreci ortak paydası olabilir. Önemli olan kuruluş sürecinde ortak paydaları esas almaktır.

Hülya Yetişen- Sizce yakın gelecekte Kürdistan’ın uluslararası statüsü ne olacak? Bu coğrafya için gelecekteki öngörüleriniz nedir?

Mustafa Özçelik-  Kürdistan ve Kürdistan halkları adına umutluyuz, büyük acılar yaşıyoruz ve öyle görünüyor ki bir müddet daha bu acılarla karşı karşıya kalacağız. Fakat nihayetinde dünyanın gerçekliği ve ihtiyacı, Kürdistan halkının yararına bir yönelimi gerekli kılıyor. Özellikle soğuk savaş konseptine dayalı dünyada  iki kutuplu  sistemin ortadan kalkmasıyla birlikte,  Kürt ve Kürdistan sorunun çözümünde yeni bir sayfa açılmıştır. Dünya ve bölgenin yeniden dizayn edilmesi, Sykes-Picot da Kürtlerin aleyhine bir tabloya yol açmıştı. Ama dünyanın bugünkü yeniden dizaynı, Kürtlerin lehine bir tablo oluşturmaktadır. Tarih boyunca, ilk kez bu boyutta Kürdistan’ın tüm parçalarının kaderi birbirine yakınlaşmış, birbirini etkiler hale gelmiştir. Kürdistani bir strateji yaşamsal bir önem kazanmıştır. Bir parçada atılacak bir adım ya da geliştirilecek siyaset diğer parçaları da gözetmek durumundadır. Kimse, diğerine zarar verecek bir zeminde kendi siyaset ve ilişkilerini geliştirmemelidir.

Güney Kürdistan Federe Devleti, tüm dünya Kürtleri için yeni bir çağın başlangıcını ifade etmektedir. Bölgesel ve uluslararası kimi müdahale ve manipülasyonlara rağmen, Güney Kürdistan konfederal ya da bağımsız bir devlete doğru yol almaktadır. Güneybatı Kürdistan(Rojava)’da Kürtlerin birliği, ortak bir Kürdistani yönetimle birlikte, Güney Kürdistan hükümeti ve uluslararası ittifak güçleri ile geliştirilecek ilişki ve koordinasyon, Rojava’nın da  federe  bir yapıya kavuşma kapılarını açacaktır. Doğu Kürdistan’da İran rejimi, yeni yeni manevralarla, sadece Doğu Kürdistan’da değil, diğer parçalarda da, Kürdistan halkının kazanımlarını ortadan kaldırmaya ya da yeni kazanımlar elde etmesinin önüne geçmeye dönük yoğun bir faaliyet sürdürmektedir. Doğu Kürdistan’da ulusal birlik ve uluslararası güçlerin bölgesel planlamalarıyla koordineli bir mücadele, özgürlüğün yolunu açacaktır.

Kuzey Kürdistan’da 90 yıllık Türkiye devletinin izlemiş olduğu siyaset iflas etmiştir. Devlet, bugün ‘’çözüm süreci’’ adı altında,  yeniden üniter devleti, ‘’tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’’ siyasetini  bugüne uygun revizyonlarla sürdürmek istemektedir. Bu da yeni 90 yılların kaybedilmesi  anlamına gelmektedir. Gerçekten de yazıktır. Kürt ve Kürdistanlı en geniş kesimler bir araya gelerek Türkiye Devletinin zaman kazanmaya, sorunu ötelemeye yönelik girişim ve siyasetlerine karşı, ortak bir ulusal strateji geliştirmelidirler. Dünyadaki ve bölgedeki değişim trendi Kuzey Kürdistan’da özgürlüğün zeminini alabildiğine güçlendirmiştir. Halkımızın tüm mücadele değerlerine ve emeklerine sahip çıkarak özgürlük bayrağı dalgalandırılırsa, önemli kazanımlar için büyük fırsatlar mevcuttur.

Hülya Yetişen- Bizim sormayı unuttuğumuz, sizin eklemek istediğiniz başka konular var mı?

Mustafa Özçelik- Ek olarak şöyle bir soru sorabiliriz. Kerkük ve  Şengal’in özerk kanton haline getirilmesi konusunda ne düşünüyoruz?

Kerkük de, Şengal de Kürdistan topraklarıdır. Ölümsüz Kürt lideri Melle Mustafa Barzani, Kerküksüz bir Kürdistan’ın olamayacağını söyleyerek, Kerkük’ü Kürdistan topraklarının dışında tutmak isteyen Baas rejimine karşı, 1970 Otonomi anlaşmasına rağmen, tekrar ayaklanma başlatmıştı.

Kerkük’ün Kürdistan dışında tutulmaya çalışılması Arapların tarihi bir stratejisidir. Güney Kürdistan’da federe devletin oluşumu ve 2003’ten sonra Saddam rejimin yıkılması ile birlikte, kabul edilen yeni Anayasa’da 140. Madde ile Kerkük ve Kürdistan Yönetimi’nin sınırları dışında kalan diğer Kürdistan toprakları ile ilgili olarak referandum kararı alındı. Ama bu madde Maliki ve Arap tarafınca bugüne kadar uygulanmadı. Kerkük’ün Kürdistan olduğunu ve Kürdistan Yönetimi’ne katılımının önünün alınamayacağını gören kimi Arap ve özellikle Türkiye’nin desteklediği Türkmen kesimleri, bu kez ‘’Kerkük’e özel statü’’ demeye başladılar. Bu da Kerkük’ü Kürdistan’a katmamak için yeni bir manevraydı. Irak’taki son Parlemento seçimlerinde Kürdistani partiler Kerkük’te %70 oy aldılar. Bu da bir referandumda Kerkük’ün kesin olarak Kürdistan Yönetimi’ne katılacağı anlamına geliyordu. Bu esnada, IŞİD Musul’u ele geçirdi, Malik’ye bağlı askeri güç direnmeden geri çekildi. Pêşmerge güçleri erken davranarak daha önce Bağdat yönetimine bağlı olan Kürdistan topraklarının yönetimini ele aldı. Bir süre sonra, Kürdistan halkının düşmanlarının da yönlendirme ve desteğiyle, IŞİD  Şengal’i işgal etti. Êzidî kardeşlerimize karşı bir soykırım girişiminde bulunuldu. İlk gün, bazı Pêşmerge komutanları ve Pêşmergelerin bir kısmı geri çekilerek direniş göstermediler. Bu da Şengal’in düşmesinde önemli bir faktör oldu.  Bu durum ulusal bir politika hassasiyeti gösterilmeksizin kimi kesimlerce suistimal edildi; hatta düşmanca bir karşı propagandaya dönüştürüldü.

Güney Kürdistan Pêşmerge gücünün Kürdistan Bölge Başkanı sayın Mesut Barzani komutasında başlattığı saldırı ve kahramanca mücadele ile Şengal ve Kürdistan topraklarının büyük çoğunluğu IŞİD’in elinden kurtarıldı.

Şimdi, Kürdistan toprakları olarak Kerkük, Şengal veya başka bir ilin, ilçenin etnik, dinsel ya da mezhepsel özelliklerinden dolayı, özel bir yönetim programına tabii olmasını istemek elbette ki makul bir taleptir. Aslında tüm Kürdistan’da Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın yerel özgünlükler temelinde uygulanması demokratik bir taleptir. Ama Kerkük’ü, Şengal’i Kürdistan toprakları ve yönetimi dışında tutup, Bağdat yönetimine bağlı ‘’kantonlar’’ olarak önermek; Kürdistan’ı daha da parçalamaya yönelik talihsiz ve tehlikeli bir önerme olması yanı sıra, yeni soykırım girişimlerine de bilmeden yol vermek anlamına gelmektedir.

Son yıllarda dillendirilen ‘’demokratik özerklik’’, ‘’demokratik cumhuriyet’’, ‘’ortak vatan’’ , ‘’kanton’’ ‘’ulus devlet dönemi kapanmıştır’’ vb. düşünce ve siyasal önermelerin hepsinin ortak paydası, Kürt milletinin ve Kürdistan’ın varlığını esas alan çözümlere yolları kapatmaktır. Bu yaklaşım  Kürdistan’ı egemenliklerinde tutan devletlerin de aslında reddetmedikleri bir yaklaşımdır. Kimileri bu önermelerin aslında ‘’taktik’’ bir yaklaşım olduğunu söyleyerek ‘’suçu hafifletmeye’’ çalışmaktadır. Bu yaklaşımın elbette ki, geçici bir sapma olduğu açıktır. Kürdistan halkı bu tür tahrip edici yaklaşımlara itibar etmeyecektir. Son 30 yılda yitirilen canlarımız dâhil, 200 yıldır sürdürülen özgürlük mücadelesinin mirasçıları ve sahipleri elbette ki bu tür sunni ve zarar verici ‘’çözümler’’i boşa çıkaracaklardır.

Türkiye’de, Kuzey  Kürdistan’da neredeyse ‘’belediyelerin yetkilerini arttırmak’’tan başka bir talebi olmayanların, Kerkük ve Şengal’i Güney Kürdistan’dan ayırıp ‘’kantonlar’’a dönüştürmeye çalışmaları Kürdistan siyasetinin de, toplumun da ne denli büyük bir erozyon ve tahribata uğratıldığının çok somut bir örneğini oluşturmaktadır.

Sayın Selahattin Demirtaş’ın da,  PKK yöneticilerinin de bir an evvel bu tür travmatik önermelerinin farkına varmalarını diliyoruz. Bu tür tahrip edici önermeler yerine, Güney Kürdistan’da 140. Madde ile tüm Kürdistan topraklarının Güney Kürdistan Parlamentosu’nun egemenlik alanına katılımı  ve özgür, demokratik Kürdistan Yönetiminin geliştirilmesinde herkesin yardımcı ve destekleyici olması,  hepimizin omuzlarında duran ulusal ve tarihsel bir görevdir.

 

 

 

 

Yorumlar

sayin Özcelik,  Duran Kalkan ve onun cizgisinde olan digerlerin aksine realist politika dogrultusunda haraket etmektetdir. Bu baglamda vurgulanmasi gereken en önemli bir noktada Sengal konusudur. Görülüyorki, Demirtas analitik bir düsünceye dayanmadan adeta Güney Kürdistan yönetimine sözüm ona muhalafet geregi söylemlerde bulunmaktadir. Bu tür söylemler, ki burada özerinde fazla durma geregi görmüyorum, cünkü PDK en son gereken cevabi verdi, KCK`yi gülünc duruma düsürmektedir. Velhasil söylemler KCK adina yapilmaktadir. Sayin Murat Karayilan`in bu gidisata müdahale edecegini umuyorum.

saygilar

İsmail Beşikçi Hoca'nın Röportajla ilgili mesajını paylaşıyorum.

Hocama eleştirileri için teşekkür ediyor, sağlıklar diliyorum..

 

Merhaba Hülya,

Selamlar,sevgiler...
PAK Başkanı Mustafa Özçelik ile yaptığın röportajı okudum.
PAK Başkanıyla Mustafa Özçelik'le röportaj yapman iyi oldu.
Kürdistan'ın uluslararası statüsünü sormuşsun.
Kürdistan sömürge bile değildir Hülya.
Sömürge bir statüdür.
"Hindistan Büyük Britanya'nın sömürgesidir", "Mozambik Portekiz'in sömürgesidir"denildiği zaman, sınırları belli, önceden çizilmiş ülkeler söz konusudur. Sömürge ülkelar, sömürge devletler  söz konusudur.1960 larda, bu ülkeler bu sınırlarla bağımsız oldular.
Afrika 1885 de parçalanmış, paylaşılmıştı.
Kürdistan'da sınırlar var mı? Kürdistan bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmış her parçası da egemen sömürgeci güçler tarafında ilhak edilmiş. Kürd adı Kürdistan adı yok...
 
"Ulusların  Kendi Kaderlerinin Tayin Hakkı", "Ulusları Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı"
Kürdler "gelecek" sözünü de öğrenmelidir. "Kader ", ilahi, tanrısal bir ilişkiiyi anlatıır. "Kaderiniz ilahi bir güç tarafından çizilmiştir. Onu değiştiremezsiniz. Alın yazısı...
Geleceğin kurmak ise insanın iradesine bağlıdır. İnsan kendi isteğiyle, kendi çalışmasıyla geleceğini kurabilir...
 
Sağlık  diliyorum, başarılar diliyorum.
Sağlık ve başarılarla dolu yıllar...
 
İsmail Beşikci

MUSTAFA ÇELİK E HÜLYA YETİŞEN E VE İSMAİL HOCA YA BENDEN DE SELAM OLSUN.................

Sayin Mustafa Özcelik. öncelikle Sizleri  yeni bir Kurditani Partisi PAK adina Kurulmasini Kutlarim, basarilar dilerim.Ben Kisi Olarak O Zaman 1979 da 15 Yaslarinda idim,ve Kurdistan Ulusal davasini DDKD eyle tanistim.Arada Kisa bir Zamanda yani bir Kac Ay sonra. Bu Kisa Zarfinda O Zamani Apocularla Tanismam da Oldu.ve Kendimce  DDKD ve Apocularini Pretigini Ölcmeye Basladim ve kendimce bir yol Secmesine Nedeni Ortaya Cikti. Oda DDKD enin sempatisini Biraktim Apoculara sempatim gelismesine Neden Oldu Bende,halada Öyleyim.yani sunu Söylemek Isterim Sizin yaptiginiz Reportajini Dikatlice Okudum.Teoride benim Savundugum da hic bir Fark Yoktur.Eski DDKD enin teoriside Ayni Öyleydi. ama Önemli Olani bu Amac ve Idanizi Pratigiyle Yola dewam etmektir.Kagid Özeri ve Propega dayla bir Sonuca Gidilmez. Önemli Olani Pratiktir.bu Parti Programini Pratige Dünüsmeseniz Akibetiniz DDKD akibetinden Beter Olur Diye Düsünüyorum.

Güney Kürdistan Pêşmerge, HPG, YPJ, YPG, YPJ Star ve YJS gücünün Kürdistan Bölge Başkanı sayın Mesut Barzani komutasında başlattığı saldırı ve kahramanca mücadele ile Şengal ve Kürdistan topraklarının büyük çoğunluğu IŞİD’in elinden kurtarıldı.

En basta adaletli lmaniz lazim. Simdikten böyle ayrimlara giderseniz sonu güzel olmaz. Yigidi öldür ama hakkini yeme!

Hülya Xanima da Size de tesekkür ederim. Söylediklerinize katiliyor ve Size basarilar diliyorum.

Her biji Kurdistan`a Serbixwe u Azad...............................

Silav u rezen min

Selam

Böyle bir Kürdistani legal şekillenme başta çekirdek Kadrosu citdi ve aktif çalışırsa  inanınki ben ve benim

gibi Kürdistan yurtseverleri  Şığın ve Müritlerin  ne yapmak istediklerin anlıyacak   PAK  hareketin etrafında

kenetlenecektir ve ihanete geçiş vermiyecektir ve Vietnamlı  Önderin dediği gibi "Hiç bir şey Bağımsızlık ve

Özgürlükten daha değerli  olamaz"

Dostça selamlar

Her şeyden önce Kürdistan özgürlük partisi bir patrinin kurulması kürtler için kutsi bir olaydır.

Tüm parti kurucu ve yöneticilerine başarılar dilerim.

aslında ben burada Kürtler adına ortaya çıkan kurumlara bir iki şey söylemek istiyorum.

Ya diyecekdiniz Kürtler millet,Kürdistan vatan değil,o zaman vatandaşlık taleplerinizde haklı olursunuz,

peki o zaman silah ve savaş niye ve niye Kürdistan talepleri ile kürt gençlerini umutlndırdınız?

ya diyeceksiniz Kürtler millet,Kürdistan diye bir vatan vardır.Ozaman bu istekler havada kalmazmı.

Zira sosyalist,komünist,miiliyetçi v.s. felsefen ne olursa olsun ülkesi bölünmüş bütün değerleri ayaklar

altın alnmış bir insanın tavrı herşeyden önce halkının özgürlüğü kendi topraklarında kendini yönetmesidir.

Ayrıca son bir şey daha söylemek istiyorum,şimdiye kadar hangi millet devletinin gereksizliğini beyan etti.

 

Politikaya biraz buyulu mana vermek istiyen siyasetciler gazetecilerin agzindan politikanin bir dans ve politikacinin ise iyi bir dansci oldugunu soyletirler.Oldum olasi dansi sewerim,gecen gun mahallemizde yeni acilan dans studiosuna ugradim.Charlie Chaplin usulu iki bacagimi ayaklarim ters yonlere bakar bicimde actim.Gozlerimi kapatip yere dogrultum.Sonra gozlerim kapali olarak kafami normal ritimde saga sola bir daqika hareket ettirdim.Daha sonra gozlerimi actim,kafamin hareketini durdurdum ve ara vermeden omuzlarim ve belimden asagisini suratle saga sola kiwirdim.Tabi gozlerim yere bakar halde ve Ayaklarim ise bu esnada yere civilenmis bicimdeydi.Iki daqiqa boyle dewam ettim.Tabii bunlar olurken ellerim bel arkasinda bagliydi.Sonra zindaymis gibi bir sola bir saga wolta attim.Sonra gene basa donup ayni islemi tekrarladim.

Studio sahibi dansci shaskin bicimde bu dansin ne dansi oldugunu sordu.Kendisine demokratik kurd dansidir deyince daha bir shasirdi.

Hulya xanim iyi bir roportaj yapmis en azindan bizi bir tirk gazatasindan alintiladigi yaziyi okutmak mejburiyetinde birakmamis.Fakat roportajda sayin baskana kultur-sanat icin,edebiyat ve dans icin ne dusundugu sorulmamis.Kac yabanci dil biliyor,kac ulke gezmis,hobisi ne,fobisi ne bunlarin hic biri sorulmamis.Biz kurdler artik her geleni basimiza bashkan secmiyoruz,dilimiz degil her tarafimiz yanmis!Ben Beshikci xoca gibi de comerd degilim,zaten xocayi elestirmekde(!) artik kurdlerde moda olmus.

Genede Hulya Yetisen KP sitesinde habercilik ve roportajcilik alanindaki sima,zor shartlarda yazdigimiz yorumlara habire sansur tirpani vuran editorlerden degil.

Hurmetler

Program ve tespitlerine genel olarak katiliyorum, umarim bu programin ve buyuk iddianin geregini pratiktede yerine getiririrsiniz, Ozgurluk Yolunun uzun soluklu ve zorluklarla dolu oldugunu benden daha iyi biliyorsunuz, ilkeli ve kucuk hesaplarin pesine dusen partilerden olmazsiniz, buyuk laflar edip, secim donemlerinde, bir vekillige yada kasaba belediyesine fit olmazsiniz yoksa sayin S.Elci'nin partisinden farkiniz kalmaz, bir Kurd yurtseveri olarak, Kurdistan ismiyle kurulmus bu partiye, daha bastan (testi kirilmadan) tafsiyelerimi soyledim ve bu programin hayata gecmesinde basarilar dilerim.

İsmail Besikçi Vakfi Yönetim Kurulu üyesi Av.Rusen Arslan röportajla ilgili bır mesaj göndermiş. Degerli yorumu için kendisine ben de  teşekkürlerimi iletiyorum.

 

Merhaba Sevgili Hülya,

 
PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik ile yaptığın röportajı, her zamanki röportajların gibi zevkle okudum.. 
 
Yıllar önce yazdığım bir makalede, legal ve meşru arasındaki ilişkiyi işlemiştim. Bu iki kavram bazen örtüşür, bazen de zıtlaşır. Meşruluk kaynağını evrensel hukuki değerlerden alır. İnsanlığın yüzyıllarca mücadele ederek kazandığı bu evrensel hukuk değerleri, eğer bir ülke hukukun üstünlüğüne göre yönetilmiyorsa, pozitif hukuk ile evrensel hukuk arasında makas farkı varsa, meşru ile legal o ülkede örtüşmez.
 
Bir türlü evrensel hukukun üstünlüğünü benimseyememiş ve uygulayamamış Türkiye Cumhuriyeti Devleti buna örnektir. Kanunları evrensel hukuk ilkeleri ile sürekli çatışma halindedir. Bunun en somut örneği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargılama hakkını kabul ettiği tarihten bu yana, dava mahkûmiyet şampiyonluğunu kimseye bırakmamasıdır.
 
Türkiye Cumhuriyetinin faşist rejimlere yakışan bir Siyasi Partiler Kanunu vardır. Anayasası da bunca değişikliğe karşın, ondan geri kalmaz.Bu yüzden ülke, parti mezarlığına döndü. Özellikle Kürt halkının özgürlüğünü ve demokratik haklarını savunan partiler, art arda Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldılar.
 
Anayasa ve Siyasi Partile Kanunu, legal Kürt  partileri kurmaya izin vermiyor. Ancak bu, Kürtlerin Kürdistani parti kurmalarının meşru olmadığı anlamına gelmiyor. Onun için, son zamanlarda resmen kurulan Kürdistan Demokrat Partisi ve Partîya Azadîya Kürdistan'ın kuruluşu ve meşruluk mücadelesi vermeleri önemlidir.Çeşitli baskılara uğramaları, kapatılmaları mümkündür. Ancak meşruluk zemininden hareket ettikleri için, sonuçta başarı onların olacaktır.
 
Kürt halkının özgürlük mücadelesi, yasal çerçeve içinde hareket etmeyi önüne koysaydı, bugün bir  arpa boyu yol almamış olurdu. Çünkü Kürt halkı vardır demek bile yasalara aykırıydı ve cezayı gerektirirdi.Kürt halkı verdiği mücadelenin meşru olduğunun bilincindeydi. Bu bilinç ve haklılık, ona güç ve öz güven veriyordu. Onun için devletin baskıları, işkenceleri, hapishaneleri, faili meçhulleri, köy boşaltmalarının hiç biri, Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesinin önüne geçemedi.
 
Kürdistan toplumu çok etnili ve çok inançlı bir toplumdur. Bunca çeşitliği bir arada tutabilmenin harcı çoğulcu demokrasidir. Değişik ideoloji ve programı esas olan partilerin kurulması, demokratik bir yarışma içinde olmaları, ittifak edebilme becerisini göstermeleri, Kürdistan'da çoğulcu demokrasinin yerleşmesine de hizmet eder. O açıdan resmen Kürdistan adını taşıyan ve Kürdistan halkının kendi geleceğini belirleme hakkını savunan partilerin kurulmasını çok önemsediğimi belirteyim. Dileğim, kitle tabanında da karşılık bulmalarıdır.
 
Röportaj vesileyle yeni yılını kutluyor, mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yıl dilıyorum.
 
Ruşen Arslan

Selamlar

Mesud Barzani ABD, AB ve TR iliskilerini onayliyormusunuz?.. Anti emperyalizm teorinize gore emperyalistlerle iliskiler olmalimi? Kurdlerin kader tahin hakkini emeryalistlerle anlasmaylami olacak? Onlarin verdigi silah yardimi ve Alman subaylarin askeri malzemeyi ogretme kurslari ne olacak? Hewler, Duhok, Halepce, Suleymaniye de yani   KDP nin hakim oldugu yerlerde erkekler 3 kadinla evlilik yapiyor, kadinlari sokakta goremiyorsunuz. Kadina bakis acisi sizlerde aynimi olacak ? Bizat uzun bir sure oralarda kaldim. Buyuk is yerleri, benzin istasyonlari ( is muracatinda bulundum, oralarda uzun yillar calisitim ) Bankalar dan Turk bankasi Vakiflar, is bankasi, al baraka ve asya bank bulunmakta sigortalar, askeri malzeme ureten ozel  firmalar hepsi Barzani ailesine ait oldugunu gordum. gazeteciler ; Sardasht Osman, Rozhnama  hakkinda bildikleriniz varmi?Nasil olmusler?

Kuramak icin ornek aldiginiz sistemde bu bankalar ve amerikan dolari gecerli  olacakmi?

Emperyalistlerin okulari suleymaniye deki sizin sisteminizde acilacakmi?

Sizlerin 1970 - 1980 kadar vermis oldugunuz mucadelede  ABD ye bakis aciniz bugunku KDP nin bakisi ile aynimiydi?

Sizlerin mucadelesi 1980 tum devrimci gucler gibi kesintiye ogradi hatta bitti noktasina geldi. Peki neden 1982-1984 de tekrar aktif bir sekildekurdistan ozgurlugu icin savasa baslamadiniz?

Kurdistan da 2008 lerden sonra  yeniden degisik siyasetler veya partiler kurulup seslerini duyurmaya calisiyorlar?

PKK olmasaydi yada Diyarbakir zindan direnisi olmasaydi. Kurdistan kelimesi hala yasak olsaydi. 1980 lerden sonraki hali olsaydi siz bu gunku ayaklanmis 4 parcali kurdistan  durumuna getirebilirmiydiniz?

Kadin haklarindan bahsediyorsunuz DDKD,KUK,KDP,Rizgari, Tekosin,Kawa da hic kadin onder yok. Sizin

YPJ-HPJ- Star gerilalarina es degerde kadin gerilaniz oldumu veya olacakmiydi?

Partilerinizin baskanlari degisiyormu?

Ekolojik olarak yillarca kurdistanda av ve doga katliyami vardi bunlara yasak getirmismiydiniz?

Kusurabakmayin cok soru sordum. Bunlarin cevabini verirseniz memnun olurum

Edt'den

Sn. Laydar soruyu kime sorduğunuz belli değil. Kaldı ki sorularınıza kaynak yaptığınız bilgilerin çoğu da yanlış ve yönlendirmeci..... 

KP bir düşünce platformu. Herkesin, her kesimin düşüncelerini özgürce ifade edebileceği bir alan. 

Sorularınızı politik programlar öngören kişi ve kurumlara yöneltmenizi öneriyoruz.

Saygılarımızla

 

 

 

Hülya Hanim elinize saglik güzel bir röportaj Yayinlandigi ilk Gün size bir tebrik mesaji atmak istemistim,ama bilincli bir sekilde bekledim,Yilardir yazip cizen elestiren aydin yazar entelektuel siyasetci arkadaslar bakalim ne diyecekler.öyleya yilardir söyledikleri yazip cizdikleri istemlerini ortaya koyan bir parti kuruldu.yazi nerdeyse yayindan kalkacak bu arkadaslar kendilerinde bir cesaret bulup olumlu veya olumsuz bir mesaj bile yayinlamadi.Yorgun Kürdistan aydinlari yorgunlugunuzu ve üzerinizdeki soku atma zamani gelmedimi.      Laydar Kürt Kadini tarih boyunca kahramanligiyla meydandadir ha yakin tarih diyorsan,Agri isyanina bak.arti Hatice Yasar  parti baskaniydi.Güney Kürdistanda Leyla Kasim, Mistefa Barzani dahil bütün Pesmerge yenilginin ve ihanetin sokunu yasarken her sey biti gözünynen bakip intihar eden Pesmergelere.Üni ögrencisi Leyla kasim eylemiynen yeniden uyanisi yaratan baska bir yigit Kürt kadinidir.Arti PKK Kürt halkinin emegiynen olustu ve  bizler bu emegin arkasindayiz,Kemalis ve Fasist irkci TCye yem etmeyede kimsenin niyeti yok her sey zamani gelince yerine oturur.

Ben PAKın açık ve anlaşılır bir dil ile Kürtlerin taleplerini dillendirilmesini siyasetin gereği olarak

görüyorum.Zaten reel siyasette bunu gerektiriyor.Yüzyıllardan beri Kürtlerin ulusul demokratik

istemlerini azınlıklar sorunu gibi gösterenlere Tüm kürtlerin uyarıcı tavırlar segilemesi yurtsever

olmanın ötesinde insanlık görevidir.Ben PAKın bu anlamda görevini yaptığına ve yapacağına

yürkten inaniyorum.Saygılar.

 

Editör Kawa:

PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik'ten gelen mesajı sizlerle paylaşıyorum.
Ben de Mustafa Bey'e gösterdiği ilgi ve duyarlılık için çok teşekkür ediyorum.
Sevgiler, saygılar.
 
Hülya Yetişen
 
 
'' Sayın Hülya Yetişen'in benimle yapmış olduğu roportaj hakkında, öneri, eleştiri ve değerlendirmeler yapıldı.Başta Sayın Beşikçi Hocamız olmak üzere bu konuda görüş belirten herkese teşekkür ediyorum. Eleştiri ve önerilerden sonuçlar çıkaracağımızı özellikle belirtmek isterim. Tek bir röportaj kapsamında elbette ki, her şeyi dile getirmek kolay , hatta mümkün de olamayabilir. Kürdistan'da çok renkli siyasal yapılanma bir ihtiyaçtır. Farklılıkların birbirini kabullendiği  birbirine tahammül edebildiği, gelişimi temel alan  yeni bir tarz gereklidir. PAK, bu ihtiyacı duyan en geniş Kürdistani kesimlerin güçlü bir özgürlükçü-demokrat Kürdistani  partide birleşmeleri yönünde atılmış bir adımdır.Bu adım devam etmelidir, edecektir. Bu adım, gerçekçi  bir ulusal birliğin de en önemli güvencelerinden birini oluşturacaktır.Bunu yapamazsak, bindiği dalı kendi elleriyle kesen insan durumunda olacağız...
Hülya hanıma da  düşüncelerimizi kamuoyuna ulaştırdığı için tekrar teşekkür ediyorum...10.01.2015
 
Mustafa Özçelik 
PAK(Partîya Azadîya Kurdistanê-Kürdistan Özgürlük Partisi) Genel Başkanı''

 

PAK adı güzel ancak, binlerce yurtsever Kürdün kanında TC ile birlikte eli olan Kürd DAİŞ Hüda-Par ile sarmaş dolaş olması kuşkunun ötesinde ...bir durum var. Birileri Kürd Daişinin yanlış anlaşıldığını iddia edebilir. Gerçeği görmeleri için bu şer yapının yayın organı konumundas olan basınına bir baksınlar. Olmadı Kürdçe medeniyet dili değildir değim Kürdlere hakaret eden Arınç efendinin bu çevrelere biçtiği misyona baksınlar. En basiti Kobanide, Şengalde, Başürde açık açık Kürd düşmanları daişin-Nüsranın galip gelmesi için her gün dua ediyorlar. Yurt gazetesinde daha yeni yayımlanan ropj ise insanların (Kürdlerin) tüylerini diken diken ediyor. Tıpkı kendine Mele Kıraker ismni veren Kürd düşmanı gibi. PAK böyle olunca ismi ötesinde hiç bir anlam ifade etmiyor ve de etmeyecek.

 

Editör Kawa:

Merhabalar,

PAK'ın kurulması anlamlı ve önemlidir. Kürdistan'da Kürdistani değerleri esas alan ve bunun yanında insancıl adaletli

çalışmalar yürüten yapıların oluşması çok önemlidir.

Parti başkanı Mustafa Bey'in genel yaklaşımları olumlu ve ulusal birliği hedefleyen nitelikte.

Bunun yanın da PKK ile somutlaşan 1980 sonrası ciddi, çetin ve ağır bedellerle yürüyen mücadeleye biraz haksızlık yapıldığı noktasındayım. PKK genel başkanının yakalanmasından sonra gömlek değiştirir gibi yol yöntenm ve hedef değiştirildiği doğrudur.

Bunun nedenini ciddi ve zengin araştırmalarla ortaya koymak gerektiğini düşünüyorum.

Öcala'n şahsiyeti, yakalanma travması, İmralı şartları..

PKK komuta kademesinin yaklaşımları, Kürt siyasetçilerinin bilinç düzeyleri v.s. bunlarının hepsini iyi değerlendirmek lazım.

Röportajda Mustafa Bey'in Şengal ve Kerkük'ün İŞİD'den geri alınmasında YPG ve HPG'nin rölüne değinilmemesi de üzücü ve ulusal birliğe de hizmetten uzak olduğunu söylemeliyim.

Statü sahibi özgür bir gelecek dileğiyle..

law de hela herin karê xwe lo :) hew pak li me kêm bû...

Kurdistan bayrağını nereden edinebilirim Van'da yaşıyorum evime asacağım...

bir milletin varligini kimligini kimse inkar edemez, bu kürtler içinde geçerli. ama bundan sonra sizin kürdistan devleti olma çabalariniz ortadoguyu kana çevirmekden başka birşeye yaramiyor. diger halklarla bir sofranin başında beraberce yaşamak oyle zor bir şeymi??

Sayin osman ozcelik oncelikle partinize basarilardilerim umarim biraz geriye donersek beni hatirlSin ben kuyden derike okumaya gelince bize gundiler dediniz halada bengundiyim ve gundimle gurur duyuyorum esas konuya girelim12 eylul cuntasinda once derik vecevresinde kurtluk icin cesitli partiler vardi ddk bagimsiz kuk vs gibi partiler vardi cok iyi hatirlamaniz lazim esas kunuda burda gundiler daga kacti gundiler cezaevine girdi gundiler surgune giti gundiler yakildi verhasil butun yukler gundiler tasidi beyaz kurtler yani ddk bagimsilar kukcular hep efendi kaldilar doktor oldular is adami oldular verhasil hala gundiler uluyor ve magdurlar ve de apocular yani sunu demek isterm hemserim karsindaki devlet mi diyelim patisahmi diyelim herneyse osmali torunuymus laftan anlamiyor ilahi zir zani zor zani dewe tiwenga sor zani ata suzu hala benim icin gecerlidir sanada basarilar dilerim

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News