ala kurdistan
Ey Reqîb

İsmaililik-Safevilik ve Rea Haq-Hakk Yolu inançları Aynı mıdır?-Dursun Ali Küçük

İSMAİLLİLİK ÖĞRETİSİ

İsmaillilik öğretisi imamete dayanıyor. 7 imamı esas alıyor. İsmail’den başlattığı içinde adına İsmaillilik denilmiştir.
Hem Müslümanlıktır hemde kendini müslümanlıktan ve İslamiyetten ayırmıştır.
Asıl olarak islam Halifesini tanımamaya dayanan bir dindir. Kimi yerlerde kendilerini İslam olarak nitelemişler,kimi yerlerde kıyamet gününün geldiğine karar vererek dini şartları yerine getirmeyerek rituel ve namaz vb şeylere uymamışlardır.
Halifelik üzerine ayrışma başlamıştır.
İsmailliliğin temel özelliği İslam halifesini tanımamak olmuş, Ali ve soyuna dayanan imamet görüşlerini üretmiştir. Çıkışı Şialığa benzemektedir. İlk dört lafiden sonraki halifeleri kabul etmiyorlar. Halifeliğin hz Ali nin hakkı olduğuna dayanan bir dini görüştür. Hatta iölerind ebir kesim büytün halifelerin iktidarını kabul etmiyor.
Rea Haa ve Hakk Yolu işnançlarına benzer yanları olsa bile İslmiyete yaklaşmıştır.
Fatımilerde kimi zamanlar islamlıklktan ayrışmıştır.
Nizeri-İrani İsmailliler, kendi alanlarını geçmişte hak yolu inançlarının etkin olduğu yerlerde seçmiştir.
Hatta Nizarilewr Hasan Sabah, yani ismaillilik öncesi Hak yolu inançlarına yakındır. Hasan Sahah ve sonrası ise İsmaililik olarak gelişmiştir.
Bundan dolayı Mısır vb yerlerdeki ismaillilerden ayırmak için Nizari İsmailliler denilmiştir.
*İsmaillilik en açık Fatimiler döneminde görülmüştür..
Durzilik Fatimilikten, İsmaillilikten bir sapmadır ve giderek islamdan ayrı özelliklere kavuştur. Kıyamın geldiğini ve İslam çağının sona geldiğini El Hakim söylemiştir.
“Ve onlara göre, kendi zamanlarında, tanrıdan doğan ilk
kozmik varlık ya da ilke olan evrensel usu (akl el külli) yaratmış
olan ve her türlü adın ve sıranın ötesinde olan mutlak Bir, yani
Tanrı, el Hakim’in kişiliğinde cisimleşmişti. Bir başka deyişle, el
Hakim, Yaradan’m son makamıydı ve insanın kendini arındırması
ancak el Hakim’i bu özelliğiyle tanıyıp kabul etmesiyle mümkün
olabilirdi. El Hakim’in tanrılaştırılmasıyla, artık inananların
insan yol göstericisi ve akl el külli’nin cisimlenmesi olan imam,
Hamza olmuştu. Ne var ki, artık dinin batmi ve zahiri boyutları
arasındaki ayrımın ortadan kalkma zamanı geldiğinden, imamın
işlevleri tevili kapsamayacaktı. Bu nedenle imamın görevi artık
yalnızca, müminlere, el Hakim yoluyla Tanrının birliğini kabul
ederek kendi varlıklarını anımsamaları için yardım etmekti. Hamza,
aynı şekilde, el Hakim’in İslam şeriatı ve bu şeriatın İsmaili yorumu
da dahil, kendinden önceki bütün dinleri ilga ederek kutsal
tarihin son çağını başlatmasını da beklemişti. Hamza’nm öğretisi
pratikte kendisini bütün önceki dinlerin geçersizliğini ilan
eden bir din olarak ortaya koymuştu. Böylece Hamza’nm öğretisi
Ismaililiğin sınırları dışına çıkmış oluyordu. Bu din, Bir sayesinde
varlık bulan daha alt düzeydeki biçimlenişlerin aleyhine, Bir’in
vasıtasız biçimde hazır bulunmasına özel bir vurgu yapmaktadır.
İnsan varoluşunun en önemli nedeni, kendini el Hakim’de açıkça
ortaya koyan Bir’e tapmaktır. Bir’e (her şeyin nedeni ve yaratıcısı
olan bir ve tek tanrıya) yapılan bu vurgu, Dürzülerin kendi
inançlarına din el tevhid adını vermelerinin nedenidir.
Hamza, varlığın tek tanrıdan derece derece yayılarak biçimlendiği
yolundaki Dürzi kozmolojisi temelinde, kendilerine karşılık
düşen kozmik biçimlenişlerden türeyen kozmik rütbeler belirlemiştir.”(1)
Durziler ismaillilerin İslam şeriatından ayrılıyor.
Farklılaşıyorlar..
El hakimi Fatimi Halifesiydi. Geziye giderken geri gelmiyor ve öldürülüyor..
Fatimi halifesi olan El hakim 20 yılı geçkin iktidarda kalmıştır..
Durzilik daha sonra Suriye de gelişmiştir.

*Son Peygamber denilse bile farklı biçimde peygamberlik çıkışları sürmüştür.

Durziliğin gelişmesi, İsmaillikten ve İslamdan ayrışması ve başka bir biçim kazanması bundan dolayıdır.
Buradan şu sonucu rahatlıkla çıkarabiliriz:
Ismiyet ve Hz Muhammed islamı son semavi din olarak ilan etse ve kendisinin son peygamber olduğnu belirtsede İslmiyeti farklı yorumlayıp ondan ayrışma arayışları sürmektedir.
Mustali ve Nizari ismailliğide farklıdır.
Nizari ismaiilik Hasan sabahtan sonra yerine geçen biri tarafından “kıyanet devrinin geldiğine” karar vermiş ve bir bakıma kendini imam ilan etmişti.
Hasan Sabah bir nevi halife gibiydi.
Devleti gelişip yayılabilseydi geniş alanlara kendisini halife ilan edecekti.
Din temsilcisi ilk elden olacaktı.
Nitekim kıyamet devri ilan edilince İslami şeriatı kaldırılıyor..
İslami şariat ve İslamın şartlarının kaldırılması şüphesizki farklı bir dini inanışa yol açabilirdi.
Alamut kalesinde,Kıyamet devri ilan edilince bu yeni bir inacın habercisi olabilirdi. Ama Alamut kalesi ve iktidfarı artık epey on yıllar geçmiş, daralmış ve ileriye çıkış yolu bulamıyordu.

*El Kurani, Durziliğe karşı çıkmıştır..

Durzilikten Fatimi-İsmailli inanışa dönüş yapıyorlar..
Fatimiler devletleşip gelişince islam şeriatı uygulasalarda farklıydılar ve kendilerini halife ilan etmişlerdi.
Fetvalar Bağdattaki halife için değil Fatimi halifeleri adına veriliyordu.
Fatimiler kuzey afrika ve Suriyeye kadar bir dönem hakim oldular..
*Fatimi DAVA ÖRGÜTÜ-DAVA hareketi DAİler, çağrıcılar yoluyla yayılıyodu.
“Fatımi dava örgütü, dünyanın tüm Müslümanlarım Tann’mn yol
gösterdiği, özel bir ilme ve dinsel metinlerin gizli alegorik yorumlama
yeteneğine sahip bulunan Fatımi-lsmaili imamının insanlığın
tek meşru lideri, buna karşılık, Ebu Talipoğlu Ali’nin soyundan
gelen Şii yöneticiler de dahil, bütün diğer hanedanların
meşru yöneticiye rağmen iktidarı ele geçirmiş gaspçılar olduğuna
ikna etmek için çalışmasını inatla sürdürdü. Bu durum, Fatımi
Ismaililerin misyonerlik faaliyetlerine niçin el dava el hadiye,
yani insanlığa yöneltilmiş doğru yolu gösteren çağrı adını verdiklerini
de açıklar. Ne olursa olsun, Fatımi Ismaililiği artık bir imparatorluğun
resmi inancı durumuna gelmiş, bu sayede öğretilerinin
bazı yönleri bazı yerlerde kısmen açıkça vaazedilir olmuştu.” (2)
Burada açıkça görülüyorki Fatımi İsmailliği İslam halifelerinin hepsini yani Hz Ali ve ehlibeyti kabul etmiyorlar.
İslamı genel kabul görünüp İslamdan ve İslamiyetten ayrışma eğilimleri çok açık görülüyor.
İktidar ve güçlendiklerinde İslamiyetten ayrışma eğilimleri güçlenirken, zayıflarken İslamiyete yakınlaşma eğilimleri artıyor.
İsmaillilik Fatimiler ile güç bulmuştu ve yayılma alnı sağladı.
Fatımi baş kadısı çoğunlukla Dava örgütününde yöneticisiydi.

* Nizari ismailliler..

Hasan Sabah 1090—ve yıkılışı 1256
Hasan sabah Mısır a gider döner.
İran da dava adamı olarak çalışır.
Hasan Sabah Deylem, Elburz ve Alamut kalesine yerleşmeden buralar Mitra inancının hak yolu inançlarını etkin olduğu alanlardı.
Nizari ismailliği yaymak için bu temele dayandı.
Çeviren (3)Alevi kavramı kullanıyor, Ama Farsaça da Alevi kullanılmaz, Türkçeye çeviren oradaki isimlendirmeleri Alevilik olarak çevirmiş olabilir.
Alamut kalesini ele geçirmeden önce burası alevi birinin elindedir. Hasan Sabah dailerini alana göndererek ve kaleye adamlarını yerleştirrek kaleyi ele geçirir.
Burayı mevzi olarak kullanıp dava hareketinin temsilcisi olarak İsmailliliği yaymaya çalışır..
Etkilide olur…

*Hasan Sabah İsmailliğin iyi bir temsilcisidir. Aslında kendisi hereketi ve inancını iyi yayabilseydi, kendisini Halife ilan edebilirdi. Tıpkı Fatimilerde ki gibi. Hiç bir zaman bu güce erişmedi.
Selçuklu İmparatorluğu iran da güçlenmişti.
Geliştirdiği fedai eylemeleri ile Selçuklunun dağılmasının temellerini artmıştır. Etkili olmasını engellemiştir.
Seelçulkluların saldırılarını her dafesında püskürtmüştür. Kalelerinin sayılarını arttırmıştır.

*” N i z a r i t o p l u l
u ğ u n a d a y a t t ı ğ ı k a t ı Iİs l a m i y a ş a m t a r z ı n a k e n d i s i d e ö d ü n v e r medene k s i z i n u y u y o r d u” (4)
Hasan Sabah bir oğlunu şarap içtiği için idam ettirmişti. Diğer oğlunu Kuhistan daisini öldürdüğü vb gerekçelerle öldürtmüştü, sonra bunun iftira olduğu anlaşlınca iftira atanları idam etmiştir.
Bilgili ve düşünür bir insandı. Kuralları katıydı.
*Hasan sabahın imamiyet teorisi
Her çağ için bir imamiyet halife olmaya veya öyle adlandırmaya giden yolu açıyordu.
Tanrı tarafından her çağ için atanmış öğretmen ve imam öğretisini geliştirmiştir.
Bunun güvenilir ve bilen olmasını şart koşuyor..
“Haşan
Sabbah için, mucizeler göstermesi ya da soy ağacını kanıtlaması
gerekmeyen bu imam, sadece varlığı ve savı yasallığını kanıtlamak
için yeterli olan Îsmaili imamıdır.
Haşan Sabbah’m geliştirdiği talim öğretisi, konuya ilişkin
geleneksel Şii yaklaşımından daha yetkin ve kendisine yeterlidir.
Haşan, Allah ile Peygamber arasında kurulan mantıki bağlantıda
imamın merkezi önemini sürekli vurgulamıştır. Her imamın
kendi zamanı için özerk bir öğretici yetkisine sahip olduğunu
vurgulayan bu öğreti, Alamut döneminin daha sonraki yıllarında
Nizari mezhebi için çok etkili bir ideolojik araç olmuştur. Bu
arada, ulaşılabilir bir imamın bulunmadığı dönemlerde, topluluk
üzerindeki mutlak yetki imamm hüccetine aittir ve belirtildiği
gibi, bu hüccetin Haşan Sabbah olduğu kabul edilmiştir.” (5)
*2. Hasan ile kıyametin geldiğini ilan ediyor.
Hasan sabah’ tan çok sonra başa geçmişti.
Islam kurallarına artık uyulmaması ve kalktığı, şeriata son verildiği belirtiliyordu.
“Zamanın gizli imamının seçilmiş kullarına sevgi ve selamlarını
yolladığını ve kıyameti başlatarak, onları şeriatın bütün
yükümlülüklerinden azat ettiğini bildirdi. Ardından, tamı tamına
imamın sözlerinden oluştuğunu iddia ettiği Arapça bir hutbe
okudu. Bu hutbe, mimberin basamağında oturan Arapça bilen
hukukçu Muhammed Busti tarafından hazır bulunan kalabalığın
anlayabilmesi için simültane biçimde Farsçaya çevrildi. Bu hutbe
Hasan’ın dailiğini ve Haşan Sabbah gibi huccetliğini onaylamakla
kalmıyor, ona daha yüksek bir rütbe vererek halifeliğini ilan ediyordu.
imam, şiasına, Hasan’ın her sözüne kendi sözü olarak körü
körüne itaat etmelerini de emrediyordu.”
Böyllikle kendisini halife ve şeriatıda kaldırdığını ilan etmiş oluyordu.
Burada görülen İslam halifeliğini sürdürmek değil, fatimiler gibi Farslılılara geçen bir halifelik üzerinde duruluyor.
İslam ve kuran kabul edilsede İsmaillikte din kendi koşullarına göre uyarlanıyordu.
Kyzurg tan sonra bşa geçen 2. Hasan bunu yapıyor.
Kıyamet ile yeni bir çağ başlamış oluyordu.
Hasan Sabah ve sonrasında başa gelen şeriat uygulamıştır.

Şeriatı kaldıran Hasan Sabah değildir.
2. Hasan ın şeriatı kaldırması artık Tanrı ile bütünleşme gerçekleşiyor, başka kurallara, namaz vb lere gerek yoktur deniliyor…
“Aynı kaynaklardan aktarıldığına göre, bu öğreti, kıyamet döneminde
insanların bütün varlıklarıyla Tanrıya yöneleceklerini, bu
yüzden alışılmış ibadet biçimlerinin de terk edilmesi gerektiğini
öğretir. Örneğin, artık şeriatın istediği gibi günde beş vakit namaz
gereksizdir, kıyamet döneminde, insanlar kalplerinde daima
Allah ile birlikte olacaklardır ve gerçek namaz da (namazı hakiki)
budur. Kaynaklar, Nizarilerin aynı şekilde şeriatın başka ilkelerini
de ve başka Islami uygulamalarını da tevil yoluyla başka türlü
yorumlayarak geçersiz kıldıklarım aktarır”(6)
Bu uygulamlarıyla İslamdan ayrılıyor.

Zaten bölgedeki halk eski Mitra ve Zerdüşt, mecusi vb inançalrını, Hak yolu vb inançlara sahiptir.
Bu dönüş islamdan bir ayrılmadır..
Ama daha sonra Hindistana yerleşen İsmailliler İslam alemine dönmüşleridr, karışık bir şekilde.
Örneğin pir demek geçmişte halk içinde vardı. Mitra ve Zerdüştlüğe bu yansımıştı..

Bu bölgelerdeki halk yeni öğrenmelerle birlikte eski inançlarına dönüyordu veya giderek gelişecek olan Şiiliğe daha sonra katılıyor. Islamın Şii yorumuna…
Bilindiği gibi Bağdat üzerine iki kez yürüyen herekat ve sefer; Deylem, Buveyliler, Horasan ve Eba Müslim Horasani aracılığıyla başlamıştı. Babek ve Kürt Nasır ise Azerbeycan yakından geliştirdiği hareketle Bağdat üzerine yürümüşlerdir.
Dava öğretisi ve İsmaillilik Nizariler aracılığıyla İran da İsmaili öğretisi ve dinini geliştiriyorlar.
Islam esas alınsa da geçmiş dinlerin etkili olduğu alanı seçiyorlar..
Islam ve ama İslamın İran versiyonu, Şiilik gibi genelleşmeyen ve güçlü bir devlete dönüşmeyen versiyonu… tam Şiilik değildir. İmamiyet açısından benzerdir.
Öte yandan dayandıkları zemin ve temeld e halk eski inançlarını da bir bütün terketmemiştir, baskı altında yaşıyor ve yaşatıyor..
Kıyamet ilan edilince islamiyetten ayrılma oluyor..
Tıpkı Fatimilerde ki gibi gelişen Durzilik zamanla İslamın dışına çıkmıştır..
Ama Hindistana geçen ve bu günlere kadar Ağa Xanlarla bilinen ismailliler yeniden İslama belli ölçülerde dönüş yapmışlardır..
Başka dağlık alanlarda kalan halk ise ya esiki inancı ve yeni etkilenlenmelerle ya da kıyametin ilan edilmesi ile yaşattığı eski inancına dönüş yapmıştır..

*2. Hasan ın öğlu Muhamed kendisi ve babasının imam olduğunu, Hz Ali soyuna dayandırdı. Bu yönüyle Şialığa yaklaşıyor.

*3.Hasan
Sunni islam
III. Hasan’ın iktidara geçer geçmez, kıyamet öğretisini
reddederek Sünni Islama bağlılığını ilan ettiğini ve müritlerine,
Şeriat’i Sünni anlayışına göre uygulamaları talimatı verdiğini aktarırlar.
Haşan, Sünniliğe geçişini onaylatmak için Abbasi halifesi
el Nasır, Muhammed Harezmşah ve diğer Sünni emirlere elçiler
gönderdi.”
Cami ve hamam yaptırdı, Sunni fıkıh alimleri getiriyor..s. 566

* Muhamed dönemi 6.çağdır..
Sonrası Kıyamet ve imamlar.. İmamların açık iması ve gizlilik dönemi.. Takkiye..

*
*İSMAİLLİLİK REA HAQ VEYA Alevilik değildir…

Böylece Nizariler, fikir ve uygulama bakımından
bir tasavvuf tarikatına benzemeye başlamış ve devletlerinin
çöküşünden sonra tasavvuf örtüsü altında varlığını sürdürmeyi
başarmıştır.
Hasan sabah kendisi şeriat ve İlami kuralları katı işletiyor. Şüphesiz birebir Arabistandaki islam ile aynı değildir. Halife olmaya çalışır.
Mizari ismaillilerinin tek temsilcisidir. Hz Ali soyundan geliyoruz gibi tavırlara ve görüşlere katılmıyor..Kendisinden sonra gelen biri kendilerini Hz Ali ve Şialığa bağlıyor.. Bir sonraki Sunni islama dönüş yapıyor..Bu bütünüyle İslam olduğu anlamına gelmez.
Ama şeriatı ve camileri getirmeye başlıyor..
Hasan Sabah’ın öğretisinde kendisi halife olmak istiyor. Tıpkı Mısır ve suriyeye bir dönem hakim olan fatimiler gibi. Onlarda halifeliği kendinden başlatıyorlar. İsunni islamın halifesini kabul etmiyorlar..
Ismaillilik , Keramitler, Fatimiler vb vucut buluyor. Nizari ismailliliği ise İran-Alamut kalesi ve çevrelerinde gelişiyor..
Suriye’de o zaman İsmailliler vardır. Bunlar Nusayriler ile aynı değildir. Nusayriler Hak yolu inancındadır.
7 imamcı olmakla birlikte imamlık ve halifelik secerelerini 7’den sonrada sürdürüyorlar.İsmaillilerin de farklı ekolleri vardır ve imamları bazı yönleriyle değişiklik arzmektedir.
DAVA partisi ve Dava harekitine dayanıyorlar.
DAİ ler aracılığıyla örgütleniyorlar. Hasan sabah ta bir DAİ-yani çağrıcı, davetçilerdir. DAVA ya davet ediyor ve insanları katıyorlar..
*

*Alamut devleti yıkılınca İrani çoğrafya da farklı inançlarda görülür..

Ismilliler bir kesimi Şiileşirken bir kesimi hak yolu inançlarına yakınlaşmıştır.
Bir kesim aynı alanda yaşayanların eski hak inançlarını sürdüklerini söyleyebiliriz. Bunu araştırmaya ihtiyaç vardır, saha hakkında yeterli bilgilere hala sahip değiliz.
Genel vurgular ve belirlemel yapsak bile ayrıntılar konusunda zayıfız..islamiyetten önce Mitra inacı ve Hak yolu inançları oralarda etkindir. Sonra İslamiyet tırpanlıyor…Buna karşı eski inançlarını koruyanlarda vardır..
Ha keza Hamedan çok eskilerde Hak İnançlarının merkeziydi.. Goranlara özel olarak anmak gerekişyor.
Ehli Hak ve kendisine Yarsan ve Kakailik diyen Haq inancı o zamanlardan beri geliyor. Tarihi İslamyet ve İsmaillilikten eskidir.
Ismaillilik Elburz, Deylen, Gilan, Horasan vb yerleri etkilemiştir. Alamut kalesi devletine son verildikkten sonra ise ağır baskılara uğramıştır. Axa Hanlar vb leri Hindistan’a göçetmiştir. Islami normları benimsemektedir. Pir ve taliplik vardır..
Nimetulahileler ilişkisi-Haq
‘Encudan dirilişi’ olarak adlandırılan bir Rönesans’ın başladığı
ikinci dönemin başlangıcıdır. Yaklaşık yine iki yüzyıl süren bu
ikinci evrede, Kasım Şahli kolundan gelen Nizari imamları, İran’da
yaygın olan tasavvuf tarikatı Nimetullahilerle yakın ilişkiler
geliştirmiş ve o zamana dek, çoğunluğu Muhammed Şahlı koluna
ya da yerel pir ailelerine bağlı olan Suriye, Orta Asya ve Hindistan’daki
Nizari topluluklarını kendilerine bağlamak için faaliyetlerini
Yoğunlaştırmıştır
*
Sufi pirleri gibi davrandıkları, yandaşlarının da tasavvuf terminolojisine
uygun olarak mürit ya da talip diye anıldıkları anlatılır. ”
Sufi ve tassavuf hakikat içiçe gelişmeye başlıyor..
*Hurifiliğin hak-devri gelecek öğretisi vardır.Kimileri Nesimi’nin Hurifilere bağlı olduğunu söylüyor.
*Nuktaviye: 12 imam teorisine karşıdır.
Ruh gççüne inanıyorlar. Gilan vb alanlarda epey yagınlaşırlar. Şah Abbas döneminde özel yönemlimler olur ve liderleri öldürülür ve kalanlar Hindistan’a sığınırlar.. Şiiliği benimsemezler.
Şeriat hükümlerine uymazlar..
Sufi şair Kasım el Enverü
Sufi şair Emri Şirazi bu görüşlere dahiptir.

“Serbedarilik, Hurufilik, Noktavilik ve Muşa’şa gibi bazı
tarikatleri, bu elverişli ortamdan örgütlenmek ya da örgütlenmesini” geliştirdiler..

*Hak Yolu İnançları yagınıdır
Bir dönem Hak Yolu İnançları veya Alevilik İrani çoğrafyada yagınıdır.
İslamiyet gerilemiştir. Büyük selçuklu devleti yıkılmıştır. Moğol akınları gelir ama yaerleşmez. 13. Yüzyıldan 15. Yüzyıla hatta 16. Yüzyıla kadar Hak Yolu inançları ve Şiilik irani çoğrafyada epey etkileyicidir. Bazı zamanlar Şiilik bil ekuşatma altındadır.
Yukarıda söznü ettimiz Hak Yolu inançları –Yarsan-hevremaniler harıç- diğerleri hakkında hala bilgilenmeye ihitiyaç duyulduğu çok açıktır. Ancak İrani eski ve yeni kaynaklar buna ışık tutabilir.
Hak yolu vb vb inançlar o kadar yaygın ki İran devletinin kuruluşu, Safevilerin kuruluşuna bu inançlar destek vermiştir. Şah İsmail kendisi ve ailesi Şafi bir aile ve aşiretten geliyor.

Hak Yolu inançları bunları ewtkilemiş, başarmak için desteğe ihtiyaçları bulunmaktadır.
Hal Yolu inanşarının-Alevilerin desteğini alarak iktidar oluyorlar, Şiilik devlet dini yapılınca Hak Yolu inançları baskı altına alınıyor ve eziyorlar..
İsmaillilik öğetisi hak Yolu inançlarıyla benzer olmadığını çeşitli örneklemelerle anlatmaya çalıştım..
Kimileri İsmailliliği Alevilik ve Hak Yolu inançalrıyla benzer ilan ediyor.
Tıpkı Hak Yolu inancı nasıl İslamiyet değilse, ismaillilikte değildir.
Şurasını açık belirtebiliriz. Hak Yolu İnançları İslamiyetten çok İsmailliliğe daha yakındır. Ama birebir aynıdır demek ve aynı inançta saymak doğru değildir.
Hak Yolu inançlarının halife olmak diye bir derdi yoktur ama İsmailliliğin Fatımi İsmailileri gibi Halife olmak eğilimi vardır. Alamut Kalesi Nizari islamilliği Şiiliğe daha yakındır. İmamiyet görüşlerinden dolayı çoğunluğu süreç içinde Şiiliğe empoze olmuştur.
Bu gün İran ve Kürdistan’da en açık hak Yolu-Ehli Hak-Yarsan-Kakaqilik inanç kimliğini kotuyanlar Goranlardır. Goranların neredeyse yarısı Ehli Hak-Yarsan inancındadır. Doğu Kürdistan da yaşıyorlar. Elburz ve çevresinde az bir sayıları sanırım hala vardır..
Horosan, Deylem, Gilan vb Hazr Denizi, Aras ve Doğu takın lanlar Mitra ve Zerdüştlüğün hakim olduğu yerlerdir.
Mitra inacı ve Zerdüştün Zerdüştlüğü yayması ağırlıklı bu alanlara dayanıyor ve Hamedan’da bu inançlra merkezlik yapıyor. İslam halifelerinin merkezlerine yayılan Eba Müslümü Horasani, Babek ve Kürt Nasır hareketleri ağırlıkla bu alanlardan çıkış yapmış ve Bağdat’ın üzerine yürümüşlerdir.
Sosyal yönü de olan Mazdek hareketi Zagrosların eteklerine (MS) dayanarak gelşişmiş ve ozamanlar Serdüşlüğün bir biçimi olan Zurvanizmin katı biçimine ve Sasani devletine başkaldırmıştır. Mum söndürme yakıştırmları, cemde kadını ortak kullanma yalan ve iftiraları o dönemden den beri günümüze gelmektedir. Babek hareketine de bu yafta yapıştırılmıştır.

Kısaca Afganistan ve iran doğu yerlerinde kalan ve dağlık alanlarda günümüze kadar yaşıyan bazı toplulukların inancı Hak Yolu inançlarına yakındır. İster kendilerine 7 imamcı, ister 12 imamcı desinler bu topluluklar ismaili, Şii ve İslam değildir.İsmailliler dağıldıktan sonra bazıları yaşadıkları eski inançlarına dönüş yapmış olabilirler..
Kendilerine İsmailli diyenleri zaten İran’da bırakmadılar. Dağıttılar ve sürdüler. Bundan dolayı ismaillilerin devamı olarak kendilerini sayan Axa hanlar Hindistan’a göçetmiştir. Merkezleri Hindistan’dır. İsteyenler gogolde ve değişik kaynaklardan Axa hanların bu günkü inanışlarına bakabilir..
Not: Bende haha önceleri İsmaillilerin Alevilik*Hakk Yolu inançlarına benzer veya yakın düşünüyordum. Daha Çokta İran^daki Nizari ismailliği, Alamuy kalesi için bunu düşünüyordum..

İsmaillilik öğretisi ve değişik kaynaklara baktım, gogolden taramalar yaptım.
Ve bu gün size aktardığım sonuçlara vardım..
Hala bazılarına davulun sesi uzaktan hoş geliyor..
Umarım Eski İrani çoğrafya ile okumlarımız artıkça bazı gerçekler daha çok su yüzüne çıkacaktır.
Uzun yıllar Hacı Bektaş Veli’yi Horasan’a vb dayandırdılar. Bu teorilerin hepsi yıkıldı. “Hak Yolunda Hakikate Ermek” kitabımda buna gerekli izahat getirmişim..

2. Bölüm Safevilik konusuna bir süre sonra yer vereceğim..
Hak Yolu İnançlarının açıklığa kavuşması için bu konunun netleştirilmesi ve bazı ezberlerin bozulması gerektiği kanısındayım..

(1) Farhad Daftary-ismailliler, Tarihleri ve Öğretileri, s 108
(2)-..........
(3)....
(4)...
(5)- Farhad Daftary-ismailliler, Tarihleri ve Öğretileri,
9.3.2020

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News