ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürdlere Ne Lâzım-Hülya Yetişen

 

Yazımın başlığını oluşturan bu soruyu 1908 yılında Said-i Kürdi, Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti’nin yayın organı olan Kürd’ün ikinci sayısında yer alan bir makalesinde sormuş..

Tam on beş yıldır bu sorunun yanıtını arıyorum ; ve Kürdistan’ın kaderini garanti altına alabilecek  aşağıdaki iki fikirden başka çıkar yol bulamadım :Dini bilinçle beraber,ulusal birlik ve medeniyet için bilim ve sanatta ilerleme’ .(Kürd aydınlanması-C.Celil sayfa 63-Avesta yayınları) Yazar, yazısında Ulusal Brliği korumak için Kürd Ordusu’nun kurulması gerektiğine de dikkat çekiyor.

Gazetenin üçüncü sayısında; İsmail Hakkı Babanzade, Ulusal kenetlenmede, Anadilde eğitimin önemine vurgu yaparak, Kürd tarihini anadilinde yazmak istediğini söylüyor.

 ‘Dilin yetkinleşmesi, gelişmemizin yolunu açıyor.Ulusun kurtuluşunun ilk adımı eğitimle atılacaktır.eğitimin anahtarı ise dildir. Medeniyetin kapıları bu anahtarla açılmak zorundadır.Ulusumuzun duyarlı şahsiyetlerinin dikkatini bu önemli soruna çekiyor ve onlardan zaman geçirmeden konu ile ilgili insiyatif almalarını rica ediyorum.’ (a.g.e. C.Celil sayfa. 63)

Celilê Celil’in yıllar önce okuduğum ‘Kürd Aydınlanması’ adlı araştırma kitabında gözüme çarpan paragraflar bunlar. Kitabı karıştırmamın nedeni sanırım yakın bir zamanda Celilê Celil’le karşılaşacak olmam..

Celilê Celil, çalışmasıyla Kürdler’in 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başındaki sosyo-politik yaşamına ışık tutarken, ‘Kürdistan Gazetesi’nin ve ‘Roji Kürd’ün mevcut eldeki sayıları  Ermeni ve Rus tarihçilerinin kitaplarından yararlanmış.Titiz bir araştırmanın ürünü olan  bu kitap, 1890’lardan Birinci Dünya Savaşı’na kadarki dönemi kapsıyor.Kitapta benim altını çizerek okuduğum ve Kürdlerin değişmeyen yazgısıyla ilgili önemli bulduğum bazı başlıklar var.

19.yüzyıl, Kürdlerin tarihinde özgürlükçü Kürd hareketinin başladığı bir dönem olarak nitelendiriliyor.. O dönemdeki Kürd başkaldırısı ve direnişi,  bugün de olduğu gibi Kürdlerin ulusal ve sosyal haklarını yok sayan Türk yöneticilerinin baskıcı tutumlarını ortaya çıkarıyor.

1854-1855’te ki Kürd ayaklanması,  Asuri, Arap ve  diğer ezilen halkların temsilcilerini birleştiren Yezdanşêr liderliğinde Osmanlı sultanına karşı yapılmış ilk Kürd ayaklanmasıdır. 1880’de Şeyh Ubeydullah yönetimindeki Kürd ayaklanması ulusal bir muhteva taşır. Osmanlı padişahına ve İran Şahına karşı yapılan bu başkaldırı, Avrupalı diplomatların bile korku duymalarına yol açmıştır.

Celilê Celil, Ubeydullah Ayaklanması'nın etkin olmasını, Kürd hareketinin o dönemdeki ideolojik doktrinin ve politik amacının açıkca ortaya çıkmasına bağlar. Şeyh Ubeydullah’ın oluşturmuş olduğu Kürd savaş programında dini öğelerin yer aldığını , ama asıl olarak ulusal öğelerin ön planda tutulduğunu söyler.

Programa göre Bağımsız Kürd Devleti’nin kurulması aşamalarla gerçekleşecektir. Ayrıca ayaklanmanın başarıya ulaşması için hem iç hem de dış faktörler dikkate alınmalıdır.Önce İran Kürdistanı özgürleşecek, ondan sonra sıra Türkiye Kürdistanı’na gelecekti.(Kürd Aydınlanması sayfa 16- Celilê Celil/ Avesta)

Uygun şartları değerlendirmek, bilinçtir  diyen Şeyh Ubeydullah : ‘Bu iki hükümet(Türk ve İran) gelişmemizi engelleyen sülüklerdir.Ve bundan dolayı inançlarım, Kuran’ın aziz takipçilerinin ,din ve vatanın özgürlüğü için kanlarını dökmelerini emrediyor.

İranlılar,şimdi Türkmenlerle savaşıyor,bütün güçlerini oraya yönlendiriyorlar.Bu bizim İran’a müdehalemiz için zamanın çok uygun olduğu  anlamına geliyor. Böylece en zayıf durumda olan İran’la savaşı başlatıp, buradaki kardeşlerimizi özgürleştirdikten sonra, Azerbaycan gibi zengin ülkelerle işbirliği yaparak, diğer düşmanımız Osmanlılarla savaşmak için sınırsız kaynaklara sahip olacağız. (a.g.e. sayfa 17 C.Celil kaynağı :P.I.Averyanov, ’19.yüzyıl Rus-İran ve Türk Savaşlarında Kürdler’.Tiflis.1900.s.229.

Şeyh Ubeydullah Nehri  Kürd Ayaklanması adlı  kitabında, Celilê Celil  (sayfa 129.1998 - Peri Yayınları) Ubeydullah’ın Dr.Kohran’a yazmış olduğu 25.09.1880 tarihli mektubunu  yayınlar. Mektubun son paragrafında Şeyh şöyle der : ….Kürdistan.hiçbir alçak ve yıkıcı bahaneyle daha fazla ertelenmemesi gereken birleşme zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Bu nedenle bizler bütün bunları sizlerin Tebriz’deki İngiliz Konsolosu’na etraflıca anlatmanızı rica ediyoruz.

5.10.1880’te  Dr. Kohran’ yazdığı bir başka mektupta ise,‘…..500 binin üzerinde aileden oluşan Kürd Ulusu ayrı bir halktır.  Dinleri diğerlerinden farklı,töre ve gelenekleri kendilerine özgüdür.Bu nedenle halklar içinde kötü ve olumsuz bir şekilde tanıtılıyorlar. Kürdistanı böyle lanse ediyorlar…………Bütün bunların Türk ve İran iktidarlarının canice uygulamalarından. Vurdumduymazlığından kaynaklandığını görebiliyor musunuz ?

……..Bizler bölünmüş bir milletiz.Kendi iç sorunlarımızı kendimiz halletmek, kendi suçlularımızı cezalandırmada bizzat egemen ve bağımsız olmak istiyoruz……….Aksi taktirde bütün Kürdistan başkaldıracaktır, çünkü her iki hükümet tarafından işlenen zulüm ve baskıya karşı halk ilelebet başeğmez.( a.g.e. sayfa 129-130 C.Celil Peri Yayınları)

Bu ayaklanmanın nedeni Kürd bölgelerinde yaşanan ekonomik krizdi. Kürd halkının fakirleşmesi devlet vergileriyle artmış, Harac-ı Hane gibi ağır vergilerle  kürd halkının beli bükülmüştü. .

1880  yılındaki Kürd ayaklanması yenilgiye uğradı.Kitlesel Kürd katliamı yapıldı. Köyler yakılıp boşaltıldı. Yüzbinlerce kişi  sürgün edildi.Avrupa devletleri bu dönemde yakındoğu ülkelerinin içişlerine aktif bir şekilde karışıyorlardı.Kürdler ise,Türk ve İran iktidarlarına karşı yürüttükleri mücadelenin en üst doruğundaydılar. Yenilgi için Otgoloski Gazetesi ‘nin bir muhabiri: ‘Kürdler arasında ittifak egemen olsaydı, ayaklanmanın, İran için son derece üzücü sonuçları olacaktı diye yazar. (a.g.e. sayfa 122  kaynağı. Otgoloski,1880,N-44, str.720.)

Celilê Celil yararlandığı kaynak ve literatür arasında bu ayaklanmanın niteliğine ilişkin en doğru yorumun Otgoloski Gazetesi’nde yayınlanan ‘Kürdler ve Persler’ adlı makalede görüldüğünü,Kürd ayaklanmasının, bağımsızlık ve birlik için yapılmış bir ulusal hareket olarak anlatıldığını söyler.

Ve C.Celil şöyle devam eder : Makalenin yazarının Kürd ayaklanmasını dünyadaki gelişmelere bağlı görmesi, ‘dönemin ruhundan’’esen yeni rüzgâr’ın etkisinden ayrı olmadığını yazmasını da belirtmemiz gerekir. Bununla makalenin yazarı büyük bir olasılıkla Balkan ve diğer halkların kurtuluş hareketlerini kastediyordu.

Ayrıca, Celil,  Ulusal bilinci boyutlandıran Kürdistan’daki gelişmeleri tahlil eden gazete yazarının.’Doğu’daki gelişme unsurlarından biri olarak diplomat dünyanın dikkatlerini rahatlıkla üzerine çekebilecek Kürd sorununun yükseltilmesinin önemi’ne vurgu yaptığını da söyler. (a.g.e. sayfa 120-121 Peri yayınları kaynağı :Otgoloski1880,no :44,str,722)

Ubeydullah’ın yaşamı ve soyağacıyla ilgili elimizde pek metaryal bulunmadığını söyleyen  C.Celil, B.Nikitine’nin ‘les Kurdes racontes par eux-mêmes/ Kürdlerin kendileri hakkında söyledikleri’ adlı makalesinde Ubeydullah’ın hayatına ilişkin yine de önemli bilgiler olduğunu belirtir..

Bugün de olduğu gibi yüzyıl öncesinde de Kürd ve Kürdistan sorunu, Avrupa nezlinde kabul görmez.. Bütün Kürd hareketlerini  bastırmada İngiltere başı çekmiştir.

Kürdlerin bağımsızlık eğilimi, padişahın Kürt hareketini parçalamayı amaçlayan politik manevralar yapmasının önünü açmış, Aşiretlerin kendi aralarındaki kavgalar, önderlerin kariyerci tutumu ve şahsi çıkarları iktidara kurnaz hamleler yapma imkânı vermiştir. 

1891’de aşiret reislerinin kumandası altında Hamidiye alayları kurulur. Bu orduya katılacak herkes vergi ve yükümlülükten muaf tutulacak, ayrıca Batı Ermenistan’da yaptıkları yağma ve talandan dolayı cezai takibata uğramayacaklardı. Büyük miktarlarda para, askeri rütbe, madalya ve ödül Kürd Beylerine cömertçe dağıtıldı.(Kürd Aydınlanması-Celilê Celil. Sayfa 18 Avesta yayınları

Hamidiye Alayları’nın oluşturmanın yanında, sadece asil Kürd çocuklarının eğitim gördüğü, dini ve askeri eğitimin verildiği, Kürd okulları da açıldı.  Hazineden 8 milyon lira ayrılan bu okullarla devlete askeri ve idari memur yetiştirilmesi tasarlanıyordu. 1895 yılına kadar okullar Patnos, Söylemez, Toprakkale, Van gibi yerlerde açıldı.

P.İ.Averyanov okullarla ilgili ‘ Bu yörelerin her birinde cami ve onun önünde ilköğretim okulları inşa ediliyordu. Bunlar politik ilişkilerde çok büyük anlama sahiptiler;bütün işlerde olduğu gibi, Kürd çocuklarının eğitimi de Müslüman fanatizmini teşvik eden Türk mollalarının elinde olup,tamamiyle kendilerine yabancı olan Türk dili ve yazısıyla yapılıyor’diye yazar. (a.g.e. C.Celil sayfa:19 .Avesta   kaynağı:P.I.Averyanov. ’19.yüzyıl Rus-İran ve Türk Savaşları’nda Kürdler. Tiflis.1900 sayfa 263)

Yine o dönem Rusya’nın Van Başkonsolosu olan Graznov,  Kürdler ve Kürd Süvarileri isimli makalesinde okullara ilişkin şöyle yazar:

Eğer sultan Kürdlerin eğitimine gerçekten ilgi duysaydı, okullar Türk Rus sınırında değil, Kürdistan’ın içinde açılırdı.’

İstanbul’da 1892’de eğitim süresi 5 yıl olan  yeni bir mektep daha açılır.. Dönemin bir gazetecisi mekteple ilgili şunları der. : Sultan, aşiret mektebini açmakla pratik olarak, Kürd aşiret reislerinin çocuklarını İstanbul’da rehin tutma imkânına sahip oldu.’ (a.g.e. C.Celil. sayfa 19 Avesta) Abdülhamit sonraları söylenen bu sözleri onaylayacaktır.

Aşiret mektebinde Özgür Kürdistanı kurma fikri, Kürd gençleri arasında yaygınlaşınca,  1907’de Sultan mektebi kapatmak zorunda kalır..

Kahire’de 1898’de yayınlanan ilk Kürd gazetesi ‘Kürdistan’ın Kürd toplumunun aydınlanmasındaki önemine değinen  C.Celil, gazetenin editörü ve yayıncısı olan Mikdat Mithat Bedirxan’’ın gazetenin ilk sayısının Fransızca ekinde şöyle yazdığını aktarır. :

Bu gazeteyi oluşturuken, kendi milletimden insanlara okuma sevgisi aşılamayı, halkın çağdaş ileri medeniyetle tanışmasını ve kendi edebiyatını tanımasını amaçladım…… ‘(a.g.e. C.Celil sayfa 26 Avesta)

Okurlardan birinin gazeteye  gönderdiği mektupta da ; ‘Her zaman, bizim Kürdlere bakıyor ve gece gündüz endişeyle düşünüyordum :Kürdlerin çoğu gözüpek ve hünerli olduğu halde, neden hepsi de zanaatten ve bilgiden uzaklar, neden Kürdler okuma yazma ve eğitimden mahrumlar. Bu düşünceler beni tümüyle endişeye saldı.Üzüldüm ve eziyet çektim. Ama şimdi şükürler olsun ki,gazeteniz Kürdlerin yararına yayınlanıyor.’

Kürdistan Gazetesi’nin tarihindeki ikinci dönem, gazetenin Kahire’den Cenova’ya taşınmasıyla başlar, Faaliyeti editörün kardeşi Abdurrahman Bedirxan devralır.

Kendi söylemiyle  Kürdlerin geriliğinin nedeni; ‘Kürdlerden al, Türklere Harca’ politikasıdır..

Kürdistan Gazetesi, ülkenin ve topraklarının bölünmezliği konusunda Jön Türk ideologlarıyla başından beri ortak bir tutum içindeydi.Abdurrahman Bedirxan aynı zamanda ‘Osmanlı’ Gazetesi’nin yazı kurulu üyesiydi.

Gazetenin, Jön Türkler’in 1. Kongresinin detaylı açıklamasının  yer aldığı  31ci .sayısinda basımına son verilmesi, konusunda A.D.Jeltakov şunları yazar :

‘Kongreye katılanların çoğu, özellikle Türk olmayan ulusal azınlıkların temsilcileri, yerel yönetimlere daha geniş yetkiler verilmesi yönünde görüş bildirdiler.Ahmet Paşa ve onun gibi Türk Burjuvazisinin çıkarlarını savunanlar,bu çözüm önerilerine  katılmadılar. Sonuç olarak kongrede jön Türklerin yayın organlarında da ciddi değişikliklere  neden olan parçalanmalar meydana geldi. (a.g.e.  sayfa 32 . C.Celil  kaynağı :A.D.Jektakov,’Türkiye’nin sosyo-politik ve kültürel yaşamında Basın’ Moskova 1972 sayfa 267)

Osmanlı’ nın yayın politikasında yapılan değişiklik Kürdistan Gazetesi’nin kaderini de etkilemiş,.Jön Türkler’in matbaasında basılan Kürdistan Gazetesi’nin yayını kesintiye uğramıştır.

Jön Türkler, 1910’dan itibaren Abdülhamit’e  karşı birlikte savaş yaptıkları yoldaşlarını ve  ulusal çıkarlarını yok sayan bir politika izlediler.

İstanbul’da 1908’de Abdülkadir ve Prens Emin Bedirxan ların kurduğu ‘Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti, ardından Kürd kulüpleri, yayın organları, Kürd dernekleri tek tek kapatılmaya başlandı.

Bütün bunlar Kürd sosyo politik yaşamının gelişim sürecini durdurmadı. Kürd Hareketinin gelişmesinde örgütün çok önemli rol oynadığını belirten Abdulaziz Yamulki ‘Kürdistan ve Kürd İhtilalleri adlı kitabında’ Örgütün  ilk defa Kürdlerin özgürleşmesi sorununu bazı liderlerin otoritesine değil,politik ve sosyal ilerlemenin tarihsel gelişim sürecine bağlayarak birinci plana almış’ olduğunu söyler. (a.g.e. sayfa 71  C.Celil. kaynağı :Abdülaziz Yamulki,’Kürdistan ve Kürd İhtilalleri.sayfa.55)

 « Hêvi » (Umut) öğrenci derneği 1912’de kurulduğunda, Lozan başta olmak üzere Avrupa’da ağırlıklı faaliyetler içerisine girer. Erzurumda aktif çalışmalarda bulunur.. Cemiyet, ‘Roji Kürd’isimli dergiyi çıkartır. Birinci Dünya Savaşı’na kadar da faaliyetleri devam eder.

Abdullah Cevdet dergide Çağrı adlı makalesinde şunları söyler :.……Ulusal bilinç kendi halkının tarihini öğrenerek beslenir. Biz 20.yüzyılda yaşıyoruz.Geçmişin bilgisine sahip olmayan bir ulus tarihsel geleceğini belirleyemez,kendi kaderinin sahibi olamaz. Kendi kaderinin sahibi olmayan bir ulus ise köleleşir. Ve iktidarların kurbanı olur.’diyerek şöyle devam eder :’Bağımsız tarih, ulusun sevdasıdır, bu ulusun idealidir.(a.g.e. sayfa 81 C.Celil. kaynağı :Roji Kürd dergisi)

Celilê Celil, 1912 sonu 1913 yılının başlarında Abdurezak Bedirxan’ın Hoy’da Kürd Kültür Eğitim örgütü olan ‘Gehandıni’ yi  kurduğunu, örgütün  Kürdçe dergi ve gazete çıkarması  yanında  Rusya’ya Kürd Öğrencilerini gönderdiğinden bahseder. (a.g.e. sayfa. 121)Ayrıca Abdurezak Bey’in , Rusya’dan  Gehandıni  için maddi ve manevi destek istediğini belirtir. Rusça harflere dayanarak, yeni bir Kürdçe alfabenin oluşturulması için Rus Bilimler Akademisi’ne başvurduğunu,. Q.Orbeli’nin hazırladığı bu alfabenin, 1919-1920’lerde Mehmet Emin ve Halil Hayalı  tarafından Latin harfleriyle hazırlanan Kürdçe alfabe projesinin de temelini oluşturduğunu anlatır.

1915’te kurulan ilk Kürd matbaasının Kürd halkının gelişiminde ve kültürel hayatında önemli bir yer tuttuğunu söyler...Kültürel alanda önemli ilerlemelerin  özellikle Güney kürdistan’da görüldüğünü, bunda Irak’ın osmanlı’yla ilişkilerinin mesafeli olmasından kaynaklandığını belirtir.

Matbaanın bastığı  ilk kürdçe kitap, Kürd klasiği Ehmede Xani’nin Mem û Zin’ idir. Matbaa 1925 Şeyh Sait hareketine kadar Halep’te varlığını sürdürür..

Celile Celil, Kürdistan’da yayıncılığın belirli ölçüde misyonerlerin, özellikle Alman misyonerlerin faaliyetleriyle ilişkili olduğunu söyler.(a.g.e. sayfa 94 C.Celil) Kürd eylem adamı Abdurezak Bedirxan 1.Dünya savaşını İran’da karşılamış. Jön Türkler tarafından 1918’de ölüme mahkum edilmiştir.

Yazar, 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başındaki Kürd halkının sosyal ve kültürel gelişiminin , Kürd toplumunu tek siyasi oluşumda birleştiremediğine vurgu yapar.

Tarihsel olarak Kürdler iktidarlarin böl yönet politikaları karşısında yenilgiler yaşamış, Kürd liderlerinin akibetleri neredeyse bir ve benzer olmuştur. Bu üzerinde durulup araştırılması gereken önemli bir konudur.

Celilê Celil’in kitapları sadece bir dönemi aydınlatmakla kalmıyor, sunduğu belgeler ışığında Kürdlerin tarihten önemli dersler çıkarması gerektiğine de vurgu yapıyor.

Kitap, yeryüzünde kürdlerin kahredici yalnızlıklarına da belgelerle tanıklık ediyor. 

Hülya Yetişen

20/02/2013.

 

Yorumlar

İro,

Duh  olduğu gibi,İro  da Kürd Milledi'nin  topyekün maruz Qaldığı ZALİMLERİN baskıcı sömürücü zulümünden Qurtulması  için yine şu üç (se sıse) haqiqada  ihdiyacı war.O da şu :Hz.Saidi Kurdi' nin belird diği gibi..>Sanad,marifed we edifaq < dir.Kürd Milledi tam olarak bunların sahibi  olmayi/ sahip çıkmayi başarırsa bilinsin ki,Kürdistan yeniden medeniyedler ÜLKESİ (coğrafyası)olarak tarih de olduğu gibi yine haq eddiği ismini we yerini alacaktir.

 

"Bizim düşmanımız;
cehalet, 
zaruret,
 ihtilaftır
.
 Bu üç düşmana karşı 
san'at, 
marifet, 
ittifak
 

silahıyla cihad edeceğiz.''

Bediüzzaman
Said-î Kurdî

Sayin Hülya Hanim,

gercekten de öyle. Din bizleri mahvetmis!

Bugün Alevi Kürdler cogu CHP ye ve Sünni Kürdlerin cogu da AKP, MHP veya FP/RP oy veriyor.

Islamiyet ve Alevilik bu bakimdan Kürd Halkina telafisi coook zor zarar getirdi.

Halkimnizin bu eroin li uykudan bir sekilde kurtulmasi gerekiyor.

Bazilari bu din konusunu yavas yavas asti ve asiyor. Ama daha coook yol almamiz lazim.

Bizimk aydinlarimiz bu konuda coook calismalari lazim.

Mesela sayin K adir Amac`in calismalari biz Kürdler icin cook önemli ve gereklidir.

Kürd Genclerinin dinci yesil fasistlerden kurtarilmasi gerekmektedir.

Saygilarimla!!!

R. celik,

Biz kürd milledini  mahwf eden din degil,Kürd milledi 'sadece' dini inancını kendine -dünyewi- "maf "sayarak mahwf oldu..!

İro tam tersi'nin 'sadecesini'de yaşamımıza uygularsak ? daha da pır u perişan olacağız.İki "İnsani'seçeneke de birden sahip olamazsak,bu yeryüzünde iki yakamız asla bir araya gelemeyecektir.Görüyorum ki özgürlükçü Kürd Gençleri tarihi  yanlışlığa qarşı,hatalı bir hınçla  yine yanlışların üstüne üstüne yürüyorlar .DURUN.

Bu dunyalar elbirliklerle Xancekek mezhebine deginmemeleri yeyuzunde an azgin irkcilik algiliyorum.
Xancepek tarixi cox eski yani ev ve sokak taslarimiza baxildiginda
hoho ne qiymetli tebieet esyalar cixi. Yani qisacasi hic bir millete din ve mezhep icat edilmeden Xancepekliler mezhep yaratixlarini bizat yuwnan filozoflar cox cox deginip kitapxane haline getirdixlerini bugun Xancepekte pusu meheme kevesinde duydum.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News