ala kurdistan
Ey Reqîb

Nobel Ödülü Tehlikede-Turhan Kayaoğu

Nobel Edebiyat Ödülü’nü veren İsveç Akademisi aylardır büyük bir skandalla sarsılıyor. Bu skandalın ivmesi son haftalarda iyice arttı ve heyecanlı bir dizi filmine dönüştü.

İlgiyi canlı tutacak bütün unsurlar var içinde: sex, yolsuzluk, çamur atma, adam kayırma, tehdit ve binbir türlü alicengiz oyunu. Bunların hepsi de en üst düzey bir entelektüel arenada öldürücü nokta atışları yapılarak sahneleniyor. 

Her şey geçen yıl ekim ayında başladı. ABD’deki film yıldızlarının ünlü bir prodüktörü cinsel tacizle suçlamalarının hemen ardından İsveç’te de film ve tiyatro sanatçısı kadınlar bir imza kampanyası başlattılar.

Akla gelebilecek bütün meslek gruplarından kadınların da katılmasıyla konu o kadar büyüdü ki, 1968 cinsel özgürlük hareketinden sonra İsveç’teki en büyük feminist devrim olarak kabul edildi. O gün bu gündür birçok ünlü ”şehvet düşkünü Şevket” gazetelerde ve TV kanallarında isim ve resim verilerek ifşa edildi. 

Akademi’den bu kadar söz edilmesinin başlıca nedeni, elbette ki, Nobel Edebiyat Ödüllerini dağıtan kurum olması. Bu akademi, dünyada uluslararası planda ödüller dağıtan ilk kurum (100 yıldan fazla bir zamandır Nobel Edebiyat Ödülü’nü dağıtıyor). Tarihi çok eskilere dayanıyor.

İsveç Akademisi’ni Kral III. Gustav 1786 yılında kurdu. Sanat ve edebiyata pek düşkün olan bu kral, Almanya’dan yukarıya uzanamamış olan Rönesans’ın eksikliğini gidermek için toplumu uygarlaştırmak ve kültür hayatını zenginleştirmek amacıyla Paris’e gidip Fransız Akademisi’nin tüzüğünü incelemiş.

Daha doğrusu büyük ölçüde kopya etmiş. Tüzüğü yazarken kağıdın kenarına keyifle yudumladığı kırmızı şaraptan bir miktar dökülmüş. O şarap lekesi tüzüğün orijinalinde hâlâ göze batıyor. 

Akademi hâlâ o tüzükle yönetiliyor. 18 üyesi var. Bunlardan biri her yıl kameraların karşısına geçip Nobel Edebiyat ödülünün kime verildiğini açıklayan daimi sekreter. Akademi yurt içinde de ”İsveç dilinin temizliği, gücü ve saygınlığını” yüceltmek için çeşitli ödüller ve burslar da dağıtıyor.

Üyeler Akademi’ye ömür boyu kalmak üzere seçiliyorlar. İlk daimi sekreter Nils von Rosenstein 38 yıl sonra kör ve bunak olarak hayata gözlerini yumuyor. Bu kural daha sonradan 70 yaşla sınırlandırılıyor.

Neden başka bir kurum değil de İsveç Akademisi bu ödülü veriyor? Sorunun yanıtını Alfred Nobel’in vasiyetnamesinde görüyoruz. Bakü petrolüyle olağanüstü büyük bir servet yapan Nobel, ölümünden sonra bir vakıf kurulmasını ve servetini bu vakfın yönetmesini istiyor.

Her yıl elde edilen faizin bir önceki yıl ”insanlığa en büyük yararı sağlamış” kişilere verilmesini öngörüyor. Ödüller edebiyat, fizik, kimya, tıp alanında verilecektir. 

Nobel, vasiyetnamesinde edebiyat ödülünün İsveç Akademisi tarafından dağıtılmasını istiyor ve ölümünden dört yıl sonra, 1900’de Nobel Vakfı kuruluyor. 

Şimdi günümüzün büyük skandalına gelelim. Geçtiğimiz kasım ayında İsveç’in en büyük gazetesi Dagens Nyheter’de kültür çevrelerinde çok tanınmış bir kişinin birçok genç kadına cinsel tacizde bulunduğu açıklandı.

Basında ”kültür profili” diye adı geçen bu adam bunlardan bazılarına tecavüz de etmiş. Daha sonra bu adamın Akademi üyeleriyle çok yakın ilişkileri olduğu açıklandı. Daha sonra da adamın bazı Akademi üyelerinin karıları ve kızlarına ve Akademi’deki memur kadınlara da sarkıntılık yaptığı ortaya çıktı.

En sonunda bu adamın çok önemli bir kültür ve sanat merkezinin sahibi olduğu söylendi. Sonunda bu adamın Akademi üyesi şair Katarina Frostenson’un Fransız kocası Jean-Claude Arnault olduğu anlaşıldı. 

katerina

                                              Katarina Frostenson

Adamın Forum adlı kültür klübünde edebiyat geceleri, dans gösterileri, müzik dinletileri düzenleniyor ve resim sergileri açılıyordu. Adam birçok genç yazar ve ressam adayı kadını, ”seni ünlü yapacağım” diye kulağına fısıldayarak ve içki içirterek Yeşilçam filmlerindeki ırz düşmanı kötü adam gibi tuzağına düşürmüş.

Üstelik bu kadınları Akademi’ye ait olan lüks dairelerde becermeye çalışmış. Ayrıca Akademi’nin Stockholm’ün en mutena semtlerindeki birçok dairesinin dışında Paris’teki bir dairesinin de anahtarı ona verilmiş. 

Bunlar yetmediği gibi Akademi bu ”kültür profili”ne sanatsal etkinliklerini desteklemek üzer her yıl yüz binlerce kron para ödemiş. Bu da yetmemiş, Akademi üyelerinden bazılarının hararetli teşvik ve talepleriyle kadın olan Kültür bakanı da bu profile en büyük kültür nişanını takmış.

Akademi’nin 2015’ten bu yana daimi sekreterliğini yapan ve ilk kadın sekreter olan edebiyat profesörü Sara Danius, hemen bir hukuk bürosunu devreye sokarak konunun yasal yollarla çözülmesini istedi. 

Geçtiğimiz aylar içinde bu adamın karısının hangi yüzle hâla Akademi’yi terk etmediği ve kocasını kurtarmaya çalıştığı herkesin kafasını meşgul etti. 

Akademi’nin bir hafta önceki toplantısının sonunda üyelerden üçü Akademi’yi terk ettiklerini açıkladılar. Artık bomba patlamıştı. Toplantıdan bir süre önce üyelere hukuk bürosunun raporu verilmiş. Raporda adamın karısının da o kültür merkezinin hisseli ortağı olduğu yazılıymış.

Böylece Akademi’nin paralarının Katarina Frostenson’un firmasına aktarıldığı ve kadının açıktan yolsuzluk yaptığı ortaya çıkmış. Bunun üzerine Katarina Frostenson’un Akedemi’yi terk etmesi konusunda oylama yapılmış. Oylamayı Frostensonu savunanlar kazanmış. Bunun üzerine istifalar çıkageldi. 

Kılıçlar çekilmişti artık. Çoğunluk bu kez daimi sekreter Sara Danius’u görevi terk etmeye zorladı. Üyelerden ”profil”in yakın dostu olan Horace Engdahl bir akşam gazetesinde Sara Danius’u hedef alan hakaret ve müthiş aşağılayıcı ifadelerle dolu bir yazı yayımladı.

Geçtiğimiz perşembe günü yapılan toplantıda Sara Danius görevinden ve Akademi üyeliğinden çekildiğini açıkladı. Hemen ardından Katarina Frostenson da Akademi’yi terk etti.

Akademi’nin iki kadın üyesi çok daha önceki yıllarda protestoyla Akademi’deki üyeliklerini askıya almışlardı. Şimdi iki kadın üye daha ayrıldı. Böylece Akademi’nin aktif üye sayısı 11’e indi. Karar alınabilmesi için 12 üyenin oyu gerekiyor. Bu durumda Akademi ne Nobel ödülü, ne başka ödül ve ne de burslar dağıtabilecek. 

nobel

                                                       Sara Danius

Danius Akademi’nin köhnemiş havasını ve eskimiş kurallarını temizleyip Akademi’ye ve taze kan vermeye çalıştı. Ama yenildi. Akademi sonunda erkekler kulübüne dönüştü. Bunların bir kısmının o kültür profiliyle bazı kirli ilişkileri olduğunu düşünmemek elde değil. 

Bir ırz düşmanıyla başlayan fırtına daha dineceğe benzemiyor. İsveç kralı Akademi’nin hamisi. Gözler onda. Bu ”kirli” adamların ömür boyu orada oturmamaları için tüzüğü değiştirmesi bekleniyor. 

Kamuoyunda Sara Danius’a büyük bir sempati ve destek var. Ezici çoğunluk kalanların da Akademi’den çıkartılmasını, her şeye sıfırdan başlanmasını istiyor. Akademi’nin kaybolmuş saygınlığının ancak böylece geri kazanılacağı yaygın kanı. Doğrusu da bu!

 ahval

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News